Derleyen: Mustafa Çalýk
Ankara: Cedit Neþriyat Yayýnlarý, 2006, 260 sayfa.
“Ermeni Soykýrýmý Ýddialarý: Yanlýþ Hesap Talât'dan ve Tehcir'den Dönünce” adlý eser, Justin McCarthy, Gündüz Aktan, Guenter Lewy, Nuri Bilgin, Yusuf Halaçoðlu, Kemal Çiçek, Yusuf Sarýnay, Ömer Turan ve Hikmet Özdemir’in makalelerinin bir araya getirilmesiyle oluþturulan bir derleme kitaptýr.
Kitabýn ana temasý Ermeni sorununun nasýl ortaya çýktýðý, Türk-Ermeni iliþkileri ve I. Dünya Savaþý sýrasýnda Salgýn hastalýklar nedeniyle ortaya çýkan ölümlerdir. Bunlarýn yaný sýra Ermeni sorununun hukuki boyutu ve tehcir yýllarýndaki yargýlanmalara da kitapta geniþ yer verilmektedir.
Justin McCarthy’nin “Kim Baþlattý” baþlýklý makalesiyle baþlayan bölümde yazarýn tarihi ve tarihçiliði sorguladýðý görülmektedir. Tarihin yazýlmadan önce ilgili bütün kaynaklarýnýn incelenmesinin gerekliliðini vurgulayan yazar tarihin sadece bir kaynaktan beslenerek de yazýlamayacaðýný, yazýldýðý taktirde bunun tarih olamayacaðýný ifade etmektedir.
Tarih ve siyasetin birbirinden baðýmsýz alanlar olduðunu belirten McCarthy, siyasilerin tarih konusunda yargýda bulunamayacaklarýný, bulunurlarsa tarihin tüm görev ve sorumluluklarýný da üstlenmeleri gerektiðine deðinmiþtir. Özellikle Fransýz Parlamentosu ve Avrupa Birliði Parlamentosunun hiçbir zaman tarihçilerin kurallarýný izlemediklerini ve tarihsel konularla ilgili araþtýrma yapmaya zamanlarý olmadýklarý halde bu konularda kararlar almýþ olmalarýný eleþtirmiþtir.
Türkiye’de bir çok yazarýn “soykýrým yapýlmýþtýr” yönünde kitaplar yazdýðýný ve bu yönde fikirlerini rahatça beyan edebildiklerini anlatan McCarthy, Türkiye’nin olgun ve özgüven duygusuna sahip olduðunu belirterek ayný hoþgörünün Avrupa’da “soykýrým olmamýþtýr” yönünde fikir beyan eden Türklere karþý gösterilmediðine deðinmiþtir.
Türklerin Ermenilere karþý çarpýþmalarýný “kendilerini savunuyorlardý” þeklinde açýklayan McCarthy, bunu “Türklerin yerinde kim olsaydý ayný þeyi yapardý, ifadeleriyle dile getirmiþtir. Yazar, iki toplum arasýndaki sorunun, bilinenin aksine, 19. yüzyýlda deðil daha 18. yüzyýldan itibaren Ýran Ýmparatorluðu döneminde baþladýðýný ifade etmiþtir.
1877-1878 Osmanlý-Rus Savaþýnýn baþlamasýyla birlikte Türk-Ermeni iliþkilerinde baþlayan kýrýlmanýn Ýhtilalci Ermeni Örgütleri sayesinde iyice gün yüzüne çýktýðýný anlatan McCarthy, 1890’lardaki ayaklanmalarda Batýlý ülkelerin ve Ermeni kilisesinin rolüne de deðinmiþtir. Makalenin devamýnda I. Dünya Savaþý ve Azerbaycan-Ermenistan arasýndaki sorunun ortaya çýkýþýný da ele alan yazar, iki ülke arasýndaki temel anlaþmazlýðýn Bolþeviklerle birleþen Ermeni milliyetçilerinin Bakü’deki Türk nüfusunu yok etmeye zorlamalarý ile baþladýðýnýn altýný çizmiþtir.
