AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Olaylar ve Yorumlar

Emekli Büyükelçi Ömer Engin LÜTEM*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 23-24, 2006

 

Öz: Bu makale Kasým 2006 ile Mart 2007 arasý dönemde Ermeni sorunu hakkýnda Türkiye’deki vuku bulan bazý önemli geliþmeler ile Türkiye-Ermenistan iliþkileri ve soykýrým iddialarýna iliþkin geliþmeleri üç ana baþlýk altýnda incelenmekte ve yorumlanmaktadýr. Birinci bölümde “Türkiye’deki Geliþmeler” baþlýðý altýnda Hrant Dink’in Ölümü” ve “Ahdamar Kilisesinin Restorasyonu” konularý deðerlendirilecektir. Ýkinci bölümde “Türkiye-Ermenistan Ýliþkileri” baþlýðý altýnda genel olarak “Resmi Beyanlar” ve “Kars-Ahalkelek Demiryolu” konularý ele alýnacaktýr. Son bölümde ise soykýrým iddialarý ile ilgili geliþmeler detaylý bir þekilde incelenecektir.

 

Anahtar Kelimeler: Türkiye, Ermenistan, Arjantin, Polonya, Litvanya

 

Abstract: This article, which examines significant developments regarding the Armenian question that occurred between November 2006 and March 2007, is divided into three sections. The first, which focuses on the developments that took place in assesses the death of Hrant Dink, and the restoration of the Ahdamar Church. The second section, concerned primarily with Turkish–Armenian relations, evaluates certain official declarations alongside the Kars-Ahalkelek Railway line. The final section appraises in a detailed manner developments pertaining to the Armenian genocide allegations.

 

Key Words: , , , Polish,

 

I. TÜRKÝYE’DEKÝ GELÝÞMELER

 

1. Hrant Dink’in Ölümü

 

Agos Gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni Hrant Dink 19 Ocak 2007 tarihinde, gazetenin Ýstanbul’da Halâskârgazi Caddesi’ndeki binasýnýn önünde bir kiþi tarafýndan tabancayla vurularak öldürüldü.

 

Bu olay Türkiye’de büyük þaþkýnlýk yarattý ve Sayýn Cumhurbaþkaný olmak üzere tüm yetkililer ve medya tarafýndan da þiddetle kýnandý.

 

“Hrant Dink’in Agos Gazetesi önünde uðradýðý saldýrýyla yaþamýný yitirmesinden derin üzüntü duydum. Bu çirkin ve utanç verici saldýrýydý nefretle kýnýyorum. Böylesine insanlýk dýþý davranýþlar asla amacýna ulaþamayacaktýr. Ulusumuzu derinden yaralayan bu saldýrýnýn faillerinin bir an önce yakalanmasý hepimizin öncelikli beklentisidir.

 

Böyle üzücü olaylarýn bir daha asla yaþanmamasýný diliyor, Hrant Dink’in ailesine, basýn dünyamýza ve Ulusumuza baþsaðlýðý dileklerimi iletiyorum.”[1]

 

Baþbakan Erdoðan ise Hrant Dink’in eþini ve Ermeni Patriði Mesrop II’yi telefonla arayarak baþsaðlýðý dileklerini iletti ve duyduðu derin üzüntüyü belirtti. Ayrýca olayýn en kýsa zamanda aydýnlanýlacaðýndan emin olunmasýný istedi.[2]

 

Dýþiþleri Bakanlýðý þu açýklamayý yaptý;

 

Agos gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni ve Türkiye Ermeni Cemaati’nin seçkin mensuplarýndan biri olan vatandaþýmýz Hrant Dink’in bugün Agos Gazetesi giriþinde uðradýðý silahlý saldýrý sonucunda hayatýný kaybettiði büyük bir üzüntüyle öðrenilmiþtir. Bu menfur saldýrýyý þiddetle kýnýyor ve lanetliyoruz. Saldýrýnýn fail veya faillerinin bir an önce yakalanarak adalete teslim edilmeleri yönünde güvenlik güçlerimizin çalýþmalarý baþlamýþtýr. Saldýrýnýn fail veya failleri en kýsa zamanda yakalanacak ve adalete teslim edileceklerdir.

 

Kamuoyumuzca da yakýndan tanýnan bir sima olan Hrant Dink’in kaybýndan dolayý ailesine, yakýnlarýna, Agos Gazetesi Camiasý’na, basýnýmýza ve Türkiye Ermeni Cemaati baþta olmak üzere, halkýmýza baþsaðlýðý ve müteveffa yazar ve aydýna Tanrý’dan rahmet diliyoruz.[3]

 

Enstitümüz, olaydan birkaç saat sonra yayýnladýðý günlük haber bülteninde duyduðu üzüntüyü þu açýklamayla dile getirdi:

 

“Agos Gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni Hrant Dink'in, uðradýðý silahlý saldýrý sonucunda hayatýný kaybettiðini büyük bir üzüntüyle öðrenmiþ bulunuyoruz. Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü, bu hareketi þiddetle kýnar,  Hrant Dink'i tanýyan herkese ve tüm Ermeni Cemaati’ne baþsaðlýðý diler.”

 

Hrant Dink 1954 yýlýnda Malatya’da doðmuþ fakir bir Ermeni ailenin çocuðuydu. Ýstanbul’da yetimhanede büyümüþ, zorlukla tahsilini tamamlamýþ ve gazeteci olmuþtu. 1996 yýlýnda yayýnlamaya baþladýðý AGOS Gazetesi, Türkiye’deki diðer Ermeni gazeteleri olan Jamanak ve Marmara’dan Türkçe olmasý bakýmýndan ayrýlýyordu. AGOS kýsa zamanda adý geçen diðer iki gazeteden daha fazla satmaya baþladý, zira Ýstanbul Ermenileri, özellikle genç olanlarý Türkçeyi Ermeniceden daha iyi biliyorlardý. Gazete diðer yandan o zamana kadar pek deðinilmeyen konulara, 1915 olaylarýna, Ermeni Patrikhanesi’ne ve Ermeni Cemaati’nin bazý sorunlarýna, sert denebilecek bir üslupla, deðinmeye baþladý.

 

Dink 1915 olaylarý için soykýrým kelimesini kullanmamaya çalýþýyor, Ermeniler üzerindeki etkisinin anlaþýlmasý için bu olaylara empati ile (karþýsýndakini anlamaya çalýþmak, kendini onun yerine koymak) yaklaþýlmasý gerektiðini bildiriyor, diðer yandan anýlmakla beraber, Ermenilerin geleceðinin bu olay üzerine kurulmamasý gerektiðini belirtiyor ve bu noktada Ermeni diasporasýndan ayrýlýyordu. Diðer yandan Dink, Ermeni soykýrým iddialarýný reddedenlerin cezalandýrýlmasýný öngören Fransýz kanun tasarýsýna karþý Türkiye’de bazý liberal aydýnlarýn yayýnladýðý bir bildiriye[4] imza koymakla da diaspora Ermenilerinden ayrýlýyordu.

 

Dink Ermeni Patrikhanesi’yle çeþitli konularda da anlaþmazlýk içindeydi ve bunu AGOS Gazetesi’ne yansýtýyordu[5].

 

2000 yýlýndan itibaren, Avrupa Parlamentosu’nun soykýrým iddialarýný yeniden benimsemeye baþlamasý, ülke parlamentosunda bu konuda kararlar kabul edilmesi soykýrým iddialarýnýn Türkiye’de bazý liberal aydýnlar tarafýndan benimsenmesi Ermeni sorunu Türkiye’de gündemin ilk sýralarýna taþýdý; buna paralel olarak da Dink’in söylemleri sertleþti. Sadece Ermenileri deðil Türkiye’deki diðer etnik gruplarý da ele almaya baþladý. Bu arada “Pis Türk Kaný” sözcüklerinin bulunduðu bir makalesi nedeniyle mahkemeye verilince özellikle Avrupa’da þöhreti arttý ve Türkiye Ermenilerinin temsilcisi gibi görülmeye baþlandý.

 

Özetlemek gerekirse Dink, 2007 yýlý baþýnda, kamuoyunun küçük bir kesimi hariç, genelde Türkiye’de tepki gören, ülke dýþýnda ise takdir edilen ancak Ermeni diasporasý tarafýndan beðenilmeyen fakat tahammül edilen bir kiþi görünümündeydi.

 

Hrant Dink’i kim öldürmüþtü?  “Pis Türk kaný” sözleri nedeniyle akla, bu gibi deyimleri kabul etmesi mümkün olmayan Türkiye’de bazý aþýrý saðcý çevreler geldi.

 

Ancak Dink’in ölümünün, esas itibariyle Türkiye’ye zarar vereceði noktasýndan hareket edildiðinde bu cinayetin faillerinin diaspora’nýn bazý aþýrý Ermenileri olmasý ihtimali düþünülebilirdi. Artýk pek hatýrlanmamakla beraber diaspora Ermenilerinin 1973-1986 yýllarý arasýnda, soykýrým iddialarýnýn kamuoylarýnda yer etmesi amacýyla, Türk diplomatlarýna karþý bir terör hareketleri baþlattýklarý, Türk ve yabancý 70 kiþi öldürdükleri ve 524 kiþiyi yaraladýklarý bir gerçekti. Ayrýca 1999 yýlý Kasým ayýnda Ermenistan Millet Meclisi’nin basýlarak Meclis Baþkaný ve Baþbakan dâhil sekiz kiþinin öldürülmesi de Ermenilerde siyasi amaçlar için þiddet kullanma geleneðinin hala mevcut olduðunu kanýtlýyordu. Hrant Dink’in öldürülmesi olayý diasporayý, artýk Türk Ermenilerinin temsilcisi gibi algýlanmaya baþlanan ancak fikirleriyle mutabýk olunmayan bir kiþiden kurtaracak, ayný zamanda Türkiye’nin Batý dünyasýnda þiddetle eleþtirilmesine yol açacaktý. Bu arada ABD Temsilciler Meclisi’ne sunulan bir soykýrým tasarýsýyla Fransýz Senatosu gündeminde bulunan yukarýda deðindiðimiz kanun tasarýsý kolayca kabul edilecekti.

 

Hrant Dink’i kimin öldürdüðü sorusu kýsa zamanda yanýtlandý. Olaydan 32 saat sonra Ogün Samast adýnda 17 yaþýnda bir genç, babasýnýn ihbarý üzerine tutuklandý. Trabzon’da aþýrý milliyetçi bir grubun etkisiyle hareket ettiði anlaþýldý.

 

Hrant Dink cinayeti kýsa sürede Türkiye’de bir iç siyaset tartýþmasý haline geldi. Liberal aydýnlar Radikal gazetesi’nin öncülüðünde[6] milliyetçi düþünce sahibi kiþilere karþý adeta bir savaþ açarak onlarý ýrkçýlýkla suçlamaya baþladýlar. Diðer yandan katilin ve yakýnlarýnýn hangi siyasi çevreler tarafýndan desteklendiði de tartýþýldý. Bazý güvenlik güçlerinin katile sempati ile bakmalarý, katilin ve çevresinin bazý siyasi partilerle iliþkisinin bulunmasý olasýlýðý manþetlere taþýndý. Bu arada, Dink’in cenazesinde atýlan “Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrant Dink’iz” gibi sloganlar çok eleþtirildi. Halen de süren bu tartýþma ve çekiþmeler Hrant Dink’i adeta unutturdu; bu cinayet baðlamýnda Ermeni sorunu ise hemen hemen hiç gündeme gelmedi

 

Katilin kýsa zamanda yakalanmasý, azmettiricilerin de devamlý takip edilerek tutuklanmalarý[7], Trabzon Valisi ile Emniyet Müdürü’nün görevden alýnmalarý, Dink’in cenazesine Adalet ve Ýçiþleri Bakanlarýnýn katýlmasý, Baþbaka’nýn Dink’in ailesini ve Ermeni Patriðini ziyaret etmesi bu cinayet nedeniyle özellikle diasporada Türkiye’ye karþý yöneltilmeye baþlayan suçlama ve eleþtirileri önledi; o sýrada Türkiye’yi ziyaret etmekte olan Ýtalyan Baþbakaný Romano Prodi’nin “Sorumlu kiþi anýnda yakalandý. Bütün bunlar tek anlama geliyor. Kamuoyu tümüyle Türk Hükümeti ile ayný fikirde ve Türk Hükümeti doðru yolda yürüyor” [8] sözleri bu durumu en iyi þekilde yansýttý.

 

Cenazeye katýlmak üzere Ýstanbul’a gelen Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Yardýmcýsý Kirakosyan bir gazetecinin sorusuna cevaben “Üzücü olan þudur ki; 15 yýldýr hiçbir þekilde iliþkimiz yok. Hiçbir ön koþul olmadan diplomatik iliþkilerin baþlamasýna hazýrýz” dedi[9]. Bu sözler sanki yeni bir öneriymiþ gibi Türkiye’de Mehmet Ali Birand’ýn baþýný çektiði bazý gazeteciler tarafýndan benimsendi[10]. Bu düþünceye göre Ermenistan’ýn önkoþulsuz diplomatik iliþki kurma amacýyla görüþmelere baþlama önerisi yeni bir süreci baþlatabilirdi. Soykýrým iddialarýnýn hýzýný kesmek ve uluslararasý kamuoyundaki aðýr havayý daðýtmak için bu açýlýmdan mutlaka yararlanýlmalýydý. Kýsaca ortaya yeni bir fýrsat çýkmýþ gibi davranýlýyordu. Oysa ortada yeni bir öneri yoktu. Ermeni yetkililerinin tümü, son birkaç yýldýr ne zaman Türkiye hakkýnda konuþsalar Türkiye ile koþulsuz iliþki kurmak istediklerini ifade ediyorlardý. Dýþiþleri Bakaný Oskanyan’ýn bu öneriyi içeren iki düzüne kadar konuþmasýný kolaylýkla bulmak mümkündü.

 

Bazý gazeteler, Ermenistan’ýn önkoþulsuz diplomatik iliþki istediðini manþet yaptýlar. Bir gazete[11], Kirakosyan’ýn sözlerini “sýcak mesaj” olarak nitelendirmiþ bir diðeri[12] de bu sözlerin bir “ýsýnma mesajý” olarak deðerlendirilebileceðinden bahsetmiþtir. Bir diðer gazete[13] Ermenistan’ýn kapýlarýný açtýðýný vurgulayan bir baþlýk atmýþtýr. Bir gazete ise[14] Dýþiþleri Bakaný Gül’ün “Ermenistan’la iyi iliþkiler geliþtirmeyi arzu ediyoruz” sözlerini Gül’ün Kirakosyan’a olumlu bir cevabý gibi yanlýþ bir þekilde yorumlamýþtýr. Bu örnekleri çoðaltmak mümkündür. Televizyon kanallarýnda da ayný doðrultuda haberlere rastlanmýþtýr. Saptayabildiðimiz kadarýyla sadece bir gazete[15] Dýþiþleri ile görüþerek Kirakosyan’ýn çaðrýsýnýn yeni olmadýðýný ve Türkiye’nin Ermenistan’la diplomatik iliþki kurulmasý için üç sorunun çözülmesini beklediðini yazmýþtýr. Kýsaca arþiv araþtýrmasý yapýlmamasý ve son on beþ yýldýr Devlet Baþkaný dahil Ermenistan siyaset adamlarýnýn Türk muhataplarýyla bir çok kez görüþmüþ olmalarýna Kirakosyan’ýn “15 yýldýr hiçbir þekilde iliþkimiz yok” sözlerden þüphe duyulmamasý ciddi bir hata olmuþtur.

 

Türk basýnýnda görülen bu yaygýn yanýlma karþýsýnda Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsü 25 Ocak 2007 tarihinde bir soruya cevap vererek durumu aydýnlatmýþtýr. Cevabýn metni þöyledir:

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Arman Kirakosyan’ýn “Ermenistan’ýn Türkiye ile önkoþulsuz iliþki tesis etmeye hazýr olduðu” yönünde yaptýðý açýklamaya atfen bazý basýn organlarýnda son günlerde yayýnlanan haberler Bakanlýðýmýz tarafýndan dikkatle izlenmektedir. Ermenistan Hükümeti tarafýndan bugüne dek çeþitli dönemlerde bu mealde açýklamalar yapýlmýþ olduðu cihetle, son beyanat yeni bir açýlýma delalet etmemektedir.

 

Türkiye tüm komþularýyla iliþkilerini karþýlýklý güven ve saygý ilkeleri temelinde geliþtirmek arzusunu muhafaza etmektedir. Hal böyle olmakla birlikte, ikili ve bölgesel çerçevede iliþkilerin ve iþbirliðinin tesisinin, geliþtirilmesinin ve güçlendirilmesinin sadece Türkiye’nin atacaðý adýmlara baðlý olmayacaðýnýn, ilgili taraflarýn mukabil irade ve adýmlarýyla mümkün hale gelebileceðinin vurgulanmasýnda yarar görülmektedir. Bu meyanda Ermenistan’la diyalogun ileriye götürülmesi yönünde ülkemizin sergilediði yapýcý tutum çerçevesinde, çeþitli dönemlerde bir dizi somut adýmlar atýlmýþtýr. Ortak Tarih Komisyonu kurulmasý yönündeki önerimiz bunun somut bir örneðidir.

 

Bu yaklaþýmýn bir tezahürü olarak, Hrant Dink’in cenaze töreni vesilesiyle ülkemize gelen Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Arman Kirakosyan ile dün Ýstanbul’da yapýcý ve olumlu bir atmosfer içinde cereyan eden bir görüþme yapýlmýþtýr.

 

Geçtiðimiz hafta ülkemizde yaþanan trajik olayýn, Türkiye-Ermenistan iliþkileri bakýmýndan yeni bir atmosfer oluþturmaya katkýda bulunmasýný, bu ortam içinde, Ermenistan’ýn iliþkilerimizdeki duraðanlýðýn aþýlmasý yönündeki iyi niyetli çabalarýmýza karþýlýk vermesini samimiyetle ümit ediyoruz.

 

Bu vesileyle Türkiye’nin Ermenistan’la koþulsuz diplomatik iliþki kurmasýnýn ne anlama geldiðini açýklamaya çalýþalým.

 

Ýki devletin, arasýnda sorun veya sorunlar mevcut deðilse, bir önkoþula baðlamadan diplomatik iliþki kurmalarý doðaldýr. Ancak sorunlar varsa ve diplomatik iliþki kurulmasý bu sorunlarýn çözümünü deðil sürüp gitmesi anlamýna geliyorsa taraflardan birinin, diplomatik iliþki kurulmadan önce sorunlarýn çözümünü önkoþul olarak istemesi de doðaldýr.

 

Türkiye ile Ermenistan arasýnda baþlýca üç sorun vardýr:

 

Birincisi Ermenistan’ýn, Türkiye’nin toprak bütünlüðünü tanýmamýþ olmasýdýr. Ermenistan böylelikle ileride Türkiye’den toprak talep etmek hakkýný elde tuttuðunu düþünmektedir.

 

Ýkincisi Ermenistan’ýn Türkiye’ye karþý soykýrým iddialarýný ileri sürmesi ve Diasporanýn Türkiye’den olasý tazminat taleplerini desteklemesidir.

 

Üçüncüsü Ermenistan’ýn Azerbaycan topraklarýnýn yaklaþýk yüzde yirmisini iþgal etmiþ olmasý ve bir milyon kadar Azeri’yi de “kaçkýn” durumuna düþürmüþ bulunmasýdýr. Türkiye Azerbaycan topraklarýnýn iþgaline tepki olarak Ermenistan ile olan sýnýr kapýsýný kapamýþtýr.

 

Türkiye’nin önkoþulsuz, Ermenistan ile diplomatik iliþki kurduðu ve buna baðlý olarak da sýnýrlarý açtýðý takdirde Ermenistan’ýn yukarýda deðindiðimiz üç sorunu çözmek yolunda Türkiye ile iþbirliðine gitmesi için bir neden kalmayacaktýr.

 

1991’den bu yana tüm Türk hükümetlerinin bu üç sorunun peþinen çözümlenmesi için ýsrar etmeleri karþýsýnda Ermenistan “koþulsuz diplomatik çözüm” formülünü ileri sürmeye baþlamýþ ve “koþulsuz”  sözcüðünün zihinlerde yarattýðý olumlu yankýdan yararlanarak diplomatik iliþki kurulmamýþ olmasýnýn kusurunu Türkiye’ye atmaya çalýþmýþtýr.  Kirakosyan’ýn yukarýda deðindiðimiz sözleri, iki ülke arasýnda diplomatik iliþki kurulmamasýnýn kusurunu Türkiye’ye atmaya çalýþan Ermeni giriþimlerinin bu kez Türk basýný için de yapýldýðýný ve bunda bir ölçüde baþarýlý olunduðunu göstermektedir.

 

Hrant Dink’in öldürülmesi diasporada olduðu kadar Ermenistan’da da büyük tepkilere neden oldu. Ermenilerin çok sayýda bulunduklarý yerlerde gösteriler düzenlendi. Bu arada Erivan’daki bir gösteriye yüz bin kiþinin katýldýðý iddia edildi[16].

 

Avrupa Birliði’nde Ermeni ve Ermenistan çýkarlarýný korumakla görevli, Taþnak eðilimli Adalet ve Demokrasi için Avrupa Ermeni Federasyonu yayýnladýðý bir bildiride “Türkiye Hrant Dink’i Katletti” baþlýðýný koyarak[17] olaydan Türkiye’yi sorumlu tutmaya çalýþtý.

 

Bazý yazarlar Hrant Dink’i Ermeni “soykýrýmýnýn” kurbaný gibi göstermeye çalýþtýlar. Ancak 1915 tehcirinin üzerinden neredeyse bir asýr geçmiþ olduðundan bu düþünceye bir kýlýf bulabilmek için, Dink’in öldürülmesinin Ermeni “soykýrýmýnýn”  devam ettiðini gösterdiði gibi bir formül buldular[18]. Bazýlarý Ermeni soykýrým kurbanlarýna bir kiþi daha katýldýðýný ileri sürerken[19] daima Ermeni görüþlerini destekleyen çok tanýnmýþ bir Ýngiliz gazeteci-yazar daha kolay bir formül bularak Hrant Dink’in Ermeni soykýrýmýn 1.500.001’inci kurbaný olduðunu yazdý[20] Bu vesileyle soykýrým iddialarýnýn geçmiþe ait bir olay deðil günümüzde de devam ettiðini ileri sürebilmek için, Ermeni soykýrýmýný inkar etmenin soykýrýmýn son safhasýný oluþturduðu gibi bir baþka formülün uzun zamandan beri Ermeni basýnýnda kullanýldýðýný belirtelim.

 

Ermenistan’da resmi tepkilere gelince Dýþiþleri Bakaný Vartan Oskanyan yayýnladýðý bir bildiride, Hrant Dink’in bir çok kiþiyi fikirlerine inandýrdýðý, bu inananlarýn Dink’in gerçeði söyleyebilmek, acýlý bir tarihi paylaþabilmek ve reddetmek ve kýnamak üzere soykýrým dehþetini anlatabilmek hususundaki düþlerini gerçekleþtirmeye çalýþacaklarýný ifade etti[21].

 

Ermenistan Parlamentosu hayli geç bir þekilde, olaydan yirmi gün sonra yayýnladýðý bir bildiriyle Hrant Dink’in öldürülmesini kýnadý[22]. Bu olayýn Türkiye’de bazý milliyetçi çevrelerin Ermeni aleyhtarý propagandasý sonucu olduðu, güvenlik güçlerinin durumu bildikleri halde cinayeti önlemedikleri iddia edildi. Bu cinayetten sonra Agos gazetesine, özgür düþünce sahibi kiþilere ve Ermenilere karþý tehditlerin arttýðý bildirildi. Bu cinayetin iki halk arasýnda karþýlýklý güven kurulmasý ile Türkiye’nin kendi tarihiyle barýþmasý, 1915 Ermeni soykýrýmýný tanýmasý ve Türk Ceza Kanunun 301. maddesinin kaldýrýlmasý gereðini gösterdiði belirtildi.

 

Uluslararasý alanda ise Avrupa Birliði Parlamentosuyla Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’ndeki faaliyetler dikkati çekti.

 

Avrupa Parlamentosu bir dakikalýk saygý duruþuyla Hrant Dink’i andý. Baþkan Hans-Gert Pöttering yaptýðý konuþmada, cinayet sanýklarýnýn bulunmasý için Türkiye’nin gösterdiði kararlýlýðý övdükten sonra, Türkiye’den bu kararlýlýðý reform sürecinde de göstermesini beklediklerini ve 301. maddenin kaldýrýlmasý gerektiðini söyledi. Hrant Dink anýsýna, Türk ve Ermeni bayraklarýyla süslü bir imza defteri açýldý[23].

 

Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’nde ise 25 Ocak 2006’da “Gazetecilerin Yaþamýný ve Ýfade Özgürlüðünü Tehdit Eden Tehlikeler” baþlýðý altýnda bir kararda Hrant Dink ve Anna Politkovskaya’nýn katledilmesi kýnandý. Bu vesileyle söz alan Ermenistan Heyeti Baþkaný, Taþnak Partisi üyesi Armen Rustamyan Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý için mücadele edenlerin bunu medeni bir þekilde yaptýðýný, Ermeni soykýrýmýný inkâr edenlerin ise devletin baský imkânlarýný kullandýklarýný veya ateþ ettiklerini söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliði yolundaki en büyük baþarýsýnýn Ermeni soykýrýmýný tanýmak olacaðýný söyleyen Hrant Dink’in haklý olduðunu söyledi ve Türkiye’nin, Almanya’nýn izinden giderek, Ermeni soykýrýmý iddialarýný tanýmasýný istedi[24] .

