Öz:Bu yazýda Ekim 2006’ya kadar olan yaklaþýk dört ay içimde Ermeni sorunu konusundaki geliþmelerden en önemliler olan, Avrupa Parlamentosunun Türkiye hakkýnda kararý, Fransýz Cumhurbaþkaný Jacques Chirac’ýn Ermenistan ziyareti ve Ermeni soykýrým iddialarýný reddeden kiþilerin cezalandýrýlmasýný öngören bir kanun tasarýsýnýn Fransýz Ulusal Meclisinde kabulü konularý incelenmektedir.
Anahtar Kelimeler:Türkiye, Ermenistan, Fransa, Avrupa Birliði, Fransýz Ulusal Meclisi, Soykýrým,Ahmet Necdet Sezer, Recep Tayip Erdoðan, Abdullah Gül, Jacques Chirac, Rober Koçaryan, Vartan Oskanyan, Partick Deveciyan, Camiel Eurling, Olli Reh.,
Abstract:This article analyzes the most significant developments pertaining to the Armenian Question which took place throughout a period of approximately four months till October 2006.In this regard, The European Parliament’s decision pertaining to , The French President Jacques Chirac’s visit to , and the French National Assembly’s adoption ofthe draft bill foreseeing the penalization of individuals denying the Armenian genocide allegations shall be examined.
Key Words:Turkey, Armenia, France, the European Union, the French National Assembly, Genocide, Ahmet Necdet Sezer, Recep Tayip Erdogan, Abdullah Gul, Robert Kocharian, Vartan Oskanian, Partick Devecian Camiel Eurling, Olli Rehn.
Ermeni sorunu ve Türkiye- Ermenistan iliþkileri konusunda yaklaþýk son dört aylýk dönemin en önemli olaylarý Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raporu’nda yer alan Ermeni soykýrým iddialarý ile bu konunun Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliðinin ön koþulu haline getirilmesinin reddedilmesi, Baþkan Jacques Chirac’ýn Ermenistan ziyareti sýrasýnda Ermeni soykýrým iddialarý hakkýndaki sözleri ve neden olduðu tepkiler ve Fransýz Ulusal Meclisi’nin Ermeni “soykýrýmýný” inkâr edenlerin cezalandýrýlmasý hakkýndaki kanun tasarýsýný kabul etmesidir. Bu üç konu aþaðýda incelenmektedir.
I- AVRUPA PARLAMENTOSU TÜRKÝYE RAPORU
Avrupa Birliði Komisyonu her yýl Birliðe katýlmak için baþvuran ülkelerin “katýlmaya doðru ilerlemeleri” hakkýnda bir rapor hazýrlar. Bu rapor bir yandan Avrupa Parlamentosuna diðer yandan Birliðin en yüksek icra organý olan Konseye gönderilir. Avrupa Parlamentosu, Dýþiþleri Komisyonu’nun bu rapor hakkýnda hazýrladýðý bir rapor üzerine, bu konuda bir karar kabul eder. Bu karar tavsiye niteliðindedir. Ancak Avrupa Birliði halklarýnýn eðilimlerini gösterdiðinden önemlidir.
2005 yýlý Ýlerleme Raporu’na iliþkin Avrupa Parlamentosu Kararý’nýn, normal koþullarda ilkbahar aylarýnda çýkmasý gerekirken, Türkiye’nin Birliðe katýlmasýnýn çok tartýþmalý olmasý nedeniyle ertelenerek Eylül ayýna kaldý. Kasým ayýnda Komisyon’un 2006 yýlý Ýlerleme Raporu’nu yayýnlayacak olmasý bu gecikmenin boyutu hakkýnda bir fikir vermektedir.
Türkiye’nin Birliðe katýlmasý konusunda Avrupa Parlamentosu üyeleri arasýnda farklý görüþler vardýr. Çoðunluðunu Hýristiyan Demokratlarýn oluþturduðu muhafazakâr bir grup, Türkiye’nin Hýristiyan olmamasýndan ve Avrupa kültürüne sahip bulunmamasýndan baþlayarak ýrkçýlýða kadar uzanan birçok nedenle Türkiye’nin AB’ye üye olmasýný istememektedir. Bunlara, tarihsel nedenlerle her zaman ve her yerde Türkiye’ye karþý çýkan Yunanistan ve Kýbrýs’ý ve ayrýca çeþitli ülkelerdeki diasporalarý aracýlýðýyla etkili olan Ermenistan’ý katmak gerekmektedir. Buna karþýn Sosyalistler, Liberaller ve Yeþiller, baþta Kopenhag kriterleri olmak üzere, gerekli hususlarý yerine getirmesi halinde, Türkiye’nin üye olmasý gerektiðini savunmaktadýr. Bu iki grubun sayýsal gücü birbirine yakýndýr. Oylamalarda bazen biri bazen de diðeri galip gelebilir. Bu durum müzakerelerin çok tartýþmalý geçmesine neden olmaktadýr. Bu yýl Dýþiþleri Komisyonu’nda Camiel Eurlings’in hazýrladýðý 11 sayfalýk rapor için 115 sayfa deðiþiklik önergesi verilmesi tartýþmalarýn boyutu hakkýnda bir fikir vermektedir. Deðiþiklik önerilerinin önemli bir kýsmý Türkiye aleyhindedir. Yukarýda deðindiðimiz gibi Türkiye’nin AB’ye üye olmasý konusunda Avrupa Parlamentosu’nda çok farklý görüþler vardýr. Üye olmasýndan yana olanlar dahi Türkiye’nin henüz buna hazýr olmadýðýný ve bazý reformlarý gerçekleþtirmesi gerektiðini düþünmektedir. Bu olgu AP raporlarýný Türkiye hakkýnda akla gelebilecek her türlü þikâyeti dile getiren ve bunlarýn düzeltilmesini isteyen bir belge haline getirmektedir. Biz burada son raporun sadece Ermeni sorununu ilgilendiren bölümlerini ele alacaðýz.
1. Dýþiþleri Komisyonu’nun Raporu Onaylamasý
Dýþiþleri Komisyonu 4 Eylül 2006 tarihinde birçok deðiþiklik yaptýktan sonra Camiel Eurlings’in raporunu onaylamýþtýr. Ermeni sorunu konusunda en önemli deðiþiklik Türkiye’nin sözde Ermeni soykýrýmýný tanýmasýnýn AB üyeliðinin ön koþulu olduðunun belirtilmesidir. Bu konuda rapora eklenen 49 maddenin çevirisi þudur; “ Daha önce Avrupa Parlamentosu’nun 15 Aralýk 2004 ve 28 Eylül 2005 tarihli kararlarýnda istenmiþ olduðu gibi Ermeni soykýrýmýný tanýmasý hususunda Türkiye’ye yapmýþ olduðu çaðrýyý tekrarlar, bu tanýmayý Avrupa Birliði’ne katýlmanýn ön koþulu addeder.”
Türk basýný Komisyon raporunun bu kýsmý üzerinde haklý olarak çok durmuþtur. Ancak AB’ye üye olmak için Ermeni “soykýrýmýnýn” tanýnmasý koþulu ilk defa ortaya atýlýyormuþ gibi bir hava yaratýlmýþtýr. Oysa bu koþul eskidir. Türkiye 1987 yýlýnda ilk kez AB’ye üye olmak için baþvurduðunda Avrupa Parlamentosu “Ermeni Sorununun Siyasi Çözümü” baþlýðýný taþýyan bir karar kabul ederek, diðer bazý hususlar arasýnda, Türkiye’nin AB’ye üye olmadan önce Ermeni “soykýrýmýný” tanýmasý gerektiðini ileri sürmüþtü. O yýllarda Türkiye’nin tam üyelik baþvurusu kabul edilmeyince bu karar bir sonuç getirmemiþti. Türkiye on iki yýl sonra 1999’da baþvurusunu yenilediðinde Ermeni sorunu ve dolayýsýyla 1987 yýlý kararý derhal gündeme gelmiþtir. Nitekim o günden bu yana, biri hariç, Türkiye ile ilgili tüm Avrupa Parlamentosu kararlarýnda Ermeni “soykýrýmýnýn” tanýnmasý hususu ya açýkça ya da 1987 kararýna atýfta bulunmak suretiyle dile getirilmiþtir. Bunlarýn sonuncusu 28 Eylül 2005 tarihli karardýr. Bu konuda okuyucularýmýza zamanýnda bilgi vermiþtik. O itibarla Avrupa Parlamentosu’nun bu konuyu ele almasý yeni deðildir ve aslýnda eski kararlarýn tekrarý niteliðindedir. Diðer yandan Avrupa Parlamentosunun bu tür kararlarý tavsiye niteliðinde olduðundan her zaman deðiþtirilebilir. Kararlar bu niteliðiyle, belirli biz zaman dilimi içinde, Avrupa Parlamentosu’nun eðilimini gösterir. Bu ise belirli bir karardan memnun olmayanlarýn onu deðiþtirmek, memnun olanlarýn ise korumak için çaba sarf etmelerine neden olur. Bu çerçevede her yýl Ýlerleme Raporlarý’na Ermeni “soykýrýmý”nýn alýnýp alýnmayacaðý konusunda büyük tartýþmalar yaratýr. Karar ne olursa olsun etkisi en fazla bir yýldýr. Sonra yeniden ayný mücadele baþlar.
Avrupa Parlamentosu 27 Eylül 2006 tarihinde, uzun münakaþalardan sonra Türkiye hakkýndaki Dýþiþleri Komisyonu raporunu bazý deðiþiklikler yaptýktan sonra onaylamýþtýr. Ermeni sorunu hakkýndaki baþlýca deðiþiklik yukarýda çevirisini verdiðimiz 49. paragrafýn 282 oya karþýlýk 320 oyla metinden çýkarýlmasý olmuþtur. Böylelikle bu sözde soykýrýmý tanýmak Türkiye için bir önkoþul haline gelmekten, bir süre için dahi olsa, çýkmýþtýr.
Muhafazakâr grubun, tam üyelik sürecinde zorluk çýkartarak Türkiye’yi bezdirmek amacýyla Ermeni “soykýrýmý” konusundan yararlanmaya çalýþtýðý açýkça belli olunca Sosyalistler, Liberaller ve Yeþiller müdahale edip bu konudaki maddeyi tasarýdan çýkartmýþlardýr. Buna karþýn, adaylýðýyla baðlý olmayan bir þekilde, Türkiye’nin Ermeni “soykýrýmýný” tanýmasýný isteyen ifadelere itiraz etmemiþlerdir. Gerçekten raporda Ermeni “soykýrýmý” yanýnda Türkiye-Ermenistan iliþkileriyle bu konuda diðer bazý hususlar hakkýnda madde bulunmaktadýr. Bunlar hakkýnda aþaðýda kýsa açýklamalarda bulunuyoruz.
2. Raporda “Soykýrým” Konusuna Ýliþkin Maddeler
Raporun Giriþ kýsmýnda I maddesinde, Avrupa Parlamentosu’nun ve bazý Üye Devletlerin birçok çaðrýsýna raðmen, Türkiye’nin Ermenilere karþý iþlenmiþ soykýrýmý halen tanýmadýðýna deðinilmektedir. Bu ifadeler “soykýrýmý” tanýmasý için Türkiye’de yapýlan çaðrýlarýn tekrarý niteliðindedir.
“Soykýrým” konusuna Raporun 56. maddesinde de deðinilmekte ve Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý resmen Kopenhag kriterlerinden birisi olmasa da üyelik yolundaki bir ülke için geçmiþi ile uzlaþmanýn ve onu tanýmanýn vazgeçilmez olduðu belirtilmektedir. Türkiye’nin Ermeni “soykýrýmýný” tanýmasý hususunun Kopenhag kriterleri arasýnda yer almamasý bu tanýmayý Türkiye’ye bir ön þart olarak dayatmak isteyenlerin önündeki en büyük engeldir. Bu engeli aþabilmek için yeni bir formül geliþtirmeye çalýþýlmakta ve geçmiþi ile uzlaþmanýn ve onu tanýmanýn vazgeçilmez olduðu gibi, hukuki alanda bir anlamý olmayan, ancak demagojik çaðrýþýmlar yapan fikirler ortaya atýlmaktadýr.
Kararýn ayný maddesinde “geçmiþin trajik deneyimlerin üstesinden gelebilmek için, Birleþmiþ Milletlerin himayesi altýnda bir uzmanlar komitesi kurulmasý hakkýndaki Türkiye önerisinin ve Ermenistan’ýn bu konudaki tutumun not edildiði” ifadeleri bulunmaktadýr. Kastedilen Baþbakan Erdoðan’ýn 13 Nisan 2005 tarihinde Baþkan Koçaryan’a gönderdiði ve “ ülkelerimizin tarihçi ve diðer uzmanlardan oluþan bir grubun 1915 dönemine ait geliþme ve olaylarý sadece Türk ve Ermeni deðil, ilgili üçüncü ülkelerde yer alan tüm arþivlerde araþtýrýlarak, bulgularýný uluslararasý kamuoyuna açýklamalarý yolunda”ki ifadelerin yer aldýðý mektuptur. Görüldüðü üzere bu mektupta “geçmiþin trajik deneyleri” deðil, “1915 dönemine ait geliþme ve olaylar” deyimi vardýr. Avrupa Parlamentosu kararýnda bu uzmanlar grubunun amacý söz konusu trajik deneyimlerin “üstesinden gelebilmek” olarak gösterilmesine karþýn Baþbakan’ýn mektubunda bu amaç “ tarihin tartýþmalý bir bölümüne ýþýk tutmak” ve iki ülke “iliþkilerinin normalleþmesine hizmet edecek bir adým” olarak gösterilmektedir. Diðer yandan Baþbakan’ýn mektubunda Birleþmiþ Milletler himayesinden de bahsedilmemektedir. Kanýmýzca Avrupa Parlamentosu kararýndaki bu ifadeler bir yanlýþlýk eseri olarak deðil, Parlamentodaki Ermeni taraftarlarýný memnun etmek ve onlara Türkiye’nin de “soykýrýmý” tanýma yolunda olduðu kanýsýný verebilmek amacýyla konmuþtur.
Kararda ayrýca “Ermenistan’ýn bu konudaki tutumu” sözleri yer almaktadýr. Bununla kastedilen Baþkan Koçaryan’ýn Baþbakan Erdoðan’ýn mektubuna 25 Nisan 2005 tarihinde verdiði cevaptýr. Koçaryan bu cevabýnda “ Ýkili iliþkilerimizin geliþmesi sorumluluðunu hükümetlere aittir; bu sorumluluðu tarihçilere býrakma hakkýmýz yoktur “demekle Erdoðan’ýn önerisini reddetmiþtir. Ayný mektupta “milletlerimiz arasýnda askýda kalan tüm sorunlarý çözmek ve bir anlayýþ birliðine ulaþmak amacýyla bu sorunlarý görüþecek hükümetler arasý bir komisyon toplanabilir” denmekteyse de tarihi bir olayýn hükümetler arasý bir komisyonda deðil, tarihçiler ve ilgili diðer uzmanlar tarafýndan incelenmesi gerektiðinden, Koçaryan’ýn bu karþý önerisinin tarihi olaylarý kapsamadýðý anlaþýlmaktadýr.
Diðer yandan Ermeni militanlarý Koçaryan’ýn tarihi olaylarýn incelenmesini reddettiðini mümkün olduðu kadar saklamak, hiç olmazsa arka plana itmek eðilimindedir. Avrupa Parlamentosu kararýnýn da bu eðilimin etkisinde konunun “Ermenistan’ýn bu konudaki tutumu” sözleriyle geçiþtirmek istediði görülmektedir.
Ermenilerin, soykýrým iddialarýný tartýþmaya açacaðý için tarihi olaylarýn incelenmesine ve özellikle bu konuda ikili veya uluslararasý bir kurul oluþturulmasýna karþý olduklarý bilinmektedir. Avrupa Parlamentosu kararý da bunu dikkate alarak “uzmanlar komitesi kurulmasý hakkýndaki Türkiye’nin önerisini ve Ermenistan’ýn bu konudaki tutumunu” sadece “not” etmiþtir. Diðer bir deyimle Türkiye’nin önerisi hakkýnda bir tutum almaktan kaçýnmýþtýr.
Kararda, Türkiye ve Ermenistan’ýn kabul edebilecekleri önerilerin hazýrlanmasý için, uzlaþma süreçlerine devam etmeleri istenmektedir. Bu þüphesiz olumlu bir yaklaþýmdýr. Ne var ki Ermenistan’ýn tutumu nedeniyle ortada bir uzlaþma süreci bulunmamaktadýr.
Karar, Ermenistan ile olan acýlarla dolu tarihin ele alýnmasý için Türkiye’de son zamanlarda baþlayan tartýþmalardan memnuniyet duyulduðunu belirtmektedir. Buradaki tartýþma sözcüðüyle, Ermeni görüþlerini benimseyen bazý üniversite öðretim üyeleri ile yazarlarýn 2005 yýlý Eylül ayýnda Bilgi Üniversitesi’nde yaptýklarý konferans kastedilmektedir. Bu konferans Avrupa Birliði çevrelerinde, Türkiye’de Ermeni sorununun özgürce tartýþýlmasýnýn baþlangýcý olarak görülmüþtür. Bazý Türk katýlýmcýlar ise Konferansýn Türkiye’de Ermeni sorununun tabu olmaktan çýkardýðýný iddia etmiþlerdir. Olaylar bu görüþü doðrulamamaktadýr. Daha önce yazdýðýmýz gibi Türkiye’de bu konudaki tartýþma, diðer bir deyimle 1915 tehcirinin aslýnda bir soykýrým olduðu iddiasý, Taner Akçam’ýn 1992’de yazdýðý “Türk Ulusal Kimliði ve Ermeni Soykýrýmý” kitabýyla baþlamýþtýr.
Kararýn “soykýrým” konusunda deðindiði bir diðer husus Türk makamlarýnýn, araþtýrmacýlarýn bu konuyla ilgili çalýþmalarýný kolaylaþtýrmalarý, tarihi arþivlere ulaþabilmelerini saðlamalarý ve ilgili tüm belgeleri onlara vermeleri ifadeleridir. Kararýn bu bölümü, Ermeni propagandasýyla uyum halinde, ‘Türkiye Ermeni sorunu konusunda yapýlacak araþtýrmalara güçlük çýkarýyor’ kanýsýný vermektedir. Oysa özellikle Osmanlý Arþivlerinde bu konudaki tasnifin bitmesinden sonra araþtýrmacýlar istedikleri belgeyi görebilmekte ve fotokopi alabilmektedirler. Arþivlerin bu durumu, geçen Mart ayýnda Ýstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen konferansa katýlan Ara Sarafyan ve Hilmar Kaiser tarafýndan da teyit edilmiþtir. Osmanlý Arþivleri’nin incelenmesinde bir engel yoktur. Sorun bunlarý inceleyecek bilgiye sahip Ermeni ve diðer bilim adamlarýnýn sayýsýn az olmasýndan ve ayrýca soykýrým olmadýðýný gösteren birçok belge içerdiði için, bazý araþtýrmacýlarýn bu arþivlerden yararlanmak istememesinden kaynaklanmaktadýr. Nitekim halen Türk arþivlerinde çalýþan bir Ermeni yoktur.
