AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

1915 Yýlýnda Osmanlý Ermenilerine Soykýrýmý Suçu Ýþlendiði Savlarýna Karþý Baþvurulabilecek Hukuk Yollarý

Emekli Büyükelçi Pulat TACAR*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 23-24, 2006

 

Öz: Türk ulusunun büyük çoðunluðu ve Türk hükümetleri 1915-1923 yýllarý arasýnda yaþanan trajik olaylarýn soykýrým suçu çerçevesine girmediði görüþündedir. Buna raðmen, bazý ülke parlamentolarý, senatolarý, bölgesel meclisleri, devlet ve siyaset adamlarý Ermenilere soykýrým suçu iþlendiði savýný, bildiri veya yasa ile kabul ve beyan etmiþlerdir. Bu geliþmeler karþýsýnda, Türkiye’nin uluslararasý hukuk yoluna baþvurmasý gerektiði görüþü, hükümet ve kamuoyumuzun bir bölümü tarafýndan benimsenmeye baþlanmýþtýr. Soykýrým savlarý karþýsýnda hangi hukuk yollarýna baþvurulabileceðini inceleyen bu makale, Türkiye’nin, tarihsel gerçekleri ortaya çýkarmak için yoðun çalýþmalar yapmanýn yanýnda, soykýrým suçunun ancak yetkili mahkeme ile saptanabileceði görüþünün resmi tutum olarak açýklamasý gerektiðini, ayrýca bireylerin düþünceyi ifade özgürlüklerinin kýsýtlanmasýna yönelik uygulamalar karþýsýnda, “maðdur” veya “potansiyel maðdur” olarak Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesine baþvurabilecekleri ileri sürülmektedir.

 

Anahtar Kelimeler: Türk, Ermeni, Soykýrým, Osmanlý

 

Abstract: The view that the tragic events of 1915 do not constitute genocide is widely accepted by the Turkish general public and Turkish governments till date. However, the parliaments, senates, regional assemblies, statesmen and politicians of various countries have declared that genocide was perpetrated against the Armenians. In the face of these developments, the view that should resort to legal avenues has begun to take root amongst the ranks of the Turkish government and general public. This article which analyzes the various legal ways and means which may be resorted to against these genocide allegations, concludes that alongside conducting vigorous studies to unravel the historical truth that lies behind these events, the official line that the crime of genocide can only be ascertained by a competent court should be adopted and pronounced. Furthermore, this article maintains that against practices restricitng the freedom of speech, individuals can resort to the European Court of Human Rights as an “aggrieved” or “potentially aggrieved party”.

 

Key Words: Turk, Armenian, Genocide, Ottoman

 

GÝRÝÞ

 

Ermeni diyasporasý, Ermenistan Cumhuriyeti Hükümetinin de desteði ile, 1915-1923 yýllarý arasýnda Osmanlý Ermenilerine soykýrýmý yapýldýðýnýn Türkiye Cumhuriyeti Hükümetince ve Türk halký tarafýndan kabul edilmesini talep ediyor. Bunu saðlamak için bazý ülke parlamentolarýndaki ve Avrupa Parlamentosundaki destekçilerini harekete geçiriyor, Türkiye’ye baský yapýlmasýný saðlamak istiyor. Bu istekle saðlanmak istenen siyasal, hukuksal ve etik sonuçlar þöylece özetlenebilir.

 

Osmanlý Devleti Hükümetinin talimatýyla 1915 döneminde, özellikle tehcir sýrasýnda Osmanlý Ermenilerinin soykýrýmýna tabi tutulduklarýnýn -yani sýrf Ermeni ýrkýna mensup bulunduklarý için- katledildiklerinin Türkiye Cumhuriyeti tarafýndan kabul etmesi;

 

Osmanlý Mahkemelerinin öldürme, katliam[1], ýrza geçme, gasp, kötü muamele nedeniyle Osmanlý Ceza Yasasýnýn 45 ve 170 maddelerinin uygulanmasý suretiyle mahkum ettiði, 67’si idam olunan 659 Osmanlý görevlisinin[2] bu mahkûmiyetlerinin hukukî niteliðini deðiþtirerek, anýlan suçlarýn soykýrýmý olduðunun ilaný;

 

1919 yýlýnda insanlýða karþý suç iþlemekten yargýlanmak üzere Malta’ya sürülen ve aleyhlerine kanýt bulunamadýðý gerekçesiyle haklarýnda dava bile açýlmadan serbest býrakýlan 130 kiþinin de soykýrýmý suçu iþlediklerinin dolaylý olarak kabulü;

 

Soykýrýmý suçunu iþleyen görevlilerin verdikleri zararlar için Osmanlý Devletinin ardýlý olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin tazminat ödenmesinin ve kimi taþýnmaz mallarý iade etmesinin önünün açýlmasý. Ayrýca, koþullar elverdiðinde Türkiye’de bir Ermeni yurdu oluþturulmasýnýn siyasal alt yapýsýnýn hazýrlanmasý;

 

Soykýrýmý savlarýnýn hukuksal çerçeve dýþýnda, siyasal zemininde ele alýnabileceðinin kabulü.

 

Türk halkýnýn, atalarýnýn soykýrým suçu iþlediklerini kabul etmesi ve o dönemde katliamlar sonucunda öldürülen Müslüman Osmanlý yurttaþlarýnýn kayýplarýný arka plana atmayý kabul etmesi.

 

Türk ulusunun büyük çoðunluðu ve Türk Hükümetleri sözü edilen dönemde yaþanan trajik olaylarýn soykýrýmý suçu çerçevesine girmediði görüþündedir. Baþka ülke hükümetleri -örneðin Ýngiltere Hükümeti- ile pek çok yabancý bilim adamý, tarihçi, düþünür veya medya mensubu da anýlan  olaylara soykýrýmý denebilmesi için gerekli koþullarýn oluþmadýðý görüþündedir. 

 

Buna raðmen, bazý ülke parlamentolarý, senatolarý, kanton meclisleri, devlet ve siyaset adamlarý Ermenilere soykýrýmý suçu iþlendiði savýný kabul ve beyan etmiþlerdir.

 

Bu geliþmeler karþýsýnda, “Türkiye, soykýrým iddialarýna karþý uluslararasý hukuk yoluna baþvurmalýdýr” görüþü, Hükümet ve kamu oyumuzun bir bölümünde taraftar bulmaða baþlamýþtýr. Konunun hukuksal yanlarýný iyi incelemeyenler, “soykýrýmý kararý alan Parlamentolarý dava edelim” bile dediler. Hükümetimiz hukuk yoluna baþvurmayý uzmanlar arasý deðerlendirme toplantýlarýnda incelemektedir.

 

Soykýrýmý savlarý karþýsýnda hangi hukuk yollarýna baþvurulabileceði aþaðýda incelenmiþtir.

 

I. DEVLETÝN BAÞVURABÝLECEÐÝ HUKUK YOLLARI

 

I.A. ULUSLARARASI ADALET DÝVANINA SÖZLEÞMENÝN YANLIÞ YORUMLANDIÐI VEYA YANLIÞ UYGULANDIÐI GEREKÇESÝYLE BAÞVURMAK

 

a) Daha Ýyi Anlaþýlmasý Ýçin, Bu Seçeneði Ýrdelemeye Somut Bir Örnekle Baþlayalým:

 

Fransa 2001 yasasý ile Soykýrýmý Sözleþmesini yanlýþ yorumlamýþ, yetkili bir mahkeme tarafýndan verilmiþ soykýrýmý suçu iþlendiðine dair bir karar bulunmadýðý halde[3], 1915 yýlýnda Ermenilere soykýrýmý iþlendiði yolunda bir yasa kabul etmiþ, daha sonra da Ekim 2006’da Fransa Parlamentosu 2001 yasasýnýn soykýrýmý suçunu oluþturduðu varsayýmýndan hareketle, 1915 Ermeni soykýrýmýný inkâr edenlere ceza verilmesini öngören bir yasa taslaðýný 2006 Ekim ayýnda Parlamentosundan geçirmiþtir. Bu tasarý Senatodan da geçerse ve Fransa Cumhurbaþkaný yasayý onaylayarak Resmi Gazetede yayýmlanmasýna yeþil ýþýk yakarsa yasalaþacaktýr. Yasanýn Fransa’da 2007’de yapýlacak Cumhurbaþkanlýðý ve Parlamento seçimlerine kadar Senato gündemine alýnmayacaðý anlaþýlýyor. Ancak, ileride de yasayý çýkarma tehdidi Demokles’in kýlýcý gibi Türkiye’nin baþýnda duracak, Fransa ile Türkiye arasýndaki ticari, kültürel ve diðer iliþkileri ve halklarýmýz arasýndaki dostluk iliþkilerini zehirlemeye devam edecek, Türkiye’nin Avrupa yolunda ilerleyiþini dolaylý olarak engelleyecektir.

 

b)Uluslararasý Adalet Divaný’na Baþvurunun Dayanaðý: Soykýrýmý Sözleþmesinin IX. Maddesi

 

Soykýrýmý Sözleþmesinin IX. maddesine göre, Sözleþmenin Tarafý olan Devletler arasýnda Soykýrýmý Sözleþmesinin yorumu, uygulanmasý veya yerine getirilmesi konusunda bir ihtilaf var ise, bu ihtilafýn taraflarýndan herhangi biri, uyuþmazlýðý Uluslararasý Adalet Divanýna sunabilir. Bu uyuþmazlýklara, Sözleþmenin III. Maddesinde sayýlan konulara iliþkin Devletin sorumluluðu dâhildir.