 

Hrant Dink’in öldürülmesi bir iç siyaset sorununa dönüþürken yabancý basýnda, özellikle Hrant Dink’in cenazesine çok sayýda kiþi katýlmýþ olmasýný dikkate alarak, bu olayý Türkiye-Ermenistan iliþkilerinin düzelmesinde bir rol oynayabileceðine dair yazýlar çýktý.[25]  Anlaþýlan Türkiye’nin, Hrant Dink’e ülke içinde ve özellikle ülke dýþýnda gösterilen büyük ilgiden etkilenerek Ermenistan’a karþý daha yumuþak bir siyaset gütmesi, diðer bir deyimle taviz verici bir tutum almasý bekleniyordu. Oysa hatýrlatacak olursak, Türkiye Ermenistan’dan sýnýrlarýný tanýmasýný, soykýrým suçlamalarýndan vazgeçmesini ve Karabað dâhil, iþgal ettiði Azerbaycan topraklarýndan çekilmesini istiyordu. Hangi koþullarda olursa olsun bir veya daha fazla kiþinin ölmesi durumunda Türkiye’nin ilkesel tutumunda bir deðiþiklik yapmasý beklenemezdi. Ancak Hrant Dink’in ölümünün Türkiye’nin tutumunda bir deðiþiklik yapacaðýna inanýlmýþ olmalý ki Türk Dýþiþleri Sözcüsünün yukarýda deðindiðimiz 25 Ocak 2007 tarihli açýklamasý ve ardýndan Türkiye’nin tutumunda bir deðiþiklik gözlenmemesi bir düþ kýrýklýðý yarattý.  Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vartan Oskanyan bir Amerikan gazetesine[26] yazdýðý makalede, Hrant Dink’in öldürülmesini takip eden günlerde Ermenistan’da ve dünyanýn diðer yerlerinde Türkiye’nin inkâr ve ret politikasýnda bir çatlak olacaðýna, bu olaya gösterilen büyük tepkilerin Türk siyaset adamlarýný bu durumdan yararlanarak politikalarýnda radikal bir deðiþiklik yapmaya yönlendireceðinin ümit edildiðini ancak Türkiye’nin bu fýrsatý kaçýrdýðýný söyledi. Kýsa süre sonra Köln’de verdiði bir konferansta da Hrant Dink cinayetinin Türkiye’nin yanlýþ politikalarýný deðiþtireceðinin zannedildiðini, ancak böyle olmadýðýný, aksine Türkiye’nin Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý sürecini Türkiye’de ve diðer ülkelerde önleyebilmek için daha fazla gayret sarf ettiðini bildirdi[27]: Buna karþýlýk Ermenistan Devlet Baþkaný’nýn Dýþiþleri Bakaný’ndan ayrý görüþlere sahip olduðu bir Fransýz gazetesine[28] verdiði mülakattan belli oldu, Koçaryan Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra Türkiye-Ermenistan iliþkilerinde bir düzelme olup olmayacaðý konusunda farklý fikirlerin olduðunu, kendisinin ilk þok geçtikten sonra bu olayýn iliþkilere bir etki yapmayacaðýný düþündüðünü söyleyerek daha gerçekçi bir tutum sergiledi. Ancak bu düþüncesini imparatorluklarýn, özellikle Þark imparatorluklarýnýn af dilemekte güçlük çektiklerine baðladý.  Anlaþýlan Osmanlý Ýmparatorluðu’nun çoktan ortadan kalktýðýný unutmuþ Türkiye’nin tutumunun ise ortada bir soykýrým olmadýðýna inanýlmasýndan kaynaklandýðýný anlamamýþtý.

 

Hrant Dink’in öldürülmesi hakkýnda ABD Temsilciler Meclisi’ne 29 Ocak 2007 tarihinde H.Res. 102 numarasýný taþýyan bir karar tasarýsý verildi.  Ýki gün sonra da, 1 Þubat 2007’de, bu konuda S.Res.65 sayýsýný taþýyan baþka bir tasarý Senatoya sunuldu. Böylelikle koþullardaki deðiþikliklere göre Temsilciler Meclisi veya Senato’daki tasarýya öncelik veren bir taktik benimsendi.

 

Söz konusu tasarýlarýn Ýngilizce metinleri ve Türkçe çevirileri Dergimizin “Güncel Belgeler”  bölümündedir. Görüleceði üzere metinler ayný deðildir, ancak yaklaþýk ayný konular iþlenmektedir. Bu arada dikkati çeken bir husus, her iki metinde de “Ermeni soykýrýmý” deyimlerinin bir özel isim þeklinde yer almasýdýr. Bu durum, tasarýlarýn kabulü halinde Ermeni militanlara soykýrýmýn Temsilciler Meclis ve/veya Senato tarafýndan da kabul edildiðini ileri sürmek olanaðýný vermektedir.

 

Kararlarýn iþlem bölümlerinde, esas itibariyle Hrant Dink cinayeti kýnanmakta, Türkiye’den bu konuda soruþturmaya ve faillerin kovuþturulmasýna devam edilmesi (veya Türkiye’nin bu konudaki çabalarýnýn desteklenmesi) istenmekte ve Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin kaldýrýlmasý talep olunmaktadýr. Senato’ya verilen tasarýnýn daha yumuþak bir dille kaleme alýndýðý görülmektedir.

 

Bu üslup farký nedeniyle ilk önce Senato’da verilen tasarý görüþülmeye baþlandý. Senato’nun Dýþ Ýliþkiler Komitesi’nde 6 Mart 2007 tarihinde ele alýnan tasarý, komitedeki kýdemli Cumhuriyetçi üye Senatör Richard Lugar’ýn, "Ermeni soykýrýmý" terimine atýfta bulunan ifadenin tasarýdan çýkarýlmasýný isteyerek mevcut metne itiraz etmesi sonucunda bir sonraki toplantýya ertelendi[29].

 

Tasarý Dýþ Ýliþkiler Komitesi’nde, 28 Mart 2007’de yeniden görüþülmeye baþlandý. ‘Hrant Dink, Ermeni Soykýrýmý’ndan bahsettiði için 301. madde çerçevesinde, hakkýnda yasal iþlem yapýlmýþtý’ þeklinde soykýrým iddiasýný gerçekmiþ gibi gösteren ifadelerin yerine ‘Hrant Dink, Ermeni katliamýný soykýrým olarak nitelendirdiði için 301. madde çerçevesinde hakkýnda iþlem baþlatýlmýþtý’ sözleri konularak yapýlan bir deðiþiklik sonucunda kabul edilerek Senato Genel Kurulu’na gönderildi.

 

Ýþin esasýna bakýldýðýnda Hrant Dink’in öldürülmesinin Senato’yu neden bu kadar ilgilendirdiði veya bu tür olaylar Senato’nun ilgisini çekiyorsa neden dünyanýn baþka yerlerindeki cinayetlerin veya terör olaylarýnýn ve mesela hemen her gün Irak’ta yüzlerce kiþinin öldürülmesinin ele alýnýp kýnanmadýðý sorularý akla gelmektedir. Ayrýca, kýnanacaksa bu ancak Senato tasarýyý onaylandýktan sonra mümkün olacaðýndan, kýnamada çok geç kalýnacaðý görülmektedir.

 

Ancak tasarý derinliðine incelendiðinde aslýnda Hrant Dink’in öldürülmesiyle pek ilgilenmediði, bu cinayetin uyandýrdýðý büyük yankýlardan yararlanarak, Hrant Dink’in ismi kullanýlmak suretiyle baþka hususlarýn Senato’ya kabul ettirilmeye çalýþýldýðý görülmektedir. Bunlarýn baþýnda soykýrým iddialarý gelmektedir. Yapýlan deðiþiklik bu iddialarý çok zayýflatmýþtýr.

 

Tasarýnýn karar bölümünde Türkiye’nin Ermenistan’la diplomatik, siyasi ve ekonomik tüm iliþkileri kurmasý talebi de Hrant Dink’in ölümüyle ilgili deðildir. Bunlar Ermenistan’ýn talepleridir ve esas itibarýyla Amerikan Hükümeti tarafýndan da benimsenmektedir. Türkiye ise, ilke olarak, Ermenistan’la iliþki kurulmasýna karþý deðildir. Ancak bundan önce Ermenistan’ýn iþgal etmiþ olduðu Azerbaycan topraklarýndan çekilmesini beklemektedir. Bu olmadan Türkiye’nin Ermenistan’la bu tür iliþkiler kurmasý bu iþgalin kabul edildiði anlamýna gelecek ve Azerbaycan çok zor bir durumda kalacaktýr. Ayrýca Karabað sorunu çözümsüzlüðe mahkûm edilecektir. Ermenilerin istediði de budur.

 

Tasarýnýn Komite’de kabul edilmesi Türk Dýþiþlerinde de memnuniyetsizlik yaratmýþtýr. Bakanlýk sözcüsü 29 Mart 2007 tarihinde bu konudaki bir soruya þu cevabý vermiþtir:

 

“Vatandaþýmýz gazeteci Hrant Dink’in 19 Ocak 2007 tarihinde Ýstanbul’da hunharca bir cinayet neticesinde öldürülmesi ile ilgili olarak Senatör Joseph Biden tarafýndan teklif edilen bir karar tasarýsýnýn dün ABD Senatosu Dýþ Ýliþkiler Komitesi tarafýndan kabul edilmiþtir.

 

Cinayetin sorumlularýnýn üzerine kararlýlýkla gidilmesi ve sanýklarýn kýsa süre içinde yakalanmalarýna raðmen, müttefikimiz ABD’nin Senatosu’nda böyle bir karar tasarýsýnýn gündeme getirilmesinin söz konusu menfur cinayetin 1915 olaylarýna atýfla siyasi amaçlar uðruna istismar edilmesinden baþka bir iþe yaramayacaðý açýktýr. Bu husus tarafýmýzdan üzüntüyle karþýlanmýþtýr. Bilindiði üzere, müteveffanýn cenazesine, baþta hükümet temsilcileri olmak üzere, çok kalabalýk bir vatandaþ topluluðu katýlmýþ, söz konusu eylem en aðýr ifadelerle kýnanmýþtýr.

 

ABD, iki ülkeyi ilgilendiren birçok alanda ortak bir vizyon çerçevesinde yakýn bir iþbirliði sürdürdüðümüz bir ülkedir. Bu itibarla, ABD Senatosu’nun olayla ilgili gerçekleri gözardý eden söz konusu karar tasarýsýný benimsemeyeceðini ümit ediyoruz”[30].

 

2. Ahdamar Kilisesi’nin Restorasyonu

 

X. asrýn baþlarýnda Van Gölü üzerindeki bir ada üzerinde Ermeni Kralý 1.Gagik tarafýndan yaptýrýlan sonra terk edilmesi nedeniyle hayli harap durumda bulunan Ahdamar Kilisesi Kültür ve Turizm Bakanlýðý tarafýndan 2.600.000 YTL sarfýyla restore edilerek 29 Mart 2007 tarihinde, Ankara’dan gelen bazý Büyükelçiler, Ermenistan’dan gelen Kültür Bakan Yardýmcýsý Gagik Gürciyan ve Türkiye Ermenileri Patriði Mesrop II’nin de katýldýðý bir törenle bir müze olarak açýldý.

 

Bu açýlýþ gerek Ermenistan’da gerek diasporada eleþtirilere neden oldu.

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý Sözcüsü Vladimir Karabetyan 28 Mart 2007’de bu konuda yaptýðý bir açýklamada[31], kubbesine haç konmadan da olsa kilisenin restore edilmesinin olumlu bir geliþme olduðunu ve Türkiye’nin þimdiye kadar izlediði Ermeni anýtlarýný ihmal ve tahrip etmek politikasýndan vazgeçilebileceðini gösterdiðini belirttikten sonra vaktiyle bu bölgelerde yoðun bir biçimde yaþayan Ermenilerin 20. asrýn baþlarýnda öldürüldüklerini veya sürüldüklerini,  uygulanan soykýrým politikasýnýn kutsal yerlerin ve anýtlarýn tahrip edilmesini de içerdiðini, Ani ve Muþ gibi bir düzine kadar kendi haline terk edilmiþ veya çok kere kasten tahrip edilmiþ eserler için Ahdamar’la ayný yaklaþýmýn gösterileceðini ümit ettiklerini söylemiþtir. Sözcü açýlýþa gönderdikleri heyet için Türkiye’nin kara sýnýrýný bir gün bile açýlmamýþ olmasýný eleþtirmiþ, ayrýca açýlýþla ilgili bildirilerde “Ermeni” kelimesinin kullanýlmamýþ olmasýnýn, Türk Hükümeti’nin sadece tarihe karþý deðil kendi Ermeni azýnlýðýna karþý da taþýdýðý sorumluluktan kaçtýðýný gösterdiðini iddia etmiþtir.

 

Sözcü ayrýca bu açýlýþýn ABD Kongresi’nde Ermeni soykýrýmý tasarýlarýnýn görüþüldüðü bir tarihe rastlamasýnýn tesadüf olmadýðýný bildirerek Ermenistan ve Ermenilerin gerçek bir uzlaþmaya götürmeyen ve kamu oyunu etkilemeye yönelik bu gibi jestleri kabul etmek istemediklerini belirtmiþ ve Ermenistan ile olan sýnýrlarýný açmasý ve normal iliþkiler kurmasý için uluslararasý toplumun Türkiye’yi teþvik etmesi gerektiðini ileri sürmüþtür.

 

Açýlýþa davet edildiði anlaþýlan Ecmiyazin’deki Ermeni Patriði adýna yapýlan bir açýklamada, Ahdamar Kilisesi, Ýstanbul’daki Ermeni Patrikhanesi’ne baðlanmak yerine, müzeye dönüþtürüldüðü için Patrik Karekin II’nin açýlýþ törenine katýlmayacaðý bildirilmiþtir.   Bildiride Türk makamlarýnýn bu hareketinin (müze olarak kullanmak)  Hýristiyan inanýþlarýna ve Ermeni halkýnýn duygularýna aykýrý olduðu için iki halký yakýnlaþtýrmak yolunda olumlu bir adým olarak görülemeyeceði de belirtilmiþtir[32].

 

Beyrut yakýnlarýndaki Antelias’ta oturan Kilikya Patrikhanesi’nden yapýlan bir açýklamada Türkiye Ermeni soykýrýmýný tanýmayý reddettiði için Patrik Aram II’nin açýlýþ törenine katýlmayacaðý ifade edilmiþtir.

 

Avrupa Birliði’nde Ermeni menfaatlerini korumak amacýyla bir çok Ermeni derneði tarafýndan ortaklaþa kurulan, Taþnak eðilimli “Adalet ve Demokrasi Ýçin Avrupa-Ermeni Federasyonu” ise restorasyon giriþimlerinin aslýnda Türkiye’deki Ermeni kilise ve anýtlarýnýn Ermeni niteliðini ortadan kaldýrmak amacýyla yapýldýðýný, zira kiliseye Türkçe bir anlamý olan “Akdamar” isminin verildiðini, Kiliseye haç konmadýðýný, kilisenin Müslüman-Türk sanatýnýn bir tanýðý olduðunun iddia edildiðini ancak kilisenin yapýldýðý yýllarda Türklerin Orta Asya bozkýrlarýnda göçebe olarak yaþadýðýný, son zamanlarda bu bölgedeki haçkar’larýn (taþtan yapýlmýþ büyük Ermeni haçlarý) ortadan kaldýrýldýðýnýn duyulduðunu,  Ermeni soykýrýmýndan önce Türkiye’de 2359 kilise, manastýr ve diðer yapýtýn bulunduðunu, günümüzde bunlarýn hemen hepsinin tahrip edilmiþ olduðunu veya amaçlarý dýþýnda kullanýldýðýný, açýlýþ törenin ABD Kongresi’ndeki soykýrým tasarýlarýnýn kabulünü önlemeyi amaçladýðýný ve Türkiye samimi olsaydý, baþta Ermeni kilisesine ait olanlar olmak üzere, el konulmuþ Ermeni mallarýný daha önce geri vermiþ olmasý gerektiðini bildirmektedir.

 

Ermenistan ve diaspora Ermenilerinin bu konudaki diðer görüþ ve yorumlarý olumsuzdur. Bu tarihi kilisenin restore edilmesinden memnuniyet duyulduðu üzerinde pek durulmadan bu olaydan Türkiye’nin, yukarýda belirttiðimiz þekilde eleþtirilmesi için yararlanýlmaya çalýþýlmýþtýr.

 

Buna karþýn uluslararasý basýnýn tepkisi Türkiye’yi alkýþlamak olmamakla beraber daha ýlýmlý olmuþtur.

 

Sonuç olarak Ermenistan ve Ermenilere karþý bir iyi niyet ifadesi için yapýlmýþ olan Ahdamar Kilisesi restorasyonun bu yönden amacýna ulaþmadýðýný, ancak uluslararasý kamu oyunda nispeten iyi bir etki yarattýðý söylenebilir.

 

III- TÜRKÝYE - ERMENÝSTAN ÝLÝÞKÝLERÝ  

 

Resmi Beyanlar

 

Ýncelediðimiz dönem içinde Türkiye ve Ermenistan dýþiþleri bakanlarý arasýnda bir görüþme olmamýþtýr. En son görüþmenin 2004 yýlý Eylül ayýnda New York’ta gerçekleþtiði düþünülürse Bakanlar yaklaþýk iki buçuk yýldýr karþýlaþmamýþlardýr. Daha önceki dönemde yýlda bir bazen iki kez görüþme yapýldýðý dikkate alýndýðýnda bunun olumsuz bir geliþme olduðundan þüphe bulunmamaktadýr. Görüþmekten kaçan taraf Ermenistan’dýr. iki ülke dýþiþleri bakanlarý arasýnda görüþmeler yapýldýðý taktirde bunun sýnýrlarýn açýlmasý için AB dahilinde Türkiye’ye yapýlan baskýlarýn hafifleyeceðine ve soykýrým iddialarý konusunda bazý ülkelerde parlamentolarýndaki karar tasarýlarýnda erteleneceðine inanýldýðý için Türkiye ile üst düzeyde görüþme yapmaktan kaçýnýldýðý anlaþýlmaktadýr. Ancak görüþme yapýlmamasý da sorunlarý çözmemekte ve Ermenistan’ýn özellikle üzerinde durduðu sýnýrlarýn açýlmasý için hiçbir geliþme saðlamamaktadýr.

 

Taraflar arasýnda üst düzeyde görüþme yapýlmamasýna karþýn iki ülke devlet adamlarý aralarýndaki sorunlar hakkýnda bazý beyanlarda bulunmuþlardýr. Türkiye’de bu beyanlarýn sayýsý nispeten azdýr ve daha ziyade ilkesel tutumlarý yansýtmaktadýr. Buna karþýn Ermeni devlet adamlarýysa Türkiye ile iliþkileri konusunda daha fazla konuþmuþlardýr.

 

T.B.M.M’ de 2007 bütçesinin kabulü münasebetiyle yapýlan görüþmeler, her yýl olduðu gibi 2006’da da Türkiye’nin uluslararasý iliþkiler alanýnda karþýlaþtýðý baþlýca sorunlarýn tartýþýlmasýna vesile teþkil etmiþtir.

 

Bu tartýþmalara temel teþkil etmek üzere Dýþiþleri Bakanlýðý adýna hazýrlanýp tüm milletvekillerine daðýtýlan bir kitapçýðýn[33] Ermenistan ile iliþkiler bölümü þöyledir:

 

“Ülkemiz Ermenistan’la iliþkileri normalleþtirme ve bu ülkeyle iyi komþuluk iliþkileri geliþtirme yönündeki iradesini muhafaza etmektedir. Ermenistan liderliðinin komþularýyla iliþkileri konusunda izlediði ve uluslararasý hukukun temel ilkelerini ihlal eden politikalar, Güney Kafkasya’da bölgesel iþbirliðinin geliþmesini engellemektedir.

 

Bu ülkeyle iliþkilerimizi, iyi komþuluk ilkeleri temelinde geliþtirme arzumuz, Ermenistan liderliðinden ayný düzeyde karþýlýk görmemiþtir. Bununla birlikte, bu, yöndeki çabalarýmýza devam edecek ve diyalog kapýsýný açýk tutacaðýz. Ermenistan Hükümetinin uluslararasý hukuka saygý temelinde, komþularýyla sorunlarýný çözmek için ciddi siyasi irade göstermesi ve tarihin yargýlanmasýný tarihçilere býrakarak, bu yöndeki önerilerimize olumlu yanýt vermesi, iliþkilerin normalleþtirilmesinin yolunu açacaktýr.

 

Sözde soykýrým iddialarýna karþý bir Ortak Tarih Komisyonu’nun (OTK) 1915 dönemine ait geliþme ve olaylarý sadece Türk ve Ermeni deðil, ilgili üçüncü ülkelerin de arþivlerinde araþtýrarak, bulgularýný uluslararasý kamuoyuna açýklamasý önerimiz çerçevesinde Ermenistan’la bugüne kadar toplam üç tur görüþme gerçekleþtirilmiþtir. OTK kurulmasýnýn ve çalýþmalarýna baþlamasýnýn sadece Türkiye-Ermenistan iliþkilerinin normalleþmesine deðil, ayný zamanda Türk ve Ermeni halklarý arasýnda yeniden güven tesis edilmesine de önemli katký saðlayacaðýna inanýyoruz.”

 

Bu metnin “satýr aralarýný” da okumaya çalýþarak incelediðimizde en önemli yönünün Türkiye’nin Ermenistan’la iliþkilerini normalleþtirme ve bunlarý iyi komþuluk temeli üzerine kurma iradesine sahip olduðunu açýkça ifade etmesi olduðu görülmektedir. Ermenistan’dan bu konuda ayný düzeyde karþýlýk alýnmamasýna raðmen Türkiye’nin bu yoldaki çabalarýna devam edeceði ve diyalog kapýsýný açýk tutacaðý belirtilmektedir.

 

Metinde, ikinci olarak iliþkilerin normalleþmesi için Ermenistan’dan ne beklendiði dile getirilmekte ve uluslararasý hukuka saygý ilkesi öncelikle vurgulanmaktadýr. Bu ilke mevcut uluslararasý antlaþmalara (1921 Moskova ve Kars antlaþmalarý gibi) ve ilkelere (toprak bütünlüðünün korunmasý gibi) saygý anlamýna gelmektedir. Metinde, Ermenistan’ýn gerek Türkiye gerek Azerbaycan ile olan sorunlarýný mümkün olduðu kadar ertelemeye çalýþtýðý ve bu nedenle de ya müzakereden kaçýndýðý ya da anlamý olan müzakereler yürütmediði dikkate alýnarak bu ülkeden “komþularýyla sorunlarýný çözmek için ciddi siyasi irade göstermesi” istenmektedir.

 

Uluslararasý hukuka saygý konusunda metinde deðinilen bir diðer hususta Kafkasya’da bölgesel iþbirliðidir. Ermenistan liderliðinin “uluslararasý hukukun temel ilkelerini ihlal eden politikalarýnýn”, Güney Kafkasya’da bölgesel iþbirliðinin geliþmesini engellediði, diðer bir deyimle Ermenistan bu politikasýnda ýsrar ettiði sürece Güney Kafkasya’da iþbirliði için gerekli koþullarýnýn mevcut olamayacaðý belirtilmektedir.

 

Metinde somut olarak deðinilen tek konu soykýrým iddialarý ve bu baðlamda Türkiye’nin Ortak Tarih Komisyonu önerisidir. Bu önerinin ne olduðu kýsaca tekrarlandýktan sonra bu komisyonun kurulmasý ve çalýþmalara baþlamasý Türkiye-Ermenistan iliþkilerinin normalleþmesine katkýda bulunacaðý belirtilmekle, bu Komisyonun kurulmasý ve iliþkilerin normalleþtirilmesi konularý birbirine baðlanmakta ve böylelikle Komisyon’a verilen önemin altý çizilmektedir. Ayný zamanda bu komisyonun kurulmasýnýn “Türk ve Ermeni halklarý arasýnda yeniden güven tesis edilmesine de önemli katký saðlayacaðý” da ifade olunmaktadýr. Gerçekten de Türkiye ve Ermenistan’ýn aralarýndaki baþlýca sorunu teþkil eden bir tarihi olayýn yorumlanmasý için beraberce çalýþmaya baðlamalarý sadece iki halk arasýnda güven saðlamakla kalmayacak uluslararasý alanda da çok olumlu bir geliþme olarak görülecektir. Ne var ki Ermenistan, sonunda haksýz çýkacaðý korkusuyla, Komisyon önerisini kabul etmekten kaçýnmaktadýr.

 

Dýþiþleri Abdullah Gül T.B.M.M’i konuþmalarýnda[34] da Ortak Tarih Komisyonu konusuna deðinmiþtir. Bu önerinin “meydaný boþ bulmuþ Ermeni iddialarý takipçilerini” ilk defa köþeye sýkýþtýrdýðýný ve bazý kesimlerde oluþan yanlýþ inancý da sarstýðýný söylemiþ, bu öneriyi þimdiye kadar atýlan en önemli adým ve “belki son otuz beþ yýl içinde, onlarý þaþýrtan veyahut da Ermeni propagandalarýnýn önüne konulan en büyük taþ” olarak nitelendirmiþtir. Ermeni meselesinin önümüzdeki on yýlýn en önemli meselelerinden birisi olduðunu ve Ermeni ithamlarýný Türkiye’nin üçüncü ülkelerle iliþkilerini bozma istidadýný taþýdýðýný belirtmiþtir. 