Bu konuda kararda hiç deðinilmeyen bir husus Ermeni arþivlerinin durumudur. Ermenistan’daki arþivler ilke olarak açýk olmakla beraber, fazla dikkatli araþtýrmacýlarýn caydýrýldýðýný ve bu caydýrmanýn hapse atýlmaya kadar gidebildiðini Yektan Türkyýlmaz olayý göstermiþtir. Bu arada Boston’daki Taþnak arþivlerini incelemenin izne baðlý olduðunu ve þimdiye kadar hiçbir Türk’e izin verilmemiþ olduðunu da belirtelim.
Karardaki “diðer azýnlýklar için benzer bir tutum alýnmasýnýn ve örnek olarak da Pontus Rumlarý’nýn ve Süryanilerin zikredilmesinin ne anlama geldiði belirsizdir. Türk ve bazý Ermeni gazeteleri kararýn Pontus Rumlarý ile Süryanilere soykýrým yapýldýðýný teyit ettiðini iddia etmesine karþýn raportör Camiel Eurlings böyle olmadýðýný, amacýn Türkiye’nin bu azýnlýklar hakkýnda da kendi geçmiþini tartýþmasýný saðlamak olduðunu söylemiþtir.Yunan ve Kýbrýslý Rum temsilcilerin Pontus Rumlarýnýn soykýrýma maruz kaldýklarýný açýkça belirten bir deðiþiklik teklifi vermeleri karar metnindeki ifadeleri yeterli görmediklerinin iþaretidir. Bu teklifin büyük çoðunlukla reddedilmesi de Avrupa Parlamentosu’nun Pontuslu Rum ve Süryani soykýrýmlarý iddialarýný benimsemediðini göstermiþtir. Karar yakýndan incelendiðinde bu konuya uygulanabilecek tek bölüm, yukarýda deðindiðimiz, araþtýrmacýlarýn çalýþmalarýnýn kolaylaþtýrýlmasýna, tarihi arþivlere girebilmelerine ve istedikleri belgeleri alabilmelerine iliþkin bölümdür.Türkiye’de zaten bu hususlar yerine getirilmektedir.
Raporda Türkiye’nin Ermenistan’a haklý gösterilemeyecek bir abluka uygulamaya devam ettiði bu ablukanýn bölgede istikrarý tehdit ettiði ve iyi komþuluða dayalý bölge kalkýnmasýný güçleþtirdiði belirtilmektedir. Rapor, herhangi bir önkoþul olmadan, Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik ve iyi komþuluk iliþkileri kurmasýný ve erken bir tarihte ekonomik ablukayý kaldýrarak kara sýnýrýný açmasýný Türkiye’den istemektedir.
Raporun bu kýsmýndaki fikirler ve kullanýlan bazý deyimler Ermeni yetkililerin Türkiye hakkýndaki konuþmalarýný anýmsatmaktadýr. Sanki Erivan’da hazýrlanan bir metin, üzerinde hiç düþünülmeden rapora konmuþ gibidir. Zaten raporun esas eksikliði tek taraflý olmasý, Türkiye’nin görüþlerini hemen hiç yansýtmamasýdýr. Bu çerçevede neden Türkiye’nin Ermenistan’la halen diplomatik iliþki kurmadýðý ve neden kara sýnýrýnýn kapalý tutulduðuna hiç deðinilmemiþtir. Bunlara deðinilse ve Türkiye’nin diplomatik iliþki kurmamasýnýn esas nedeninin Ermenistan’ýn Türkiye’nin toprak bütünlüðünü tanýmamasý olduðu, sýnýrýn kapalý olmasýnýn ise Ermenistan’ýn Karadað’dan baþka bu bölgeyi çevreleyen yedi Azerbaycan ilini iþgal etmesinin sonucu olduðu belirtilse, ortaya, Ermenistan’ýn lehine olmayan bir durum çýkacaktýr. Rapor olaylarýn nedenlerine deðil sonucuna iþaret etmek suretiyle Ermenistan korunmaktadýr.
4. Rapordaki Diðer Hususlar
Raporun Türkiye-AB iliþkilerini ve Türkiye’nin AB’ye katýlým ve uyum sürecini incelemesi gerekirken, doðrudan ilgisi olmayan bazý konulara deðindiði görülmektedir. Bunlardan birincisi Yargýtay’ýn Ermeni gazeteci Hrant Dink’i Türk Ceza kanununun 301. maddesine göre mahkum etmesidir. Rapor bu mahkumiyetten üzüntü duyulduðunu belirtmekte ve Türk mahkemelerinin Ceza Kanununu Avrupa Birliði standartlarýna uygun yorumlamayý baþaramadýklarý ifade edilmektedir. Raporda Hrant Dink’ten baþka bir vesileyle de bahsedilmekte adý geçenin üç yýla kadar hapsinin öngörüldüðü bir davasý olduðu belirtilmektedir.
Raporda Türkiye’de ifade özgürlüðünün tatmin edici olmaktan uzak olduðunun altý çizilmekte ve Ýbrahim Kabaoðlu, Baskýn Oran, Murat Belge, Elif Þafak, Perihan Maðden ve Orhan Pamuk’un aleyhlerine açýlan davalardan beraat etmelerini bazý olumlu geliþmeler olarak deðerlendirmektedir.
Türkiye’deki ifade özgürlüðü konumuzun dýþýndadýr. Ancak Türkiye’nin bu alanda bir çok AB üyesi ülkeden, özellikle yeni üyelerden, daha aþaðý bir durumu olmadýðý bilinmektedir. Bu arada ifade özgürlüðü alanýnda isimleri sayýlan kiþilerin hemen tamamýnýn Ermeni tezlerini destekleyen kiþiler olmasý mahkemeye verilmiþ baþka kiþilerden bahsedilmemesi de dikkat çekmektedir. Bu da Ermeni diasporasýnýn AB çevrelerindeki nüfuzunun bir diðer göstergesidir.
Raporda aþýrý sað örgütler tarafýndan yöneltilen yabancý düþmaný ve ýrkçý Talat Paþa Komitesinin þiddetle kýnandýðýna dair bir bölüm vardýr.Bu Komitenin, “Avrupa ilkelerini vahim bir þekilde ihlal ederek” Lyon ve Berlin’de Ermeni soykýrýmýný inkâr eden gösteriler yaptýðý belirtilmekte ve Türkiye’den bu Komiteyi kapatarak faaliyetlerine son verilmesi istenmektedir.
Bu yýl içinde Lyon’da ve Berlin’de, Avrupa’daki soydaþlarýmýz tarafýndan düzenlenen gösteriler yerel makamlardan alýnan izinle yapýlmýþtýr. O itibarla tamamen yasaldýr. Bu gösterilerde Ermeni soykýrým iddialarýnýn kýnanadýðý doðrudur. Ancak bu normaldir. Zira Türk Hükümeti kadar muhalefet partileri de çeþitli kez soykýrým iddialarýný kýnamýþlardýr. Türk kamuoyunun neredeyse tamamýnýn tutumu aynýdýr. Hal böyle iken, Türk vatandaþlarýnýn yurt dýþýnda soykýrým suçlamalarýna karþý yaptýklarý gösterileri aðýr bir dille, yabancý düþmanlýðý ve ýrkçý gibi sýfatlarla kýnamak bir noktada Türkiye’nin tümüne karþý cephe almak anlamýna gelmektedir. Diðer yandan bir örgütü mahkeme kararý olmadan kapatmasýný Türkiye Hükümeti’nden istemenin, özellikle bir Parlamentonun yapmamasý gereken,hukuk dýþý bir davranýþ olduðunda þüphe yoktur.
Avrupa Parlamentosu’nun söz konusu raporu sadece Ermeni sorunu ve Türkiye Ermenistan iliþkileri için deðil diðer konularda da Türkiye’ye karþý aðýr eleþtiriler yöneltmektedir. Adeta Parlamento’nun tüm üyelerinden Türkiye’yi eleþtirmelerinin istendiði ve bu eleþtiriler alýndýðýnda, ayrýca bir incelemeye tabi tutulmadan, adeta üst üste konup rapor haline getirildiði gibi bir kaný edinilmektedir. Ancak sonra, Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasýnýn Türkiye’nin AB’ye katýlýmý için ön koþul olmasý gibi aþýrý görüþlerden vazgeçilmektedir.
Bu hayli karýþýk durumu anlayabilmek için Avrupa Parlamentosu’nu tek iradeye sahip bir organ olarak görmemek gereklidir. Milli parlamentolar gibi, bu Parlamento’da da çeþitli siyasi eðilimleri bulunmakta ve alýnan kararlar bu eðilimlerin çatýþmasý sonunda varýlan ortak noktalarý yansýtmakta, diðer bir deyimle kararlar genellikle çeþitli gruplar arasýnda yapýlan pazarlýklarýn sonucunda ortaya çýkmaktadýr.O nedenle de bazen tutarsýz, bazen anlamsýz bazen de uygulama yeteneðinden yoksundur. Bu kararlarýn tavsiye niteliðinde olmasý saydýðýmýz sakýncalarý hafifletmektedir. Ancak Avrupa Parlamentosu’nun üye ülkelerin kamuoylarýný temsil ettiði ve bu kamuoylarý üzerinde de etkili olduðu dikkate alýndýðýnda hakkýnda devamlý olumsuz kararlar alýnmasýnýn Türkiye’nin esasen parlak olmayan imajýný daha da zedelediði ve bunun da tam üyelik yolunda ek bir engel olabileceði hatýrda tutulmalýdýr.
II- JACQUES CHÝRAC’IN ERMENÝSTAN ZÝYARETÝ
Fransa Cumhurbaþkaný Jacques Chirac’ýn 29 Eylül -1 Ekim 2006 tarihlerinde Ermenistan’a yaptýðý resmi ziyaret ilk kez bir Fransýz Devlet Baþkanýn Ermenistan’ý ziyaret etmesi ve Fransa’da “Ermenistan Yýlý” ilan edilmiþ olmasý nedenleriyle özel bir önem taþýmýþtýr.
Jacques Chirac bu ziyaretini, yaptýðý konuþmalarda Ermeni “soykýrýmý” konusundaki ifadelerini esas alarak deðerlendireceðiz.
Jacques Chirac, 30 Eylül 2006 tarihinde Baþkan Koçaryan ile beraber katýldýðý bir basýn toplantýsýnda, bir gazetecinin Fransa’da Sosyalist Parti’nin önerdiði Ermeni “soykýrýmýný” inkar edenlerin cezalandýrýlmasýna iliþkin kanun tasarýsýný destekleyip desteklemediðine iliþkin sorusuna, “Bir kez daha hatýrlatmak isterim ki Fransa Ermeni soykýrýmýný tanýmaktadýr. Fransa bu soykýrýmý resmen, bir kanun yoluyla tanýmýþtýr. Bu bizim kanunumuzdur. Bu kanun hepimiz için geçerlidir” dedikten sonra Fransa’nýn bir hukuk devleti olduðunu ve Fransýz mevzuatýnýn ayýrýmcýlýk, kin veya ýrkî nefreti kabul etmediðini söylemiþ, sonra da Fransa’nýn soykýrým trajedisini tanýdýðýný tekrarlayarak, gerisinin günümüzde hukuki gerçekten ziyade polemiði ilgilendirdiðini ifade etmiþtir.
Fransýz Cumhurbaþkanýn Ermeni “soykýrýmýný” inkâr edenlerin cezalandýrýlmasýný öngören kanun hakkýndaki sözleri ilk bakýþta pek açýk olmamakla beraber, dikkatli bir inceleme Chirac’ýn bu kanun aleyhinde olduðunu göstermektedir. Chirac, özetle, esas olanýn Fransa’nýn Ermeni soykýrýmýný tanýmasý olduðunu, bunu inkar edenleri cezalandýracak mevzuatýn bulunduðunu, bunun ötesindeki taleplerin polemik olarak deðerlendirilebileceðini söylemiþtir.
Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne katýlmasý için Ermeni soykýrýmýný tanýmasýnýn gerekli olup olmadýðý konusundaki bir soruya Jacques Chirac, “Dürüst olmak gerekirse, evet” þeklinde yanýt vermiþ arkasýndan da “ Her ülke kendi dram ve hatalarýný kabul ederek yücelir. Shoah’ý tam anlamýyla tanýmýþ olan Almanya’nýn itibarýný kaybettiði söylenebilir mi? Almanya böyle yapmakla yücelmiþtir. Bu, baþka durumlar için, Fransa hakkýnda da söylenebilir ve bir çok baþka ülke için de.” demiþtir. Sözlerine devamla ayný deðerleri paylaþan bir bütüne entegre olmak söz konusu olunca ( Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne katýlýmýný kastediyor)tarihini, eski geleneklerini ve ayný zamanda hümanist de olan kültürünü dikkate alarak, Türkiye’nin bundan gerekli sonuçlarý çýkarmasýný düþündüðünü söylemiþ, diðer bir deyimle Türkiye’ye Ermenim “soykýrýmýný” tanýmasýný tavsiye etmiþtir. Chirac’ýn Almanya’yý Türkiye’ye örnek göstermesi yanlýþtýr. Zira Osmanlý Ýmparatorluðu’ndaki Ermeni tehciri ile Nazi Almanyasýndaki Yahudilerin imhasý benzer olaylar deðildir. Yahudilerin soykýrýma uðradýðýný aklý baþýnda herkesin kabul etmesine karþýlýk Ermeni tehcirini soykýrým olarak nitelendirecek bilimsel temel mevcut bulunmamaktadýr. Almanya’nýn hatalarýný kabul etmesi konusu da tartýþmalýdýr. Gerçek odur ki Almanya, uzun süre Müttefik güçlerin iþgali altýnda kaldýðý için, ayrýca Sovyet tehdidi nedeniyle 1990’lara kadar baþta ABD olmak üzere diðer ülkelerin iþbirliðine muhtaç olduðu için, Müttefiklerin hemen her dediðini yapmak durumunda kalmýþtýr. Diðer bir deyimle Almanya iþgal edilmemiþ olsaydý ve Sovyetlere karþý diðer ülkelere muhtaç olmasaydý Yahudi soykýrýmý konusunda bu duyacaðý piþmanlýk daha sýnýrlý, daha az gönüllü olurdu.
Jacques Chirac, Türkiye’nin duyarlýlýðý nedeniyle, uzun süre soykýrým kelimesini kullanmaktan kaçýnmýþtý. 2001 yýlýnda Fransa’nýn “soykýrýmý” tanýdýðýna dair kanunun kabulünden sonra dahi, bu sözcüðü kullanmamaya gayret etmiþti. Ancak 2005 yýlýnda Avrupa Anayasasý’nýn Fransa’da referanduma sunulma sürecinde Fransýzlarýn çoðunluðunun Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne katýlmasýnýn aleyhine olduðu meydana çýkýnca tutum deðiþtirmiþti. Ancak daha önce hiçbir yerde, Erivan’daki kadar soykýrým konusu üzerinde durmamýþ, Fransa’nýn bu “soykýrýmý” tanýdýðýný bu kadar vurgulamamýþtý. Fransýz Cumhurbaþkaný’ndaki bu deðiþiklik tekrar seçilme olasýlýðýnýn zayýflýðýndan ve gider ayak alkýþlanmak ihtiyacýndan ileri gelse gerektir.
Bununla beraber Jacques Chirac Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne katýlmasýna taraftardýr.Bir Ermeni gazetesine verdiði mülakatta Avrupa Birliði’ne katýlma perspektifinin Türkiye’yi Batý’ya baðlamanýn esas unsurunu oluþturduðunu, Ermenistan gibi, Avrupa Birliði’nin de çýkarýnýn Türkiye’nin, insan haklarý, barýþ, demokrasi gibi Birlik deðerlerine doðru yönelmesi olduðunu söylemiþtir. Bu ifadeler Fransa’nýn, bir çok Avrupa Birliði ülkesiyle beraber, Türkiye’yi daha ziyade güvenlik mülahazalarýyla Avrupa Birliði’ne üye olmasýný istediðinin bir teyidini oluþturmaktadýr.
Tahminlerin aksine Chirac’ýn ziyareti sýrasýnda Türkiye’nin kara sýnýrlarýný açmasý konusunun, gündeme az geldiði görülmektedir. Yukarýda deðindiðimiz mülakat sýrasýnda Jacques Chirac sýnýrlarýn açýlmasýnýn gerektiði birçok kez Türk ilgililere savunduðunu, ancak bu konuyla Karabað sorunun çözümü arasýnda güçlü bir bað kurulmuþ olduðunu, Karabað sorununun çözümü yolunda bir ilerleme olursa bunun sýnýrlarýn açýlmasý sorununa kesin bir etki yapacaðýný ifade etmiþtir. Bilindiði üzere Ermenistan Karabað sorunundan baðýmsýz olarak sýnýrlarýn açýlmasýný istemekte ve Diaspora da bu yönde propaganda faaliyetlerini yürütmektedir. Bu dikkate alýndýðýnda Chirac’ýn ifadeleri Türk görüþlerine yakýndýr. Aslýnda Fransýz Cumhurbaþkaný’nýn Karabað sorununda ciddi bir ilerleme olmadan Türkiye’nin sýnýrlarý açmayacaðýnýn bilinci içerisinde konuþtuðu ve bu konuda Ermenilere boþ ümitler vermek istemediði anlaþýlmaktadýr.
Jacques Chirac’ýn ifadeleri Türkiye’de resmi çevrelerde olduðu kadar basýnda da memnuniyetsizliðe neden olmuþtur.
Dýþiþleri Bakanlýðý bu ziyaret vesilesiyle þu açýklamayý yapmýþtýr:
No: 149 - 3 Ekim 2006, Fransa Cumhurbaþkaný Jacques Chirac´ýn Asýlsýz Ermeni Ýddialarýna Destek Veren Açýklamalarý
Fransa Cumhurbaþkaný Jacques Chirac’ýn Ermenistan’a yaptýðý ziyaret sýrasýnda asýlsýz Ermeni iddialarýna destek veren açýklamalarý tarafýmýzdan derin üzüntüyle karþýlanmýþtýr.
1915 yýlýnda, I. Dünya Savaþý þartlarýnda yaþanan ve birçok uluslararasý uzman tarihçinin Ermeni iddialarýndan çok farklý yorumlar getirdiði olaylarýn, Fransa Cumhurbaþkaný tarafýndan “soykýrým” olarak nitelenmesinin kabulü mümkün deðildir.