 

Devletin sorumlu olacaðý alanlar: soykýrýmý, soykýrýmý için iþbirliði yapmak, soykýrýmýný açýkça ve alenen kýþkýrtmak, soykýrýmý suçu iþlemeðe teþebbüs etmek ve soykýrýmýna iþtirak etmektir[4].

 

Bazý hukukçular, Uluslararasý Adalet Divanýnda aleyhine dava açýlacak tarafýn, ülkesinde soykýrýmý suçu iþlendiði savý ileri sürülen Devlet olduðunu, bu nedenle Türkiye’nin Sözleþmenin yanlýþ yorumu gerekçesi ile Fransa aleyhine UAD’na baþvuramayacaðýný ileri sürüyorlar. Oysa, Sözleþme metninde böyle bir kýsýtlama yok. Yanlýþ yorum ve yanlýþ uygulama nedeniyle aleyhine Uluslararasý Adalet Divanýna baþvurulabilecek Taraf Devlet sadece ülkesinde soykýrýmý iþlendiði savý ileri sürülen Devlet deðil. Sözleþmenin IX. maddesine göre, Sözleþmeyi yanlýþ tefsir eden, yanlýþ uygulayan ya da Sözleþme hükümlerini yerine getirmeyen her Devlete karþý bir baþka Taraf devlet tarafýndan dava açýlmasý mümkün. Bu vesile ile ülkemizde sýk sýk rastladýðým bir yanlýþ deðerlendirmeye de deðinmeliyim: Soykýrýmý Sözleþmesine göre UAD’na baþvuru için davacý ve davalý tarafýn aralarýnda anlaþmalarýna gerek yoktur. Olsa olsa, davalý Devlet Uluslararasý Adalet Divanýnýn bu davayý görmeye yetkili bulunmadýðýný ileri sürebilir. Divan da bu konudaki kararýný verir.

 

c) Divana Baþvuru Ýçin Önce Uyuþmazlýðýn Resmen Oluþturulmasý Gereklidir

 

Divana baþvurmak isteyen ülke, IX. maddede öngörülen baþvuru prodesürünü iþletmek isterse, önce uyuþmazlýðýn varlýðýný resmen tescil etmek zorundadýr.  Fransa örneðinde, Türkiye bir diplomatik Nota ile Fransa’ya baþvurabilir ve þu hususlarý belirtebilir:

 

“Fransa 1915 yýlýnda Ermenilere yapýlan soykýrýmýný tanýr” þeklindeki 2001 yasasý -sadece iþarî (declaratoire) olmasýna raðmen- bugün ortaya çýkmaya baþlayan etkilerinin ve sonuçlarýnýn da kanýtladýðý gibi,  Fransa ile Türkiye arasýnda 1948 tarihli Sözleþmesinin yorumu konusundaki uyuþmazlýðý derinleþtirmiþtir. 2006 Ekim ayýnda Fransa Parlamentosunda yapýlan görüþmeler ile TBMM’de ayný konuda yapýlan görüþmelerin zabýtlarý ihtilafýn boyutlarýný yansýtmaktadýr. Fransa Parlamentosu kendini yetkili mahkeme yerine koymuþ ve yargýlama yapmadan, 1915 yýlýnda soykýrýmý suçu iþlendiðini kararlaþtýrmýþtýr. Oysa, Soykýrýmý Sözleþmesi, soyut olarak herhangi bir olayýn soykýrýmý olup olmadýðýnýn yetkili bir mahkeme tarafýndan saptanmasýný öngörmektedir. Sözleþme kimliði belli olan zanlýnýn soykýrýmý suçu iþleyip iþlemediðinin yetkili mahkeme tarafýndan saptanmasýný ve suçu sabit görülürse cezalandýrýlmasýný öngörmektedir. Oysa, Fransa, 2006 yýlýnda kabul ettiði yeni bir yasa ile 2001 yasasýný mahkeme kararý saymak ve suçun varlýðýný yadsýyanlarý cezalandýrmak yoluna gitmektedir.  Soykýrýmý suçu iþleyeni saptama konusunda yetkili organ Parlamento deðil, eylemin vuku bulduðu ülke mahkemesi veya Uluslararasý Ceza Mahkemesi olabilir. Yetkili Mahkeme, zanlýnýn savunmasýný alarak, usulüne uygun bir yargýlama yapýp karar vermeden, bir zanlýya -deðil soykýrým-, baþka herhangi bir- suç yüklenmesi hukukun temel ilkelerine aykýrýdýr. Esasen Paris Asliye Mahkemesinin ünlü tarihçi Bernard Lewis’e açýlan davada, 1915 olaylarýnýn soykýrýmý olup olmadýðý konusunda karar vermeðe yetkili bulunmadýðýný vurgulamýþtý. Kaldý ki, Osmanlý Mahkemeleri öldürme, katliam, ýrza geçme, gasp, kötü muamele gibi suçlamalarla Osmanlý Ceza Yasasýnýn 45 ve 170 maddelerinin uygulanmasý suretiyle 592 Osmanlý görevlisini mahkûm etmiþ, bunlardan altmýþý idam olunmuþ, dava zabýtlarý ve Mahkeme kararlarý Osmanlý Resmi Gazetesinde yayýmlanmýþtý. Fransa Parlamentosu yetkili Osmanlý mahkemesinin cezalandýrdýðý bu eylemleri þimdi geriye dönerek farklý bir suç olan soykýrýmý olarak niteleyemez. Ayrýca soykýrýmý suçunun temel öðesi olan, “bir ulusal, etnik, ýrksal veya dinsel gruba mensup insanlarý, sýrf o gruba mensup olduklarý gerekçesiyle yok etmek kasdý”  yani “dolus specialis” da irdelenmemiþtir. Böyle bir kasdýn bulunmadýðýný kanýtlayan pek çok belge bulunmaktadýr.

 

Fransa, Soykýrýmý Sözleþmesini ve hukukun temel ilkelerini hiçe sayarak kimi zanlýlarýn savunmasýný da almadan kendisini yetkili mahkeme yerine koyan Parlamentosundan 1915’te Ermeniler’e soykýrýmý iþlendiði yolunda bir yasa çýkarmýþ, böylece Soykýrýmý Sözleþmesinin VI maddesine aykýrý hareket etmiþtir. Bu nedenle Fransa ile Türkiye arasýnda Soykýrýmý Sözleþmesinin yorumu ve uygulanmasý konusunda Sözleþmenin IX maddesinde öngörülen ihtilaf oluþmuþtur. Türkiye Fransa’dan bu yasanýn geri alýnmasýný beklemektedir”.

 

Fransa Hükümeti buna cevaben ya “2001 yasasýnýn sadece iþarî (declaratoire) olduðunu, 2006 yasa tasarýsýnýn ise henüz yasalaþmadýðýný” bildirecek, ya hiç bir yanýt vermeyecek, ya da bu yasa ile ilgili tutumunu aþaðýdaki gerekçelerle açýklayacaktýr:

 

“Fransa Parlamentosunun kabul ettiði yasa 1948 Soykýrýmý Sözleþmesi çerçevesine girmez. Esasen 1948 Sözleþmesinin geriye doðru uygulanamaz. Ancak, Sözleþmenin Giriþ Bölümünde de belirtildiði gibi tarihin her döneminde soykýrýmý suçu iþlendiðini düþünen Fransa Parlamentosu, Fransýz halkýnýn çoðunluðunun duygu ve düþüncesinden hareket ederek, siyasal bir kararla 1915 yýlýnda Osmanlý Ermenilerine uygulanan eylemlerin soykýrýmý olarak deðerlendirdiðini bir yasa ile tesbit eylemiþtir”.

 

2001 yasasý konusunda UAD’ye baþvurulduðu takdirde, Divan Fransa’nýn bu savunmasýný kabul edebilir ve 2001 yasasýnýn, 1948 Soykýrýmý Sözleþmesinin uygulamasý çerçevesine girmediði görüþünü benimseyerek davayý reddedebilir. Buna mukabil, 2006 tasarýsý bu arada yasalaþýrsa, -aþaðýda deðinileceði gibi- bireylerin ifade özgürlüðünün kýsýtlanmasý gerekçesiyle Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi nezdinde gerek devlet baþvurusu, gerek bireysel baþvuru suretiyle dava açma hakký doðmuþ olacaktýr.

 

d) Soykýrýmý Suçunu Kim Ýþler? Yetkili Yargý Organý Hangisidir?

 

Sözleþmeye göre soykýrýmý suçunu kiþi iþler (Sözleþme: Madde IV) [5]. Soykýrýmý iþlemekle suçlanan kiþileri yargýlama yetkisi bulunan mahkeme, suçun iþlendiði ülke Devletinin yetkili mahkemesi veya Taraflar yetkisini kabul ederlerse uluslar arasý bir ceza mahkemesidir. Bu durumda bir eylem ancak yetkili Mahkemenin sanýðý kesinleþmiþ bir hükümle mahkum etmesinden sonra soykýrýmý olarak nitelendirilmiþ olur. Bu, bireylerin cezai sorumluluðu çerçevesinde, suç ve ceza hukuku bakýmýndan yapýlan bir saptamadýr. Devletin hukuki sorumluluðunun incelenmesi ise bir hukuk davasý içinde ve hukuk muhakeme usulü çerçevesinde söz konusu olur.