 

Abdullah Gül 1 Aralýk 2006 tarihli Meclis konuþmasýnda Ermeni sorununun çözümü amacýyla gerekirse yargý ve tahkim yollarýnýn da deneneceðini, ancak bunlarýn çok titiz çalýþma isteyen konular olduðunu, halen yürütülmekte olan bu çalýþmalarýn ileride siyasi partilerle paylaþýlacaðýný ve sonunda bir devlet politikasý ortaya çýkarýlacaðýný söylemiþtir. Bu ifadeler Türkiye’nin Ermeni sorunu için uluslararasý yargý veya tahkim yollarýný da düþündüðünü, bu konuda incelemeler yapýldýðýný, ayrýca iktidar partisinin bu konuda tek baþýna karar almayý doðru bulmadýðýný, diðer partilerin de katýlýmýyla bir devlet politikasý ortaya çýkarýlmasýnýn uygun görüldüðünü göstermektedir.

 

Þehitleri Anma Günü münasebetiyle 16 Mart 2007’de Ankara’da Cebeci Mezarlýðý’ndaki Dýþiþleri Þehitliði’nde bir konuþma yapan Dýþiþleri Bakaný Gül (konuþmanýn tam metni Dergimizin Güncel Belgeler kýsmýnda verilmektedir.) zamanýnda tüm tehlikelere raðmen Türk diplomatlarýn görevlerini yerine getirmekten çekinmediðini vurgulamýþ, Ermeni terörüne temasla sözde soykýrým davalarýný kendilerine politika yapanlarýn bu terör olaylarýný ve sempati duyduklarý gruplar arasýndan nasýl terörist çýktýðýný ve medeni geçinen bazý ülkelerde bu terörü nasýl icra ettiklerini hatýrlamalarýný ümit ettiðini bildirmiþtir.

 

Dýþiþleri Bakaný’nýn 28 Mart 2007 tarihinde The Washington Times gazetesinde “Politicizing the Armenian Tragedy” (Ermeni Trajedisini Siyasallaþtýrmak) baþlýðýyla yayýnladýðý bir yazý Türkiye’nin Ermeni sorununun çeþitli yönleri hakkýndaki görüþlerini yansýtmasý bakýmýndan önem taþýmýþtýr.

 

Abdullah Gül bu yazýsýnda ABD ile Türkiye arasýndaki ortak çýkarlara ve iþbirliðine deðindikten sonra ancak bunlarýn kendi siyasi gündemini takip eden tek bir çýkar grubu tarafýndan tehlikeye atýldýðýný Ermeni lobi kuruluþlarý bir kez daha, ABD'nin veya Ermenistan'ýn öncelikli veya daimi çýkarlarýna bakmaksýzýn geçmiþi siyasallaþtýrmaya ve kendi tarih görüþlerini empoze etmeye çalýþtýðýný, Sorgulanmakta olan bu tarihi dönemin karmaþýk siyasi tarihi ve dinamikleri henüz tam anlamýyla kavranmýþ olmadýðýný ayný dönemde Türklerin veya Müslümanlarýn kayýplarýndan söz edilmiyor olmasýnýn gerçekten de esef verici olduðunu ifade etmiþtir.

 

Ermenilerin iddialarýna göre yaþananlarýn "soykýrým" olarak tanýmlandýðýný burada sorun, uluslararasý yasalar çerçevesinde Osmanlý Hükümeti’nin Ermenilerin sistematik olarak, tümüyle veya kýsmen yok edilmeleri için bir devlet politikasý izleyip izlemediði olduðu, bu sorunun cevabýnýn ise ilk elden kaynaklarla çalýþabilen akademisyenlerin verebileceðini bu nedenle Türkiye’nin 2005 yýlýnda Ermenistan'a, gerçekte neler yaþandýðýný öðrenmek üzere tarihçilerden oluþan ortak bir komisyon kurulmasýný önerdiðini, Türk arþivlerinin uluslararasý akademik çevrelere açýk olduðunu ancak önemli Ermeni arþivlerinin kullanýma açýk bulunmadýðýný belirtmiþ, Ermenistan’ýn bu ortak komisyonun kurulmasýný ve komisyondan çýkacak sonucu kabul edeceðini açýklayacaðý cevabýnýn beklendiðini vurgulayarak akademisyenlerin bu çalýþmaya katýlmasý için, ABD de dahil olmak üzere, üçüncü ülkelere davette bulunmuþtur.

 

ABD Temsilciler Meclisine sunulan 1915 yýlýnda yaþanan olaylardan "soykýrým" olarak söz edilen karar tasarýsýnýn kabul edilmesinin Türk halkýný derinden inciteceðini ifade eden Gül, Hrant Dink’in öldürülmesinin, binlerle Türk vatandaþýnýn tepkisine neden olduðunu, Türk tarafý daha olumlu bir atmosfer yaratmanýn yollarýný düþünürken, Ermeni Hükümeti, Türklerin soykýrým iddialarýný tanýma þansýný kaçýrdýklarý gibi temelsiz fikirler yaymaya çabaladýðýný, Hrant Dink’in ölümü öncesinde yayýmlanan bir mülakatýnda söylediði gibi, Ermeni diasporasýnýn ne Türkiye'nin ne de baþka bir ülkenin hükümetinden veya parlamentosundan soykýrýmýn kabul edilmesi yönünde herhangi bir talepte bulunmamasý gerektiðini, halen Türkiye'de 70 bin Ermeni vatandaþýnýn çalýþtýðýný, Ýstanbul-Erivan arasýnda doðrudan uçuþlar olduðunu, Türk ve Ermeni kuruluþlarý, sivil toplum örgütleri, iþadamlarý ve yerel yetkililerin birbirleriyle doðrudan temas halinde bulunduklarýný ifade etmiþtir.

 

Gelecek kuþaklarý sert söylemlerden ve açýk düþmanlýðýn hegemonyasýndan kurtarmaya kararlý olduklarýný belirten Dýþiþleri Bakaný kendi kendini sorgulamak, bir sorunun çözümlenmesi sürecinin ayrýlmaz bir parçasý olduðunu bu anlamda Türkiye’nin kendini sorgulama konusunda üzerine düþeni yerine getirmekte bulunduðunu, þimdi Ermenilerin aynýsýný yapma zamaný olduðunu ifade etmiþtir.

 

Baþbakan Erdoðan fýrsat oldukça konuþmalarýnda Ermeni sorununa deðinmiþtir. 11 Mart 2007 tarihinde Bakü'de yapýlan "Türkiye-Azerbaycan Diasporalarý 1. Ortak Forumu"na katýlmýþ ve burada yaptýðý konuþmalarda Türkiye-Ermenistan arasýndaki iliþkiler ve özellikle Ortak Tarih Komisyonu hakkýnda hükümetinin görüþlerini dile getirmiþtir[35]. Baþbakan Erdoðan’ýn Karabað konusunda Azerbaycan’a verdiði çekincesiz destek ve bu arada Karabað’da yapýlan referandumu kabul etmemesi ve bu bölge için toprak bütünlüðü ve sýnýrlarýn güç kullanýlarak deðiþtirilmemesine dair uluslalararasý ilkelerin kabulünü istemesi Ermeni basýnýnda eleþtirilere neden olmuþtur[36].

 

Ermenistan’a gelince Baþkan Koçaryan’ýn geçen dönemlere nazaran daha fazla Türkiye ile olan iliþkilere deðindiði görülmüþtür. 2006 yýlý Kasým ayýnda Almanya’yý ziyareti sýrasýnda Bertelsmann Vakfýnda konuþmasý sýrasýnda kendisine yöneltilen Türkiye’nin tarihçiler komisyonu kurulmasý önerisini neden benimsemediði hakkýndaki bir soruya tarihçilerden deðil, politikacýlardan kurulu bir komisyona taraftar olduklarý zira soykýrýmýn sorumluluðunun tarihicilere deðil politikacýlara ait olduðu cevabýný verdi[37]. 1915 Ermeni sürgününe karar verenler artýk yaþamadýklarýna, günümüz Türk siyaset adamlarýný da bu sürgünden sorumlu olamayacaklarýna göre Koçaryan’ýn bu görüþünün bir anlamý yoktu. Adý geçen bunu fark etmiþ olacak ki siyaset adamlarýndan kurulacak bir komisyonun alt gruplarýndan birinin tarihçilerden oluþabileceðini de sözlerine ekledi[38]. Koçaryan’ýn bu çeliþkili sözlerinin temelinde Ermenilerin,  gerçek bir olaymýþ gibi kabul ettikleri soykýrým iddialarýný tartýþmak istememeleri bulunmakta ve bu nedenle tarihçiler komisyonu önerisine karþý çýkýlmaktadýr. Buna karþý Ermeniler “soykýrýmýn sonuçlarýný” tartýþmaya hazýrdýrlar. Bu deyimle “soykýrým kurbanlarýna” veya mirasçýlarýna ödenecek tazminat, bunlarýn Türkiye’de olan mallarýnýn iadesi ve Ermenistan yetkilileri tarafýndan hiç telaffuz edilmemekle beraber Taþnaklarca zaman zaman dile getirilen Türkiye’den Ermenistan’a toprak verilmesi gibi konular vardýr. Bunlarýn müzakeresinin ise tarihçilere deðil siyaset adamlarýna ait olduðu ileri sürülmektedir.

 

Durum böyle olmakla beraber þu anda Ermenistan’ýn soykýrým iddialarý ve bunlara dayanan taleplerle fazla uðraþmak istemediði de görülmektedir. Baþkan Koçaryan, bir mülakat[39] sýrasýnda kendisine, Türkiye’den ne gibi talepleri olduðu, katliamlar nedeniyle af dilenmesini mi istedikleri yoksa bu olayýn kurbanlarý için tazminat mý talep ettikleri þeklindeki bir soruyu “Tazminat bu katliam nedeniyle zarar görmüþ olanlar tarafýndan istenebilir. Dünyada Ermeni diasporalarýnda tazminat talep etme hakkýna hukuken sahip birçok Ermeni bulunduðunu düþünüyorum”  cevabýný vermiþtir.

 

Görüldüðü gibi Koçaryan tazminat talebinin Ermenistan tarafýndan deðil, sürgünden zarar görmüþ ve halen çeþitli ülkelere daðýlmýþ Ermeniler tarafýndan istenebileceðini belirtmektedir. 1915 yýlýnda Ermenistan devleti mevcut olmadýðý için ve ayrýca Türkiye’nin tazminat vermek için uluslararasý bir taahhüdü bulunmadýðý için Ermenistan’ýn Türkiye’den tazminat isteyemeyeceði doðrudur. Diðer yandan Lozan Antlaþmasý Osmanlý uyruklularýn devletten olabilecek talepleri için koymuþ olduðu zaman aþýmý süreleri çoktan dolduðundan Diaspora Ermenilerinin de Türkiye’den tazminat istemek hakký yoktur.

 

Baþkan Koçaryan bu mülakat sýrasýnda Ermenistan’ýn Türkiye’den olan taleplerini diplomatik iliþki kurulmasý ve ablukanýn kalkmasý (sýnýrlarýn açýlmasý) olarak saymýþtýr. Ayrýca Türkiye’nin Karabað sorunuyla ilgili tutumunu deðiþtirmesini istemiþtir. Bu konuda Türkiye’nin Kuzey Kýbrýs’ý iþgal ederken Ermenistan’dan Karabað için bazý önlemler almasýný istemesini (Karabað iþgaline son verilmesi) ikiyüzlülük olarak nitelendirmiþtir.  Koçaryan bu sözleriyle Türkiye Karabað’ýn iþgaline itiraz etmezse Ermenistan’da Kuzey Kýbrýs’taki Türk Silahlý Kuvvetlerinin varlýðýna itiraz etmeyeceði gibi bir anlam çýkmaktadýr. Türkiye’nin Kýbrýs konusunda Ermenistan’ýn desteðine ihtiyacý olmadýðýný, Koçaryan’ýn bu sözlerinin daha ziyade Güney Kýbrýs Yönetimi’ni ilgilendirmesi gerektiðini bu vesileyle belirtelim.

 

Koçaryan bu mülakatý sýrasýnda tarihi unutamayacaklarýný fakat iki halkýn (Türkler ve Ermenilerin) uzlaþmasý için bir doðal yol olmasý gerektiðini de söylemiþ ve bu uzlaþmanýn suçlu tarafýn suçunu kabul etmesiyle (yani Türkiye’nin soykýrým iddialarýný kabul etmesiyle) baþlayabileceðini ancak Türkiye’de halen bu suçu kabul etme iradesi bulunmadýðýný, bununda þimdiki durumu yarattýðýný ifade etmiþtir.

 

Koçaryan son olarak, Türkiye’nin sýnýrlarýný açmak için Ermeni kuvvetlerinin Karabað’dan çekilmesi koþulunu öne sürdüðünü, bunun kendileri için kabul edilebilir olmadýðýný söylemiþ, Türkiye ile önkoþul olmadan diplomatik iliþki kurmaya hazýr olduklarýný tekrarlamýþ, ülkeler arasýnda normal koþullar mevcut olmasýnýn engellerin aþýlmasýna yardým etiðini belirtmiþtir.

 

Bu arada Baþkan Koçaryan Güney Kýbrýs’ý ziyareti sýrasýnda verdiði bir mülakatta[40] Türkiye’nin AB sürecinde gerçekleþtireceði reformlar sayesinde yeni bir durumun ortaya çýkacaðýný ve Türk halkýnýn Ermeni soykýrýmýný sorgulamaya baþlayacaðýný, bunun zor bir süreç olduðunu bildiðini, ancak soykýrýmýn baþka ülkeler tarafýndan tanýnmasýnýn Türk halký tarafýndan da tanýnmasýna yardýmcý olacaðýný söylemiþtir. Koçaryan’ýn soykýrým iddialarýnýn kabulü konusunda baþka ülkelere güvendiði bu arada dýþarýdan gelen baskýlarýn Türkiye’de teslimiyet deðil direnme yarattýðýný bilmediði anlaþýlmaktadýr.

 

Ermenistan Devlet Baþkaný baþka bir mülakatýnda[41] Türkiye’nin AB üyelik sürecine de deðinmiþ ve Türkiye’nin bir yandan Ermenistan sýnýrýný kapalý tutarken diðer yandan AB ile üyelik müzakereleri yürütmesinin kabul edilemez olduðunu bildirmiþ, hatta bunun Avrupa deðerleriyle uyuþmadýðýný söyleyerek, Türkiye ile müzakereleri yürüten Avrupa Komisyonu’nu dolaylý bir þekilde eleþtirmiþtir. Diðer yandan Koçaryan sýnýrlarýn açýk olmasý koþulunun Türkiye’nin tüm komþularý için geçerli olmasý gerektiðini de bildirmiþtir. Bu sözlerle AB’nin Türk limanlarýnýn Güney Kýbrýs gemilerine açýlmasý için uðraþýrken Türkiye’nin Ermenistan ile olan sýnýrýný açmasý için gayret göstermediðini ifade edilmek istenmektedir. Böylelikle Koçaryan AB üyesi Güney Kýbrýs ile bu örgüte üye olmayan Ermenistan’ ý ayný kefeye koymak istemektedir.

 

Robert Koçaryan son olarak Fransýz Le Figaro gazetesine verdiði bir mülakatta[42] da soykýrým iddialarýna ve ülkesinin Türkiye ile olan iliþkilerine yukarýda belirttiðimiz þekilde temas etmiþtir. Burada ilginç olan husus Fransa’da Ermeni soykýrým iddialarýný kabul etmeyenlerin cezalandýrýlmasýna dair kanun tasarýsý hakkýnda bu tasarýnýn Ermenistan’ýn deðil Fransa’daki Ermeni cemaatinin giriþimi olduðunu, Fransa’nýn iç siyasetini ilgilendirdiðini, ancak tabii Ermenistan’ýn “soykýrýmýn” tanýnmasýna iliþkin her giriþimi desteklediði gibi, hayli mesafeli bir cevap vermiþ olmasýdýr. Bunun nedeni ise Ermenistan’ýn, þu anda Türkiye ile normal iliþkiler kurularak bir an önce sýnýrlarýn açýlmasýna öncelik verdiði ve “soykýrým” konusunu daha ziyade diasporanýn konusu olarak görmesidir.

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakaný, Vartan Oskanyan’da konuþma ve mülakatlarýnda Türkiye ile iliþkilere ve özellikle soykýrým iddialarýna geniþ yer ayýrmýþtýr. Bunlarda dikkati çeken nokta Oskanyan’ýn ana çizgileriyle Baþkan Koçaryan’ýn görüþlerini benimserken ayrýntýda mensubu olduðu diaspora söylemine daha yakýn ifadelerde bulunmasýdýr. Mesela Oskanyan’ýn Türkiye’yi kastederek, soykýrýmýn tanýnmamasý ve kýnanmamasýnýn soykýrýmýn devamý olduðuna dair sözleri[43] aslýnda bir diaspora söylemidir, ancak Oskanyan bu ifadelerinin hemen arkasýndan geleceðe bakmalarý gerektiði için Türkiye ile normal iliþkiler kurmaya çalýþtýklarýný da söylemiþtir.

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Güney Kýbrýs gazetesine verdiði bir mülakatta[44] Türkiye konusuna ve özellikle soykýrým iddialarýna deðinmiþ ve Türkiye ile normal iyi komþuluk iliþkileri kurmak için Ermeni “soykýrýmýný” tanýmasýný istemedikleri hakkýnda bilinen görüþü tekrarlamýþtýr. Ancak hemen arkasýndan “soykýrýmýn” tanýnmasýna çalýþýlmasýnýn Diaspora’da ve Ermenistan’daki her Ermeni için bir manevi zorunluluk olduðunu belirtmiþtir. Böylece Ermenistan iliþki kurmak için Türkiye’nin “soykýrýmý” tanýmasýný istemeyecek ancak gündeminde soykýrýmýn tanýnmasýný da bulunduracaktýr. Diðer bir deyimle Ermenistan Türkiye ile normal iliþki kurduktan sonra da soykýrým suçlamalarýna devam edecektir.

 

Oskanyan ayrýca Ermenistan yetkililerinin nadiren ele aldýklarý tazminat konusuna da deðinerek “soykýrým” için en düþük tazminin bunu tanýmak olduðunu da söylemiþtir.  En yüksek tazminin ne olduðunu belirtmemekle beraber bunun Ermenilere yüklü bir meblað ödenmesi ve Doðu Anadolu’dan Ermenistan’a toprak verilmesi olduðu bilinmektedir.

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakaný “soykýrýmý” tanýyan ülkelerin sayýsý arttýkça Türkiye’nin “inkâr” politikasýnda daha saldýrgan hale geldiðini, bu politika için Türklerin hiçbir zaman, devlet düzeyinde bu kadar örgütlü olmadýklarýný ifade etmiþtir. Bu sözler aslýnda son zamanlarda Ermenilere hâkim olan bir düþ kýrýklýðýný dile getirmektedir. Ermeniler öteden beri “soykýrýmý” tanýyan devletlerin sayýsý artýnca bunlarýn etkisi altýnda Türkiye’nin de bu tanýmayý yapacaðý hesabý içinde olmuþlardýr. Oysa devletlerin sayýsýnda ciddi artýþa ve bazý Türk bilim adamlarýnýn Ermeni görüþlerini benimseyip bunlarýn kabulü için çaba göstermesine raðmen, Türkiye’de Ermeni suçlamalarýna karþý durma iradesi daha da güçlenmiþtir. Oskanyan da bunu kabul ettiðine göre normal olarak Ermenilerin “soykýrýmýn” Türkiye tarafýndan kabul edileceðini esas alan politikalarý terk etmeleri gerekmektedir.

 

Baþbakan Erdoðan’ýn 2005 yýlý Nisan ayýnda “soykýrým” iddialarýný araþtýrmak üzere bir tarihçiler komisyonu kurulmasý konusundaki önerisi hakkýnda Oskanyan, bunun bir aldatmaca olduðunu söyledikten sonra, iki ülke arasýnda diplomatik iliþki olmadýðýna göre, böyle bir komisyonun nasýl kurulacaðýný sormuþtur. Aslýnda iki ülke arasýnda diplomatik iliþki bulunmamasý görüþme yapýlmasýna engel deðildir. Ermenistan’ýn kurulduðu günden bu yana her düzeydeki Ermeni ve Türk yetkileriler bir araya gelerek görüþmüþler ve toplantýlar yapmýþlardýr. Oskanyan’ýn kendisi de, önce Ýsmail Cem sonra Abdullah Gül’le olmak üzere, Türkiye Dýþiþleri Bakanlarýyla bir çok kez bir araya gelmiþtir. Ermenilerin tarihçiler komisyonu önerisinden kaçýnmalarý, þimdiye kadar on sekiz ülke parlamentosunun “soykýrým” konusunda aldýðý kararlarýn etkisi altýnda bu konunun kendi lehlerine çözümlendiði inancý içinde olmalarýndan ileri gelmektedir. Ancak bunu açýkça ifade edemediklerinden iki ülke arasýnda diplomatik iliþki olmamasý gibi bazý bahanelerin arkasýna gizlenmeye çalýþmaktadýrlar. Bu arada tarihçiler komisyonu kurulmasýna taraftar olan ülkelerin sayýsýnýn artmasý Ermenistan’ýn bahanelerinin inandýrýcý bulunmadýðýný göstermektedir.

 

Açýklamalarý sýrasýnda Oskanyan, Karadað sorununun Türkiye ile olan iliþkilerinin önünde büyük bir engel oluþturduðunu söylemiþ ve ayrýca Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiði desteðin Kafkaslarda Türkiye’nin inanýlýrlýðýna, aðýrlýðýna ve Doðu ile Batý arasýnda bir köprü oluþturmak iddiasýna zarar verdiðini iddia etmiþtir. Türkiye, Ermenistan hariç, Kafkaslarý oluþturan Rusya, Gürcistan ve Azerbaycan ile iyiden mükemmele kadar deðiþen olumlu iliþkiler içindedir. Diðer yandan þu anda Türkiye’yi ziyaret etmekte olan Papa’nýn Türkiye’nin köprü konumuna verdiði önem Oskanyan’ý yalanlamaktadýr. 

 

Ankara’da yayýnlanan “The New Anatolian” gazetesi yazarlarýnda Nursun Erel Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vartan Oskanyan ile, Ermenistan’ýn Türkiye’ye karþý tutum ve politikasýný ayrýntýlý bir þekilde dile getiren uzun bir mülakat yaptý[45] . Nursun Erel Oskanyan’ýn görüþleri hakkýnda bizimle de uzun bir mülakat yaparak bunlarý gazetesinde yayýnladý[46]. Gerek Oskanyan’ýn söylediklerini gerek bunlara karþý olan görüþlerimizi aþaðýda kýsaltarak veriyoruz.

 

Oskanyan son zamanlarda hemen her konuþmasýnda yaptýðý gibi, bu kez de Ermenistan’ýn Türkiye ile iliþkilerini normalleþtirmek için Türkiye’nin Ermeni “soykýrýmýný” tanýmasýný bir ön þart olarak ileri sürmediklerini tekrar etmiþ ancak soykýrýmýn tanýnmasýna çalýþýlmasýnýn kendileri için moral bir vecibe olduðunu, Ermenistan “soykýrýmýn” tanýnmasý için uðraþýrken Türkiye’nin de inkârcý politikalar izleyebileceðini belirmiþtir. Diðer bir deyimle Oskanyan Türkiye’nin sýnýrlarýný açmasýný, Ermenistan’ýn Türkiye’ye karþý soykýrým suçlamalarýna devam etmesini, Türkiye’nin de, bu ithamlara karþý soykýrým olmadýðýný ileri sürerek kendisini savunmaya çalýþmasýný önermiþtir.

 

Ýki ülke arasýnda barýþ ve anlayýþýn yerleþmesi ancak karþýlýklý ithamlarýn ve düþmanlýklarýn son bulmasýyla mümkün olabilir. Bu bazý tarihi olaylarýn unutulmasý demek deðildir. Türklerin de unutmak istemediði Ermenilerle ilgili bazý tarihi olaylar vardýr. Ancak aradan bir asra yakýn bir zaman geçtikten sonra bu olaylar tarihçilerin ve diðer uzmanlarýn incelemesine býrakýlmalý ve iki ülke arasýnda sorun olmaktan çýkarýlmadýr. Oysa Oskanyan’ýn Türkiye ve Ermenistan arasýnda soykýrým anlaþmazlýðýnýn sürüp gitmesini istediði görülmektedir.

 

Oskanyan Nursun Erel’in Türkiye’nin soykýrým iddialarýný uluslararasý yargýya taþýmasý olasýlýðý için ne düþündüðü sorusuna verdiði cevapta, özetle, kendileri için bir davanýn söz konusu olamayacaðýný, hiç bir zaman bu konuda konuþmayacaklarýný, kendilerinin soykýrým konusunda gerçek delilleri bilerek büyüdüklerini, Ermeniler için mahkemeye giderek “soykýrýmýn” kanýtlamak gibi bir sorun bulunmadýðýný söylemiþ ve bu konunun tarihsel veya hukuksal deðil siyasi olduðunu ve Türkiye ile Ermenistan arasýnda bir sorun oluþturduðunu ilave etmiþtir.