Ermenistan’a yaptýðý ziyarette, geçen yýl Ermeni tarafýna yaptýðýmýz ve hala olumlu cevap alamadýðýmýz ortak tarih komisyonu önerimizi desteklemek yerine, tarihi dayanaktan yoksun açýklamalar yapan ve AB’ne katýlým kriterleri arasýnda yer almadýðý bilinmesine raðmen, Ermeni iddialarýnýn da AB üyeliðimiz kriterleri arasýnda yer aldýðý izlenimini uyandýran Cumhurbaþkaný Chirac’ýn ifadeleri Türk halkýnýn haklý tepkisine neden olmuþtur.
Bu açýklamada dikkati çeken noktalar Chirac’ýn soykýrým nitelendirmesinin kabul edilir olmadýðý, Türkiye’nin Ermeni “soykýrýmýný” tanýmasýnýn Kopenhag kriterleri arasýnda yer almadýðý ve Fransýz Cumhurbaþkaný’nýn, sömürge döneminde kendi ülkesinin bazý uygulamalarý için soykýrým deyimini kullanmayýp bunlarý tarihçilerin incelemesine býraktýðýdýr. Söz konusu uygulamalarýn nerede cereyan ettiði hakkýnda bir bilgi vermemiþse de, bir gazetenin bildirdiði gibi, kastedilen Cezayir’dir.
Jacques Chirac’ýn Ermenistan ziyareti sýrasýndaki Ermeni “soykýrýmý”na dair sözleri Türkiye dýþýnda da tepkilere neden olmuþtur.
Avrupa Komisyonu’nun geniþlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn “ Avrupa Birliði’nin bu sorun hakkýndaki görüþü Ermeni soykýrýmýnýn Birliðe katýlmak için bir koþul olmadýðýdýr” demiþtir.
Komisyon’un Belçikalý üyesi Louis Michel’de Türkiye için yeni siyasi kriter getirilemeyeceðini vurgulamýþtýr. Avrupa Birliði Dönem Baþkaný Finlandiya Dýþiþleri Bakaný Erkki Tuomioja ise “Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliði için Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý söz konusu deðil. Bu konu tarihçilerin sorumluluðunda, uluslararasý siyasete alet edilemez” þeklinde konuþmuþtur.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Baþkaný René van der Linden bu konuda “Oyun sýrasýnda oyunun kurallarý deðiþtirilmez” dedikten sonra Chirac’ýn ilk kez birden bire fikir deðiþtirmediðine deðinerek “Ciddi meseleler varsa tartýþýlýr, ama daha önce belirlenmiþ olan þartlara ilave yapýlamaz. Güven kaybý güvensizliðe yol açar, bundan da bütün müzakere süreci zarar görür” ifadelerini kullanmýþtýr.
Belçika Adalet Bakaný Laurette Onkelinx ise Yahudi ve Ermeni soykýrýmlarýnýn ayný kefeye konulamayacaðýný, soykýrým konularýnda uluslararasý yargý kararý olmadan hüküm verilemeyeceðini, siyasetin tarihle meþgul olmamasý gerektiðini, bir soykýrýma inanmadýklarý için kiþileri cezalandýrmanýn çok saçma olduðunu ifade etmiþtir.
Ermeni “soykýrýmý” konusunda Chirac’ýn Ermenistan’daki ifadeleri zihinlerde tereddüt yaratmýþ ve Fransýz Hükümeti durumu aydýnlatma gereði duymuþtur. Avrupa Birliði iþlerinden sorumlu Bakan Cathérine Colonna Cumhurbaþkaný’nýn Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne katýlýmý için yeni bir koþul getirilmediðini, ancak Ankara’nýn, tarihinin bu dönemi için, bir bellek çalýþmasý yapmasýnýn yerinde olacaðýný, diðer Avrupa ülkelerinin kendi geçmiþleri için bunu yaptýðýný söylemiþtir.
Görüldüðü gibi Jacques Chirac’ýn Erivan’da duygusal bir anýnda sarf ettiði sözler bir sorun olmuþ ve tepki çekmiþtir. Bu olayýn Türkiye bakýmýndan olumlu yaný bu vesileyle Ermeni soykýrýmý iddialarýn Türkiye’nin Avrupa Birliðine katýlmasý için önkoþul olmadýðýnýn vurgulanmýþ olmasýdýr.
III -FRANSIZ KANUN TASARISI
Ermeni soykýrým iddialarýný inkâr edenlerin hapis ve para cezasýna çarptýrýlmalarýný öngören bir kanun tasarýsýnýn geçen Mayýs ayýnda Fransýz Ulusal Meclisi’nde görüþüldüðünü ancak vakit yetersizliði nedeniyle oylanamadýðýný dergimizin geçen sayýsýnda anlatmýþtýk.
Bu tasarýnýn yeniden gündeme gelmesi þüpheliydi, zira tasarý normal yollardan deðil, “niche parlementaire” denen, normal yollardan geçmeden bazý kanun önerilerinin Meclis Genel Kurulu’nda görüþülmesi ve oylanmasý olanaðýný muhalefete veren bir usulle Mecliste ele alýnmýþtý. Bu usule her zaman baþvurulamadýðýndan kanun teklifinin sahibi olan Sosyalistlerin,bu konu yerine baþka konularý kanunlaþtýrmak için bu usulü kullanmak istemeleri olasýydý. Bu gerçekleþmedi ve Sosyalistler, Meclis açýldýktan sonra ilk “niche parlementaire” haklarýný Ermeni “soykýrýmýný” inkâr edenlerin cezalandýrýlmasýný öngören kanun tasarýsý için kullandýlar.
1.Türkiye’nin Tasarýyý Önleme Giriþimleri
a. Resmi Makamlarýn Uyarýlarý
Türkiye’nin bu tasarýnýn kanunlaþmamasý için yaptýðý giriþimlerin baþýnda Sayýn Cumhurbaþkaný’nýn 11 Ekim 2006 tarihinde Baþkan Chirac’a bu konuda bir mektup göndermesi gelmektedir. Basýn haberlerine göre Sayýn Cumhurbaþkaný bu mektupta Türkiye ve Fransa’nýn tarih boyunca iyi iliþkilerini anýmsatarak, tarihi gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan iddialarý kabul etmemenin suç sayýlmasýnýn, iliþkilere aðýr bir darbe vuracaðýný belirtmiþ, Türk kamuoyunun son derece hassas olduðu bir konunun, ülkedeki seçim propagandalarýna alet edilmesinin Fransýz kültürüne yakýþmadýðýný” vurgulamýþ ve “tasarýnýn kabul edilmesi halinde Fransa’nýn Türkiye’yi ve Türk halkýný kaybetme tehlikesiyle karþý karþýya kalacaðýný belirtmiþtir. Sezer ayrýca saðduyu ile hareket edilerek Türkiye’nin görüþ ve düþüncelerini dikkate alacaðý umudunu yitirmediðini de ifade etmiþtir.
Baþbakan Erdoðan UMP Partisi Baþkaný ve Ýçiþleri Bakaný Nicolas Sarkozy’e telefon ederek bu kanunun çýkmasýnýn önlenmesini istemiþtir. Sarkozy kendisine mektupla cevap vereceðini bildirmiþtir. Sarkozy Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliðine iliþkin konuþmalarýnda Müslümanlarý entegre etmekte sorunu varken 100 milyon (?) Türk Avrupa Birliðine alýnýrsa ne olacaðýný, Avrupa’nýn sýnýrlarýnýn Irak ve Suriye’den baþlamasýnýn nasýl açýklanacaðýný sormuþ, Türkiye Avrupa Birliði’ne girerse Kürt sorununun Avrupa sorunu olacaðýný, ayný þekilde Hamas ve Hizbullah’ýn da Avrupa sorunlarý haline geleceðini, üye yapýlmak suretiyle Türkiye istikrara kavuþurken Avrupa’nýn istikrarýnýn bozulmasýnýn çok büyük bir bedel ödemek olacaðýný söylemiþtir. Sarkozy katýldýðý bir radyo programýnda, Baþbakan Erdoðan’a soykýrýmý araþtýrmak üzere Türkiye ile Ermenistan arasýnda kurulacak komisyona siyasetçilerin de katýlmasýný, düþünce özgürlüðünü kýsýtlayan 301. maddenin kaldýrýlmasýný ve Ermenistan ile Türkiye sýnýrýnýn açýlmasýný saðlamasý istediðini söylemiþtir. Baþbakan ise Sarkozy’e verdiði cevapta ortak komisyon kurma teklifinin Türkiye’den geldiðini, 301. maddenin konu ile ilgisi bulunmadýðýný, sýnýrýn açýlmasý için ise Ermenistan’ýn Türkiye’ye iyi niyetli davranmasý gerektiðini ifade etmiþtir. Bu olay Türkiye ile ilgili konularda Sarkozy’yi muhatap almakta bir yarar olmadýðýný göstermiþtir. Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliðine karþý olduðunu her fýrsatta söyleyen adý geçenin Cumhurbaþkaný olmasý halinde, hem iki ülke arasýndaki iliþkilerde hem de Türkiye’nin AB’ye katýlma sürecinde, yeni sorunlarla karþýlaþýlacak olduðu görülmektedir.
Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül de Fransýz meslektaþý Douste-Blazy’e telefon ederek tasarýnýn yeniden gündeme gelmesinin iliþkileri yaraladýðýný, bu tutumun Fransa’daki ifade özgürlüðünü ortadan kaldýrdýðýný, Türkiye’nin soykýrým iddialarý için Ermenistan’a teklif ettiði Tarih Komisyonu içinde yer almak isteyecek Fransýz bilim adamlarýnýn, bu tasarý kanunlaþtýðý takdirde, görüþ bildiremeyeceklerini söylemiþtir.
Türkiye, bu tasarýnýn kabul edilmemesi için bir dizi giriþimde bulunmuþtur. Meclis’teki partileri temsil eden bir grup Fransa’ya giderek milletvekilleriyle görüþtü. Mehmet Dülger, Þükrü Elekdað, Onur Öymen ve Musa Sývacýoðlu’ndan oluþan bu gruba Sosyalist Parti üyeleri randevu vermemiþ sadece eski kültür bakaný Jacques Lang heyeti kabul ederek bu tasarýya karþý olduðunu ifade etmiþtir. Ancak, Lang’în parti içinde fazla bir gücü bulunmadýðýndan desteðinin de bir yararý olmamýþtýr.
Heyetin görüþtüðü iktidar partisi temsilcileri söz konusu tasarýya karþý olduklarýný ifade etmiþler: ancak iktidar partisi UMP bu tasarýnýn reddi hakkýnda grup kararý almayýp milletvekillerini oylamada serbest býraktýðýndan parti ileri gelenlerinin tasarýya karþý çýkmasý fazla bir anlam ifade etmemiþtir.
Dýþiþleri Bakanlýðý Sözcüsü Namýk Tan, bu kanun tasarýsýnýn gündeme getirilmesinin ciddi rahatsýzlýk yarattýðýný, Ermeni konusunun geçmiþte Türkiye-Fransa iliþkilerini fazlasýyla zehirlediðini, bu tasarýnýn iki ülke iliþkilerine aðýr bir darbe indireceðini, tasarýnýn yasalaþmasý halinde Türk kamuoyunun tepkisini kontrol altýnda tutmanýn mümkün olmayacaðýný, Türk halkýnýn bu geliþmeyi Fransa tarafýndan hasmane bir davranýþ olarak algýlayacaðýný ifade etmiþ ve Fransa'da seçimlerin yaklaþmakta olduðunun bilincinde olduklarýný ancak gelecek sene Türkiye'nin de önünde seçimlerin olduðunu hatýrlatmýþtýr. Tan, tasarý kabul edilir ve yasa yürürlüðe girerse, Fransa’da ifade özgürlüðünü ortadan kaldýrmýþ olacaðýndan, Türkiye'nin ortak tarih komisyonu önerisinin içinde yer almak isteyecek Fransýz bilim adamlarýnýn görüþ bildirme imkânýnýn da ortadan kalkmýþ olacaðýný da söylemiþtir. Çýktýðý takdirde bu yasanýn iki ülkenin ekonomik iliþkileri üzerinde de çok olumsuz etkiler yapacaðýný söyleyen Namýk Tan, "Türkiye ve Fransa, tarih boyunca iyi iliþkilerin geliþtirilmesi için yatýrým yapmýþtýr. Yýllarýn emeðinin ürünü olan bu yatýrýmlar bir celsede heba edilecek ve Fransa, tabir yerindeyse Türkiye'yi kaybedecektir" demiþtir.
Fransýz Ulusal Meclisi’nin bu tasarýyý görüþmesinden iki gün önce Baþbakan Erdoðan ve Dýþiþleri Bakaný Gül bir kez daha Fransa’yý uyarmýþlardýr. Baþbakan 10 Ekim 2006 tarihinde AKP Grubu toplantýsýnda yaptýðý bir konuþmada Fransa’yý sert bir dille eleþtirmiþ ve Fransa’nýn bir yalaný, bir iftirayý kanunla yaþatmak istediðini, saçma sapan iddialarý iç politika malzemesi yapmanýn mantýðaters olduðunu, AB’nin Fransa’daki bu akýl tutulmasýna karþý mutlaka tavýr almasý gerektiðini, Türkiye ile Ermenistan arasýndaki bir sorunun Fransa için bir görevi bulunmadýðýný, dünyanýn artýk bir sömürgeler kampüsü olmadýðýný, Fransa’nýn Nijerya, Senegal, Tunus, Cezayir’de neler olduðuna bakmasýnda yarar bulunduðunu, yanlýþ bir adýmýn Türkiye için bir þey deðiþtirmeyeceðini ama Fransa için çok þeyin deðiþeceðini, Fransa’nýn aynýný yapmanýn doðru olmadýðýný, pisliðin pislikle temizlenmeyeceðini, “tarihte böyle bir þey olmadý” diyene ceza verilmesinin Ortaçaða götüreceðini söylemiþ ve Fransa’dan tasarýyý geri çekmesini istemiþtir.
Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül ise 11 Ekim 2006 tarihinde yaptýðý bir konuþmada, özgürlüklerin vataný olan Fransa’nýn, kiþilerin fikirlerini ifade ettikleri için hapsedildiði bir ülke olmamasýný ümit ettiðini belirttikten sonra söz konusu tasarýnýn kabulü halinde Türkiye’nin bir þey kaybetmeyeceðini aksi halde ise Fransa’nýn sadece Türkiye’yi deðil kendinden de bir þeyler kaybedeceðini söylemiþtir.
b. Ýþadamlarýnýn Uyarýlarý
Paris’te Türk Haftasý’nýn açýlýþýnda konuþan TÜSÝAD Baþkaný Ömer Sabancý da Fransýz kanun tasarýsýný eleþtirmiþtir. Ayný toplantýda söz alan Devlet Bakaný Kürþat Tüzmen eleþtirilere katýlmýþ ve kanun kabul edildikten sonra Paris’te Ermeni soykýrým iddialarý hakkýnda fikirlerini söylerse hapse girip girmeyeceðini sormuþtur. Daha sonra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliði Baþkaný Rýfat Hisarcýklýoðlu baþkanlýðýndaki bir heyet Paris’e giderek Fransýz ilgililerle görüþmüþ ve tasarýnýn yasalaþmasýnýn doðuracaðý sakýncalarý anlatmýþtýr. Fransýz iþ adamlarý ayný görüþü paylaþtýklarýný ve etkili olmaya çalýþacaklarýný ifade etmekle beraber tasarýnýn Meclisten geçme þansýnýn fazla olduðunu da belirtmiþlerdir.
Bu arada Fransa’da önemli bir iþveren kuruluþ olan MEDEF de tasarýnýn yasalaþmasýnýn iki ülke iliþkilerini tehlikeye sokacaðý hususunda Fransýz siyasi çevrelerini uyarmýþtý. Bu örgütün Baþkaný Laurence Prisot tasarýnýn kabulünden sonra da Senato gündemine alýnmamasý için, Baþkan Chirac’ýn yardýmýný istemek dâhil, lobicilik faaliyetlerini arttýracaklarýný ifade etmiþtir. Prisot tasarýnýn kabulünden sonra uyarýlarýný arttýrmýþ ve durumu endiþe verici olarak niteleyerek, Türk makamlarýnýn ve iþ adamlarýnýn Fransa’ya þiddetli tepki göstermesinin Fransýz þirketlerine zarar verebileceðini, bunlarýn bir çoðunun Türkiye’de yerleþmiþ olduðunu ve Türkiye’ye ihracat yaptýklarýný söylemiþtir
c. Cezayir soykýrýmýný inkâr edenlerin cezalandýrýlmasý konusu
T.B.M.M. Adalet Komisyonu Baþkaný Köksal Toptan, söz konusu tasarýnýn Fransýz Millet Meclisinde Mayýs ayýnda görüþülmesi sýrasýnda Adalet Komisyon’una Fransýzlarýn ‘Cezayir’deki katliamlarýnýn soykýrým olduðunu inkâr edenlerin cezalandýrýlmasýný öngören bazý kanun tekliflerinin verilmiþ olduðunu, bunlarý o zaman dikkate almadýklarýný, ancak þimdi Fransýz tasarýsýnýn yeniden ele alýnmasý karþýsýnda, Adalet Komisyonu’nun bu önerileri görüþeceðini söylemiþtir.
Türkiye’nin Cezayir ”soykýrýmý” hakkýnda bir kanun kabul etme olasýlýðý Cezayir de deðiþik tepkilere neden olmuþtur. Cezayir Milli Meclisi Dýþ Ýliþkiler Komisyonu Baþkaný Bentabet, Fransa’nýn Cezayir de yaptýðý soykýrýmý tanýmaya yanaþmazken, Türkiye’nin tarihini deðerlendirmeye kalkmasýný çifte standart olarak nitelendirmiþtir. Bentabet ülkesinin Fransa’nýn Cezayir soykýrýmýný tanýmasý konusunda ýsrarcý olacaðýný, aksi halde iki ülke arasýnda akdedilmesi uzun zamandýr beklenen dostluk anlaþmasýný imzalamayacaklarýn ifade etmiþtir.
Türkiye’nin bu giriþimi bazý Cezayir gazeteleri tarafýndan eleþtirilmiþtir. Fransýzca olarak yayýnlanan Liberté gazetesi Türk Hükümetinin ilgisinin iyi niyetten ileri gelseydi þükranla karþýlanmasý gerekeceðini, ancak Cezayir halkýnýn duygularýnýn Fransa üzerinde diplomatik baský olarak kullanýlmak istendiðini, Türkiye’nin Fransa’yý Cezayir’deki geçmiþi için sorgulamasýnýn yersiz olduðunu, Fransa’dan önce Osmanlý Ýmparatorluðu’nun Cezayir’e hâkim olduðunu ve Osmanlý döneminin yaðmalarla tanýmlandýðýný yazmýþtýr. La Tribune gazetesi ise Türkiye’nin giriþiminin çýkarcý olduðunu belirttikten sonra, gerçekten de Cezayir soykýrýmýný inkâr edenlerin cezalandýrýlmasý gerektiðini ancak bunun her þeyden önce Cezayir halkýnýn ve milletvekillerinin iþi olduðunu ifade etmiþtir.