 

Bu durumda þu soru akla geliyor:  Uluslararasý Adalet Divaný Bosna kararýnda Sözleþmenin bu açýk kuralýnýn dýþýna taþtý mý? Kararda ayrý bir madde halinde “Srebrenitsa’daki 1995 yýlýnda yapýlan katliamýn soykýrýmý olduðu” yazýlý deðildir. Zira Uluslararasý Adalet Divaný’nýn böyle bir karar alma yetkisi yoktur. Ancak, Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi  (EYCM), 12-13 Temmuz 1995’te vuku bulan Srebrenitsa katliamýnýn soykýrýmý olduðunu Krýstic ve Blagoyevic davalarýnda kararlaþtýrmýþtý[6]. Böylece UAD,  daha önce yetkili bir mahkemenin aldýðý soykýrýmý kararýný ve BM’nin konuya iliþkin ayrýntýlý raporunu “önemli kanýt” olarak göz önüne almýþtýr. Ayrýca, kararýn 5. maddesinde, davalý devletin, “Temmuz 1955‘te Srebrebitsa’da vuku bulmuþ olan soykýrýmýný önleme konusunda Soykýrýmý Sözleþmesi gereðince üstendiði yükümlülüðü ihlal ettiði” belirtilmektedir. Böylece Uluslararasý Adalet Divaný, bir Taraf ülkenin sorumluluðunu, Sözleþmenin tefsiri, uygulanmasý ve yerine getirilmesi çerçevesine oturtmuþ olmaktadýr. Ayrýca, Kararýn 6. maddesinde, Sýrbistan’ýn “soykýrýmýnda bulunmak ve soykýrýmýna suç ortaðý olmakla suçlanan Ratko Mladiç’i Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesine EYCM teslim etmeyerek ve anýlan Mahkeme ile etkin biçimde iþbirliði yapmayarak Soykýrýmý Sözleþmesinden doðan yükümlülüðünü ihlal ettiði” de ifade edilmektedir.

 

Bosna’da vuku bulmuþ olan diðer katliam konusunda EYCM soykýrýmý suçu iþlendiðine dair henüz bir karar almamýþtýr. Veriler ve kanýtlar bir suç iþlendiðini göstermektedir ama bu suçun “insanlýða karþý suç ya da savaþ suçu” olmasý da mümkündür? UAD kararýnýn gerekçesinde Bosna’nýn baþka yerlerinde de suç iþlendiði, ama o suçlarýn soykýrýmý olmadýðý, belki insanlýða karþý suç veya savaþ suçu sayýlabileceðini, ancak Uluslararasý Adalet Divanýnýn o suçlarý yargýlama yetkisinin bulunmadýðýný belirtiliyor. Böylece EYCM’nde görülmekte olan davalarýn soykýrýmý sayýlmasý olasýlýðý çok zayýflamýþ oluyor.

 

Bunun yanýnda ayný Bosna kararýnýn gerekçeleri arasýnda -Uygulanacak Yasa- baþlýðý altýnda[7] “Mahkeme, hiç bir kimse yetkili mahkeme tarafýndan daha önce soykýrýmý suçundan mahkum edilmemiþ bile olsa, Devletin soykýrýmý yapmak veya soykýrýmýna iþtirak etmekten sorumlu tutulabileceði görüþündedir” denmektedir. Bu, kanýmca Sözleþme çerçevesinin dýþýna çýkan hatta açýkça aykýrý olan bir “görüþ” sayýlmalýdýr.

 

Bu baðlamda bir anýma da deðinmeliyim. 5 Ocak 2006’da Ankara Barosu’nun düzenlediði Hukuk Kurultayý’na katýlan Uluslararasý Ceza Mahkemesi Yargýçlarýndan Litvanyalý Bayan yargýç Anika Usaçka temsil ettiði Mahkemenin çalýþmasýný anlatan konuþmasýndan sonra, kendisine þu soruyu sordum: “1948 Soykýrýmý Sözleþmesine göre bir olayýn soykýrýmý olup olmadýðýna yetkili mahkeme karar verebilir. Sözleþmeye göre yetkili mahkeme, ya olayýn vuku bulduðu ülkenin yetkili mahkemesi ya da Taraflar aralarýnda anlaþýrlarsa, Uluslararasý Ceza Mahkemesidir; yani sizin mahkemenizdir. Uluslararasý Ceza Mahkemesinin bir yargýcý olarak, sizce yetkili mahkemenin kararý bulunmadan, herhangi bir eyleme soykýrýmý denilebilir mi?” Yargýç Usacka þu yanýtý verdi: “Burada bir hukuk kurultayýndayýz. Vereceðim cevap ta hukuka uygun olmalýdýr. Yetkili Mahkemenin kararý olmadan herhangi bir eyleme soykýrýmý denilemez”.

 

Sözünü ettiðimiz Bosna kararýnýn ekinde 100 sayfaya yakýn bireysel ya da ortak yargýç karþý görüþ yazýsý bulunuyor. Bu da UAD yargýçlarý arasýnda da bu konuda ittifak bulunmadýðýna iþaret ediyor.

 

e)Devletin Soykýrýmý Suçuna Ýliþkin Sorumluluðu

 

Sözleþmenin IX. maddesi devletin sorumluluðundan söz eder. Bu sorumluluðun öncelikli olarak Soykýrýmý Sözleþmesinin yorumlanmasý, uygulanmasý ve yerine getirilmesi konularýný ilgilendirdiðini yinelemeliyim. Örneðin, Taraf Devlet zanlýyý yetkili mahkemeye sevk etmez ise sorumluluðu doðar. Taraf Devlet soykýrýmýný önlemek için gereken önlemleri almazsa sorumluluðu doðar. Bosna davasýnda Sýrbistan bu nedenlerle sorumlu bulunmuþtur.

 

Soykýrýmý Sözleþmesi baðlamýnda Devletin diðer yükümlülükleri þunlardýr:

 

Taraf Devlet, Sözleþmenin V. maddesi gereðince, Anayasasýnýn hükümlerine uyarak, soykýrýmý konusunda gerekli yasalarý çýkarmakla yükümlüdür. Bu mevzuat ile Sözleþmenin bilfiil uygulanmasýna yasal zemin hazýrlanacak, özellikle soykýrýmý ve III. maddede kayýtlý diðer suçlar konusunda suçlulara ceza verilmesi saðlanacaktýr.

 

Taraf Devlet, Soykýrýmý Sözleþmesinin VI. maddesi gereðince soykýrýmý suçu iþleyenleri yetkili yargýya sevk etmek zorundadýr; Ayrýca Sözleþmenin VII maddesi gereðince suçlularý iade edecektir.

 

Taraf Devlet bu yükümlülüklerini yerine getirmez ise, sorumluluðu doðar ve Sözleþmenin IX. maddesi bu konuda kendisiyle ihtilafa düþen bir baþka Taraf devletçe iþletilerek Uluslararasý Adalet Divaný’na baþvurulabilir.

 

f)Devleti Yönetenler, Görevlileri Soykýrýmý Suçu Ýþlemeðe Yönlendirirlerse Ne Olacaktýr?

 

Bu durumda devletin sorumluluklarý konusunda uluslararasý hukukun genel ilkeleri iþler. Buna göre, Devlet, görevlilerinin eylemleri sonucunda oluþan zararlarý tazmin ile mükelleftir. Soykýrýmý suçunu iþlemeðe teþvik eden yöneticiler de cezalandýrýlýr ve zararlarý tazmin ederler. (Uluslararasý Daimî Adalet Divanýnýn Chorzow Fabrikasý Kararý).Ancak Soykýrýmý Sözleþmesi baðlamýnda bunun harekete geçebilmesi için, her þeyden önce yetkili mahkemenin zanlýnýn soykýrýmý suçunun iþlediði yolunda bir karar almasý lazýmdýr.

 

g) Devletin Sorumluluðu Ardýl Devlete Geçer mi?

 

Uluslararasý hukukun genel esaslarýna göre, hukukî devamlýlýk ve devlet sorumluluðu ilkeleri, ardýl hükümetin, bir önceki hükümetin yasaya aykýrý eylemlerinden doðan talepler konusunda sorumlu bulunduðunu gösterir. Bu nedenle Alman Hükümeti Üçüncü Reich’ýn yasaya aykýrý eylemlerinin tüm sorumluluðunu üstlenmiþ, Fransa Hükümeti Alman iþgali altýnda Vichy rejiminin verdiði zararlarý tazmin etmiþ, Norveç Hükümeti Quisling rejiminin Yahudilere ika ettiði zararlarý karþýlamýþtý. 8 Nisan 1983 tarihli Devlet Mallarý, Arþivleri ve Borçlarý Baðlamýnda Devletlerin Veraseti konusundaki Viyana Sözleþmesinin 36. maddesi bir Devletin öbürünün yerine geçmesinin, alacaklýlarýn haklarýný ve sorumluluklarýný etkilemeyeceðini belirtmektedir. Esasen, Türkiye Cumhuriyeti de Osmanlý Devletinin tüm borçlarýný ödemiþ bir Devlet olarak Osmanlý mirasýný reddetmemiþtir. 

 

h) Soykýrýmý Sözleþmesi Geriye Doðru Yürütülebilir mi? 

 

- Geriye Doðru Yürütülemeyeceði Görüþü

 

Pozitivist hukukçular, sözleþmelerin geriye doðru olarak uygulanamayacaðý görüþünü savunurlar. Bu genel kuraldýr. Viyana Anlaþmalar Hukuku Sözleþmesinin 28. maddesi, Sözleþmelerin, o Sözleþme yürürlüðe girdiði tarihten önce vuku bulan eylemlere veya Sözleþme yürürlüðe girmeden önce sona ermiþ durumlara uygulanamayaðýný belirtir.

 

Türk Ermeni Barýþtýrma Komisyonu (Turkish Armenian Reconciliation Commission  (TARC) olarak 2003 yýlýna kadar yaklaþýk iki yýl görev yapan grup için New York’taki “International Center for Transitional Justice” kurumunun adý açýklanmayan hukuk danýþmanlarýna yaptýrýlan “Soykýrýmý Sözleþmesinin 20 yüzyýl baþlarýnda vuku bulan olaylara uygulanýp uygulanamayacaðý” hakkýndaki hukuki incelemede[8] Sözleþmenin geriye doðru yürütülemeyeceði sonucuna varmýþtýr. Verdikleri raporda ne Soykýrýmý Sözleþmesinde, ne de Sözleþmenin Hazýrlýk Çalýþmalarýnda Sözleþme hükümlerinin geriye doðru geçerli olabileceði konusunda bir niyetin varlýðýna iþaret edilmediði vurgulamaktadýr[9].