 

Önce Oskanyan’ýn bu konuya mantýksal deðil duygusal bir þekilde yaklaþtýðýný belirtmekle baþlayalým. Ermenilerin büyük çoðunluðu gibi Oskanyan da, son altmýþ yýldan beri kendi kendilerini tabi tuttuklarý beyin yýkamanýn sonucu olarak, soykýrým olduðuna kesin bir þekilde inanmakta ve bunu tartýþmak dahi istememektedir. Ancak ayný zamanda Türkiye’den ”soykýrým” olduðunu kabul etmesini de talep ettiklerinden bu konuyu Türkiye ile tartýþmalarý da gerekmektedir. Bunu yapmamak için diðer devletlerin “soykýrýmýný” kabul etmesine çalýþmakta ve Türkiye’nin bu devletlerin etkisi altýnda  “soykýrýmý” kabul edeceðini ummaktadýr. Oysa, bizzat Oskanyan’ýn bir süre önce dediði gibi, soykýrýmý kabul eden devletlerin sayýsý arttýkça Türkiye’nin direnci de artmaktadýr. O itibarla Ermenilerin soykýrým konusunu Türkiye ile görüþmek istememeleri mantýksal deðildir. Diðer yandan bir an önce Türkiye ile diplomatik iliþki kurmak ve sýnýrlarýn açýlmasýný saðlamak arzusunda olan Ermenistan için iki ülke arasýndaki iliþkilerin normalleþmesinin önündeki baþlýca engellerden biri olan soykýrým sorununu tartýþmaktan kaçýnmak kendi çýkarlarýna zarar vermektedir. Türkiye, soykýrým iddialarý konusunun bir an önce çözüme baðlanmasý gereðinden hareketle, 2005 yýlý Nisan ayýnda Ermenistan’a bu konunun tarihçiler ve diðer uzmanlar tarafýndan incelenmesini teklif etmiþ ancak Ermenistan bunu kabul etmemiþtir. Türkiye bu kez konuyu uluslararasý yargýya götürerek çözümlemek olanaklarýný aramaya baþlamýþtýr. Ancak Ermenistan Dýþiþleri Bakanýnýn yargýya baþvurulmasý hakkýndaki tutumu da olumsuzdur. Her ne kadar bu olumsuzluðun temelinde “soykýrým gerçeðini” tartýþmamak isteði var gibi görünse de Ermenilerin, yargý organlarý önünde bir soykýrým olduðunu kanýtlayamamak endiþesini taþýdýklarý anlaþýlmaktadýr.

 

Oskanyan, yukarýda deðindiðimiz Tarihçiler Komisyonu önerisini Türkiye’nin olumlu bir adým attýðýna Avrupalýlarý inandýrmaya yönelik bir aldatmaca olarak nitelendirmiþ ve bunu üç nedene dayandýrmýþtýr.

 

Oskanyan’a göre birinci neden zaten böyle bir komisyon olmasý ve Türk, Ermeni ve yabancý bilim adamlarýnýn bu konuyu tartýþmýþ ve tutumlarýný ortaya koymuþ bulunmalarýdýr. Bu bilim adamlarý Baþbakan Erdoðan’a bir mektup yazarak, sorunu incelediklerini ve soykýrým olduðu sonucuna vardýklarýný ve bu konuda daha fazla tartýþmaya gerek olmadýðýný bildirmiþlerdir. 

 

Bu konuda Oskanyan’ýn bilerek veya bilmeyerek bir karmaþa içinde olduðu görülmektedir. Türk, Ermeni ve diðer bilim adamlarýný bir araya getiren bir komisyon mevcut olmamýþtýr. 2004 yýlýnda Türk Tarih Kurumu yetkilileriyle, kendisinden baþkasýný temsil etmeyen Avusturya vatandaþý bir Ermeni tarihçi arasýnda Viyana’da bazý görüþmeler yapýlmýþ ve bazý belgeler teati edilmiþse de bu grup çalýþmalarýný sürdürememiþtir.

 

ABD’de Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Derneði adýný taþýyan bir kuruluþ 16 Nisan 2005 tarihinde Baþbakan Erdoðan’a bir mektup göndererek Ermeni soykýrýmý varlýðýnýn, sadece Ermeni deðil bu konuyu inceleyen diðer bilim adamlarýnýn da genel görüþü olduðunu bildirmiþtir. Ancak söz konusu dernek soykýrým konusunda uzmanlaþmýþ bilim adamlarýnýn deðil tamamýný, çoðunluðunu dahi içermemektedir. Bu arada bu derneðe üye bir Türk bilim adamý bilinmemektedir. Ayrýca, Ermeni soykýrýmý gibi siyasi amaçlarla ortaya atýlan bir iddiayý taraflardan birinin Baþbakanýna mektup göndermek suretiyle desteklemenin bilimsel deðil siyasi bir davranýþ olduðu açýktýr.

 

Oskanyan’ýn ileriye sürdüðü ikinci neden Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesidir. Ermenistan Dýþiþleri Bakaný bu madde soykýrým olduðunu söyleyen kiþileri cezalandýrdýðý için, Tarihçiler Komisyonu’na katýlacak Türk bilim adamlarýnýn “soykýrým” olduðunu kabul edemeyeceklerini, hatta 1915 olaylarýný bile tartýþamayacaklarýný ifade etmiþtir.

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakaný’nýn büyük bir abartma içinde olduðu görülmektedir. Önce 301. madde metninde soykýrým sözcüðünün bulunmadýðýný belirtelim. Bu madde Türklüðü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarýný aþaðýlayanlarýn cezalandýrýlmasýna iliþkindir. Eðer savcý, þikâyet üzerine veya resen, soykýrým olduðunu söylemeyi Türklüðü aþaðýlama olarak görürse dava açabilir. Ancak “Ermeni Soykýrýmý”ný kabul ettiði için Türkiye’de mahkûm olmuþ bir kiþi yoktur. Diðer yandan Türkiye’de bazý yayýnevleri “Ermeni soykýrýmý” olduðunu iddia eden bazý yazarlarýn kitaplarýný serbestçe yayýnlamaktadýr.

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakaný’nýn ileriye sürdüðü üçüncü husus iki ülke arasýndaki sýnýr kapalýyken nasýl bir tarihçiler komisyonu kurulacaðýdýr. Ýki olay arasýnda bir iliþki bulunmamaktadýr. Türkiye’nin Ermenistan’la olan kara sýnýrýnýn kapalý olmasý Ermenilerin Türkiye’ye gelmesinin yasaklandýðý anlamýna gelmemektedir. Nitekim sayýlarý 70.000 kadar olduðu söylenen Ermenistan uyruklu kiþi Türkiye’de çalýþmakta ve hava yolu veya baþka ülkeler kara sýnýr kapýlarýný kullanarak Ermenistan’a gidip gelmektedir. Diðer yandan kara sýnýrýn kapalý olmasý iki ülke ilgililerinin çeþitli temaslar yapmasýný engellememiþtir. Bizzat Vartan Oskanyan birçok kez Türkiye’ye gelmiþ, toplantýlara katýlmýþ, konferanslar vermiþtir.

 

Kýsaca Ermeni Dýþiþleri Bakaný’nýn Tarihçiler Komisyonu kurulmasýna karþý gösterdiði nedenlerin geçerliliði yoktur. Asýl neden Ermenilerin, þimdiye kadar on sekiz ülkenin parlamentosunun soykýrým iddialarýný kabul eden kararlar aldýðýný ve Batý dünyasý ülkeleri kamuoylarýnda soykýrým olduðu yolunda bir kaný bulunduðunu dikkate alarak, soykýrým tartýþmasýnýn lehlerine sonuçlandýðý inancýyla, bu konunun incelenmesini ve tartýþýlmasýný istememeleridir.

 

Oskanyan bu mülakat sýrasýnda Kars Antlaþmasý’na da deðinmiþtir. 13 Ekim 1921 tarihinde Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Sovyetler Birliði arasýnda imzalanan Kars Antlaþmasý, diðer bazý hususlarýn yanýnda, Türkiye’nin Doðu sýnýrlarýný saptamýþtýr. Bu Antlaþma halen geçerli olmasý Ermenistan’ýn Türkiye’den toprak talebinde bulunmasý hukuken imkansýz kýlmaktadýr.

 

Bu vesileyle Türkiye’nin, 1990’larýn baþýnda Ermenistan’a, diplomatik iliþki kurulmasý için, iki ülkenin birbirlerinin toprak bütünlüðünü tanýdýklarýný belirten bir belge imzalanmasýný teklif ettiðini, ancak Ermenistan’ýn Kars Antlaþmasý yürürlükte olmasýna raðmen, bu öneriyi kabul etmediðini,  izleyen yýllarda da Türkiye’nin çeþitli giriþimlerine raðmen, tutum deðiþtirmediðini, Türkiye’nin de, soykýrým iddialarýný, Karabað ve diðer Azerbaycan topraklarýnýn iþgalini dikkate alarak, Ermenistan ile diplomatik iliþki kurmadýðýný belirtelim.

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakaný bu konuda þunlarý söylemiþtir: “Bana kalýrsa Kars Antlaþmasý yürürlüktedir ve herhangi bir antlaþma resmen reddedilmedikçe veya yeni bir antlaþmayla deðiþtirilmedikçe yürürlükte kalýr. Ancak sorun antlaþmanýn Türkiye tarafýndan çok kez ihlal edilmiþ olmasýdýr. Bir hukuk uzmanýnýn, bu anlaþmaya ve uygulanýþ þekline baktýðý takdirde, anlaþmanýn geçerli olduðu sonuca varacaðýndan emin deðilim. Ýhlal, Ermenistan ile sýnýrlarýný kapamýþ olan Türk tarafýndan gelmektedir.”

 

Önce Ermenistan Dýþiþleri Bakaný’nýn Kars Antlaþmasý’nýn yürürlükte olduðunu, resmi bir beyan olarak deðil, kiþisel bir kaný olarak söylediðine dikkatleri çekmek gerekmektedir. Oskanyan’ýn bu þekilde davranmasýnýn nedeni Ermenistan’da, baþta Taþnaklar olmak üzere, Saðcý partilerin Türkiye’den hukuken toprak talebinde bulunmasýný engelleyen Kars Antlaþmasý’ný geçersiz veya yok saymak eðiliminde olmalarýdýr. Oskanyan, bu çevrelerle bir sorun yaratmaktansa Antlaþmanýn “kendisine kalýrsa” yürürlükte olduðunu belirtmek yolunu seçmiþtir.

 

Kars Antlaþmasý incelendiðinde, özetle, þu hususlar içerdiði görülür. Ýlk olarak daha önce yapýlmýþ olan bazý antlaþmalarýn geçersiz olduðu ifade edilmekte ve bu arada Türkiye Hükümeti’nin tanýmadýðý hiçbir uluslararasý belgenin tanýnmayacaðý belirtilmektedir. Böylelikle Sovyetler Birliði, Azerbaycan, Gürcistan gibi Ermenistan da Sevr Antlaþmasý’ný tanýmamayý, Kars Antlaþmasý’yla resmen kabul etmiþtir. Aþýrý Ermeni milliyetçilerinin Kars Antlaþmasý’na karþý olmalarýnýn nedenlerinden biri budur. Antlaþma daha sonra Türkiye ile sýnýrý saptamakta ve bu arada Batum’u Gürcistan’a býrakmaktadýr. Diðer önemli bir madde Nahcivan’ýn Azerbaycan’ýn himayesinde özerk bir bölge olduðunun belirtilmesidir. Diðer bir deyimle günün birinde Nahcivan’ýn statüsünün deðiþmesi Türkiye’nin de rýzasýna baðlý olmaktadýr ki bu da, Karabað gibi Nahcivan’ýn da ileride Ermenistan’a baðlanacaðý yolundaki bazý düþlere set çekmektedir.

 

Diðer yandan Kars Antlaþmasý’nýn hiçbir maddesini iki ülke arasýnda kara sýnýrý kapandýðý takdirde bu Antlaþmanýn da geçersiz olacaðý þeklinde yorumlamak mümkün deðildir. Ermenistan Hükümeti’nin bu Antlaþmanýn geçersiz olduðu veya ihlâl edildiði hakkýnda þimdiye kadar Türk Hükümeti’ne bir bildirimde bulunmamýþ olmasý da Antlaþmanýn yürürlükte olduðunun kanýtýdýr.

 

Oskanyan Ermenistan ile Türkiye arasýndaki sorunlardan biri olan Baðýmsýzlýk Bildirgesi’ne de deðinmiþtir. Bu bildirge Ermenistan’ýn baðýmsýzlýðýný kazanmadan önce, 23 Aðustos 1990 tarihinde kabul edilmiþ olup 11. maddesi aynen þöyledir: “Ermenistan Cumhuriyeti Osmanlý Türkiyesi’nde ve Batý Ermenistan’daki 1915 yýlý Ermeni soykýrýmýnýn uluslararasýnda tanýnmasý görevini destekler”.

 

Türkiye bu bildirgeye iki yönden itiraz etmiþtir. Birincisi Doðu Anadolu’dan Batý Ermenistan olarak bahsedilmesidir. Böylelikle, dolaylý bir þekilde, Doðu Anadolu Ermeni topraðý olarak gösterilmekte en azýndan Türkiye’ye aidiyeti sorgulanmakta, diðer bir deyimle Türkiye’nin toprak bütünlüðü tanýnmamaktadýr. 

 

Ýkinci husus, Türkiye’nin soykýrým iddialarýný kesinlikle ret eden tutumuna karþýn Baðýmsýzlýk Bildirgesi’nin bu iddialarýn uluslararasý alanda tanýnmasýna çalýþýlmasýný Ermenistan için bir görev olarak belirlemesidir.

 

1995 yýlýnda kabul edilmiþ olan Ermenistan Anayasasý, giriþ bölümünde Baðýmsýzlýk Bildirgesi’nde yer alan Ermeni Devleti ana ilkelerinin ve milli emellerinin temel olarak kabul edildiðini belirtmek suretiyle bu bildirgeyi Ermenistan hukuk düzeninin bir parçasý haline getirmiþtir. Ermenistan Anayasasý geçen yýl deðiþtirilmiþ ancak Baðýmsýzlýk Bildirgesi’ne iliþkin hükme dokunulmamýþtýr.

 

Nursun Erel’in Baðýmsýzlýk Bildirgesi’ndeki Türk topraklarýna iliþkin ifadeler hakkýnda ne düþündüðünü sorduðu Ermenistan Dýþiþleri Bakaný, konuyu küçümseyen bir tarzda, bunlarýn Ermenistan’ýn geçmiþi hakkýnda genel ifadeler olduðunu ve mutlaka gelecekteki talepler hakkýnda bir beyan oluþturmadýðýný söylemiþtir. Kýsaca, Ermenistan Anayasasý’nýn ana ilkelerini ve milli emellerini ortaya koyan bir metin Doðu Anadolu’yu Batý Ermenistan olarak nitelendirirken Ermenistan Dýþiþleri Bakaný bu ifadelerin bir talep anlamýna gelmediðini ileri sürmektedir. Ortada ciddi bir çeliþki vardýr. Kime inanmak gerekeceðine gelince tabii ki Anayasa’nýn esas alýnmasý gerekecektir.

 

Oskanyan’ýn mülakatýnda dikkati çeken bir diðer husus Türkiye Ermenistan ile diplomatik iliþki kurarsa Türkiye’nin Kafkasya’da yapýcý bir rol oynayacaðý (ve Kafkasya ile Avrupa arasýnda bir köprü oluþturacaðý) anlamýna gelen ifadeleridir. Ermenistan Dýþiþleri Bakaný’nýn kendi ülkesinin önemini çok abarttýðý görülmektedir. Türkiye, Ermenistan hariç, Güney Kafkaslarýn diðer üç ülkesi olan Rusya Federasyonu, Gürcistan ve Azerbaycan ile iyi iliþkiler içindededir ve bu iliþkilerini geliþtirmek için Ermenistan’a ihtiyacý bulunmamaktadýr. Türkiye’nin Avrupa ile Kafkas ülkeleri arasýnda köprü oluþturma gibi bir proje mevcut deðildir. Avrupa Birliði Yeni Komþuluk Projesi çerçevesinde bu ülkelerle iliþkilerini geliþtirmektedir. Türkiye ancak Avrupa Birliði’nin üyesi olduðu takdirde Kafkas ülkeleriyle Birlik arasýnda bir köprü rolü oynayabilir.

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakaný’nýn deðindiðimiz sözleri aslýnda ülkesinin içinde bulunduðu izolasyonu yansýtmaktadýr. Ermenistan dört komþusunun üçüyle ciddi anlaþmazlýk içindedir. Ermenistan, halen ateþkes olmakla beraber, Azerbaycan ile savaþ halindedir. Türkiye ile soykýrým iddialarý, toprak bütünlüðünün tanýnmamasý ve Karabað ile diðer Azerbaycan topraklarýnýn iþgali nedenleriyle ciddi anlaþmazlýklarý vardýr. Gürcistan ile Cevaheti’deki Ermeni azýnlýðý ve Gürcistan’dan mallarýn (doðal gaz dâhil) transit geçiþi nedeniyle sorunlar yaþamaktadýr. Bu durum dikkate alýndýðýnda halen Güney Kafkaslarda sorunlarýn baþlýca sorumlusunun Ermenistan olduðu görülmektedir.  Ermenistan’ýn, kendisine hiçbir yararý olmayan, tarihten gelen hýrs ve kinler ile iç siyasetin küçük çýkarlarýný artýk terk ederek tüm komþularýyla normal iliþkiler kurmasý ve böylelikle bu bölgede barýþ ve iþbirliði gerçekleþmesine katkýda bulunmasý gerekmektedir.

 

Ermenistan Dýþiþleri Bakaný’nýn Hrant Dink’in öldürülmesi ve Amerikan Kongresi’ndeki soykýrým iddialarýyla ilgili görüþlerine ayrýca deðineceðiz.

 

2- Kars-Ahalkelek Demiryolu

 

Kars’ý Gürcistan’ýn Ahalkelek þehrine baðlayacak bir demiryolu inþa edilmesi projesi hakkýnda daha önce bilgi vermiþtik[47]. Kýsaca özetlemek gerekirse Kars’tan Ermenistan’ýn Gümrü þehrine, oradan da bir yandan Azerbaycan, diðer yandan Gürcistan ve Rusya’ya baðlanan demiryolu hattý, Ermenistan’ýn Azerbaycan topraklarýný iþgalline karþýlýk olarak Türkiye’nin bu ülke ile olan kara sýnýr kapýsýný kapattýðý 1993 yýlýndan beri kullanýlmamaktadýr. Ancak, geliþen ticari iliþkiler Türkiye’nin kuzey Kafkasya’ya oradan da Rusya ve Orta Asya cumhuriyetlerine demiryoluyla baðlanmasýný gerektirmektedir. Bu ülkeler de Türkiye ile ticaretleri nedeniyle demiryoluna ihtiyaç duymaktadýr.

 

Hayli eski bir proje olmasýna raðmen ancak son yýllarda Kars-Ahalkelek demiryolunun gerçekleþmesi için ciddi adýmlar atýlmaya baþlanmýþtýr. Bu projenin Kars-Gümrü hattýný iþlevsiz hale getirmesinin yanýnda Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasýnda ileri düzeyde bir iþbirliðini gerçekleþtirmesine karþýn Ermenistan’ý dýþarýda býrakmasý öteden beri Ermenilerin tepkisini çekmiþ ve projeye karþý cephe almalarýna neden olmuþtur.

 

AB Komisyonu’nun ýsrarlý bir tutumu olmasa da projeye olumsuz yaklaþmasýnýn ardýnda Ermeni etkisini görmek mümkündür.

 

ABD’de çok daha güçlü bir durumda bulunan Ermeniler bu projeye karþý ABD’nin kredi vermemesini saðlamak yolunu seçmiþlerdir. Bu yolda hazýrlanan bir kanun tasarýsý 2006 yýlýnda ilgili komitelerden geçtikten sonra Temsilciler Meclisi ve Senato’da Kabul edilmiþ ve Baþkan Bush tarafýndan 26 Aralýk 2006 tarihinde onaylanarak kanun haline gelmiþtir. Kanun Amerikan Export-Import Bankasý ile ilgili 2006 yýlý Tahsis Kanununa (Export-Import Bank Reauthorizaton Act of 2006) yapýlan bir ilaveyle gerçekleþmiþtir. Bu kanun eklenen 11 sayýlý bir bölüm, Ermenistan’dan geçmeyen veya Ermenistan’a baðlanmayan ancak Bakû,  Tiflis’e ve Kars’tan geçen veya bu þehirlere baðlanan demiryollarýn için Bankanýn kredi vermemesi esasýný getirmiþtir[48].

 

Bu konuda üzerinde durulmasý gereken birinci husus kanunun Ermenistan lehine siyasi bir tercih yaptýðýdýr. Oysa Türkiye ABD’nin müttefikidir. Diðer yandan ABD’nin gerek Gürcistan gerek Azerbaycan ile Ermenistan’la olanýn çok ötesinde siyasi iliþkileri vardýr. Diðer yandan kanun siyasi amaçlar için ekonomik baský kullanýlmasý anlamýna gelmektedir.  Bu sakýncalarýna raðmen kanuna ABD Hükümeti karþý çýkmamýþ ve kýsýtlama getirdiði üç ülke de kanunu fazla eleþtirmemiþlerdir. Bunun nedeni Kars-Ahalkelek demiryolu projesi için ABD’den kredi istenmemiþ ve istenmeyecek olmasý gelmektedir. Üç ülke bu projeyi kendileri finanse edeceklerdir.

 

Bu arada söz konusu proje sürat kazanarak ilerlemeye devam etmiþtir. Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðý bu konuda 30 Ocak 2007 tarihinde þu açýklamayý yapmýþtýr[49]:

 

“Türkiye ile Gürcistan arasýnda doðrudan demiryolu hattý inþasýný ve bu hattýn Azerbaycan’daki mevcut hatta baðlanmasýyla, anýlan üç ülkenin demiryolu þebekelerinin irtibatlandýrýlmasýný öngören Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu (KTB) Projesi, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum enerji boru hattý projelerini takiben gerçekleþme aþamasýna gelmiþtir.

 

Doðu’da, Çin Halk Cumhuriyeti ve Kazakistan demiryolu hatlarý ile, Batý’da ise, Boðaz geçiþli Marmaray demiryolu tüneli üzerinden Avrupa demiryolu aðý ile irtibatlandýrýldýðýnda, KTB hattý, Asya ile Avrupa arasýnda kesintisiz, güvenilir ve hýzlý kargo ve yolcu taþýmacýlýðýna imkan saðlayacaktýr.

 

Ülkemizin öncülüðünü yaptýðý bu geniþ kapsamlý bölgesel iþbirliði projesinin Çerçeve Anlaþmasý’nýn 7 Þubat 2007 tarihinde Tiflis’te yapýlacak imza törenine Sayýn Baþbakanýmýz katýlacaklardýr.

 

Avrupa’dan baþlayarak, ülkemiz üzerinden, Güney Kafkasya, Orta Asya ve Çin’e kadar uzanan geniþ bir coðrafyayý kapsayan ve ikili olduðu kadar, bölgesel iþbirliðine de yeni bir ivme kazandýracak bu stratejik projenin süratle hayata geçirilmesinde, Bakanlýðýmýzýn gösterdiði kararlýlýk ve etkin koordinasyon belirleyici olmuþtur.

 

Ýnþasýna bu yýl Haziran ayýnda baþlanmasý öngörülen KTB Projesi’nin iki yýl içinde tamamlanmasý hedeflenmektedir”.

 

7 Þubat 2007 tarihinde "Demirden Ýpek Yolu" olarak da adlandýrýlmaya baþlanan Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Hattý Projesi'nin 'Çerçeve Anlaþmasý' Tiflis'te, Gürcistan Parlamentosu'nda Baþbakan Tayyip Erdoðan, Gürcistan Devlet Baþkaný Mihail Saakaþvili ile Azerbaycan Cumhurbaþkaný Ýlham Aliyev'in hazýr bulunduðu bir törende üç ülkenin ilgili bakanlarý tarafýndan imzalanmýþtýr. Böylelikle ilk kez 1993 yýlýnda baþlayan görüþmeler olumlu bir sonuca ulaþmýþtýr.

 

7 Þubat 2007’de gerçekleþtirilen imza töreninde Baþbakan ve Devlet Baþkanlarýnýn da belirttiði gibi projenin, üç ülke için arz ettiði öneminin yanýnda, bölgenin siyasi ve ekonomik yapýsýnda ciddi bir dönüþüme yol açmasý beklenmektedir. Bu hattýn önemi Asya ve Avrupa arasýndaki taþýmacýlýk yollarýnýn geçiþ güzergahý üstünde bulunmasýndan ileri gelmektedir. Diðer bir deyiþle, Çin üzerinden Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye'den Avrupa'ya, Avrupa üzerinden Kafkasya ve Uzakdoðu'ya yapýlacak olan nakliyatta bu hat son derece önemli bir rol oynayacaktýr. Bu proje sayesinde Ýpek Yolu Ulaþým Koridoru kesintisiz olarak Türkiye'den Kafkasya'ya oradan da Uzakdoðu'ya baðlanmýþ olacaktýr. 20 yýl kadar sonra hat üzerinde taþýnan yükün 30 milyon ton gibi büyük bir miktara ulaþmasý olasýdýr. 

 

Söz konusu hattýn gerçekleþme sürecine girmesi Ermenistan’da izole edilmekte olduklarý hakkýnda ciddi endiþeler yaratmýþ ve bu izolasyon olgusu yabancý basýnda da yanký bulmuþtur[50].  Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan’ýn bu projenin siyasi bakýmdan bir hata olduðuna[51] ve Ermenistan’a zarar vermeyeceðine[52] dair sözleri ise inandýrýcý olmamýþtýr. Diðer yandan Ermenistan’da bu projeyi telafi edecek çareler arayýþý baþlamýþ ve bu çerçevede Ermenistan’ýn demiryoluyla Ýran’a baðlanmasý gündeme gelmiþtir.  Ancak böyle bir projenin yaklaþýk 1 milyar dolar gerektirmesi[53] ve ABD’nin Ýran politikasý nedeniyle bu projenin finansmanýna katýlmamasý aleyhte bir durum yaratmaktadýr. Buna karþýn ilke olarak projenin Rusya tarafýndan desteklenmesi beklenebilirse de Rusya’dan bir teþvik gelmemiþtir.

