Öz:1919 Paris Barýþ Konferansýna Osmanlý Ermenilerini temsilen katýlan Bogos Nubar Paþa ile Ermenistan Cumhuriyetini temsilen katýlan Avetis Ahoranyan yaptýklarý konuþmalarda Osmanlý Ýmparatorluðundan toprak talebinde bulunmuþlar ve ayrýca Ermeni Nüfusu hakkýnda bilgi vermiþlerdir. Yazýda Ermenilerin toprak talepleri, Ýngiliz ve Fransýzlarýn Ermenistan’a verilmesini düþündükleri Topraklar ve Fransýzlarýn toprak talepleri, haritalarda gösterilmek suretiyle incelenmekte ayrýca Doðu Anadolu’daki Ermeni nüfusu hakkýnda bazý bilgiler verilmektedir.
Anahtar Kelimeler:19191 Barýþ Konferansý, Ermenilerin toprak talepleri, Ermeni Nüfusu, Bogos Nubar Paþa, Avetis Ahoranyan.
Abstract:During the Paris Peace Conference of 1919, the representative of the Ottoman Armenians, Boghos Nubar Pasha and the representative of the ArmenianRepublic, Avetis Ahoranyan put forward territorial claims against the Ottoman Empire and provided information regarding the Armenian population. Alongside shedding light on the Armenian population, this article analyzes, by way of providing maps, the territorial claims advanced by the Armenians, the territories the English and French contemplated on granting Armenia and the territorial claims set forth by the French delegation.
Key Words:Paris Peace Conference, 1919; Armenian territorial claims; the Armenian population; Boghos Nubar Pasha; Avetis Aharonian.
Birinci Dünya Savaþý sonrasýnda yeni bir uluslararasý düzen kurmak üzere Paris’te toplanan Barýþ Konferansý, taleplerini öðrenebilmek için bazý ülke veya toplumlarýn temsilcilerini dinlemiþti.
Osmanlý Ýmparatorluðu Ermenilerini temsilen Bogos Nubar Paþa, Kafkasya’daki Ermenistan Cumhuriyeti’ni temsilen de Avetis Aharonyan 26 Þubat 1919 tarihinde Barýþ Konferansý’nýn Onlar Konseyi’nde birer konuþma yapmýþlardýr. Bu konuþmalarýn Ýngilizcesi ve tarafýmýzdan yapýlan Türkçe çevirisi Derginin Arþiv Belgeleri bölümündedir.
Bogos Nubar Mýsýrlý bir paþadýr. Babasý Mýsýr’da bakanlýk yapmýþ, kendisi de bir süre Mýsýr Demiryollarý Müdürlüðü’nde bulunmuþtur. Zengin ve kozmopolit bir kiþi olan Bogos Nubar Paþa 1912 yýlýnda, Balkan Savaþlarýndan sonra, Eçmiyazin’deki Katolikos (Baþ Patrik) Beþinci Kevork tarafýndan, Osmanlý Ýmparatorluðu’ndaki “Ermeni Vilayetleri”nde[1] reform yapýlmasýný konularýný görüþmek üzere, Avrupa ülkelerine özel temsilci olarak atamýþtýr. Bogos Nubar Paþa bundan sonra Osmanlý Ermenilerinin daimi temsilcisi gibi hareket etmeye baþlamýþtýr. Ayrýca 1916 yýlýnda büyük çoðunluðunu Ermenilerin oluþturduðu Fransýz “Legion d’Orient’ýnýn kurulmasýna yardýmcý olmuþtur. Bilindiði gibi bu birlik Filistin ve Suriye’de çarpýþmalara katýlmýþ, savaþtan sonra da Fransýz bayraðý altýnda Güney Anadolu’nun bir kýsmýný iþgal etmiþtir.
Avetis Aharonyan bir yazardýr. Taþnak Partisi üyesidir. 1918 yýlýnda bir süre Tiflis’teki Ermeni Mili Konseyi’nin baþkanlýðýný yapmýþ ve sýfatla Ýstanbul’da ateþkes müzakerelerini yürütmüþtür. Ermenistan Hükümeti tarafýndan Paris Barýþ Konferansý’na temsilci olarak atanan Aharonyan’ýn Erivan’dan Paris’e gelmesi yaklaþýk iki ay sürmüþtür. Bunun baþlýca nedeni Ýngiliz makamlarýnýn kendisine ve beraberindekilere Ermeni Devleti’nin temsilcisi olarak vize vermekte tereddüt etmeleridir. Ýngilizler, Komünist idareye karþý Beyaz Ruslarýn isyan ettiði bir dönemde Rusya’nýn bölünmesi anlamýna gelebileceði için Ermenistan’ýn baðýmsýzlýðýný tanýmaktan ve resmi temasta bulunmaktan bir süre kaçýndýklarý anlaþýlmaktadýr.
