Bu yazýmýzda Eylül 2003 – Ocak 2004 aylarý içinde Türkiye’nin Ermenistan ile olan kara sýnýrýnýn açýlmasý konusundaki tartýþmalar, iki ülke dýþiþleri bakanlarýnýn New York ve Brüksel’de yaptýklarý toplantýlar, Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’ün Azerbaycan’ý ziyareti, ABD Baþkanlýk seçimleri ve Ermeniler, Baþbakan Erdoðan’ýn ABD ziyaretine Ermenilerin gösterdiði tepkiler, Ermeni soykýrýmý iddialarýnýn Ýsviçre Parlamentosunca benimsenmesi ve Türkiye’nin Ermenistan’a karþý ilkesel tutumu hakkýnda yapýlan açýklamalar ele alýnmýþtýr.
KARA SINIRININ AÇILMASI KONUSUNDA TARTIÞMALAR
Ermenistan’da, Türkiye ile iliþkilerin normalleþtirilmesi ve kara sýnýrýnýn açýlmasý hakkýnda, geçen yazýmýzda[1] deðindiðimiz tartýþmalar devam etmektedir.
Baþta Taþnaklar olmak üzere aþýrý milliyetçi eðilimli kesimler Türkiye ile sýnýrlarýn açýlmasýnýn milli güvenlik alanýnda ne gibi etkiler yapacaðýnýn incelenmediðini, Hükümetin hiçbir ön þart ileri sürmeden Türkiye ile iliþkileri geliþtirmek istemesinin doðru olmadýðýný, bu þaþýrtýcý hoþgörünün Türkiye’nin Ermenistan’a daha aðýr önkoþullar ileri sürmesine neden olduðunu iddia etmektedirler.[2] Bir kaynak bu koþullarý Ermenistan’ýn Karabað’ý boþaltmasý, soykýrým iddialarýndan ve Türkiye’den toprak taleplerinden vazgeçmesi olarak göstermektedir ki bunlar ana hatlarýyla Türkiye’nin Ermenistan ile normal iliþkiler kurumak için ileri sürdüðü hususlardýr. Taþnaklar ise Türkiye’nin, Ermenistan ile normal iliþkiler kurmasý karþýlýðýnda,sözde soykýrýmý tanýmasýný, Ermenistan’a toprak vermesini ve tazminat ödemesini istemektedirler. Ermenistan Hükümeti bu gibi talepler ileri sürdüðü taktirde Türkiye ile hiçbir þekilde anlaþmasýna imkan olmadýðýnýn bilinci içerisinde, önkoþulsuz iliþki kurulmasýný savunmaktadýr. Ne var ki Ermenistan bu taleplerden vazgeçtiðini resmen beyan etmemiþtir. Dýþiþleri Bakaný Oskanyan sözde soykýrýmýn tanýnmasý konusunun diplomatik iliþkiler kurulduktan sonra Türkiye ile ele alýnacaðýný söylemiþtir.[3]
Ýki ülke sýnýrlarýnýn açýlmasýna karþý olanlarýn savlarýndan biri de bunun, siyasi alanda, Ermenistan’dan ziyade Türkiye’nin lehinde olacaðýdýr. Hýnçaklarýn yayýn organý, Türkiye’nin Orta Asya’daki Türklerle birleþerek bir Türk Ýmparatorluðu kurmak gibi Turancý emelleri bulunduðunu, Ermenistan sýnýr kapýlarýný açarsa bu emellerin gerçekleþmesine katkýda bulunacaðýný yazmýþtýr.[4] Ermenistan’ýn Türkiye’nin Orta Asya Türkleri ile birleþmesini engelleyeceði iddiasý Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda ve sonrasýnda düþlenen büyük bir Ermenistan devletinin kurulmasýna yardýmcý olmak üzere ortaya atýlmýþ bir görüþtü.O yýllarda dahi geçerliliði olmayan bu görüþün koþullarýn tamamen deðiþik olduðu günümüzde ileri sürülmesi þaþýrtýcýdýr ve Parlamento seçimlerinde bir varlýk gösteremeyen Hýnçaklarýn, eski demagojik görüþlerden yardým bekleyecek kadar zayýflamýþ olduðuna iþaret etmektedir.
Bir diðer görüþ de sýnýrlar açýldýðý taktirde Ermenistan’ýn Türkiye için olduðu kadar Azerbaycan ve Orta Asya için de bir transit ülkesi olacaðýdýr. Kuramsal olarak doðru olan bu görüþün günümüz gerçekleri karþýsýnda deðeri olduðunu söylemek güçtür. Zira Ermenistan’ýn doðu kesimlerinin tamamý Azerbaycan topraðýdýr. Azerbaycan’ýn bu transit geçiþlere müsaade etmesi ise Ermenistan ile olan anlaþmazlýklarýnýn çözümlenmesine baðlýdýr. Demiryollarý için ise farklý bir durum vardýr. Türkiye’nin Gürcistan ve Azerbaycan ile demiryolu baðý yoktur. Demiryolu Kars üzerinden Ermenistan’a girmekte oradan kuzeye doðru Gürcistan’a, güneye doðru da Azerbaycan’a baðlanmaktadýr. Gürcistan üzerinden de Rusya demiryolu þebekesi aracýlýðý ile Orta Asya ülkelerine ulaþýlabilmektedir. Azerbaycan ile anlaþmazlýðý nedeniyle Ermenistan kara yollarýnýn transit yol niteliðini kaybetmesi karþýsýnda Ermeni demiryollarýnýn transit geçiþ vermesi, Türkiye- Ermenistan arasýndaki sýnýrlarýn açýlmasý konusunu demiryolu baðlantýsý haline dönüþtürmüþtür. Ancak Türkiye Ermenistan demiryollarýndan yararlanmak için bir talepte bulunmamýþ, hatta Ermenistan’ý ‘by-pass’ eden, Kars-Tiflis arasýnda demiryolu inþa edilmesi projesinin tekrar gündeme geldiði görülmüþtür.
Sýnýrlarýn açýlmasý konusu Ermenistan’da o derecede önem kazanmýþtýr ki Ermenistan Sanayiciler ve Ýþ Adamlarý Birliði 17 Eylül 1987 tarihinde bu hususta bir seminer düzenlemiþtir.[5] Bu seminerde ileri sürülen görüþlerden bazýlarýný aþaðýda özetliyoruz.
Anýlan Birliðin Baþkaný Arsen Gazaryan on yýl kadar önce iki ülke sýnýrýnýn kapandýðýna deðindikten sonra þimdi Türkiye’nin doðu bölgelerindeki iþ adamlarýnýn Ermenistan sýnýrýnýn açýlmasýný resmi makamlardan istediklerini söylemiþtir. Gazaryan ayrýca, Ermenistan’ýn Türkiye için Azerbaycan ve Orta Asya pazarlarýna geçiþ yolu olduðu fikrini tekrarlamýþ, bunun yanýnda Türkiye’nin de Ermenistan için Avrupa’ya geçiþ yolu olduðunu belirtmiþ ve bu gerçekleþtiði taktirde Gürcistan’a baðýmlý olmanýn azalacaðýný söylemiþtir.
Gazeteci Tatul Manaseryan sýnýrlarýn açýlmasýnda Türkiye’nin daha büyük çýkarý olduðu görüþünü tekrarlamýþ ve bunu Türkiye’nin doðu bölgelerinin kalkýnmasýna baðlamýþtýr. Bu görüþ son derecede abartýlýdýr zira Ermenistan gibi küçük bir ülkeye yapýlacak sýnýrlý ihracatýn Türkiye’nin Doðu Bölgelerinin kalkýnmasýna olan katkýsýnýn da sýnýrlý olacaðýnda muhakkaktýr.[6]
Ermenistan’ýn en önemli haber ajansý Noyan Tapan’ýn Direktör Yardýmcýsý Harutyun Haçatriyan, sýnýrlarýn açýlmasýnýn muhakkak Ermenistan’ýn yararýna olacaðýný zira bunun Azerbaycan’a manevi bir darbe indireceðini söylemekle bir gerçeðe deðinmiþtir.
