AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Ermenistan'ýn Kuruluþunda Çarlýk Rusya'nýn Rolü

Yrd. Doç. Dr. Davut KILIÇ*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 11, Sonbahar 2003

 

Title: The Role of the Tsarist in the Establishment of

 

Abstract: The Southern Caucasia has been the second door opening to the world for after the Balkans. It is certain that the region, which is the natural extension of Anatolia, has vital strategic importance for when her geographic location is concerned. has invited the Armenians to the Russian territory by offering worldly and religious privileges to them. The Armenian dependence on began with the first campaign of to Caucasia and it increased in time. The Armenians, who has ethnic and religious differences with , have kept interest in in order to undermine the Muslim domination. In response to this situation, the Russian rulers determined policies towards the Armenian, who were a minority in the second quarter of 20th century, in order to locate bases in the Georgian and Azerbaijani territories, which are the entrance gates to the hot waters. These developments have influenced determination of the political activities and military strategies of towards Caucasia and Eastern Anatolia.

 

Keywords: Tsarist , Armenians, Southern Caucasia, Hot Waters, Muslim Domination

 

 

Rusya için Güney Kafkasya, Balkanlardan sonra dünyaya açýlan ikinci kapý olmuþtur. Anadolu’nun tabii bir uzantýsý durumunda olan bölge; Avrupa, Asya ve Afrika kýtalarýnýn kavþak noktasýnda bir kilit konumundadýr. Tarih boyunca Orta Asya’dan yapýlan göçlerin ve büyük akýnlarýn, Hazar Denizinin kuzeyinden Anadolu ve Orta Doðuya geçiþini saðlamýþtýr. O yüzden Rusya’nýn coðrafi konumu göz önüne alýndýðýnda Güney Kafkasya’nýn, hayati derecede stratejik önemi olduðu ortaya çýkmaktadýr.

 

Rus yöneticilere Ermenileri tanýtan ilk olay, Karabaðlý bir Ermeni din adamý olan Ýsrael Ori’nin Türklerin 1683 yýlýnda Viyana önlerinde bozguna uðramasýndan sonra, 1698–1711 yýllarý arasýnda Fransa, Ýngiltere, Almanya ve Rusya’yý dolaþarak Ermenileri kurtarmak için bir Haçlý Seferi düzenlemeye çalýþmasýdýr. Ori, emeline muvaffak olamamýþ ise de, gezisi esnasýnda Rus Çarý Petro (1683–1725)’ya Kafkaslardaki, iki Hýristiyan topluluk olan Ermeni ve Gürcüler hakkýnda verdiði bilgiler bölgeye Ruslarýn dikkatini çekmeye yetmiþtir.[1] 

 

Çar Deli Petro, Kafkaslara yönelerek (1723–1724), Hýristiyan Gürcü ve Ermeniler ile ayrý ayrý dostluk ve ticaret antlaþmalarý imzaladý. Bu temaslar neticesinde Petro, ticaret yollarýný Doðuya doðru geniþletmenin þartlarýný oluþtururken, bu konuda Ermeniler`in ne kadar etkin olduklarýný,[2] Rusya’ya sarsýlmaz sadakatlerinin farkýna vardý. Ruslar, Gürcü ve Ermenilerle ticaret yapmayý bu iki topluluðun ileri gelenlerinin çocuklarýný okutmayý, kendilerine dinî ve dünyevî her türlü imtiyazý vermeye hazýr olduklarýný belirterek, Ermenileri Rus topraklarýna yerleþmeye davet etti.[3] Taraflar arasýndaki bu antlaþma 1783 yýlýnda içeriði geniþletilerek yenilendi. Buna göre Ruslar, adý geçen topluluklarý Ýran ve Osmanlý Devletine karþý korumayý da vaat ediyordu.[4] Rusya’nýn bu topluluklarla yaptýðý mutabakat Çar I. Petro’nun 1725 yýlýnda yazdýðý vasiyet namesine de uygundu.[5]

 

Rusya Büyük Petro zamanýndan beri Gürcü ve Ermenileri politik, askeri bir müttefik olarak görüyordu. Ayrýca Ermenilerin ticari kabiliyetleri Rusya’nýn ekonomisini geliþtirmesinde büyük rol oynayacaktý. Bu iki toplumda Rusya’ya yardým edecek bir askeri kuvvete sahip deðildi. Çünkü Gürcü Krallýðý politik çekiþmeler yüzünden zayýf düþmüþtü. Ermeniler ise Gürcistan ve Ýran’a baðlý Müslüman hanlýklarýna daðýlmýþ bir þekilde yaþýyorlardý.[6]

 

Ermenilerin Rusya’ya baðlanmasý ve oradan destek ummasý, Ruslarýn Kafkasya bölgesine gerçekleþtirdikleri ilk seferlerden baþlayarak yeþermiþ ve giderek artmýþtýr.[7] Bu durum Rusya’nýn, Kafkasya ve Doðu Anadolu’ya yönelik faaliyetlerinde gerek siyasal, gerek askeri strateji belirlemesinde etkili olacaktýr.[8] Çünkü bölgede yaþayan Hýristiyan Ermeniler, Müslüman komþularýyla olan iliþkilerini yeterince olumlu bir çizgiye oturtamadýklarýndan aralarýnda anlaþmazlýk hasýl olmuþtu. Bu ortam Ermenilerin arasýnda, Rusya’ya yakýnlaþma arzusunu biraz daha artýyordu. Bundan dolayýdýr ki, aralarýndaki dinî birlikteliði öne çýkaran Rusya, mezhep farkýna raðmen Ermenileri kendisine çekmeyi baþaracaktýr.[9]        

 

Ermenilerin derebeylikler halinde yaþadýklarýný, birbirlerine vatan hissi ve siyasi olaylarla baðlý olmadýklarýný, sadece ananeleri, dil ve dinlerinin onlarý bir bütün halinde tutuðunu bilen Rusya, 1796 yýlýnda Astrakhan’dan yapýlan müþterek kara ve deniz harekatýnda Gürcü ve Ermenilerle arasýndaki dinî birlikteliði çok iyi kullanarak, bütün doðu Kafkasya’yý kolayca ele geçirdi. Böylece Þirvan (Shemakhi), Þeki (Nukha) ve Karabað (Shusha) hanlýklarý Ruslarýn eline geçmiþ oldu. Daha sonra Kafkasya’da en önemli Türk merkezlerinden birisi olan Gence’nin de Rusya’nýn hâkimiyeti altýna girmesi, Ruslarý Aras nehrine ulaþtýrdýðý gibi, Erivan (Revan)[10] Platosunun çevresinde ilk hakimiyetlerini tesis etmeleri imkanýný da verdi. Bu durum ayný zamanda Ruslara Erivan ve Tebriz yolunu da açmýþ oldu.[11] 1801’de Tiflis Hanlýðýný kendisine baðlayan Rusya, bir taraftan Kuzey Azerbaycan’daki Azeri hanlýklarýný ortadan kaldýrmaya yönelirken, diðer taraftan da Anadolu’nun kapýsýna dayanmýþ bulunmaktaydý. Onun için bölgede çoðunluk oluþturmayan Ermenileri, baðlý olduklarý Kilise teþkilatýný ve bunlara baðlý din adamlarýný kullanacaktý.[12]

 

20 Haziran 1804’te Ýran’la yapýlan ilk savaþtan sonra Ýran Þahý’nýn bölgedeki otoritesi zayýflamýþ ve Rusya Eçmiyazin’le komþu olmuþtur. Ermeniler bu tarihten itibaren aralarýnda ýrk ve mezhep farkýna raðmen Hýristiyan Rusya’ya karþý olan ilgilerini Müslümanlarýn idaresinden kurtulmak için daha da yoðunlaþtýrmýþtýr.[13] Bu durumu gören Rus yöneticiler, ýlýk denizlere çýkma noktasýnda bölgenin en önemli geçit yeri olan Gürcistan ve Azerbaycan topraklarýný yani Güney Kafkasya’ya hakim olmak için bölgede azýnlýk olarak yaþayan Hýristiyanlarý ve özellikle Ermenileri tarihi coðrafya ya uygun olarak organize etmeye baþladý. 1816 yýlýnda ‘Lazarev ailesinin’[14] saðladýðý imkânlarla Moskova’da ‘Ermeni Þark Dilleri Enstitüsü’[15] kuruldu. Gençlerin eðitimi, sivil ve askeri hizmetlerde kullanýlacak elemanlarýn yetiþtirilmesi gibi genel amaçlarýn yanýnda bu enstitü, özellikle Þark Dillerinin pratik ve teorik eðitimiyle meþgul oluyordu. Yine bu enstitü Rusya’da kurulan okul ve kiliseler için öðretmen ve papaz yetiþtirilmesine de aðýrlýk veriyordu. Enstitü kuruluþundan 1831 yýlýna kadar geçen sürede 309 öðrenci yetiþtirerek[16] mezun etmiþti. Bu mezunlarýn büyük bir bölümü, okulun kurucularýnýn beklentilerine cevap vererek, edindikleri seviyeli bilgiyi kendi toplumu arasýnda yaymaya baþladý. Enstitünün baþkanlýðýný Lazarev ailesinden Christoph yürütüyordu.[17]

 