Onlar Konseyi’nde ilk konuþmayý Aharonyan yapmýþtýr. Ermenilerin savaþ sýrasýnda Müttefiklerin yanýnda yer aldýðýný uzun uzun anlatarak, Ermenistan Cumhuriyeti’nin usulüne uygun bir tarzda kurulduðunu vurguladýktan sonra, Konferanstan baþlýca iki talepte bulunmuþtur. Bunlardan birincisi Ermenistan Devleti’nin tanýnmasýdýr. Aharonyan bu talebini Paris Barýþ Konferansý’nda yer almalarýna izin verilmesi olarak ifade etmiþtir. Ýkinci talep ise Ermenistan Cumhuriyeti’nin Türkiye’nin “Ermeni vilayetleriyle” birleþmesidir.
Bogos Nubar Paþa’nýn konuþmasýysa çok daha uzundur. O da Ermenilerin savaþta Müttefiklerin yanýnda yer aldýðýný, Légion d’Orient’a da atýf yaparak söylemiþ, Ermenilerin ayrýca Fransýz Légion Etrangère içinde de çarpýþtýðýný belirtmiþ, Ýtilaf Devletlerinin Müttefiklerin davasýna baðlýlýðýnýn Ermenilerin “maruz kaldýklarý katliam ve sürgünlerin saiklerinden biri” olduðunu iddia etmiþ, Ermenilerin “savaþan taraf” olduðunu vurgulamýþ ve savaþta Ermenilerin yaþam olarak ödediði bedelin diðer ülkelerinkinden daha aðýr olduðunu ileri sürmüþtür. Bogos Nubar Paþa konuþmasýnda yeni kurulacak Ermenistan’ýn sýnýrlarý konusuna uzun uzun deðinmiþ, Ermenistan’a verilmesini istediði yerlerdeki nüfustan da örnekler vererek bahsetmiþtir.
Bogos Nubar’ýn taleplerine gelince bunlar Osmanlý Ýmparatorluðu’ndan bazý topraklarýn Ermenistan’a katýlmasý ve Ermenistan Devleti’nin “mandat” idaresine verilmesi olarak özetlenebilir.
Her iki Ermeni temsilcinin konuþmalarýnda en önemli konu þüphesiz Osmanlý Ýmparatorluðu’ndan Ermenistan’a verilmesini istedikleri topraklardýr. Bu taleplerini desteklemek üzere de Ermeni nüfusu hakkýnda bazý bilgiler vermiþlerdir. Bu iki konuyu aþaðýda ayrýca inceliyoruz.
Osmanlý Ýmparatorluðu’ndan istenilen topraklar
Osmanlý Ýmparatorluðu’ndan istenen topraklar konusunda Ermenistan Cumhuriyeti ile Bogos Nubar Paþa arasýnda fark bulunduðunu belirtmemiz gerekmektedir.
Aharonyan Erivan’dan ayrýlmadan önce, o sýralarda parlamento görevini üstlenmiþ olan Ermeni “Horhunt”u kendisine Barýþ Konferansý’nda altý vilayet ile Karadeniz’e bir çýkýþ istemesi talimatýný verilmiþti. Ancak adýgeçen Paris’te Ermenistan için istenilecek topraklar konusunda Bogos Nubar Paþa’nýn görüþlerini benimsemiþ[2] ve böylelikle Konferansta iki Ermeni delegasyonunun ayný talepleri ileri sürmesi mümkün olmuþtur.
Aharonyan’ýn konuþmasýndaki “Kafkas Ermenileri, Cumhuriyetin (Ermenistan’ýn) Türkiye’nin Ermeni Vilayetleriyle birleþmesini... hararetle istemektedirler” sözleriyle esas toprak taleplerinin Altý Vilayet olduðunu açýkça belirtmiþtir. Buna karþýn konuþmasýnda Bogos Nubar Paþa’nýn ýsrarla istediði Kilikya hakkýnda bir belirsizlik vardýr. Adýgeçen bu konuda “Ermenistan’ýn iki kýsmý, Kuzeyde Gori ve Borcalý’dan aþaðýya Akdeniz’e ve güney’de Ermeni Toros’larýna uzanan tek bir coðrafya ve ekonomik bütünlüðü temsil etmektedir” sözleri Altý Vilayet dýþýnda da bazý topraklarýn istendiðini düþündürmekte ve bu topraklarýn hem Akdeniz’e hem de Toros’lara kadar uzanan yerler olduðu anlamý çýkmaktadýr. Ancak Akdeniz Toros’larýn güneyinde olduðundan bu fiilen mümkün deðildir.
Bir yandan Erivan’dan aldýðý talimata uymak diðer yandan Müttefiklerin karþýsýna tek cephe olarak çýkmak için Bogos Nubar Paþa’yý desteklemek durumunda kalan Aharonyan’ýn, kasten belirsiz beyanlarda bulunduðu, Akdeniz sözcüðünü telaffuz ederek Bogos Nubar Paþa’yý tatmin ettiði, toprak talebinin Toros’lara kadar (Toros’larýn ötesindeki Akdeniz’e kadar deðil) olduðunu ifadeyle de Erivan’ýn talimatýna sadýk kalmaya çalýþtýðý izlenimi edinilmektedir. Aharonyan’ýn Kilikya sözcüðünü hiç kullanmamýþ olmasý bu düþünceyi desteklemektedir.