Ermenistan Tarým Bakan Yardýmcýsý Samvel Avetisyan ise Türkiye’nin Ermenistan’a fazla ihtiyacý olmadýðýný zira büyük Türk ekonomisi için Ermenistan’ýn küçük bir pazar olduðunu söylemekle sýnýrlarýn açýlmasýnýn Türkiye’ye daha fazla yarayacaðýný ileri sürenleri dolaylý bir þekilde yalanlamýþtýr.
Ermeni kaynaklarýna göre Türkiye’nin Ermenistan’a ihracatý 25–25 milyon dolar civarýndadýr.[7] Sýnýrlarýn açýlmasýyla bu ihracat,mesela birkaç yýlda on misli artsa bile, (ki pek mümkün deðildir) Türkiye’nin tüm ihracatý içindeki yeri%1’den dahi az olacaktýr. O itibarla Ermenistan ile olan sýnýrlarýn açýlmasýnýn Türkiye’ye getireceði maddi kazanç ve doðu illerimizin kalkýnmasýna yapacaðý katký kayda deðmez orandadýr. Bu açýdan bakýldýðýnda sýnýrlarýn açýlmasý ekonomik yönden deðil, iki ülke iliþkilerinin normal hale gelmesinin bir evresi olmasý bakýmýndan önem taþýmaktadýr.
Ermenistan’da bu tartýþmalar devam ederken Türkiye’de Hükümetin tutumunu teyit eden açýklamalar yapýlmýþtýr.
Azerbaycan Baþbakanlýðýna atanan Ýlham Aliev ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmýþtýr. 8 Eylül 2003 tarihinde Ýlham Aliev ile birlikte bir basýn toplantýsý yapan Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan, Karabað sorunu için Türkiye’nin, topraklarý Ermenistan tarafýndan iþgal altýnda tutulan Azerbaycan’ýn her zaman yanýnda olduðunu, bu konunun çözüme kavuþmasý amacýna yönelik tüm giriþimlere Türkiye’nin elinden gelen desteði vermeyi sürdüreceðini söylemiþtir.[8]
Baþbakan, bir gazetecinin Türkiye ile Ermenistan arasýnda tren yolunun açýlýp açýlmayacaðýna iliþkin bir sorusuna cevaben, bu konuda üzerinde durulan tek projenin Kars-Tiflis demiryolu projesi olduðunu, bunun henüz hayata geçirilmediðini ve Ermenistan’ý kapsayan bir projenin bulunmadýðýný söylemiþtir. Baþbakan ayrýca Kars-Tiflis demiryolu projesi hedefinin Türk Cumhuriyetlerine kadar ulaþmak olduðunu da belirtmiþtir.[9] Baþbakan böylelikle Türkiye’yi demiryolu ile Kafkaslara ve oradan da Türk Cumhuriyetlerine baðlama planlarýnda Ermenistan’ý dýþarýda býrakmýþtýr. Diðer yandan, Ermeni kaynaklarýna göre, Baþbakan, Türkiye Ermenileri Patriði Mesrop Mutafyan’ý 25 Eylül 2003 tarihinde kabulü sýrasýnda kendisine, Türkiye’nin komþularýyla sorunlarýný çözümlemekte ve iyi iliþkiler kurmakta olduðunu, ancak Ermenistan Türkiye’nin sýnýrlarýný tanýmadýðý için bu ülkeyle böyle iliþkiler kurulamadýðýný ve sýnýrlarýn açýlmayacaðýný söylemiþ ve ayrýca tarihin acý olaylarýnýn tarihçilere býrakýlmasýný da ifade etmiþtir.[10]
Türkiye Baþbakanýnýn bu sözlerine Ermeni resmi makamlarý yumuþak tepki göstermeyi tercih etmiþlerdir. Dýþiþleri Bakaný Oskanyan bir soruya cevaben, Türk-Ermeni sýnýrýnýn kýsa zamanda açýlacaðýna dair sözlerin son derecede abartýlý olduðunu,kendisinin bu konuda hiçbir zaman büyük ümitler beslememiþ bulunduðunu, Türkiye Dýþiþleri Bakaný ile yapacaðý görüþmede durumun aydýnlanacaðýný söylemiþtir.[11] Baþkan Koçeryan’ýn basýn sözcüsü Aþot Koçeryan ise Baþkanýn, uzun zamandan beri beklenen, Türkiye-Ermenistan sýnýrýnýn açýlmasýný desteklediðini ancak Ankara’nýn bu konuda çabuk davranacaðýndan þüphe duyduðunu ifade etmiþtir.[12]
Sýnýrlarýn açýlmasýnýn iki ülke arasýnda bir yakýnlaþma yaratmasýndan ve böylelikle de kendi görüþlerinin gündemden düþmesinden çekinen Taþnaklar ise Baþbakan Erdoðan’ýn beyanýndan hem Türkiye’yi hem de sýnýrlarýn açýlmasýna taraftar olan Ermeni kiþi ve çevreleri eleþtirmek için yararlanmýþlardýr.
Ermeni Devrimci Federasyonu Yüksek Kurulu üyesi Gegam Manukyan, Türkiye’nin Ermenistan’a karþý hoþgörüsüz politikasýnýn her zaman bilindiðini ve Ermenilerin çoðunluðun Ermenistan’ýn ablukasýnýn devam edeceðinden ve Ankara’nýn bu önyargýlý tutumunu devam ettireceðinden emin olduðunu söylemiþtir. Ayrýca, Erdoðan’ýn sözlerinin, Türk Hükümetinin uluslararasý toplumun isteklerini dinlemeye, iþbirliði ve hoþgörü zihniyetiyle çalýþmaya hazýr olmadýðýný gösterdiðini ve Türkiye’nin Ermeni soykýrýmýný inkâr etmekle ve Ermenistan’ý abluka altýnda tutmakla Ýnsan haklarýný ve uluslararasý kurallarý ihlal ettiðini ifade etmiþtir.[13]
Manukyan, ayrýca, Erdoðan’ýn beyanlarýnýn, sýnýrlarýn açýlmasý için acele eden ve Gümrü demiryolunun onarýlýp hazýr hale getirilmesini isteyenler için bir uyarma olmasý gerektiðini, zira sýnýrýn açýlmasýnýn Ermenistan’a baðlý olmadýðýný, Ankara tarafýndan kapatýlan sýnýrýn Ankara tarafýndan açýlmasý gerektiðini de belirtmiþtir. Manukyan’ýn, kastettiði kiþinin, demiryolu ile ilgili tüm hazýrlýklarýn yapýldýðý ve Türkiye ile ulaþýmýn baþlamasýna hazýr olunduðunu ifade eden Ulaþtýrma Bakaný Andranik Manukyan[14] olduðu anlaþýlmýþtýr.
Görüldüðü gibi Taþnaklar sýnýrlarýn açýlmasý konusunda da Hükümetin diðer üyelerine ters düþmüþ durumdadýrlar. Bu uzlaþmaz tutumlarý, ileride sýnýrlarýn açýlmasý gerçekleþirse, Taþnaklarýn hükümetten ayrýlmasýna yol açabilir. Markaryan Hükümetinin Taþnaklar olmadan da çoðunluða sahip olmasý böyle bir geliþmeyi kolaylaþtýrabilir.
Taþnaklarýn bu aþýrý tutumuna karþýn Koçeryan’ýn yakýný olarak bilinen Savunma Bakaný Serj Sarkisyan’ýn, sýnýrlarýn birkaç ay içinde açýlacaðýna dair sözleri[15] Koçeryan ve çevresinin sýnýrlarýn açýlmasýný gerçekten çok arzu ettiklerini göstermektedir.
DIÞÝÞLERÝ BAKANLARININ NEW YORK TOPLANTISI, 25 Eylül 2003
Ýki ülkenin Dýþiþleri Bakanlarý Eylül ayý sonuna doðru Birleþmiþ Milletler Genel Kurul toplantýlarýna katýlarak burada geleneksel konuþmalarýný yaptýlar. Ayrýca bu fýrsattan yararlanarak ikili görüþmelerde bulundular.