 

III- SOYKIRIM ÝDDÝALARINDA GELÝÞMELER

 

1. ABD Kongresinde Karar Tasarýlarý

 

ABD’deki Ermeniler ile yandaþlarýn Kongre’nin, hiç olmazsa bir kanadýnýn, Ermeni soykýrým iddialarýný tanýyan bir karar almasý için öteden beri harcadýklarý çabalarý, böyle bir kararýn Türkiye ile ABD arasýndaki iliþkilere zarar vermesi olasýlýðý nedeniyle, bir sonuca ulaþmamýþtý. Bu çerçevede 2000 yýlýnda Baþkan Clinton Temsilciler Meclisi Baþkaný Hastert’e bir mektup yazarak söz konusu kararýn ele alýnmasýný durdurmuþ daha sonra ise böyle bir karar Dýþ Ýliþkiler Komitesi’nden geçmiþ olmasýna raðmen Genel Kurul tarafýndan ele alýnmamýþtý.

 

ABD’de 2006 yýlý Kasým ayýnda yapýlan seçimler sonucunda Ermeni görüþlerine daha yatkýn olan Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde çoðunluðu saðlamýþlardýr. Ayrýca Bayan Nancy Pelosi’de Temsilciler Meclis Baþkaný olmuþtur. Kaliforniya’dan seçilmiþ olan Bayan Pelosi Ermenilere duyduðu sempatiyle tanýnmýþ bir kiþidir. Seçilmeden önce Ermeni soykýrýmýný gerektiði gibi tanýmlayan karar tasarýsýný (H.Res. 310) desteklediðini, bu canavarca olayý ABD’nin tanýmasýnýn zorunlu olduðunu ve bu yoldaki çabalarý destekleyeceðini söylemiþti[54].

 

Seçim yenilendiði için daha önce Temsilciler Meclisi’ne sunulmuþ bulunan ve H.Res.316 sayýsýný taþýyan Karar Tasarý’sý kadük olmuþtu. Temsilciler Meclisi’nin Ocak 2007 ayý baþlarýnda fiilen çalýþmaya baþlamasýyla beraber yeni bir tasarýnýn sunulmasý bekleniyordu. Ancak bu olmamýþ ve olasýlýkla Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra bu olayýn Türkiye aleyhine yarattýðý olumsuz havadan yararlanmak amacýya, Yahudi Soykýrýmýný anma gününden hemen sonra 30 Ocak’ta bir tasarý Temsilciler Meclisi Dýþiþleri Komitesi’ne verilmiþtir. Ayný gün Hrant Dink’in öldürülmesini kýnayan bir tasarý da Temsilciler Meclisi’ne sunulmuþtur.

 

Tasarýyý sunanlar Adam Schiff, George Radanovich, Frank Pallone ve Joe Knollenberg gibi, Temsilciler Meclisi içinde ve dýþýnda her fýrsatta Ermeni çýkarlarýný gözeten ve Ermeni görüþlerini savunan ve adeta Ermenilerin memuru gibi hareket eden Temsilciler Meclisi üyeleridir. Daha sonra tasarýyý savunanlarýn sayýsýnýn 180’e kadar çýktýðý söylenmiþtir.

 

Sunulan tasarý H.Res.106 sayýsýný almýþtýr. Metni, bir önceki yasama döneminde sunulmuþ olan ve H.Res.310 sayýsýný taþýyan tasarýyla aynýdýr. Ermenilerin, daha önce üzerinde konuþulmuþ bir metni ileri sürmekle yeni bir müzakereyi önlemek istedikleri anlaþýlmaktadýr.

 

Tasarý üç bölümden oluþmaktadýr.

 

Birinci bölüm Kýsa Baþlýk adýný taþýmakta olup burada ad olarak “Ermeni Soykýrýmý Karar Tasarýsý Hakkýnda Birleþik Devletler Kayýtlarýnýn Onaylanmasý” verilmektedir.

 

Bulgular baþlýðýný taþýyan Ýkinci bölümde, 30 paragraf altýnda, karara temel oluþturmak üzere bazý bilgiler verilmektedir. Hemen belirtelim ki bu bilgilerden bazýlarý Ermeni soykýrýmýnýn Birleþmiþ Milletlerin ilgili Komisyonu tarafýndan tanýndýðý gibi, maddi hatalar içermektedir[55]. Bu maddi hatalar vaktiyle H.Res.310 için çeþitli kuruluþ ve kiþilerce Temsilciler Meclisine bildirilmiþti. Dikkate alýnmamalarý, Tasarý sahiplerinin gerçeklerle ilgilenmediklerini ve amaçlarýnýn, hangi koþullar altýnda olursa olsun, sadece Ermeni soykýrým iddialarýnýn Temsilciler Meclisince kabulü olduðunu göstermektedir.

 

Tasarýnýn üçüncü ve son bölümünün baþlýðý “Siyaset Bildirgesi’dir. (Declaration of Policy) Bu bölümdeki iki maddenin Türkçe çevrisini, aþaðýda veriyoruz.

 

“Temsilciler Meclisi

 

1. Baþkan’a, Birleþik Devletler’in dýþ politikasýnýn, Birleþik Devletler kayýtlarýnda Ermeni soykýrýmý üzerine belgelenmiþ, insan haklarý, etnik temizlik ve soykýrým konularýný uygun bir anlayýþý ve hassasiyeti ve adil bir karar tasarýsý çýkarmanýn baþarýsýzlýðýnýn sonuçlarýný yansýtacak þekilde yürütmesi için çaðrýda bulunulmaktadýr; ve

 

2. Baþkan’a, 24 Nisan’da veya civarda Baþkan’ýn senelik Ermeni soykýrýmýný anma konuþmasýnda, 1,500,000 Ermeninin sistemli ve kasýtlý bir biçimde yok ediliþini açýkça soykýrým olarak tanýmlamasý ve Birleþik Devletler’in Ermeni soykýrýmýna tepki olarak müdahalesinin onurlu tarihini hatýrlatmasý için çaðrýda bulunmaktadýr.”

 

Yukarýdaki metnin birinci maddesi en azýndan muðlâktýr. Ermenilerin soykýrýma uðradýklarýnýn ABD resmi kayýtlarýyla belgelenmiþ olduðu, diðer bir deyimle bu soykýrýmý kabul etmek için yeterli kanýta gerek olmadýðýnýn imâ edilmesi yanýnda, ABD dýþ politikasýnýn insan haklarý, etnik temizlik ve soykýrým konularýnda daha anlayýþ ve duyarlýlýkla, diðer bir deyimle daha aktif bir þekilde davranmasý Baþkandan istenmektedir. Bu þekilde davranmanýn neyi kapsadýðý belli deðildir. Akla gelen, mesela, Ermeni soykýrým iddialarýný tanýmasýnýn Türkiye’den istenmesidir.

 

Ýkinci madde daha sarihtir. ABD Baþkanlarý, özellikle Clinton ve Bush, her yýl 24 Nisan münasebetiyle yayýnladýklarý bir mesajda, Ermenilerin imha edilmesi, ortadan kaldýrýlmasý gibi soykýrým sözcüðüyle eþanlamlý sözcükler kullanmakla beraber, Türkiye’nin hassasiyetini göz önünde bulundurarak, þimdiye kadar soykýrým sözcüðünü hiç telaffuz etmemiþlerdir. Karar tasarýsýnýn bu bölümü Baþkana bu sözcüðü kullandýrmayý amaçlamaktadýr.

 

Söz konusu karar tasarýsý kabul edildiði taktirde ne derecede baðlayýcý olacaktýr. Karar tasarýsý Türkiye’den bir talepte bulunmamaktadýr. Bulunsaydý dahi, egemenlik ilkesi gereði, yabancý makamlarýn aldýklarý kararlar diðer ülkeleri baðlamamaktadýr.

 

Karar Tasarýsý’nýn muhatabý Amerikan Baþkaný’dýr. Ancak kabul edildiði taktirde bu Tasarýnýn Baþkaný da baðlamayacaðý görülmektedir. Zira Tasarý bir tavsiye niteliðindedir. Baðlayýcý olabilmesi için bir kanun þeklinde olmasý, bunun için de Temsilciler Meclisi’nde kabul edildikten sonra Senato’da kabul edilmesi ve Baþkanýn imzasýna sunulmasý gerekmektedir. Baþkan imzalamadýðý taktirde tasarýlar kanunlaþmamakta ancak Yüksek Mahkeme’ye kadar giden bir prosedür baþlamaktadýr. Söz konusu Tasarýnýn sahipleri bu konuda bir kanun çýkarmaktan kaçýnmýþlardýr. Ancak baþkan üzerinde bir baský kurabilmek amacýyla bu tasarýnýn Senato tarafýndan da kabulüne çalýþýlacaðý anlaþýlmaktadýr. Ancak, Senato aynen kabul etse de bu metin hukuken baðlayýcý olmayacaktýr.

 

Hukuki yönden bir anlamý olmasa da böyle bir kararýn, esasen Batý ülkelerinde yerleþmiþ bulunan Ermenilerin soykýrýma uðradýklarý hakkýndaki inancý takviye etmesi, diðer bazý ülkeleri de benzer kararlar almaya özendirmesi, Ermenistan’ýn Türkiye’ye karþý izlemekte olduðu uzlaþmaz tutumu devam ettirmesine vesile olmasý, Türkiye’de bilimsel çalýþmalarýn inanýrlýðýný zedelemesi ayrýca Ermeni iddialarýna karþý yapýlan diplomatik giriþimleri daha da güçleþtirmesi gibi bir dizi sakýncayý beraberinde getireceðinde þüphe bulunmamaktadýr.

 

14 Mart 2007 tarihinde Senato’ya da bir Ermeni “soykýrýmý” tasarýsý sunulmuþtur. Tasarý sahipleri öteden beri Ermeni yanlýsý tutumlarýyla bilinen Richard J. Durbin ile John Ensign’dir. Ayrýca 22 senatör tasarýya ortak sunucu olmuþlardýr. Bunlarýn hepsi de Ermeni çýkarlarýný koruyan kiþilerdir[56]. Aralarýnda özellikle Barbara Boxer, Elisabeth Dole, Edward Kennedy, John Kerry, Joseph Lieberman ve Robert Mendez’in isimleri öne çýkmaktadýr. Buna karþýn, genellikle Ermeni görüþleri lehinde tutum alan Hilary Clinton’un ortak sunucu olmamasý dikkat çekmektedir.

 

Türkiye’nin bu tasarýyý önlemek için ne yaptýðýna gelince, tasarýnýn kabulü halinde bunu iki ülke iliþkilerinde gayet olumsuz etkiler yapacaðý hem Amerikan Hükümetine hem de Amerikan Kongresi’nin ileri gelenlerine anlatýlmaya çalýþýldý. Bu amaçla Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül, ardýndan Genelkurmay Baþkaný Orgeneral Yaþar Büyükanýt daha sonra da deðiþik tarihlerden üç TBMM heyeti Vaþington’da ilgililerle görüþtüler ve tasarýnýn sakýncalarýný anlatmaya çalýþtýlar. Son olarak da TUSÝAD’dan bir heyet Vaþington’a gitti. Böylelikle Hükümet, TBMM, Ordu ve iþ dünyasý bu konuda fikir birliði içinde hareket ettiler. Türkiye’nin tek cephe halinde hareket etmesinin, genelde Ermeni görüþlerini destekleyen Kongre üyeleri üzerinde etki yaptýðý, önemli bir kýsmýnýn tasarýnýn kabul edilmesinin sakýncalý olduðuna inandýðý söylenebilir.

 

Amerika’ya yaptýðý ziyaretten dönen Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül yaptýðý açýklamada, tasarýnýn baðlayýcý bir yönü olmasa da kabul edildiði takdirde iki ülke iliþkilerine büyük darbe vuracaðýný, stratejik iliþkisi olan iki ülkenin iliþkilerini tamamen esir alacaðýný ve çýkmaza sokacaðýný muhataplarýna anlattýðýný söyledi ve Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðý’nýn bu Kongre’de bu konuda bazý giriþimleri olacaðýný belirtti[57]. Gerçekten de bir süre sonra Amerikan Dýþiþleri’nde Kongre üyelerini bu tasarý hakkýnda bilinçlendirme yolunda ciddi bir çaba görüldü.

 

Dýþiþleri Bakaný Condoleezza Rice ve Savunma Bakaný Robert M. Gates tasarýnýn havale edilmiþ bulunduðu Temsilciler Meclisi Dýþiþleri Komitesi Baþkaný Tom Lantos’a ortak bir mektup[58] göndererek H.Res.106 sayýlý karar tasarýsýnýn kabulünün, ABD’nin Türkiye ve Ermenistan arasýnda bir uzlaþma olmasý ve Türkiye’nin Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde Ermenilerin maruz kaldýðý “trajik olaylarý” tanýmasý gayretlerine zarar vereceðini, ayný zamanda ABD’nin bölgedeki milli güvenlik çýkarlarýna kayda deðer þekilde tehlikeye atacaðýný bildirdiler.

 

Mektup bir yandan ABD’nin Ermenilerle ilgili dehþet verici olaylarý hiç bir zaman inkâr etmediðini ve bu olaylarý kabul ederek tarihi ile yüzleþmesi için Türkiye’nin teþvik edildiðini vurgularken, diðer yandan da Türkiye’nin tarihçiler komisyonu önerisinin de desteklendiðini ifade etmekte ve taraflarýn uzlaþmasý için yapýlanlar arasýnda Erivan’da Ermenistan-Türkiye sýnýrýnýn açýlmasýnýn sosyal ve ekonomik sonuçlarý halkýnda düzenlenen konferans da sayýlmaktadýr.

 

Mektup ayrýca Türkiye’nin ABD mili güvenliðine ve Orta Doðu ve Avrupa’nýn güvenliðine yaptýðý katkýlar üzerinde durulmakta bu çerçevede Irak ve Afganistan’daki Amerikan kuvvetleri için vazgeçilmez bir ortak olduðu belirtilmekte, hava sahasýný açmakla, askeri üstlerini limanlarýný kullandýrmakla Irak’taki ABD güçleri için yaþamsal öneme haiz malzemenin naklini saðladýðý belirtilmekte ve ayrýca Türkiye’nin Afganistan’ýn güvenliði ve yeniden inþasý ile ilgili faaliyetlerinden övgüyle bahsedilmektedir.

 

Mektup, Fransýz Ulusal Meclisi’nin soykýrým iddialarýnýn inkâr edenlerin cezalandýrýlmasý konusunda kanun tasarýsýna deðinerek, Türk askeri makamlarýnýn buna tepki olarak Fransa’yla tüm temaslarý kestikleri ve savunma sözleþmeleri görüþmelerini sona erdirdikleri, Temsilciler Meclisi’nin söz konusu kararý kabul ederse Türk Hükümeti’nden benzer bir tepki gelebileceði, bunun da savaþ bölgelerindeki Amerikan askerlerine zarar verebileceði, Irak ve Afganistan’daki Amerikan kuvvetlerinin ikmalini zorlaþtýracaðý ve ayrýca Ermenistan ve Türkiye’nin bir uzlaþmaya varamamasýnýn Amerikan gayretlerine engel oluþturacaðý bildirilmekte ve Dýþiþleri Komitesi Baþkanýndan söz konusu karar tasarýsýnýn Temsilciler Meclis Genel Kurulu’na gönderilmemesi rica edilmektedir.

 

Bu mektuptan sonra ABD Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Daniel Fried’de Temsilciler Meclisi’nde Dýþiþleri Komitesi’nde Türk-Amerikan iliþkileri ve gelecekteki sorunlar konusundaki bir görüþmede de söz konusu mektupta yer alan hususlar doðrultusunda konuþtu[59]. Dýþiþleri Bakaný Rice ise Temsilciler Meclisi’nin bütçe tahsisleriyle ilgili bir toplantýsýnda her zaman Ermeni görüþ ve taleplerini savunan Adam Schiff’in saldýrgan denebilecek sorularýný cevaplandýrdý. Tüm ýsrarlara raðmen soykýrým kelimesini telaffuz etmedi, Baþkanýn yýllýk mesajlarýnda olaylarýn tanýmlandýðýný ve olaylarýn incelenmesinin tarihçilere býrakýlmasýný gerektiðini ifadeden sonra, Türkiye ile Ermenistan arasýndaki anlaþmazlýða ABD’nin müdahil olmayacaðýný ABD’nin her iki ülkeyi de tarihlerini incelemeye özendirdiðini söyledi[60]

 

Amerikan Hükümeti’nin bu konudaki tutumunun esasý Rice ve Gates’ýn yukarýda deðindiðimiz mektubunda yer almaktadýr. Mektup söz konusu tasarý kabul edildiði takdirde bundan Amerikan çýkarlarýnýn ve bu arada Amerikan kuvvetlerinin zarar göreceði savý üzerine kurulmuþtur. Mektup, Baþkandan sonra Amerika’nýn güvenliðinden sorumlu iki bakan tarafýndan yazýldýðýndan ve ayrýca Amerikan halký Irak nedeniyle Amerikan askerlerinin güvenliði için çok duyarlý olduðu bir zamana rastladýðýndan, dikkate alýnmamasý mümkün deðildi. Diðer yandan Dýþiþleri Komisyonu Baþkanýn Komisyonun gündemi üzerinde neredeyse mutlak bir þekilde söz sahibi olduðundan, istediði takdirde tasarýyý sunmayabilir. Ýki yýl geçerse de kadük olabilir. Nitekim bu mektuptan ve aþaðýda anlatacaðýmýz gibi Amerikan Hükümeti’nin kararlýlýðýný gösteren diðer geliþmelerden sonra tasarýnýn bu yýl oylanmayacaðý ve gelecek yýla kalacaðý olasýlýðýndan bahsedilmeye baþlanmýþtýr.  Bu arada tasýnýn aleyhinde beliren bu durumun, deyim yerindeyse, pamuk ipliðine baðlý olduðu da görülmektedir. Mesela Tom Lantos Yahudi’dir ve Amerika’daki Yahudi Lobisi gibi, bu tasarýlar hakkýndaki tutumunu Türkiye’nin Ýsrail ile iliþkilerine baðlamaktadýr. Nitekim, Türkiye’nin Filistin Baþbakaný Haniye’yi davet etti hakkýndaki haberler Yahudi Lobisinin desteðini çekeceði söylentilerine yol açtý [61].

 

Elde edilen bazý baþarýlara raðmen tasarýnýn kabul edilmeyeceðinin bir güvencesi olmadýðý Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’ün tarafýndan da dile getirildi. Gül bir köþe yazarýnýn  “tasarýnýn oylanmasý engellenecek mi?” sorusuna bazý olumlu iþaretler alýndýðý, ama rahatlamaktan uzak olunduðu, sadece kendisinin deðil, Dýþiþlerinin, milletvekili heyetlerinin, iþadamlarýnýn hep birlikte çalýþtýðý cevabýný verdi[62].

 

Bu mektubun olumsuz yönü Amerikan Baþkaný’nýn, her yýl mesajlarýnda Ermenilerin Osmanlý Ýmparatorluðu’nun son yýllarýnda maruz kaldýðý korkunç olaylarý, Ermenilerle dayanýþma için, tanýdýðýný ve ABD’nin hiçbir zaman bu dehþet verici olaylarý inkâr etmediðini bildirmesidir. Bu ifadeler, soykýrým kelimesini kullanmadan Ermeni soykýrým iddialarýný benimsendiðini göstermektedir. Bununla da yetinilmemekte Türkiye’nin tarihiyle yüzleþmesinden ve Türkiye’nin bu trajik olaylarý tanýmasý için Amerika’nýn gayretlerinden bahsedilmektedir. Diðer bir deyimle Amerika soykýrým iddialarýný tanýmakla kalmayýp bunlarýn Türkiye tarafýndan da tanýnmasýna çalýþmaktadýr. Söz konusu gayretler hakkýnda bilgimiz yoktur. Ancak Amerikanýn Türkiye’ye böyle telkinlerde bulunmasýnýn iki ülke arasýnda bir gerginlik yaratacaðý þimdiden söylenebilir.

 

Ermenilerin söz konusu tasarýlar hakkýndaki tutumuna gelince, esasen bu tasarýlarýn bazý Kongre’nin bazý üyeleriyle iþbirliði halinde Amerika’daki Ermeni kuruluþlarý tarafýndan ortaya atýldýðýný hatýrlatalým. Bir Taþnak kuruluþu olan Amerika Ermeni Milli Komitesi (Armenian National Committee of America = ANCA) ile daha ziyade varlýklý Ermenileri temsil eden ve hemen daima iktidardan yana olan Amerika Ermeni Asamblesi’nin (Armenian Assembly of America = AAA)  tasarýlarla çok yakýndan ilgilendiðini ve Kongre üyelerini baský altýnda tutmaya çalýþtýðýný belirtelim. Halen Temsilciler Meclisi’nde 435 üye olup bunun 180 kadarý Ermeni Caucus’üne üye olduðundan Meclis’in gündemine alýnacak bir Ermeni tasarýsýnýn kabulü muhakkak gibidir.

 

Geçmiþ yýllarda Ermenistan’ýn bu tür tasarýlar için fazla bir gayret göstermediði bunlarý daha ziyade Diaspora’nýn iþi saydýðý görülmüþtü. Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vartan Oskanyan’ýn Abdullah Gül’ün üç hafta kadar sonra, 7 Mart 2007’de, belirli bir neden olmadan Vaþington’a gelerek Dýþiþleri Bakaný Condoleezza Rice ile ve ayrýca Kongre’deki Ermeni Caucus’ün eþ baþkanlarýyla görüþmesi ve ele alýnan konular arasýnda söz konusu tasarýlarýn da bulunduðunun açýklanmasý[63] Ermenistan’ýn bu konuda da aktif olmaya baþladýðýný göstermektedir. Oskanyan eþ baþkanlara Ankara’nýn aksine, Ermenistan Hükümeti’nin Kongre üyelerine akýl öðretmeye kalkmadýðý, maalesef Türk Hükümetinin soykýrýmý inkâr politikasýný ihraç etmeye devam ettiðini, ABD’ye ve diðer ülkelere Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinden ilham alan ve Hrant Dink’in katledilmesine götüren hoþgörü yokluðunu empoze etmeye çalýþtýðýný, buna hiçbir kiþi veya ülkenin izin vermemesi gerektiðini, Ermenistan Hükümeti’nin Amerika’daki demokratik sürecine inandýðýný ve Kongrenin karar alma sisteminin dürüstlüðüne saygý duyduðunu söylemiþtir. Diðer bir deyimle Oskanyan çeþitli Türk heyetlerin Amerika’ya gelerek Kongre üyelerini karar tasarýsýnýn sakýncalarý hakkýnda uyarmasýna karþýlýk kendilerinin, Kongre’ye inandýklarý ve saygý duyduklarýný belirterek Türk giriþimlerini karalamaya çalýþmýþtýr.

 

2. Arjantin’de Kanun ve Kararlar Kabulü

 

Ýncelediðimiz dönem içinde Arjantin de soykýrým iddialarý konusunda önemli geliþmeler olmuþtur. Buenos Aires ve Cordoba eyaletlerinin soykýrým iddialarýný kabul etmelerine ek olarak ayný konuda Meclis tarafýndan kabul edilen bir kanun tasarýsý Senato’da onaylanmýþ ve Cumhurbaþkanýnýn onayýna sunulmuþtur.

 

Arjantin’in Ermeni iddialarýný benimsemesi hayli eskidir. Ýlk olarak 1993 yýlýnda Arjantin Senatosu 20. asrýn ilk soykýrýmýna kurban olan Ermeni cemaati ile dayanýþma halinde olunduðunu belirten ve bu olayýn yýldönümünü anan bir karar almýþtýr[64].

 

Arjantin Senatosu on yýl kadar sonra, 20 Aðustos 2003 tarihinde, 1,5 milyon Ermeninin soykýrýma uðratýlmasýnýn 88. yýlýnýn anýlmasý için bir bildiri yayýnlamýþtýr.

 

Arjantin Senatosu yaklaþýk altý ay kadar sonra, 18 Mayýs 2004 tarihinde, ilk, orta ve yüksek öðretimin müfredatýna Ermeni soykýrýmý konusunun dahil edilmesini ve okullarda 24 Nisan’ýn anýlmasýný öngören bir kanun tasarýsý kabul ettirmiþtir. On gün kadar sonra da 31 Mart 2004 tarihinde 1993 yýlý bildirisine benzer bir bildiri yayýnlamýþtýr.

 

Senato 20 Nisan 2005 tarihinde Ermeni soykýrýmýnýn 90. yýldönümü kurbanlarýný anan ve Türk devleti tarafýndan 1915-1923 yýllarý arasýnda yapýlmýþ olan soykýrým kurbanlarýnýn aileleriyle dayanýþma içinde olunduðunu bir bildiri kabul etmiþtir [65].

 

2006 yýlýnda ise Senato, 19 Nisan tarihinde, özetle, Ermeni soykýrýmýnýn 91. yýldönümünün anýlmasýný belirten ve kurbanlarýn aileleriyle dayanýþma içinde olunduðunu, bu soykýrýmýn sistemli bir þekilde inkâr edilmesinden üzüntü duyulduðunu ifade eden bir bildiri kabul etmiþtir[66].

 

Buenos Aires Þehir Meclisi 17 Mayýs 2006 tarihinde kanun kuvvetinde bir kararla Buenos Aires Eyaletinde “24 Nisan’ý kurbaný Ermenilerin olduðu, 20.asrýn ilk soykýrýmýný” anma günü olarak belirlemiþtir.

 

Cordoba Eyaleti Parlamentosu ise 6 Eylül 2006 tarihinde her yýl 24 Nisan günün Osmanlý Ýmparatorluðu tarafýndan Ermeni halkýna karþý yapýlan Soykýrýmý anma günü olmasýný, bu günün okullarda Ermeni halkýnýn çektiði sýkýntýlarý konu alan dersler verilmesini öngören bir yasa kabul etmiþtir.