Bogos Nubar Paþa ise taleplerine Kilikya ile baþlamaktadýr. Kilikya Romalýlardan kalma bir coðrafya terimidir. Genel olarak Toros Daðlarý ile Akdeniz arasýnda, Batýda yaklaþýk Anamur,Doðuda ise Ýskenderun arasýnda kalan bölgedir. Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Kilikya adýnda bir idari bilim yoktur.
Bogos Nubar Paþa Kilikya’ya ek olarak Maraþ Sancaðýný talep etmektedir. Böylelikle Kilikya ile Altý Vilayet arasýnda bir köprü kurulmakta ve tek parça halinde bir Ermenistan vücuda getirilmeye çalýþýlmaktadýr.
Bogos Nubar Paþa’nýn diðer bir talebi Erzurum, Bitlis, Van, Diyarbakýr, Harput (Mamüret-ül Aziz) ve Sivas vilayetleri, diðer bir deyimle Altý Vilayet’tir.
Son talep olarak da, Karadeniz’e bir çýkýþ saðlamak üzere, Trabzon Vilayeti’nin bir bölümü istemiþtir[3].
Bogos Nubar Paþa daha sonra bu taleplerinden bazýlarýndan kýsmen vazgeçerek Hakkâri’nin ve Diyarbakýr’ýn güneyinin Kürt, Sivas’ýn batýsýnýn da Türk bölgesi olduðunu ifadeyle buralarý istemediklerini bildirmiþtir. Bu “cömertçe” hareket, herhalde, istenilen diðer tüm yerlerin Ermeni topraðý olduðuna dinleyenleri ikna etmek amacýyla yapýlmýþ olsa gerektir.
Bogos Nubar Paþa’ýn taleplerini gösteren bir harita (HARÝTA I)[4] eklidir. Talep edilen yerlerin 387.424 km2 kadar olduðu tarafýmýzdan hesaplanmýþtýr[5]. Bu yerler günümüz Türkiyesinin yaklaþýk yarýsýna (% 49,6) tekabül etmektedir.
I. Dünya Savaþý sýrasýnda Müttefikler arasýnda Osmanlý Ýmparatorluðu’nun parçalanmasýna iliþkin anlaþmalarda[6] baðýmsýz bir Ermenistan kurulmasýndan ve bu ülkeye Osmanlý Ýmparatorluðu’ndan toprak verilmesinden bahis yoktur. Çarlýk Rusyasý devrilince bu anlaþmalarla Rusya’ya ilhak edilmesi öngörülen topraklarýn Ermenistan’a verilmesi gündeme gelmiþtir. Bu hususta hem A.B.D. hem de Ýngiltere’de, savaþýn bitiminden önce, hazýrlýk çalýþmalarý yapýlmýþtýr.
A.B.D.’de kamuoyu ve Hükümet,Ermenilere Osmanlý Ýmparatorluðu’nda eziyet yapýldýðýna ve katliama uðradýklarýna, o itibarla Ermenilerin Osmanlýlardan kurtarýlmasý gerektiðine öteden beri inanmýþtý. Bu kanýnýn yerleþmesinde özellikle Anadolu’daki Amerikan misyoneri neden olmuþtur. Baþkanýn talimatýyla,savaþ sonrasý toprak düzenlemeleri ve diðer hususlarda tavsiyelerde bulunmak üzere kurulan ve Unites States Inquiry (Birleþik Devletler Araþtýrmasý) adýný taþýyan bir uzmanlar örgütü, yukarýda deðindiðimiz kanýnýn etkisiyle, savaþtan sonra Ermenilere en azýndan özerklik verilmesi ilkesini benimsemiþ ve Osmanlý Ýmparatorluðu’ndan Ermenistan’a hangi topraklarýn verileceði üzerinde çalýþmaya baþlamýþtý. 21 Ocak 1919 tarihinde Baþkan Wilson’a sunulan tavsiyeler arasýnda Ermenistan adýný taþýyacak yeni bir ülke kurulmasý ve Milletler Cemiyeti adýna hareket edecek bir büyük devletin “mandat”sýna verilmesi hususu yer almýþtýr. Tavsiyeler Ermenistan’a verilecek topraklarý da belirlemektedir. Bu topraklar Bogos Nubar Paþa’nýn istediði topraklarýn hemen hemen aynýdýr. Ancak Kayseri ile Kafkasya’daki Ahaltsih bölgesini de Ermenistan’a vermekle Bogos Nubar Paþa’nýn taleplerinin bile ötesine geçmiþtir[7]. ABD’nin Ermenistan’a vermeyi öngördüðü topraklarý yaklaþýk 390.318 km2 olarak hesapladýk.