Vardan Oskanyan, 25 Eylül günü yaptýðý Genel Kurul konuþmasýnýn büyük bir bölümünü, Azerbaycan Baþbakaný Ýlham Aliev’in ayný forumda birkaç gün önce yaptýðý ve Ermenistan’ý eleþtiren konuþmasýna cevap vermeye ayýrmýþ ve ülkesinin Türkiye ile iliþkilerine deðinmemiþtir. Ancak, konuþmasýnýn sonuna doðru, sözde Ermeni soykýrýmýndan þu þekilde bahsetmiþtir: ‘Bizim için, tüm insanlýk için, önemli olan bir diðer konu da Ermenistan’ýn dünyadaki ülkeleri ve hükümetleri 20. Yüzyýlýn ilk soykýrýmýný tanýmaya ve kýnamaya çaðýrmasýdýr. Soykýrýmýndan kurtulanlar ile onlarýn çocuklarý, geleceðe dönük olarak, ancak geçmiþi de unutmadan, demokratik Ermenistan’ýn kurulmasýna yardým etmektedirler’.[16] Oskanyan’ýn konuþmasýnýn tamamý dikkate alýndýðýnda bu cümlenin konu dýþý kaldýðý görülmektedir. Bu da, her yýl bu sözde soykýrýmý BM Genel Kurul konuþmasýnda dile getirmiþ olan Ermeni Bakanýn, bu yýl bahsetmediði taktirde kendisine özellikle Taþnaklar tarafýndan yöneltilecek eleþtirilerden çekinerek hareket ettiðini düþündürmektedir.
Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül ise konuþmasýnda Ermenistan hakkýnda sadece Karabað sorununa deðinerek þunlarý söylemiþtir: ‘Türkiye, Karabað sorununa acil ve adil bir çözüm bulunabilmesi için, Ermenistan’ýn bu konudaki Birleþmiþ Milletler kararlarýna tam olarak uymasýný beklemektedir. Bu anlaþmazlýðýn barýþçý yollarla çözümü Türk-Ermeni iliþkilerinin ve ayný zamanda bölgesel iþbirliðinin normal hale gelmesine olumlu katkýda bulunacaktýr.’[17]
Ýki bakanýn 25 Eylül’de yaptýklarý görüþme hakkýnda Türk tarafýndan bir açýklama yapýlmaz iken Vardan Oskanyan, bu toplantý hakkýnda birçok beyanda bulunmuþ ve özetle, Ermenistan ve Türkiye’nin gergin iliþkilerini normalleþtirme yolunda bir adým daha attýklarýný, þu safhada pratik sonuçlardan bahsedilemeyeceðini ancak ikili iliþkilerin geliþtirilmesi için doðru yolda bulunduðunu söylemiþtir.[18] Ermeni Bakan ülkesine döndükten sonra da bu konuda konuþmayý sürdürerek, Türkiye’den Ermenistan ile iliþkilerinde olumlu bir deðiþiklik istediðine dair iþaretler gelmekte bulunduðunu, Karabað sorununun Türk-Ermenistan iliþkileri gündeminden çýkarýldýðýný söylemek için erken olmakla beraber bu konunun artýk Türklerin zihninde fazla yer iþgal etmediði ve geçmiþte olduðunun aksine, Türk-Ermeni iliþkilerinin normalleþtirilmesi konusuna sýkýca baðlanmadýðý kanýsýnda olduðunu belirtmiþtir.[19]Oskanyan sýnýrlarýn açýlmasý konusunda ise ülkesinin ekonomik programlarýnýn bu soruna baðlý olmadýðýný, Ermenistan ekonomisinin abluka koþullarýna kendisini adapte ettiðini ifade etmiþtir.[20] Taþnaklarýn yayýn organýna göre de Oskanyan Türkiye’nin artýk toprak bütünlüðünün tanýnmasýný istemediðini de söylemiþtir.[21]
Türkiye ile olan sýnýrlarýn açýlmasý için Ermenistan’ýn sarf ettiði çabalar ortada iken sýnýrlarýn açýlmasýnýn ekonomiyi fazla etkilemeyeceði belirtilerek bu konunun küçümsenmeye çalýþýlmasý, Türkiye-Azerbaycan iliþkilerindeki yakýnlýðý görmezden gelip Karabað sorunun Türkiye’yi çok ilgilendirmediðinin söylenmesi ve Ermenistan’ýn Türkiye’nin toprak bütünlüðünü tanýmasýný Türkiye’nin istemediði gibi ortaya mantýk dýþý bir iddia atýlmasýnýn Oskanyan’ýn daha ziyade Ermenistan’ýn kamu oyunu tatmin etmek için konuþmuþ olduðu kanýsýný uyandýrmaktadýr.
Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Türkiye ile olan sýnýrýn açýlmasýna önem vermez görünürken Gürcistan’da Baþkan Þevardnadze’nin istifaya zorlanmasý ile baþlayan bunalým sýnýr sorununu tekrar gündeme getirmiþtir.
Halen Ermenistan’ýn Rusya’ya oradan da Avrupa’ya karadan baðlantýsý Gürcistan üzerindendir. Gürcistan’da olaylar baþlayýnca Ermeni makamlarýnýn ilk akýllarýna gelen husus bu ülke üzerinden yapýlan taþýmacýlýk olmuþtur. Devlet Baþkaný Koçeryan Gürcistan’da istikrar olmasýnýn, transit tanýmacýlýðýnda sorunlar çýkmasý gibi olumsuzluklarý önleyeceðinden bahsederken[22] Dýþiþleri Bakaný Oskanyan da Gürcistan’daki olaylarýn iki ülke arasýndaki ulaþýmýn aksamamasýndan duyduðu memnuniyeti dile getirmiþtir.[23] Ulaþtýrma Bakaný Andranik Manukyan ise Millet Meclisinde yaptýðý bir konuþmada, Gürcistan yolundan ve özellikle Gürcistan’dan geçen demiryolu üzerinden yapýlan taþýmacýlýðýn son olaylardan etkilenmemiþ olduðunu ancak yarýn durumun ne olacaðýný bilmediðini söylemiþtir. Manukyan Ermenistan’ýn ticaretinin %90ýnýn Gürcistan’ýn Batum ve Poti limanlarýndan yapýldýðýný da eklemiþtir.[24] Cumhuriyetçi Partiden Galust Saakyan ise Gürcistan’daki durumun Ermenistan için yarattýðý tehlikeye dikkati çekerken, Ermeni makamlarýnýn ülkenin ekonomik kalkýnmasý için alternatif yollar bulunmasýný düþünmeleri gerektiðine ve bu durumda Türkiye-Ermenistan sýnýrýnýn açýlmasýnýn ivedilik kazandýðýna deðinmiþtir.[25] Böylelikle Gürcistan olaylarý, Türkiye ile sýnýrlarýn açýlmasýnýn Ermenistan bakýmýndan birinci derecede önemli olduðunu bir kez daha göstermiþtir.
Ýki Ülkenin Dýþiþleri Bakanlarý, Avrupa-Atlantik Ortaklýk Konseyi Bakanlar toplantýsý münasebetiyle gittikleri Brüksel’de,5 Aralýk 2003 tarihinde üçüncü kez buluþmuþlardýr.
Anadolu Ajansý’nýn bu konudaki haberine göre[26] iki bakan, Gürcistan’daki durum, Kafkasya ülkelerinin istikrarý, bu ülkelerin Avrupa ve NATO ile iliþkilerinin geliþtirilmesi ve Barýþ için Ortaklýk faaliyetlerine daha fazla içerik kazandýrýlmasý konularýný görüþmüþlerdir.
Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül Ankara’nýn Ermenistan ve Azerbaycan arasýndaki sorunlarýn çözümü çabalarýný desteklediðini, güven arttýrýcý önlemler alýnmasý zamanýnýn geldiðini,Türkiye’nin bu alanda katkýda bulunmaya ve katalizör rolü oynamaya hazýr olduðunu söylemiþtir. Gül, ayný hususlarý ayrýca görüþtüðü Azerbaycan Dýþiþleri Bakaný Guliev’e de tekrarlamýþtýr.