“Devletler Hukukuna Göre Ermeni Meselesi” baþlýklý bölüm ise Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan tarafýndan kaleme alýnmýþtýr. Aktan bugüne kadar Ermeni sorununun daha çok siyasi ve tarihi boyutu üzerinde durulduðunu ve hukuki boyutunun ise göz ardý edildiðine deðinmiþtir.
‘Genocide’ sözcüðünün ilk kez Polonya Yahudisi olan Raphael Lemkin tarafýndan ortaya atýldýðýný ve Lemkin’in Ermeni olaylarýný da bir soykýrým olarak tanýmladýðýna deðinen Aktan, Lemkin’in soykýrým tanýmýnýn zamanla geliþen hukuk sayesinde giderek daraldýðýný vurgulamýþtýr. Buna göre her grubun deðil sadece bazý gruplarýn ve sadece fizik ve biyolojik olarak yok edilmesi amacýyla iþlenen fiiller soykýrým olarak nitelendirilmeye baþlanmýþtýr.
Soykýrýmýn yer aldýðý ilk hukuki belge’nin BM Genel kurulu olduðuna deðinen Aktan, Soykýrým Sözleþmesinin ise ilk kez 9 Aralýk 1948 yýlýnda kabul edildiðini belirtmiþtir. 1951’de yürürlüðe giren sözleþmeye göre soykýrým, bir milli, etnik, ýrki veya dini grubu, grup olarak, kýsmen veya tümüyle, yok etmek kastýyla bir takým fiillerin iþlenmesiyle gerçekleþmiþ sayýlmaktaydý;
“a-Grubun mensuplarýný katletmek,
b-Grubun mensuplarýna ciddi bedensel ve psikolojik zarar vermek,
c-Grubun bedeni varlýðýnýn kýsmen veya tamamen yok olmasýna yol açacak hayat þartlarýna kasten tabi tutmak,
d-Grup içinde doðumlarý önlemek kastýyla önlemler dayatmak,
e-Grubun çocuklarýný bir baþka gruba zorla nakletmek.”
Devletler Hukuku açýsýndan da soykýrým konusu üzerinde duran Aktan, uluslar arasý toplumun, soykýrýmdan farklý olarak, insanlýða karþý iþlenen suçlara karþý ayný duyarlýlýðý göstermediðine de deðinmektedir.
Osmanlýlarda Ermenilere karþý, Nazilerin Yahudilere karþý duyduðu antisemitizme benzer bir ýrkçý nefretin olmadýðýný ve tehcirin Ermenileri grup olarak yok etme saikiyle yapýlmadýðýný vurgulayan Aktan ayrýca tehcirin tüm Ermenilere uygulanmadýðýný ve Soykýrým Sözleþmesinin 2.maddesindeki yok etme niyetinin de Osmanlýlarda bulunmadýðýnýn altýný çizmiþtir.
Guenter Lewy’nin “Ermeni Soykýrýmý Davasýnýn Yeniden Deðerlendirilmesi” baþlýklý makalesinde Türklerin Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Ermenilere soykýrým yaptýðý yolundaki iddialarýn üç temel kaynaðýný incelemiþtir. Önce 1919-1920 yýllarýnda kurulan Türk Mahkemeleri’ni (Divan-ý Harb-i Örfi) inceleyen yazar bu mahkemelerde yapýlan yargýlamalarýn ne kadar saðlýksýz olduðunu açýklamýþtýr. Bu yargýlamalar sýrasýnda altý bölgesel mahkemenin varlýðýnýn bilindiðine deðinen yazar, belge yetersizliði nedeniyle mahkemelerin toplam sayýsýnýn bilinmeðini ifade etmiþtir.
Daha sonra Ermeni iddialarýnýn temel noktalarýndan biri olan Teþkilat-ý Mahsusa’nýn Ermeni soykýrýmýndaki rolü tartýþmalarý üzerinde duran Lewy belgelerle bu teþkilatýn soykýrým ile alakasý olmadýðýný þöyle belirtmiþtir:
“Türk Genelkurmay Arþivi’nde Teþkilat-ý Mahsusa’ya gönderilen þifreli telgraflar bulunduðu söyleniyor, ama bu belgeler henüz bilimsel bir sorgulamaya tabi tutulmamýþtýr. Yeni belgeler ortaya çýkana kadar Teþkilat-ý Mahsusa ile Ermeni katliamlarý arasýnda bir irtibatýn bulunduðu, doðrulanmamýþ bir iddiadan baþka bir þey deðildir.”