Ýngiltere’de de Ermeniler lehine Osmanlýlar aleyhine bir hava mevcut bulunuyordu. Osmanlýlar I. Dünya Savaþý’na Almanlarýn yanýnda yer alýnca bu hava daha da aðýrlaþmýþtý.
Ýngiltere Baþbakaný David Lloyd George anýlarýnda, savaþýn baþýnda bu insanlýk dýþý Ýmparatorluðu(Osmanlý Ýmparatorluðu’nu kastediyor) yenmeyi baþardýklarý takdirde barýþýn koþullarýndan birinin, Türklerin alçakça hareketleriyle lekelenmiþ olan Ermeni vadilerini onlarýn kanlý ve kötü idaresinden kurtarmayý düþünmüþ olduklarýný yazmýþtýr [8]
Ýngiltere’de uzun çalýþmalar sonunda hazýrlanan, Osmanlý Ýmparatorluðu’nun parçalanmasýna iliþkin 7 Þubat 1919 tarihli bir muhtýrada büyük bir devletin “mandat” idaresine verilecek olan Ermenistan’ýn sýnýrlarý þöyle belirleniyordu: Güneyde Ýskenderun-Diyarbakýr hattýndan sonra Fýrat Nehrini izlenerek oradan da Ýran sýnýrýna ulaþan bir hat; kuzeyde Trabzon Sürmene arasýnda bir noktadan, Batum’a kadar Karadeniz kýyýlarý; batýda Mersin-Sivas hattý.
Bu plan Akdeniz’den Karadeniz’e kadar uzanan bir Ermenistan kurmakla beraber Bogos Nubar Paþa’nýn talepleri ve Amerikan planýna nazaran daha az toprak içermektedir. Hesaplarýmýza göre Ýngilizlerin Ermenistan’a verilmesini uygun gördükleri yerler 226.644 km2 tutmaktadýr. Diðer yandan Ýngiliz planýnda Karabað Ermenistan’a verilmemiþ, Rusya’nýn Erivan Guberniia’sýnýn (vilayetinin) Müslüman halkýyla Karabað’ýn Ermeni halkýnýn mübadele edilmesi öngörülmüþtür[9].
Amerikan ve Ýngiliz planlarýnda Ermenilere verilmesi öngörülen topraklarla Bogos Nubar Paþa’nýn talepleri ekteki Harita II’ de gösterilmektedir[10].
Fransa’ya gelince bu ülkenin baðýmsýz bir Ermenistan kurulmasýna itirazý yoktur. Ancak 1916 Skyes-Picot Anlaþmasý’yla Fransa’ya verilen Osmanlý topraklarýyla Bogos Nubar Paþa’nýn toprak talepleri, Adana, Sivas, Mamuret-ül Aziz ve Diyarbakýr vilayetlerinde büyük ölçüde örtüþmektedir. Diðer bir deyimle bu bölgelerde Fransýzlar ve Ermeniler ayný topraklarý talep etmektedirler. Skyes-Picot Anlaþmasý’yla Fransa’ya býrakýlmasý planlanan topraklar ile Bogos Nubar Paþa’nýn talepleri Harita III’ de gösterilmiþtir.
Fransýz-Ermeni anlaþmazlýðý zamanla Kilikya üzerinde yoðunlaþmýþtýr.Fransa Kilikya’yý “mandat”sýný alacaðý Suriye’ye dâhil etmek istemiþtir. Fransa’nýn güdümünde olup, Suriye’nin çýkarlarýný savunmak üzere kurulmuþ Suriye Komisyonu Baþ Temsilcisi Þükrü Ganem 13 Þubat 1919 tarihinde Onlar Konseyi’nde yaptýðý konuþmada Suriye’nin iyi belirlenmiþ sýnýrlarý bulunduðunu söylemiþ ve bu sýnýrlarýn Toros Daðlarý, Sina Çölü ve Akdeniz olduðunu söylemiþtir [11]. Toros Daðlarýný sýnýr olunca Kilikya’yý Suriye içinde kalmaktadýr. O nedenle Bogos Nubar Paþa konuþmasýnda, Suriyelilerin Kilikya’nýn büyük bir kýsmýný ülkelerine dahil etmek için, son derecede yersiz taleplerde bulunduklarýný söylemiþ ve ayrýca Suriye’nin kuzey sýnýrýnýn Toros Daðlarý deðil Amanos Daðlarý olduðunu ifade etmiþtir.
Ermeni Nüfusu
Gerek Aharonyan gerek Bogos Nubar Paþa konuþmalarýnda Ermeni nüfusu hakkýnda bilgiler vermiþtir. Bogos Nubar Paþa ayrýca savaþ sýrasýnda Ermeni kayýplarýndan da bahsetmiþtir.