 

Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðý bu konuda yayýnladýðý bir açýklamada[67] saygýn uluslararasý tarihçilerin objektif araþtýrmalarýnýn soykýrým iddialarýnýn temelsiz olduðunu gösterdiðini, Cordoba yerel parlamentosunun yasasýnýn iki ülke arasýndaki geliþme sürecine olumsuz etki yapacaðýný bildirmiþ,  bu yasanýn kýnandýðýný ve kabul edilmez olduðunu belirtmiþtir. 

 

Yukarýda deðindiðimiz metinlerde Ermenilerin soykýrým iddialarýnýn benimsenmesinin de ötesinde Türkiye Cumhuriyetini de suçlamak çabalarý görülmektedir. Bazý karalarda Osmanlý deyimin Türklerle deðiþtirilmesi ve özellikle 1915-1916 yýllarýnda yapýlmýþ Ermeni sevk ve iskanýnýn (relocation) 1923’e kadar sürdüðü gibi bir kaný verilmeye çalýþýlmasýnýn amacý budur.

 

Arjantin Meclisi, eski Dýþiþleri Bakaný Rafael Bielsa’ýn önderliðini yaptýðý bir grup milletvekilli tarafýndan sunulan bir tasarýyý 2 çekimser oya karþýlýk 175 oyla kabul etmiþtir[68]. “Ermeni halkýnýn soykýrýmýnýn anýsýna 24 Nisan’ýn Hoþgörü ve Halklar Arasýnda Barýþ Günü”  ilan edilmesi baþlýðýný taþýyan tasarýda,  ayrýca Ermeni kökenli tüm devlet memurlarýnýn 24 Nisan’da kendi cemaatlerini etkileyen bu trajedinin anma etkinliklerine katýlabileceklerini, ilk ve orta dereceli kamu okullardaki Ermeni kökenli öðrencilerin 24 Nisan’da izinli olduklarý belirtilmekte ve Arjantin Eyalet Hükümetlerinin bu kanun hükümlerini uygulamaya davet edilmektedir.

 

Türkiye Dýþiþleri 1 Aralýk 2006 tarihinde þu açýklamayý yayýnlayarak tasarýya tepki göstermiþtir[69]:

 

“Arjantin Temsilciler Meclisi’nin 24 Nisan tarihinin “Ermeni soykýrýmý anýsýna halklar arasýnda hoþgörü ve saygý için eylem günü” olarak kabul edilmesini öngören bir yasa tasarýsýný kabul ettiðini öðrenmiþ bulunuyoruz.

 

Ülkemiz tarafýndan 1915 olaylarýnýn tarafsýz bir biçimde arþiv belgeleri üzerinde Türk ve Ermeni tarihçilerce etraflýca araþtýrýlmasý önerisi yapýlmýþken, bunun desteklenmesi yerine görmezden gelinmesi ve asýlsýz Ermeni iddialarýnýn tartýþýlmaz tarihi gerçekler gibi takdim edilerek bunlar üzerine yasa tasarýlarý kabul edilmesini kýnýyor ve kabul edilemez buluyoruz. Söz konusu giriþim sadece tarihi gerçeklere deðil, uluslararasý hukuka da aykýrýdýr.

 

Mayýs 1915’te Osmanlý Yönetimi’nce alýnan tehcir kararý, Ermeni çevreler ve onlarýn destekçileri tarafýndan iddia edildiði gibi, Osmanlý Yönetimi’nce Ermenileri yok etmek amacýyla alýnmýþ bir karar deðil, iþgalci güçlerle iþbirliði yapan bazý Ermeni gruplara karþý yalnýzca güvenlik saikiyle alýnmýþ meþru bir tedbirdir.

 

Arjantin Temsilciler Meclisi’nin saygýn uluslararasý pek çok tarihçi tarafýndan da temelsizliði ortaya konan Ermeni iddialarýný destekler nitelikteki bu giriþimi, Arjantin ve Türkiye arasýnda geliþmekte olan ikili iliþkilerin ruhuyla baðdaþmamaktadýr.

 

Bundan sonraki aþamada beklentimiz, saðduyulu bir yaklaþým sergilenerek, yasa tasarýsýnýn Arjantin Senatosu tarafýndan kabul edilmemesi ve yürürlüðe girmesinin engellenmesidir.”

 

Arjantin Senatosu 13 Aralýk 2006 tarihinde bu tasarýyý oybirliðiyle kabul etti. Tasarý onaylanmak üzere Cumhurbaþkaný Nestor Kirchner’e sunulmuþtur[70]. Dýþiþleri Bakanlýðý, Senato’nun tasarýyý onaylamasýndan sonra, 15 Aralýk 2006 tarihinde þu açýklamayý yapmýþtýr[71]:

 

“Arjantin Temsilciler Meclisi 24 Nisan’ýn sözde “Ermeni soykýrýmý” adýna “halklar arasýnda hoþgörü ve saygý için eylem günü” olarak ilan edilmesini ve Ermeni asýllý öðrenciler ile kamu kesimi çalýþanlarýnýn ayný gün izinli olmasýný öngören yasa tasarýsýný Kasým ayý sonunda kabul ederek, Senato’ya havale etmiþti. Anýlan yasa tasarýsýnýn, bu defa, Senato’nun 13 Aralýk 2006 tarihindeki oturumunda oybirliði ile kabul edildiði, üzüntüyle öðrenilmiþtir.

 

Türkiye’yi soykýrým yapmakla itham eden yasa tasarýsý, hukuki ve tarihi temelden yoksundur. Tarihin siyasi amaçla çarpýtýlmasýna dayanan söz konusu yasa tasarýsý giriþimini kýnýyor ve reddediyoruz.

 

Arjantin’de yýllardýr asýlsýz Ermeni iddialarýna arka çýkan çok sayýda parlamento kararý, açýklamasý ve eyaletler düzeyinde çýkarýlan yasalar gibi önyargýlý faaliyetler devam etmektedir. Son olarak Senato’nun kabul ettiði ve yasalaþmasý için Devlet Baþkaný’nýn onayý gereken tasarý, Arjantin’de bu alanda ulusal düzeyde kabul edilen ilk kanun olacaktýr.

 

Konunun ilk kez gündeme geldiði andan itibaren Arjantin makamlarý nezdinde gerçekleþtirdiðimiz müteaddit giriþimlerimizde, yasa tasarýsýnýn tarihi gerçeklerle baðdaþmadýðý, ikili iliþkilerimize zarar vereceði vurgulanmýþtý. Son olarak, Sayýn Baþbakanýmýz tarafýndan Arjantin Cumhurbaþkaný Sayýn Nestor Kirchner’e gönderilen bir mektupla da, geliþmelerden duyduðumuz rahatsýzlýk ifade edilerek, saðduyulu bir yaklaþýmla tasarýnýn yasalaþmasýnýn engellenmesi talep edilmiþti.

 

Yürürlüðe girmesi durumunda, anýlan yasa tasarýsý, Arjantin toplumunda tarihi gerçeklere aykýrý olarak Türkiye’ye karþý olumsuz önyargýlarýn yerleþmesine yolaçacaktýr. “Halklar arasýnda hoþgörü ve saygý” adýyla takdim edilen tasarý, aslýnda halklar arasýnda kin ve nefret uyandýracak haksýz itham ve iddialara dayanmaktadýr.

 

Türkiye’nin tarihiyle yüzleþme sorunu yoktur. 1915 olaylarý dahil tarihimizin her dönemi ülkemizde özgürce araþtýrýlmakta ve tartýþýlmaktadýr. Arþivlerimiz tüm dünyaya açýktýr. Bir Ortak Tarih Komisyonu kurularak 1915 olaylarýnýn öncesi ve sonrasý ile ilgili arþivlerde araþtýrýlmasý ve ulaþýlacak bulgularýn tüm dünyaya açýklanmasýna iliþkin geçen yýl Ermenistan’a yaptýðýmýz teklif geçerlidir. Ancak, bugüne kadar sözkonusu teklifimize Ermenistan olumlu bir yaklaþým göstermemiþtir.

 

Arjantin Parlamentosu’nun, “soykýrým” suçu icat etmeye kalkýþmasý uluslararasý hukuka aykýrýdýr ve tarihi olgularla baðdaþmamaktadýr. Arjantinli politikacýlarýn Ermeni aþýrýlýðýna arka çýkmak yerine,  tarihin bu tartýþmalý döneminin ortak bir hafýza çalýþmasý ve bilimsel araþtýrma yoluyla aydýnlatýlmasýný amaçlayan ortak tarih komisyonu giriþimimize destek vermesi, halklar arasý dostluða daha çok yakýþan bir tavýr olurdu.

 

Bu aþamada beklentimiz, Arjantin Cumhurbaþkaný Sayýn Nestor Kirchner’in gereken saðduyuyu göstererek, kabul edilen yasayý onaylamamasýdýr.”

 

Ancak bu uyarýlar boþa gitmiþ ve tasarý Arjantin Cumhurbaþkaný tarafýndan onaylanarak kanunlaþmýþtýr. Bu konuda Dýþiþleri Bakanlýðý 13 Ocak 2007 tarihinde þu açýklamayý yapmýþtýr[72]:

 

“Arjantin Senatosu’nda 13 Aralýk 2006 tarihinde kabul edilerek 24 Nisan’ýn sözde “Ermeni soykýrýmý” adýna “halklar arasýnda hoþgörü ve saygý için eylem günü” olarak ilan edilmesini ve Ermeni asýllý öðrenciler ile kamu kesimi çalýþanlarýnýn ayný gün izinli olmasýný öngören yasa tasarýsýnýn 11 Ocak 2007 günü Arjantin Cumhurbaþkaný Nestor Kirchner tarafýndan onaylandýðý üzüntüyle öðrenilmiþtir.

 

Sözkonusu yasa tasarýsýnýn onay sürecinde Arjantin makamlarý nezdinde müteaddit giriþimlerde bulunulmuþ, son olarak Sayýn Baþbakanýmýz Arjantin Cumhurbaþkanýna gönderdiði 7 Aralýk 2006 tarihli mektupta, bu giriþimden duyduðumuz rahatsýzlýðý dile getirmiþtir.

 

15 Aralýk 2006 tarihinde Bakanlýðýmýzca yapýlan basýn açýklamasýnda da vurgulandýðý üzere, anýlan yasa tasarýsý Arjantin toplumunda tarihi gerçeklere aykýrý olarak Türkiye’ye karþý olumsuz önyargýlarýn yerleþmesine yol açacaktýr. “Halklar arasýnda hoþgörü ve saygý” adýyla takdim edilen tasarý, aslýnda halklar arasýnda husumet ve nefret uyandýracak haksýz itham ve iddialardan oluþmaktadýr. Öncelikle, kendi tarihindeki bazý olaylarla yüzleþmesi gereken bir ülkenin, baþka bir coðrafyanýn tarihine iliþkin bir dönem hakkýnda hüküm vermeye kalkýþmasý ciddiyetten uzak ve etik olmayan bir yaklaþýmdýr.

 

Tarihi gerçeklerle hiçbir þekilde baðdaþmayan ve iç politika hesaplarýna dayandýðý açýk olan anýlan tasarýnýn kabul edilmiþ olmasýný kýnýyor ve reddediyoruz. Sözkonusu haksýz giriþimin siyasi ve hukuki sorumluluðu Arjantin Hükümeti’ne ait bulunmaktadýr”.

 

Bir yýldan az bir zamanda Arjantin’de ikisi yerel parlamentolarda olmak üzere yasama organlarýnda beþ kez Ermeni soykýrýmý iddialarýnýn kabul edilmiþ olmasý þaþýrtýcýdýr. Arjantin böylelikle Ermeni soykýrým iddialarýný en fazla tanýyan ülke haline gelmiþtir. Ýnsan haklarý konularýna pek raðbet edilmeyen Türkiye ile de hiçbir sorunu olmayan bir ülkenin bu þekilde davranmasýný anlamak güçtür. 

 

Taþnaklar tarafýndan kurulan ve bazý Latin Amerika ülkelerinde faaliyet gösteren Ermeni Davasý Güney Amerika Komitesi’nin soykýrým iddialarýnn kabulü için yýllardan beri yoðun bir faaliyet içinde olduðu bilinmekle beraber nispeten küçük bir azýnlýk tarafýndan ileri sürülen ve Arjantin’in Türkiye ile olan iliþkilerini olumsuz etkileyebilecek taleplerinin normal koþullarda dikkate alýnmamasý gerekir. Ancak Arjantin’de böyle olmamýþ, Ermenilerin doðruluðunu kanýtlayamadýklarý, bir asýr öncesine ait iddialar öncelik kazanmýþtýr. 12 Aralýk tarihinde, Ýnsan Haklarý Bildirgesinin 58. yýlý münasebetiyle yapýlan bir törende Ermeni Davasý Güney Amerika Komitesinin eski Baþkaný Petro Mouradian’a ödül verilmesi[73] ve bir gün sonra da söz konusu kanun tasarýsýnýn kabul edilmesi Arjantin’deki durumu yeterince açýklamaktadýr.

 

Arjantin siyasi çevrelerini Türkiye ile olan iliþkilerine gerekli önemi vermediði anlaþýlmaktadýr. Bu, belki, coðrafi uzaklýktan ve iki ülke arasýnda hiçbir alanda yoðun iliþki bulunmamasýnýn yarattýðý bir kayýtsýzlýktan ileri gelebilir. Diðer yandan Ermenilerin ve Osmanlý zamanýnda göçen Hýristiyan Araplardan bazýlarýnýn Türkiye hakkýnda yýllardan beri yürüttüðü kampanyanýn, koyu Katolik bir ortamda etkili olmasýný da hesaba katmak gerekmektedir.

 

Diðer Güney Amerika ülkeleri için bir emsal teþkil etmesi olasýlýðý bulunduðu için Türkiye’nin Arjantin’e karþý protestonun dýþýnda bir tepki göstermesi gerekmektedir.  Ancak Türkiye’nin yaptýrým olanaklarýnýn fazla deðildir. Bu arada esasen ciddi açýk veren Arjantin ile olan ticaretin[74] daha dengeli hale getirilmesi için çalýþýlmasýnda yarar vardýr.

 

3. Karekin II’nin Ýstanbul Ziyareti

 

Ermenilerinin iki patriðinden biri olan Karekin II Ýstanbul Rum Patriði Bartolemeos’un davetlisi olarak Haziran ayýnda Ýstanbul’a geldi.

 

Patrik 25 Haziran’da yaptýðý bir basýn toplantýsýnda bir Türk gazetesinin sorusuna cevaben “Ermeni soykýrýmý bir gerçektir ve asla tartýþma konusu olamaz” dedi. Türkiye-Ermenistan iliþkilerinin nasýl iyileþebileceðine dair bir baþka soruyu da Türkiye’nin tarihi ile yüzleþmesi ve Ermeni soykýrýmýný tanýmasý gerektiðini belirterek yanýtladý[75].

 

Patriðin bu sözleri Türk basýnýnda set tepkilere neden oldu. Ermeni Patriðinin Ýstanbul ziyaretinin dini amaçlý olduðunu bu itibarla da “soykýrým” gibi siyasi nitelikteki bir konuda ve Türk kamuoyunun hassasiyeti de göz önünde bulundurarak konuþmaktan kaçýnmasýnýn, hiç olmaz ise yumuþak ifadeler kullanmasýnýn daha doðru olmuþ olacaðýný belirtelim. Patrik böyle yapmamýþ ve uzlaþmaz bir dille ve tahrik edici bir tarzda görüþlerini ortaya koymuþtur. Diðer yandan Patriðin “Ermeni soykýrýmý bir gerçektir ve asla tartýþma konusu olamaz” sözleri daha ziyade bir doðmayý hatýrlatmaktadýr. Bu iddiayý reddeden yetmiþ küsür milyonluk bir halk olduðu sürece ve gerektiðinde yüz milyonlarca baþka ülkelerdeki Müslümanlarýn da bu konuda Türklere katýlabileceði düþünülürse bu sözlerin, demagojik olmak dýþýnda,  bir anlamý yoktur.

 

Patriðin Türkiye ile Ermenistan iliþkilerinin iyileþmesi için Türkiye’nin “soykýrýmýný” tanýmasý gerektiði hakkýndaki sözleri ise Ermenistan hükümetlerinin bu konudaki tutumuna ters düþmektedir. Ýzleyen sayfalarda göreceðimiz gibi Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan iki ülke arasýnda iliþkilerin normalleþtirilmesi için Türkiye’nin soykýrýmý tanýmasý gerekmediðini ýsrarla söylemektedir. Patriðin Ermeni hükümetinin bu tutumunu bilmemesi mümkün olmadýðýna göre sözleri kamuoyunu etkilemeye yöneliktir. Diðer yandan Lübnan’da Antilyas’daki diðer Ermeni Patriði olan I ile Karekin II arasýndaki rekabetin de bu sert sözleri ilham etmiþ olmasý olasýdýr.

 

Karekin II’nin bu davranýþlarýna karþý Türk resmi makamlarýnýn tutumuna gelince, Ermeni basýnýna göre adý açýklanmayan bir Dýþiþleri yetkilisi Karekin II’nin beyanlarýný talihsiz olarak nitelendirmiþ ve Ermenilerin tahrif edilmiþ bir tarihle kendi halklarýnýn beynini yýkamak yerine Türkiye’nin önerisini dikkate alarak, tarihte ne olup ne olmadýðýný görmek üzere, masaya oturmak cesaretini göstermeleri gerektiðini söylemiþtir[76].

 

Diðer yandan Karekin II’nin bu sözleri Türkiye Ermenileri Patriði Mesrop II’i güç duruma düþürmüþtür. Adý geçen bu konudaki sorulara Karekin II’den farklý düþündüðünü, 1915’te yaþanan facianýn siyasiler, diplomatlar, tarihçiler, sosyologlar tarafýndan ayrý platformlarda irdelenmesinin, karþýlýklý empati ve anlayýþ yaratmak açýsýndan yararlý olacaðý kanaatinde olduðunu söylemiþtir[77]. Patrik Mesrob II’den sonra, Türkiye Ermenileri Patrikliði Ruhaniler Genel Kurulu da Karekin II’nin basýn toplantýsýnda soykýrýmla ilgili söylediði sözleri eleþtirdi.[78]

 

Sonuç olarak Patrik Karekin II’nin Türkiye yaptýðý ziyaretin iki ülkenin iliþkilerine bir katký yapmadýðý, aksine esasen yüklü olan anlaþmazlýklar listesine bir yenisinin eklenmesine neden olmuþtur.

 

4. Tarihçilerin Buluþmasý

 

Ýstanbul Üniversitesi tarafýndan15–17 Mart 2006 tarihlerinde düzenlenen “Türk-Ermeni Ýliþkilerinde Yani Yaklaþýmlar” baþlýklý konferansa gerek diasporadan gerek Ermenistan’dan birçok tarihçi davet edilmiþti. Sadece iki kiþi geldi: Bogos Levon Zekiyan ile Ara Sarafyan. Ermenistan’da ve diasporada tarihçiler “soykýrýmý” kanýtlanmýþ saydýklarýndan bu konuyu Türk bilim adamlarýyla ele almak istemediklerinden adý geçen iki kiþinin Ýstanbul’a gelmesi kendileri için cesurca bir davranýþtý.

 

Ara Sarafyan Londra’da Ermenilerin yakýn tarihi ve özellikle I. Dünya Savaþý’ndaki durumlarý ile ilgili araþtýrma ve yayýnlar yapan, diðer bir deyimle baþlýca uðraþýsý “soykýrýmý” kanýtlamaya çalýþan bir kuruluþtu. Sarafyan ise Ermenilerin baþlýca propaganda aracý olan “Mavi Kitap” konusunda uzmandý.

 

Nitekim Sarafyan, Konferansýn baþkanlýðýný yaptýðýmýz Dördüncü Oturumunda “Ýngiliz Parlamentosu’nun ‘Osmanlý Ýmparatorluðu’nda 1915-1916 yýllarýnda Ermenilere Yapýlan Muamele’ baþlýklý Mavi Kitabý’nýn Tarihsel Anlamý ve Ýnkârý” konusunda bir teblið sundu. Konuþmasýný bitirince Türk Tarih Kurumu baþkaný Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu kendisine 1915 olaylarý hakkýnda beraber çalýþmayý teklif etti ve Sarafyan da bu teklifi kabul etti. Bu hayli þaþýrtýcý bir geliþmeydi, zira, yukarýda belirttiðimiz gibi, Ermeni tarihçiler Türklerle beraber çalýþmak istemiyorlardý. Ayrýca Baþbakan Erdoðan’ýn 2005 yýlýnda Baþkan Koçaryan’a yaptýðý, bu olaylarýn bir tarihçiler komisyonu tarafýndan incelenmesi teklifi de kabul edilmemiþti.

 

Aradan bir yýla yakýn bir zaman geçmesine raðmen bu konuda bir geliþme olmamýþken, Ara Sarafyan Nokta Dergisinin kendiyle yaptýðý bir söyleþiden sonra Gomidas Enstitüsü’nün yayýnladýðý bir basýn bildirisinde[79] Harput hakkýnda bir Case Study yapýlmasýný önerdi ve Türk tarihçilerinden bu bölgede yapýlan tehcire ait kayýtlarý ortaya koymalarýný kendisinin de baþka kayýtlarý ortaya koyacaðýný ve bu kayýtlarýn bölge Ermenilerinin sadece tehcir edilmekle kalmayýp kötü muamele ve katliama da maruz kaldýklarýný ortaya çýkaracaðýný söyledi.

 

Sarafyan’ýn Case Study (Vaka çalýþmasý) olarak adlandýrdýðý husus, tarihi bir olayýn tamamýný tüm yönleriyle deðil, bu olay içinde belli bir bölge, bir þehir, bir mahalle veya hatta bir aileyi ele alarak derinliðine incelenmesidir. Genelde, ana tarihi olayýn iyi bilindiði hallerde, vaka çalýþmalarý yapýlýr. Soykýrým iddialarý konusunda tehcir olayýnýn, özellikle amaç ve sonuçlarý itibariyle ele alýnmasý gerektiðinden, kýsmi bir inceleme olan vaka çalýþmalarý uygun bir metot deðildir. Diðer yandan Sarafyan, Osmanlý belgelerini görmeden, kendi elindeki belgelerin (herhalde, her zaman olduðu gibi misyonerlerin raporlarý ile bazý Ermenilerin anýlarýdýr) Ermenilerin katledildiðini gösterdiðini söylemekle taraflarýn ortaklaþa yapacaðý incelemeyi baþlamadan bitiren bir tutum içindedir. Bunlara raðmen Halaçoðlu, bu öneriyi kabul ettiðini resmen açýklamýþtýr[80].

 

Halaçoðlu 9 Mart 2007 tarihinde yaptýðý bir basýn toplantýsýnda Sarafyan’ýn kendisine bir e-mail göndererek, Türk televizyon kanallarýndaki geliþmeleri izlediðini, ortak projelerini ileriye götüremeyeceðini ve Osmanlý arþivlerindeki kayýtlar mevcut deðilse ilerlenemeyeceðini, ifade ettiðini, ayrýca bir basýn bildirisi yayýnlayarak kendisinin bir televizyon kanalýnda “Sarafyan’ýn istediði malzemenin arþivlerden çýkmayacaðý” sözlerinin de projeden vazgeçmesine gerekçe olarak gösterdiðini söylemiþtir[81]. Sarafyan’ýn muhtemelen baský altýnda bu þekilde hareket ettiðini de belirten Halaçoðlu, Ermeniler ve Türkler açýsýndan büyük bir fýrsat kaçýrýldýðýný, belki de bir daha araþtýrma þansýnýn kaybedildiðini, ancak kendilerinin kapýyý açýk tutmaya devam edeceklerini de ifade etmiþtir[82].

 

Yukarýda belirttiðimiz gibi, Ermenilerin Türklerle ortaklaþa tarihi araþtýrmalar yapýlmasýna karþý çýkmalarýnýn nedeni bu tür araþtýrmalarýn yeter derecede kanýtlandýðýný düþündükleri “soykýrým” savýný tehlikeye atmasý korkusudur. Bu nedenledir ki Baþbakan Erdoðan’ýn tarihçiler Komisyonu önerisine olumlu cevap verilmemiþ ve yine bu nedenle bir süre önce Viyana’da tarihçiler arasýnda yapýlan bir toplantýlardan bir sonuç alýnmamýþtýr. Ancak “soykýrým” savý Türklerce kabul edilmediði sürece siyasi bir sonuç doðurmadýðýndan Sarafyan’ýn yaptýðý gibi, ortak çalýþma yapýlmasý Ermeniler yönünden kaçýnýlmaz görülmektedir. Ne var ki diasporanýn baðnaz bölümü henüz, kendileri için de tehlike arz eden böyle giriþime hazýr deðildir.

 

5. Toplu Mezarlar 

 

Ermenilerin soykýrým iddialarýnýn zayýf noktalarýndan biri de Türkiye’de Ermenilere ait toplu mezar bulunmayýþýdýr. Eðer Ermeni militanlarýnýn ileri sürdüðü gibi 1915–11916 yýllarýndaki Ermeni tehciri sýrasýnda 1,5 milyon Ermeni öldürülmüþse bunlara ait toplu mezarlar olmasý kaçýnýlmazdýr. Oysa, Doðu Anadolu’da Ermeni mezalimi sonucunda katledilen Müslümanlara ait çok sayýda toplu mezar bulunmuþ, açýlmýþ ve kayda geçirilmiþ olmasýna karþýn Ermenilere ait tolu mezar bulunmamýþ, hatta toplu mezar olduðu iddiasý dahi ortaya atýlmamýþtý.