Son olarak Naim Bey’in Hatýralarý olarak tabir edilen Aram Andonyan’ýn hazýrladýðý kitaptaki belgeleri deðerlendiren yazar bu belgelerin orijinalliðinin son derece tartýþmalý olduðunu ifade etmiþtir.
Prof. Dr. Nuri Bilgin’in ‘Ermeni Soykýrým Ýddialarý ve Tarihin Ýnþasý’ baþlýklý makalesinde soykýrým iddialarýnýn sosyal kullanýmý, öteki olarak Türk’ün iþlevselliði ve maðduriyetin cazibesi konularý üzerinde durmaktadýr. Batýlýlarýn Ermeni sorunu konusundaki tutumlarýný Sartre’nin Bulantý adlý eserindeki temaya benzeten Bilgin, Batý’da Ermeni sorununun bu kadar çok taraftar bulmasýnýn nedenini þöyle açýklamaktadýr;
‘Geçmiþsinde þu veya bu þekilde, çeþitli nedenlerle suç veya günah iþlemiþ olanlar, vicdanlarýný rahatlatma yönünde güçlü bir ihtiyaç duymaktadýrlar. Bu insani duygu, tüm büyük dinler tarafýndan ritüel bir pratiðe baðlanmýþ son derece köklü bir eðilimin ifadesidir. Hemen her din, iþlenen günahlara iliþkin bir kefaret yöntemi geliþtirmiþtir. Vicdan rahatlatma yöntemi, ya bir diyet ödemeye dayanmakta, ya da aksi yönde bir eylem yada etkinlik ortaya koyma, örneðin, daha dindar, daha iyiliksever, daha vatansever, daha insan haklarý savunmacýsý, vb. olma þeklinde somutlaþmaktadýr.’
Söz konusu sorunun gündemde kalmasýnda kitle iletiþim araçlarýnýn önemine de deðinen Bilgin, sosyal psikolojik açýdan insanlarýn baþkalarýnýn baþýna gelen kötülükleri okumaktan veya görmekten garip bir hoþnutluk duyduðunu vurgulamaktadýr. Baþkalarýnýn olumsuzluklarýný göz önünde tutmanýn bireyi rahatlattýðýnýn altýný çizen yazar, bireyin böylelikle kendini daha iyi hissettiðini ya da bir baþka deyiþle bu yolla adeta günah çýkardýðýný ifade etmektedir.
Bilgin ayrýca Osmanlý dönemindeki ‘barbar Türk’ imgesinin imparatorluðun yýkýlýþýyla birlikte yerini ‘soykýrýmcý ve iþgalci Türk’ imgesine býraktýðýný da anlatarak söz konusu düþmanlýðýn eski dönemlerden günümüze uzanan olumsuz Türk imgesine dayandýðýný açýklamaktadýr.
Prof. Dr. Yusuf Hallaçoðlu’nun da Ermeni soykýrýmý iddialarý konusunda kýsa bir deðerlendirmesinin bulunduðu kitapta daha çok Rus arþivlerinden hareketle savaþ yýllarýnda Ermenilerin neden tehcire tabi tutulduðu ele alýnmaktadýr. Söz konusu tehcirin gerçekleþtiði yýllarda ne gibi önlemlerin alýndýðý ve Batýlý kaynaklardaki Ermeni nüfusuna da yer veren Hallaçoðlu, dünyanýn hiçbir ülkesinin, kendisini yýkmaya çalýþanlara karþý sessiz kalamayacaðýnýn da altýný çizmektedir.
Prof. Dr. Kemal Çiçek’in de tehcir konusuna yer verdiði makalesinde Türk-Ermeni iliþiklerinin tarihi boyutunun da ele alýndýðý görülmektedir. Daha çok Müslüman Türklerle- Ermenilerin ilk karþýlaþmalarý üzerinde duran Çiçek, Osmanlý devletinde Ermenilerin önemli görevler üstlendiklerini vurgulamaktadýr.