Ermenilerin Kafkasya’da en büyük zaaflarý azýnlýk durumlarý idi. Zira kýrsal alan haricinde bölgenin önemli yerleri Erivan, Gümrü, Karabað ve Zengezur vilayetlerinde de Ermeni çoðunluðu yoktu. Erivan dahil olmak üzere bölgenin her yerinde Türkler çoðunlukta idi.[18] XVIII. yüzyýl sonunda Erivan Hanlýðýnýn çevresinde Ermeniler nüfusun ancak % 20’sini oluþturuyordu.[19] Bunlarda, Güney Kafkasya ile Doðu Anadolu’nun her yerine daðýlmýþ bulunuyorlardý. XX. yüzyýlýn ilk çeyreðinde bile bölgenin hiçbir yerleþim biriminde çoðunluk oluþturamýyorlardý. Ancak Ermeniler de týpký Müslümanlar gibi kendilerini bu topraklarýn sahipleri sayýyorlardý. Çünkü Kutsal Kiliseleri Eçmiyazin burada bulunuyordu.[20] Ýþte bu iki gerçek onlarý Ruslarla ortak hareket etmeye götürdü. Rus desteði olmadan bir Ermeni vataný oluþturulamazdý.[21] Ýran Ermenilerinin Rusya’nýn korumasý altýna girme istekleri,[22] XIX. yüzyýlýn ilk döneminde bölgeye yayýlma arzusunda olan Rus ordusuna cesaret verdi. 1827 kýþýnda Katoðikos Nerses Aþdarages, cemaatýna þöyle sesleniyordu. ‘Ararat dünyasýnýn ve Ermeni milletinin þaþkýnlýk ve takdirini kazanacaðýmýz zaman, ana tahtýn eski baðýmsýzlýðýnýn yeniden kurulmasý ve canlandýrýlmasý günü geldi. Ermeni kahramanlarý, ayaða kalkýnýz, Ýranlýlarýn iþini bitiriniz. Ýhtiyar Masis’i (Aðrý Daðý) sevindiriniz. Bir defa daha vatan topraklarýný kanlarýnýzla boyayýnýz ve sonra hür olarak yaþayýnýz.’[23]

 

Ermeni dinî liderlerin ve yöneticilerin Rusya’ya olan ilgisi, 1827 yýlýnýn Ýlkbaharýnda General Paskyeviç’i, Kafkasya’yý kesin olarak ele geçirmek için harekete geçirdi. Aras Vadisi boyunca ilerleyen Rus kuvvetleri, Ermenilerin mukaddes þehri ve Katoðikos’un (Ermeni toplumunun en büyük ruhani lideri) yaþadýðý yer olan Eçmiyazin’i iþgal ederek,[24] Tebriz yoluna hakim Abbasabad sýnýr kalesi ile Nahcivan’ý ele geçirdiler. Ayný yýlýn Eylülünde Ermenilerinde desteði ile Erivan da, hiç karþý koymadan Ruslara teslim oldu.[25] Yürüyüþüne devam eden Çar ordusu, 19 Ekim 1827’de Tebriz’i de savaþmadan teslim aldý. Paskyeviç, Bundan sonra yapýlacak harekâtta Ermeniler üzerinde büyük saygýnlýðý ve etkisi olan, tarihi göçü baþlatacak Ermeni asýllý Albay Lazarev’i, Tebriz’in kumandanlýðýna getirdi. Onun bundan böyle esas görevi Nahçivan ve Erivan topraklarýna Ýran’dan Ermenileri göçürmek olacaktý.[26]

 

Paskyeviç’in amacý, Ermeni halkýnýn ‘Lazarev’ ismini duymasýyla birlikte, Ruslara olan güveninin artmasý ve iyice pekiþmesiydi. Ayrýca o, Ýmparatordan aldýðý talimata göre; Aras Nehri’nin Rusya ile Iran arasýnda sýnýr olmasýnýn, bu bölgelerde yasayan Ermenilerin durumunun toplumsal olarak iyileþmesinin ve bunun saðlam temeller üzerine oturtularak bölgede demografik yapýnýn Hýristiyanlarýn lehine deðiþtirilmesi gerektiðini biliyordu. Rus Baþkomutaný Azerbaycan Eyaletinde yaþayan diðer Hýristiyanlarý da mutlu etmek istiyordu. Amacýna ulaþmak için kendisi ve bölgedeki halk arasýnda aracýlýk edecek birine ihtiyaç vardý. Ýþte bu aracýlýk görevini üstlenmesi için Paskyeviç, Lazarev’i seçmiþti. Bundan böyle Azerbaycan’daki geniþ Ermeni kesimiyle pazarlýk edip, Ruslara yandaþ olarak kazandýrmak Lazarev’in takdirine býrakýldý. Çünkü o da, halen devam etmekte olan savaþýn durumunu ve Rus yönetiminin siyasal amacýný Paskyeiç gibi iyi biliyordu. Albay Lazarev, Baþkomutan ve idari yönetimin kendisine olan güvenlerini boþa çýkarmadý.[27]

 

Rusya, Kafkasya’da yürüttüðü müstemlekeci siyasetin gereði olarak Bizans döneminden bu tarafa, tarihi Azerbaycan topraklarýnda daðýnýk halde bulunan Ermeni ahalinin[28] ve Ermenilerce kutsal sayýlan Eçmiyazin Kilisesinin bulunduðu topraklarýn,[29] Erivan Hanlýðýnýn hakimiyetinden çýkarýlarak % 73.8’nin Müslüman olduðu,[30] ‘Ermenistan Vilayetine’ çevrilmesini hedefliyordu. Bu da, bölgede az olan Ermeni toplumunu Müslüman hakimlerinin idaresi altýnda çýkarma projesi idi.[31]

 

5 Mart 1828 yýlýnda Rusya ile Ýran arasýnda Türkmençay Antlaþmasý imzalandý. O zamana kadar Ýran’ýn elinde olan Erivan bölgesi içinde yer alan, Ermenilerce kutsal sayýlan Eçmiyazin Kilisesi ve Aðrý Daðýnýn bulunduðu topraklar Rusya’nýn hakimiyetine geçti.[32] Antlaþma gereði bölgede yaþayan Ermeniler ve diðer Hýristiyan guruplar, bir yýl içerisinde Rusya’ya göç edeceklerdi. Abbas Mirza, göç etme arzusunda olan Ermenilere, Ruslar tarafýndan askere alýnacaklarýný, onlara köle olacaklarýný söyleyip, Rusya’ya olan göçü engellemeye çalýþtýðýnda bir çok Ermeni; ‘Bir Hýristiyan ülkesinde ot yemeyi Ýran’da ekmek yemeye tercih ederiz.’ diyerek, Ruslar tarafýndan Nahçivan, Erivan ve Karabað’a yerleþtirilmelerine razý oldular.[33] Neumann’ýn da ýsrarla söylediði gibi, Ermenilerin tüm servetlerini geride býrakýp, göç etmeleri, Hýristiyan kardeþlerinin arasýnda yaþamak arzusu ve Rusya’ya olan güvenlerinden kaynaklanýyordu.[34] Ermenilerin bu ifadesi, din kardeþliðinin ne kadar öne çýktýðýna ve Hýristiyan Rusya ile birlikte olabilmek için neler vermeye hazýr olduklarýný açýkça anlatmaktadýr. Rusya yayýlmacý emperyalist politikalarýný gerçekleþtirmek için bundan böyle Kafkaslarda din duygusunu devamlý kullanacaktýr. Yapýlan nakil sonunda gönüllü veya zorla[35] 40 bin Ermeni, antlaþmanýn on beþinci maddesi gereði, göç etmek zorunda býrakýldý.[36]

 

Göç eden Ermeniler, Rus hükümeti tarafýndan Müslüman nüfusun yoðun olarak yaþadýðý Erivan bölgesine yerleþtirildi. Çar I. Nikola bu davranýþýyla[37] tarihi coðrafyaya müdahale ederek, bölgedeki demografik yapýyý Hýristiyanlar lehine bozma gayretine girdi. Bu þekilde Rusya, Erivan Hanlýðýný Ermenistan Vilayetine çevirme projesini hayata geçirirken Böylelikle doðu ve batý Türklüðünün irtibatý kesilecek ve sunî bir Ermenistan oluþacaktý.[38] Ýþte bütün bu düþüncelerden dolayý Ermeni kiliseleri içerisinde en yüce ruhani makam olarak tanýnan Eçmiyazin Kilisesi olanlarý destekledi. McCarthy, Ermeni-Müslüman münasebetlerindeki bu gerçeði ‘...doðudaki Ermeniler ve Müslümanlar genellikle kendilerine düþenin, dindaþlarýnýn yanýnda yer almak düþüncesinde olduklarýný’ söylemekle ortaya koyar.[39]

 

Ýran Ermenilere, yaþadýðý topraklarý terk etmemeleri halinde daha çok para ve imtiyaz teklif etmesine raðmen, Ermeni toplumunun yaþadýðý dinî duygular, Hýristiyan din kardeþlerinin idaresi altýnda rahat ve güven içerisinde yaþayacaklarý umudu, Ermenileri bu maceraya sürükledi. Ermenilerin (Katolik olmayan) büyük bir bölümü, son zamanlarda bu büyük Ýmparatorluðu yeni anavataný olarak görüyorlardý.[40] Bunun için Rus-Ýran savaþýnda Ýran Ermenileri, Müslüman efendilerine baþ kaldýrarak din kardeþleri olan Rus askerlerine öncülük etmiþtir.