 

Sözleþmenin Geriye Doðru Yürütülebileceði Görüþü

 

Ermeni diyasporasý sözü edilen TARC raporundan rahatsýz olmuþtur ve bu kez  eski bir Birleþmiþ Milletler görevlisi Alfred de Zayas adlý kiþiye bir karþý Muhtýra (Memorandum) yazdýrmýþtýr[10]. De Zayas, Soykýrýmý Sözleþmesi hazýrlýk çalýþmalarýnda geriye dönük uygulama konusunda bir sonuca varýlamadýðýný; herhangi bir Sözleþmenin hazýrlýk çalýþmalarý zabýtlarýnýn Viyana Anlaþmalar Hukuku Sözleþmesi’nin 32 maddesine göre, esas deðil, sadece bir “ek yorum” niteliði taþýdýðýný; Sözleþmenin geriye yürümesi konusunda Sözleþme metninde hiç bir þeyin yazýlý bulunmadýðýný; bu alandaki boþluðun her iki yönde de yorumlanmasýnýn mümkün olacaðýný ileri sürmekte ve Sözleþme Hazýrlýk Çalýþmalarýnda, Polonya temsilcisi Manfred Lachs ile Ýngiliz temsilcisi Sir Hartley Shawcross’un Sözleþmeden önce iþlenmiþ soykýrýmý suçlarýnýn da Sözleþme kapsamýna alýnabileceði görüþünü savunduklarýný vurgulamaktadýr.

 

Öte yandan, Birleþmiþ Milletler Teþkilatý,“Zamanaþýmý Kýsýtlamalarýnýn Savaþ Suçlarýna ve Ýnsanlýða Karþý Suçlara Uygulanamayacaðý Sözleþmesi” hazýrladýðý zaman, 1948 Soykýrýmý Sözleþmesine “zaman aþýmý kýsýtlamalarý” uygulanamayacaðýný I. maddesinde belirttiði de Zayas tarafýndan ileri sürülen görüþler arasýndadýr.

 

Ceza hukukunun genel ilkelerine göre, kanunsuz suç ve ceza olmaz.[11] De Zayas, bu görüþün istisnalarý olduðunu kanýtlamak için, Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararasý Sözleþmesi’nin 15. maddesinin 1. fýkrasýnýn genel kuralý teyit etmekle birlikte, 2. fýkrasýnýn, “Ýþbu maddenin hiç bir hükmü, uluslararasý camia tarafýndan kabul edilmiþ genel ilkelere göre, iþlendiði zaman suç oluþturan bir eylemi yapan kiþileri yargýlanmadan ve cezalandýrmadan korumaz” dediðinin altýný çizmektedir.[12] Ancak, bu konuda hemen deðinmek isteyeceðimiz husus, Ermeni diyasporasýnýn görüþlerini savunan de Zayas’ýn, bir eylemin soykýrýmý sayýlýp sayýlmamasýna deðil, suç teþkil eden eylemi yaptýðý ileri sürülen zanlýnýn, yargýlamadan ve suçlu ise cezalandýrýlmaktan kurtulamayacaðýna odaklanmýþ bulunmasýdýr.

 

De Zayas, ayrýca, 1968 yýlýnda kabul edilen, 11 Kasým 1970’de yürürlüðe giren Savaþ Suçlarý ile Ýnsanlýða Karþý Suçlara Zamanaþýmý Kýsýtlamalarý Getirilemeyeceðine dair BM Sözleþmesinin 1 (b) maddesinin bir suç iþlendiði tarihte, iþlendiði ülkede suç teþkil etmese bile Sözleþmenin uygulanacaðýný amir olduðuna iþaret etmektedir.

 

Bu gerekçelerin ve karþý görüþlerin incelemesi beni, soykýrýmý suçunun geriye doðru iþleyip iþlemediði hususundaki tartýþmanýn sonuç alýnamadan sürüp gideceði kanýsýna ulaþtýrýyor. Ben, Soykýrýmý Sözleþmesinin geriye doðru yürütülemeyeceði görüþünü savunmaya devam edeceðim. Ancak, çýkarlar uyuþmadýðý için uzlaþma saðlanamayacak olan bir konuda Soykýrýmý Sözleþmesinin geriye doðru yürütülüp, yürütülemeyeceði veya zaman aþýmý bulunup bulunmayacaðý konularýný karþý tarafla tartýþmaya girmemeyi ve bu hususlarý sorunun odak noktasý haline getirmemeyi yeðlerim.

 

i) Hayatta Zanlý Kalmadýðý Ýçin Soykýrým Sözleþmesinin Cezalandýrmaya Ýliþkin Kurallarýnýn Uygulama Olanaðý Bulunmadýðý Savý

 

Ermenilere danýþmanlýk yapan hukukçular, 1915 olaylarý konusunda Sözleþmenin cezai yaptýrým yanýnýn kalmadýðýný, ancak, iade ve tazminat kurallarýnýn iþletilmesi gerektiðinin altýný çiziyorlar[13]. Bu bakýmdan soykýrýmýnýn tanýnmasýna yönelik çabalarýn göstermelik amacýnýn tanýma suretiyle manevi tatmin, asýl amacýnýn ise iade, tazminat ve toprak talebi olduðunu düþünmek hatalý bir deðerlendirme sayýlamaz. Ancak Sözleþmeye göre soykýrýmý suçu iþlemiþ bulunan zanlý saptanmadan, yani soykýrýmý suçu oluþmadan, bu suça iliþkin tazminat ve iade talepleri nasýl gündeme getirilecek? Neye dayandýrýlacak bu talepler? Ýþte bu nedenle, Ermeni tarafý taleplerini bazý parlamentolara aldýracaðý “soykýrýmýnýn varlýðýný tanýma” kararlarýna dayandýrma peþindedir. Fransa parlamentosuna oynatýlan oyun da budur.

 

j) Lozan Anlaþmasý

 

Olay tarihinden sonra yapýlan bir uluslararasý anlaþma ile tazminat sorunu çözüme baðlanmýþ ise o Anlaþma hükümleri uygulanacaktýr. Bu baðlamda Lozan Anlaþmasýna bakalým:

 

Lozan Anlaþmasý I. Dünya Savaþý’nda ülkeyi terk zorunda kalanlarýn dönmelerini ve mallarýna kavuþmalarýný öngörmüþ, baþka bir deyimle Sevres’in, el konulan mallarýn iadesi ilkesi biçim deðiþtirerek Lozan’a uyarlanmýþtýr.[14].

 

Lozan, ekli protokolleri ve kararnameler ile af bildirgesi bu konuda þu hususlarý öngörmüþtür: “Türk Hükümeti tüm diðer Güçlerle birlikte genel barýþ arzusunu taþýmaktadýr. Bu baðlamda, 20 Ekim 1918 ve 20 Kasým 1922 arasýnda Ýttifak güçlerinin korumasý altýnda, savaþ nedeniyle birbirlerinde ayrýlmýþ bulunan aileleri birleþtirmek ve hak sahibi olanlara mallarýný geri vermek amacýyla alýnmýþ bulunan önlemlere karþý çýkmayacaktýr“ Bu kuralýn, göçe zorlanmýþ bulunan ve mütareke ile iþgal döneminde evlerine dönen kimseleri ilgilendirdiði bellidir. Türk Hükümeti bu kimseler konusunda iþgal güçlerinin aldýðý kararlarý ve uygulamalarý deðiþtirmeyeceðini açýklamýþ olmaktadýr.

 

Lozan Anlaþmasýnýn 65. maddesi savaþ baþladýðýnda yabancý ülke yurttaþý olan ve Türkiye’deki mallarýna el konulan bireylerin mallarýnýn kendilerine iade olunacaðýný belirtmektedir. Md. 95. bu konuda bir baþvuru zamaný sýnýrý getirmiþtir. Ermeni diyasporasýnýn talebi bu hükmün deðiþtirilmesine yöneliktir.

 

Lozan Anlaþmasýnýn 46-63. maddeleri Osmanlý devletinin borçlarýnýn tasfiyesini ele almaktadýr. Osmanlý borçlarýnýn hepsi ödenmiþtir.

 

Lozan Anlaþmasýna ek  Genel Af bildirgesinde 150 kiþi dýþýnda, savaþ sýrasýndaki eylemleri suç teþkil edebilecek olan kiþiler hakkýnda genel af ilan edilmiþtir. Bu 150 kiþi de daha sonra af olunmuþtur.

 

Lozan Anlaþmasýnýn 31. maddesi gereðince Türkiye’den ayrýlan ve 30. maddesi gereðince otomatik olarak yeni ülkenin vatandaþlýðýný kazanan  bireylerin, iki yýl içinde Türk vatandaþlýðýný geri alma haklarýnýn bulunduðu  hükme baðlanmýþtýr. Bu madde gereðince, Türkiye dýþýnda bulunan Türk vatandaþlýðýný korumak isteyen tüm Ermenilerin, istedikleri takdirde Türkiye’ye dönme haklarý tanýnmýþtý.