T.B.M.M. Adalet Komisyonu 11 Ekim 2006 tarihinde Mahmut Koçak’ýn 8 Mayýs’ýn Cezayir soykýrýmý günü ilan edilmesi, bu soykýrýmý reddedenlere bir ilâ beþ yýl hapis ile 100.000 YTL para cezasý verilmesi hakkýndaki önerisini,Ýbrahim Özdoðan’ýn ayný konuda üç yýl hapsi öngören önerisi ile Reyhan Balandý’nýn bir ilâ üç yýl hapsi öngören önerisini ele almýþtýr.
Görüþmelere Meclis Dýþiþleri Komisyonu Baþkaný Mehmet Dülger de katýlmýþ ve bu önerilerin kabulünün Türkiye’yi Fransa’nýn durumuna düþüreceðini söylemiþtir. Gerçekten de Türkiye Fransa’yý kanun yoluyla tarihi bir olayýn niteliðini saptamak ve Meclise tarih yazdýrmaya çalýþmakla eleþtiriyordu. Adalet Komisyonu’na verilen öneriler kabul edildiði takdirde Türkiye, eleþtirdiði Fransa gibi davranmýþ olacaktý. Diðer yandan bu gibi önerilerde bulunmadan önce baþlýca ilgilinin, diðer bir deyimle Cezayirlilerin görüþünün alýnmasý gerekirdi. Yukarýda belirtmiþ olduðumuz gibi Cezayir kamuoyunun hiç olmazsa bir kýsmý bu önerilere sýcak bakmýyor, hatta bu vesileyle Osmanlýlarý eleþtiriyordu.
Baþbakan Erdoðan 10 Ekim’de AKP Grubunda yaptýðý konuþmada bu önerilere deðinerek “Fransa’da bunlar böyle yaptý, biz de aynýný yapalým, demek olmaz. Biz aynýný yapmayacaðýz. Biz pisliði pislikle temizleyenlerden deðiliz, pisliði temiz su ile temizleyenlerdeniz” sözleri bu konuya son noktayý koymuþtur. Komisyon önerilerin yasalaþmasýndan vazgeçmiþ, Tarih Kurumu Baþkaný Prof. Yusuf Halaçoðlu’nu da dinledikten sonra, bir 'Avrupa'nýn utanç listesi'nin yayýnlanmasýnýn dünyaya daha etkili bir mesaj vereceði görüþünde birleþmiþtir. Bu çerçevede Türk Tarih Kurumu ve Dýþiþleri Bakanlýðý'ndan sözde Ermeni soykýrýmýný kabuleden ülkeler hakkýnda detaylý araþtýrma yapmalarý istenmiþ ve bu çalýþmalarýn sonucunda ortaya konulacak bir utanç listesinin yayýnlanmasý kararlaþtýrýlmýþtýr.
d. Ermeni Tezlerini benimseyen bazý Türk bilim adamlarý ve yazarlarýn tepkileri
Tasarýnýn Mayýs ayýnda Fransýz Ulusal Meclisi’nde müzakereleri sýrasýnda Ermeni Tezlerini benimseyen bazý Türk bilim adamlarý ve yazarlarýn bir bildiri yayýnlayarak tasarýya karþý çýkmýþ olduklarýný daha önce bildirmiþtik. Tasarýnýn tekrar Fransýz Ulusal Meclisi’nde görüþüleceði ve olasýlýkla kabul edileceði haberleri üzerine söz konusu bilim adamý ve yazarlar bu kez bir bildiri yayýnlamayýp bu konudaki görüþlerini þahsen basýna açýklamayý tercih ettiler.
Bu grubun en önde gelen ismi Halil Berktay ise bir Fransýz dergisine demeç vererek “bir Ermeni soykýrýmý olduðunu düþünüyorum. Ancak Avrupa Birliði’nin tutumunu ve Gayssot kanununu reddediyorum. Tarihçilere ne düþüneceðini söylemek siyaset adamlarýnýn iþi deðil” demiþtir.
Elif Þafak bir Fransýz gazetesine makale yazarak tasarýyý eleþtirmiþ, tasarýnýn, Türk ve Ermeniler arasýndaki iliþkilere bir katký yapamayacaðýný bildirerek, Türkiye’de AB üyeliðine karþý olanlarýn elini güçlendirdiðini ileri sürmüþtür ve devletlerin tarihi konulara müdahale etmemesi gerektiðini söylemiþtir. Þafak ayrýca makalesinde Türklerin Ermenilerin acýsýný paylaþmasý, kendi geçmiþleriyle yüzleþmesi ve kendi dedelerinin yanlýþlarýný konuþmasý gerektiðini de yazmýþtýr.
Nobel Ödüllü Orhan Pamuk bir televizyonda yaptýðý konuþmada “Fransýzlar yanlýþ iþ yaptý. Fransýz kültürüne, geleneðine yakýþmadý. Ama, bizim de iþin tadýný kaçýrmamamýz lâzým. Pire için yorgan yakýlmaz” demiþtir.
Ragýp Zarakolu ise tasarýnýn kabulüyle Türkiye’de ifade özgürlüðünden yararlanalar ve bu uðurda mücadele verenlerin zor durumda kalacaðýný söyleyerek söz konusu bilim adamý ve yazarlarýn tasarýya karþý çýkmalarýnýn asýl nedenini ortaya koymuþtur. Daha önce de bildirdiðimiz gibi tasarýya gösterilen karþýtlýk, yasalaþtýðý taktirde, Türkiye’nin de karþý önlem alarak soykýrýmý iddialarýnýn ileri sürülmesini engellemesi veya kýsýtlama getirmesi olasýlýðýdýr. Bu takdirde Türkiye’de bir süredir devam eden Ermenilerin soykýrýma uðradýðýna dair propagandasýnýn durmasý gerekecektir. Ancak gerek Türkiye’nin AB çerçevesindeki taahhütleri gerek Baþbakan’ýn aþaðýda deðineceðimiz “pisliðin pislikle temizlenmeyeceði” þeklinde dile getirdiði eðilimi, tasarýnýn yasalaþmasýnýn Türkiye’de ifade özgürlüðünün kýsýtlanmasý sonucunu vermeyeceðini düþündürmektedir.
2. Tasarýnýn Fransýz Ulusal Meclisi’nde Görüþülmesi ve Kabulü
Ermeni “soykýrýmýný” inkâr edenlerin cezalandýrýlmasýný öngören kanun tasarýsý, ikinci kez 12 Ekim 2006 tarihinde Fransýz Ulusal Meclisi’nde görüþülmüþ ve kabul edilmiþtir.
AB Komisyonu’nun fikir özgürlüðünü engellediði iddiasýyla Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin kaldýrýlmasýný istediði bir zamanda Fransa’da bir konuda fikrini söyleyenlere hapis ve para cezasý verilmesini öngören bir kanun çýkarýlmaya çalýþýlmasý açýklanmasý mümkün olmayan bir çeliþki yaratmýþtýr. Ancak kanun tasarýsý sahibi Fransýz Sosyalist Partisi’nin önerilerinin çeliþki yaratmasýndan rahatsýz olmadýklarý, ayrýca Ermeni sorunu ve “soykýrým” inkârcýlýðý gibi hususlarla da fazla ilgilenmedikleri görülmektedir. Bu partiyi ilgilendiren ve söz konusu kanun teklifinde bulunmaya yönelten husus yaklaþan seçimlerde iktidar partisi UMP’yi güç durumda býrakmaktadýr. Zira iktidar partisinden bir grup bu tasarýnýn lehinde diðeri ise aleyhindedir. Diðer bir deyimle tasarý UMP’yi bölmekte ve seçimler arifesinde zayýflatmaktadýr.
UMP içinde tasarýya taraftar olanlarýn baþýnda ASALA’nýn eski avukatlarýndan olup kýsa süre Bakanlýk da yapmýþ olan, Cumhurbaþkanlýðýna aday Nicolas Sarkozy’nin danýþmaný, Ermeni asýllý Patrick Deveciyan gelmektedir. Adý geçen “Fransýz topraklarýna ýrkçý ve inkârcý fikirleri sokan, üçüncü ülkeler tarafýndan yöneltilen gösterilerin yarattýðý tehlikeye” dikkat çekerek bu tasarýyý savunmuþtur. Deveciyan’ýn bahsettiði “üçüncü ülke” Türkiye’dir. Gösteriler ise 18 Mart 2006 tarihinde Lyon’da Türklerin yapmýþ olduðu gösteridir. Hemen her gün Fransa’nýn hemen her yerinde onlarca gösteri yapýlýrken Lyon’da Türklerin yaptýðý bir gösteri Ermeniler tarafýndan ýrkçý olarak tanýmlanmýþ ve baþta Sosyalistler olmak üzere bazý siyaset adamlarý da bu nitelendirmeyi benimsemiþtir. O zamana kadar daha ziyade sessiz kalmasýyla tanýnmýþ olan Fransa’daki Türk toplumunun böyle bir gösteriyi gerçekleþtirmesi, kendi durumundan hiç memnun olmayan Fransa’daki Kuzey Afrikalý Müslümanlara Türklerin de katýlmaya baþladýðý þeklinde algýlanarak endiþe yaratmýþtýr. Söz konusu tasarý Türklerin Ermeni sorunu hakkýnda toplantý yapmalarýný yasakladýðýndan, bu endiþeleri bir ölçüde gidermiþ, ifade özgürlüðünün kýsýtlanmasý üzerinde durulmamýþtýr.
Görüþmeler sýrasýnda 21 milletvekili söz almýþtýr. Bunlardan 18’i tasarýnýn lehinde 3’ü ise aleyhte konuþmuþlardýr.
Tasarýnýn lehinde konuþan milletvekillerinin üzerinde durduklarý hususlar þu þekilde özetlenebilir: 2001 yýlý kanunu sadece “soykýrýmý” tanýmakta, tanýmayanlara ne yapýlacaðý hakkýnda bir hüküm içermemektedir. Tasarý bu boþluðu doldurmaktadýr. Konuþanlar Fransa’da Ermeni soykýrýmýný inkâr edenlerin düzenleyeceði gösterilere karþý bir hüküm olmadýðýný sýkça dile getirmiþ ve örnek olarak da, sanki çok önemli olaylarmýþ gibi, 18 Mart 2006 tarihinde Lyon’da Türkler tarafýndan yapýlan gösteriyle ayný þehirde 24 Nisan’da açýlýþý yapýlan “soykýrým” anýtýnýn üzerine yazýlan yazýlarý göstermiþlerdir. Ayrýca Türk Hükümeti, bazý iþ çevreleriyle beraber, milletvekilleri üzerinde baský kurmakla, ekonomik önlemler alacaðý tehdidinde bulunmakla, þantaj yapmakla itham edilmiþ, böyle hareket eden Türkiye’nin Avrupa Birliði içinde yeri olmadýðý ileri sürülmüþ ve Fransa’nýn Türkiye’den alacaðý ders olmadýðý belirtilmiþtir. Ermeni “soykýrýmý” inkârcýlarýnýn Yahudi soykýrýmýný inkâr edenlerle ayný cezalara çarptýrýlmasý gerektiði ifade edilmiþtir. Buna karþýn daha yeni tarihli olan Bosna ve soykýrýmlarý konusuna pek az deðinilmiþtir. Her iki olayda Fransýz askeri makamlarýna karþý bazý iddialar ileri sürülmüþ olmasýnýn bunlara deðinilmek istenmemesinin nedeni olmasý mümkündür. Bazý milletvekilleri bu kanun tasarýsýnýn Türkiye’ye ve Fransa’daki Türk toplumuna karþý olmadýðýný iddia etmiþlerse de nedenini açýklamamýþlardýr.Ayný þekilde kanunlaþtýðý takdirde bu tasarýnýn, Ermeni “soykýrým kurbanlarý” için adaleti yerine getirmek ve Türkiye’ye “soykýrýmý” inkâr etmenin faydasý olmadýðýný göstereceði ve bu þekilde de Türk ve Ermenilerin uzlaþmasýna katkýda bulunacaðýna dair bazý beyanlara da bir anlam verilememiþtir. Aksine bu tasarýn kanunlaþtýðý takdirde Türkler ve Ermeniler arasýndaki anlaþmazlýðýn daha da derinleþtirmesi beklenebilir. Bir milletvekili 2001 yýlý kanununun kabulü sýrasýnda Türkiye’den birçok baský ve tehdit aldýklarýný, kanun kabul edildikten sonra ise hiçbir þey olmadýðýný, þimdi ayný tehditlerin tekrar edildiðini, daha önce olduðu gibi bunlarý dikkate almamak gerektiðini söylemiþtir. Gerçekten de 2001 yýlýnda Fransa’ya karþý alýnan önlemler hem az hem de kýsa sürdüðü için halen Fransa’da Türkiye’nin ciddi önlem alamayacaðý veya alsa da sürdüremeyeceði gibi bir kaný yerleþmiþ bulunmaktadýr.
Tasarýnýn lehinde olanlar arasýnda iktidar partisinden Ermeni asýllý Patrik Deveciyan’ýn tutum ve sözleri özellikle dikkat çekmektedir.Deveciyan özgürlükler konusunda Türkiye’nin Fransa’ya verecek dersi olmadýðýný söylemiþ, Ceza kanununun 301. maddesini kabul etmiþ olan Erdoðan Hükümetini iki yüzlülükle suçlamýþ ve bu maddenin Türkiye’de Ermeni soykýrýmý olduðunu söyleyenleri hapse attýrdýðýný iddia etmiþtir. Deveciyan Türkiye’de sadece Damat Ferit Paþa’nýn Ermeni soykýrýmýný kabul ettirdiði ve faillerini askeri mahkemede mahkûm ettiðini öne sürmüþtür. O dönemde “soykýrým “ deyimi bile mevcut olmadýðý için bu sözleri, tarihi bir olayý günümüz koþullarýna uyarlamak çabasý olarak görmek daha doðru olacaktýr. Deveciyan’ýn söz konusu tasarýnýn Fransa’da iç barýþý kurmaya yönelik olduðu hakkýndaki iddiasý da ilginçtir. Bu sözler, tasarý kanunlaþtýðý takdirde Türklerin soykýrým aleyhine gösteri yapamayacaðý, dolayýsýyla iç barýþýn saðlanacaðý gibi garip bir mantýða dayanmaktadýr. Bu arada, her gün birçok gösteri yapýlan Fransa’da þimdiye kadar soykýrým aleyhinde bu yýlýn 18 Mart günü bir tek gösteri yapýlmýþ olduðunu tekrarlayalým. Bu gösterinin, o zamana kadar hiçbir direniþle karþýlaþmadan her türlü iddiayý ortaya atmaya alýþmýþ olan Ermenileri çok telaþlandýrdýðý ve gösterileri yasaklatmak amacýyla kanun çýkartmak yoluna gittikleri anlaþýlmaktadýr.
Deveciyan üniversiteleri ve bilimsel araþtýrmalarý tasarý hükümleri dýþýnda mütalaa eden bir deðiþiklik önergesi vermiþtir. Bu konuda yaptýðý konuþmada, Ermeni soykýrýmýnýn mevcut olduðunu ileri sürdüðü için takibata uðrayan (?) “Konstantinopl’daki” Ermeni aydýný Hrant Dink’in, Fransa’nýn da Türkler gibi hareket edip, düþünce özgürlüðüne sýnýr getirilmemesi ricasýnda bulunduðunu bildirmiþtir. Ancak Sosyalistler bu öneriye karþý çýkmýþlar ve tasarý eski haliyle kalmýþtýr. Deveciyan’ýn deðiþiklik önerisi tasarýyý hayli yumuþatýyor ve fiilen sadece Ermeni “soykýrýmý” aleyhine gösteri yapanlarýn cezalandýrýlmasýný mümkün kýlýyordu.
Tasarý aleyhinde konuþan üç kiþinin üzerinde durduðu baþlýca husus tarihi gerçeklerin saptanmasý iþinin parlamentolara deðil tarihçilere ait olduðudur. Bu çerçevede bir milletvekili, Türkiye’nin bulgularýný kabul etmeyi taahhüt ettiði, Ermeni ve Türklerden kurulacak Tarihçiler Komisyonuna atýfta bulunmuþtur. Ayný kiþi (Pierre Laquiller) hiç kimsenin deðinmediði bir konudan, 2001 yýlý kanununun Anayasaya aykýrý olduðundan da bahsetmiþtir. Deðinilen bir diðer husus, bir topluluða karþý kin duyulduðunu belirten ve þiddet kullanýmýný teþvik eden gösterilerin esasen suç olduðudur; diðer bir deyimle bu gibi hareketler için yeni cezalara ihtiyaç bulunmamaktadýr.
Bu vesileyle tasarý aleyhinde görüþ bildirenlerin hiç birinin Ermeni “soykýrýmýnýn ” varlýðýndan þüphe eden bir ifadede bulunmadýðýný ayrýca Fransa’nýn Türkiye ile olan iliþkilerinin önemine de deðinmediklerini belirtmek yerinde olacaktýr.
Hükümet adýna konuþan Avrupa Ýþleri Bakaný Bayan Cathérine Colanna Fransýz Hükümeti’nin üç nedenle bu kanuna taraftar olmadýðýný söylemiþtir. Birinci neden Fransa’nýn Ermeni soykýrýmýný tanýyan 2001 tarihli bir kanuna sahip olmasý, ikinci bir kanuna gerek olmamasýdýr. Ýkinci neden ise bu tasarýnýn istenmeyecek sonuçlar doðuracak olabilmesidir. Fransýz Bakana göre Türkiye kýsa zamandan beri, bazý aydýnlarýn sayesinde, geçmiþi hakkýnda bir hafýza çalýþmasý yapmaya baþlamýþtýr. Bu aydýnlar tasarýnýn kanunlaþmamasý için bir bildiri yayýnlamýþlar ve böyle bir kanunun sürdürmekte olduklarý mücadelelerine zarar vereceðini belirtmiþlerdir. Durumu en iyi takdir edecek olanlar bu aydýnlardýr. Türkiye’de demokrasi sürecinin ve Türkler ve Ermeniler arasýnda uzlaþmanýn gerçekleþmesi için çalýþmak gerekmektedir. Üçüncü neden ise tarihi aydýnlatmanýn yasama organýna deðil tarihçilere ait olduðu ilkesidir. Bu tasarýyý kabul etmek söz konusu ilke ile baðdaþmamaktadýr.
Kýsacasý Fransýz Bakaný, Fransa’da Ermeni soykýrýmýný tanýyan bir kanunun zaten olduðu, Ermeni görüþlerini benimseyen Türk aydýnlarýnýn bu kanuna taraftar olmadýðýný ve tarihi aydýnlatmanýn tarihçilere ait olduðunu belirterek tasarý aleyhinde tutum almýþtýr. Bu arada Fransýz Bakanýn sözünü ettiði Türk aydýnlarýnýn Ermeni görüþlerini benimsemiþ az sayýdaki bilim adamý ve yazar olduðunu belirtelim.