Aharonyan’a göre Kafkasya’da 2 milyon Ermeni vardýr. Bunlara, Osmanlý Ýmparatorluðu’ndan kaçan, 400 ila 500 bin kiþi dâhildir.
Bogos Nubar Paþa ise savaþtan önce dünyada 4,5 milyon Ermeni olduðunu, bunun 2 milyonun Osmanlý Ýmparatorluðu’nda yaþadýðýný ve savaþta Ermenilerin kaybýnýn 1 milyonu aþtýðýný söylemiþtir; bunun dýþýnda rakam vermemiþtir. Ancak talep ettiði muazzam topraklar için, gerekçe olmak üzere, bazý iddialar ileri sürmüþtür. Bu konudaki hayli uzun ve karýþýk ifadelerinin ana noktalarý þöyle özetlenebilir:
- Türk (Osmanlý) Hükümeti istatistikleri Ermenileri az göstermek için tahrif etmiþtir.
- Ermeniler Savaþtan önce Türklerden fazlaydý.
- Savaþ içinde katliam ve sürgünlerden sonra Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Ermeni kalmadýðý veya az sayýda Ermeni kaldýðý doðru deðildir.
- Savaþta ölenler de yaþayanlar gibi sayýlmalýdýr.
- Türkler savaþta 2,5 milyon kayýp vermiþtir. Bunun yarýsý Ermeni vilayetlerindendir. Bu nedenle Ermeniler halen de çoðunluktadýr.
- Savaþtan sonra Ermeniler Türklerden, hatta Türk ve Kürtlerden daha fazla olacaklardýr.
- Kafkasya’daki Ermenilerle birleþilirse bu çoðunluk daha da artacaktýr.
Osmanlý Ýstatistikleri devleti oluþturan tüm halklarý kapsamaktadýr. O itibarla bu istatistiklerin sadece Ermeniler için tahrif edilmiþ olmasý anlamsýz bir ifadedir. Ayrýca
Bugos Nubar Paþa’nýn bu sözde tahrif için verilmiþ olan üç örnek de tutarsýzdýr[12].
Savaþtan sonra Ermenilerin bu bölgede Türklerden fazla olduðuna gösteren hiçbir kaynak yoktur. Mevcut kaynaklar arasýnda Ermenilerin sayýsýn en fazla gösteren ancak doðruluðu kanýtlanamayan, Ermeni Patrikhanesine atfedilen istatistiklerinde bile Altý Vilayette Ermeni nüfusu bu vilayetlerdeki toplam nüfusun% 39’u olarak gösterilmektedir[13]. Diðer bir deyimle Bogos Nubar Paþa’nýn savaþtan önce Ermenilerin çoðunlukta olduðu iddiasý, Patrikhane istatistikleri tarafýndan bile desteklenmemektedir.
Bogos Nubar Paþa’nin istediði topraklarda, savaþtan önce, 1912 yýlýnda yaþayan Ermeni nüfusu þu þekilde hesaplanmaktadýr[14].
Vilayet
Ermeni nüfusu
Toplam Nüfusun %
Bitlis
191.156
31.3
Mamuret-ül Aziz
111.043
16,3
Diyarbakýr
89.131
11,8
Van
130,500
15,6
Sivas
182, 912
12,4
Altý Vilayetin Toplamý
867.960
17,3
Adana Vilayeti
74.930
11,2
Trabzon Vilayeti
63.326
4,5
Toplam
1.006.216
14,02
Görüldüðü gibi o dönemde, Ermeni vilayetleri olarak da adlandýrýlan Altý Vilayetteki Ermeni nüfusunun oraný % 17,3’dür. Bu vilayetlere Adana ve Trabzon vilayetlerinin eklenmesiyle, yaklaþýk olarak, Bogos Nubar’ýn istediði topraklara ulaþýlmaktadýr. Buradaki Ermeni nüfusu daha da düþük olup toplam nüfusun %14,02 kadardýr.
Bu vesileyle artýk ciddi Ermeni yazarlarýnýn, Altý vilayette veya Osmanlý Ýmparatorluðu’nun herhangi bir yerinde Ermenilerin çoðunluðu oluþturmadýklarýný kabul ettiklerini belirtelim[15].
Bogos Nubar Paþa’nýn tüm gayretinin savaþtan sonra Anadolu’da bir Ermeni çoðunluðu bulunduðuna veya olacaðýna Onlar Meclisi’ni inandýrmak olduðu görülmektedir. Bunun için savaþta çok sayýda Türk öldüðünü, buna karþýn, sürgün ve katliamlara raðmen, Anadolu’da az olmayan bir sayýda (ne kadar olduðunu söylememektedir) Ermeni kaldýðýný belirtmekte ve ayrýca ölen Ermenilerin de yaþayanlar gibi sayýlmasý gerektiðini ileri sürmektedir. Bu düþünceye göre ölen Ermeniler ölmemiþ sayýlacak, böylece Ermeniler, savaþtan önce Türklerden fazla olduklarý varsayýmýna göre savaþtan sonra da fazla olacaklardýr. Ölenleri de saymak mantýðýn garabetini ayrýca açýklamaya gerek görmüyoruz. Ne var ki, yukarýda belirttiðimiz gibi, Ermeniler, Bogos Nubar Paþa’nýn istediði topraklarda, savaþtan önce %14,02 oranýnda olduðundan savaþtan sonra ölüleri de saymak bir çoðunluk yaratmamaktadýr.