Bu haberde, herkesin merak ettiði konu olan, bakanlarýn Türkiye-Ermenistan iliþkileri konusunda neleri görüþtükleri hakkýnda bir bilgi yoktur. Türk tarafý da, muhtemelen ortada bir sonuç deðil bir müzakere süreci olduðu için, bir açýklama yapmamýþtýr: Buna karþýn Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan ülkesi basýnýna yaptýðý açýklamalarda özellikle ikili iliþkiler üzerinde durarak,Brüksel toplantýsýnýn, geçen iki toplantýya göre,nitelik bakýmýndan farklý olduðunu, Türkiye-Ermenistan iliþkilerinde ilk adýmýn atýlmasýnýn yakýn bulunduðunu, açýklýkla konuþmak için erken olmakla beraber, birkaç ay içinde, Türkiye-Ermenistan sýnýrý sorununda, küçük de olsa,ilk olumlu sonuca varýlacaðýný söylemiþtir.[27]
Ermeni Bakanýn sözlerine göre, Türkiye-Ermenistan sýnýrýnýn önümüzdeki aylarda açýlamasý olasýlýðý vardýr. Sýnýrýn neden hemen açýlmadýðý açýklanmamýþ ise de bunun, önümüzdeki aylarda bazý geliþmeler olmasýnýn beklenmesinden ileri geldiði anlaþýlmaktadýr. Bu geliþmeler,Ermenistan ve Azerbaycan Devlet Baþkanlarýnýn, bir buçuk yýl kadar bir aradan sonra,tekrar görüþmeyi kabul ettikleri dikkate alýndýðýnda, Karabað sorunu ile ilgili olabilir. Buna göre Karabað sorununun çözümü alanýnda taraflar bir ilerleme saðladýklarý taktirde Türkiye’nin de, Ermenistan’ý teþvik etmek amacýyla, sýnýrýný açmasý olasýdýr. Böyle bir geliþme, ileride iki ülke arasýndaki diðer sorunlarýn da olumlu hava içinde ele alýnmasýna olanak saðlayacaktýr.
DIÞÝÞLERÝ BAKANI ABDULLAH GÜL’ÜN AZERBAYCAN ZÝYARETÝ,9–10 Ocak 2004
Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül, 9–10 Ocak 2004 tarihlerinde Azerbaycan’a resmi bir ziyarette bulunmuþtur. Gül, Azerbaycan Cumhurbaþkaný Ýlham Aliyev, Milli Meclis Baþkaný Sayýn Murtuz Aleskerov, Baþbakan Sayýn Artur Rasizade, Baþbakan Yardýmcýsý Sayýn Abid Þerifov ve Dýþiþleri Bakaný Sayýn Vilayet Guliyev ile görüþmeler yapmýþtýr.
Gül’ün bu ziyaretinde, ikili iþbirliði konularý yanýnda, Karabað sorunu baþta olmak üzere Ermenistan ile olan iliþkileri öncelikli olarak ele alýndýðý gözlemlenmiþtir. Abdullah Gül’ün, selefi Ýsmail Cem gibi, Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan ile ikili görüþmeleri sürdürmesi ve Oskanyan’ýn bu görüþmeler hakkýnda iyimser beyanlarda bulunmasý Azerilerde, ister istemez,bazý endiþeler yaratmýþtý.
Azerbaycan Dýþiþleri Bakaný Vilayat Guliev bir televizyon söyleþisinde, Türkiye Azerbaycan’a büyük destek veren bir ülke olduðu için, Türk-Ermeni iliþkilerini özel bir duyarlýlýkla izlediklerini, diðer yandan Ermenistan’ýn Türkiye’den de toprak talebi bulunduðunu, ayrýca sözde Ermeni soykýrýmýný gündemde tutmaya çalýþtýðýný, bu nedenle Türkiye Ermenistan’a doðru küçük bir açýlým yaparsa bunun hem Azerbaycan’a hem de kendi milli çýkarlarýna zarar verebileceðini, o nedenle Karabað sorunu çözümlenmeden Ermenistan’a bir açýlým yapýlmamasýný ümit ettiklerini söylemiþtir.[28]
Gül ise ziyareti sýrasýnda Azerilerin endiþelerini gidermeye çalýþmýþtýr. Gül, Azerbaycan topraklarý iþgal altýnda olduðu sürece Karabað sorununun çözümlemenin zor olduðunu, Türkiye’nin Ermenistan’a karþý tutumunda bir deðiþiklik bulunmadýðýný,[29] þimdilik Türkiye-Ermenistan sýnýrlarýnýn açýlmasýnýn sözkonusu olmadýðýný, Türkiye’nin barýþçý bir çözüm istediðini ve bu amaçla gelecekte üçlü bir toplantý düzenleneceðini[30] söylemiþtir. Diðer yandan Gül, Baþkan Ýlham Aliev’i ziyareti sýrasýnda yaptýðý konuþmada Türkiye’nin tutumunu açýklýkla ortaya koyarak ‘Bildiðiniz gibi Karabað sorunu yalnýz sizin deðil bizim de sorunumuzdur. Bu sorunun, Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðü çerçevesinde barýþçý yollarla çözümlenmesi için,çaba harcanmaktadýr. Diðer tarafýn da iyi niyet göstereceðini ve yapýcý bir tutum alacaðýný ve dünyanýn bu anlaþmazlýðýn barýþçý bir þekilde ve adil olarak çözümlenmesine yardým edeceðini ve Azerbaycan’ýn iþgal altýndaki topraklarýnýn kurtarýlacaðýný ümit ediyoruz. Türkiye bu yönde elinden gelenin azamisini yapacaktýr. Bundan þüphe duyulmamalýdýr.’[31]
ABD BAÞKANLIK SEÇÝMLERÝ VE ERMENÝLER
ABD’deki Ermeni Diasporasý her Baþkanlýk seçimlerinden önce Baþkan adaylarýnýn Ermeni talepleri lehinde tutum almalarýný saðlamaya çalýþýr. 2004 yýlý Baþkanlýk seçimleri için adaylýklarýný koyan kiþilere bir soru listesi gönderilerek kendilerinden sözde Ermeni soykýrýmý, Türkiye’nin ve Ermenistan’a uyguladýðý abluka, Karabað halkýnýn kendi geleceðini kendisinin tayin etme hakký gibi hususlularda fikirleri sorulmuþtur. Ayrýca Baþkan seçildikleri taktirde Ermenistan’a resmen ziyaret edip etmeyeceklerini de bildirilmeleri istenmiþtir. Ermeni basýnýnda çýkan haberlere göre baþkan adaylarý bu sorulara sarih cevap vermemiþlerdir.[32]
Baþkan adaylarýndan, NATO’nun eski kumandaný General Wesley Clark ise 12 Aralýk 2003 tarihinde Amerikalý Ermeniler Topluluðuna gönderdiði bir açýk mektupta, Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda, Osmanlý makamlarýnýn yüz binlerce Ermeniyi çöle sürdüðünü, bu kiþilerin yolda katledildiðini, açlýktan veya hastalýklardan öldüðünü, ölenlerin sayýsýnýn bilinmediðini ancak bir milyon kadar kiþinin öldürülmüþ olabileceðini yazmýþ ve ‘1915’te olanlar soykýrýmdý’ ifadesinde bulunmuþtur.[33] General NATO Kumandanlýðý sýrasýnda Türkiye ile iyi iliþkiler sürdüren ve 2000 yýlý Ekim ayýnda Ermeni soykýrým iddialarýna dair bir karar tasarýsýnýn Temsilciler Meclisinde görüþülmesi sýrasýnda bu tasarýnýn kabul edilmemesi için bir bildiriyi imzalayan General Clark’ýn þimdi tamamen aksi bir fikri savunarak, 1915 olaylarýný soykýrým olarak nitelendirmesinin siyasý çýkarcýlýðýn doruðuna ulaþmýþ bir hareket olduðunda þüphe yoktur. O kadar ki bazý Ermeni yazarlar dahi General Clark’ýn bu hareketini inandýrýcý bulmamýþlardýr.[34]
Amerikan Baþkanlýk seçimlerine on ay kadar bir zaman vardýr. Ermeniler bu seçim döneminde kendi taleplerinin ve özellikle soykýrým iddialarýnýn tanýmasý için çaba göstermeye devam edeceklerdir. Bazý adaylarýn oy kaygýsýyla Ermeni taleplerine olumlu cevap vermesi mümkündür. Bu baðlamda George Bush’un, adaylýðý döneminde, 19 Þubat 2001 tarihli bir mektupta‘Ermeniler soykýrýmsal bir kampanyaya maruz kalmýþlardýr’ sözlerini kullandýðýný hatýrlamakta yarar vardýr.[35] Buna karþýn George Bush, baþkan olduktan sonra, her yýl 24 Nisan’da yayýnladýðý mesajlarda soykýrým kavramýna yakýn kelimeler kullanmýþsa da soykýrým sözcüðünü telaffuz etmekten kaçýnmýþtýr.[36]
BAÞBAKAN RECEP TAYYÝP ERDOÐAN’IN ABD ZÝYARETÝ
Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan’ýn 2004 Ocak ayýnda ABD’ye yapacaðý resmi ziyaret öncesinde bu ülkedeki Ermeni örgütleri ve taraftarlarý bazý giriþimlerde bulundular.