 

Týpký Gürcistan ve Kýrým hadisesinde olduðu gibi Ýþgal edilen bölgeler, önce Rusya’nýn himayesinde ‘baðýmsýz’ bir Ermenistan olarak, ilan edildi. Çar I. Nikola, kýsa bir süre sonra 21 Mart 1828’de yayýnladýðý emirnamesiyle ‘Ermeni eyaletleri’ olarak vaftiz edilen yeni topraklarý, Ýmparatorluðuna dahil etmeyi kararlaþtýrarak, Unvanlarýna ‘Ermenistan Kralý’ sýfatýný da ekledi.[41] Çar bu davranýþýyla Erivan bölgesinde baðýmsýz bir Ermeni Eyaleti kurmak için vermiþ olduðu sözü gerçekleþtirmemiþ oldu.

 

Ormanyan’ýn bu konudaki görüþünü A. Küçük þöyle aktarýr: Ýran’ýn, Ermeniler üzerinden baskýsýný artýrmasý Ermenileri, Rusya’ya yöneltmiþ ve kurtuluþu onun hakimiyetine girmekte bulmuþlardýr. Çar elde ettiði piskoposlar sayesinde Kafkasya’da gayesine ulaþmýþtýr. I. Nikola’nýn Ermenilere siyasi bir otonom vaat ettiðini ve bunda da samimi olduðunu göstermek için geçici olarak onlarýn bulunduðu yere Ermenistan adýný vermiþtir. Yine Ormanyan bütün bu geliþmeleri, Rusya’nýn hâkimiyet projesini kolaylaþtýrmak amacý ile düþündüðü basit bir oyun olarak deðerlendirmiþtir.[42]     

 

Ruslar, Kafkasya’yý ele geçirdikten sonra Ermeni toplumu ile olan münasebetlerini de en üst seviyeye çýkarttý. Buna Ermeni toplumunun içinde bulunduðu coðrafya da müsaitti. Çünkü aralarýnda mezhep (inanç) ve ýrk farký olmasýna raðmen Rusya’dan baþka yakýnlaþacaklarý bir Hýristiyan devlet yoktu.[43] Bu durum baþta Eçmiyazin Kilisesi olmak üzere Ermeni maceracýlar tarafýndan da hoþ karþýlandý.[44] Ermeni gençlerinin bir çoðuna Rusya’daki üniversitelerde okuma hakký týnýndý. Bu üniversitelerde yetiþen gençlerden bazýlarý da Ýmparatorluðun seçkin ve askeri tabakasý içerisinde yerini aldý.[45]

 

XIX. yüzyýlýn baþlarýnda Rusya’nýn Kafkaslara girmesi Ermeni toplumu üzerinde büyük deðiþiklikler meydana getirmiþtir. Adý geçen bölge Türkmençay Antlaþmasýyla Ýranlýlar tarafýndan Ruslara terk edilmiþtir. Bundan böyle Rusya açýsýndan Kafkaslar, Osmanlý Devletinin ulaþamayacaðý güvenli bir bölge olmuþtur.[46]   

 

1829 yýlý baþlarýnda Rus Generali Paskyeviç’in emriyle bölge halký deftere kaydedildi. Buna göre Erivan Vilayeti arazisinde tahminen 17.000 hane, Nahçivan’da 4.600 hane ve Ordubad bölgesinde 2.130 hane olmak üzere toplam 23.730 hane ahali yaþamaktaydý. Bu hanelerin ortalama 5 kiþi olduðu varsayýlarak 118.650 kiþinin yaþadýðý belirtilmiþtir. Bunun da 81.749’u Müslüman ve 25.131’nin Ermeni olduðu kayda alýnmýþtýr.[47]

 

Ýran’dan göç eden ermeni ailelerden 1829–1832 yýllarý arasýnda Erivan’a 366 hane (1.715 / kiþi), Nahçivan’a 265 hane (1.110) ve Ordubad’a 36 hane (182) yerleþtirilmiþtir. Bunlarýn dýþýnda ayrýca Erivan’ýn 119, Nahçivan’ýn 61 ve Ordubad’ýn 11 köyüne Ermeniler göçürülmüþtür. Þehir ve köyler dahil Erivan’a yerleþtirilen 4.599 (23.568), Nahçivan bölgesine 2.137 (10.652), Ordubad ve çevresine 250 (1.340) olmak üzere toplam 6.949 (35.560/kiþi) ermeni ailesidir.[48]    

 

Ruslarýn Erivan yöresindeki Müslümanlarý sürmesiyle büyük bir nüfus deðiþimi baþladý. McCarthy, Bournoutian’ýn Ýran ve Rus kaynaklarýndan yararlanarak yaptýðý çalýþmadan naklen; Hanlýðýn Müslüman halkýndan yaklaþýk 26 bin kiþinin (% 30), ya ölmüþ yada göç etmiþ olduðunu, 1832 yýlýna gelindiðinde Erivan’a 45 bin Ermeni’nin göç ettiðini belirtmektedir.[49] K. Beydilli’ye göre de bu rakam 8.249 hanedir. Bu da yaklaþýk olarak 41.245 kiþi etmektedir.[50] Lazarev’in çaðrýsýna þevkle karþýlýk veren Ermenilerin önemli bir kýsmý bu göçe koþa koþa katýldýlar. Bu þekilde Rus yönetimine karþý olan sevgilerini ispatlayarak büyük ve önemli hizmetlerde bulunduklarýný düþünüyorlardý.[51]

 

Ermenilerin yapýlan davete bu denli kayýtsýz þartsýz itaat edeceklerini, canla baþla göçe destek vereceklerini Ruslar bile ummuyordu. Fakat milletinin ruhani durumunu ve düþüncelerini bilen Lazarev, Ermeniler tarafýndan Ruslara yapýlan iltifatlarýn içten ve samimi olduðunun garantisini verdi. Bunun üzerine yönetim, maksatlarýna ulaþmak için ilk somut adýmlarý atmaya baþladý ve yeni düzenlemeler getirdi.[52] Ruslar göçmenlerin Rus topraklarýna ayak basmalarýyla birlikte, tüm askeri koruma ve vatandaþlýk haklarýna sahip olabilmeleri için hazýrlýklara baþladý. Onurlu bir görev üstlenmiþ olan Lazarev, þevkle uðraþýp, soydaþlarýný, Rusya’nýn barýþçý bayraðý altýnda toplayabilmek için can atýyordu.[53]

 

Ýmzalanan Türkmençay Antlaþmasýyla, Azerbaycan’ýn kuzeyine tamamen hakim olan ve bunu Ýran’a kabul ettiren Rusya’nýn, bundan sonraki hedefi Osmanlý Devleti idi. Burada da Ruslarýn yardýmcýlarý yine Ermeniler ve bunlarý yönlendiren din adamlarý olacaktý. Çünkü daha savaþ baþlamadan bu faaliyetler Eçmiyazin Kilisesi tarafýndan baþlatýlmýþtý. Ruslar savaþ palanlarýný yaparken Eçmiyazin Kilisesi, verdiði emirler ve gönderdiði ajanlar vasýtasýyla; ‘Hýristiyanlýk haçýnýn kýlýcýný temsil eden Rus ordularýnýn, Müslüman mahkumiyetinden kurtarmaya koþtuðu Osmanlý Ermenilerinin de din gayretiyle kendilerine yardým etmesini istiyordu.’ Böylece Osmanlý sýnýrlarý içinde Ermenileri tahrik etmeye baþlamýþlardý.[54]

 

Ruslarýn ilk hedefleri, Kafkas kýyýlarýndan Türkleri sürerek[55] bölgede askeri bir hududun tesis edilmesiydi.[56] Ýran’ý Kafkasya’dan çýkaran Rusya, Doðu Anadolu’daki emperyalist emellerini gerçekleþtirmek için Osmanlý Devletiyle savaþ durumuna geldi.[57] 1828 yýlýnda Rus güçleri Paskyeviç[58] kumandasýnda Erzurum’a doðru ilerlemeye baþladý. Azerbaycan topraklarýnda olduðu gibi burada da yol boyunca Ermeniler Rus ordusunu sevinç gösterileriyle karþýladýlar.[59] Yine Ýran’da olduðu gibi Kars ve Çýldýr’daki Ermeniler de Osmanlý-Rus harbinin patlak vermesiyle, din birliðini bahane ederek, Rusya’nýn yanýnda yer aldýlar.[60]

 

1830 yýlýnýn sonuna kadar Rus ordusu ile birlikte hareket eden Kars, Erzurum ve Eleþkirt bölgesindeki pek çok Ermeni yaptýklarýna karþýlýk olarak, Müslümanlarýn misillemesinden ve Osmanlý Devletinin yargýlamasýndan korktuklarý için, Rus propagandasýnýn ve Rus yanlýsý Ermenilerin de tesiri ile[61] bölgeden Rus ordusuyla beraber ayrýlarak Ahýska, Ahýlkelek ve Gümrü’ye doðru yola çýkmýþtýr.[62] Çar Nikola, Ýran’la yaptýðý antlaþmadaki gibi, Osmanlý Devletiyle yaptýðý Edirne Antlaþmasýnda[63] da, Rusya’ya göç etmek isteyen Ermeni ve diðer Hýristiyanlara tam serbestlik verilmesini ilk þart olarak ileri sürdü. Böylece 1830 tarihinde Rusya’ya ümit edilenden daha fazla Ermeni göç edecek ve Azerbaycan topraklarýnda oluþturulan Ermenistan’da Ermeni nüfusu, yavaþ yavaþ yoðunluk kazanmaya baþlayacaktý. Bunun bilincinde olan Paskyeviç, ordusuyla Osmanlý topraklarýndan çekilirken beraberinde götürdükleri Ermeni göçmenleri Erivan vilayetine ve Ahýska bölgesine yerleþtirdi.[64] 1828–1829 Osmanlý-Rus savaþý, Ruslar açýsýnda beklenenlerin üstünde bir netice verdi. Bütün Rus hedefleri elde edilerek ideal bir sýnýra kavuþulmuþtu.[65] Bu da bir anlamda bölgenin ileri ki, tarihlerde Hýristiyanlaþtýrýlmasýna zemin olacaktý.