 

I.B) ULUSLARARASI TAHKÝM MAHKEMESÝNE BAÞVURMA ÖNERÝSÝ

 

E. Büyükelçi Sayýn Gündüz Aktan 2002 yýlýnda bu konuda Uluslararasý Tahkim Mahkemesi’ne baþvurulabileceði görüþünü bir seçenek olarak dile getirmiþti [15]. 14 Kasým 2006 tarihinde TBMM’de yapýlan görüþmelerde E. Büyükelçi, Ýstanbul Milletvekili Sayýn Þükrü Elekdað da bu yönde bir öneri yaptý. Dýþiþleri Bakaný Sayýn Gül, hukuki seçenek konusunda titiz bir çalýþma yapýlmakta olduðunu, kararýn bu çalýþma yapýldýktan sonra verileceðini TBMM’de açýkladý. Ýstanbul Milletvekili E. Büyükelçi Sayýn Onur Öymen de tahkim önerisinin kendilerinin teklifi olduðunu belirtti[16].

 

E. Büyükelçi Sayýn Gündüz Aktan, 16 Kasým 2006 tarihinde Milliyet gazetesine verdiði bir demeçte, “Ermenistan yerine Fransa’yý dava edelim.... Kongre’de karar almasý durumunda ABD’yi de tahkime götürmeliyiz... Buna bakacak en uygun yer Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesidir. Tahkim 5-10 yýl sürebilir..... Bu çýkýþ Türkiye’ye büyük bir moral üstünlük saðlar..... Tahkime çaðýrdýðýmýz gelmem derse tüm dünyaya rezil olacak, gelirse de bu yalanlar bitecek...” dedi. Sayýn Aktan’a göre, “Uluslararasý Tahkim Mahkemesi arþiv kayýtlarýný, istatistikleri, askerî tarihi, tehcir sýrasýndaki ölümlerle ilgili kayýtlarý, týp istatistiklerini ve gerekirse mezarlýklarda yapýlacak adli týp incelemeleri yaptýracaktýr”.

 

Hemen þunu eklemeliyim: Sayýn Aktan, yazý ve demeçlerinde tahkim dýþýnda, yargýya baþvurulmasýna karþý çýkmamaktadýr; tahkimi hukukî seçeneklerden biri olarak sunmaktadýr.

 

Ancak, Ermeniler dogmalarýný sakatlama olasýlýðý yüksek olan Uluslararasý Tahkim Mahkemesine de gitmeyi kabul etmezler. Esasen bu müracaatý yapabilmek için gerekli olan tahkimname üzerinde uzlaþma saðlanmasý bugünkü koþullarda mümkün deðildir. Benzer þekilde Fransa da kendisini doðrudan doðruya ilgilendirmeyen bu konuda uluslararasý tahkime gitmeyi kabul etmez. Bu itibarla, mezkur öneriler, bir siyasal meydan okuma hamlesi niteliðini taþýyor.

 

Ermenistan Cumhuriyeti tahkim önerisine olumlu yanýt vermeyecek, ama soykýrýmý savýný ileri sürmeye devam edecek, Türkiye üzerindeki siyasal baskýyý sürdürmek isteyecektir; zira uluslararasý baský ile Türkiye’den istediklerini alacaðýna inanmýþ/inandýrýlmýþ durumdadýr. Milliyet gazetesinden Sayýn Ece Temelkuran’a demeç veren Fransýz siyasetçi Patrik Deveciyan, “Türkiye’nin ancak baský ile yola getirilebileceðini” açýkça söylemiþtir. Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan da benzer demeçler verdi.

 

Fransýz politikacýlarý a)Ermeni seçmenlerden oy saðlamak; b) Türkiye’yi Avrupa Birliðine tam üyelikten uzak tutmak amacýyla “soykýrýmýný tanýma dayatmasý” stratejisini uyguluyorlar.

 

Þimdi de ABD Temsilciler Meclisinde ve Senato’da alýnabilecek soykýrýmýný tanýma kararý ile Türkiye baský uygulanýlabileceðini sananlar var. Bu giriþimin uzun ve hatta orta vadede istenilenin tam aksi yönünde sonuçlar vereceði muhakkaktýr.

 

Tahkime Baþvurulmasýnýn Sakýncalarý:

 

a) Tahkim bir medeni hukuk uyuþmazlýðýnýn çözümü için baþvurulan hukuk yoludur. Oysa, soykýrýmý ulusal ve uluslararasý ceza hukukunu ilgilendiren bir suçtur. Soykýrýmý Sözleþmesi soykýrýmý suçu iþleyenin cezalandýrýlmasýný öngörür. Ceza hukukunun uygulanmasý için hakeme deðil, yargýya baþvurulur.

 

b) Soykýrýmý Sözleþmesine göre, Taraflar arasýnda “Sözleþmenin yorumu, uygulanmasý veya yerine getirilmesi” konusunda bir ihtilaf varsa, bu ihtilafýn taraflarýndan biri Lahey Uluslararasý Adalet Divanýna baþvurabilir. Bu kuralýn yok sayýlmasý veya dýþýna çýkýlmasý, Sözleþme haricinde bir çözümün Türkiye tarafýndan kabul edilebileceðine iþaret etmesi bakýmýndan sakýncalýdýr. Ermeni tarafýnýn ve onu destekleyenlerin amacý da Soykýrýmý Sözleþmesinin -yetkili mahkeme ile ilgili maddesi dahil- bazý hükümlerini devre dýþý býrakmak, sorunu siyasal alana aktarmaktýr.

 

c) Tahkime baþvurulmasý kabul edilirse, soykýrýmý suçunu iþlediði ileri sürülen zanlý kiþinin (zira Sözleþmeye göre soykýrýmý suçunu ancak þahýslar iþleyebilir) suçunun soykýrýmý olup olmadýðýný saptama yetkisinin Sözleþmede belirtilenden farklý bir organ veya makama devrinin kabul edildiði sonucu çýkar. Lahey Daimi Tahkim Mahkemesi, Taraflarýn tayin edeceði (örneðin üçer) yargýç ya da uzman ile Uluslararasý Adalet Divaný Baþkanýnýn veya Birleþmiþ Milletler Genel Sekreterinin atayacaðý ve oyu kararý belirleyici olacak bir kiþiden oluþacaktýr. Böylece bugüne kadar hukukta öngörülmeyen “zanlýlarýndan hiç birinin artýk hayatta olmadýðý bazý eylemlerin, soykýrýmý olup olmadýðýný saptama” yetkisi Tahkim Mahkemesine devredilmekte, bunun kaðýt üstünde yapacaðý incelemelerde zanlýlarýn kendilerini savunma haklarý dahil, hukukun temel ilkeleri ile Soykýrýmý Sözleþmesi esaslarý ortadan kaldýrýlmaktadýr.

 

d) Ayrýca, uluslararasý tahkimi kabul etmek, Soykýrýmý Sözleþmesindeki tanýmýn geriye doðru uygulanmasýnýn Türk tarafýnca da kabulü anlamýna gelir[17] ki, bu yola yönelmek te çok sakýncalýdýr.

 

Bundan 80 yýl önce Osmanlý Mahkemeleri tarafýndan Osmanlý Ceza Yasasýna göre verilmiþ kararlar, varlýðý mahkeme kararý ile tespit edilmiþ bulunan bir suçun iþlenme koþullarýný, suçun taammüden mi, kýþkýrtma sonucunda mý, intikam amacýyla mý iþlendiðini, karþýlýklý öldürme mi (mukatele) vuku bulduðunu göz önüne alarak verilmiþ yargý kararlarýdýr.

 

Suçlarýn niteliðinin 80-90 yýl sonra taraf tutularak, siyasal tatmin amacýyla deðiþtirilmesine hukuken genel ilkelerine göre olanak yoktur. Hiç bir hukuk devleti yargý kararlarýnýn yetkili olmayan bir makam tarafýndan deðiþtirilmesini kabul edemez.

 

Siyasal ve Ahlakî Sorumluluklar

 

1915 Ermeni olaylarý baðlamýnda siyasal ve ahlaki sorumluluklardan ayrýca söz edilecekse, durum farklýdýr. Bu konu, örneðin tehcir kararýnýn alýnmasýndan önce yaþanan ve baþlarýnda Osmanlý Mebusan Meclisindeki Ermeni mebuslarýn komutan olarak bulunduðu 3 Ermeni kýtasýnýn, Van’da gerçekleþtirdiði katliamýndan ve diðer Ermeni ayaklanmalarýnda yaþananlardan ayrý olarak düþünülmemelidir. Osmanlý Devleti ayaklanmaya karþý koymak amacýyla ülke savunmasý çerçevesinde gerekli gördüðü askeri ve cezai önlemleri almýþtýr. Bu önlemler, o dönemde baþka ülkelerde alýnan tedbirlerden farklý deðildir. Burada tarihçiler, arþiv uzmanlarý, hatta siyasetçiler devreye girer. Yapacaklarý incelemeler ve yazacaklarý raporlar bir kaný oluþmasýna yardýmcý olabilir. Bu raporlarý inceleyecek olanlarýn büyük bölümünün vicdanî kanýsý bir noktada yoðunlaþýrsa, “kiþisel kaný” “ ortak kamu vicdanýna” dönüþebilir. Ermeniler o dönemdeki olaylara Büyük Felaket anlamýnda “Metz yeðern” diyorlar. Bu görüþlerini sürdüreceklerdir. Baþkalarý da “soykýrýmý” veya “karþýlýklý öldürme” demeye devam edecektir. Bu kanýlarýn kýsa vadede deðiþmesi beklenmemelidir. Ancak bu hukuksal deðil, vicdani ya da siyasal deðerlendirmedir.

