AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Ermeni Tarihçiler Tarafýndan Yazýlan Kitaplarda Yapýlan Tahrifatlar

Prof.Dr. Birsen KARACA*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 22, Yaz 2006

 

1991 ÖNCESÝ VE SONRASI DÖNEMLERDE ERMENÝ TARÝHÇÝLER TARAFINDAN YAZILAN KÝTAPLARDA YAPILAN TAHRÝFATLAR[1]

 

Öz: Bu makalede 1991 yýlý, Ermeni tarihi ve Ermenilerin tarihini konu alan belgeler açýsýndan önemli kýrýlma noktalarýndan birisi olarak kabul edilmektedir. Çünkü, Ermeni siyaset adamlarý ve aydýnlar SSCB’nin daðýlmasýndan sonra baðýmsýz bir ülke ve devlet olma þansýný elde eden Ermenistan için yep yeni bir tarihe gereksinim duymuþlardýr. Bu gereksinim Sovyet döneminde yazýlmýþ olan tarih kitaplarýndaki bilgilerin unutturulmasýný, belgelerin yok edilmesini içermektedir.

 

1918-1920 yýllarýnda bugünkü Ermenistan sýnýrlarý içerisinde baðýmsýz bir Ermeni devleti varlýk gösterdi. Anýlan dönemde iktidarda, Taþnak Partisi vardý. Sovyetler Birliði döneminde yazýlan tarih ve ders kitaplarýna ise Taþnak Partisinin bu dönemdeki baþarýsýzlýklarý kaydedilmiþti. Bu baþarýsýzlýklarýn sonucunda Ermenilerin baðýmsýzlýklarýný Sovyet Rusya’ya teslim etmiþlerdi.

 

Ermeniler için, 1991 yýlýndan sonra yeni bir tarih yazýlýrken iþlenen “Sözde Ermeni Soykýrým”ý motifi de özellikle dikkat çekmektedir. Bu motif Ermenilerde ulus bilincini uyandýrmak ve bu bilinci canlý tutmak, ayrýca dünya kamuoyundan sempati toplamak amacýyla kullanýlmaktadýr. Bu konuda da Ermeni siyaset adamlarý ve aydýnlar tarafýndan yaratýlan çeliþkileri yine Ermeni tarihçileri kayýtlara geçirilmektedir. Örneðin: 1991 yýlýndan önceki dönemlerde Ermenistan’da “Kahramanlýk Anýtý” olarak dikilen bazý anýtlar bugün dünya kamuoyuna “Soykýrým Anýtý” imiþ gibi tanýtýlýyor.

 

Anahtar Kelimeler: Ermeni tarihçiler, 1991, kitaplar, anýtlar, Sözde Ermeni Soykýrýmý

 

Abstract: In this article, the year 1991 is perceived as one of the breaking points regarding the Armenian history and its documentation. Because, Armenian intellectuals and politicians necessitated a new history for which had recently gained the opportunity to become an independent state after the disintegration of the Soviet Union. This necessity demanded destruction of the documents and dememorization of the information written in the history books of the Soviet era. Between 1918-1920 an independent stae existed within the boundaries of contemporary . It was governed by the Tashnak Party. In the history books written in Soviet era, failures of Tashnak government was recorded as well. The remedy of this failure was the Armenian deliverance of their independence to the Soviet Union. In the porcess of rewriting history in after 1991, the theme of the so-called Armenian genocide is conspicuous as well. This theme was used for creating a national consciousness, to preserve this consciousness and to gain the sympathy of the world public opinion. In this matter, Armenian historians recorded the dilemmas of Armenian intellectuals and politicians. For example, some monuments erected in before 1991 as monuments of heroism were displayed as monuments of genocide.

 

Key Words: Armenian historians, 1991, books, monuments, so-called Armenian genocide

 

1991 yýlýndan sonra, Sovyetler Birliði’nin daðýlmasýný takip eden süreçte Birliði oluþturan diðer bazý halklar gibi, Ermeniler de baðýmsýz bir devlet olma þansýný elde ettiler. Bu olayýn sonucunda, Türkiye’nin dýþ iliþkilerini yakýndan ilgilendiren yeni oluþumlar ortaya çýktý. Kuzeydoðu sýnýrýmýzda aralarýnda Ermenistan’ýn da bulunduðu yeni devletler belirmiþti. Türkiye’nin Ermenistan’la komþuluk iliþkileri sorunlu baþladý. Bunun en önemli nedenlerinden birisi, Ermenilerin kendi kamuoylarýnda ve dünya kamuoyunda Türkiye’nin “Sözde Ermeni Soykýrýmý”ný kabul etmesi için onlarca yýldýr sürdürdükleri ýsrarlý çalýþmalardý. Bu çalýþmalar içerisinde yalnýzca yazýlý ve görsel metinler yoktu, ASALA gibi örgütlerin gerçekleþtirdiði terörist eylemler de vardý.[2] Bu eylemlere katýlan ASALA üyelerinin bugünkü Ermenistan hükümeti tarafýndan milli kahraman olarak ilân edilmeleri[3] ve anýtlarýnýn dikilmesi ise, terör de dahil olmak üzere Türkiye’ye karþý yapýlan tüm hareketlerin devlet düzeyinde benimsendiðini gösteren önemli bir veridir. Bunun en son örneði Talat Paþa’nýn katili Tehleryan için 2006 yýlýnda Erivan’da dikilen anýttýr.[4]

 