Tasarýnýn oylanmasý sýrasýnda hükümet, deðiþiklik önerileri de dâhil, daima olumsuz görüþ bildirmiþtir.
Yapýlan oylamaya 129 kiþi katýlmýþtýr. Bunlardan 106 kiþi lehte 19 kiþi aleyhte 4 kiþi de çekimser oy vermiþtir. Aþaðýdaki tablo oylarýn daðýlýmýný göstermektedir.
Partinin Adý
Milletvekili Sayýsý
Kabul Oyu
Ret Oyu
Çekimser
UMP
364
49
17
4
PS
150
40
2
-
UDP
29
7
-
-
PCF
22
6
-
-
Baðýmsýz
12
4
-
-
TOPLAM
577
106
19
4
Görüldüðü gibi Fransýz Ulusal Meclisindeki 577 milletvekilinden sadece 129 kiþi görüþmelere katýlmýþ ve tasarý 106 oyla (%18,4) kabul edilmiþtir.Meclisin %77,6 sýný oluþturan 445 milletvekili görüþmelere gelmemiþtir.
Bu vesileyle ayný senaryonun 2001 yýlýnda da tekrarlandýðýný ve Ermeni soykýrýmý iddialarýný benimseyen Fransýz kanununun 52 oyla, yani Ulusal Meclis mevcudunun %9’u ile kabul edildiðini hatýrlatalým. Dahasý Ulusal Meclisin 1998 yýlýnda Ermeni soykýrýmýný tanýyan ilk kanun tasarýsýný sadece 29 oyla (%5) kabul edildiðini, ancak Senato tasdik etmediði için kanunlaþmadýðýný de belirtelim.Kýsaca Fransýz Ulusal Meclisi çoðunluk olmadan da kanun tasarýlarýný kabul edebilmektedir. Bu ise Ermenilerin iþine yaramýþ ve az oyla soykýrým tasarýlarý Meclisten geçmiþtir. Bu arada sadece 52 oy toplamýþ olan 2001 yýlý kanunu aleyhine Mecliste oy veren olmamasý Ermenilere bu kanunun oy birliðiyle kabul ettiðini ileri sürmek fýrsatýný vermiþtir.
Fransýz milletvekillerinin çoðunluðunun neden Meclise gelmedikleri ayrý bir inceleme konusudur. Þu kadarýný belirtelim ki Fransýz milletvekillerinde kendilerini doðrudan ilgilendirmeyen konularda Meclise gelmemek eðilimi vardýr.
Meclisin ancak%18,4 ünün oyunu alsa da bu tasarý hukuken geçerlidir. Buna karþýn tasarýnýn Meclis iradesini yansýtmadýðý da açýktýr. Zira Meclise gelmeyen 448 milletvekili gelip oy kullansaydý, ifade özgürlüðünü ihlâl ettiði için, bu tasarý büyük bir olasýlýkla reddedilmiþ olacaktý.
Yukarýda deðindiðimiz gibi tasarý Ermeni “soykýrýmýný” inkâr edenlere 1-3 yýl hapis ve 45.000 Euro para cezasý verilmesini öngörmektedir. Bunun dýþýnda, beþ yýldan daha fazla bir zamandan beri faaliyette olan Ermeni derneklerine inkâr davalarýna müdahil olarak katýlmak hakkýný tanýmaktadýr. Diðer bir deyimle Ermeni dernekleri bu gibi davalarda bir tür ikinci savcý gibi hareket edeceklerdir. Tasarý kanunlaþtýðý takdirde Ermeni derneklerinin, haklarýnda dava açtýrmak için, Fransa’daki Türkleri çok yakýndan takibe alýnacaklarýndan da þüphe yoktur.
Tasarýnýn kabulünden sonra yabancý ülkeler basýnýnda bu konuda yayýnlanan yazýlarýn büyük çoðunluðu tasarýyý ve Fransa’nýn tutumunu eleþtirmiþtir. Ýlginç olan husus Fransa’da çýkan yazýlarýn da ayný nitelikte olmasý ve tasarýyý savunan, çoðu Ermeni veya Ermeni yanlýsý yazarlarýn, adeta izole edilmiþ olmalarýdýr.Ermeni sorununun önem kazandýðý yetmiþli yýllardan bu yana Ermenilerce ilham edilen hiçbir giriþim bu derecede eleþtiri almamýþtýr. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus eleþtirilerin soykýrým iddialarýna iliþkin olmadýðý ve ifade özgürlüðü konusunda yoðunlaþtýðýdýr. Fransa’da ise eleþtiriler Meclislerin kanun yazmamasý gerektiði etrafýnda toplanmýþtýr ki bu da ifade özgürlüðünün dolaylý bir þekilde dile getirilmesi demektir.
Tasarýya taraftar olanlar bu eleþtiriler karþýsýnda genelde sessiz kalmayý tercih etmiþlerdir. Ermeni çevreleri ise savunma yapmaya çalýþmýþ, Deveciyan’ýn saldýrgan olduðu kadar tutarsýz bazý beyanlarý hariç,bu savunmalar yanký uyandýrmamýþtýr.
Sosyalistler tasarýnýn kýsa zamanda kanunlaþamayacaðý kanýsýný taþýdýklarý, Parti Sekreteri François Hollande’ýn Hükümet Kanunu’nun Senatodan geçmesini engellerse 2007 seçimlerinden sonra bu konuyu ele alacaklarýný söylemesinden, anlaþýlmaktadýr.
3. Türkiye’de Tepkiler
Tasarýnýn kabul edilmesi Türkiye’de her düzeyde tepkilere neden olmuþtur.
a. Cumhurbaþkaný, Baþbakan ve Dýþiþleri Bakanýnýn Sözleri
Cumhurbaþkaný Dýþiþleri Danýþmaný Büyükelçi Sermet Atacanlý Sayýn Cumhurbaþkanýnýn bu tasarýnýn kabulünü üzüntüyle karþýladýðýný, Jacques Chirac’a göndermiþ olduðu iki mektupla bu giriþimlerin tarihi gerçeklerin çarptýrýlmasý ve ifade özgürlüðü baþta olmak üzere insan haklarýnýn çiðnenmesi anlamýna geleceði ve iliþkilerde kalýcý yansýmalara neden olacaðýný vurgulamýþ olduðunu, ayrýca hukuksal ve tarihsel gerçeklerle baðdaþmayan savlarýn dar siyasal hesaplarla yasal yaptýrýma baðlanmasýný ve gerçekmiþ gibi dayatýlmasýný kabul edilemez bulduðunu, insanlýðýn barýþ ve gönenci için çalýþmasý gereken siyasal karar alýcýlarýn tarihsel kin ve nefret duygularýný körüklemelerini gelecek için kaygý uyandýran bir tavýr olarak deðerlendirdiðini söylemiþtir. Atacanlý Sayýn Cumhurbaþkaný’nýn anýlan tasarýnýn yasalaþmasýnýn önlenmesine ve Türkiye-Fransa iliþkilerinin daha fazla yara almamasýna da önem verdiðini bildirmiþtir.
Baþbakanlýk Basýn Merkezinden yapýlan ve aðýr ifadeler içeren bir açýklamada tasarýnýn Fransýz Ulusal Meclisinde onaylanmasýnýn esefle kýnandýðý, bu kararýn Fransa’nýn dar görüþlü siyasetçileri için, hem bilimsel doðrulara saygý hem de düþünce ve ifade özgürlüðü bakýmýndan büyük bir utanç ve kare leke olduðu, Fransa’yý bu ayýpla yaþamak zorunda býrakan dar görüþlü bazý siyasetçilerin bundan sonra olacaklarý düþünmesi gerektiði, vahim bir hata, tarihi bir yanlýþ yapýldýðý, Türkiye’nin böyle bir haksýzlýðý ne kabul etmesinin ne de buna tahammül göstermesinin söz konusu olmadýðý, Ermeni vatandaþlarýyla birlikte Türk kamuoyunun büyük bir infial içinde olduðu bildirilmiþtir.
Baþbakan Erdoðan Esenboða Hava Limaný yolunun açýlýþý münasebetiyle yaptýðý konuþmada bu konuya da deðinerek “ Özgürlük mücadelesini anlamadan maalesef bir akýl tutulmasý girdabýna girmiþ olanlar var. Ne yazýk ki buna Fransýz siyasetçilerinin bir kýsmý da tutuldu. Dün Fransýz Parlamentosu demokrasi tarihine, özgürlüklere kara bir leke çalmýþtýr. Bir taraftan Türkiye’yi 301 ile (Ceza Kanunun 301. maddesi) akýl vermeye çalýþacaksýn, diðer yandan ifade özgürlüðünün önünü keseceksin. Bunu anlamak mümkün deðil. 301’le ilgili olarak biz açýk konuþtuk. Ama maalesef bu noktada bize akýl vermeye çalýþanlar önce bu aklý kendilerine saklasýnlar. Kendileri önce özgürlük noktasýnda, ifade özgürlüðü gibi önemli bir adýmý þu anda geri atýyorlar. Önce bunu halletsinler, ondan sonra bizim kapýmýza gelsinler. Biz böyle bir ayýbý yaþamadýk ve yaþatmýyoruz” demiþtir.
Baþbakan Yardýmcýsý ve Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül ise Artýk Fransa’nýn özgürlükler yurdu olmayacaðýný, fikrin serbestçe konuþulmasýyla övünemeyeceðini belirterek, bu olayýn Fransýzlar için çok büyük bir ayýp olduðunu, Türkiye’nin Fransa’ya göstereceði tepkinin bir süreç içinde geliþeceðini söyledikten sonra “Bunu geçiþtireceðimizi ve hafife alacaðýmýzý kimse sanmasýn, ‘2001’deki unutulmuþtu, (bu da)geçer,’ olmayacaktýr demiþtir. Gül baþka bir vesileyle “Her sahada alýnacak tedbirler vardýr. Bunlar ciddiyetle ele alýnacaktýr. Neler yapýlacaðýný önümüzdeki günlerde göreceðiz” þeklinde konuþmuþtur.
b. Dýþiþleri Bakanlýðýnýn Bildirisi
Tasarýnýn Fransýz Milli Meclisi tarafýndan kabulünden sonra Dýþiþleri Bakanlýðý bir bildiri yayýnlayarak görüþlerini açýklamýþtýr. (Bu metnin tamamý Dergimizin “Güncel Belgeler” bölümündedir. Belge 1)
Bildiride, özetle,Fransýz Ulusal Meclisinin bu tasarýyý kabul etmesinin derin esefle karþýlandýðý, Ermeni vatandaþlar dahil Türk Milletinde derin bir infial yarattýðý, Türkiye-Fransa iliþkilerinin aðýr bir darbe aldýðý, Fransa’da bu tasarýya karþý güçlü eleþtiriler yapýlmýþ olmasýnýn tasarý üzerinde oydaþma olmadýðýný ve ciddi destek bulamadýðýný gösterdiði, Fransa’da yasal sürecin kesilmesi için tüm çaba ve giriþimlerin süreceði, tasarýnýn Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesinin ihlali anlamýna geldiði, Fransýzlarýn kendi tarihleriyle hesaplaþmalarý gerektiði zaman parlamentolarýn tarihi yeniden yazmak gibi görevleri olmadýðý ve bu sorumluluðun tarihçilere ait olduðunun belirtildiði, buna karþýlýk Fransa’da baþka ülkelerin tarihi hakkýnda hüküm verildiði ve ceza tespit edildiði hususlarý yer almaktadýr.
c. Muhalefet Partileri Liderlerinin Görüþleri
Fransýz Ulusal Meclisinin söz konusu tasarýyý kabul etmesi muhalefet parti liderlerinin de tepkilerine neden olmuþtur.
CHP Genel Baþkaný Deniz Baykal Baykal, Fransýz Parlamentosu'nun bu kararýna karþý Türkiye'nin etkin bir hukuk mücadelesine girmesi gerektiðini belirterek, þunlarýn yapýlmasýný istemiþtir: "Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesine Fransa'nýn Avrupa Konseyi üyeliðinin askýya alýnmasý talebini götürmemiz lâzýmdýr. AB Adalet Divaný'na baþvurarak bu alýnan kararýn AB müktesebatýna aykýrý olduðunu ifade ederek bir yaptýrým talebinde bulunmamýz gerekiyor. Fransa'daki Türk vatandaþlarýnýn, Fransa'ya gidecek Türk vatandaþlarýnýn yasayý açýkça ihlal ederek, binlerce, on binlerce ihlal yaparak bu konunun gündemde tutulmasýný ve Türkiye’nin kabul etmediðini göstermemiz gerekiyor. Bu yasayý çýkartmamalýyýz, çýkarsa iþletmemek zorundayýz. Ekonomik iliþkilerimizi, ihalelerimizi buna göre düzenlemeliyiz".
ANAP Genel Baþkaný Erkan Mumcu “Türkiye Fransa’dan bu tokadý yemeyi hak etti” dedikten sonra “Burnunu Türkiye’nin doðusuna sokmaya çalýþan Fransa’ya bunun hayýrlý bir þey olmadýðýný göstermek lâzým. Eðer bunu yapamazsak baþkalarý da cesaretlenir. Fransa’ya etkili bir karþýlýk vermeli, vatandaþlarýmýz Fransa’ya boykota etkin þekilde katýlmalýdýr. Hükümet muhalefet partileri gibi kýnamakla yetinmemeli, etkili politikalara karar vermelidir” þeklinde konuþtu.
DYP Partisi Genel Baþkaný Mehmet Aðar “Fransa'nýn sözde Ermeni soykýrýmý iddialarýnýn reddini suç sayan yasayý kabul etmiþ olmasýný büyük bir infial ve derin bir esefle karþýlýyor, þiddetle kýnýyoruz” dedi. Ayrýca bazý DYP mensuplarý 18 Ekim 2006 tarihinde Ýstanbul’da, Taksim’de Fransýz Baþkonsolosluðu önünde gösteri yaptý.
d. Türk Basýnýnýn Yayýnlarý
Türk kamuoyunun bu tasarýnýn kabul edilmesine iliþkin tepkilerine gelince, tasarýnýn görüþülmesinden birkaç gün önceden baþlayarak kabulünden iki hafta sonraya kadar geçen bir süre içinde Türk basýnýn baþlýca konusu bu tasarý ve Fransa’nýn Türkiye’ye karþý tavrý olmuþtur. Tasarýya iliþkin haberler birçok gün manþetlerde yer alýrken köþe yazarlarýnýn hemen hepsi, bazýlarý birçok kez olmak üzere, bu konuyu ele almýþlardýr. Yerimiz müsait olmadýðý için bu yüzlerce yazýya deðinemeyeceðiz. Ancak bunlarýn hemen hepsinin tasarýnýn aleyhinde olduðunu ve önemli bir kýsmýnýn da Fransa’yý, bazýlarý aþýrý bir dille olmak üzere, eleþtirdiðini ve bu ülkeye karþý önlem alýnmasýný savunduklarýný belirtelim. Bu arada bazý yazarlarýn Fransa’daki iç durum ve dengeleri bilmediðini, Fransa’nýn Avrupa Birliði içindeki önemli yerini ve Türkiye’nin bu örgüte üyelik sürecinde karþýlaþtýðý ve karþýlaþacaðý önemli sorunlarý aþmak için Fransa’nýn da desteðine, hiç olmazsa tarafsýzlýðýna, ihtiyacý olduðunu pek anlamadýklarýný, o nedenle de bu ülkeye karþý alýnacak aþýrý önlemlerin Fransa’dan ziyade Türkiye’ye zarar vereceðini idrak edemediklerini belirtelim.
e. Ekonomik Önlemler
Yularýda deðindiðimiz gibi, gerek Baþbakan Erdoðan gerek Yardýmcýsý Dýþiþleri Bakaný Gül, bu tasarýya karþý olduklarýný herhangi bir tereddüde mahal býrakmayacak açýklýkla bildirmekle beraber Fransa’ya karþý alýnacak önlemler konusunda ölçülü bir dil kullanmýþlardýr. Türk basýnýn önemli bir kýsmý Fransa’ya karþý sert ekonomik önlemler alýnmasýndan yana olurken Baþbakan “Biz sabýrlý olacaðýz. Biz attýðýmýz adýmlarý bilerek atacaðýz.... Hesaplarý iyi yapacaðýz... Þu anda Türkiye’nin Fransa ile ticaret hacmi yaklaþýk 10 milyar dolar. Bu Fransa’nýn dýþ ticaret hacmi içerisinde yüzde 1,5’dir. Onun için bunun hesabýný yapacaksýnýz. Adýmlarýmýzý ona göre atacaðýz” sözleriyle Fransa’ya karþý alýnacak ekonomik önlemlerin sýnýrlý bir etkisi olacaðýný dolaylý bir þekilde ifade etmiþ oluyordu. Diðer yandan Fransa’dan ithalatý durdurmak veya kýsýtlama getirmek için resmi olarak alýnacak önlemlerin Türkiye’nin gerek Avrupa Birliði gerek Dünya Ticaret Örgütü çerçevesindeki yükümlülüklerine aykýrý olacaðý da muhakkaktý. Bu nedenle Fransa’ya karþý ekonomik alanda resmi önlemler alýnmasý Türkiye’yi sýkýntýya sokabilir, ancak gönüllü bir hareket olarak, firmalarýn Fransýz mallarý satmamalarý, Fransýzlarla iþ baðlantýlarýna girmemeleri ve halkýn da Fransýz mallarýný almamasý düþünülebilirdi.
Nitekim bu yönde bazý geliþmeler görüldü. Türkiye Esnaf ve Sendikalar Konfederasyonu üyelerinden tüm Fransýz ürünlerini raflardan indirmelerini istedi. Tüketiciler Birliði de parfüm gibi bazý Fransýz mallarýnýn boykot edilmesini önerdi. Türkiye Genç Ýþadamlarý Derneði (TÜGÝYAD) Fransýz mallarýný satmayacaklarýný açýkladý. Müslüman Ýþ Adamlarý Derneði (MÜSÝAD) boykot hareketlerinde yer alacaklarýný ve Fransa’dan madalya alan iþ adamlarýnýn bunlarý iade etmesi gerektiðini bildirdi. Hür sanayi ve Ýþadamlarý Derneði (HÜRSÝYAD) iþ toplantýlarý için Fransa’ya gitmeme, Ege Giyim Sanayicileri Derneði ise Fransa’daki Fuarlara katýlmama kararýný aldýlar. Aðaoðlu Ýnþaat Þirketi bu konudaki duyarlýlýðýný fiiliyata dökerek Ýstanbul’da My Country konut projesinde bir market açmasý öngörülen Carrefoursa ile olan sözleþmesini iptal ettiðini bildirdi. Bu arada boykot hareketinin en çok Carrefoursa hedef aldýðý ve bu alýþveriþ melezine gidenlerin sayýsýnýn çok azaldýðý hakkýnda haberler çýktý.