 

2006 sonlarýna doðru bir Ermeni internet sitesinde[83] ayrýlýkçý Kürt görüþlerini dile getiren Ülkede Özgür Gündem gazetesine atýfla, Mardin’in Nusaybin Ýlçesi Kuru Köyünde 1915 yýlýnda öldürülen 300 Ermeniye ait olduðu zannedilen bir toplu mezarýn bulunduðu haberi çýktý. Bir hafta kadar sonra bir Diaspora Ermeni gazetesi[84], Ýsveç’in Sodertoern Üniversitesi’nde Prof. David Gaunt’a atfen, bu toplu mezarda 14 Temmuz 1915 tarihinde öldürülmüþ olan 160 Ermeni ve 120 Süryani erkek bulunduðunu yazdý. Ýki gün sonra ise Süryani Haber Ajansý [85] ölenlerin sadece Süryaniler olduðunu ileri sürdü. Kýsaca, bu toplu mezarda kimlerin gömülü olduðu hakkýnda Ermeniler ve Süryaniler arasýnda fikir ayrýlýðý doðdu. Türk makamlarý bu rivayetler karþýsýnda kýsa süre sessiz kaldýktan sonra, Mardin Valisi Mehmet Kýlýçlar bir açýklama yaparak, ortaya çýkan mezarýn iddia edildiði gibi Ermenilerin katledilerek topluca konulduðu bir mezar olmadýðýný, bu köyün doðusunda bulunan onlarca kaya mezardan biri olduðunu açýklamak suretiyle[86] mezarýn çok eski olduðunu belirledi.

 

Süryanilerin soykýrýma maruz kaldýklarý iddialarý Ermenilere göre çok yenidir. Ekonomik nedenlerde altmýþlý yýllarda Avrupa’ya göç eden bazý Süryaniler çoðunlukla Ýsveç’e yerleþmiþtir. Bu ülke koþullarýna uyum saðlamakta zorlanmalarýnýn etkisiyle ve soykýrým iddialarýnýn Ermenilere sempati ile bakýlmasýný saðlamýþ olduðunu da dikkate alarak, bir süre sonra Süryanilerin de Türkler tarafýndan soykýrýmýna uðratýldýðý ileriye sürülmeye baþlanmýþtýr. Bu iddialar az sayýda da olsa bazý Ýsveçli siyaset ve bilim adamlarý tarafýndan da benimsenmiþtir. Ermeni soykýrýmý propagandasýnýn son yýllarda çok yoðunlaþmasýna paralel olarak Süryani soykýrýmý iddialarýnda da bir artýþ görülmüþtür.

 

Nusaybin’in Kuru Köyünde bir toplu mezar bulunmasý bazý Ýsveç gazetelerine de Süryanilerin soykýrým iddialarý doðrultusunda yansýmýþtýr. Ayrýca Hans Linde adýndaki bir milletvekili de Dýþiþleri Bakaný Karl Bilt’den mezarlarýn bilim adamlarý ve tarihçilerden kurulu bir baðýmsýz komisyon tarafýndan incelenmesini istemiþtir[87].

 

Türkiye’de ise Türk Tarih Kurumu Baþkaný Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu 11 Aralýkta bir bildiri yayýnlayarak, Nusaybin’deki toplu mezarýn, baþta Ýsveç olmak üzere Batýlý tarihçiler ve hatta Ermenistan’dan katýlacak bilim adamlarý huzurunda açýlabileceðini bildirmiþ, daha sonra, yukarýda adý geçen Prof. David Gaunt’un 12 Ocak 2007 tarihinde bu daveti kabul ettiði, isteði üzerine bu bölgeye tam bir özgürlük içinde olacaðýný, istediði kiþilerle röportaj yapabilecekleri Türk Tarih Kurumunca ifade olunmuþtur[88].  Prof Gaunt, Halaçoðlu’na bir mektup göndererek, programýna göre kendisi bakýmýndan bu kazýlar için en uygun tarihin, geliþ ve gidiþ günleri dahil 23–25 Nisan’ý önerdi[89]. Bu teklif, 24 Nisan’ý içermesi nedeniyle Ermeni propagandasýna hizmet etmeyi amaçlamasýna raðmen, Halaçoðlu tarafýndan kabul edildi[90].

 

6. Tarla Kuþu Filmi

 

Paolo ve Vittorio Taviani kardeþler, beraber film yapan tanýnmýþ Ýtalyan rejisörleridir. Muhtemelken ilerlemiþ yaþlarý nedeniyle son yýllarda bir faaliyeti görülmeyen Taviani’ler Skylike Farm (Tarla Kuþu Çiftliði) baþlýklý bir filimle yeniden gündeme gelmeyi denemiþlerdir.

 

Film Antonia Arslan adýnda Ermeni asýllý bir Ýtalyan tarafýndan kaleme alýna La Masseria dele Allodde (Tarla Kuþlarýnýn Katliamý) baþlýklý kitabýný esas alarak hazýrlanmýþ bir senaryoya dayanmaktadýr. Avakyan ismini taþýyan bir ailenin Anadolu’daki yaþamýný ve tehcir sýrasýndaki durumu kurgulanmaktadýr.

 

Filme göre I. Dünya Savaþý baþlarýnda büyük kayýplara uðrayan Osmanlýlar, ülkeyi hainlerden ve casuslardan temizleme kararý alýr ve hedef olarak Ermenileri seçerler. Bu çerçevede Ermeni Erkekleri öldürülür, kadýn ve çocuklar da sürgüne gönderilir. Avakyan ailesinin de tüm erkekleri öldürülür veya sakat býrakýlýr. Kadýn ve kýzlar Halep’e doðru yürümeye zorlanýr. Yolda askerler onlarý aç býrakýr, geceleri ýrzlarýna geçilir.  Kaçmaya çalýþanlar çarmýha gerilir veya diri diri yakýlýr, v.s.[91]. Bu dehþete bir denge getirmek amacýyla filme bir Türk subayý ile Avakyan’larýn kýzlarýndan biri arasýnda bir aþk macerasý konmuþtur.

 

Bir Dergiye göre[92] filme, dehþet sahneleri nedeniyle, tahammül etmek nedeyse imkansýz olup Taviani’ler, görenlerin bir daha unutamayacaklarý sahneler yaratmýþlardýr.

 

Tarla Kuþu Çiftliði dehþet ve iðrençlikte Atom Egoyan’ýn Ararat filmini geride býrakmýþa benzemektedir. Ararat’ýn uðradýðý baþarýsýzlýktan sonra Ermeni diasporasýnýn çok tanýnmýþ rejisörlerle bu tür bir filmi yeniden kamuoyuna kabul ettirmeye çalýþtýðý anlaþýlmaktadýr. Atom Egoyan’ýn eþi olup Türkiye aleyhindeki söylemiyle tanýnan Arsinée Khanjian’ýn bu filimde Avakyan’larýn kýzlarýndan birini oynamasý iki film arasýndaki baða iþaret etmektedir.

 

Taviani kardeþler bu filmi Berlin Festivaline yollamalarýný Berlin’de büyük bir Türk topluluðu olmasýyla açýklamýþlar ve Türk halkýnýn geçmiþiyle yüzleþmesi gerektiðini ileri sürmüþlerdir. Paolo Taviani bu filmin Türkiye aleyhinde olmadýðýný, aksine Türkiye’de kendi tarihiyle ilgilenenlere hitap ettiðini, birkaç yýl sonra bu filmin Türk okullarýnda gösterileceðinden emin olduðunu söylemiþtir[93]. Ayrýca Bosna ve Ruanda olaylarý hakkýnda da bir yorumda bulunmak üzere bu filmi yaptýklarýný eklemiþtir[94]. Anlaþýlan Taviani’ler sadece Türkleri deðil, Türk olmayanlarý da “soykýrým” konusunda çarpýcý bir film yapmak suretiyle “eðitmek” gibi bir görev yüklenmiþlerdir. Gerçekte ise daha basit bir amaç güttükleri ve sanatlarýný Ermeni Diasporasýnýn emrine verdikleri, onlarýn istedikleri temalarý iþledikleri ve onlarýn uygun gördüðü mesajlarý vermeye çalýþtýklarý görülmektedir. Nitekim, Türkiye’nin Ermeni “soykýrýmýný” tanýdýktan sonra Avrupa Birliðine girmesine taraftar olduklarý sözleri[95] tipik bir Ermeni görüþüdür.

 

Dehþet sahneleri dýþýnda Tarla Kuþu Çiftliði’nin Berlin Film Festivalinde pek ilgi çekmediði hatta bu sahnelerin filme etkisini kaybettirdiði anlaþýlmaktadýr[96]. Film bittikten sonra seyircilere hakim olan sessizlik[97] filme duyulan ilgisizliðin yanýnda dehþet sahnelerinin yarattýðý þaþkýnlýkla açýklanabilir. Oysa Taviani’ler Berlin Film Festivaline Altýn Ayý ödülünü ümit ederek gitmiþler[98] ancak filmleri yarýþma dýþý gösterilmiþtir

 

 

 

Fransa, Ýspanya, Bulgaristan yapýmý olup 9,6 Avro’ya mal olmuþ olan bu film, normal bir Avrupa yapýmý film için pahalýdýr. 5 Mayýs’ta Avrupa’da vizyona girecek olan filmin ne derecede raðbet göreceðini þimdiden kestirmek zordur. Avrupa Birliði’ne aday olduktan sonra, bu adaylýða karþý olanlarýn çabalarýyla, Türkiye’nin imajý bozulmuþtur. Özellikle son zamanlarda da Orhan Pamuk’un davranýþlarý ve Hrant Dink’in katli gibi nedenlerle Türkiye Avrupa’da çok tenkit edilir olmuþtur. Tarla Kuþu Çiftliði ancak, içerdiði yüksek dozda Türk aleyhtarlýlýðýyla bazý seyircileri çekebilir. Ancak dehþetin abartýlmýþ olmasý ve filmin ana amacý haline getirilmiþ bulunmasý nedeniyle, bir gazetecinin dediði gibi[99], bu tarla kuþu uçamayabilir.

 

7. “Screamers” Belgeseli

 

Screamers (Baðýranlar) baþlýklý bir belgesel 2 Kasým 2006 tarihinde Amerikan Film Enstitüsü Film Festivalinde bir ödül kazandýktan[100] sonra ilk kez Aralýk ayý baþýnda Los Angeles’te gösterime girdi. Filmim rejisörü, belgeseller dalýnda ödülleri bulunan, bir süre BBC’de takdimcilik yapmýþ olan Carla Garapedian adýnda Ermeni asýllý bir Amerikalý bayandýr.

 

Screamers, soykýrýmýn ilk kez bir devlet politikasý olarak Türkiye’de Ermenilere karþý uygulandýðý, daha sonra Hitler tarafýndan örnek alýnarak Yahudi Holokost’unun gerçekleþtirildiði, sonra da Kamboçya, Bosna, Ruanda ve Irak’taki Kürtlere karþý soykýrýmlar yapýldýðý temasýný, çürüyen cesetler, kopuk baþlar gibi bazý dehþet ve vahþet sahnelerini göstererek iþlemektedir[101]. 17 yaþýndan küçük olanlar filmi refakat edildikleri takdirde görebileceklerdir[102].

 

Belgesele “Baðýranlar” adýnýn konmasý Ermeni “soykýrýmýný” tanýmayan ABD, Ýngiltere ve Türkiye gibi ülkelere, bu konuda bir þey yapmalarýnýn filimde baðýrýlarak kendilerinden istenmesinden ileri gelmektedir.

 

Þimdiye kadar 16 milyon CD satmýþ ve Grammy ödülünü kazanmýþ olan System of A Down (Bozuk Düzen) adýný taþýyan bir hard rock grubunun gürültülü müziði Screamers’de kullanýlmýþ ayrýca bu Grubun hepsi Ermeni asýllý olan ve soykýrýma uðramýþ kiþilerin torunlarý olduklarýný iddia eden[103] müzisyenleri filmde rol almýþlardýr.

 

System of A Down 1990’larýn ortalarýnda tanýnmaya baþlamýþ bir tür protesto müziði yapan bir gruptur. Los Angeles’te Ermeniler üzerinde nüfuz sahibi olan Taþnaklarýn etkisinde kalarak konserlerinde soykýrým iddialarýna yer veren þarkýlar söyleye ve broþürler daðýtmaya baþlamýþlar, ayrýca her yýl 24 Nisan’da bu þehirdeki Türkiye Baþkonsolosluðu’nun önündeki gösterilere katýlmýþlardýr.  Grubun lideri olan Serj Tankiyan ile davulcusu John Dolmayan’ýn geçen yýl Temsilciler Meclisi Baþkaný Denis Hastert’i, soykýrým iddialarýný içeren bir karar tasarýsýný gündeme almadýðý için, Meclis binasýnda sýkýþtýrarak azarlamaya çalýþmalarý Grubun saldýrganlýðý hakkýnda fikir vermektedir[104].

 

Screamers 17 Ocak 2007 tarihinde Vaþington’da Kongre binasýnda kongre üyelerine gösterilmiþ Carla Garapedian burada bir konuþma yapmýþ sorularý cevaplamýþtýr. Kongre’de halen 435 Temsilciler Meclisi üyesi ve 100 senatör bulunmaktadýr. Bunlardan Ermeni Caucus’üne dâhil altý Temsilciler Meclisi üyesi hariç, Kongre’nin diðer üyeleri gelmemiþler, elli kadarý memurlarýný göndermiþtir[105]. Kongre’de Ermeni taraftarlarýnýn çoðunlukta olduðu dikkate alýndýðýnda Screamers’a gösterilen bu ilgisizlik bir propaganda filmi olmasýndan ileri gelse gerektir. Bu arada bazý Amerikalý Türklerin de toplantýya katýlarak filmin rejisörüne bazý sorular sormaya çalýþmýþlar ancak konuþturulmamýþlardýr. Bu olay ABD’de bazý Türklerin soykýrým iddia ve suçlamalarýndan duyduklarý rahatsýzlýðý artýk açýkça dile getirmeye baþlamalarýný göstermesi bakýmýndan önemlidir.

 

Basýn haberlerine göre[106] bu filmin maliyeti bir milyon dolar kadardýr. Finansman MG2 Productions,  BBC televizyonu ve Ermeni asýllý bir iþ adamý olan Raffy Manoukian tarafýndan saðlanmýþtýr. Esas itibariyle bazý eski fotoðraf ve filmlerden, System of A Down’ýn görüntülerinden ve müziðinden ve Ermeni yanlýsý bazý kiþilerle yapýlan mülakatlardan oluþan bu filmin çok pahallýya mal olmuþ olduðu görülmektedir. Diðer yandan, halen ABD’de sadece büyük þehirlerde gösterilen bu filmin gelirlerinin maliyeti karþýlamasý mümkün deðildir. MG2 Productions özel bir þirkettir; kâr ve zarar kendisine aittir. Bir Ermeni olan Manoukian için ise soykýrým iddialarý için para yatýrmak bir tür vatani görev gibi görüldüðünden zarar dikkate alýnmayabilir. Ancak BBC’nin, Ýngiliz hükümetinin soykýrým iddialarýný tanýmadýðý da düþünülürse Ýngiliz vergi mükellefinin parasýný böyle bir propaganda prodüksiyonu için harcamýþ olmasýna anlam vermek güçtür.

 

8. TIME Magazine

 

Tanýnmýþ Amerikan dergisi TIME’ýn yaklaþýk 500.000 satan Avrupa baskýsýnýn 12 Þubat tarihini taþýyan sayýsýna bazý Ermeni kuruluþlarý tarafýndan Ermeni soykýrým iddialarýný içeren bir sayfa ilan verildi ve ayrýca bir DVD de bedelsiz olarak daðýtýldý. DVD Fransýz rejisör Laurence Jourdan tarafýndan yapýlmýþ Ermeni soykýrýmý iddialarýný sergileyen bir belgesel filmi ve ayrýca, 1980’lerin baþýndan günümüze Fransa’da Ermeni iddialarýnýn en ýsrarlý savunucusu Yves Ternon ile yapýlmýþ bir mülakatý içeriyordu. Ermeni kaynaklarý TIME’ýn bu ilaný yayýnlamak ve DVD’yi daðýtmak için bir ücret almadýðýný iddia ettiler[107].

 

TIME’ýn Türkiye’de satýlan veya Türkiye’deki abonelerine gönderilen nüshalarýna ilan ve DVD konmadý ve böylelikle bu dergi aleyhinde olabilecek tepkiler önlenmeye çalýþýldý. Ancak Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’ün ABD’ye giderken bindiði bir Alman Lufthansa uçaðýnda söz konusu ilan ve DVD’nin bulunduðu TIME Dergisinin daðýtýlmasý bazý Türk yolcularýn tepkisine ve durumu Bakan Gül’e þikâyet etmelerine yol açtý. Ayrýca CHP Aydýn Milletvekili Özlem Çerçioðlu, bu konu hakkýnda TBMM’e bir soru önergesi Verdi. Lufthansa tarafýndan yapýlan bir açýklamada, uzun mesafeli uçaklarda yolcularýn okumasý için 34'e yakýn dergi sunulduðu belirtilerek, "Dergilerin yayýn kurullarýnca belirlenen içeriði hususunda sorumlu olmadýðýmýz gibi, içeriðinin belirlenmesinde de etkimiz yoktur" denildi[108].

 

Aslýnda bu hareket 2005 yýlýnda Türkiye tarafýndan TIME’e verilen bir ilân ve daðýtýlan bir DVD’ye cevap olmak üzere hazýrlanmýþtýr. Vaktiyle okuyucularýmýza bildirdiðimiz gibi[109]  TIME Dergisi 2005 yýlý Haziran’ýnda “Crossroad of Culture: ” (Kültürlerin Kesiþtiði Yer: Türkiye) baþlýðýný taþýyan, dört sayfalýk bir turizm ilaný yayýnlamýþtý. Ayrýca dört bölüme ayrýlmýþ bir de DVD verilmiþti. Ýlk üç bölümde Türkiye’nin tarihi ve doðal güzelliklerini tanýtýrken, dördüncü bölüm Ermeni sorununu ele alan ‘Sarý Gelin’ belgeselinin geniþ bir özetini içeriyordu. Ýlan Ankara Ticaret Odasý tarafýndan verilmiþti. Oda Baþkaný Sinan Aygün bu ilan ve DVD’nin maliyetinin yaklaþýk 1 milyon dolar olduðunu söylemiþti.

 

Ermeniler bu ilan ve DVD’ye sert tepki gösterdiler. Fransa’da Taþnaklar tarafýndan kurulmuþ olan Ermeni Davasýný Savunma Komitesi bir bildiri yayýnlayarak, Türkiye’nin inkârcý kampanyasýný ve TIME Dergisi’nin bu konudaki sorumsuz suç ortaklýðýný kýnadýðýný, bu giriþimin tarihi gerçek hakkýnda þüphe yaratmayý amaçladýðýný belirtti. Komite Baþkaný Harut Mardirosyan da TIME Dergisi’nin þerefini kaybettiðini, gazetecilik alanýndaki inanýlýrlýðýný kazanç uðruna sattýðýný söyledi. TIME Dergisi de geri adým atmak zorunda kalarak 17 Ekim 2005 tarihli sayýsýnýn “okuyucu mektuplarý” bölümünde Fransa’da ýrkçýlýk, Yahudi düþmanlýðý ve Ermeni ‘soykýrým’ iddialarýnýn inkârýyla mücadele eden bazý kuruluþlar adýna “Mémoire 2000” adlý bir kuruluþun gönderdiði ve dergiyi aðýr bir dille eleþtiren bir mektubu yayýnladý. Dergi ayrýca bir “Editörün Notu” ile piþmanlýk duyulduðu, DVD’nin tarihin tek taraflý bir yorumunu yansýttýðý ve derginin dürüstlük ve doðruluk standartlarýna uymadýðý, içeriði bilinseydi bu DVD’nin yayýmlanmayacaðý belirtilerek derginin gözden geçirme usullerinin deðiþtirildiði bildirildi ve Ermeni toplumundan ve okuyuculardan özür dilendi.

 

Ancak konunun burada kapanmadýðý Ermeni kuruluþlarýnýn kendilerinin hazýrlayacaðý bir DVD’nin TIME tarafýndan yayýnlanmasýný istedikleri, TIME’in ise aradan bir buçuk yýldan fazla bir süre geçtikten sonra DVD’yi yayýmladýðý görülmektedir. Her ne kadar Ermeni kaynaklarý DVD ve ilanýn TIME tarafýndan bedelsiz olarak yayýmladýðýný iddia ediyorlarsa söz konusu bir buçuk yýllýk sürenin DVD’nin yayýmlanmasý karþýlýðýnda TIME ödenecek ücretinin saptanmasý için yapýlan müzakerelerle geçirilmiþ olmasý mümkündür.

 

9. Ýngiltere

 

Ýngiltere, 1915 olaylarýnýn soykýrým sayýlabilmesi için yeterli kanýt bulunmadýðýný açýkça ifade eden tek Avrupa ülkesidir. Ýngiliz Hükümetinin bu tutumu diaspora Ermenilerini Ýngiltere bölgesel meclislerinden soykýrým iddialarý hakkýnda kararlar çýkartmaya yöneltmiþ ve Edinburgh Þehir Meclisi misalinde olduðu gibi bu taktik bazý baþarýlar da saðlamýþtýr. Ancak bölgesel meclis kararlarýnýn pek önemsenmemesi karþýsýnda Ýngiltere Meclislerinden karar çýkartmak yeniden gündeme gelmiþtir.

 

Bu konuda Avam Kamarasýna sunulan ve Ermeni soykýrým iddialarýnýn tanýnmasýný isteyen EDM 357 sayýlý bir karar tasarýsý 68 üye tarafýndan desteklenmiþtir. Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladýðý “ablukanýn” kaldýrýlmasý olarak formüle edilen ve aslýnda Türkiye’nin Ermenistan’la olan kara sýnýr kapýsýný açmasý anlamýna gelen, EDM 344 sayýlý bir diðer karar tasarýsýna da 66 üye taraftar olmuþtur.

 

Bu tasarýlarýn hakkýnda 20 Þubat 2007 tarihinde, Avam Kamarasýnda, Ermeni taraftarlýðý ile isim yapmýþ baþta Barones Cox ve Lord Avebury olmak üzere, Bob Spink, Nia Griffith, Quentin Davis, Paddy Tipping, Andrew Dismore ve Eilian Williams gibi kiþilerin de hazýr bulunduðu bir toplantýda söz alan Ermenistan’ýn Londra’daki Büyükelçisi Vahe Ganbrielyan “Türk ablukasý” ve Ermeni “soykýrýmýnýn” kabulünün önemi hakkýnda bir konuþma yaptýktan sonra, Türkiye’nin Ermenistan’da özür dilemesi gerektiðini iddia etmiþtir.

 

Ýngiliz parlamentosu üyelerinin ise Ermeni Cemaati mensuplarýnýn söz konusu iki tasarý için bulunduklarý bölge milletvekillerinin desteðini saðlamaya çalýþmalarýný tavsiye ettikleri anlaþýlmaktadýr[110].

 

Bu arada Tüm Partiler Ýngiliz-Ermeni Parlamento Grubu adýna yapýlan bir açýklamada Ýngiliz Parlamentosunda yüz milletvekilinin Ermeni soykýrýmýný tanýdýðý bildirilmiþ açýklanmýþ ve bu parlamenterlerin isimleri açýklanmýþtýr. Ýngiltere’nin Ermenistan’daki Büyükelçisi Anthony Cantor bu konudaki bir soruya cevaben, Ýngiliz Hükümetinin Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý hakkýndaki tutumunun iyi bilindiðini ve bu tutumun yüz parlamenterin baskýsýyla deðiþeceðini zannetmediðini söylemiþtir[111].

 

10. Polonya

 

Polonya Parlamentosu Baþkaný Bogdan Borusewicz, Kasým ayý baþlarýnda Ermenistan’a yaptýðý ziyaret sýrasýnda ülkesinin Türkiye-Ermenistan iliþkilerin iyileþmesi için arabulucu olmak istediðini ancak bunun için iki tarafýnda rýzasý gerektiðini söylemiþ[112] ve Polonya Dýþiþlerinin Ermenistan’a Türkiye çýkarlarýný Türkiye’de de Ermenistan çýkarlarýný temsil etmeyi teklif ettiðini bildirmiþtir.[113] Dýþiþleri Bakaný Oskanyan bu konudaki bir soruya cevaben Polonya’nýn böyle yaklaþýk ili ay önce böyle bir teklifte bulunduðunu doðrulamýþ ve kendilerinin olumlu cevap verdiðini, ancak Türkiye’den bu konuda bir tepki alýnmadýðýný bildirmiþtir[114].

 

Bu konuda önce dikkate alýnmasý gereken husus Polonya Meclisinin 2005 yýlýnda oy birliðiyle Ermeni “soykýrýmýný” tanýyan bir karar almýþ[115], Polonya Hükümeti bu kararýn aleyhinde olduðunu bildirmemiþ olmasýdýr. Böylelikle Polonya, Türkiye ile Ermenistan arasýndaki baþlýca anlaþmazlýk konusunda Ermenistan’ýn görüþlerini benimsemiþtir. Polonya bu konuda tarafsýz olmadýðý için arabuluculuk görevini üstlenmesi ve Ermenistan’da Türkiye’nin çýkarlarýný temsil etmesi Türkiye’nin lehine deðildir.

 

Bu arada Türkiye’nin Polonya Parlamentosu kararýný unutmaya hazýr olmadýðý Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer, Polonya Cumhurbaþkaný Lech Kaczynski’nin Türkiye’yi ziyareti sýrasýnda yaptýðý konuþmada "Ýki halkýn aralarýndaki dostluk iliþkilerine yaraþacak biçimde, birbirini daha iyi tanýmasý ve anlamasýný, bilgi eksikliðinden kaynaklanan önyargýlardan arýnarak daha da yakýnlaþmasýný diliyoruz" [116] demek suretiyle Polonya Meclisin kararýný bir önyargý olarak tanýmlamasýyla da belli olmuþtur.