“Soykýrým” iddiasý Türkiye’ye karþý yürütülen psikolojik savaþýn temel malzemelerindendir ve çok yönlü kullanýma açýk bir konudur. Türkiye’nin Ermeni iddialarýný kabul etmesinin Ermeniler için maddi getirisi Türkiye’den talep edilecek toprak ve tazminat olacaktýr. Bu talepler, Türkiye’ye karþý yürütülen faaliyetlere yalnýzca projeyi sahiplenenlerin deðil, Ermeni etnik kökenli her bir bireyin desteðini ve katýlýmýný saðlamak için önemli bir ödüldür. Böyle bir baþarýnýn manevi getirisi ise Ermenilerin kimlik sorununu çözmeyi garanti etmektedir. Bu baðlamda, “soykýrým” iddialarý Ermeni halkýný birarada tutacak bir düþman imgesi yaratmak için uygun malzemelerin sunulmasýna da yardým etmektedir. Devamýnda ise, bir zamanlar dünyanýn süper gücü olan Osmanlý Ýmparatorluðu’nu yýkmýþ bir “muzaffer” efsanesinin Ermeni tarihine kaydedilmesi vardýr. Günümüzde yazýlan tarih kitaplarýnda ve ansiklopedilerde bile bu motifin iþlendiðini belgeleyecek veriler mevcuttur. Buna çocuklar için hazýrlanmýþ Ermenice “Voskeporik” adlý ansiklopediden somut bir örnek verelim. Bu baþvuru kaynaðýnda Osmanlý Devleti’nin vatandaþý iken Bulgar ordusunda ve Rus ordusunda Osmanlý Devleti’ne karþý yapýlan savaþlara katýlmýþ, Doðu Anadolu Bölgesi’nde Ermeni isyanlarýný kýþkýrtmýþ ve isyanlara elebaþýlýk etmiþ Andranik þöyle anlatýlýyor:

 

“Andranik’e ‘yaþantýnýzýn en mutlu günü hangisidir?’ diye sormuþlar. O da cevap olarak Batý Ermenistan’ýn Gomer köyü yakýnlarýnda sayýca çok üstün Türk saldýrganlara karþý Ermeni erkek ve kadýnlarýndan oluþturulan küçük bir grupla kendi yönetiminde yapýlan çarpýþmayý hatýrlamýþ.”[5]

 

Türkiye’nin maddi ve manevi kayýplarýnýn neler olabileceði sorusuna gelince, bunu öngörmek için, sözde “Ermeni Soykýrýmý” projesini sahiplenenlerin hayal ettikleri sonuçlarý temel almak yeterlidir.

 

Araþtýrma sonuçlarý, toplumsal belleði korumanýn temel koþullarýndan birisinin hatýrlamak edimini güçlendirmek olduðunu ortaya koymaktadýr. Hatýrlamak için baþvurulan en güvenilir araçlar ise tarih ve sanat metinleri, haritalar, anýtlar, gelenekler, ritüeller gibi kültürel birikimlerden oluþur. Bu baðlamda, kullanacaðýmýz yöntemi incelediðimiz metnin ait olduðu sanat ve yazýn türünün taleplerine uygun olarak belirleyeceðiz: Bu metinler Ermeni tarihinde anýlan kiþilerle ve olaylarla ilgili bilgiler ve bu bilgiler üzerinde tahrifatlar yapýlýp yapýlmadýðýný gösteren belgeler olacak. Belgeler ise kronolojik bir sýralamayla deðil içeriklerine uygun olarak karþýlaþtýrma yöntemiyle sunulacaktýr.

 

Ýnceleme konumuz, devlet olma deneyimi on dört yýlla sýnýrlý bir halkýn tarihidir. Bunun açýlýmý þudur: Ýnsanlýk yazýnýn icadýyla “yazýlý tarihe” geçiþ yaptý. Çaðdaþ tarih, gerçekliði teknolojinin sunduðu olanaklarla onaylanan ve karþýlaþtýrma yöntemleriyle doðrulanan belgelere dayanýlarak yazýlmaktadýr. Buna karþýn devlet geleneði oluþturamayan halklar hâlâ sözlü ve bireylerin yaþam öykülerine odaklý tarihi içselleþtirerek sonraki kuþaklara aktarma geleneðini sürdürmektedirler. Bu açýdan Ermeni tarihi ilginç örneklerden biridir. Çünkü, Ermeni tarihçiliðinde sözlü tarih geleneðinin yalnýzca devamlýlýðý için deðil belirleyici olmasý için de direnç gösterilmektedir. Çaðdaþ tarihçiler sözlü tarihi yadsýmazlar, ancak bireylerin tanýklýklarý ve anýlarýyla kaleme alýnan tarihi yazýlý tarihe alternatif olarak da görmezler. Sözlü tarih geleneðinin sürdürüldüðü toplumlarda mitler ve efsaneler dikkat çekici bir yoðunlukla üretilir. Bu noktada tarihi yorumlayan kiþinin dünya görüþü, eðitim düzeyi, psikolojik yapýsý, ulaþmak istediði hedefler gibi etmenler önem kazanýr. Çünkü, yorumcunun adres olarak seçtiði geniþ halk kesiminin toplumsal belleði, önemli ölçüde söz konusu mitler ve efsanelerde yaratýlan imgelerle, aktarýlan bilgilerle kurulur. Bu durum tarihe özel bir keyfiyet kazandýrmaktadýr. Bunu Ermeni entelektüellerin “özgürlük” anlayýþýndaki paradoksal nitelikleri sergileyen somut bir veriyle örnekleyelim. Ermenice öðrenenlere yönelik olarak  A.S.Garibyan ve C.A Garibyan tarafýndan hazýrlanan ders kitabýnda Ermeni yazar Haçatur Abovyan (1809-1848)’a ait bir metin yer alýyor:

 

“Kuþatmanýn beþinci gününden sonra, artýk kurtulma umutlarýnýn olmadýðýna inanan Persler içlerinden birkaç kiþiyi seçtiler. Bunlar son anda dýþarýya çýkarak kalenin anahtarýný teslim ettiler. Erivan böyle bir manzarayý hiç görmemiþti. Ermenilerin caný sað oldukça ve dilleri yaþadýkça Rus ordularýnýn Ermenilerin kurtuluþunu kutlamak için kaleye girdiði o kutsal an unutulmayacaktýr. Ýhtiyar erkekler, çocuklar, genç kýzlar, yaþlý kadýnlar kurtarýcýlarýný karþýladýlar, kutsadýlar, askerlerin boynuna atýldýlar. Rus komutanlar ve askerler coþku doluydular. Yaþamlarý Ermeniceyle kutsanmýþtý.”[6]

 

Bu metinde Abovyan, bir kurtuluþ efsanesi anlatmaktan çok, yeni efendiye sadakat yemini etmektedir. Buna karþýn, Ermeni bilim dünyasýnda saygýn bir üne sahip olan dilbilim uzmaný Garibyanlarýn bu metni ders konusu olarak kitaplarýna yerleþtirmeleri, Abovyan’ýn “özgürlük” anlayýþýnýn çaðdaþ Ermeni entelektüeller arasýnda eleþtirilmeden benimsendiðini belgeleyen tipik bir örnektir.

 

Ermeni halkýnýn baðýmsýzlýðý genel itibariyle egemenliðinde olduklarý devletlerin ve komþu devletlerin zayýf anlarýna rastlayan siyasi boþluklardan doðan tesadüfler sonucunda kazanýlmýþtýr. Bu düþünceyi çok yakýn geçmiþten örneklerde görebiliriz. 1918 yýlýnda Osmanlý ve Rus Ýmparatorluklarýnýn yýkýlmasýnýn ardýndan kurulan ilk baðýmsýz Ermeni Cumhuriyeti ile 1991 yýlýnda Sovyetler Birliði’nin daðýlmasý ile kurulan Ermenistan Cumhuriyeti bu tezi destekler niteliktedir. Bunlara ilave olarak, biliyoruz ki, Anadolu topraklarýnda Osmanlý Ýmparatorluðu’nun egemen olduðu altý yüzyýllýk zaman diliminde herhangi bir Ermeni devleti kurulmadý. Osmanlý Devletine katýldýklarý dönemde de Ermenilerin bir devleti yoktu.[7] Osmanlý Devletinin kurulduðu coðrafyada (Söðüt dolaylarýnda) Ermenilerin devlet kabul edilebilecek siyasi bir varlýklarý yoktu. Biraz daha geriye gidersek, Selçuklu Türklerinin de Ermenileri devlet kimliðiyle bulmadýklarýný söyleyebiliriz.[8] Uzak geçmiþte, yani Pers ve Roma Ýmparatorluklarý döneminde de bir Ermeni devletinin varlýðý kaydedilmemiþtir.[9] Bu nedenledir ki, Ermeni tarih kitaplarýnda Ermeni devletleri deðil, Ermeni isyanlarý anlatýlýr. Ermeni tarihinin metinlere yansýmasýnda ise efsaneler ve mitler ön plandadýr. Böylece Ermeni tarihinin çok daha geniþ kesimlere anlatýlmasý kolaylaþmaktadýr. Bu konuda oldukça baþarýlý bir çalýþma yürütüldüðünden de kuþku yoktur; çünkü sözünü ettiðimiz Ermeni yazarlara ait metinler kendi içlerinde ciddi çeliþkiler taþýmasýna raðmen, bu bilgilerin uzmanlar tarafýndan bile eleþtiri süzgecinden geçirilmemesi mitlerin ve efsanelerin bireylerin ve toplumlarýn belleði üzerindeki gücünü göstermektedir. Örneðin, bir eserde Ermeni halký sürekli soykýrýma uðrayan zavallý kurban, diðerinde ise dünyanýn süper güçlerini dize getiren bir muzaffer olarak nitelendirilmektedir. Ama ne dünya, ne de Ermeni kamuoyu bu paradoksu görmez. Bunu doðrulamak için, Ermenistan’ýn deðiþik bölgelerine dikilen anýtlarýn oluþturduðu tablodaki sembolleri incelemek yeterli olacaktýr. Bizim açýmýzdan bu tezi doðrulayan iki anýt dikkat çekicidir. Eçmiadzin bölgesinde 1915 yýlýný anlatan ve adý “Musa Daðlýlarýn Kahramanlýk Anýtý”[10] olan bir anýt vardýr.1991 öncesinde yayýnlanan kitaplarda verilen bilgilere göre, bu eser Osmanlý ordusunu bozguna uðratan “muzaffer” imgesinin sembolleþtirmektedir. Oysa, ayný anýtýn Lübnan’da ve Suriye’de bulunan versiyonu kurban edilmiþ bir halký sembolize etmektedir.[11]

 

“Soykýrým” Ermeni tarihinde kullanýlan ana motiflerden birisidir. Bu motif iþlenirken Ermenilerin deðiþik halklar tarafýndan periodik olarak soykýrýma uðradýklarý bilgisi verilir.  Bu bilgilerde Pesler ve Bizanslýlarýn da Ermenilere soykýrým yaptýklarý dile getirilir. Ermeni yazar Stepan Zoryan (1889-1967) Ermeni tarihinin Persler ve Bizanslýlarla iliþkili olan bölümünü þöyle anlatýyor:

 

“VII. yüzyýlda Ermenistan ikiye ayrýlmýþtý. Bir bölümü Perslerin egemenliði altýnda bulunuyordu, diðeri Bizans imparatorunun. Persler gibi, Bizanslýlar da Ermenistan’ý, öncelikle de bu ülkenin askeri gücünü zayýflatmak ve yok etmek için her çareye baþvuruyorlardý. Bu amaçla Yunanlýlarýn imparatoru Morik Ermeni erkeklerini topladý ve onlarý baþlarýnda bulunan Ermeni prenslerle birlikte Yunanlýlarýn düþmanlarýna karþý savaþmalarý için gönderdi. Bu yöntemi yalnýzca kendisi uygulamadý, Perslerin þahýna da ayný þeyi yapmasýný, Perslerin düþmanlarýna karþý savaþmak üzere Ermenileri göndermesini, bu þekilde Ermenileri zayýflatmasýný ve yok etmesini tavsiye etti.”[12]

 

Ancak, bir baþka Ermeni tarihçi, Zakar Kanakertsi yukarda Ermenilere soykýrým yaptýðý söylenen Bizans Ýmparatoru Maurikios’un (582-602) Ermeni olduðu bilgisini vermektedir.[13] Bu ilginç savý destekleyen baþka kaynaklar da vardýr.[14] Burada ortaya çýkan paradoksa Ermeni tarihinin yapýlmadan yazýlmýþ olmasý neden oluyor. Bu noktada dikkatimizi bir baþka Ermeni tarihçinin, Nersisyan’ýn tespitleri üzeride yoðunlaþtýracaðýz. Anýlan tarihçi “Ermeni Halkýnýn Tarihi” adlý kitapta ayný dönemi çok farklý gerçekleriyle anlatýyor:

 

“VII.-IX. yüzyýllarda Bizans imparatorunun egemenliði altýnda bulunan Batý Ermenistan’ýn durumu da aðýrdý. VII.yüzyýlýn sonunda Batý Ermenistan’daki baðýmsýz köy toplumu nerdeyse yok olmuþtu, köylüler feodallere baðýmlý hale gelmiþlerdi.”[15]

 

Nersisyan ayný zaman diliminde Ermeni halkýnýn Müslümanlarla olan iliþkisini de þöyle betimliyor:

 

“640 yýlýnýn sonbaharýnda Halifelik ordularý ilk kez Ermenistan’a saldýrdý. Ciddi bir direniþle karþýlaþmadan Aðrý ovasýndaki çok sayýda bölgeyi yakýp yýktýlar, kýsa süreli kuþatma sonunda Dvin þehrini ele geçirdiler ve büyük ganimetler ve binlerce köleyle geri döndüler...Ermeni milliyetçi nahararlar (yöneticiler) ülkeyi yýkýmdan kurtarmak için Bizans ve Halifelik arasýndaki rekabetten yararlanmaya çalýþarak görüþmeler yaptýlar.”[16]

 

Görüldüðü gibi, Stepan Zoryan’ýn çizdiði savaþçý Ermeni imgesi, Nersisyan’ýn kitabýnda savaþtan kaçýnan diplomat Ermeni imgesiyle yer deðiþtirmiþtir. Bu konuda her iki yazarýn da amaçlarýna uygun geçerli nedenleri vardýr. Zoryan soykýrým motifini iþlemektedir; dolayýsýyla Ermeni halkýna karþý soykýrým yapýldýðý görüþünü kendince meþrulaþtýrarak Ermeni halkýnýn belleðine kaydedilen “soykýrým”a uðrama korkusunu devamlý hale getirmekte, böylelikle de unutulmasýný engellemeye çalýþmaktadýr. Çünkü bu motif, Ermeni toplumundaki baðlayýcý unsurdur. Nersisyan ise Ermenilerin baþarýsýnýn savaþta deðil diplomasi alanýnda olduðunu vurgulayarak baþarýsýzlýðýn toplum belleðinde neden olabileceðini düþündüðü olumsuz etkiye kendince direnç göstermektedir. Çünkü, toplumun kendi tarihiyle övünebileceði öðelerin oluþturulmasý ve unutturulmamasý da toplumsal belleðin devamlýlýðý açýsýndan önemlidir.

 

Yukardaki alýntýlarda dikkati çeken bir diðer unsur, Ermeni halkýna yönelik olarak hazýrlanan metinlerde Ermeni olmayan güçler tarafýndan yok edileceði korkusunun sürekli tekrarlanmasýdýr. Buna paralel olarak sýk iþlenen bir diðer motif de isyandýr. Korku motifi isyan etmeleri için Ermeni halkýna yapýlan çaðrýlarda birlikte hareket etmelerini saðlayan baðlayýcý bir güç olarak görülmektedir. Ancak bu noktada Ermeni siyasetçileri ve tarihçilerinin çözmek zorunda olduklarý ciddi bir problem vardýr; zira Ermeni tarihi üzerine yapýlan araþtýrmalar, bu isyanlarýn baþarýdan çok baþarýsýzlýklarla sonuçlandýðýný göstermektedir. Bu nedenle de isyanlarýn baþarýsýzlýðýný kamufle etmek gerekmektedir. Baþarýsýzlýklara raðmen toplumsal belleði yönlendirmek konusunda sürekliliðin saðlanmasý Ermeni tarihinde gözlemlenen özgün niteliklerdendir.  Yukarda anýlan “Voskeporik” adlý ansiklopedide Ermeni tarihinde ilk baþarý olarak kaydedilen Ermenilerin Perslere karþý isyanýný ve bu isyanda elebaþý olarak adý geçen Vardan Mamikonyan’ý anlatan satýrlar bu tutumu belgeleyen tipik örneklerden birisidir:

 

“Vardan Mamikonyan, yýkarak ve Perslerin seçkin atlý birliðini daðýtarak önde ilerliyordu. Bu savaþýn tanýðý ve katýlýmcýsý olarak beþinci yüzyýlda yaþayan Ermeni tarihçi Yeðiþe ‘Vardan ve Ermeni Savaþý Üzerine’ adlý kitabýnda ‘Taraflarýn gürültüsü ve çýðlýðý týpký kara bulutlarýn patlamasý gibi iþitiliyordu. Seslerin gürültüsünden maðaralarýn taþlarý oynuyordu...Korkunç seslerin verdiði bu büyük gürültüyü, birbirine vuran kalkanlarýn þakýrtýsýný, ok yaylarýnýn výzýltýsýný kim anlatabilir?’ Vardan Mamikonyan askerleriyle cesurca savaþýyordu, ancak düþman mýzraklarýndan yaralanarak düþtü. Çarpýþmada 1036 Ermeni, 3544 Pers can verdi. Sparazm [Ermeni ordularýnýn baþkomutaný] ve onun gibi pek çok komutanýn ölümü Ermeni askerlerini geri çekilmek zorunda býraktý, baþarýsýzlýða uðramamýþ olsalar da kalelerde ve sýðýnaklarda güç topladýlar. Ermeni halkýnýn sarsýlmaz kararlýlýðýný gören II. Hazkert, Ermenileri Persleþtirmek niyetinden vazgeçmek zorunda kaldý.”[17]

 

Bu metinde kullanýlan üslup yenen ve yenilen tarafýn ayýrt edilmesine olanak vermemektedir. Metne göre, Vartan Mamikonyan Pers askerleri tarafýndan öldürülmüþtür, Ermeni isyancýlar maðaralara sýðýnmak zorunda kalmýþtýr, ama yenilen taraf Pers imparatorluðunun ordularýdýr. Bugün Vartan Mamikonyan’ýn Erivan’da Oðakadzev parkýnda bulunan anýt heykeli de bu yenilgiden en ufak bir iþaret taþýmaz, aksine galip bir komutan imgesini sembolize eder. Devlet geleneði olmayan halklarda görülen bu genel eðilimin psikolojik boyutuyla ilgili olarak Mýsýrolog A.B.Lloyd þöyle bir saptama yapar: “Geçmiþ, yenilenlerin...bakýþ açýsýyla bambaþka bir biçime bürünür: ...bugünün maðluplarý geçmiþin tek ve gerçek muzafferleri olarak görülür.”[18] Lloyd ayrýca, bu mantýkla ürün verenlerin bugünün muzafferlerini sefil figürler olarak çizdiklerine de iþaret etmektedir.

 

Ermeniler tarafýndan kaleme alýnan metinlerde dikkat çeken bir baþka özellik de kaydedilen tarihlerde görülen tutarsýzlýklardýr. 1964 yýlýnda A.Martirosyan ve Y. Dukov’un yönetmenliðinde Yerivanskaya kinostudiya tarafýndan çekilen “Davit Bek” adlý filmde Ermenilerle ilgili olarak yalnýzca bir öncekinde deðil, yukarda yer alan alýntýlarda anlatýlanlarla uyuþmayan bilgiler verilmektedir. Filmde Ermenilerin Ýran Þahýna karþý ayaklanmak istedikleri için 1713 yýlýnda yardým talebiyle I. Petro’ya bir elçi gönderdikleri,  I. Petro’nun (1672-1725) da Ermenilere kendi savaþlarý için kendi ordularýný kurmalarýný öðütlediði yansýtýlmaktadýr. Ayrýca filmde Ermeni prenslerin I. Petro’yla karþýlaþtýklarý güne kadar askeri bir kimliðe bürünmeyi aþaðýlanma olarak kabul ettikleri vurgulanýyor.[19] 

 

Jan Assmann’ýn “Kültürel Bellek” adlý kitabýnda J. Vansina’ya ait isabetli bir ifadeye yer verilir. Bu ifade þöyledir: “En yakýn geçmiþ için yeteri kadar bilgi vardýr, ancak geçmiþe doðru gidildikçe bu bilgiler azalýr.”[20] Bu düþüncenin devamýnda ise, tarih bilincinin toplumun veya bireyin kökeni ve bugünü üzerinde yoðunlaþtýðý vurgulanmaktadýr. Bu tespitin Ermenilerin tarih anlayýþýndaki yansýmasý, olabildiðince uzak geçmiþe duyulan yoðun ilgi þeklinde kendisini göstermekte bunun sonucunda da anlatýlanlarla ilgili belgeler azalmaktadýr. Belgeler azaldýkça, tarihçinin iddialarýný tartýþabilecek güçler yok olmaktadýr. Bu yaklaþýmýn mantýðýný þöyle açýklamak mümkündür: Bir bilginin yanlýþ veya yalan olduðu belgelenemiyorsa söylenenlerin doðruluðu kabul edilir. Buna, “Ermeni tarihinin babasý” diye adlandýrýlan Movses Horenatsi’nin yaþadýðý dönemle ilgili anlatýlanlar örnek olarak gösterilebilir. Horenatsi ile ilgili anlatýlanlarýn tutarsýzlýðý karþýsýnda Ermeni edebiyat tarihçisi Abegyan  þöyle tepki göstermektedir:

 

“Bir araþtýrmacý onun VII. yüzyýlda, bir diðeri VIII. veya IX. yüzyýlýn baþlarýnda, bir üçüncüsü ise IX. yüzyýlýn ikinci yarýsýnýn baþlarýnda yaþadýðýný söylüyor. Hepsi de “Ermenistan’ýn Tarihi” adlý eserin yazarý olarak þu ya da bu þahsý görmeye çalýþýyor. Örneðin, araþtýrmacýlardan birisi[21] VII. yüzyýlda yaþamýþ Varaz Saak Bagratuni adýnda bir prens ve Movses Kertoh adlý bir episkopos bulmuþ hiçbir dayanaðý olmadan bunlarýn Movses Horennatsi ve onun hamilini yapan Saak Bagratuni ile ayný þahýslar olabileceðini varsaymýþtýr.”[22]

 

Buna dünya kamuoyuna yönelik olarak yapýlan çalýþmalarda sýk sýk tekrarlanan “Hýristiyanlýðý devlet düzeyinde ilk kabul eden halk Ermenilerdir,” þeklindeki efsaneyi de ekleyelim. Edebiyat tarihçisi V. S. Nalbandyan “Ermeni Edebiyatý” adlý kitabýnda bunu yalanlayan bilgiler sunmaktadýr: 

 

“Ermeni feodalleri, daha önce de söylediðimiz gibi, 301 yýlýnda Hýristiyanlýðý devlet dini yaparken Hýristiyanlýða büyük umut baðlamýþlardý. Kral Büyük Tiridat, Hýristiyanlýðý kendi siyasi iktidarýný güçlendirmek için kullanmaya gayret ediyordu, ayný zamanda da Roma Ýmparatorluðuyla ayný dini paylaþmanýn Pers tiranlýðýna karþý savaþta güçlü bir müttefik kazandýracaðýný hesaba katýyordu. Fakat, IV.-V. yüzyýllardaki olaylar bu umudu boþa çýkardý.”[23]

 

Bu noktada güçlü bir Hýristiyan müttefikle ittifak kurmak için Hýristiyan olan Ermeniler nasýl olup da “Hýristiyanlýðý devlet düzeyinde kabul eden ilk halk” oluyorlar ve oluþturduklarý bu imgeyle dünya kamuoyundan eleþtiri almýyorlar sorusu cevapsýz kalýyor. Bu gerçek, toplum belleðinin koþullandýrmalarla yönetilmekte olduðunu bir kez daha belgeliyor.

 

Yukarda yapýlan alýntýlar Ermeni tarihçilerin belgelere karþý tutumundaki bir baþka özelliðe daha iþaret etmeyi gerektirmektedir. Bu tutum, gösterilemeyen belgeyle ilgili efsane yaratmak þeklinde tanýmlanabilir. Bununla ilgili güncel ve somut bir örnek seçeceðiz. Diaspora Ermenilerinden Kevork Bardakçýyan Sözde “Ermeni Soykýrýmýyla” ilgili özel bir haber bülteni hazýrlanmak için arþiv araþtýrmalarý yaparken bu bülteni Hitlerin, Yahudi soykýrýmý için kendini savunmak amacýyla Türkiye’yi andýðý iddia edilen sözleriyle bitirmeyi hedeflemiþ ancak bu sözlerin kaynaðýna ulaþamamýþtýr. Uzun uðraþlar sonunda elde edildiði söylenen kaynak Bardakçýyan’a þu bilgiyi veriyor:

 

“Polonya’ya saldýrýsý sýrasýnda Hitler, not alýnmasýný yasakladýðý 2-3 saatlik konuþmasýnda tüm general kadrosuna acýmasýzca kýyým yapmalarý emrini veriyor, Ermeni Soykýrýmýyla ilgili ünlü sözünü de iþte bu anda [yani not almayý yasakladýðý saatlerde] ifade ediyor.”[24] 

 

Ermeni tarihinde gözlemlenen bu karakteristik özelliklerin oluþmasýnda Ermenilerin hangi devletin egemenliði altýda yaþadýklarý, bu devletin komþularýyla olan iliþkileri ve Ermeni liderlerinin siyasi yönelimleri önemlidir. Týpký bugün olduðu gibi, 1918-1920 yýllarý arasýnda da Ermeniler devlet olma sýnavý vermiþlerdir. O günlerde de iktidarda týpký bugün olduðu gibi Taþnak Partisi vardý. Bu deneyim baþarýsýzlýkla sonuçlandý ve Ermeni halký baðýmsýz yaþamak yerine Sovyetler Birliði’nin egemenliði altýna girmeyi tercih etti. Sovyetler Birliði döneminde yazýlan tarih kitaplarýnda Ermenistan’ýn Taþnak Partisi tarafýndan nasýl yönetildiði, 1918-1920 yýllarý arasýnda gerçekleþen olaylara tanýklýk etmiþ bir nesle hitap edilerek anlatýlýyordu. Bu süreç içerisinde Ermeni halkýnýn bireyleri Sovyetler Birliði döneminde yazýlanlara itiraz etmediler. Üstelik bu tarihi kendileri, kendi anadillerinde yazdýlar. Bu tarihçilerden birisi de yukarýda anýlan Nersisyan’dý. Ermeni tarihçi “Ermeni Halkýnýn Tarihi”  adlý kitabýnda o dönemde Ermenistan’da neler yaþandýðýný þöyle anlatýyor:

 

“Taþnak Partisinin yönetiminde iki yýldan fazla bulunan ülke felaket sýnýrýna gelmiþti, Halk kitleleri yok olma tehdidi altýndaydý. Taþnaklarýn halk karþýtý politikasý iþçilerin giderek büyüyen direniþiyle karþýlaþýyordu.”[25]

 

Bugün, Ermeni halkýnýn belleðine yirminci yüzyýlýn ilk çeyreðinde Taþnak Partisiyle ilgili olarak yerleþen bu olumsuz imgelerin silinmesi gerekmektedir. Bu iþlem dünya kamuoyunun gözleri önünde o dönemin yöneticilerinin tanýklýklarý ve kararlarý hiçe sayýlarak yapýlmaktadýr. 1991 yýlýndan sonra kaleme alýnan ve ayný bilim kuruluþlarý tarafýndan yayýnlanan tüm kitaplarda konuyla ilgili sayýsýz veri toplanabilir. Barhudaryan’ýn redaktörlüðünde 10. sýnýf öðrencileri için hazýrlanan ve 2001 yýlýnda yayýnlanan tarih kitabý da bunlardan birisidir. Bu kitapta H. A. Avetisyan tarafýnda kaleme alýnan bölümde yukardaki bilgiler bütünüyle yadsýnmaktadýr:

 

“Hükümet hemen önlemlerini aldý. H. Kacaznuni baþkanlýðýnda hükümeti temsil eden bir delegasyon Amerika Birleþik Devletleri’ne gönderildi. Buðday alýmýyla ilgili bir antlaþma imzalandý...” [26]

 

Taþnak Partisinin bu kitapta sýralanan baþarýlarý için tanýk gösterilen Hovhannes Kacaznuni’nin 1924 yýlýnda “Daþnaktsutyunn aylyevs anelik çuni” (Taþnak Partisinin Artýk Yapacaðý Bir Þey Yoktur) adlý kitabý Erivan’da yayýmlanmýþtýr. Hovhannes Kacaznuni 1918-1919 yýllarýnda Ermenistan’ýn ilk baþbakaný olarak görev yapmýþtýr ve yukarda anýlan kitabýnda Taþnak Partisinin özeleþtirisini yaparak bu partinin baþarýsýzlýðýnýn nedeninin partinin kendi güçsüzlüðünde yattýðýný belirtmiþtir.[27] Bu kitapta yer alan bilgiler Barhudaryan ve ekibinin tarihi olaylarý deðerlendirirken nesnel olamadýklarýný ve kasýtlý olarak yanlýþ bilgiler sunduklarýný belgeler niteliktedir. Ama bu yalnýzca Ermeni tarihini ve kamuoyunu ilgilendiren basit bir tahrifat deðil, dünya kamuoyuna yönelik çalýþmalarýn bir parçasýdýr. Ulaþýlmak istenen hedefse, toplum belleðinin yeniden oluþturulmasýdýr.

 

Toplumsal belleðin oluþturulmasýnda ortak bir mekan ve ortak bir tarih, devamlýlýðýn saðlanmasý için ise, baðlayýcý unsur olarak imgeler, gelenekler, ritüeller iþlevsel bir öneme sahiptir. Sözde “Ermeni Soykýrýmý” projesini hazýrlayanlar ortak mekan olarak Anadolu’yu, tarih olarak da 24 Nisan 1915’i göstermekte, soykýrým anýtlarýný ise “sözde soykýrýmý” hatýrlamak için kullanmaktadýrlar.

 

11 Nisan 2006 tarihli Milliyet gazetesinde “Ermenilerin Derdi Türkiye’den Toprak” baþlýðýný taþýyan bir haber yer aldý. Habere göre, Ermenistan’da yapýlan bir kamuoyu yoklamasý, Ermeni gençlerin tamamýna yakýnýnýn toprak talebinden vazgeçilmemesini ve yüzde doksanýnýn Türkiye’nin “Soykýrým” iddialarýný mutlaka tanýmasýný istediðini ortaya koymaktaydý.[28]

 

Sonuç olarak, “Ermeni Soykýrýmý” iddiasýný gündemde tutan çevreler, psikolojik savaþa büyük aðýrlýk veriyorlar ve amaçlarýna ulaþmak için kamuoyunun bu bilgileri tüm detaylarýyla bilmesini kasýtlý olarak engellemektedirler. Bu amaçla bilgileri tahrif etmekte veya kamuoyunu eksik bilgilendirmektedirler. Bu da hem Ermeni, hem de dünya kamuoyunun belleðinde Türk ve Ermeni halklarýyla ilgili yanlýþ imgelerin yerleþmesine neden olmaktadýr. Bu açýdan “Ermeni soykýrýmý” iddialarýyla yalnýzca Türk deðil, Ermeni halkýnýn da mücadele etmesi gerekmektedir. Ancak veriler, Ermeni halkýnýn konuyla ilgili gerçek bilgiye ulaþma olanaðýnýn bulunmadýðýný ve Ermeni halkýnda böyle bir eðilimin olmadýðýný göstermektedir. Nedeni ise Ermeni halkýnýn belleðini oluþturan kanallarýn yalnýzca “Sözde Ermeni Soykýrýmý” projesinin sahipleri tarafýndan besleniyor olmasýdýr.

 



[1] 11 Mayýs 2006 tarihli konferans metni (KHO).

[2]ASALA’nýn gerçekleþtirdiði terörist eylemlerle ilgili olarak bkz. Bilal N.Þimþir, Þehit Diplomatlarýmýz Cilt.1—2, Ankara: Bilgi Yayýnevi, 2000.