Önlemler konusunda en faal kuruluþ olan Tüketiciler Birliði her hafta bir büyük Fransýz Firmasýný boykot etmeyi kararlaþtýrdý. Boykota Total Petrol firmasýndan baþlandý. Bu firmanýn satýþýnýn % 30 azaldýðý öne sürüldü. Ýzleyen haftalarda L’Oréal ve Tefal firmalarý boykota alýndý. Fransýz mallarýna karþý gönüllü boykot hareketi yer yer sürdü. Bir süre Ýstanbul’da Taksim meydanýnda Fransýz satan maðazalar açýlmadý. Ayrýca Ýzmit, Konya, Nevþehir, Erzurum, Niðde gibi þehirlerde boykot hareketleri görüldü. Bazý yerlerde mallarýn üzerine “Fransýz malýdýr” kaydý bulunan bir etiket yapýþtýrýlarak satýþý önlenmeye çalýþýldý.
Türkiye’de iþ yapan bazý Fransýz firmalarýnýn bu olumsuz havadan etkilendiði görüldü. Danone Firmasý tasarýnýn yasalaþmasýný önlemek üzere, bir imza kampanyasý baþlatarak, esas itibariye kendi iþçilerinden toplayacaðý dilekçeleri 30 Kasým’a kadar Fransýz Senatosuna göndereceklerini bildirdi.
Türkiye’deki bu tepkilerin Fransa’da ne gibi etkileri olduðuna gelince tanýnmýþ bir Fransýz gazetesi etkinin büyük olmadýðýný, Carrefour’da ilk iki gün satýþlarda biraz azalma olduðunu ancak bunun sürmediðini yazdý. Ayný gazete Fransýz þirketlerinin satýþlardan ziyade kendilerine gümrük ve diðer idari iþlemlerde zorluk çýkarýlmasýndan ve kamu ihalelerine alýnmamaktan çekindiklerini yazdý. Bu alanda Fransýzlarýn en çok askeri helikopter Airbus uçaklarý ve nükleer santral ihaleleriyle ilgilendikleri görüldü.
Belirli firmalarýn daveti suretiyle yapýlan resmi ihalelere Fransýz firmalarýný çaðýrmamak mümkündür. Bu yolda alýnmýþ bir karar olup olmadýðý bilinmemekle beraber, Türksat’ýn 2008’de uzaya gönderilecek uydusunun ardýndan Fransýz Alcatel firmasýyla iþbirliði yapmayacaðýný bildirmesi anlamlýdýr. Türkiye’nin resmi ihalelere Fransýz firmalarý aleyhine kýsýtlamalar getireceðinden Fransýz basýnýnda da söz edilmektedir.
Fransýz firmalarýnýn resmi ihalelere çaðrýlmamasý caydýrýcý bir rol oynayabilir. Buna karþýn Fransýz mallarýnýn satýþlarýna getirilmek istenen çeþitli kýsýtlamalar Fransýz firmalarýna bir ölçüye kadar zarar verebilir. Ancak bunlarýn Fransýz Ulusal Meclisini ve Senatosunu tutum deðiþtirebilecek bir boyuta ulaþtýrmasý zordur. Bu önlemler çok aþýrý olduðu takdirde Fransýz Hükümetinin karþý önlemlere baþvurmasý beklenebilir. Diðer yandan Türkiye’de satýlan Fransýz mallarýnýn önemli bir bölümü Türkiye’de imal edildiðinden bunlarýn satýþýnýn durmasý veya azalmasý mallarýn imalatýna katýlan ve sayýlarýnýn 40.000 kadar olduðu tahmin edilen Türk iþçilerinin aleyhine olacaktýr. Nihayet her alým-satýmýn iki tarafýndan da çýkarýna olduðundan, taraflardan birinin bu dengeyi bozmasý halinde kendisinin de zarar görmesinin kaçýnýlmaz olduðunu belirtelim.
Bu vesileyle, Fransa’ya karþý alýnan ve alýnacak önlemlerin ekonomik etkisinin az olmasýna karþýn bunlarýn, Türk kamuoyunun Fransa’ya karþý olumsuz bir tutum içine girdiðini kanýtlamasý bakýmýndan, siyasi alanda küçümsenmeyecek bir etki yapmýþ olduðunu da ifade edelim.
Deðinilmesinde yarar görülen bir baþka konu da Fransa’ya karþý boykot hareketinin kültürel alanda da uygulanmasý giriþimidir. Radyo-Televizyon Yüksek Kurulu (RTÜK) 21 Ekimde yaptýðý bir açýklamada “ Türk-Fransýz dostluðunu bozma niteliði taþýyan, sözde Ermeni soykýrýmýný inkâr edenlerin cezalandýrýlmasýný öngören yasa önerisi gündemden tamamen çýkarýlýncaya kadar, Türkiye’de yayýn yapmakta olan radyo ve televizyon kuruluþlarýnýn Fransýz kaynaklý medya ürünlerini yayýnlamamalarýnýn tavsiye edilmesine oybirliðiyle karar “ verildiðini bildirmiþtir.
Ancak bu karar tepki çekmiþ olmalý ki bir RYÜK üyesi açýklama yaparak bu kararýn Victor Hugo’nun okunmasýný engellemediðini belirmiþ ve Fransa’daki tasarýnýn ancak Fransýz aydýnlarýnýn giriþimiyle önlenebileceðini, Fransa’nýn, Türkiye film pazarýndaki %10’luk payý tartýþmalý duruma gelecek diye, darbe almayacaðýný, kararýn RTÜK’ün mütevazý bir katký arayýþý olduðunu, isteyenlerin Fransýz filmlerini izlemeye, Fransýz müziklerini dinlemeye ara vermeden devam edebileceklerini söylemiþtir. Böylece RTÜK’ün üstü örtülü bir sansür uygulamak niyetinde olmadýðý açýklýk kazanmýþtýr.
f. Gösteriler ve Fransa’daki Türkler
Söz konusu tasarýnýn kanunlaþma süreci içinde Ankara’da Fransýz Büyükelçiliði ve Ýstanbul’da da Fransýz Baþkonsolosluðu önünde birçok gösteri yapýldý. Ayrýca Paris’te de Bastille Operasý önünde ve merdivenlerinde yüz kadar Türk, ellerinde Türk bayraklarý olduðu halde tasarý aleyhinde gösteri yaptý. Fransa’da Türklerin tepkilerini dile getirmesi olumlu bir davranýþ olmakla beraber bu tepkilerin, Meclis karar aldýktan sonra deðil, almadan yapýlmasý yararlý olurdu. Bu arada Fransa’daki Türklerin tasarýnýn engellenmesi için etkili çalýþma yapmamýþ olmalarý bir öz eleþtiriye neden oldu. Fransýz Türk Giriþimcileri Birliði Baþkaný Murat Ercan, Türk iþ adamlarýnýn yasa tasarýsýna tepkilerin cýlýz kaldýðýný belirterek, baský oluþturmak için örgütlenmek gerektiðini vurguladý. Lobi oluþturmanýn ancak dernekleþmeyle mümkün olduðunu anlatan Murat Ercan, "Fransýz medyasý burada yaþayan Türklere görüþünü sormadý. Gücümüzün farkýna varmalýyýz." dedi ve sözde Ermeni soykýrýmýný inkâr yasasýna karþý düzenledikleri faaliyetlerin Fransa'da yaþayan Türklerden ilgi görmediðini de belirtti. Aslýnda Fransa’da bu konulara ilgi gösteren ve Türkiye’ye yarar saðlamak için uðraþan vatandaþlarýmýz vardýr. Ancak sayýlarý azdýr. Büyük Türk kitlelerinin iþi ile evi arasýnda geçen bazen camiye de uðrayan bir yaþamý olup bunlarýn dýþýnda kalan konulara ilgisi azdýr. Bu nedenledir ki 450.000 kiþilik Ermeni cemaatinin Fransa’da ciddi bir siyasi gücü varken ayný sayýda olan Türklerin bu alanda bir varlýðý, neredeyse, yoktur.
g. T.B.M.M.’de Görüþmeler ve Kabul Edilen Bildiri
T.B.M.M.’nin 17 Ekim 2006 tarihli toplantýsýnda Fransýz Milli Meclisinde kabul edilen tasarý görüþüldü. Bu konuda Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül ile Mecliste temsil edilen Parti Gruplarý temsilcileri birer konuþma yaptýlar.
Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’ün konuþmasýnda, özetle, tasarý kanunlaþtýðý takdirde artýk Fransa’da Ermeni iddialarýna karþý çýkmanýn mümkün olmayacaðýný, asýlsýz iddialarýn gerçekmiþ gibi algýlanacaðýný, düþünce ve ifade özgürlüðüne kýsýtlamalar getirileceðini, bazý milletlerin tarihinde yoðun olarak ýrkçýlýk, beyaz olmayan halklarýn baský altýnda tutulmasý ve sömürülmesi ve kendinden olmayanlara tahammülsüzlüðün bulunduðunu, buna karþýn Osmanlýlar vaktiyle asimilasyon uygulasalardý birçok ýrk, mezhep ve dilin bu güne eriþememiþ olacaðýný, Ermeni Diasporasýnýn, kimliðini muhafaza etmek için, kendi aralarýnda kenetlenme aracý olarak soykýrým iddialarýný kullandýðýný söylemiþtir.
Fransa’ya karþý eleþtirel bir dil kullanan Bakan Fransa’nýn Birinci Dünya Savaþý öncesinde ve sonrasýnda Ermenileri kendi çýkarlarý için kýþkýrttýðýný, þimdi de küçük siyasi çýkarlar için ayný þeyi yaptýðýný, ancak bunun faturasýnýn sonunda Ermenilere kesildiðini bildirmiþ ve Türkiye’nin hatasýnýn bu katliamlarý kendi halkýna ve dünya kamuoyuna yeterli þekilde anlatmamýþ bulunmasýnýn olduðunu, ancak Cumhuriyeti kuranlarýn devleti kin ve nefret üzerine inþa etmek ve yeni nesilleri düþmanlýkla yetiþtirmek istemediklerini ve o günün bu iyi niyetli görüþlerinin bugün Türkiye’nin karþýsýna bir zafiyet olarak çýktýðýný ifade etmiþtir. Abdullah Gül geçen yýl Türkiye’nin, 1915 olaylarýný etraflý bir þekilde araþtýrmak üzere bir ortak tarih komisyonu kurulmasýný Ermenistan’a önerdiðine temasla bunun Türkiye’nin tarihinde utanýlacak bir husus olmadýðýný gösterdiðini söylemiþtir.
Dýþiþleri Bakaný bir olayýn soykýrým olduðuna sadece yetkili mahkemenin karar verebildiðini, böyle bir mahkeme kararý olmamasý halinde soykýrým sucunun varlýðýnýn hukuken kabul edilemeyeceðini, soykýrým iddiasýnýn yasal zeminde savunulamayacaðýný ve ileri sürülemeyeceðini belirtmiþtir. Abdullah Gül ayrýca Fransýz yetkililerin Fransa tarihindeki bazý tartýþmalý olaylarýn tarihçilerin deðerlendirilmesine býrakýlmasý gerektiði söylerken, Ermeni iddialarýnýn geçerliliðini sorgulamayý dahi suç haline getiren yasal düzenlemeler yapmaya çalýþmalarýnýn çeliþki olduðunu vurgulamýþtýr.
Tasarýnýn Fransýz Ulusal Meclisinde kabulünün Türk-Fransýz Ýliþkilerine zarar vermesinin kaçýnýlmaz olduðunu, bu iliþkilerde çok derin yaralar açtýðýný, bu yaralarýn siyasi, güvenlik, ekonomik alanlarda ortaya çýkacaðýný, 2001 yýlý kanununun kabulünden sonra iki ülke arasýnda büyük problemler çýktýðýný, ama bu yasa kabul edilirse 2001 yýlý gibi olmayacaðýný, açýlan yaralarýn kesinlikle onarýlmayacaðýný, bunu açýkça Türk, Fransýz ve dünya kamuoyu önünde söylediðini belirttikten sonra bu yasanýn önlenmesi için, yargý yolu dahil, her yolun deneneceðini, ümidinin Fransa’nýn kendi kendine darbe vurmamasý ve bu yanlýþtan dönmesi olduðunu söylemiþtir.
En basit ifadesine indirgenirse Dýþiþleri Bakanlýðý tasarýnýn kanunlaþmasýnýn Türk-Fransýz iliþkilerine çok olumsuz etkiler yapacaðýný ve Türkiye’nin bu yasayý engellemek için her olanaðý kullanacaðýný söylemiþ bulunmaktadýr.
Dýþiþleri Bakanýndan sonra partilerin temsilcileri konuþmuþlardýr.
T.B.M.M.’de yapýlan tüm konuþmalarýn metni Dergimizin “Güncel Belgeler” Bölümündedir. Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’ün konuþmasý Belge No.3’tedir. CHP adýna söz alan Onur Öymen, Þükrü Elekdað ve Ayþe Gülsün Bilgehan’ýn konuþmalarýnýn metinleri sýrasýyla Belge No.4,5 ve 6’daýr. Anavatan Partisi adýna söz alan Reyhan Balandý’nýn konuþmasý Belge No.7’dedir. Adalet ve Kalkýnma Partisi adýna söz alan Zekeriya Akçam’ým konuþmasý Belge No.8’dedir. Kendi adýna konuþan Ümmet Kandoðan’ýn konuþmasý ise Belge No.9’dadýr)
Görüþmeler bittikten sonra Baþkan Mecliste gruplarý bulunan partilerin baþkan veya baþkan vekilleri tarafýndan imzalanan bir önergeyi okumuþtur. Aslýnda bu önerge T.B.M.M.’nin Fransýz yasa tasarýsý hakkýndaki görüþ ve tutumunu belirten bir Bildiri niteliðindedir.
Tam metni Dergimizin “Güncel Belgeler” bölümünde yayýnlanan (Belge No.2 ) bu bildirinin ana hatlarý þu þekilde özetlenebilir.
T.B.M.M. söz konusu yasa tasarýsýný þiddetle kýnamaktadýr. Yakýn tarihte Cezayir’de, Hindi Çini’de ve Madagaskar’ bir milyondan fazla insanýn ölümüne yol açan Fransa, kendi tarihiyle ilgili suçlamalarý tarihçilere býrakýrken, Türkiye’nin tarihi hakkýnda karar almaya kalkmaktadýr. Ermeni iddialarýnýn aksine, aralarýnda Fransýzlarýn da bulunduðu birçok tarihçi Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda yaþanan olaylarý, 1948 BM Soykýrým Sözleþmesine göre soykýrým olarak nitelendirilemeyeceðini ortaya koymuþtur. Tartýþmalý tarihi dönemlerin birlikte araþtýrýlmasý için bir tarih komisyonu kurulmasý önerisine Ermeni Hükümeti olumlu cevap vermemiþtir. Bu yasanýn kabulü Türkiye-Fransa iliþkilerinde onarýlamaz yaralar açacaktýr. Ermenistan’ýn lobiler aracýlýðýyla Türkiye’ye karþý yürüttüðü hasmane politikanýn kendisine maliyeti büyük olacaktýr. T.B.M.M. tasarýnýn yasalaþmamasý için uyarý ve giriþimlerini ýsrarla sürdürecektir. Yasalaþmaya kadar geçen sürede alýnacak önlemler, tasarý yasalaþtýðý takdirde, Fransýz menfaatlerinin ne ölçüde zarara uðrayacaðýnýn bir göstergesi olacaktýr.
T.B.M.M. görüþmelerinde en önemli husus, Fransa’da kabul edilen tasarýya karþý tüm Meclisin ayný görüþleri paylaþtýðýný, ve soykýrým ithamlarýný kesinlikle reddeden tutumunda hiçbir deðiþiklik bulunmadýðýný kanýtlamasýdýr. Türkiye’nin bu kararlý tutumundan sonra Ermeni sorunu aracýlýðýyla Türkiye’ye baský yapmak isteyen Avrupa Parlamentosu ile bazý ülkelerin çabalarýnýn sonuç vermediðini ve vermeyeceðini anlamalarý ve ona göre politika deðiþikliðine gitmeleri ümit edildi.
h. Ermeni Patriðinin Tepkisi
Türkiye Ermenileri Patriði Mutafyan yaptýðý yazýlý açýklamada, Avrupa Birliði üyeliði sürecinde Türkiye’nin önüne çeþitli engeller çýkaran Fransýzlarýn, þimdi de Türkiye ve Ermenistan arasýnda zaten çok kýsýtlý olan diyaloga ciddi bir darbe indirdiðini, yasa teklifinin antidemokratik olduðunu, ve teklifin gerek Türk gerekse Ermeni toplumlarýndaki aþýrý milliyetçi ve ýrkçý gruplarýn ekmeðine yað süreceðini söyledi. Mutafyan, bu yasa teklifi nedeniyle Türkiye Ermenileri olarak, üzerilerinde ciddi bir baský hissettiklerini de ifade ile Ýstanbul Valiliði’nden kilise ve azýnlýk okullarýnýn güveliðinin saðlanmasýný istediklerini belirtti.
Tasarý Türkiye’de birçok kiþisel tepkiye de neden oldu. Bunlardan en anlamlý ikisine deðinerek, eski Bakan ve emekli Büyükelçi Kamran Ýnan ile YÖK Baþkaný Prof. Dr. Erdoðan Teziç’in vaktiyle kendilerine tevcih edilen Fransýz Légion d’honneur niþanlarýný iade ettiklerini belirtelim.
4. Fransýz Hükümetinin tutumu ve Fransa’da tepkiler
Tasarýnýn geçen Mayýs ayýnda Ulusal Mecliste müzakeresi sýrasýnda Fransýz Hükümetinin, Dýþiþleri Bakaný Douste-Blazy’nin aðzýndan tasarýyý desteklemediðini ve reddedilmemesini istediðini daha önce anlatmýþtýk. Fransýz Dýþiþleri Bakaný muhtemelen Türkiye’deki tepkileri dikkate alarak, tasarýnýn oylanmasýndan birkaç gün önce Abdullah Gül’e telefon ederek Fransýz Hükümeti’nin bu tasarýyý desteklemediðini tekrarlamýþ, iki ülke iliþkilerinin uzun vadeli geleceðine olan inancýný belirtmiþ ve Türkiye’nin Avrupa perspektifine Fransa’nýn verdiði desteði hatýrlatmýþtýr. Fransýz Dýþiþleri Bakanlýðý bu tutumu kamu oyuna da bildirerek söz konusu tasarýnýn Fransýz Hükümetini baðlamadýðý ve gerekli de görülmediði ifade edilmiþtir. Baþbakan Dominique de Villepin ise, tarih ve belleðe iliþkin sorunlar hakkýnda kanun çýkarmanýn iyi bir þey olmadýðýný geçmiþ tecrübelerin gösterdiðini ifade etmiþtir.