Tehcir kararýnýn meþru bir güvenlik önlemi olduðunu ve tüm Ermenilere uygulanmadýðýný belirten Çiçek, söz konusu kararýn maddelerini de okuyucularýn hizmetine sunmaktadýr. Bunun yaný sýra tehcir kararýnýn hangi esaslar çerçevesinde uygulanmasý gerektiði yönündeki Yönetmeliðin de bulunduðu makale, tehcir yolculuðunu da detaylý bir þekilde ele almaktadýr. Tehcir sýrasýnda ülkenin içinde bulunduðu koþullar nedeniyle Ermenilerin yaný sýra toplumun bir çok kesiminden insanlarýn da olumsuz bir þekilde etkilendiðinin altýný çizen yazar, savaþýn sona ermesiyle birlikte bir çok Ermeninin yerlerine geri döndüðünü de belirtmektedir.
Baþbakanlýk Devlet Arþivleri Genel Müdürü Doç. Dr. Yusuf Sarýnay’ýn kaleme aldýðý ‘Ermeni Tehciri ve Yargýlamalar’ baþlýklý bölümde ise yine tehcirin sebepleri üzerinde durulduðu görülmektedir. Ermenilerin sevk ve iskana tabi tutulduðu bütün bölgelerde soruþturma komisyonlarýnýn kurulduðunu ve görevini kötüye kullananlarýn tespit edilmesi halinde Divan-ý Harplere sevk edildiklerini belirten Sarýnay, Divan-ý Harplerde yargýlanan 1673 kiþi arasýnda asker, polis ve Teþkilat-ý Mahsusa elemanlarýnýn da bulunduðuna iþaret etmektedir.
Orta Doðu Teknik Üniversitesi Tarih bölümü öðretim üyesi Doç. Dr. Ömer Turan ‘Amerikan Misyonerlerinden E. Smith ve H. G. O. Dwigh’e Göre 1830-1831 Yýllarýnda Ermeniler’ konusunu ele almýþtýr. Daha çok The American Board misyonerlerinin bölgedeki faaliyetleri üzerinde yoðunlaþan Turan, söz konusu misyonerlerin görevlendirildikleri bölgelerde etnik/dini gruplarla ilgili raporlar hazýrladýklarýný vurgulamýþtýr. Bu raporlar sayesinde bölgeye yönelik çeþitli stratejilerin geliþtirildiðine deðinen yazar, ayrýca raporlarýn Batý kamuoyunun dikkatini bölgeye çektiðinin altýný çizmektedir.
The American Board tarafýndan bir araþtýrma yapmak üzere Ermenistan adýný verdikleri bölgeye gönderilen misyoner Eli Smith ve H. G. O. Dwigh’tin yaklaþýk bir buçuk yýl süren gezileri sýrasýnda hazýrlamýþ olduklarý raporlara yer veren Turan, iki misyonerin uðradýklarý yerlerde daha çok burada yaþayan insanlarýn tarihleri, dinleri, gelenekleri, demografik, ekonomik, sosyal ve siyasal durumlarý hakkýnda önemli bilgiler topladýklarýna deðinmektedir.
Son makalede ise ‘Dünya Savaþý’nda Salgýnlar ve Ölümler’ konusu ele alýnmýþtýr. Prof. Dr. Hikmet Özdemir tarafýndan kalem alýnan makalede Dünya savaþý sýrasýnda savaþ koþullarýnýn zorluðu ve bir çok olumsuzluklar nedeniyle saðlýk hizmetlerinin yetersizliðine dikkat çekilmektedir. Yazarýn, baþta Ýngiliz, Alman ve Rus olmak üzere bir çok kaynakta açlýk ve hastalýk nedeniyle ortaya çýkan Türk kayýplarýna yer verdiði görülmektedir. Böylelikle savaþ yýllarýnda ortaya çýkan salgýn hastalýklarýn mültecilerle birlikte bir çok Müslüman’ýn da ölümüne sebep olduðu görülmektedir.
Editörlüðünü Mustafa Çalýk’ýn yaptýðý derleme kitabý okuyucularýn istifade edebilecekleri önemli bir kaynak olarak deðerlendirmek mümkündür.
|