 

Ruslar, Erivan Hanlýðýný Ermenileþtirmek siyasetine bütün hýzýyla devam ederek, Azerbaycan ve Anadolu Türklüðü arasýna örmüþ olduðu duvarý saðlamlaþtýrmýþtýr. Rus tarihçisi N. N. Þavrov’dan, Abdullayev’in naklettiðine göre; yapýlan bu göçlerde Ýran’dan 40 bin, Osmanlý Devletinden 84 bin Ermeni, Erivan topraklarýna nakledilmiþtir.[66]

 

Takip edilen demografik yöntemlerden bir diðeri de Ýran’da olduðu gibi Osmanlý topraklarýnda da gayrimüslim nüfusu, Rusya’ya göç etmeye teþvik, hatta iþgal edilen yerlerde zorlama yoluna baþvurulmasýydý. Albay Lazarev, ‘Rusya için bu nüfus yeni bir zenginlik kaynaðý olacaktýr.’ Sözleriyle varýlacak gayeyi anlatýyordu. 1829 yýlýnda da ayný senaryo içerisinde Osmanlý-Rus savaþý sonunda imzalanan Edirne Antlaþmasý gereði Doðu Anadolu’dan yaklaþýk 120.000 kiþilik Ermeni gurubu Erivan ve yöresine yerleþtirildi.[67] Leon Arpee’ye göre de; Erzurum, Kars ve Beyazýt’dan 96 bin Ermeni, yeni Rus sýnýrýndan içeri girmiþtir.[68]                      K. Beydilli’ye göre de bu rakam 100 bin civarýndadýr.[69] 

 

Eçmiyazin/Üçkilise Katogikosluðu da Çarlýðýn istila siyasetine alet olarak din kardeþliði çerçevesinde Ýran’da olduðu gibi Anadolu Ermenilerini de Rusya’nýn himayesi altýnda toplanmaya çaðýrarak bu oluþuma destek vermiþtir. Ruhani makamýn yapmýþ olduðu bu çaðrý Ermenilerin dinî duygularýný harekete geçirerek, Müslümanlarla yaþamaktansa bulunduðu topraklarý terk ederek Hýristiyan Rusya’nýn yanýnda yer almayý tercih etmiþlerdir. Ýþte bugünkü Ermenistan’ýn temeli de 1828–1830 yýllarýnda böylece atýlmýþ oldu.[70]

 

Rusya, Azerbaycan topraklar üzerine, Doðu Anadolu ve Ýran’dan göç ettirdiði Ermenileri yerleþtirerek, güney sýnýrlarýndaki bu iki Müslüman komþusuna karþý tampon bir Ermenistan devleti oluþturmuþtur. Ýleride burasý bir saldýrý merkezi olacaktýr.[71] Rusya kurduðu sûnî Ermenistan’la bölgede stratejik bir üste sahip olmuþ ve Türk Dünyasýnýn ortasýna bir hançer gibi saplanmýþtýr.[72]

 

Þüphesiz Çar yönetimi, Ýran ve Doðu Anadolu’da götürdükleri çok sayýdaki Ermeni nüfus sayesinde iktisadi, askeri ve siyasi faydalar saðlamýþtýr. Rusya faal bu Ermeni nüfusla Erivan ve Nahçivan’ý ihya edeceði gibi bunlar vasýtasýyla Ýran ve Osmanlý Devletine karþý güçlü bir set oluþturmuþtur.[73] Ermenilerin, her iki bölgeden göçürülmesinde de genel olarak ayný metot uygulanmýþtýr. Ýran’da Albay Lazarev eliyle yürütülen göçürme iþlemleri, Doðu Anadolu’da General Pankratyev tarafýndan icra edilmiþtir. Bunlara da en önemli desteði Ermeni ruhaniler vermiþtir.[74] Bütün bu olaylara baktýðýmýz zaman, Türkmençay ve Edirne Antlaþmalarýna sokulan 15. ve 13. Maddelerin harpten önce planlandýðý, bu maddelerin Ermenilerin göçürülmesi iþine hukuki kýlýf olduðu ortaya çýkmaktadýr.[75] Ýlk bakýþta, olaðan ve önemsenmeyecek gibi görünen bu maddeler Türkiye ve Ýran’ýn içerideki ekonomik gücünü önemli ölçüde etkilemiþtir. Neumann’ýn ifadesine göre; Rusya'ya gerçeklesen büyük bir bölümünü Ermenilerinin oluþturduðu bu göçün önemi ne yazýk ki, Batý Avrupalý güçler tarafýndan da anlaþýlmamýþtýr.[76]

 

Sarkýssýan’a göre; Rusya’nýn Ermenilerin daðýnýk bir halde yaþadýðý Anadolu topraklarýný ele geçirmesi, bölge Ermenileri açýsýndan önemli bir deðiþiklik olmuþtur. Bu geliþen olaylar Ermeni toplumu ve Kilisesi üzerinde büyük etki yapmýþtýr. Osmanlýdan, Rusya’ya çok sayýda Ermeni göçmüþtür. Bu durumda ekonomik, sosyal, entelektüel, kültürel ve eðitim alanlarýnda geliþmelere neden olmuþtur. Ancak Çarlýk Rusya, Ermeniler arasýnda oluþan baðýmsýz Ermenistan ümidinin yeþermesine müsaade etmedi. Ruslar, Kafkasya’ya yerleþir yerleþmez milliyet sýnýrlarý temelinde, hiçbir otonom topluluða tolerans göstermedi ve emperyalist amaçlarýndan dolayý Ermenileri düþ kýrýklýðýna uðrattý. Ermenistan’daki bu hayal kýrýklýðýna raðmen, Ermeniler Rus idaresinde dinî, milli ve kültürel uyanýþ anlamýnda bir deneyim dönemi geçirmiþlerdir.[77]

 

Çarlýk Rusya, hakimiyeti altýna aldýðý Ermeni toplumunun inançlarýný 1836’da resmen tanýyarak, Eçmiyazin Katoðikoslarýný daha kolay yönlendirebilmek için Pologenia adý verilen kanun çýkardý.[78] Belirli bir dönem sonra esas gayesini açýða vuran Rusya, Ermenileri Ortodokslaþtýrmak için bir takým tedbirler aldý.[79]

 

Çarlýk Rusya Kafkasya’da kendisine baðlý bir Ermenistan’dan daha ziyade egemen olmayý tasarladýðý Kafkasya’da ikinci merhale olarak Ermenileri Slavlaþtýrmak ve Ruslaþtýrmak politikasýný amaç edinmiþti. Özetle ‘Ermenisiz bir Ermenistan’ kurulmasý Çarlýk Rusya’nýn izlediði genel strateji idi.[80]  Çünkü daha önce ifade ettiðimiz gibi Rusya tarafýndan hayata geçirilen proje neticesinde bölgede demografik yapý Ermenilerin lehine hýzla deðiþiyordu ve mesele olgunlaþmýþtý.

 

Önce Kafkasya Genel Valiliðine baðlý olarak, Tiflis, Kutais, Þamahý ve Derbend’den oluþan dört vilayet kurulmuþken, birkaç yýl sonra Ermeni vilayeti ismi deðiþtirilerek, 1 Ocak 1850’den itibaren Erivan Vilayeti denilmiþtir. Nahçivan ve Ordubad kazalarý da bu vilayete dahil edilmiþtir.[81]

 

Ruslarýn uyguladýklarý göç ve iskân çalýþmalarý umumiyetle Türk Dünyasý aleyhine geliþen politikalar olmuþtur. Çarlýk Rusya ve daha sonra gelen Sovyet yönetimlerindeki rejim farklýlýklarýna raðmen göç ettirme ve iskân politikasý hiç deðiþmemiþtir.[82] Kafkasya’da tek ve rakipsiz olan Rusya, Ermenistan ve Ermeni toplumunu kendi politikasýna göre yönlendirip þekil vermesinde karþýsýnda ciddi hiçbir engel olmamýþtýr.[83] 

 

Sonuç olarak, yüzyýllar önce Ýran ve Bizans’ýn sýnýr boylarýnda dinî ve siyasi bir problem haline gelerek, iç kýsýmlara daðýttýðý Ermenileri, yayýlma arzusunda olan Rusya, yeniden bölgeye taþýmýþtýr. Eçmiyazin Kilisesi etrafýnda Ermeni nüfusun yoðunlaþmasý o güne kadar Müslümanlarýn yaþadýðý coðrafyanýn Hýristiyanlaþtýrýlmasýna sebep olmuþtur. Baþka bir ifadeyle Erivan Hanlýðý Ermenileþtirilmeye çalýþýlmýþtýr. Bu da Ermenilerce, Rusya tarafýndan kendilerine verilen bir imtiyaz gibi algýlanmýþtýr. Ancak Rusya bölgede tam hakimiyeti saðladýktan sonra Ermeni toplumunu Slavlaþtýrma Politikasýný hayata geçirmiþ ve bundan kesin sonuç alamayýnca emperyalist emelleri için Ermenileri yönlendirmeye baþlamýþtýr. Uzun vadede Rus siyasetiyle geliþen Ermenistan’ýn bu durumu bir anlamda Ortadoðu’da kurulacak olan Ýsrail’e örnek teþkil etmiþtir. Ayrýca tarihi süreç içerisinde Rusya kendi bünyesindeki yönetim deðiþikliklerine raðmen Kafkasya’daki bu politikasýný hiç deðiþtirmeden günümüze kadar getirmiþtir.