[3] Ayrýntýlý bilgi için bkz. Mikael Danielyan, ‘Ýdeoloji Olan Terörizm’, Çev. Birsen Karaca, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý:14—15, Ankara, 2004, ss. 165—166.

[4] Bkz. Milliyet, 17 Mart 2006;  Agos 24 Mart 2006.

[5]Andranik, Voskepokrik, Erivan: 1993, Cilt 1 s. 62.

[6]A.S.Garibyan ve C.A. Garibyan, Kratkiy Kurs Armyanskogo Yazýka, Erivan: 1970, s. 90.

[7] Konuyla ilgili ayrýntýlý bilgi bu makalenin yazarý tarafýndan kaleme alýnan ve yayýn aþamasýnda olan “Sözde Ermeni Soykýrýmý Projesi, Toplumsal Bellek ve Sinema” adlý kitapta sunuluyor.

[8] M.G.Nersisyan “Ermeni Halkýnýn Tarihi”nde Ermenilerin Selçuklularla karýlaþtýklarý dönemde Bizans Ýmparatorluðu’nun egemenliði altýnda olduklarýný söyler. Bkz. M.G.Nersisyan, Ýstoriya Armyanskogo Naroda, Erivan: 1980, s. 139.

[9] Bkz. M.G.Nersisyan, Ýstoriya Armyanskogo..., s.50. Ayrýca, Ermenilerin yaþadýklarý bölgenin Pers ve Roma Ýmparatorluklarýnýn savaþ alaný olduðu, bu nedenle bu iki büyük devletin yöneticileri arasýnda çözüm bekleyen bir sorun olarak hep gündemde kaldýklarý elinizdeki makalenin yazarý tarafýndan deðiþik vesilelerle dile getirildi ve belgeler sunuldu. Ermenice ve Rusça kaleme alýnmýþ kitaplarýn Ermeni “devletini”nin, hatta “imparatorluðu” nun varlýðýndan bahseden sayfalarýnda anlatýlanlarýn somut belgelerden yoksun olduðu da  ilerde münferit bir çalýþmayla kamuoyuna sunulacaktýr.

[10]Musa Leran Herosamant, Voskeporik, Cilt 2, Erivan: 1996, s.349.

[11] URL: www.Armenian-genocide.org; www.musaler.com/photo-album; http://images.google.com.tr/imgres?imgurl= http: //www.mousaler.com/photoalbum/images/zmonumnt.jpg&imgrefurl=http://www.mousaler.com/photoalbum/&h=488 &w=329&sz=44&tbnid=NirJchqrjWVrlM:&tbnh=127&tbnw=85&hl=tr&start=1&prev=/images%3Fq%3DThe%2BMonument%2Bin%2BMusa%2BDagh%26svnum%3D10%26hl%3Dtr%26lr%3D%26sa%3DG adresinden alýnmýþtýr

[12]A.S.Garibyan ve C.A. Garibyan, Kratkiy Kurs Armyanskogo…, s.177.

[13] Zakar Kanakertsi, Hronika, URL: http://www.vostlit.info/Texts/rus7/Kanakerci/text21.htm

[14] Ayrýca Ermeni kaynaklarýna göre Bizans Ýmparatoru sýfatýný almýþ yirmi Ermeni vardýr. Bkz. http://www. armico.com/hayknet/ellib/znaete.htm. Bu ilginç sava, Yunanlý tarihçilerin vereceði tepki de bir o kadar ilginç olacaktýr.

[15] M.G.Nersisyan, Ýstorya Arniyanskogo…, s. 111

[16]M.G. Nersisyan, Ýstorya Armiyanskogo…, s.109.

[17]Vardan Mamikonyan, Voskeporik, Cilt 3, Erivan: 1999, s. 155.

[18]Alýntý için bkz. Jan Assmann, Kültürel Bellek, Çev. Ayþe Tekin, Ýstanbul: Ayrýntý, 2001, s.86

[19]A.Martirosyan ve Y. Dukov, Davit Bek, Pro-vo Armyanskoy Kinostudii, Moskova: 1943

[20]Jan Assmann, Kültürel Bellek…, s.52.

[21] Yazar, eleþtirisini yaptýðý araþtýrmacýnýn adýný dip notla veriyor. Zaminyan, Hay Grakan Patmutyun, Nor Nahçevan: 1914.

[22]Manuk Abegyan, Istoriya Drevnearmyanskoy Literaturý, Erivan: 1975, s.142.

[23]V.S.Nalbandyan, Armyanskaya Literatura, Moskova: 1976, s. 9.

[24]Kevork Bardakçýyan, “Türklere Rehin Olan Özgürlüðümüz Baðýmsýzlýktan Sonraki Ýdealimiz Olacaktýr”, Azg, 11 Hunusi (Haziran) 2005

[25]M.G.Nersisyan, Ýstoriya Arniyanskogo…, s.284.

[26]Hrant Aleksani Avetisyan, Hayastani Hanrapetutyuný (1918 t. Mayis—1920 t. Noyember), Erivan: 2001, s. 193.

[27]Ovannes Kaçaznuni, Taþnak Partisi ‘nin Yapacaðý Bir Þey Yok, çev. Arif Acaloðlu, Ýstanbul: Kaynak Yayýnlarý, 2005, s.63.

[28]Milliyet, 11 Nisan 2006.

 

 ----------------------
* Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coðrafya Fakültesi Öðretim Üyesi -
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 22, Yaz 2006
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.