Ermeni Delegelerinin Barýþ Konferansý’nda yaptýðý konuþmalarda, savaþ sýrasýnda Ermeni kayýplarý hakkýnda bazý bilgiler bulunduðu görülmektedir.
Bu konuyu incelemeye baþlamadan önce kayýp kavramýna açýklýk getirmek gerekmektedir. Ermeni Diasporasý kayýplarý sevk ve iskân sýrasýnda öldürülen Ermeniler olarak kabul etmektedir. Oysa kayýp kavramý, bir ülke veya bölge nüfusunda belirli bir dönemdeki azalmayý ifade etmektedir. Bu azalmanýn baþlýca nedenleri yaþlýlýk, iyi beslenmeme, salgýn hastalýklar, saðlýk hizmetleri yetersizliði, kazalar ve son olarak da þiddet hareketlerinin neden olduðu ölümlerdir.
Aharonyan, Ermenilerin savaþ sýrasýndaki fedakârlýklarýndan uzun uzun bahsetmesine raðmen, kayýplar hakkýnda doðrudan bir bilgi vermemektedir. Ancak verdiði rakamlardan Kafkas Ermenilerinin kayýplarýnýn hesaplanmasý mümkündür. Ahoranyan’a göre Kafkasya’daki Ermenilerin nüfusu Birinci Dünya Savaþý’ndan önce de 2 milyon, savaþtan sonra da 2 milyondur. Bu son rakama savaþ içinde Osmanlý Ýmparatorluðu’ndan kaçan 400 ilâ 500 bin Ermeni dâhildir. Ermenistan’a sýðýnan bu kiþilere raðmen nüfus ayný kaldýðýna göre Kafkasya Ermenilerinin savaþ içinde 400 ilâ 500 bin kayýp vermiþ olduklarý sonucuna varýlmaktadýr.
Bogos Nubar ise kayýplar hakkýnda birbiriyle çeliþen ifadelerde bulunmaktadýr. Konuþmasýnýn baþýnda Ermeni sevk ve iskânýna deðinerek, katliam ve sürgün kurbanlarýnýn bir milyondan fazla olduðunu söylerken, daha sonra Ermenilerin savaþta verdiði 1 milyon kaybýn en aþaðý yarýsýnýn (Osmanlý Ýmparatorluðu’ndaki) Ermeni vilayetlerinden verildiðini ifade etmektedir. Böylelikle Osmanlý Ermenilerinin kayýplarý için biri 500 bin diðeri 1 milyondan fazla olmak üzere iki rakam vermekte ancak ifadesindeki bu çeliþkinin nereden ileri geldiðini açýklamamaktadýr.
Bogos Nubar Paþa’nýn birbirini tutmayan ifadaleri, ayrýca 4,5 milyonluk küçük bir Ermeni nüfusu için milyon ve yarým milyon gibi çok fazla yuvarlatýlmýþ rakamlar vermesi aslýnda Ermenilerin sayýsý hakkýnda sarih bir bilgisi olmadýðýný ve mümkün olduðu kadar fazla toprak koparabilmek için abartýlý rakamlar öne sürdüðünü düþündürmektedir.
Diðer yandan Müttefiklerin de Ermenilere toprak verilmesini savunmak için bazý alýþýlmadýk formüller icat ettiklerini ve Wilson ilkelerinden sapmaya çalýþtýklarý görülmektedir. Ermeniler için “ölenlerin yaþayanlar gibi sayýlmasý” fikri bu çerçevededir.Bu fikrin esasýnda Ermenilere deðil Ýngilizlere ait olduðu saptanmýþtýr. 1918 yýlý sonunda Osmanlý Ýmparatorluðu’nun akýbeti hakkýnda Ýngiliz Dýþiþlerinde hazýrlanan bir belgede,bu bölgede taraflarýn taleplerin orantýlý olarak saptanmasý çalýþmalarýnda, Ermenistan için ölenlerin ve sürgüne gönderilenlerin de dikkate alýnmasý gerekeceði belirtilmiþtir. Ayrýca, Yahudi göçmenlere Filistin’de bir yurt kurmak için saðlanacak kolaylýklarýn yabancý ülkelerdeki Ermenilere tanýnmasý, diðer bir deyimle bunlarýn kurulacak Ermenistan’a göç etmelerine izin verilmesi öngörülmüþtür [16]. Bu formülün ileri sürülmesi nedeninin, serf determinasyon ilkesinin uygulanmasý halinde, Osmanlý topraklarýnda bir Ermenistan kurulmasýnýn (Filistin’de de bir Yahudi Yurdu yaratýlmasýnýn)imkânsýz olmasýdýr.Nitekim yukarýda deðindiðimiz 7 Þubat 1919 tarihli Ýngiliz muhtýrasýnda bu husus “Ermeniler ve Yahudilerin tarihi gerekçelere dayanan talepleri için, sayýlarýyla orantýlý olmayacak þekilde, self-determinasyon ilkesinin uygulanmasý“ olarak ifade edilmiþtir[17]. Bu sözler, dolaylý bir þekilde, aslýnda bu bölgelerde self-determinasyon ilkesinin uygulanmayacaðýný belirtmektedir.