 

Türk toplumu içinde bazý kimseler de kýyým suçunun Ýttihat ve Terakki Partisine mensup veya yakýn kiþiler, örneðin Teþkilat-ý Mahsusa elemanlarý tarafýndan taammüden iþlendiðini belirtiyorlar; büyük olasýlýkla bu görüþlerini deðiþtirmeyeceklerdir. Bazýlarý, soykýrýmýndan deðil, “kýyýmdan” bahsedeceklerdir. Türk toplumunun büyük çoðunluðu karþýlýklý öldürme ve tehcir sýrasýnda büyük kayýplardan söz edecektir. Bu farklarýn bulunmasý doðaldýr ve herkesin ayný tornadan çýkmýþ gibi düþünmeðe yönetmek mümkün deðildir. Düþünceyi ifade özgürlüðü, Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesinde kayýtlý kýsýtlamalara uymak þartýyla tüm bu görüþlerin açýklanmasýna olanak saðlamaktadýr.

 

C) DEVLETÝN AVRUPA ÝNSAN HAKLARI MAHKEMESÝNE BAÞVURMASI 

 

Avrupa Ýnsan Haklarýný ve Temel Özgürlükleri Koruma Sözleþmesinin 33. maddesi, “Taraf Devletlerden herhangi birinin, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri eliyle, baþka bir Yüksek Akit Tarafýn (Devletin) Sözleþme hükümlerini çiðnediði savýný Divana / Mahkemeye götürebilir” demektedir.

 

Böyle bir baþvurunun içeriði Divan statüsünün 46. maddesinde kayýtlýdýr. Baþvurudan önce Fransa’nýn tasarýyý yasalaþtýrmasý ve en az bir kez uygulamaya koymasý AÝHM tarafýndan beklenecektir. AÝHM Statüsünün 46 (e) maddesi gereðince, Türkiye’nin ya kendisinin ya da vatandaþý olsun olmasýn bir kiþinin Fransýz yasasýnýn uygulanmasýndan maðdur olduðunu kanýtlamasý gerekecektir. Bu da bireyin Fransýz hukuk sisteminin saðladýðý tüm baþvuru olanaklarýný tüketmiþ olmasýna baðlýdýr. Ayrýca, uzmanlar bu baþvurunun akýbetinin, objektif deðil, siyasal ve sübjektif deðerlendirmelere uyacaðýný belirtiyorlar. Burada uzun yýllar sürecek ve sonucu belirsiz bir siyasal süreci göze almak gerekir. Bu seçenek, bu satýrlarýn yazarýnýn öncelikli tercihi deðildir.

 

D) DEVLETÝN BÝRLEÞMÝÞ MÝLLETLER ÖRGÜTÜNE BAÞVURMASI

 

Soykýrýmý Sözleþmesinin VIII. maddesi, “Her Akit Tarafýn soykýrýmýnýn önlenmesi ve ortadan kaldýrýlmasý için Birleþmiþ Milletler Anayasasýna uygun biçimde gereken önlemleri almasý amacýyla Birleþmiþ Milletler Teþkilatýnýn yetkili organlarýna baþvurabileceðini” belirtir.

 

Bu madde, þu aþamada Türk Hükümetine Birleþmiþ Milletler Örgütü’ne baþvurma zemini oluþturmamaktadýr.

 

Ancak, Ermeni diyasporanýn hukuk danýþmaný emekli BM görevlisi Dr. Zayas, Ermenistan Cumhuriyetinin, Sözleþmenin “soykýrýmýnýn sonuçlarýný ortadan kaldýrmak” ifadesinden hareketle ve “ortadan kaldýrmak”  “suppression” fiilini geniþ biçimde yorumlayarak, bu fiilin “soykýrýmý eyleminin ika ettiði zararlarý tazmin ve tamir edici adalet” anlamýný da içerdiðini ileri sürerek, Ermenistan Cumhuriyetinin Türkiye’ye karþý Birleþmiþ Milletler Teþkilatýna baþvurabileceðini belirtmiþtir[18]. De Zayas, “Ermenistan Cumhuriyetinin Ermeni soykýrýmýndan kurtulanlarýn ardýlý olmadýðý” yolunda bir itirazýn, “soykýrýmýndan sað kalan herkesin Ermenistan vatandaþý olduðu”; gerekçesiyle, ayrýca, Ermenistan’ýn diyasporada yaþayan tüm Ermenilere vatandaþlýk vermesi suretiyle karþýlanacaðýný; Rusya’nýn Baltýk ülkelerinde ikamet eden eski Sovyetler Birliði yurttaþlarýna vatandaþlýk verme örneðinin izlenebileceðini ileri sürmüþtür. De Zayas, “mücrimlerin” hiçbiri yaþamadýðýndan Sözleþmenin cürümle ilgili bölümlerinin önemini kaybetmiþ olduðunu, ancak, Ermeni mallarýnýn yasaya aykýrý olarak gasp edildiðini ve jenositten kurtulanlara ya da bunlarýn mirasçýlarýna veya Ermeni kilisesine iade edilmediðini, tazmin olunmadýðýný iddia etmekte; tazminat ve iade (örneðin müze olan kimi kiliselerin iadesi) talebinin mümkün olacaðýný belirtmekte; Rusya’nýn Bolþevik ihtilali sýrasýnda el konulan Ermenistan dahil tüm Sovyetler Birliðindeki kiliseleri 1990’lý yýllarda büyük ölçüde geri verdiði bu meyanda hatýrlatmakta, bunun sadece ahlaki bir davranýþ deðil, izlenmesi gereken iyi bir örnek olduðunu ve Ermenistan Cumhuriyetinin dikkatini bu konulara yöneltmesi gerektiðini vurgulamaktadýr.

 

Ermenistan Cumhuriyeti yöneticilerinin ve diyaspora temsilcilerinin beyanlarý incelendiðinde, tazminat ve iade taleplerinin zarar gören ilgililer tarafýndan baþvurabilecek bir yol olarak gündemde tutulduðu görülecektir. Ermeni diyasporasýnýn kimi danýþmanlarý, Uluslararasý Adalet Divanýnýn soykýrýmý suçu iþlendiðini saptamasýnýn iade taleplerinin olumlu sonuçlanmasýný kolaylaþtýracaðýný ileri sürüyorlar. Ancak Ermenistan Hükümeti, Soykýrýmý Sözleþmesinin açýk kurallarý karþýsýnda dogmasýný riske atabilecek olan bu yola girmeye yanaþmamaktadýr.

 

Bu vesile ile Sigorta þirketlerinin bazý Ermenilere þimdi ödeme yapmalarýnýn, devletlerin uluslar arasý hukuka iliþkin hukuki sorumluluðu kapsamýndaki olabilecek tazminat talepleri ile ayný çerçeveye girmediðini, bu konunun Sigorta Þirketi ile sigorta poliçesi yaptýranlar veya onlarýn varisleri arasýnda bir özel hukuk iliþkisi olduðunu  da hatýrlatalým.

 

II- BÝREYLERÝN AÝHM’ ne BAÞVURU SEÇENEKLERÝ

 

II- A) 1915 Olaylarýnýn Soykýrým Olmadýðý Yolundaki Düþüncesini Açýkladýðý Ýçin Mahkum Edilecek Bireylerin AÝHM Nezdinde Dava Açmasý

 

Fransa (ya da bir baþka ülke) Ermeni soykýrýmýný inkar eden bireyi mahkum etmeyi öngören bir tasarýyý yasalaþtýrýrsa ve Ermeni soykýrýmý olmadýðýný ifade eden þahýs, -örneðin- Fransa Mahkemesi tarafýndan yargýlanarak mahkûm edilirse, o kiþi Fransa’daki iç hukuk yollarýný tükettikten sonra, Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesine baþvurabilecek ve Musevilere yapýlan soykýrýmýný inkâr etmeyi, suç sayan yasadan farklý olarak, Ermenilere soykýrýmý yapýldýðýný saptayan bir yetkili mahkeme kararý bulunmadýðýný, Fransa’nýn Ermeni soykýrýmýný inkar edenlerin cezalandýrýlmasý yasasýnýn Soykýrýmý Sözleþmesinin yetkili mahkeme kuralýný ihlal ettiðini, Fransa Parlamentosunun kendini yetkili mahkeme yerine koyduðunu, bu nedenle Osmanlý vatandaþý Ermenilerin 1915’te yaþadýklarý trajik olaylara soykýrýmý denilemeyeceði yolundaki görüþünü açýkladýðý için mahkûm edilmiþ bulunmasýnýn Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesinin düþünceyi ifade özgürlüðüne iliþkin 9 ve 10 maddelerine aykýrý olduðunu belirtebilecek, mahkumiyetin ortadan kaldýrýlmasýný isteyecek ve tazminat ta talep edebilecektir. AÝHM içtihatlarýna bakýldýðýnda, bu davayý açan kiþinin büyük bir olasýlýkla davasýný kazanacaðý söylenebilir. Ancak bu zahmetli bir yoldur. Kiþinin, her þeyden önce kendisine verilecek yüklü para cezasýný ödemesi ya da hapis yatmasý gerekebilir. Bu amaçla sivil toplum örgütleri ya da resmi makamlar dava açan kiþiye gerekli hukuksal ve lojistik (örneðin para cezasýnýn ödenmesi için yardým) desteði saðlayabilirler. Görüleceði gibi burada önce mahkûm edilme ve iç hukuk yollarýnýn tüketilmesi gereklidir.

 

II-B) 1915 Olaylarýnýn Soykýrým Olduðunu Düþünen, Ancak Bunu Henüz Açýklamamýþ Bulunan Kiþinin Potansiyel Maðdur Olarak Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi Nezdinde Dava Açmasý

 

Ýstanbul Bahçeþehir Üniversitesi Sayýn Rektörü Profesör Dr. Süheyl Batum ve Üniversite öðretim görevlilerinin yaptýklarý ayrýntýlý bir incelemeye göre, özellikle Fransa’da ve Ýsviçre’de ikamet eden veya Türkiye’den ya da Avrupa’dan bu ülkelere çeþitli nedenlerle gitme durumunda bulunan akademisyen, iþ adamý, sporcu ve diðer kiþiler anýlan ülkelerdeki soykýrýmýný inkâr yasalarýnýn, bu konudaki farklý düþüncelerini açýklayanlara ceza verilmesini öngörmesi nedeniyle potansiyel maðdur durumuna düþmektedirler.