Tasarýnýn Ulusal Meclis’te görüþülmesi sýrasýnda Hükümet’i temsil eden Avrupa Ýþleri Bakaný Kýsacasý Fransýz Bakaný Cathérine Colonna’nýn tasarý aleyhinde tutum aldýðýný yukarýda gördük.
Tasarýnýn kabulünün Türkiye’de yarattýðý þiddetli tepkileri hafifletmek için olacak bu kez Cumhurbaþkaný Jacques Chirac devreye girmiþtir.Basýn haberlerine göre, 14 Ekim günü Baþbakan Erdoðan’a telefon eden adý geçen Ulusal Meclis kararýnýn kendisini üzdüðünü,tasarýnýn yasalaþmamasý için elinden geleni yapacaðýný,Fransa ile Türkiye arasýndaki iliþkilerde bir deðiþikliðin söz konusu olmadýðýný,Meclis kararýnýn Türkiye’nin Avrupa Birliðiyle olan müzakereleri açýsýndan bir etki yapmayacaðýný söylemiþtir.Baþbakan Erdoðan da kendisine bu durumu mantýklý ve makul gerekçelerle Türk halkýna anlatmanýn mümkün olmadýðýný, tarihçilerin yapmasý gereken araþtýrmalarýn siyaset konusu yapýlmasýna ayrýca üzüldüðünü, bu tasarýnýn yasalaþmasýný engellemesini istediði, bunun iki ülke arasýndaki iliþkilerin daha fazla yara almamasýný saðlamak açýsýndan önemli olduðunu söylemiþtir.
Bir gazete bu olay için yazýsýna “ Chirac’dan Erdoðan’a özür telefonu” baþlýðýný koymuþtur. Bunun üzerine Fransýz Le Parisien gazetesi 'Cumhurbaþkaný'nýn, Meclis'in çalýþmasýyla ilgili özür dilemesinin düþ kýrýklýðýna uðratýcý'olduðunu yazmýþtýr. Sosyalist Parti Sözcüsü Julien Dray, Chirac’ý Fransýz halkýnýn bu konuda doðrudan haberdar etmemekle eleþtirmiþ ve tasarýnýn engellenmesi hakkýndaki sözleri için Ulusal Meclis’in egemen olduðunu belirtmiþtir. Cumhurbaþkanlýðý basýn servisi devreye girerek Chirac’ýn özür dilendiðini teyit etmemiþ ve kendisinin Baþbakan Erdoðan’a Ermeni sorunu hakkýnda tutumunu tekrarladýðý ifade edilmiþtir. Bir baþka kaynak Chirac’ýn tasarýnýn gereksizliðine ve Türkiye’nin hafýza çalýþmasý yapmasýnýn gereðine temas ettiðini ayrýca yasayý engellemek için bir söz vermediðini yazmýþtýr. Chirac ve Erdoðan’ýn ne konuþtuðu hakkýnda belirsizliðin arttýðý bir sýrada bir gazeteci bu konuþmanýn Baþbakanlýk’taki zabýtlarýna ulaþarak konuya son noktayý koymuþtur. Buna göre Jacques Chirac özür dilememiþ, üzüntüsünü dile getirmiþtir. Tasarýnýn Senato’da engellenmesinden deðil, Senato’da durdurma umudundan bahsetmiþ ancak bundan emin olmadýðýný da söylemiþtir. Tasarý kanunlaþtýðý takdirde bunu imzalamayacaðýndan ise bahsetmemiþtir.
T.B.M.M.’nin yukarýda deðindiðimiz bildirisinden sonra Fransýz Hükümeti Türkiye’ye karþý politikasýný yeniden açýklamak gereðini duymuþtur. Dýþiþleri Bakanlýðý Sözcüsü Jean-Baptiste Mattei Türkiye ile diyalog içinde olmaya ve Fransa’yý bu ülkeye baðlayan dostluk ve iþbirliði baðlarýna çok önem verdiklerini belirtmiþtir.
Görüldüðü üzere Fransýz Hükümeti Türkiye ile olan iliþkilerine çok önem vermektedir. Esasen baþka türlü olmasý da mümkün deðildir. Fransýz Hükümeti Türkiye ile iliþkilerini bozacaðý endiþesiyle, söz konusu bu tasarýya karþý çýkmýþ ve önlemeye çalýþmýþtýr. Ancak Fransa’da iç siyasetin içinde bulunduðu karmaþa sonucu, Ulusal Mecliste kâðýt üzerinde %63 gibi büyük bir çoðunluða sahip görünen Hükümet aslýnda bu çoðunluða kumanda edememektedir. Kýsaca Fransýz Hükümeti Türkiye’ye karþý izlemek istediði politikayý uygulayamamýþtýr. Seçimlerden sonra daha etkin bir hükümet kurulmasý beklenebilir. Ancak, halen gerek UMP gerek Sosyalist Parti içindeki mevcut eðilimler gelecek hükümetin Ermeni tezlerine daha da yatkýn olabileceðini düþündürtmektedir.
Türkiye’ye gelince, Ulusal Meclis ile Hükümet arasýndaki tutum farký Türkiye’yi ilgilendirmemektedir. Söz konusu tasarýnýn kanunlaþmasý Türkiye’nin aleyhinedir. O itibarla eldeki tüm imkanlarla bunun önlenmeye çalýþýlmasý ve kendi çýkarlarýmýza zarar vermeyecek þekilde Fransa’ya karþý tüm önlemlerin alýnmasý gerekmektedir.
Söz konusu kanun tasarýsý Fransa’da bir çok tepkiye neden olmuþtur. Le Monde, Le Figaro, Libération gibi büyük gazetelerde bu hususta çýkan yazý ve makalelerin hemen tamamý tasarýyý eleþtirmiþlerdir. Bu, yazý ve makalelerde, iþin esasýný teþkil eden, Ermenilerin soykýrýma uðrayýp uðramadýðý konusu üzerinde durulmamýþtýr; zira Fransýz kamuoyunda Ermenilerin soykýrýmý uyguladýðý hakkýnda bir þüphe yoktur. Gazeteler daha ziyade Meclislerin tarih yazmamasý, tarihi olaylar hakkýnda karar vermemesi gibi sözlerle ifade özgürlüðünü ön plana çýkararak tasarýyý eleþtirmiþlerdir.
Bazý Fransýz kuruluþlarý da tasarýya karþý çýkmýþlardýr. Bunlarýn baþýnda Tarih Ýçin Özgürlük Derneði gelmektedir. 2005 yýlýnýn Aralýk ayýnda kurulan ve tanýnmýþ Fransýz tarihçilerinin üyesi olduðu bu Dernek tarihi olaylar hakkýnda hüküm veren veya karara varan Fransýz kanunlarýna karþýdýr ve bunlarýn iptalini istemektedir. Bu Dernek, tasarýnýn Ulusal Meclis tarafýndan kabulünün ertesi günü, 13 Ekim 2006 tarihinde, bir bildiri yayýnlayarak Fransa’nýn geçmiþ olaylarýn niteliði hakkýnda Devlet gerçeðinin belirlenmesi konusunda hýzlý bir süreç içine girdiðini, Cumhurbaþkanýn tarihi yazmak Parlamentonun iþi deðildir dediði bir dönemde Ermeni soykýrýmý hakkýnda bir tasarýnýn oylanmasýnýn gerçek bir tahrik olduðunu, tarihin kurbanlarýna karþý (Osmanlý döneminde Ermenilerini kastediyor) derin bir dayanýþma duygusu içinde olmakla beraber,demokratik haklarýn bu gerilemesini protesto ettiklerini ve þayet Senato bu tasarýyý onaylarsa, kanunun iptali için Baþkan Chirac’a baþvuracaklarýný bildirmiþtir.
Fransa’da isim yapmýþ, çeþitli mesleklere mensup 20 þahsiyet de Meclis Baþkanýna bir mektup göndererek söz konusu tasarýnýn kabulünün Türkiye’de uygulanan bazý metotlarýn Fransa tarafýndan benimsenmesi (?) anlamýna geldiðini bildirerek, insan haklarýnýn saðlanmasý ve halkýn bir bölümü (Ermenileri kastediyor) için deðil, herkesin çýkarý için kanun yapmasý gereken Fransýz Parlamentosunun bu görevinin korunmasý amacýyla, tasarý kanunlaþtýðý takdirde, konuyu Anayasa Mahkemesine götürmesini istemiþlerdir.
Sýnýr Tanýmayan Gazeteciler Birliði de bir bildiri yayýnlayarak tasarýyý, totaliter rejimlere mahsus bir uygulama olan resmi tarih gerçeði yaratmakla suçlamýþ ve ifade özgürlüðüne kýsýtlama getirdiði için reddetmesini Senato’dan istemiþtir.
Tarihçiler Ýçin Özgürlük Derneði ve Sýnýr Tanýmayan Gazeteciler Birliði Fransa’da saygý gören kuruluþlardýr. Meclis Baþkanýna mektup gönderen 20 þahsiyette öyledir. Ancak siyasi alanda fazla aðýrlýklarý olmadýðý için Sosyalist Parti bu kiþi ve kuruluþlarý dikkate almayarak söz konusu tasarýyý parlamentoya sunmuþtur.
5. Avrupa Birliðinde Tepkiler
Avrupa Komisyonu’nun geniþlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn Fransýz Ulusal Meclisi’nin tasarýyý ele almadan yaptýðý bir açýklamada,Meclisin bu yasayý onaylamasý halinde bunun olumsuz bir etki yaratmasýndan ve Türkiye’de yapýlmasý gereken tartýþmalarý (Ermeni soykýrým iddialarýný kastediyor) bloke etmesinden korktuðunu, ayrýca Türkiye’de ifade özgürlüðüyle ilgili tartýþmalarýn yavaþlayýp týkanabileceðini belirtmiþ sonra da Fransýz parlamenterlerini sorumlu davranmaya çaðýrmýþtýr. Rehn, Türkiye’de “Fransa bizden daha fazla ifade özgürlüðü talep ederken kendisi ifade özgürlüðünü kýsýtlayan bir tasarýyý gündeme getiriyor” þeklinde bir algýlama olduðunu da bildirmiþtir. Rehn, ayrýca, Türkiye ile Ermenistan ve Türkiye ile Ermeni diasporasý arasýnda diyalog ortamý oluþmasý gerektiðini ifade ederek, Türkiye ile Ermenistan arasýnda bir tarihçiler komisyonu kurulmasýnýn yerinde olduðunu söylemiþtir.
Avrupa Komisyonu Baþkaný Jose Manuel Durao Barroso’da Fransa’yý uyararak, Türkiye’nin önüne yeni kriterler getirilmemesi gerektiðini bildirmiþtir.
Avrupa Birliði-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Baþkaný Hollandalý Joost Lagendijk ise Ermeni soykýrýmýný inkâr etmenin suç sayýlmasýnýn bu meselenin tartýþýlmasýný engelleyici, son derecede sakýncalý olduðunu, Türkiye’ye karþý inandýrýcý olunabilmesi için düþünce özgürlüðünü kýsýtlamaktan uzak durulmasý gerektiðini, bu nedenle Fransýz yasa tasarýsýna karþý olduðunu, ayrýca politikacýlarýn hiçbir zaman tarihçilerin tartýþmasýný yasaklamamasý ve sýnýrlamamasý gerektiðini bildirmiþtir.
Avrupa Parlamentosu’ndaki Yeþiller Grubunun Baþkan Yardýmcýsý Daniel Cohn-Bendit bu tasarýnýn ters etki yapacaðýný ve Türkiye’nin resmi tarihi ön plana çýkaracaðýný söylemiþtir.
Avrupa Parlamentosu’nda Ermenistan’la iliþkiler bölümü baþkaný, Yeþiller Partisinden Marie Anne Ýsler yaptýðý açýklamada, bu tasarýnýn Ermenistan ve Ermeniler için yararlý olmayacaðýný, bazý Fransýz siyasilerinin seçim hesaplarýný yansýttýðýný, Türkiye’den Ceza Kanunun deðiþtirmesi istenilirken bu tasarýnýn nasýl açýklanacaðýný, tasarýnýn Türkiye’nin Avrupa Birliðine girmesini istemeyenlerin ekmeðine yað süreceðini, bu durumda Türkiye’nin Iran ve Rusya’ya yönelme olasýlýðýnýn bulunduðunu, ayrýca bu tasarýnýn Ermeni sorunu hakkýnda Türkiye’de yeni baþlamýþ olan tartýþmalarý ve ortak tarihçiler komisyonu kurulmasý çabalarýný olumsuz etkileyeceðini, bu arada Ermenistan’a uygulanan ablukanýn ve bu ülkenin izole olmuþ durumunun süreceðini söyleyerek tasarýya karþý çýkmýþtýr.
Avrupa Parlamentosu Yeþiller Grubu adýna Daniel Cohn-Bendit, Joost Lagendijk ve Cem Özdemir Fransýz milletvekillerine bir mektup göndererek, eðer Türkiye’nin kendi geçmiþi üzerinde tartýþmasý isteniyorsa söz konusu tasarýnýn unutulmasý gerektiðini, Yeþiller’in yýllardan beri Türkiye’de reformlar yapýlmasý ve özellikle ifade özgürlüðünün saðlanmasý için çalýþtýðýný ve Ermeni soykýrýmýnýn ele alýnmasý dahil bu alandaki geliþmelere katkýda bulunduðunu, Sosyalist Parti tasarýsýnýn bu çabalarý zora soktuðunu, bu tasarý kabul edildiði takdirde Türkiye’de ifade özgürlüðünü engelleyen Ceza Kanunu hükümlerine karþý yürütülen mücadelede kullanýlan gerekçelerin deðeri kalmayacaðýný, üzerinde farklý düþünceler bulunan bir sorunun (soykýrým iddialarýnýn) tartýþýlmasýna kanun yoluyla son verilmesinin bedelinin Türk demokratlarý tarafýndan ödenmesi olasýlýðýnýn bulunduðunu bildirmiþlerdir.
Ülkelerinin Avrupa Birliði dönem Baþkaný olmasý nedeniyle Finlandiya siyaset adamlarý da bu tasarýyla ilgilenmiþlerdir.
Finlandiya Meclis Baþkaný Paavo Lipponen “sözde” Ermeni soykýrýmýnýn Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliði için hiçbir zaman bir kriter olamayacaðýný ve tasarý konusunda Sosyalist Partisi baþkaný François Hollande ile görüþeceðini söylemiþtir. Konuþmasý boyunca sözde Ermeni soykýrýmý deyimini kullanan Lipponen Türkiye’nin geçmiþiyle barýþmasý gerektiðini eklemiþtir.
Tasarýnýn Fransýz Ulusal Meclisi’nde kabulünden sonra Finlandiya Dýþiþleri Bakaný Erkki Tuomioja bu olayý “delice” olarak nitelendirmiþtir. Tuomioja, ayrýca, þahsen vuku bulan olaylarý nitelendirmek için soykýrýmýn doðru bir sözcük olduðunu düþündüðünü ve Türkiye’nin de bunu kabul etmeye hazýr olmasýný ümit ettiðini söyleyerek, hem Ermeni soykýrýmý iddialarýný tanýmýþ hem de Türkiye’den tanýmasýný istemiþtir. Ancak parlamentolarýn kanun çýkararak bu gibi konulara karýþmamalarý gerektiðini de belirterek tasarý kanunlaþtýðý takdirde bunun Türkiye’de aþýrý görüþ sahibi kiþileri güçlendireceðini de Ýfade etmiþtir.
Avrupa Birliði yetkilileri tasarýnýn kabulüne sert denebilecek tepki göstermiþlerdir. Komisyon Baþkaný Barroso Ermeni sorunun hassaslýðýna dikkat çekerek bu konunun Türk toplumu tarafýndan ele alýnmasý gerektiðini ve þahsen baþka ülke parlamentolarýnýn tarihi yorum ve analizler de yapan kanunlarý kabul etmelerinin bir faydasý olduðuna inanmadýðýný söylemiþtir
Komisyonun geniþlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ise bu tasarýnýn Ermeni sorunu konusunda tartýþmalarý baþlatmak yerine kapattýðýný, ültimatomlarla gerçek bir diyaloga ve uzlaþmaya varýlamayacaðýný, bu nedenle tasarýnýn tersine sonuç vereceðini ifade etmiþtir.
Komisyonun Dýþiþlerinden sorumlu üyesi Bayan Benita Ferrero Waldner bu olayýn Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliði sürecini etkilemeyeceðini belirtmiþtir.
Avrupa Birliði-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Baþkaný Hollandalý Joost Lagendijk
Fransýz Ulusal Meclisi’nin kararýný “Aptalca ve Avrupalý olmaktan uzak” olarak nitelendirmiþ,
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Camiel Eurlings Türkiye’de düþünce ve ifade özgürlüðünün tesisi için çalýþýldýðý bir sýrada Fransa’da ifade özgürlüðünü kýsýtlayýcý bir karar alýnmýþ olduðunu vurgulamýþ ve “Siyasiler tarih yazmaz. Bu konuyu tarihçilere býrakalým” demiþtir. Avrupa Parlamentosu’nun Ýngiliz üyesi Andrew Duff ise tasarýnýn kanunlaþmasý halinde Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi’nin konuyu görüþmeye hazýr olmasý gerektiðini ifade etmiþtir.
Avrupa Parlamentosu’nda Yeþiller’in Baþkan Yardýmcýsý Daniel Cohn-Bendit Fransýz Ulusal Meclisi’nin kararýný “aptalca, saçma ve zararlý” olarak nitelendirdikten sonra bunun Türkiye’de ifade özgürlüðünü savunmaya çalýþanlarýn sýrtýndan býçaklanmasý anlamýna geldiðini söylemiþ, sonra da Fransa’da kimsenin Ermeni soykýrýmýný inkâr etmediðini ifadeyle bu kararýn Fransa’daki Türkleri hedef alabileceðini belirterek þimdiye kadar kimsenin temas etmediði bir hususu ortaya koymuþtur.
Görüldüðü gibi Avrupa Birliði yetkililerinin hepsi tasarýnýn aleyhinde tutum almýþlardýr. Bunun ana nedeni tasarý kanunlaþtýðý taktirde Türkiye’de, aynýyla mukabele düþüncesiyle, özellikle Ermeni sorunu konusunda ifade özgürlüðünün kýsýtlanmasýdýr. Böyle bir kanunun Türkiye-Ermenistan iliþlilerini de olumsuz etkilemesi duyulan endiþeler arasýndadýr. Buna karþýn kanun çýksa da Türkiye’nin üyelik sürecinin bundan etkilenmeyeceði de belirtilmiþtir.