 





[1]     M. Saray, ‘Ermenistan Yol Ayrýmýnda’, Kafkas Araþtýrmalarý II, Ýstanbul 1996, s. 7; geniþ bilgi için bkz. E. Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Ýstanbul 1987, s. 743 vd.

 

[2]     Ýsrail oðullarýndan (Yahudilerden) baþka hiç bir millet, Ermeniler gibi dünyanýn dört bir yanýna daðýlmýþ deðildir. Ermeni tüccarlar Bombay, Madras ve Kalkutta gibi þehirlerde çok büyük ve zengin topluluklar oluþturmaktadýr. Ermeni tüccarlarýn dünya ticaretinde önemli yerleri vardýr. Bunlar dýþ ticaretlerinin büyük bölümünü uzak doðu ülkeleri olan Barma, ve Ýngiliz egemenliði altýndaki Hintli ve Çinli milletlerle yapmaktadýr. Singapur, Kanton, Tava, Sumatra, Borneo Adalarý da bunlarýn içindedir. Ermeniler ayrýca Buhara, Kokant ve Þiva gibi Ortadoðu þehirleriyle de ticaret yapmaktadýr. Para kazanma arzularý, onlarý Keþmir ve Afganistan'a kadar sürüklemiþtir. Ýran’da büyük Ermeni topluluðu bulunmaktadýr. Nadir Þah döneminden evvel, Hindistan'la yaptýklarý ticaret sayesinde, çok zengin ve bolluk içinde yasayan 12 bin Ermeni ailesi bölgede yaþamaktaydý. bkz. C. F. Neumann, Geschicte der Übersiedlung von Vierzigtausend Armeniern, welche im fahre 1828 aus der persischen Provinz Adarbaidschan nach Russland auswanderten, Leipzig 1834, s. 1 vd.

 

[3]     C. F. Neumann, a.g.e., s. 25; 1719 yýlýnda Çar I. Petro Rus Ortodoks Kilisesinin üyelerine tanýnan bütün haklarý ülkesinde yaþayan Ermenilere de verdi. 1734 yýlýna gelindiðinde Çariçe Anna, Ermeni toplumuna kendi kilisesini yapma hakkýný tanýdý. Bu durum 1744’te Çariçe Elizabeth ve 1763’te de Katarina tarafýndan da devam ettirildi. Rus yöneticilerin bu imtiyazlarý 1770 yýlýnda Ermeni Kiliselerin Moskova ve Petersburg’da inþa edilmesine neden oldu. Bkz. L. Arpee, A History Of Armenian chirstianity, New York 1946, s. 244.  

 

[4]     M. Saray, Türk-Rus Münasebetlerinin Bir Analizi, Ýstanbul 1998,  s. 164.

 

[5]     Çünkü Petro’nun vasiyetnamesine göre; Ýran’ý daima gerilemeye sevk etmeli ve baðlý durumda tutmalý ki, Rusya onu istediði zaman zahmetsizce öldürmeye kadir olsun, Ama Osmanlý Devleti hallolmadan Ýran’ýn caný alýnmamalýdýr. Gürcistan ülkesi (yaklaþýk olarak bugünkü Gürcistan ve Ermenistan’ýn bulunduðu bölge), Kafkasya’nýn þah damarýdýr. Eðer Rusya buralarý elde edecek olursa o zaman Ýran ve Osmanlý Devletinin alevi de sönecektir. Bunu için zaman kayýp etmeden Gürcistan’ý ve Kafkasya’yý zaptedip, Ýran’ýn içte hakim durumda olan þahsiyetlerini kendinize hadim ve muti edeceksiniz. Hindistan’ýn anahtarý Osmanlý Devletinin payitahtýdýr. Çar Petro, Rus yöneticilere gidebildiðiniz kadar ilerleyin ki hedefiniz size yaklaþsýn, zaman kayýp etmeyin, ayný zamanda telaþ ve acele etmekten imtina edin diyordu. Bu vasiyetname 1738 yýlýnda açýklanmýþtýr. I. Petro’nun 1725 Yýlýnda Yazdýðý Vasiyetnamesi, için [bkz. Türk Kültürü, S: 323, (Mart 1990), s. 160 vd.] Rusya’nýn ticaretini geliþtirmek için daha geniþ ve stratejik amaçlarý vardý. Gerilme devrinde olan Osmanlý ve Ýran devletleri ana hedefti. Osmanlý Devleti ile Türklerin yönettiði Þii Ýran arasýndaki mücadeleler büyük ölçüde Güney Kafkasya’da (Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan) cereyan etmiþtir. Uzun süre devam eden bu mücadele sýrasýnda oluþan boþluðu zamanla Rusya dolduracaktýr. Bkz. S. Ýlhan, Kafkasya’nýn Geliþen Jeopolitiði, Ankara 1999, s. 45.

 

[6]     P. B. Henze, ‘Ermeni Þiddetinin Kökeni’, Uluslararasý Terörizm Sempozyumu, (17-18 Nisan 1984), Ankara 1984, s. 179.

 

[7]     D. Kýlýç, ‘Rusya’nýn Doðu Anadolu Siyasetinde Eçmiyazin Kilisesinin Rolü’, Ermeni Araþtýrmalarý, S: 2, (Haziran, Temmuz, Aðustos 2001), s. 49.

 

[8]     J. McCarthy, Ölüm ve Sürgün, (nþr. B. Umar), Ýstanbul 1998, s. 25 vd; Rapor mahiyetinde Petros di Sarkis Gilanentz adlý bir ermeni tarafýndan Astrahan’da bulunan Arþevek Minas Tigranyan’a yazýlan yazýda; adý geçen ermeni ruhani, Ruslarýn güneye doðru yayýlma hareketini teþvik ederek Hýristiyanlarýn ve özellikle Ermenileri Ýran’ýn baskýcý idaresinden ve Kafkasyalý kabilelerin akýnlarýndan kurtarmak amacý ile Ermeni ileri gelenleri tarafýndan, Ruslar nezdinde mümessil olarak görevlendirilmiþtir. Rus devlet ve askeri otoriteleri ile iliþki kurmuþ olan Arþevek, ayný zamanda bu maksada yardýmcý olan ermeni gönüllü kuvvetlerini de teçhiz etmiþtir. Bkz. Osmanlý-Ýran-Rus Ýliþkilerine Ait Ýki Kaynak, (nþr. H. Andreasyan), Ýstanbul 1974, s. V.

 

[9]     Rusya, 1783’te Gürcistan’ý kontrol ederek kendisine baðladýktan sonra Kafkasya’daki yayýlma siyasetinde üs olarak kullanmak üzere bir Ermeni devleti kurmayý düþünmüþtür. [Bkz. R. Þahin, Tarih Boyunca Türk Ýdarelerinin Ermeni Politikalarý, Ýstanbul 1988, s. 107.] Kafkasya Ermenileri, Ruslarýn bu bölgeyi istila etmesine yardýmcý olmak üzere bir askeri birlik oluþturduklarý gibi Rus Çarlarýna da baðlýlýk ve destek saðlama sözü vermiþlerdir. Bu cümleden olarak yöredeki sivil ve dinî görevliler Kafkasya’da Müslüman hanlýklarýn Ruslarca istila edilmesini desteklemiþledir. Bkz. J. McCarthy, a.g.e., s. 25.

 

[10] Erivan/Revan, Osman ve Ferit paþalarýn önderliðinde 1583 yýlýnda ele geçirilerek Osmanlý Devletinin bir eyaleti oldu. 1616’da Ýranlýlar tarafýndan geri alýndý. 1634–39 yýllarý arasýnda tekrar Osmanlý Devletinin eline geçen Erivan, 1639’da Kasr-ý Þirin Antlaþmasýyla Ýran’a býrakýldý. 1747’de Nadir Þah’ýn ölümüyle diðer Azerbaycan hanlýklarý ile beraber Erivan’da müstakil bir Türk hanlýðý olarak ortaya çýktý. Bu Hanlýk 1857’deki Rus iþgaline kadar bazen müstakil bazen de Ýran’a baðlý olarak varlýðýný sürdürdü. Geniþ bilgi için bkz. M. Bala, ‘Erivan’, ÝA. IV,  Eskiþehir 1997, s. 311 vd.   

 

[11]             W. E. D. Allen, P. Muratof, 1828–1921 Türk-Kafkas Sýnýrýndaki Harplerin Tarihi, Ankara 1966, s. 19.

 

[12]             A. Arslan, ‘Ruslarýn Güney Kafkasya’da Yayýlmalarýnda Ermeni Eçmiyazin Katogigosluðu’nun Rolü’, Kafkas Araþtýrmalarý II, Ýstanbul 1996, s. 20.

 

[13]             Bkz. H. F. B. Lynch, Travels and Studýes I, New York 1901, s. 232. 

