Prof. Dr. Yavuz Ercan’ýn “Ermenilerle Ýlgili Araþtýrmalar” adlý eseri yedi bölümden oluþmaktadýr. Ýlk bölümde “Ermenilerin Maskesi Düþüyor” baþlýðý altýnda Charles Boswell Norman’ýn “The Armenian Unmasked” adlý yirmi yedi sayfalýk raporuna ve raporun daha fazla okuyucuya ulaþmasý için metnin orijinalinin yaný sýra Türkçe’sine de yer verilmiþtir.
Yüzbaþý Norman raporunda Hýnçaklarýn istedikleri reformlara deðinilmekte ve bunlarýn hiç de masumane istekler olmadýklarý belirtilmektedir.
Bu istekleri þöyle sýralamak mümkündür; Osmanlý Ýmparatorluðu’nun bütün þehir ve köylerinde Ermeni temsilcileri nüfus oranlarýna göre faaliyet göstereceklerdir. Basýn ve söz hürriyeti verilecektir. Devlete ait topraklardan yoksul Ermenilere baðýþ yapýlacaktýr. Zoraki çalýþma kaldýrýlacaktýr. Askerlik yapmamak için verilen bedel kaldýrýlacaktýr. Eðitim parasýz olacaktýr. Ermenilerin ödediði doðrudan vergilerin hepsi kaldýrýlacaktýr.
Prof. Dr. Yavuz Ercan’ýn kitabýnda Norman’ýn raporuna yönelik bazý eleþtirilerde bulunduðu da görülmektedir. Örneðin Türklerin dünyaya yanlýþ tanýtýlmasýnýn ilk defa Ermeni olaylarý sýrasýnda ortaya çýktýðýný ifade edenNorman’ýn bu fikirlerine karþýlýk Prof. Dr. Yavuz Ercan, bu negatif Türk imgesinin Haçlý Seferlerine kadar götürülebileceðini vurgulamýþtýr.
Türklerle Ermeniler arasýnda yaþanan sorunun temelinde Hýnçak komitesinin önemli bir rolü olduðunu belirten Norman bu düþüncelerini þöyle ifade etmektedir: “Son beþ yýlda Anadolu’da akan kandan doðrudan sorumlu olan Hýnçak Komitesi”dir. Ayrýca Anadolu’da yaþanan olaylarýn Ermeniler ve Batý devletleri tarafýndan adeta Müslümanlarýn Hýristiyanlara zulmüymüþ gibi yansýtýldýðýna dikkat çekmektedir. “Anadolu’yu kana bulayan bu esef verici olaylarý Müslümanlarýn Hýristiyanlara nedensiz saldýrýlarýymýþ gibi yapmak doðru deðil…Olaylarý baþlatanlar Ermenilerdir”
Yüzbaþý Norman ayrýca Ermenilerin hem Ermeni nüfusu konusunda hem de Ermeni zayiatý konusunda kullandýklarý rakamlarýn son derece abartýlý olduðunu ve buna baþta Ýngilizler olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinin inandýðýný da belirtmektedir.
Kitabýn “Tarihi Belgeler Iþýðýnda Ermeni Ýddialarý” adlý bölümünde ise Ermenilerin geçmiþten günümüze kadarki tarihleri ele alýnmýþtýr. Ermeni sorunun ortaya çýkýþýný hazýrlayan olaylara ise kitabýn üçüncü bölümünde yer verilmiþtir. Ermeni sorununun Osmanlý Ýmparatorluðu’nun daðýlmasý süreci içinde ortaya çýktýðýna deðinen Ercan, bu sorunun sorumluluðunun o dönemin büyük devletleri olan Rusya, Amerika, Ýngiltere, Fransa ve Ermenilerin kendilerine ait olduðunu vurgulamaktadýr.
Kitabýn dördüncü bölümünde “Ermeni Terörüne Karþý Yapýlan ve Yapýlmasý Gereken Yayýn Faaliyeti”ne deðinilmektedir. Ermeni terör olaylarýnýn sözde soykýrýmýn 50. yýlý olan 1965’den sonra yoðunlaþtýðýný vurgulayan Ercan, o dönemde Avrupa devletlerinin ve dünya kamuoyunun Ermeni terörizmine verdikleri desteðin altýný çizmektedir. Türkiye’nin, Ermeni terörünü neden engelleyemediði ve neden dünya kamuoyunun Ermenileri desteklediði gibi sorularýn yanýtlarýna da cevap arandýðý bu bölümde yazar, Türkiye’nin bilimsel ve propagandaya yönelik yayýn çalýþmalarýnda yeterince aktif olmadýðýný ifade etmektedir. Ermenilerle ilgili yayýnlarýn deðerlendirildiði ve bundan sonra nasýl bir yol izlenilmesi gerektiðinin detaylý bir þekilde açýklandýðý bu bölümde ayrýca, okuyucuya Eski Çað’dan on dokuzuncu yüzyýlýn ikinci yarýsýna kadar Ermenilerle ilgili yapýlmýþ çalýþmalar hakkýnda da bilgi verilmektedir.