Amerikan Kongresinde Ermeni Çýkarlarý Grubu (Armenian Caucus) Eþ Baþkanlýlarý olan Temsilciler Meclisi üyeleri Frank Pallone ve Joe Knollenberg, Baþkan Bush’a gönderilmek üzere kaleme aldýklarý ve Kongrenin diðer üyelerinin imzasýna sunduklarý bir mektupta, özetle, Türkiye-Ermenistan arasýnda ekonomik, siyasi ve kültürel baðlarýn tekrar kurulabilmesi için Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladýðý ambargoyu derhal kaldýrmasýný Baþbakan Erdoðan’dan ýsrarla istemesini talep ettiler.[37] Bu mektubun elli kadar imza toplayabilmesi[38] Ermeni Çýkarlarý Grubunun yarýsýndan fazlasýnýn imzalamadýðýný göstermektedir. Diðer yandan bu mektubun, sadece sýnýrlarýn açýlmasý konusu ele almasý ve alýþýlmýþýn aksine,soykýrým iddialarýna deðinmemesi Ermenistan Hükümetinin þu sýrada sýnýrlarýn açýlmasýna birinci derecede önem verdiðinin kanýtýný oluþturmaktadýr.
Baþbakan Erdoðan’a Amerikan Musevi Kongresi tarafýndan Kahramanlýk ödülü verilecek olmasý ABD’de en büyük Ermeni örgütü olan, Taþnak eðilimli,Armenian National Committee of America (ANCA) tarafýndan itirazla karþýlandý.Bu örgütün Baþkaný Kenneth V. Hachikian Amerika Yunan Enstitüsü Kurucusu Gene Rossides ile birlikte Amerikan Musevi Kongresi Baþkaný Rosen’e bir mektup göndererek, Recep Tayyip Erdoðan’ýn Dünyanýn en fazla iþkence yapan, insan haklarýný ihlal eden ve gazetecileri hapseden bir milletin baþbakaný olduðu, Türk Hükümetinin baðýmsýz Kýbrýs devletinin üçte birinden fazlasýný iþgal ettiði, Ermeni soykýrýmýný inkâr etmeleri için ABD, Ýsrail ve diðer ülkelere baský yaptýðý gibi ve diðer bazý iddialarda bulunarak Baþbakan Erdoðan’a ödül verilecek olmasýnýn kendilerinde yarattýðý hayal kýrýklýðýný dile getirdiler.[39]
Diðer yandan ANCA Baþkan Bush’a faks mesajlarý gönderilmesi için bir kampanya baþlattý. Bu mesajlarda Baþkan Bush’tan, Türk Hükümetinin Ermeni soykýrýmýnýn inkârýna yönelik ‘utanç verici ve ahlak dýþý’ kampanyasýna son vermesini, Ermenistan’a uyguladýðý ambargoyu kaldýrmasýný, Yukarý Karabað barýþ sürecine müdahale etmekten vazgeçmesini saðlamak üzere Baþbakan Erdoðan’a baský yapmasý isteniyordu.
Baþbakan Erdoðan ABD ziyareti sýrasýnda Ermeni sorununa 27 Ocak 2004 tarihinde New York’ta Türk Evi’nde ABD’deki Türklere yaptýðý konuþmada deðindi.[40] Bu konuda müdafaada deðil taarruzda bir siyaset düþündüklerini ifade etmek suretiyle Türkiye’nin daha aktif bir politika izlemek istediðinin iþaretini veren Baþbakan ‘Tarihte Ermenilerin de bizim de yaptýklarýmýz var. Biz kendimizi anlatalým. Önemli olan güçlü olmaktýr. Eðer güçlü olmazsanýz size çok elbise dikerler. Güçlü olursanýz bunlarýn hepsi ortadan kalkar’ dedi. Ayrýca bu konunun tarihçilerin iþi olduðunu ifadeyle ‘Biz bugüne, geleceðe bakalým’ þeklinde konuþtu. Baþbakan ayrýca sýnýr kapýlarýnýn açýlmasý için bölge kentlerinde yaþayanlardan yoðun talepler geldiðine de deðinerek, Türkiye’nin dostluk elinin karþýlýksýz kalmamasý halinde bunun gerçekleþebileceði imâsýnda bulundu.
Baþbakan Harvard Üniversitesinde 31 Ocak’ta verdiði ve konferansta kendisine Türkiye’nin Avrupa Birliðine üye olmasý için Ermeni soykýrýmýný tanýmasý koþulu getirilirse yaklaþýmýn ne olacaðý hakkýndaki bir soruya ‘Olmamýþ bir þeyi (soykýrýmý iddialarýný kastediyor) varmýþ gibi ortaya koymak, bunu geleceðe taþýnmak yanlýþtýr’ þeklinde cevaplandýrdýktan sonra Türkiye ile Ermenistan arasýnda dýþiþleri bakanlarýnýn görüþmesi ve uçak seferleri gibi olumlu geliþmelerden bahsetti ve ‘Bütün bu geliþmelerden sonra soykýrýmýndan bahsetmek yanlýþ. Bunlarý konuþmakla insanlýða hizmet edemezsiniz. Barýþýn küreselleþmesini beklediðimiz bir dünyada bunlar adeta barýþý tahrip eden bombalardýr. Barýþa hizmet ediniz’ demiþtir.[41]
Baþbakanýn yukarýda deðindiðimiz konuþmalarý Ermenistan’dan bir hareket veya jest geldiði taktirde Türkiye’nin sýnýr kapýlarýný açabileceði seklinde yorumlanabilir. Bu hareket veya jestin ne olabileceði hakkýnda açýklýk olmamasýna karþýn bu günkü konjonktürde Karabað sorunu ön planda olduðundan bu sorunla ilgili olumlu bir Ermeni adýmýnýn beklenmekte olduðu sonucuna varýlabilir. Diðer yandan Baþbakanýn Harvard’daki sözleri soykýrýmý iddialarýna karþý olduðunu hatta bunlarý barýþý tehdit eden bir nitelik taþýdýðýný düþündüðünü göstermektedir.
Resmi temaslara gelince Baþbakan Erdoðan ile Baþkan Bush 28 Ocak 2004 tarihinde görüþtüler. Baþkan Bush bu görüþmeler hakkýnda basýn mensuplarýna bilgi verirken, görüþülen konular arasýnda sýnýrlarýn açýlmasýný saymadý. Kýbrýs ve Irak gibi konularýn görüþüldüðü bir ortamda sýnýrlarýn açýlmasý konusunun bir önceliði olmadýðýný görülüyordu.
Buna karþýn Dýþiþleri Bakaný Colin Powell’in Abdullah Gül ile konuþmasý sýrasýnda diðer konular arasýnda sýnýrlarýn açýlmasýna da temas ettiði Gül’ün ise sýnýrlarýn açýlmasýný
Karabað sorununda geliþme olmasýna baðladýðý basýn haberlerinden anlaþýlmaktadýr.[42] Hatta bir kaynaða[43] göre bu geliþme,Ermenistan’ýn Azerbaycan’daki iþgalini sona erdirme yolunda adýmlar atmasý olabilecektir.