 

[14] Lazarev ailesi, konunun baþýnda ifade edildiði gibi Çar Petro’nun davetine uyarak Ýran’dan Rusya’ya gelip yerleþenlerin en önde gelenlerindendir. Lazarev kardeþlerden L. N. Lazarev Rusya-Ýran diplomatik misyonunda tercüman olarak çalýþýyordu. Ý. L. Lazarev ise Rusya’nýn doðu politikasý üzerine Katerina’nýn danýþmanlýðýna kadar yükselmiþti. 1774 yýlýnda II. Katerina L. N. Lazarev’e asilzade ünvaný verdi. [Bkz. H. Cabbarlý, ‘Rusya’da Ermeni Diasporasý: Oluþumu ve Faaliyetleri’, Ermeni Araþtýrmalarý, S: 3, (Eylül, Ekim, Kasým 2001), s. 137.] Moskova’da Lazarev Enstitüsünün bulunduðu sokak ‘Ermeni Caddesi’ adýyla anýlmaktaydý. Bu da Lazarev’in þahsýnda bütün Ermenilerin gördüðü yüksek ilginin propagandaya yönelik bir yansýmasýydý. Bkz. K. Beydilli, ‘1828–1829 Osmanlý-Rus Savaþýnda Doðu Anadolu’dan Rusya’ya Göçürülen Ermeniler’, Türk Tarih Belgeleri Dergisi XIII, S: 17’den (Ayrý basým), Ankara 1988, s. 368.

 

[15] Yine ayný þekilde Neumann’ýn naklettiðine göre; Andall, 1827 yýlýnda tercüme ettiði Ermenistan‘ýn küçük hikayesi adlý eserin sonuna doðru Lazarev ailesinden övgü dolu sözlerle þöyle bahsediyor: ‘Tüm milletim Lazarev ailesinin kurduðu bu mükemmel eðitim merkezi ile gurur duyuyorlar. Eski Þanýmýz elimizden alýnmýþ olsada, rezil barbarlar bize kölelik zincirleri taksada, birçok yüzyýldan bu yana aciz, göçmen bir halk olarak dünyanýn dört bir yanýna dagýlmýþ olsakta, asil Lazarev ailesinin vatan sevgisi, ufukta bir ýþýk görmemizi, umutlanmamýzý saðlýyor. En azýndan, bu enstitüde yetiþecek olan ve özgürlük için bilinçlenmiþ genclerin, zamaný geldiðinde üzerlerindeki esaret zincirlerinin aðýrlýðýnýn farkýna varýp, bunlarý kýracaklardýr. Yüzyýllardan beri kendilerine zulmeden, inançsýz barbarlarý yerle bir edecekleri günün, elbet birgün geleceði düþüncesinde teselli buluyoruz. Bu kahramanlardan alevlenecek dünyadaki tüm Ermeni halkýnýn, birlik ve beraberlik içinde olacagý ve anavatanýna olan sevgisini tekrar keþfedip ayaga kalktýðý ve baþkaldýrdýðý gün, Büyük Ermenistan tekrar özgürlüðüne, bagýmsýzlýðýna ve eski þan ve þöhretine kavuþacaktýr. Ýþte o zaman gelecek nesillerimiz ve tüm dünya, bu eðitim merkezinin kuruluþunu saygýyla anacak ve Lazarev ismi tarihe altýn harflerle yazýlmýþ olacaktýr.’ Bu yazý, Rusya’nýn Ýran ve Osmanlý Devletiyle yaptýðý savaþlardan önce kaleme alýnmýþtýr. Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 11 vd.

 

[16]             K. Beydilli, a.g.m., s. 368’de baskýdan kaynaklanan bir hata olsa gerek bu rakamý 209 olarak verir. Ancak alýntý yaptýðý Neumann’ýn eserinde bu rakam 309’dur. Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 8. 

 

[17]             K. Beydilli, a.g.m., s. 368.

 

[18]             E. Kürkçüoðlu, ‘Ermenistan’ýn Kafkasya’da Siyasi Rolü’, Avrasya Dosyasý, III/I, (Ýlkbahar–1996), s. 264.

 

[19]             P. B. Henze, a.g.m., s. 179.

 

[20]             Eçmiyazin Kilisesi, Ermenistan’ýn ilk kilisesidir. Bu yüzden ‘Kiliselerin Anasý’ olarak anýlýr. Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 20; Eçmiyazin’in tarihi hakkýnda geniþ bilgi için bkz. D. Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler Arasýndaki Dinî ve Siyasi Mücadeleler, Ankara 2000, s. 183-188; D. Kýlýç, ‘Selçuklulara Kadar Anadolu’da Gregoryen Ermeni Kilisesi (M. 451-1100)’, TK., S: 452, (Aralýk-2000), s. 752-760.

 

[21]             J. McCarthy, a.g.e., s. 29.

 

[22]             1822 yýlýnda Rus hükümetinin Eçmiyazin Kilisesine gösterdiði yakýn ilgiyi bahane eden Katoðikos Ephraim (Efraim), bölgede cereyan eden Osmanlý-Ýran savaþýnda Rusya’nýn korumasýna sýðýnarak barýþ imzalanana kadar Çar’ýn güvencesi altýnda kaldý. Bkz. E. Smith, II, Boston-New York 1833, s. 116.

 

[23]             E. Uras, a.g.e., s. 757; Ayrýca 1800 yýllarýn erken dönemlerinde diðer Ermeni Patriklerin, Ruslara verdiði destek için bkz. J. McCarthy, a.g.e., s. 25, nu: 6.

 

[24]             Ermenilerin ana kilisesi olan Eçmiyazin Kilisesi, Aras Nehri’ni geçen Rus askerlerini çanlarýný çalarak karþýlamýþtýr. Rus askerleri de bunun üzerine hemen hac iþareti yapýp, Hristus’a (Isa’ya) þükretmiþlerdir. Kutsal elbiselerini giyen papazlar, Rus Ordusu’nu ve Baþpiskopos Nerses’i muhteþem bir törenle karþýlamýþlardýr. Özellikle Ermeni Kilisesinin lideri sayýlan Katoðikos Nerses’in geri dönüþü sevinçle karþýlanmýþtýr. Zira Nerses, Ýranlýlarýn baskýlarýndan kaçmýþ ve uzun yýllar Tiflis’te yaþamaktaydý. Ermeni’lerin sevinç çýðlýklarý þu þekilde yankýlanýyordu: ‘Yaþasýn Rusya Ýmparatoru, yaþasýn Büyük Nikola, Ermenistan’ýn hükümdarý ve sahibi Nikola’ Gökyüzüne doðru yankýlanan bu çýðlýklar, böylelikle Ermeni’ler ve Rus’lar arasýnda ilk ittifaký saðladý. [Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 27 vd.] Nerses o tarihlerde Eçmiyazin Katoðikosu’dur. Hatta Ruslara karþý gösterdiði sadakatten dolayý kendisine ‘Newth Nisani’ Ödülü layýk görülmüþtür. Bu ödül Ýranlýlara karþý yapýlan savaþta gösterdiði üstün baþarýlardan dolayý Çar tarafýndan kendisine verilmiþtir. [Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 38.] O dönemde Nerses Aþdarages, Sarkýssýan’a göre; Eçmiyazin Katoðikos’u deðil, Tiflis Piskoposudur. Daha sonra 1843–1857 yýllarý arasýnda Eçmiyazin Katoðikos’luðuna seçilecektir. 1827’de ateþli nutuklar atan Ýran Ermenilerinin, Rus kuvvetlerinin yanýnda yer almasýnda önemli bir role sahip olan Nerses, baðýmsýz bir Ermenistan düþüncesinde olduðu için saf dýþý edilmiþtir. [Bkz. K. V. Sarkýssýan, ‘The Armenýan Church’, Religýon In The Middle East I, (edt: A. J. Arberry), Cambridge 1969, s. 485; ayrýca bkz. www.hyeetch.nareg.com.au/chronology-p1.html, 27.06.2001] adresinde verilen kronolojiye göre de, bahsedilen dönemde Nerses’in Katoðikos olmadýðýný Sarkýssýan’ýn verdiði tarihlerde Katoðikos seçildiðini göstermektedir. E. Uras da, Neumann söylediði gibi bahsedilen dönemde Nerses’in Katoðikos olduðunu söylemekle birlikte, Nerses’in aþýrý milliyetçi tavýrlarýndan dolayý Ruslar tarafýndan 1828 yýlýnda görevinden alýnarak sürüldüðünü, gönderildiði Besarabya’da 15 yýl kaldýðýný ve daha sonra 1850 yýlýnda da aniden öldüðünü belirtir. Bkz. E. Uras, a.g.e., s. 758.  

 

[25]             W. E. D. Allen, P. Muratoff, a.g.e., s. 20; R. G. Hovannisian, Armenia On The Road to Independence 1918, Los Angeles 1967, s. 8; Ruslarýn, Erivan’ý kuþattýðýnda orada bulunan zamanýn Rus yazarlarý uzaktan Erivan Kalesinde pek çok camii minarelerinin göründüðünü ve kale alýndýktan sonra ahalinin çoðunun Türk olduðunu görmüþ ve kaydetmiþlerdir. Bkz. D. B. O., ‘Sovyet Rusya’nýn Kafkasya’da Yarattýðý Ýsrail: Ermenistan’, TK., S: 59, (Eylül 1967), s. 856.