Bu düþünce tarzýnýn adaletsiz olduðunda þüphe yoktur; “tarihi gerekçelere” dayanýlarak bir halka toprak verildiði takdirde o topraklarda yaþamakta olan yerli halkýn hakký yenmektedir. Bu da yerli halkýn tepkisini neden olmakta ve Arap-Ýsrail anlaþmazlýðýnda olduðu gibi, çok uzun süren ve ne zaman sona ereceði belli olmayan kanlý bir mücadele baþlamaktadýr.
Bu vesileyle Anadolu’nun paylaþýlmasýnda Müteffik Devletlerin bu bölgede Türklerin ve diðer Müslümanlarýn büyük çoðunluðunu oluþturduðuna ve self determinasyon ilkesine göre bu bölgenin söz konusu çoðunluk tarafýndan idare edilmesini gerektiðine hiç önem verilmediklerini belirtelim. Bu davranýþýn altýnda maðlup tarafýn cezalandýrýlmasý isteðinin yatmaktadýr. O kadar ki Barýþ Konferansýn baþlarýnda baðýmsýz bir Türk devleti kurulmasý düþünülmezken sonralarý, özellikle Hindistan Müslümanlarýn halifeliðin ilgasýna tepki göstereceði endiþesiyle, Sevr Antlaþmasý’nda, küçük de olsa, bir Türk devletine müsaade edilmiþtir.
Diðer yandan Müttefiklerin, Türklerin ülkelerinin paylaþtýrýlmasýna direniþ göstermeleri olasýlýðýný da dikkate almadýklarý görülmektedir. Gerek Ýngiltere gerek Fransa’nýn, fazla sorun yaþamadan idare ettikleri sömürgelerindeki Müslüman halklarý örnek alarak, Türklerin de onlar gibi davranacaklarýný zannetmiþ olduklarý anlaþýlmaktadýr. O dönemde sözünü ettiðimiz Müslüman halklar için önemli olan dini inanç ve geleneklerine karýþýlmamasýydý. Bu halklar, genellikle aþiret þeklindeki sosyal örgütlenmeleri korunduðu takdirde, yabancýlarýn hâkimiyetini fazla zorlanmadan kabul ediyorlardý. Oysa Osmanlýlarýn son yýllarýnda yetiþmiþ olan aydýn kuþaklar büyük ve þanlý bir Ýmparatorluðun mensubu olmanýn verdiði gurur ve güvenle kendilerini kimseden aþaðý görmüyorlardý. Onlarýn ne büyük devletler ne de düne kadar idare ettikleri haklar (Ermeniler, Yunanlýlar) tarafýndan idare edilmeyi kabul etmeleri söz konusu deðildi. Nitekim kýsa sayýlacak bir zamanda Anadolu’da, Müttefiklerin hayal dahi edemediði bir boyutta, direniþ hareketleri baþladý. Bir Meclis, bir hükümet ve bir nizami ordu kurularak yeni Türk devletinin temelleri atýldý.Müttefiklerin düþlediði büyük Ermenistan ancak Türklerin karþý çýkmamasý halinde kurulabilirdi. Direniþ baþlayýnca Müttefiklerin Ermenistan hakkýndaki tutumlarý da deðiþti. Nitekim Sevr’in öngördüðü Ermenistan, Bogos Nubar’ýn talep ettiði ve baþlangýçta Ýngiliz ve Amerikalarýlar tarafýndan da onaylanan Ermenistan’ýn üçte biri kadardýr. O dahi gerçekleþmedikten baþka Kafkasya’daki Ermenistan Cumhuriyeti de Sevr’den dört ay sonra ortadan kalktý.
Paris Barýþ Konferansý’nda Ermeni taleplerinin nasýl geliþtiði konusuna bir diðer yazýnýzla devam edeceðiz.
[1] O dönemde ABD ve Avrupa’da bazý basýn ve çevreler tarafýndan kullanýlan “Ermeni Vilayetleri” deyimi, Ermenilerin çoðunlukta olduðu iddia edilen, gerçekte azýnlýkta olduklarý altý vilayeti ifade etmektedir. Bu vilayetler Erzurum, Bitlis, Van, Sivas, Mamuret-ül Aziz (Malatya) ve Diyarbakýr’dýr.