Ýsviçre Parlamentosu 16 Aralýk 2003 tarihinde 107 olumlu, 67 olumsuz ve 11 çekimser oyla aldýðý bir kararla sözde Ermeni soykýrýmýný tanýdý.[44]
Ýsviçre’de, sayýlarý ile orantýlý olmayan bir ölçüde nüfuz sahibi bulunan Ermeni azýnlýðýnýn devamlý uðraþýlarý ve bölücü Kürt unsurlarý ile onlarý destekleyen bazý siyasetçilerin katkýlarýyla bir süreden beri Parlamentonun Ermeni soykýrýmý iddialarýný benimseyen bir karar kabul etmesine çalýþýlýyordu. Buna karþýn Ýsviçre Hükümetleri, Türkiye ile ikili iliþkileri göz önünde bulundurarak,böyle bir karara karþý çýkýyordu. 1995 ve 2000 ve 2001 yýllarýnda yapýlan giriþimler sonuçsuz kalmýþ, 13 Mart 2001 tarihinde yapýlan bir oylamada bu konudaki bir karar tasarýsý ancak üç oy farkla reddedilmiþti. 20 Mart 2002 tarihinde 201 sandalyeli parlamentonun 115 üyesi tarafýndan, sözde soykýrýmýn tanýnmasýný ve bunun Türkiye’ye bildirilmesini öngören bir önerge, Hükümetin aleyhte görüþ bildirmesi üzerine oylamaya konmamýþtý.[45]Ancak Parlamentonun yaklaþýk yarýsýnýn taraftar olmasý nedeniyle böyle bir kararýn er geç kabul edileceði anlaþýlýyordu.
Bu arada Cenevre Kantonu 10 Aralýk 2001 tarihinde Ermeni soykýrýmý iddialarýný benimseyen bir karar kabul etmiþti. Vaux Kantonu da 23 Eylül 2003’de benzer bir karar almýþtý.Bu karar bazý Ermeni basýnýnda,Ermenistan’ý haritadan silen antlaþma bu þehirde imzalandýðý için (Lozan þehri bu Kantondadýr) kararýn sembolik bir yönü olduðu þeklinde[46] yorumlanmýþtý.
Ýsviçre Dýþiþleri Bakaný Micheline Calmy-Rey 6 Ekim’de Türkiye’ye resmi bir ziyaret yapacak ve Ýsviçre basýn haberlerine göre Ankara ve Ýstanbul’dan baþka « Kürt Bölgelerine » de gidecekti.[47] Ancak Ankara, Vaux Kantonunun aldýðý kararý gerekçe göstererek bu ziyareti iptal etti.[48]
Ýsviçre Dýþiþleri ziyaretin iptalini büyütmemeye çalýþýrken[49] basýnda çýkan yazýlarda Türkiye’nin Ýsviçre’yi hiçe saydýðý hatta hakaret ettiði ileri sürüldü[50] ve böylelikle kamu oyunda Türkiye aleyhinde bir hava doðdu.
Bir süre sonra Dýþiþleri Bakaný Calmy-Rey’in bir PKK üst düzey yetkilisi ile Öcalan hakkýnda görüþtüðünün MÝT tarafýndan Ýsviçre istihbaratýna bildirildiðine, Cumhurbaþkaný Couchepin’in ise kendisinden izahat istediðine dair haberler[51] de Ýsviçre basýnýnda Türkiye’nin Ýsviçre’de casusluk yaptýðý gibi iddialarýn ortaya atýlmasýna neden oldu.[52] Federal Savcýlýk bu konuda soruþturma açtý.[53] Bu soruþturma sonucunda Federal Savcý V. Roschacher, ceza hukukuna göre, Federal Hükümetin bir üyesinin ve Ýsviçre’de yaþayan bir Kürdün casusluða maruz kaldýðýna dair bir bulgu olmadýðýný açýkladý.[54] Ancak bu Türkiye aleyhtarý havayý deðiþtirmedi.
Bu koþullar altýnda zaten üyelerinin yaklaþýk yarýsýnýn Ermeni görüþlerini desteklediði Ýsviçre Parlamentosunun sözde soykýrýmý tanýyan bir karar almasý bir sürpriz teþkil etmedi.
Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðý Ýsviçre Parlamentosunun aldýðý karar hakkýnda bir açýklama yaparak bu kararýn þiddetle kýnandýðýný ve reddedildiðini, olaylarýn çarpýtýlarak tek tarafa bir soykýrým olarak takdiminin kabul edilemeyeceðini, kamuoyunun yanýltýlmaya teþebbüs edilmesinin hayretle karþýlandýðýný, Ýsviçre Parlamentosunun, iç siyasal mülahazalarla, Türkiye-Ýsviçre iliþkileri ile ülkesindeki Türklerin duygu ve düþüncelerini göz ardý ederek aldýðý bu kararýn yol açacaðý olumsuz sonuçlarý bakýmýndan sorumluluk yüklenmiþ bulunduðunu bildirdi.[55]
Türkiye Büyük Millet Meclisi de, 22 Aralýk 2003 tarihinde, AKP ve CHP gruplarý tarafýndan ortaklaþa kabul edilen ve Ýsviçre Parlamentosunun kararýný kýnayan bir bildiriyi oybirliði ile kabul etti.Bu bildiride þu hususlar yer aldý: ‘Parlamentolar, uygarlýklar arasýnda çatýþma isteyen çevrelerin emellerine hizmet eder durumlara düþmekten kaçýnmalýdýr. Uluslararasý terörizme karþý dayanýþma ve iþbirliði içinde olunmasý gereken hassas dönemde, alýnan yanlýþ kararlarçok sayýda masum insanýn hayatýna kýymýþ, Ýsviçre dahil birçok ülke çýkarlarýný hedef almýþ ýrkçý Ermeni terörünün ödüllendirilmesi olarak deðerlendiriyoruz. Ulusal Meclis, Türk Milleti'ni derinden yaralayan kararýyla son yýllarda birçok alanda olumlu ilerlemeler kaydeden Türkiye-Ýsviçre iliþkilerinde meydana gelebilecek olumsuz geliþmelerin sorumluluðunu da üstlenmiþ olmaktadýr. Meclis, Ýsviçre Ulusal Meclisi'nin tarihi gerçekleri kasýtlý biçimde çarpýtan, hatalý ve tek yanlý kararýný kýnamakta ve kabul edilemez olarak deðerlendirmektedir.’[56]
Ýsviçre Parlamentosunun kabul ettiði karar ‘Ýsviçre Milli Konseyi (parlamentosu) 1915 Ermeni soykýrýmýný tanýr. Federal Konseyden (hükümetten) bu tanýmayý not etmesini ve mutat diplomatik yollarla iletmesini ister’[57] þeklindedir. Buna göre Ýsviçre Parlamentosu sözde Ermeni soykýrýmý kendisi tanýmakta ancak Ýsviçre Hükümetinden ve Türkiye’den böyle bir tanýmada bulunmalarýný istememektedir. Ýsviçre Hükümetine düþen sadece Parlamentonun böyle bir karar aldýðýný diplomatik yollarla duyurmaktýr.
Görüldüðü gibi bu karar yumuþak ifadelerle kaleme alýnmýþtýr. Ancak bu yumuþaklýk þekilde olup karar, esasýnda, baþlýca iki sakýncayý beraberinde getirmektedir.
Bunlardan birincisi, Ýsviçre-Ermenistan Birliði tarafýndan da belirtildiði gibi,[58] bundan böyle 1915 Ermeni sevk ve iskânýn soykýrým olmadýðýný ileri sürmenin cezayý gerektirebileceðidir. Daha önce Parlamentonun böyle bir kararý olmadýðý için, olaylarýn soykýrým olmadýðýný ileri süren bazý Türk dernekleri yöneticileri aleyhine Ermenilerce açýlmýþ bulunan bir dava ret edilmiþti.[59] Artýk böyle bir davanýn reddine imkân yoktur. Bu haliyle Ýsviçre Parlamentosu kararý, haksýz olmanýn yanýnda, fikir ve ifade özgürlüklerini de zedeleyen bir nitelik taþýmaktadýr.
Ýkinci sakýnca ise Ýsviçre Parlamentosunun bu kararýnýn diðer ülkeler için emsal teþkil etmesi olasýlýðýdýr. Son yýllarda, Ýtalya ve özellikle Fransa’da alýnan ve Ermeni soykýrýmý iddialarýný kabuleden kararlar, Türkiye’nin þiddetli itirazlarýný çekmiþ olmakla beraber, ikili iliþkilerin geliþmesine bir engel teþkil etmemiþtir. Ýsviçre de Türkiye ile iliþkilerinde bir sýkýntýyla karþýlaþmadýðý taktirde bu durumun baþka ülkeleri Ermeni soykýrým iddialarýný kabul etmeye götürmesi olasýdýr.