 

Bu kiþiler, görüþlerini henüz açýklamamýþ ve yargýlanarak mahkum olmamýþ bulunsalar bile, Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesinin 9. ve 10. maddeleri gereðince, 2006 yasasý kanunlaþtýktan sonra Fransa’ya (veya Ýsviçre’de Konfederasyon ya da bir Kanton soykýrýmý suçunu inkar edeni cezalandýrmayý öngören genel ifadeli yasa kuralýna açýkça Ermeni soykýrýmý terimini eklediði takdirde Ýsviçre’ye) dava açabileceklerdir.[19]Fransa örneðinde, 2006’da deðiþtirilmiþ 2001 yasasý baþvurucuya uygulanmasý halinde, onu doðrudan risk altýna sokan bir yasa olarak deðerlendirilecektir. Potansiyel maðdur kavramý, AÝHM’nin bundan önce verdiði kararlarda, kabul edilebilir (reasonable), inandýrýcý (convincing) ve doðrudan doðruya baþvurucuyu etkileyen bir risk oluþturduðunun anlaþýlmasý ve kanýtlanmasý halinde, Mahkeme tarafýndan kabul edilen bir kavramdýr. Fransa’nýn Ermeni soykýrýmýný yadsýyanlara ceza verilmesini öngören 2006 yasasýnýn bilfiil uygulanmamýþ olmasý, gelecekte uygulanmayacaðýna dair bir güvence teþkil etmemektedir.

 

Konuyla ilgili olarak Üniversitede yapýlan hazýrlýk çalýþmalarýnda, açýlacak bu davalarda, sadece ihlalin saptanmasý ve düzeltilmesinin talep edilmesi, ayrýca tazminat talep olunmamasýnýn dava açacak potansiyel maðdurlara önerilmesi konusunda görüþ birliði oluþmuþtur. Aþaðýda Bahçeþehir Üniversitesinin hazýrladýðý bir çalýþma belgesindeki anlatým özetlenerek sunulmaktadýr:

 

Sözleþmenin 9. maddesini ihlal gerekçeleri þöylece özetlenebilir:

 

-Belirli bir konuda düþüncelerin açýklanmasýnýn yasaklanmasý ve cezai yaptýrýma baðlanmasý: a)çoðulculuðu ortadan kaldýrmaktadýr; b) düþünce ve vicdan özgürlüðünün dýþ boyutlarýný ortadan kaldýrmakta, bu özgürlüklerden doðan sorgulama hakkýný anlamsýz kýlmaktadýr; c) belirli ifadelerin yasaklanmasý suretiyle o ifadenin temsil ettiði düþünce yasaklanmakta, böylece devlet endoktrinasyonuna gidilmekte, bireylere ne þekilde düþünmeleri gerektiði sistematik biçimde telkin olunmaktadýr.

 

Sözleþmenin 10. maddesinin ihlal gerekçeleri þöylece özetlenebilir:

 

-Fransýz yasasý AÝHS tarafýndan tanýnan ifade özgürlüðü alanýna doðrudan doðruya müdahale etmektedir. Bu tür müdahalenin yapýlabilmesi için Sözleþmenin 10/2 fýkrasýnda meþru kabul edilen sýnýrlama amaçlarýna uygun olmasý ve o amaca ulaþmak açýsýndan, demokratik bir toplumda zorunlu olmasý gerekir. Nedir bu sýnýrlamalar?  Þiddet içeren, vatandaþlar arasýnda din, etnik köken gibi nedenlerle düþmanlýk, kin ve nefreti teþvik eden ifadeler; veya bir kiþiye, bir Devlet görevlisine ya da halkýn bir bölümüne karþý þiddet kullanýmýna, silahlý müdahaleye, silahlý baþkaldýrýya çaðrý veya teþvik niteliðindeki ifadeler; demokratik kurallarý açýkça reddeden, ýrkçý söylemler içeren ve ýrk düþmanlýðýna dayalý ya da baþkalarýnýn haklarýnýn korunmasýna karþý ifadeler. Fransa yasasý ile ifade özgürlüðüne yapýlan müdahalenin demokratik bir toplumda zorunlu olmadýðý, bu müdahalede kamu yararý bulunmadýðý, suç iþlenmesinin önlenmesine yönelik olmadýðý, yargý gücünün otorite ve tarafsýzlýðýnýn saðlanmasýna da yönelik olmadýðý açýktýr. Sýnýrlama denge saðlamamaktadýr, dolayýsý ile orantýlý da deðildir. Yasanýn amacý, soykýrýmý suçunu övmeyi, haklý veya mazur gösterme yönünde düþünce açýklamayý yasaklamak deðil, tarihsel gerçekleri araþtýrmak, tartýþmak yolu ile yapýlan her türlü düþünceyi yasaklamaktýr. Oysa soykýrýmý savlarý konusunda tarihçiler ve bilim adamlarý, akademisyenler arasýnda görüþ birliðinden de söz edilemez. Tarihsel bir olay kesin hüküm taþýyan yargýsal kararlarla tartýþýlamaz, reddedilemez hukuksal gerçek haline getirilemez ve ifade özgürlüðü bu denli geniþ bir biçimde sýnýrlanamaz.

 

Bahçeþehir Üniversitesi bu konudaki AÝHM emsal kararlarýný incelemiþ ve hukuksal görüþünü bu kararlarýn içerdiði gerekçe ve hükümlere dayandýrmýþtýr.

 

Fransa Senatosu sözü geçen tasarýyý kabul eder ve yasa tasarýsý yayýmlanarak yürürlüðe girerse, içimizden pek çoðunun potansiyel maðdur olarak AÝHM’de Fransa’ya karþý dava açmasý kaçýnýlmaz olacak ve kanýmca bu davalar kazanýlacaktýr.

 

SONUÇ

 

Türkiye Cumhuriyeti Soykýrýmýnýn Önlenmesi ve Cezalandýrýlmasý Sözleþmesine taraftýr. Taraflardan biri diðer Taraf Devletin Soykýrýmý Sözleþmesinin hatalý yorumladýðý ve yanlýþ uyguladýðý ve yükümlülüklerini yerine getirmediði görüþünde ise Sözleþmenin IX. maddesi gereðince, ihtilafý Uluslararasý Adalet Divanýna taþýma hakkýna sahiptir. Ancak Fransa, 2001 yasasýný ve 2006 Ermeni soykýrýmýný inkârý cezalandýran yasa tasarýsýný 1948 Sözleþmesi uygulamasýndan olarak çýkarmadýðýný belirtirse, UAD bu savunmayý kabul ederek davayý düþürebilir.

 

2006 yasasýný yürürlüðe koyarsa bireyler de Fransa’ya karþý AÝHM nezdinde potansiyel maðdur ya da maðdur sýfatýyla dava açabilirler.

 

Türkiye’nin aðýrlýk vermesi gereken konu, tarihsel gerçekleri ortaya çýkarmak için yoðun çalýþmalar yapmak yanýnda, soykýrýmý suçunun ancak yetkili mahkeme kararý ile saptanabileceði görüþünü ýsrarla duyurmak ve bunu resmi tutum olarak açýklamaktýr.

 

Ýncelemede ayrýntýlý olarak belirtilen nedenlerle Uluslararasý Tahkim Mahkemesine baþvurma prosedürünün Türkiye tarafýndan baþlatýlmasýnýn uygun olmayacaðý kanýsýndayým.

 



[1] Örneðin, 5 Temmuz 1919 tarihli Divan-ý Harp kararýnda “Ermeni halkýna katliam tertiplenmesi ve uygulanmasýndan” söz edilmektedir. Mahkeme zabýt ve kararlarý Osmanlý Resmi Gazetesi olan Takvimi Vekayi’de yayýmlanmýþtýr. Ancak yukarýda sayýsýný verdiðimiz mahkumiyet kararlarý 19115-1916 döneminde Ýttihat ve Terakki Hükümeti zamanýnda alýnmýþtýr.

[2] Bu sayýlar Türk Tarih Kurumu Baþkaný ile Osmanlý Arþivleri Genel Müdürü tarafýndan çeþitli yazý ve konuþmalarda verilmiþtir.

[3] Doç. Dr. Yusuf Sarýnay, “Ermeni Tehciri ve Yargýlamalar 1915-1916” Bkz: Türk-Ermeni Ýliþkilerinin Geliþimi ve 1915 Olaylarý Uluslararasý Sempozyumu Bildirileri, Ankara: 2006, Gazi Üniversitesi Atatürk Ýlkeleri ve Ýnkýlap Tarihi Araþtýrma ve Uygulama Merkezi Yayýný, S. 257-265.  Bildiride bu bilgilerin,  Osmanlý Dahiliye Nezaretinden Hariciye Nezaretine gönderilen 19 Þubat 1916, 12 Mart 1916 ve 22 Mayýs 1916 tarihli gizli yazýlarda yer alan listelerden çýkarýldýðý belirtilmektedir. Yargýya sevk edilen toplam zanlý sayýsý 1673 kiþidir.

[4] Soykýrýmý Suçunun Önlenmesine ve Cezalandýrýlmasýna Dair 9 Aralýk 1948 tarihli Sözleþme Türkiye tarafýndan 23 Mart 1950 tarihinde onaylanmýþtýr. Sözleþme 29 Mart 1950 günlü 7469 sayýlý resmi Gazetede yayýmlanmýþtýr.