 

[26]             K. Beydilli, a.g.m., s. 369; Þ. Memmedov, ‘Türkiye ve Ýran’dan Ermenilerin Göç Ettirilmeleri Politikasý’, Türk-Ermeni Ýliþkileri Uluslararasý Sempozyumu, Ankara 2000, s. 66.

 

[27]             C. F. Neumann, a.g.e., s. 39 vd.

 

[28]             Bizans Ýmparatorluðunun uç beyliklerinde yoðun olarak yaþayan Ermenilerin çeþitli bölgelere tehciri ve Bizans-Ermeni iliþkileri için bkz. D. Kýlýç, ‘Selçuklulara Kadar... ‘,  s. 752–760.

 

[29]             Bu þehir, Gregorius Illuminator’un talimatý ve hükümdar Büyük Tiridat’ýn emri üzerine MS. 303 yýlýnda kurulmuþtur. Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 20

 

[30] Bu nüfus kesafetini Mirza Bala 1591 tarihli Revan eyaleti tahrir defterinde þöyle aktarmaktadýr. 27 Nahiyeye ayrýlan Revan eyaletinin merkezi Erivan’dýr. Þehre baðlý 90’ý mütevâciz Türk köy ve kasabalarýndan maada, 6 mahalleyi ihtiva ettiðini belirtir. [Bkz. M. Bala, a.g.md., s. 313] Ayrýca Saray’da, Revan’ýn bu durumunu ortaya koyan Osmanlý Arþivindeki Tapu Tahrir Defterlerinin numaralarýný : 628, 633, 637, 681, 727, 895, 898,901, 913, olarak dokuz adet vermiþtir. Bkz. M. Saray, ‘Ermenistan Yol....’,         s. 1 nu: 1.  

 

[31]             M. Abdullayev, ‘Rusya’nýn Þimali Azerbaycan’da Müstemlekecilik Siyaseti’, Azerbaycan Tarihinin Çaðdaþ Problemleri, (nþr. H. Ýsaxanlý), Hazar Üniversitesi 2000, s. 45.

 

[32]             R. Curuzon, Armenia, New York 1854, s. 204; Rusya ve Ýran arasýndaki savaþlar sonucu 1813 Gülistan, 1828 Türkmençayý antlaþmalarý ile Azerbaycan topraklarý Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrýlmýþtýr. [Bkz. S. Ýlhan, a.g.e., s. 23.] Türkmençay Antlaþmasý ile Ýranlýlar Kafkasya siyasetinde rol oynayan bir devlet olma vasfýný kaybettiler. Bundan böyle Kafkasya, Rus siyasi ve askeri hakimiyetinin, Batýda Anadolu üzerinden Akdeniz’e, Güneyde Ýran üzerinden Hint Okyanusuna ve Doðuda Hazer Denizi üzerinden Asya’nýn kalbine çevrildiði bir üs haline gelmiþtir. [Bkz. W. E. D. Allen, P. Muratof, a.g.e., s. 21.] Bu antlaþmalardan sonra Hazar Denizinde, yalnýz Rusya harp gemisi bulundurma hakkýna haiz oluyordu. Bu durumda Hazar Denizini Rus gölü haline getiriyordu. [Bkz. L. Kurzun, Ýran, (1892 yýlýnda Londra’da basýlan eserin mühim bir kýsmýnýn tercümesi), (nþr. Ýran Harbi Umumi Ýstihbarat Dairesi), 1927, s. 138.] Rusya’nýn XIX. yüzyýlýn baþýndan itibaren Ýran topraklarýnda kazandýðý yerleri þöyle sýralamak mümkündür: 1802 Gürcistan’ýn Karadeniz kýyýsý, 1803 Gence, 1805 Karabað ve Þeki, 1806 Þirvan, 1812 Hazar Denizi kýyýsýnda Taliþ, 1814 Gürcistan, 1828 Erivan, Aðrý Daðý ve Eçmiyazin’i ele geçirdi. Geniþ bilgi için bkz. R. Curuzon, a.g.e., s. 201.

 

[33]             C. F. Neumann, a.g.e., s. 63; K. Beydilli, a.g.m., s. 381.

 

[34]             C. F. Neumann, a.g.e., s. 54.

 

[35]             Abbas Mirza’nýn, Lazarev’e yazdýðý ikinci mektupta göçün asýl nedenin, Ecmiyazin Katoðikos’unun, sebep olduðu, bu civarlardaki bütün Hýristiyan din adamlarýnýn, göç etmedikleri taktirde, görevlerinden almakla tehdit etmesi, bununla da kalmayýp, bu kiþilerin dinden çýkmýþ olacaðý þeklinde fetva vermesi, buradaki Hýristiyan din adamlarýnýn göç etmesine neden olmuþtur. Yine ayný þekilde buradaki halk da dinden çýkmaktan korktuðundan, onlarýn peþinden gitmek zorunda kalmýþtýr. [Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 66.] Lazarev’in bu mektuba verdiði cevapta; Eçmiyazin Manastýrý’ndaki din adamlarýnýn göçteki etkileri daha barýþ müzakeresi yapýlmadan evveldi. Eðer bu din adamlarý, o günlerde tavsiye ve tehditlerle göçlere sebebiyet verdiyse, siz saygýdeðer Majesteleri de kabul etmelisiniz ki, savaþta düþmana zarar verecek, her türlü yöntemin kullanýlabileceðini söylüyordu. [Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 71] Bu cümleden olarak bunda ve daha sonra meydana gelecek yönlendirmelerde din adamlarýnýn fonksiyonlarý daha iyi anlaþýlacaktýr.

 

[36]             Bkz. K. Beydilli, a.g.m., s. 372 vd.

 

[37] Çar I. Nikola’nýn hükümdarlýðýnýn ilk devrelerinde Kafkaslardan Ýran ve Osmanlý Devletinin kesin olarak çýkartýlmasý saðlanmýþtýr. Buna raðmen Kafkas halký ve bölgesi üzerinde tam bir hakimiyet kurulmasý aradan ancak otuz yýl geçtikten sonra mümkün olabilecektir. Bkz. G. H. Bolsover, ‘1815–1914 Arasýnda Rus Dýþ Politikasýna Bir Bakýþ’, (nþr. Y. T. Kurat), Belleten, S: 118, (Nisan 1966), Ankara 1966, s. 266.

 

[38]             D. Kýlýç, ‘Rusya’nýn Doðu Anadolu...’, s. 51.

 

[39]             Bkz. J. McCarthy, a.g.e., s. 24. 

 

[40]  C. F. Neumann, a.g.e., s. 3.

 

[41]    Bkz. Y. Ternon, Ermeni Tabusu, (nþr. E. Oðuz), Ýstanbul 1995, s. 53; L. Nalbandýan, The Armenýan Revoltýonary Movement, Los Angeles, 1963, s. 24.

 

[42]             A. Küçük, ‘Ermeni Katoðikosluðu ve Ermeni Meselesine Dair Bir Arþiv Vesikasý Üzerine’, Ankara Üniversitesi Ýlahiyat Fakültesi Dergisi, XXVI, (Ankara 1983),           s. 733.

 

[43]             D. Kýlýç, ‘Rusya’nýn Doðu Anadolu...’, s. 51

 

[44]             Ermenilerin düþüncesine göre bu durum; Ermeni toplumu ve Kiliselerinin, yüzyýllardan beri çektikleri eziklikten kurtulmalarý için büyük bir fýrsattý. Bir baþka ifadeyle, daðýlmýþ olan bu toplumun, Rusya'nýn himayesi altýnda, tekrardan bir araya gelerek birleþmesi ilk büyük adým olacaktý. Bütün bu olaylar Ermenilere göre; hakikaten çok büyük bir geliþimin baþlangýcýydý. Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 92.

 

[45]             R. G. Hovannisian, a.g.e., s. 7 vd; S. Cöhçe, ‘Ermeni Kimliði Hakkýnda Bir Deðerlendirme’, Yakýn Tarihimizde Kars ve Doðu Anadolu Sempozyumu (17-21 Haziran1991), Ankara 1992, s. 100.

 

[46]             K. V. Sarkýssýan, a.g.m., s. 484.

 

[47] Y. Aslan, ‘Rus Ýstilasýndan Sovyet Ermenistan’ýna Erivan (Revan) Vilayeti’nin Demografik Yapýsý (1827–1922)’, Yeni Türkiye, S: 38 (Mart-Nisan 2001), (Ermeni Sorunu Özel Sayýsý II), s. 1019.

 

[48]             Y. Aslan, a.g.m., s. 1020.

 

[49]             J. McCarthy, a.g.e., s. 30 .

 

[50]             K. Beydilli, a.g.m., s. 407.

 

[51]  C. F. Neumann, a.g.e., s. 40.

 

[52]             C. F. Neumann, a.g.e., s. 42.

 

[53]             C. F. Neumann, a.g.e., s. 47.

 

[54]             A. Arslan, a.g.m., s. 29 vd.

 

[55]             Paskyeviç’in 27 Temmuz 1827’de Çar hükümetine gönderdiði mektupta yaklaþýk 4.100 (20.500 / kiþi) hane Müslüman’ýn Osmanlý Devletine göç ettiðini bildirmektedir. Bkz. Y. Aslan, a.g.m., s. 1020.