Baþbakan Recep Tayyib Erdoðan Erdoðan Dünya Ekonomik Forumu’na katýlmak üzere gittiði Davos’ta Ýsviçre’nin yeni Cumhurbaþkaný Jopeh Deiss ve Dýþiþleri Bakaný Micheline Calmy-Rey ile görüþtü. Bu konuda basýna bilgi veren Ýsviçre Cumhurbaþkaný, Ýsviçre Parlamentosunun Ermeni soykýrýmý hakkýnda yaptýðý oylamanýn ayrýntýlarýný Baþbakan Erdoðan’a anlattýklarýný, Türkiye ile Ýsviçre arasýnda halen bazý sorunlar bulunmakla beraber iliþkilerde bir yumuþama olmasý ihtimalinin bulunduðunu, Erdoðan’ýn geçen yýl ertelenen Türkiye ziyareti için Calmy-Rey’i yeniden davet ettiðini söyledi.[60]
Ýsviçre gazeteleri ve bazý uluslararasý haber ajanslarý söz konusu görüþme hakkýndaki haberlerinde Türkiye Baþbakanýnýn Calmy-Rey’i davet etmesine öncelik verdiler.[61] Yukarýda belirtildiði üzere Calmy-Rey’in Türkiye’yi ziyaretinin ertelenmesi Ýsviçre kamu oyunda bir tür hakaret gibi kabul olmuþ bu da Ýsviçre Dýþiþleri Bakanýný güç durumda býrakmýþtý. Cumhurbaþkanýnýn Erdoðan’ýn daveti yenilediðine dair sözleri Dýþiþleri Bakaný bu durumdan kurtarmýþ, ayrýca Türkiye ile olan sorunlarýn çözülmekte olduðu anlamýna gelen ifadeleri de Türkiye ile iliþkilerin bozulmasý nedeniyle hükümete yöneltilen tenkitleri durdurdu.
Erdoðan-Deiss görüþmesi hakkýnda Türk kaynaklý haberlerde[62] ise Baþbakanýn Calmy-Rey’i davet etmesinden ve iki ülke arasýnda yumuþama olduðundan bahis yoktur.
Anadolu Ajansýna göre Baþbakan, Ýsviçre Cumhurbaþkanýnýn Ýsviçre parlamentosunun aldýðý kararýn ikilli iliþkilere zarar vermesinin yanlýþ olduðunu, olaylar sýrasýnda Türk ve Ermenilerin de öldüðünü, bu sorunun incelenmesinin tarihçilere býrakýlmasý ve parlamentolarýn tarihi konularda karar almamasý gerektiðini, Ýsviçre’de 100 bin Türk yaþadýðýný bunlardan 20 bininin çifte vatandaþlýðý olduðunu, Ýsviçre Hükümetinin ülkesindeki Türklerin tepkilerini dikkate almasý ve fanatik Ermenilere teslim olmamasý gerektiðini söylemiþ ve Türkiye’ye yapacaðý ziyaretinin erteleme nedeninin anlayamadýklarýný ifade eden Calmy-Rey’e cevaben de Türkiye’de Vaux Canton’unun kararýna gösterilen tepkilerin buna neden olduðunu belirtmiþtir.[63]Baþbakan Erdoðan 24 Ocak 2004 tarihinde düzenlediði basýn toplantýsýnda ayný hususlarý tekrarlamýþ ve bu arada Ýsviçre Dýþiþleri Bakanýnýn Türkiye’yi ziyaretinin ertelemesinin asýl nedeninin sözde Ermeni soykýrýmý hakkýnda alýnan karar olduðunu, bu kararý esefle karþýladýklarýný, Ýsviçre’de 5 bin Ermeniye karþýlýk 100 bin Türk bulunduðunu, tarihi olaylarý tekrar gündeme almanýn yararý olmadýðýný, Ýsviçre Parlamentosunun bu konuyla bir ilgisi bulunmadýðýný söylemiþtir.[64]
Baþbakan ABD ziyareti sýrasýnda, 27 Ocak 2004 tarihinde,New York’taki Türk Evinde yaptýðý konuþmada Ýsviçre parlamentosunun kararýna deðinerek, Davas’ta Ýsviçre Cumhurbaþkanýna ‘bu karar neye yarar. Ýsviçre böyle bir karar alýrsa bu sadece iliþkilerimizi zedeler, Ýsviçre de 100 bin Türk var, 5 bin de Ermeni, Siz 5 bin Ermeni için 100 bin Türk’ü karþýnýza alýyorsunuz, dedim’[65] þeklinde konuþtuðunu söylemiþtir.
Gerçekten de Ýsviçre Parlamentosunun ülkesinde 20 bini kendi vatandaþý olan toplam 100 bin Türkü ihmal ederek 5 bin Ermeniyi tatmin etmeye çalýþmasýný ilk bakýþta anlamak güçtür. Ýsviçre Parlamentosunun hangi cemaatin daha kalabalýk olduðunu deðil, hangisinin daha etkili olduðunu dikkate alarak hareket ettiði anlaþýlmaktadýr.
Ýncelediðimiz dönem içinde Türkiye’nin Ermenistan’a karþý ilkesel tutumunu tekrar açýklayan iki resmi beyan yapýlmýþtýr.
Birinci beyan Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer’e ait olup Sayýn Cumhurbaþkaný Türkiye Büyük Millet Meclisinin açýlýþý münasebetiyle, 1 Ekim 2003 tarihinde yaptýðý ve ülkenin iç ve dýþ sorunlarýna deðindiði konuþmasýnda Ermenistan ile iliþkiler için þunlarý söylemiþtir: ‘Türkiye, tüm komþularýyla iyi iliþkiler geliþtirmek yönündeki isteði doðrultusunda, Ermenistan’la da iliþkilerini normalleþtirmek amacýndadýr. Ancak, bu amaca ulaþýlmasý, Ermenistan’ýn iyi komþuluk ve uluslararasý hukuk ilkeleriyle uyumlu bir dýþ siyaset izlemesine, komþularýyla sorunlarýný bu doðrultuda çözme yönünde ciddi çaba göstermesine, geçmiþiyle barýþmak yönünde son seçimini yaparak tarihin yargýlanmasýný tarihçilere býrakmasýna baðlýdýr. Doðal olarak, Ermenistan’ýn bu davranýþ içine girmesi ve bu yönde siyasal istenç göstermesi Türkiye tarafýndan karþýlýksýz býrakýlmayacaðý gibi, böyle bir olumlu geliþme tüm Güney Kafkasya bölgesinin istikrar ve gönencine somut katký saðlayacaktýr.’[66]
Ýkinci beyan ise Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’ün Bakanlýðýnýn 2004 Mali Yýlý Bütçe Tasarýsýný Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda takdimi vesilesiyle 3 Kasým 2003 tarihinde yaptýðý konuþmada yer almýþtýr. Bu konuþmanýn Ermenistan ile ilgili bölümü þöyledir: ‘Türkiye Ermenistan’la iliþkilerini normalleþtirmek ve bu ülkeyle iyi komþuluk iliþkileri çerçevesinde iþbirliðini geliþtirmek istemektedir. Bu hedefe ulaþmak ise Ermenistan’ýn uluslararasý hukuk ilkelerine riayet etmesine, geçmiþiyle barýþma yönünde nihai seçimini yaparak tarihin yargýlanmasýný tarihçilere býrakmasýna ve komþularýyla sorunlarýný çözümlemek yönünde ciddi irade göstermesine baðlýdýr.Bu yönde bir yaklaþým benimsendiðini açýkça ortaya koymasý halinde Ermenistan’ýn bu tutumu Türkiye tarafýndan karþýlýksýz býrakýlmayacak bu durum da güney Kafkasya bölgesinin istikrar ve refahýna önemli katkýlar getirecektir.[67]
Görüldüðü üzere, Ermenistan’a karþý uygulanan politika konusunda Cumhurbaþkaný ve Dýþiþleri Bakanýnýn konuþmalarý ayný ilkeleri içermektedir. Bunlarý þu þekilde özetleyebiliriz.