6. Diðer Ülkelerde ve Uluslararasý Kuruluþlarda Tepkiler
Ülkeler genelde Fransýz’daki kanun tasarýsý hakkýnda sessiz kalmýþlardýr. AB Dönem baþkaný Finlandiya’dan baþka A.B.D., Rusya, Yunanistan ve Ýsveç’ den ve uluslararasý kuruluþ olarak AGÝT ve Uluslararasý Af Örgütünden tepkiler gelmiþtir.
a. ABD
A.B.D. Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Daniel Fried Brüksel’de bu konuda kendisine yöneltilen sorulara bu tasarýya karþý çýkan Cumhurbaþkaný Chirac’ý desteklediðini, Ermenilerin katledilmesi konusunun tartýþmayý suç sayan bir mevzuatýn anlamý olmadýðý yolundaki görüþleri paylaþtýðýný, Baþkan Bush’un Ermenilerin kitle halinde öldürülmesinden bahsettiðini ve Amerikan Hükümeti’nin hiçbir zaman “soykýrým” sözcüðünü kullanmadýðýný ifade ederek cevap vermiþtir. Fried Amerikan Hükümeti’nin Türkiye ve Ermenistan’ýn bu konuyu dürüstçe ele almalarýný görmek istediðini, bazý Türklerin de (Ermeni görüþlerini destekleyenleri kastediyor) Hükümetlerini böyle davranmaya çaðýrdýðýný belirtmiþ ve söz konusu tasarýnýn böyle bir geliþmeyi teþvik edeceðini zannetmediðini eklemiþtir.
b. Rusya
Rus Duma’sý Anayasa Komisyonu Baþkaný Yuri Charandine söz konusu tasarýnýn Fransa’nýn tarihi gerçeði saptamak arzusuyla açýklanabileceðini ancak Türkiye ile olan durumun sakinleþmek yerine daha da gerileceðini söylemiþtir
c. Yunanistan
Yunanistan Dýþiþleri Bakanlýðý Sözcüsü Yorgo Kumuçakos Yunan Parlamentosu’nun 1996 yýlýnda Ermeni soykýrýmýný tanýyan bir karar aldýðýný hatýrlattýktan sonra, çaðdaþ dünyada geçmiþin geleceðe engel olmamasý gerektiðine inandýklarýný söyleyerek, dolaylý bir þekilde Fransýz tasarýsýný doðru bulmadýklarýný ifade etmiþtir. Ancak baþka bir kaynak Kumuçakos’un Türkiye’yi kastederek, tehditler ve þiddetli resmi demeçlerin Avrupa Birliði’ne katýlma yolunda olan bir ülkeye yarar getirmeyeceðini söylediðini belirtmektedir.
d. Ýsveç
Ýsveç Dýþiþleri Bakaný Carl Bilt Fransýz Ulusal Meclisi’nin söz konusu tasarýyý kabulünden endiþe duyduðunu ifade etmiþ ve bu tasarý konusunun Türkiye’nin Kýbrýs bandýralý gemilere limanlarý açmasý konusundaki müzakerelerde sorun çýkarabileceðini söylemiþ, ancak tasarýnýn Senato ve Baþkan Chirac tarafýndan da tasdiki gerektiðinden belki de kanunlaþamayacaðýný ifade etmiþtir.
f. AGIT
Avrupa Güvenlik ve Ýþbirliði Teþkilatý (AGÝT) Basýn Özgürlüðü Temsilcisi Miklos Haraszti Fransýz Senatosu Baþkanýna bir mektup göndererek tasarýnýn kabulünün ifade hürriyeti hakkýnda uluslararasý standartlar açýsýndan ciddi endiþe yaratacaðýný bildirmiþ ve Fransa gibi ifade özgürlüðü konusunda eski geleneðe sahip bir ülkenin böyle bir tasarýyý kabulünün diðer AGIT üyesi ülkeler için tehlikeli bir emsal olacaðýný ifade etmiþtir
g. Uluslararasý Af Örgütü
Uluslararasý Af Örgütü bir bildiri yayýnlayarak söz konusu tasarýnýn Fransýz Ulusal Meclisi’nde kabul edilmesinden büyük endiþe duyduðunu, tasarýnýn ifade özgürlüðü için ciddi bir tehdit oluþturduðunu belirterek, Fransýz Senatosu’ndan ve Cumhurbaþkaný’ndan bu tasarýyý reddetmeleri istenmiþtir. Bildiride bu tasarý kanunlaþtýðý takdirde hangi uluslararasý anlaþmalarý ihlal edeceði de ifade edilmiþ ve bu kanun nedeniyle mahkum olanlarýn kanaat mahkumu sayýlacaðý belirtilmiþtir.
7. Ermenistan’da ve Diaspora’da Tepkiler
Yukarýda açýklamýþ olduðumuz üzere hemen herkes söz konusu tasarýnýn aleyhindeyken Ermeni diasporasý ve Ermenistan’da tamamen tersine bir tutum içindedir.
Fransa’da soykýrým iddialarýyla ilgili konularla uðraþan, Taþnak eðilimli Ermeni Davasýnýn Savunulmasý Komitesi (Comité de la Defense de la Cause Arménienne = CDCA) söz konusu tasarýnýn savunulmasýný yüklenmiþ olup, oylama günü yayýnladýðý bir bildiride, tasarýnýn tüm Fransýz vatandaþlarýnýn ortak belleklerini, onurlarýný, gerçek ve adalet deðerlerini korumayý amaçladýðýný bildirerek, milletvekillerini olumlu oy vermeye davet etmiþtir.
Avrupa Birliðinde Ermeni çýkarlarýný korumak için kurulmuþ olan ve baþlýca uðraþýsýnýn Avrupa Parlamentosunun kararlarýný, Türkiye aleyhine, Ermenistan’ýn lehine olmasýný için etkilemeye çalýþan, Taþnak eðilimli Adalet ve Demokrasi Ýçin Avrupa Ermeni Federasyonu(European Armenian Federation for Justice and Democracy = FEAJD ) ise Türkiye’nin bu konuda ileri sürdüðü tehditlere önem verilmemesi gerektiðini,2001 yýlý kanunundan sonra Türkiye’nin aldýðý söylenen önlemlerin iki ülke arasýndaki ticareti hiçbir þekilde etkilemediðini, esasen Gümrük Birliði sayesinde ekonomilerin ileri derecede entegre olmasý sonucunda Türkiye istese de Fransa’ya karþý tehditlerini uygulayamayacaðýný bildirmiþtir. Tasarýnýn Ulusal Mecliste kabul edilmesinden sonra bu iki kuruluþ ayrý ayrý bildiriler yayýnlayarak milletvekillerini tebrik etmiþler ve Senato’yu bu tasarýyý kabul etmeye çaðýrmýþlardýr.
Ermenistan’ýn tutumuna gelince tasarýnýn kabulü Erivan’da bazý sevinç gösterilerine neden olmuþ Dýþiþleri Bakaný Vartan Oskanyan ise þu açýklamayý yapmýþtýr:
“Bugün Fransýz Ulusal Meclisinin tasarýyý kabul etmesi Fransa’nýn insani ve tarihi hak ve deðerleri ilkeli ve tutarlý bir þekilde savunmasýnýn doðal bir devamýdýr.
Bu karar ayný zamanda Türk Devleti tarafýndan Ermeni soykýrýmýnýn yoðun ve saldýrgan bir þekilde resmen inkârýna doðal bir tepkidir. Türkler gerçeðe karþý önceden tasarlanmýþ, planlanmýþ bir saldýrý içindedirler.
Böyle bir kararýn alýnmasý Fransýz Parlamentosunun egemen hakkýdýr ve anlaþýlabilir. Bizim anlamadýðýmýz,Türkiye’nin ayný þeyi yapan ve soykýrým deyimini kullananlarý veya bu olaylarý tartýþmaya cesaret eden kiþileri bile cezalandýran bir kanunu varken, (301. maddeyi kastediyor) Türk Hükümetinin aþýrý halk tepkilerini tahrik etmesidir.”
Görüldüðü gibi, Ermenistan Dýþiþleri Bakaný’nýn açýklamasý daha ziyade bir propaganda bildirisine benzemektedir. Türkiye’nin soykýrým iddialarýna karþý çýkmasý “gerçeðe karþý” bir saldýrý olarak takdim edilmesi kabul edilemez bir deyimdir. Türk Hükümeti’nin aþýrý halk tepkilerini tahrik etmekle suçlanmasý da öyledir. Bu tepkilerden kasýt, herhalde, Türkiye’de Fransýz temsilciliklerin önünde yapýlan gösteriler olsa gerektir. Bu gösterileri hangi kuruluþlarca düzenlediði ellerinde taþýdýklarý pankartlardan bellidir. Bunlarýn siyasi eðilimi genelde Hükümetinkinden farklýdýr. Nihayet Türkiye’de Ermeni sorunu sözcüðünü kullandýðý veya tehcir olaylarýný tartýþtýðý için cezalandýrýlan tek kiþi bulunmamaktadýr. Soykýrým olduðunu iddia eden Ermeni ve diðer yabancý yazarlarýn kitaplarýnýn çevirileri bazý yayýnevlerinin vitrinlerini süslerken böyle suçlamalarýn anlamý yoktur.
Ermenistan Dýþiþleri Bakanýn bu açýklamasýna iki ülke iliþkileri açýsýndan yaklaþýldýðýnda, esasen zorluklar içinde olan bu iliþkilere yeni bir sorun eklenmiþ olduðunu söylemek mümkündür.
Tasarýnýn kabulünden sonra Ermenistan Dýþiþleri Bakaný tasarýdan ziyade ülkesinin Türkiye ile olan iliþkileri ve Türkiye’nin tutumu hakkýnda, olumsuz bir tarzda birçok kez konuþmuþtur. Oskanyan’ýn tasarýnýn kabulünü Türkiye’yi yermek için bir uygun bir fýrsat olarak gördüðü anlaþýlmaktadýr. Bu konuþmalara Dergimizin gelecek sayýsýnda yer vereceðiz.
Ermenistan basýnýnda tasarýnýn Fransýz Ulusal Meclis tarafýndan kabulü hakkýnda yapýlan yorumlarda ise sadece övgü ve memnuniyet bulunmadýðý, bazý gazetelerin tasarýnýn Fransa’da, Avrupa Birliði ve bazý ülkelerde olumsuz tepkilere neden olduðunu dikkate aldýðý görülmektedir. Bir gazete bu tepkilerin, Türkiye ve Azerbaycan tarafýndan tasarýyý yermek için dikkatle hazýrlandýklarýný yazmýþtýr. Bir diðer gazete tasarýnýn kabulünü bazýlarýnýn tarihi adaletin yerine gelmesi olarak göreceklerini, bazýlarýnýn Ermeni diplomatlarýnýn parlak bir baþarý kazandýklarýný ileri süreceklerini, diðer bazýlarýnýn ise Türkiye’nin aldýðý topraklarýmýzý bize geri vereceðini iddia etmeye baþlayacaklarýný, ancak gerçekte Fransýz Parlamentosu kararýnýn Fransýz toplumunun bir bölümünün Türkiye’nin Avrupa Birliðine katýlmasýna karþý olduðunu bir kere daha gösterdiðini ifade etmiþtir.Bir baþka gazete Ermeni soykýrýmýn diðer ülkeler tarafýndan tanýnmasý için sarf edilen enerji ve kaynaklarýn Türkiye-Ermenistan sýnýrýnýn açýlmasý için sarf edilse ve sýnýr açýlsaydý bunun saðlayacaðý yararýn Ermeni soykýrýmýn tanýnmasýnýn saðlayacaðý manevi tatminden daha fazla olacaðýný ileri sürmüþtür. Son olarak bir gazete, bir histeri haline dönüþen Ermeni soykýrýmý konusu olmasaydý Orhan Pamuk’un Nobel ödülünü alamayacaðýný belirtmiþtir.
Bu vesileyle Azerbaycan Dýþiþleri Bakanlýðý da bu konuda bir bildiri yayýnlayarak tasarý konusundaki geliþmelerin endiþeyle izlendiðini, Fransýz Hükümetinin tasarýyý desteklememesinin not edildiðini, Senato’nun bu giriþimi önleyeceðinin ümit edildiðini bildirmiþ ve Ermenistan ve Ermeni diasporasýnýn bölgede (Güney Kafkaslarda) barýþ ve istikrara katkýda bulunmak yerine yýkýcý bir rol oynadýklarý ifade edilmiþtir.
8. Olasý Geliþmeler
Fransýz Ulusal Meclissinde kabul edilen bu tasarýnýn kanunlaþmasý için Senato’da da görüþülüp oylanmasý gerekmektedir. Ancak Senato’nun böyle bir mecburiyeti olmadýðý, uygun görmezse tasarýyý gündemine almayabileceði anlaþýlmaktadýr.
Normal koþullarda Fransýz Hükümeti’nin tasarýya karþý çýkmaya devam edeceði söylenebilir. Ancak Türkiye Fransa’ya karþý ekonomik alanda, ayýrýmcýlýk sayýlabilecek boyutta, bir önlem alýrsa Fransýz Hükümeti’nin politikasýný deðiþtirmesi ve tasarýyý engellemekten vazgeçmesi mümkündür. Fransýz Hükümeti bu günkü politikasýna devam etse dahi tasarýyý ancak bir süre engelleyebileceði görülmektedir. Halen, baþka nedenlerle zayýflamýþ olan bu Hükümetinin parlamento seçimlerinin yaklaþtýðý bir ortamda, Ermenilerden ve iktidar partisinin Sarkozy taraftarlarýndan gelecek baskýlara direnme gücü fazla olmayabilir.
Fransa’da olduðu kadar Avrupa Birliði’nde ve diðer bazý ülkelerde çok eleþtirilmiþ bulunan bu tasarýnýn, normal koþullarda, Senato’da hasýraltý edilmesi beklenebilir. Ancak Fransýz kamuoyu ve siyasetçileri özellikle dýþarýdan gelen eleþtirilere pek deðer vermediklerinden bu eleþtirilerin tasarýnýn akýbeti üzerindeki etkisi sýnýrlý kalacaktýr.
Diðer yandan iktidar partisi olan UMP’nin, Partinin baþkaný Nicolas Sarkozy ile Baþkan Chirac ve Baþbakan Villepin taraftarlarý arasýndaki, tasarýnýn Ulusal Meclis’ten geçmesini saðlayan bölünme, Senato’da da vardýr. Nitekim UMP’nin ikinci adamý olan Sarkozy taraftarý,Marsilya Belediye Baþkaný Senatör Jean-Claude Gaudin daha þimdiden tasarýya oy vereceðini beyan etmiþtir.
Sonuç olarak Fransýz Hükümeti’nin tasarýnýn Senato’dan geçmesini önlemeye, bu olmazsa geçmesini geciktirmeye çalýþacaðý tahmin edilmektedir. Tasarýný Senato’da küçük bir deðiþiklikle kabul edilmesi yeniden Ulusal Meclis tarafýndan ele alýnmasýný gerektirmektedir. Mesela, yukarýda deðindiðimiz Patrick Deveciyan’ýn üniversite mensuplarýný ve bilimsel araþtýrmalarýn kanun kapsamý dýþýnda tutulmasý hakkýnda Ulusal Meclis tarafýndan kabul edilmeyen önerisi, Senato’da benimsenebilir. Bu takdirde tasarý yeniden görüþülmek üzere Ulusal Meclise gönderilecektir. Böylelikle, 2001 yýlý kanununun kabul edilmesinden önceki dönemde görüldüðü gibi, tasarýnýn Senato ve Ulusal Meclis arasýnda üç yýl kadar gidip gelmesi süreci yeniden yaþanabilir. Bu uzun süreç içinde Türk kamuoyu ve hükümetinin, yine 2001 yýlýnda olduðu gibi, konuya duyduðu ilgi azalabilir. Sonunda beklenmeyen bir anda Ulusal Meclis ve Senato bir metin üzerinde mutabýk kalabilir ve tasarý kanunlaþabilir.
Fransa’da kanun tasarýlarýnýn her iki meclis tarafýndan kabul edildikten sonra, Cumhurbaþkaný’nca imzalanmasý ve yayýnlanmasý gerekmektedir. Cumhurbaþkaný’nýn tasarýyý onaylamamasý Anayasa Mahkemesine kadar giden uzun bir süreç baþlatmaktadýr. Jacques Chirac, kendisine yöneltilecek eleþtirileri göze alamayarak, taraftar olmamasýna raðmen, 2001 yýlý kanununu imzalamýþtý. Halen Ulusal Meclisten geçmiþ olan tasarý Senato’dan da geçip Cumhurbaþkanlýðýna geldiðinde bu makamda, büyük bir olasýlýkla Jacques Chirac bulunmayacaktýr. En güçlü adaylar olarak gösterilen Nicolas Sarkozy ve Sosyalist Segolène Royal’den hangisi seçilirlerse bu tasarýyý imzalamakta tereddüt etmeyeceklerdir.
Cumhurbaþkaný imzalasa dahi 60 milletvekili ve/veya senatörün bu tasarýyý Anayasa Mahkemesine götürme yetkisi vardýr. Anayasa Mahkemenin ifade özgürlüðünü ihlal eden bu tasarýyý reddetmesi olasýlýðý fazladýr. Ancak günümüz Fransa’sýnda bu sayýda parlamenterin Türkiye’nin lehine olan bir giriþime katýlmalarý zordur.
Özetlemek gerekirse tasarýnýn kýsa zamanda kanunlaþmasý beklenmemektedir. Bu süreç uzun olacaktýr. Sonucu þimdiden bilmek zordur. Tasarýnýn ifade özgürlüðüne aykýrý olduðu hakkýnda Fransýz kamuoyunda kesin bir kanaat oluþursa Senato tarafýndan reddedilmesi kolaylaþacaktýr. Türkiye’nin Avrupa Birliði sürecinde olumlu geliþmeler olmasý da tasarýnýn reddine yardýmcý olacaktýr. Aksi halde, Türkiye ile Avrupa Birliði arasýnda, mesela Kýbrýs sorunu nedeniyle, bir kriz çýkmasý halinde Senatonun tasarýnýn kabulüne yönelebilir.
Bu arada tasarýnýn kanunlaþmasýný önlemek deðil teþvik etmenin Türkiye yararýna olabileceðini de düþünmek mümkündür. Zira Dergimizin geçen sayýsýnda ayrýntýlý olarak açýkladýðýmýz gibi, tasarý kanunlaþtýðý takdirde Türkiye, Avrupa Ýnsan Haklarý mahkemesine baþvurarak bu kanunu iptal ettirmek olanaðýna kavuþacaktýr. Ýyi hazýrlandýðý taktirde bu davanýn kazanma olasýlýðý yüksektir. Davanýn kazanýlmasý halinde ise Fransa’da tarihi düzenleyen kanunlara karþý mevcut hareketin de etkisiyle, bir süre sonra 2001 yýlý kanunun da iptal edilmesi gündeme gelecektir. Bu kanunun iptal edilmesi ise soykýrým iddialarýna büyük bir darbe indirecektir. Sonuç olarak Diaspora Ermenileri hüsrana uðrarken Türkiye ile Ermenistan’ýn ilk kez ciddi bir uzlaþma zemini bulacaklardýr.
---------------------- * Avrasya Ýncelemeleri Merkezi Baþkaný - oelutem@avim.org.tr - ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 22, Yaz 2006