 

[56]             W. E. D. Allen, P. Muratof, a.g.e., s. 23; Çarlýk Rusya’nýn Gürcistan, deniz kýyýsýndaki Mingreli bölgesi, Karabað, Erivan, Þeki, Þirvan ve Daðýstan’daki bütün gücü 1833 yýlýna gelindiðinde tamamen askerden oluþmaktaydý. Bkz. E. Smit, Researehes Of The I, New York 1833, s. 209

 

[57]             Paskyeviç, Sivas’ý; Ýstanbul’un, Ermenistan, Suriye ve Irak’la münasebetlerini tehdit eden bütün Anadolu’nun ulaþtýrma sisteminin düðüm noktasý olarak kabul ediyordu. [Bkz. W. E. D. Allen, P. Muratof, a.g.e., s. 31.] Erzurum’a yapýlacak harekat esnasýnda Trabzon’daki Osmanlý kuvvetleri donanma tarafýndan oyalanacaktý. Ýstanbul’u Diyarbakýr ve Baðdat’a baðlayan tek yolun geçtiði Sivas ele geçirilerek, Osmanlý Devletinin Anadolu’daki eyaletlerini tamamen ikiye bölecekti. Bu arada Diyarbakýr, Sivas arasýndaki zengin maden yataklarý da ele geçilerek Osmanlýlar bu kazançtan mahrum býrakýlacaktý. Bkz. A. Arslan, a.g.m., s. 30.

 

[58]             Ýran-Rus savaþlarýnda ve Türkmençay Antlaþmasýndaki (1 Þubat 1828) baþarýlarýndan dolayý Paskyeviç’e, Rus hükümetince bir milyon ruble para ile ‘Erivan Kontu’ payesi verilmiþtir. [Bkz. M. Bala, a.g.md., s. 314.] Paskyeviç’in 1828-1829 Osmanlý-Rus savaþýndaki baþarýlarý için bkz. Puþkin, Erzurum Yolculuðu Biyelkin’in Öyküleri, (nþr. A. Behramoðlu), ? 1999, s. 57 vd.

 

[59]             R. G. Hovannisian, a.g.e., s. 8.

 

[60]             K. Beydilli, a.g.m., s. 383 vd.

 

[61]             Geniþ bilgi için bkz. D. Kýlýç, a.g.e., s. 91.

 

[62]             R. G. Hovannisian, a.g.e., s. 9; E. Konukçu, Selçuklulardan Cumhuriyete Erzurum, Ankara 1992, s. 493.

 

[63]             Bu antlaþmayla Ruslarýn doðudaki kazançlarý daha fazlaydý. Osmanlý Devleti, Ruslarýn Nahcivan ve Erivan’ý ellerinde tutmalarýný kabul ediyordu. Buna karþýlýk Ruslar da, Erzurum, Kars ve Bayezit’i geri vereceklerdi. Bkz. S. J. Shaw, E. K. Shaw, Osmanlý Ýmparatorluðu ve Modern Türkiye II, (nþr. M. Harmancý), Ýstanbul 1983, s. 61.

 

[64]             W. E. D. Allen, P. Muratof, a.g.e., s. 42 vd.

 

[65]             Bkz. W. E. D. Allen, P. Muratof, a.g.e., s. 30.

 

[66]             Bkz. M. Abdullayev, a.g.m., s. 46.

 

[67]             A. Saydam, ‘Rus Sömürgeciliðinde Uygulanan Demografik Yöntemler: Kýrým ve Kafkasya Örneði’, Avrasya Etütleri, S: 2, (Yaz–1996), s. 121.

 

[68]             L. Arpee, a.g.e., s. 293.

 

[69]             K. Beydilli, a.g.m., s. 407; Ayrýca Rusya’ya göçürülen Ermeniler için bkz. D. Kýlýç, a.g.e., s. 93-95.

 

[70]             F. Kýrzýoðlu, Kars Tarihi I, Ýstanbul 1953, s. 550.

 

[71]             M. Saray, a.g.e., s. 116.

 

[72]             Daha da önemlisi Ruslar ‘Pan-Slavizm’ propagandasýyla Osmanlý Devletini içten vurmayý hedefledikleri gibi, Anadolu cephesinde de Hýristiyanlýk propagandasý ile ordularýna Ermenileri, yardýmcý kuvvet olarak kullanmak istiyordu. [Bkz. F. Kýrzýoðlu, ‘Armenya / Yukarý-Ellerde 2700 Yýllýk Türk Varlýðý, Ermenilerin Rus Ýstilasýna Alet Olmasý ve Mezalimi’, Atatürk Üniversitesi XX.Yýl Armaðaný Ermeniler Hakkýnda (Makaleler  Derlemeler) II, Ankara 1978, s. 59.] Baþlangýçta Ruslarýn bundan maksadý kurduklarý Ermenistan’ý iki Ýslam devletine, Osmanlý ve Ýran’a karþý tampon bölge olarak kullanmaktý. Fakat bu iki Ýslam devletinin bir türlü toparlanamadýðýný gören Rusya, eðittiði Ermeni gençlerin bir kýsmýný Osmanlý Devletine karþý kullanmak üzere Rus ordusunda istihdam etti. Bir kýsmýný da teþkilatlandýrarak Osmanlý Ermenilerini ayaklandýrmak için Doðu Anadolu’ya gönderdi. Bkz. M. Saray, ‘Ermeni Meselesinin Ortaya Çýkýþý, Ermeni Meselesini Ortaya Çýkaranlar’, XI. Türk Tarih Kongresi V, Ankara 1994, s. 1757.

 

[73]             U. Gülsoy, 1828-1829 Osmanlý-Rus savaþýnda Rumeli’den Rusya’ya Göçürülen Reaya, Ýstanbul 1993, s. 84.

 

[74]             K. Beydilli, a.g.m., s. 406.

 

[75]             K. Beydilli, a.g.m., s. 408.

 

[76]    C. F. Neumann, a.g.e., s. 3; Meselenin baþka bir yönü ise; Rusya, 1828’de bir ölçüde kendi kýþkýrtmasý ve yardýmýyla baþlattýðý Yunan isyaný sýrasýnda Osmanlý Devletine savaþ açmýþtýr. Bunun için Osmanlý Devleti iki ayrý cephede savaþmak zorunda kalmýþtýr. Sonuçta Yunanistan baðýmsýz olurken 14 Eylül 1829’da imzalanan Edirne Antlaþmasý Osmanlý Devletinin Kafkasya ile olan baðlarýný kopma noktasýna getirmiþtir. Bkz. K. Y. Lee, Ermeni Sorununun Doðuþu,  Ankara 1998, s.17; F. Kýrzýoðlu, a.g.e.,               s. 549.

 

[77]             K. V. Sarkýssýan, a.g.m., s. 484; Sarkýssýan yukarýda her ne kadar Rus yanlýsý bir ifade kullansa da hemen akabinde Ruslarýn Ermenilere pek iyi davranmadýðýný ifade etmek zorunda kalmýþtýr. Neumann’da Ruslarýn, Ermenilere davranýþýný þöyle ifade eder: Ruslar, Ermeni ailelerine yeniden bir göce sürüklemek için aslýnda kuvvet kullanmalarýna bile gerek yoktu. Ticaretle geçimini saðlayan Ermenilerin, iç kargaþalarýn yoðun olduðu yerine, Rusya’nýn korumasý altýnda yasamak istemeleri gayet doðaldýr. Bu yüzden Ruslarýn, Ermenileri zora koþmalarýna bile lüzum yoktu. Bir de Rus yönetimi ve Kont Paskyeviç, Ermenilerin durumlarýyla ve haliyle ilgilenmiþ ve onlara göç için gerekli yardýmý yapmýþ olsaydý. ve Türkiye'den giden, zavallý ve kandýrýlmýþ Ermenilerin yarýsýndan fazlasý göç sýrasýnda Erivan ve Nahcivan Hanlýklarýnda açlýktan öldü. Bunlarý, göçte bulunan ve bu olaylara þahit olan son derece saygýdeðer birinin anlattýklarýndan da biliyorum. Albay Lazarev'in General Paskyeviç'e yazdýðý rapor da bu olayý doðruluyor. Bu yüzden Ermenilerin Ruslara artýk sýrtlarýný çevirmelerine, gönüllerinin Asya'daki, en az Rus Ýmparatorluðu kadar kudretli olan, ikinci bir güçten, Baðýmsýz Ýngiltere'den yana olmalarýna þaþmamak gerekir demektedir. Bkz. C. F. Neumann, a.g.e., s. 6.

 

[78]             M. Ormanyan, The Church Of Armenýa, London 1955, s. 72 vd; H. F. B. Lynch, a.g.e., s. 233.

 

[79]             Rusya, Ermeni okullarýný Kilisenin elinden alarak, kendi denetiminde Rusça eðitim yapan okullar haline getirdi. Ermeni memurlardan ya Ortodoks mezhebine geçmelerini yada istifa etmesini istedi. Ermeni talebeleri Üniversitelerden atarak, Ermeni toplumu üzerinde dinî bir baský oluþturdu. Geniþ bilgi için bkz. D. Kýlýç, a.g.e., s. 86 vd.

 

[80]             E. Granville, Çarlýk Rusya’nýn Türkiye’deki Oyunlarý, (nþr. O. Arýman), Ankara 1967, s. 58; E. Kürkçüoðlu, a.g.m., s. 265.

 

[81]             Bkz. Y. Aslan, a.g.m., s. 1023.

 

[82]             A. Saydam, a.g.m., s. 114.

 

[83]             R. Þahin, a.g.e., s. 130.

 

 

 ----------------------
* Fýrat Üniversitesi Ýlahiyat Fakültesi Öðretim Üyesi -
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 11, Sonbahar 2003
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.