Birinci ilke Ermenistan’ýn uluslararasý hukuk ilkelerine riayet etmesidir. Bunu Türkiye-Ermenistan iliþkilerine uyguladýðýmýzda, Türkiye’nin sýnýrlarý uluslararasý antlaþmalarla saptanmýþ olduðundan, Ermenistan’ýn Anayasa Bildirgesinde Doðu Anadolu’nun Batý Ermenistan olarak belirtilmesinin uluslararasý hukuka aykýrý olduðu ve bu çerçevede Ermenistan’ýn Türkiye’den toprak veya tazminat talebinde bulunamayacaðý görülmektedir. Ayný þekilde hukuken Azerbaycan topraðý olan Karabað’ýn Ermenistan tarafýndan iþgal edilmesi de uluslararasý hukuka aykýrýdýr. Diðer yandan Karabað’ýn statüsünde yapýlacak olasý her deðiþikliðin Azerbaycan tarafýndan kabul edilmesi uluslararasý hukuk gereðidir.
Ýkinci ilke Ermenistan’ýn komþularýyla sorunlarýný, uluslararasý hukuk ilkeleri doðrultuda, çözme yönünde ciddi çaba veya irade göstermesidir. Ermenistan’ýn gerek Türkiye gerek Azerbaycan’a karþý izlediði politika irdelendiðinde baþlýca amacýn, sorunlarý nihai çözümler bulmaya deðil,bazý avantajlar saðlamak olduðu görülmektedir. Örneðin Ermenistan, soykýrým iddialarýndan ve toprak ve tazminat taleplerinden resmen vazgeçmeden ve Karabað sorunu çözümlenmeden Türkiye ile diplomatik iliþki kurulmasýna, hiç olmazsa sýnýrlarýn açýlmasýna çalýþmaktadýr. Diðer yandan Karabað ve diðer Azerbaycan topraklarýndan çekilmeden Azerbaycan’ýn uyguladýðý ambargoyu kaldýrmaya ve iliþkilerini normalleþtirmeye gayret etmektedir.
Üçüncü ilke ise Ermenistan’ýn tarihin yargýsýný tarihçilere býrakmasýdýr. Bunun için Ermenistan’ýn geçmiþiyle barýþma yönünde nihai bir seçim yapmasý ve geçmiþin sorunlarýný günümüz sorunlarý olarak görmekten vazgeçmesi gerekmektedir. Oysa Ermenistan, tehcir olarak bilinen, 1915 yýlý Ermeni sevk ve iskânýný, uluslararasý topluma bir soykýrým olarak kabul ettirme politikasýný izlemektedir. Bu politika, soykýrým gibi aðýr bir suçlamada bulunmak ve toprak ve tazminat talepleri için bir zemin oluþturmaya çalýþmakla, Türkiye üzerinde baský kurulmasýný amaçlamaktadýr. 1915 olaylarý üzerinden bir asra yakýn zaman geçmiþtir. Bu olaylarýn yer aldýðý Birinci Dünya savaþý sonrasýnda yeni bir siyasi düzen kurulmuþ,Türkiye Cumhuriyeti de bu düzen içinde yer almýþ ve sýnýrlarý da uluslararasý anlaþmalarla kabul edilmiþtir. O günden günümüze bir siyasi sorun kalmasý mümkün deðildir. Eðer o zaman kurulan siyasi düzenin revize edilebileceði fikri savunulursa bu, Balkanlarda, Orta Doðuda, Kafkaslarda ve dünyanýn diðer bölgelerindeki eski sorun ve taleplerin de günümüzde tekrar ortaya atýlabileceði,diðer bir deyimle mevcut uluslararasý düzenin sorgulanabileceði anlamýna gelecektir. O yýllarda yaþanan tüm olaylar artýk tarih olmuþtur. Bu olaylarýn incelenmesi ve yargýlanmasý da tarihçilere aittir.
Yukarýda deðindiðimiz metinlere göre Ermenistan,söz konusu ilkelere uyduðu taktirde, Türkiye’nin, ‘tüm komþularýyla iyi iliþkiler geliþtirmek yönündeki isteði doðrultusunda’, Ermenistan’la da iliþkilerini normalleþtireceði diðer bir deyimle kara sýnýrlarýný açacaðý ve diplomatik iliþki kuracaðý anlaþýlmaktadýr.
[1] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 10, s. 17.
[2] Armenian Policies must be based on principles of Armenian-centrism, Yerkir, 5 Eylül 2003
[3] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 10, s. 15
[4] Turkish Embargo of , Armenian Mirror Spectator, 3 Eylül, 2003
[5] Takings and Losses of Open Border, Economists present their outlooks, Azg, 19 Eylül 2003
[6] Bu konu için bkz. ‘Türkiye-Ermenistan Ýliþkilerinde Sýnýr Kapýsý Sorunu ve Ekonomik Boyutu’,
Sedat Laçiner, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 6,ss. 35–65
[7]Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 10, s. 18, dipnot 32
[8]Hürriyetim, 8 Eylül 2003
[9]Ayný kaynak
[10] Türkiye’de Ermenice çýkan Marmara gazetesine atfen Yerkir, 29 Eylül 2003
[11] Asbarez, 16 Eylül 2003
[12] RFE/RL, 23 Eylül 2003
[13] Asbarez, 9 Eylül 2003
[14] Panarmenian, 7 Eylül 2003
[15] Golos Armenii ve Hürriyet
[16] www.armenianforeignministry.com.speeches,statements, Vartan Oskanian, Statement of the UN
General Assembly General Debate, September, 25, 2003
[17] Anadolu Ajansý, 26 Eylül 2003
[18] RFE/RL, 26 Eylül 2003
[19] Azg Daily, 7 Ekim 2003
[20] Mediamax News Agency, 6 Ekim 2003
[21] Asbarez , 6 Ekim 2003
[22] Mediamax News Agency, 24 Kasým 2003
[23] Azg Daily, 25 Kasým 2003
[24] Armenpress, 4 Aralýk 2003 ve RFE/RL 3 Aralýk 2003
[25] Noyan Tapan, 1 Aralýk 2003
[26] Anadolu Ajansý,5 Aralýk 2003
[27] Mediamax News Agency, 6 Aralýk 2003
[28] ANS TV, Baku, 10 Ocak 2004
[29] Baku Today, 9 Ocak 2004
[30] Associated Press Worldstream, Ocak 2004
[31] AzerTag, Info Agency, 10 Ocak 2004
[32] PanArmenian Network, 21 Ocak 2004
[33] www.clark04.com
[34] The California Courier, 20 Aralýk 2003
[35] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1, s. 39
[36] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1, s.40; Sayý 5, s. 20; Sayý 9, s. 25
[37] Armenian Assembly of , Press Release, 22 Ocak 2004
[38] a1plus, 28 Ocak 2004
[39] ANCA, Press Release, 23 Ocak 2004
[40] Hürriyet, 28 Ocak 2004
[41] Hürriyet, 1 Þubat 2004
[42] Anadolu Ajansý, 30 Ocak 2004
[43] Hürriyet,31 Ocak 2004, Sedat Ergin: Kerkük Özel Vaka
[44] Hürriyet ve Vatan, 17 Aralýk 2003
[45] Bu konuda bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 3, ss.13–17;Sayý 4, s. 19; Sayý 5, ss. 17–19
[46] Yerkir, 24 Eylül 2003,
[47] Neue Zürcher Zeitung, 30 Eylül 2003
[48] Sabah, 2 Ekim 2003
[49] Neue Zürcher Zeitung, 1 Ekim 2001 (Swiss play down Turkish Rebuff), Swissinfo, 1 Ekim 2003
(La Diplomatie suisse adopte un profile bas)
[50] Neue Zürcher Zeitung, 30 Eylül 2003 ( snubs Calmy-Rey), Swissinfo, 1 Ekim 2003
( snubs Swiss;Swiss protest about snub after Armenian genocide decision),
AgenceFrance Presse, 1 Ekim2003 (Turkish cancellation of swiss trip an ‘affont’)
[51] Hürriyet, 25 Ekim 2003
[52] Swissýnfo, 26 Ekim 2003 (Swiss investigate alleged case of Turkish espionage;Micheline Calmy-
Rey et lesespions turcs;Micheline Calmy-Rey espionnée par les services turcs),Agence
France Presse, 26 Ekim 2003(Turks spied on Swiss foreign minister over Kurd link)
[53] Neue Zürcher Zeitung, 27 Ekim 2003 (Swiss investigate alleged case of Turkish espionage)