[2] Anahide Ter Minassian, La République d’Arménie, Bruxelles:Editions Complexe, 1989, ss.158,159 ; Richard G. Hovannisian, The Republic Of , Cilt 1, Berkeley and Los Angeles: 1974, ss. 259-260; Claire Mouradian, L’Arménie, Paris: Que saia-je, 1995, s. 71.
[3] Bogos Nubar Paþa konuþmasýnda Trabzon ahalisinin çoðunluðunun Rum olduðunu kabul ettiðini ancak bu limanýn kuzeyde Ermenistan’ýn Karadeniz’e tek çýkýþ yeri olduðunu, Yunan Baþbakaný Venizelos’un(bu yerleri Ermenistan’a býrakmakla) konuyu büyük bir adalet duygusuyla ele aldýðýný söylemiþtir. Venizelos Barýþ Konferansý Onlar Konseyi’nde 3 ve 4 Þubat 1919 tarihlerinde konuþmuþtur. Amerikan Baþkaný W. Wilson’un kendisine yönettiði bir soruya cevaben, 360.000 kiþiyi barýndýran Trabzon’da bir cumhuriyet kurulmasý istendiðini,kendisinin bunu desteklemediðini zira fazla sayýda küçük devlet kurmanýn gereksiz olduðunu, ayrýca Trabzon þehri cývarýnýn çok sayýda Türk tarafýndan çevrilmiþ bulunduðunu ve Trabzon’un Ermeni Devletinin bir parçasý olmasý gerektiði kanýsýný taþýdýðýný söylemiþtir. (Papers Relating to the Foreign Relations of the . Paris Peace Conference 1919, Cilt IV, United States Government Printing Office,1948, ss. 872,873)
[4] Bu yazýdaki tüm haritalar çeþitlil kaynaklara dayanýlarakPýnar Güven tarafýndan çizilmiþveyüzölçümleri hesaplanmýþtýr.
[5] Boðos Nubar Paþa’nýn ilk talepleri Kayseri ve civarýný içermiyordu ve yaklaþýk 369.955 km2
kadardý.Bir yýl sonra, 1920’de, Ermeni Heyetinin konferansa sunduðu bir haritad Kayseri Ermenistan taleplerine dahil edilmiþtir. Böylelikle istenen topraklarýn yüzölçümü 387.424 km2’ye çýkmýþtýr. 1920 yýlý haritasý þu kitapta bulunmaktadýr: Anita L.P. Burdett, Der., Political and Ethnic Bounderies 1878-194,Chipenham, Wilts: Archive Editions, 1998. Map depicting proposed limits of c. 1920. Délégation Nationale Arménienne
[6] Söz konusu anlaþmalar þunlardýr: Ýstanbul ve Boðazlara iliþkin 18 Mart 1915 tarihli Anlaþma, 26 Nisan 1915 tarihli Londra Anlaþmasý, 16 Mayýs 1916 tarihli Sykes-Picot Anlaþmasý ve 17 Nisan 1917 tarihli St. Jean de Maurienne Anlaþmasý
[7] Richard G. Hovannisian, The Republic..., ss. 263–265.
[8] David Lloyd George, Memoirs of the Peace Conference, Cilt 2, London: Victor Gollancz Ltd., 1983, s.496.
[9] Richard G. Hovannisian, The Republic…, ss. 265-272.
[10] Richard G. Hovannisian, The Republic of Armenia..., s. 274’de yer alan harita esas alýnmýþtýr.
[11] Papers Relating to the Foreign Relations..., s. 1025
[12] Bogos Nubar Paþa Türk Hükümeti’nin Van Vilayeti için 80.000 Ermeni gösterdiðini söylemektedir. McCarthy’nin verdiði rakam 130.500’dür; bkz.: Justin McCarthy,The Population of Ottoman Armenians, The Armenians in the Late Ottoman Period, Ankara: TTK, 2001, s. 70. Maraþ Sancaði ve Zeytun Köyü ise küçük yerlerdir. Buralardý Ermeni nüfusu toplam nüfus için bir örnek olamayacak kadar azdýr.
[13] Justin McCarthy, The Population of..., s.67.
[14] Bkz.: Justin McCarthy, The Population of..., s.70’deki tablo.
[15] Ronalds Grigor Suny, Looking Towards Ararat, in Modern History, Indianapolis: IndianaUniversity Press,1993, ss. 128, 129
Richard G. Hovannisian, The Republic of Armenia..., s.265
Anahide Ter Minassian, La République d’Arménie..., s.160
[16] Richard G. Hovannisian, The Republic of Armenia…, s. 267.
[17] Richard G. Hovannisian, The Republic of Armenia…, s. 270
---------------------- * Avrasya Ýncelemeleri Merkezi Baþkaný - oelutem@avim.org.tr - ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 22, Yaz 2006