Sözleþmenin dilimize çevirisinde eksiklikler  vardýr. Bu incelemedeki dipnotlarda verilen Sözleþme maddeleri Resmi Gazetede yayýmlanan  metne uymakla birlikte, eksik olan sözcükler büyük harflerle Türkçe ve Ýngilizce olarak ayrýca kaydedilmiþtir:

“Madde IX  : Soykýrýmý fiillerinden veya III. maddede belirtilen fiillerin herhangi birinden bir  Devletin sorumluluðu dahil olmak üzere, Sözleþmeci  taraflar  arasýnda bu Sözleþmenin yorumlanmasý, uygulanmasý veya yerine getirilmesine iliþkin  uyuþmazlýklar, uyuþmazlýðýn taraflarýndan birinin talebi üzerine Uluslararasý Adalet Divaný önüne götürülür.

Madde III :  Aþaðýdaki eylemler cezalandýrýlýr:

a)       Soykýrýmý

b)       Soykýrýmýnda bulunmak için iþbirliði yapmak

c)       Soykýrýmýnda bulunulmasýný dpðrudan ve aleni surette kýþkýrtmak

d)       Soykýrýmýnda bulunmaya teþebbüs etmek

e)       Soykýrýmýna iþtirak etmek

[5]  Madde IV :  Soykýrýmý suçunu veya III. Maddede gösterilen fiillerden birini iþleyenler anayasaya göre yetkili yönetiler veya kamu görevlileri veya özel kiþiler de olsa cezalandýrýlýr.

[6] Gündüz Aktan, Radikal 03.03.2007, “Divan ve Soykýrýmý Hukuku”, Ancak, Nlagoyeviç davasý temyiz aþamasýndadýr.

[7] International Court of Justice, Year 2007, 26.February 2007, Case Concerning the Application of the Convention on the Prevention and Punissment of the Crime of Genocide; Bosnia and Herzegovina v. Serbia and Montenegro; Judgment.

[8] Elimizdeki metin: Taslak Rapor :28.01.2003

[9] Raporu kaleme alanlar, rapora “þayet Sözleþme makable þamil olsaydý, 1915 olaylarýna soykýrýmý denilebilirdi” (Although the Genocide Convention does not give rise to State or individual liability for events which occurred prior to January 12,1951, the term “genocide”  as defined in the Convention, may be used to describe the events)  baþlýðýný taþýyan bir bölüm eklemiþlerdir. Ancak, bu hukukî incelemeyi yapanlar, kendilerinden istenmediði halde, raporlarýna “Soykýrýmý Sözleþmesi geriye doðru iþleseydi, olaylar soykýrýmý sayýlabilirdi” þeklinde özetlenebilecek bir bölüm eklemiþlerdir. Bu ekleme hukuki deðil, siyasal niteliktedir. Bu geliþme bize, konuyu ele alan üçüncü þahýslarýn, Ermeni tarafýný tatmin etmek amaciyle, bazý formül arayýþlarý içine girebildiklerini ve ileride de bu tutumun sürmesi olasýlýðýnýn bulunduðunu kanýtlamaktadýr.

[10] European Armenian Federation for Justice & Democracy; Memorandum on the genocide against the Armenians 1915-1923 and the application of the 1948 Genocide Convention by Alfred de Zayas.

[11] “Nullum crimen sine lege, nulla poena sine lege praevia”. (Yasa olmadan cürüm olmaz, daha önce kabul edilmiþ yasa olmadan ceza verilemez).

[12] Ayrýca, BM Ýnsan Haklarý Komitesinin üyesi olan Prof. Felix Ermocora “Die Sudetendeutschen Fragen”, (Münih 1992) kitabýnda soykýrýmý nitelikleri taþýyan eylemlerle mallarý ellerinden alýnan kiþilere tazminat ödenmesi konusunda zaman aþýmý olmayacaðý görüþünü savunmuþtur.

[13] Bu münasebetle þu soru da akla geliyor: Almanya Parlamentosu’nun 2005 yýlýnda Ermenilere I. Dünya Savaþý’nda katliam yapýldýðýný kabul eden kararýnýn ardýnda “Südet Almanlarý” sorununun etkisi yok muydu? Öte yandan, Çek Cumhurbaþkaný 1915 olaylarýna soykýrýmý denemeyeceðini belirtirken, “Südet Almanlarý” sorununu zihninin arkasýnda bulundurmuyor muydu?

Onaylanmadýðý için yürürlüðe girmeyen 10 Aðustos 1920 tarihli Sevres Anlaþmasý, 230. maddesi. þöyleydi:

“Türk Hükümeti, 1 Aðustos 1914 tarihinde Osmanlý Ýmparatorluðunu oluþturan topraklarda savaþ hali sýrasýnda yapýlmýþ katliamlardan,  Müttefiklerce sorumlu sayýlan kiþileri Müttefik Güçlere teslim etmeyi üstenir. Müteffik Güçler, bu þekilde suçlanan kiþileri yargýlayacak mahkemeyi saptama hakkýný saklý tutarlar ve Türkiye bu Mahkemeyi tanýmayý kabul eder.”

Ayrýca, Sevres Anlaþmasýnýn 144 maddesi þöyleydi:

“Emvali Metruke’ye iliþkin 1915 yasasýnýn ve bunu takip eyleyen mevzuatýn adaletsizliðini (haksýzlýðýný) kabul eder ve bunlarý geçmiþte olduðu gibi gelecekte de yok sayar.

Türk Hükumeti 1 Ocak 1914 tarihinden itibaren katliam korkusuyla veya baþka herhangi bir baský nedeniyle evlerinden zorla atýlan veya iþyerlerini kaybeden Türk ýrkýndan olmayan Türk uyruklularýn evlerine dönmelerini ve iþlerini yeniden kurmalarýný mümkün olabilecek azami ölçüde kolaylaþtýrmayý üstlenir.  Türk Hükumeti,  anýlan Türk uyruklularýn veya mensup bulunduklarý topluluklarýn, kimin elinde bulunursa bulunsun,  ele geçirilen taþýnabilir veya taþýnmaz mallarýnýn, en kýsa zamanda bu insanlara iade edilmesi gerektiðini kabul eder… Türk Hükumeti gerektiðinde Milletler Cemiyeti Konseyi tarafýndan Hakem Komisyonlarý tayin edileceðini kabul eder... Hakem Komisyonlarý bu Madde çerçevesine giren tüm talepleri dinleyecek ve ivedilikle karara baðlayacaktýr...” 

Ermeni tarafý Sevres onaylanmadýðý için yürürlüðe girmemiþ olsa bile,  Ermeni halkýna karþý katliam yapýldýðýnýn bir uluslararasý anlaþma tasarýsýna yazýldýðýný vurgulayarak, o eylemlerin þimdi soykýrýmý olarak tanýnmasýný istemekte, bunu takiben, uluslararasý hukukun tazminata iliþkin kurallarýný ileri sürerek Sevres’de öngörülen düzenlemeyi canlamdýrmayý amaçlamaktadýr. Oysa Osmanlý devleti yasa dýþý olaylara katýlan zanlýlarý yargýlayarak mahkûm etmiþ, ayrýca Müttefiklerin talep ettiði zanlýlarý galiplere teslim ederek bunlarýn Malta’ya yargýlanmak üzere sürülmelerini saðlamýþ, zanlýlarý hakkýnda kanýt olmadýðýndan dava açýlmamýþ bunlar serbest býrakýlmýþlardýr. Biz bunu sürekli olarak hatýrlatmak durumundayýz.

[15] Radikal, 20 Mayýs 2002 ve Gündüz Aktan, “Açýk Kriptolar”, Aþina Kitaplarý Yayýný, 2006; s.74: “Bir hukuki uzlaþma veya hakemlik mercii kurulmalý ve yukarýda da bilgilerin ýþýðýnda olaylarýn soykýrýmý olup olmadýðý kararlaþtýrýlmalý. Ýki taraf kabul ettiði takdirde sözleþmedeki tanýmýn geriye dönük uygulanmasý mümkün)”.

[16] 16 Kasým 2006 gazeteler. Bu meyanda Milliyet: “Onur Öymen, öneri zaten bizim, þimdi hükümet sahip çýkýyor…Hakimlerin seçilmesi ve tahkimnamenin koþullarýnýn belirlenmesi gibi konularda dikkat edilmesi kaydýyla, Ortak Tarih Komisyonu kurulmasý önerisinde olduðu gibi, bu konuda da iþbitrliðine hazýrýz dedi,”.

[17] Gündüz AKTAN; “Açýk Kriptolar”, Aþina Yayýnlarý , Ankara: 2006, s .74.

[18] Alfred de Zayas, Memorandum on the genocide against the Armenians (1915-1923) and the application of nthe 1948 Genocide Convention;  distributed by the European Armenian Federation for Juýstice&Democracy;

(Tarihsiz), zayas@bluewin.ch

[19] Bu dava dilekçesi ile ilgili tüm hazýrlýklar yapýlmýþtýr ve davalar bedelsiz takip olunacaktýr. Davayý açmaya dayanak gösterilecek gerekçeler, AÝHM’nin benzer davada aldýðý kararlardaki gerekçe ve yaklaþýmlara dayandýrýlmýþtýr. AÝHM, yerleþik içtihatýnda, baþvuranlarýn gelecekte Sözleþmenin ihlali riski taþýyan olay ve iþlemler vuku bulduðunda, potansiyel maðdur sýfatýyla Mahkemeye baþvurabileceklerini kabul etmiþtir.

 

 ----------------------
* UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Baþkan Vekili -
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 23-24, 2006
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.