 

11. Romanya

 

Romanya Cumhurbaþkaný Traian Basescu Eylül ayýnda Ermenistan’ý ziyareti sýrasýnda Erivan Üniversitesinde öðrencilerle buluþmasý sýrasýnda Fransýz Cumhurbaþkaný Chirac’ý örnek alarak Türkiye’den Ermeni “soykýrýmýný” tanýmasýný isteyip istemeyeceði hakkýndaki bir soruya Karadeniz bölgesindeki ülkelerle olan iliþkilerini etkileyen bir þey yapmayacaklarýný, Ermenistan’ýn soykýrým konusunu ortaya atmakla Avrupa’ya entegrasyonunu güçleþtirdiðini,  tarihin tarih kitaplarýnda ve insanlarýn belleklerinde kalmasý ve geleceðin inþa edilmesi gerektiðini, eðer tarih bir anlaþmazlýk konusu olarak devamlý þekilde geleceðe  giden yolu enselerse  Ermenistan’ýn Avrupa entegrasyonda baþarýlý olamayacaðýný söylemiþtir. Basescu ayrýca Romanya’nýn NATO ve Avrupa birliðine üye olmak için komþularýyla tarihten gelen anlaþmazlýklarýný bir yana býraktýðýný da ilave etmiþ [117] ve Romanya’nýn Ermenistan’ýn Avrupa Birliðine yakýnlaþmasý için yardým edeceðini de ifade etmiþtir[118].

 

Romanya Cumhurbaþkanýn bu sözleri, tamamen dostane amaçlarla da söylense, Ermenistan’ýn Türkiye’ye karþý tutumunun bir eleþtirisi niteliðindedir.[119].

 

12. Litvanya

 

Litvanya Parlamentosu 15 Aralýk 2005 yýlýnda Ermeni soykýrým iddialarýný kabul eden bir karar almýþtý[120]. Bu karar Litvanya Cumhurbaþkaný Valdas Adamkus’un Haziran ayýnda Türkiye’ye yaptýðý ziyareti olumsuz etkiledi. Baþbakan Erdoðan Adamkus’la görüþmek için isteksiz davrandý. Ancak Litvanya’lýlarýn ýsrarý üzerine kendisini Ýstanbul’da kabul etti[121]. Protokol’e göre Baþbakan Erdoðan’ýn Adamkus’u ziyaret etmesi gerekiyordu.

 

Adamkus’un Ankara ziyareti normal geçti. Litvanya Cumhurbaþkaný verdiði bir beyanatta Litvanya Parlamentosu’nun kararýnýn ülkenin dýþ politikasýnda bir deðiþiklik yapmayacaðýný söyledi.[122] Bir Türk gazetesine ise, Ermeni soykýrýmý iddialarýyla ilgili tartýþmalarýn tarihçilere býrakýlmasýný, Litvanya Parlamentosu'nda Ermeni soykýrýmýný kabul eden ve Türkiye'nin tepkisini çeken kararý gazetelerden öðrendiðini, bu konuda bir parlamenterin önerisinin birkaç parlamenterin bulunduðu bir oturumda kabul edildiðini, bu kararýn hükümetin veya Litvanya ulusunun tutumunu temsil etmediðini söyledi[123].

 

13. Diðer Geliþmeler

 

a. Papa Benediktus II’nin Ýstanbul Ziyareti

 

Papa XVI. Benediktus Türkiye’yi ziyareti sýrasýnda 30 Kasým 2006 tarihinde Ýstanbul’daki Surp Asdvadzadzin (Meryem Ana) Patriklik Merkez Kilisesi'ne de gelerek burada bir ayine katýldý[124].

 

Vatikan 2001 yýlýnda Ermeni soykýrýmý iddialarýný tanýdýðýndan Papa’nýn bu konuda Ýstanbul’da neler söyleyeceði merak konusuydu. Ancak Papa’nýn Türkiye’yi ziyaretinin asýl amacýnýn, Almanya’nýn Regensburg þehrindeki konuþmasýnýn Müslüman dünyasýnda yarattýðý olumsuz etkiyi, olanaklar ölçüsünde hafifletmek olduðundan, Türkiye’de büyük tepkilere neden olacaðýnda þüphe duyulmayan soykýrým iddialarýný vurgulamasý da pek beklenmiyordu. Papa Ermeni kilisesini ziyareti sýrasýnda yaptýðý konuþmada “ ekseriya, geçen asýrda yaþanmýþ olan çok trajik koþullarda olduðu gibi” Ermeni halkýnýn bir kuþaktan diðerine devredilen Hýristiyan inancý için Tanrýya dua ettiðini söylemekle yetindi[125].

 

Papa’nýn soykýrým iddialarý için trajik koþullar deyimin kullanmasý Türkiye’de olumsuz bir tepki yaratmadý. Buna karþýn Ermeni basýnýnda Papa’nýn Ermeni soykýrýmýna deðindiði[126] veya anýmsattýðý[127] gibi gerçeði tam yansýtmayan baþlýklar taþýyan yazýlar çýktý. ABD’de Ermeni asýllý meþhur Avukat Mac Gregos ise Ermeni soykýrýmý hakkýnda sessiz kalmasýnýn utanç verici olduðunu belirterek Papa’yý kýnadý[128].

 

b. Hollanda ve Belçika

 

Ermeni soykýrým iddialarýnýn Kasým ayýnda yapýlan Hollanda parlamento seçimlerinde bir konu hale gelmiþ ve bazý partiler soykýrým iddiasýný kabul etmeyen Türkleri aday listelerinden çýkarmýþlardýr. Ancak bu davranýþ Hollanda’daki Türklerin tepkisiyle karþýlanmýþ ve  “Ermeni soykýrýmý olduðunu iddia eden partilere Türkler tarafýndan verilen oylar düþmüþ buna karþýn normal koþullarda seçilmemesi gereken bazý Türkler tercihli oyu nedeniyle milletvekili olmuþtur. 

 

Hollanda’da az sayýda Ermeni bulunmaktadýr. Fransa, Ýngiltere, Avusturya, Almanya gibi ülkelerin aksine, tarihte Hollanda’nýn Ermeni sorunu konusuyla bir ilgisi yoktur. Buna raðmen soykýrým iddialarýna verilen bu önemi Ermenilere beslenen sempatide deðil Hollanda kamuoyunda Türklere karþý gitgide arttýðý görülen olumsuz duygu ve düþüncelerde aramak gerekmektedir. Ancak bu duygu ve düþünceler çeþitli partilerden dört Türkün parlamentoya girmesini önleyememiþtir.

 

Ermeni militanlarýn Belçika yerel seçimlerinde Soykýrým iddialarýný bir sorun haline getirmek istedikleri ancak bunda baþarýlý olamadýklarý görülmektedir. Bu arada Ermenilerin Brüksel Bölgesinin Devlet Sekreteri (Bakaný) Emir Kýr’ýn yýpratma gayretlerine devam ettikleri gözlemlenmiþtir; ancak adý geçen hakkýnda Bölge Meclisine sunulan bir güvensizlik önergesi gündeme alýnmamýþtýr[129].

 

c. Soykýrým Ýddialarýna Ýliþkin Diðer Konular

 

Baþkan Koçaryan, Güney Kýbrýs’a yaptýðý bir resmi ziyaret sýrasýnda, 24 Kasým 2005 tarihinde Larnaka’da bir Ermeni “soykýrýmý” anýtýna ilk harcý koydu. Güney Kýbrýs idaresi tarafýndan finanse edilen bu anýtýn Larnaka’da yapýlmasýnýn nedeni olarak “Türklerden kaçan Ermenilerin adaya ilk geldikleri yer” olmasý gösterildi. Larnaka Belediye Baþkaný Moiseos bu vesileyle ortak düþman olan Türklere karþý kenetlendiklerini söyledi[130].

 

Ýtalya’ da Roma’da 23 Kasým’da bir Ermeni soykýrým anýtý açýldý. Bu münasebetle yapýlan törene Ermenistan’ýn Roma Büyükelçisiyle Roma Belediye Baþkan’ýn bir temsilcisi katýldý[131]. Hatýrlanacaðý üzere Ýtalyan Meclisi 2000 yýlýnda Ermeni soykýrým iddialarýný tanýyan bir karar kabul etmiþti[132].

 

Çek Cumhuriyeti’nin Jihlava Þehrinde, Belediyenin izniyle, üzerinde soykýrým iddialarýna atýf yapan yazýlar olan bir Ermeni hacý (haçkar) dikilmiþtir[133]. Haç, 1992 yýlýnda bu þehirde kurulan bir Ermeni Derneði tarafýndan hediye edilmiþtir[134].

 

Bir Ermeni haber ajansýna göre daha önce Slovakya’nýn baþkenti Bratislava’da Tuna nehri kenarýna dikilmiþ bir haçkar’ýn kaldýrýlmasý bu þehirdeki Türkiye Büyükelçiliðince Belediye’den istenmiþtir[135]. Slovakya Parlamentosu 30 Kasým 2004 yýlýnda Ermenilerin soykýrým iddialarýný kabul eden bir karar almýþtý[136].

 

Anadolu Ajansýna göre Katolanya Partisine mensup iki milletvekili tarafýndan Ermeni “soykýrýmýnýn” tanýnmasý için Ýspanyol Meclisine verilen bir önerge, Türkiye Büyükelçisi Volkan Vural’ýn yaptýðý giriþimler sonucunda geri çekilmiþtir[137].

 



[1] Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaþkanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý, ‘Gazeteci Hrant Dink’in Silahlý Saldýrý” http://www.cankaya.gov.tr/tr_flash/ACIKLAMALAR/19.01.2007-3664.html

[2] Hürriyet, 20 Ocak 2007.

[3] Türkiye Cumhuriyeti, Dýþiþleri Bakanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý, “19 Ocak 2007, Agos Gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni Hrant Dink´in Uðradýðý Silahlý Saldýrý hk.” http://www.mfa.gov.tr/MFA_tr/BasinEnformasyon/Aciklamalar/2007/Ocak/NO11_19Ocak2007.htm

[4] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 20–21, Kýþ 2005-Ýlkbahar 2006, ss. 29–30.

[5] Bu konuda, sadece 2006 yýlý ikinci yarýsý için, AGOS gazetesinin þu baþlýklarý örnek olarak verilebilir.   30 Haziran 2006: Vehepar’ýn (Vasken II) ziyaretini Gölgeleyen Açýklama – Patrik Mesrop Hürriyet’e Verdiði Söyleþide Vehapar’ýn Söylemlerine Katýlmadýðýný Bildirdi ve Valilikteki Tutumunu Eleþtirdi. 28 Temmuz 2006: Türkiye Ermeni Patrikliði Vakýf Yönetimlerine telefonla Talimat Yazdýrdý: “Agos ve Jamanak Gazetelerine Ýlân Vermeyiniz.  Bizi Böyle mi Dize Getirecek siniz?”   24 Kasým 2006: Patrik’ten Lanet Tehdidi. Patrik Mutafyan Ýsim Vermeksizin Bazý Cemaat Yöneticilerini, Hayýrseverleri Dedikodu Ürettikleri Gerekçesiyle Eleþtirdi. 

[6] Örnek olarak Radikal gazetesinin birinci sayfasýndaki þu manþetlerini veriyoruz. 20 Ocak 2007:   Irkçýlarýn Hedefi Hrant Dink Üç Kurþunla Katledildi.- Eserinizle Gurur Duyun;  21 Ocak 2007: Acý,  Çaresizlik ve Kliþeler – Ne Gerekiyorsa Yapýlacak...;  22 Ocak 2007: Ses Getiren Þiddet Olaylarý Hep  Trabzon’da – Trabzonlular Neden Bu Kadar Alýngan ?; 23 Ocak 2007: Yalnýz Deðilsin;  24 Ocak 2007: Ýstanbul Ýstanbul Olalý Böyle Tören Görmedi. Hrant Dink’i 100 bin Kiþi Uðurladý.

[7] 2007 Mart ayý sonu itibarýyla bu cinayetle ilgili olarak on iki kiþi tutuklanmýþtýr. (BÝA Haber Merkezi, 28 Mart 2007)

[8] Hürriyet, 24 Ocak 2007.

[9] Zaman, 25 Ocak 2007.

[10] Birand 24 Ocak 2007 akþamý Kanal D’deki haber programýnda bu öneriyi kaçýrýlmamasý gereken bir fýrsat olarak deðerlendirdi. Ayrýca bu konuda Posta’da “Türkiye Ermeni Önerisi’ne Hayýr Dememeli” baþlýðýný taþýyan bir yazý yazdý. (Bu yazýnýn Ýngilizcesi  “Armenian Offer Should  Not Be Rejected” baþlýðýyla 26 Ocak 2006 tarihli Turkish Daily News gazetesinde  yayýnlandý. http://www.turkishdailynews.com.tr/article.php?enewsid=64805 )

[11]  Milliyet, 25 Ocak 2007.

[12]  Radikal, 25 Ocak 2007.

[13]  Vatan, 26 Ocak 2007 .

[14]  Milliyet, 25 Ocak 2007.

[15]  Cumhuriyet, 26 Ocak 2007.

[16] Milliyet, 26 Ocak 2007.

[17] Fédération Euro- arménienne pour la justice et la démocratie, Communiqué de Presse, 19 Ocak 2007.

[18] Khatchlg Mouradian, Hrant Dink (1954-1915). AWOL, 20 Ocak 2007.

[19] Edmond Y. Azadian, “One More Victim Added to the Armenian Genocide Count”, AZG Armenian Daily, 30 Ocak 2007. http://www.armeniandiaspora.com/archive/81513.html

[20] Robert Fisk, “Award –Winnig Writer Shot by Assasin in Ýstanbul Street”, The Independent, 20 Ocak 2007. http://news.independent.co.uk/europe/article2169190.ece

[21] Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý, “Bakan Oskanyan’ýn Hrant Dink’in Ailesine Gönderdiði Baþsaðlýðý Mesajý”, 23 Ocak 2007. http://www.armeniaforeignministry.com/pr_04/index.html

[22] Ermenistan Millet Meclisi Resmi Ýnternet Sayfasý, “Ermenistan Millet Meclisi Bildirisi”, www.parliament.am/search.php?where=whole&what=Hrant%20Dink&lang=eng

[23] Sabah, 1 Þubat 2006.

[24] Noyan Tapan, 26 Ocak 2007.

[25] Le Monde, “L’Assasinat de Hrant Dink crée un climat favorablre au dialogue turco- Arménienne” (Hrint Dink’in öldürülmesi Türk-Ermeni diyalogu için uygun bir hava yaratýyor.) 24 Ocak 2007.

[26] Los Angeles Time, 1 Þubat 2007.

[27] AZG Armenian Daily, 15 Þubat 2007.

[28] Le Figaro, 19 Þubat 2007.

[29] Milliyet, 7 Mart 2007.

[30] Türkiye Cumhuriyeti, Dýþiþleri Bakanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý, “29 Mart 2007, Dýþiþleri Bakanlýðý Sözcüsünün Bir Soruya Cevabý”.

http://www.mfa.gov.tr/MFA_tr/BasinEnformasyon/SoruCevap/2007/Mart/SC14_29Mart2007.htm

[31] Ermenistan Cumhuriyeti Resmi Ýnternet Sayfasý, “Bakanlýk Sözcüsünün Ahdamar Kilisesi’nin Yeniden Açýlmasý Hakkýndaki Yorumlarý”,  http://www.armeniaforeignministry.com/news/index.html

[32] Tatul Hakobyan, “Aghtamar Reopening Becomes a Celebration of : Former Seat of Catholicoi is Now a Turkish Museum”, Armenian Reporter, 7 Nisan 2007. http://www.armenianreporteronline.com/article.php?id=14613&issuedate=2007-04-07

[33] Dýþiþleri Bakaný ve Baþbakan Yardýmcýsý Abdullah Gül,  2007 Yýlýna Girerken Dýþ Politikamýz  (Dýþiþleri Bakanlýðý 2007 Mali Yýlý Bütçe Tasarýsýnýn TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na Sunulmasý Vesilesiyle   Hazýrlanan Kitapçýk) 14 Kasým 2006.

[34] T.B.M.M. Bütçe Plan Komisyonunda 14 Kasým 2006 tarihinde ve Genel Kurul’da 1 Aralýk 2006 Tarihinde yapýlan konuþmalar.

[35] Sabah, Türkiye, Akþam 10 Mart 2007.

[36] Arminfo ve Radiolur, 10 Mart 2007.

[37] Milliyet, 18 Kasým 2006.

[38] Medimax,  17 Kasým 2006.

[39] Al-Jazeera News Network, 28 Eylül 2006.

[40] Arminfo, 24 Kasým 2006.

[41] Die Welt, 17 Kasým 2006.

[42] Le Figaro, 19 Þubat 2007.

[43] NZZ am Sontag, 18 Ekim 2006.

[44] Financial Mirror, 27 Kasým 2006.

[45] The New Anatolian, 4 Aralýk 2006.

[46] The New Anatolian,  18 Aralýk 2006. 

[47] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 18, Yaz 2005, ss.19-21 ve Sayý 19, Sonbahar 2005, ss.12-14.

[48] ANCA Pres Release, 6 Aralýk 2006.

[49] Türkiye Cumhuriyeti Dýþiþleri Bakanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý, “30 Ocak 2007, Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu (KTB) Projesi Hk.”

http://www.mfa.gov.tr/MFA_tr/BasinEnformasyon/Aciklamalar/2007/Ocak/NO17_30Ocak2007.htm

[50] Armenian Isolation Deepens, Economist, 1 Mart 2007.

[51] Armradio.am, 9 Mart 2007.

[52] Panarmenian.Net. 9 Mart 2007.

[53] Armenpress, 4 Nisan 2007.

[54] Armradio, 19 Þubat 2007.

[55] Söz konusu hatalar hakkýnda Ermeni Araþtýrmalarý dergisinin 23-24. Sayýsýnda yer alan Prof. Dr. Kemal Çiçek’in   “Ermeni Yasa Tasarýsý’nýn Ýçeriði ve Ýddialara Verilen Cevaplar” baþlýklý yazýsýnda bilgi verilmektedir.

[56] ANCA, Press Release, 14 Mart 07.

[57] Cumhuriyet, 12 Þubat 2007.

[58] Associated Press, International Herald Tribune, 14 Mart 2007; Turkish Daily News, 15 Mart 2007.

[59] Congressional Quarterly,  15 Mart 2007.

[60] Gamk, 22 Mart 2007.

[61] Sabah, 3 Nisan 2007.

[62] Radikal, 17 Mart 2007.

[63] Ermenistan Cumhuriyeti Dýþiþleri Bakanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý, “Dýþiþleri Bakaný Oskanyan Washington Ziyaretini Tamamladý”, 6 Mart 2007. http://www.armeniaforeignministry.com/news/index.html 

[64] Arjantin ulusal ve yerel parlamentolarýnýn bu konuda aldýðý kararlarýn tam metinleri için bkz. http://www.armenian-genocide.org/affirmation.html (resolutions, laws and declaration ve state and provinces)

[65] Ömer Engin Lütem, “Facts and Comments”, Review of Armenian Studies, Vol.3, No.9, 2005, p.24.

[66] Ömer Engin Lütem, “Facts and Comments”, Review of Armenian Studies, Vol.4, No.10, 2006, p. 15.

[67] Türkiye Cumhuriyeti Dýþiþleri Bakanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý, “15 Eylül 2006, Arjantin'de Cordoba Yerel Parlamentosunca 24 Nisan Tarihini "Ermeni soykýrýmýný" Anma Günü Olarak Ýlan eden Yasanýn Kýnanmasý Hk.” http://www.mfa.gov.tr/MFA_tr/BasinEnformasyon/Aciklamalar/2006/Eylul/No143_15Eylul2006.htm

[68] Armennews, 1 Aralýk 2006.

[69] Türkiye Cumhuriyeti Dýþiþleri Bakanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý, “1 Aralýk 2006, Arjantin Temsilciler Meclisi'nin Yasa Tasarýsý Hk.”

http://www.mfa.gov.tr/MFA_tr/BasinEnformasyon/Aciklamalar/2006/Aralik/NO181_1Aralik2006.htm

[70] Noyan Tapan, 15 Aralýk 2006.

[71] Türkiye Cumhuriyeti Dýþiþleri Bakanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý, “15 Aralýk 2006, Arjantin´de 24 Nisan´ýn Sözde "Ermeni Soykýrýmý" Adýna "Halklar Arasýnda Hoþgörü ve Saygý Ýçin Eylem Günü" Olarak Ýlan Edilmesini Öngören Yasa Tasarýsý Hk.” http://www.mfa.gov.tr/MFA_tr/BasinEnformasyon/Aciklamalar/2006/Aralik/NO189_15Aralik2006.htm   

[72] Türkiye Cumhuriyeti Dýþiþleri Bakanlýðý Resmi Ýnternet Sayfasý,  “13 Ocak 2007, Arjantin'de 24 Nisan'ýn Sözde Ermeni Soykýrýmý Adýna Halklar Arasýnda Hoþgörü ve Saygý Ýçin Eylem Günü Ýlan Edilmesi Hk.” http://www.mfa.gov.tr/MFA_tr/BasinEnformasyon/Aciklamalar/2007/Ocak/No8_13Ocak2007.htm

[73] Azat Hye, 14 Aralýk 2006.

[74] Diþ ticaret Müsteþarlýðý istatistiklerine göre 2004 yýlýnda Arjantin’e ihracatýmýz 19,7 milyon $, ithalatýmýz 263 m.$, açýk ise 4 243 m. $’dýr.

[75] Mother Sea of Etchmiadzin, Press Realese, 27 Haziran 2006.

[76] Hürriyet, 26 Haziran 2006 ve Asbarez, 27 Haziran 2006.

[77] Hürriyet, 28 Haziran 2006.

[78] Hürriyet, 14 Temmuz 2006.

[79] www. Gomidas.org/pres/20Deb07Pressrealese.htm

[80] Sabah, 21 Þubat 2007.

[81] Habernokta.com, 9 Mart 2007.

[82] Ayný kaynak.

[83] Armenews,3 Ekim 2006, Asbarez, 3 Kasým 2006.

[84] Asbarez, 3 Kasým 2006.

[85] Assyrian International News Agency, 5 Kasým 2006.

[86] Zaman, 9 Kasým 2006.

[87] Spero News, 29 Kasým 2007.

[88] Zaman, 9 Þubat 2007.

[89] Hürriyet, 14 Þubat 2007.

[90] Hürriyet, 10 Mart 2007.

[91] Armenianews, 15 Þubat 2007.

[92] Der Spigel Online, 14 Þubat 2007.

[93] AWOL, 15 Þubat 2007.

[94] RFE/RL, 14 Þubat 2007 .

[95] California Courier  Online, 22 Þubat 2007.

[96] World Socialist Web Site, 5 Mart 2007.

[97] Der Spigel Online, 14 Þubat 2007açýklanabilir.

[98] PanArmenianNet, 13 Þubat 2007.

[99] Yasemin Esman, Turkish Daily News, 17 Þubat 2007.

[100] ANCA Press Release, 8 Ocak 2007.

[101] Asbarez, 23 Aralýk 2006.

[102] New York Times, 26 Ocak 2007.

[103] LA City Beat, 7 Aralýk 2006.

[104] The Washington Post.

[105] Armenian Reporter, 27  Ocak 2007.

[106] ArmRadio, 8 Kasým 2006.

[107] The California Courier, Presse Release, 2 Þubat 2007.

[108] Milliyet, 27 Þubat 2007.

[109] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 18, Yaz 2005, ss. 41-43.

[110] Massis Weekly Online, 3 Mart 2007.

[111] ArmRadio, 4 Nisan 2005.

[112] PanArmenian.Net, 7 Kasým 2006.

[113] Arminfo News Agency, 6 Kasým 2006

[114] Noyan Tapan News Agency, 8 Kasým 2006.

[115] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 16-17, Kýþ 2004-Ýlkbahar 2005, ss.40-41.

[116] Milliyet, 24 Ocak 2007.

[117] RFE/RL, 5 Ekim 2006.

[118] Regnum, 5 Ekim 2006.

[119] California Courier Online, 12 Ekim 2006.

[120] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý: 19, Sonbahar 2005, s.15.

[121] Tercüman, 22 Haziran 2006.

[122] PanArmenian, 21 Haziran 2006.

[123] Akþam, 22 Haziran 2006.

[124] Tnn, 2 Aralýk 2006.

[125] Catholic Word News, 30 Kasým 2006.

[126] AZG Daily 7 Aralýk 2006.

[127] Armenews, 1 Aralýk 2006.

[128] ABC News, 1 Aralýk 2006.

[129] Armenews, 21 Aralýk 2006.

[130] Hüriyet, 26 Kasým 2006.

[131] Public Radio , 27 Kasým 2006.

[132] Soner Karagül, “Avrupa Birliði ve Ermeni Sorunu”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý: 8, Kýþ 2003, s.190.

[133] http://www.armeniandiaspora.com/forum/archive/index.php/t-70455.html

[134] Czech News Agency, 17 Kasým 2006.

[135] Noyan Tapan, 17 Kasým 2006.

[136] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý:16-17, Kýþ 2004-Ýlkbahar 2005, s.37.

[137] Anadolu Ajansý 19 Eylül 2006.


 

 ----------------------
* Avrasya Ýncelemeleri Merkezi Baþkaný - oelutem@avim.org.tr
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 23-24, 2006
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.