“Ermeni-Bulgar Ýþbirliði” baþlýklý bölümde ise geçmiþte baþta Ýtalya’daki Mýkhitarist merkez olmak üzere Eçmiyazin, Kudüs, Viyana ve Fransa’daki merkezlerde Osmanlý Devleti’ne karþý etkili ve sürekli çalýþmalarýn yapýldýðýna deðinilmektedir. Bu çalýþmalarýn zamanla daha köklü ve etkili örgütler tarafýndan yürütüldüðünü ve bütün dünyaya yayýldýðý, iþte böyle bir ortamda Ermenilerle Bulgarlarýn Osmanlý Devletine karþý olan çýkarlarýnýn örtüþtüðünün altý çizilmektedir.
Kitabýn altýncý bölümünde “Ermeniler ve Ýran” üzerinde durulmaktadýr. Özellikle Ýran’da yaþayan Ermenilerin ve Ýran yönetiminin Ermenilere olan tutumlarýnýn irdelendiði bu bölümde Mehmet-zade Mirza Bala’nýn “Ermeniler ve Ýran” adlý eserine yer verilmiþtir. Mirza Bala’nýn eserinde Ararat Ermeni Hükümeti’nin yýkýlmasýndan sonra kaçan Ermenilerden bir kýsmýnýn Tebriz’e yerleþtiði ve burayý Ermeni hareketinin en önemli merkezlerinden biri haline getirildiðine deðinilmektedir. Ayrýca Ýran’daki Ermeni faaliyetlerinin Ýran devletinin bilgisi dýþýnda olmadýðýný ve Ýran’daki Ermeniler’in ülkede çok önemli görevlere getirildiði, hatta ordu ve meclis içinde de görev aldýklarý vurgulanmaktadýr. Ýran’da devlet desteðiyle yapýlan Türkiye aleyhindeki Ermeni faaliyetlerinin son Ýran Þah’ý dönemine kadar sürdüðünü ve bu durumun günümüze kadar geldiði belirtilmektedir.
Kitabýn yedinci ve son bölümünde Kudüs Ermeni Patrikhanesi baþlýðý altýnda Yavuz Sultan Selim’in Mýsýr Seferi, Ermenilere tanýnan ayrýcalýklar, Kudüs Ermeni Patriði’ne verilen ilk ferman, konu ile ilgili yabancý tarihçilerin görüþleri, diðer fermanlara yer verilmiþ ve bu fermanlarýn karþýlaþtýrýlmasý yapýlmýþtýr. Yine bu bölümde Rum ve Ermeni kiliseleri arasýndaki mücadelelerden de bahsedilmektedir. Bu bölüm detaylý bir þekilde incelendiðinde I. Selim’in ve ondan sonra gelen padiþahlarýn Kudüs Ermeni patriklerine verdikleri fermanlarla tanýdýklarý ayrýcalýklar Osmanlý Devleti’nin Gayrimüslimlere karþý nasýl bir politika izlediðini göstermektedir.
Sonuç olarak anýlan kitap Ermeni sorunu konusunda çalýþan bilim adamlarý ve bu konuya ilgi duyan araþtýrmacýnýn istifade edebileceði deðerli bir kaynak olduðunu söylemek mümkündür. Ayrýca Ermeni sorununun sýk sýk gündeme geldiði bu günlerde herkesin Ermeni sorununun güncel boyutuyla ilgilendiði ve olayýn tarihi boyutunun genelde göz ardý edildiði bir ortamda, geçmiþi anlamadan bugünü yorumlamak da mümkün olmadýðýndan Prof. Dr. Yavuz Ercan’ýnki gibi Ermeni tarihi, Ermeni iddialarý, Ermeni sorunu ve Ermeni sorunu konusunda yapýlmasý gerekenlerin özetlendiði bu tür eserler birinci derecede önem arz etmektedir.