Öz: Bu yazý Mart-Mayýs 2008 döneminde Türkiye-Ermenistan arasýndaki iliþkileri, Ermeni soykýrýmý iddialarý konusundaki geliþmeleri 19 Þubat 2008 tarihinde yapýlmýþ olan Ermenistan Baþkan seçimini, bu seçime katýlan adaylarý, seçimlerin sonucuna yapýlan itirazlarý ve seçimlerden sonra Ermeni hükümetinin kurulmasýný incelemektedir.
Anahtar Kelimeler: Türkiye Ermenistan, Bulgaristan, Vatikan, Ýsrail, Arjantin, soykýrým iddialarý, Levon Ter-Petrosyan, Serj Sarkisyan, Robert Koçaryan, Karekin II.
Abstract: This article examines the relationship between Turkey and Armenia between March and May 2008 and the recent developments regarding the Armenian genocide allegations. What is more, it elaborates on the Armenian presidential elections on February 19, 2008, the candidates of the election, the reaction to the election results as well as the establishment of Armenian government after the elections.
Key Words: Turkey-Armenia, Bulgaria, Vatican, Israel, Argentina, genocide allegations, Levon Ter-Petrosyan, Serj Sarkisyan, Robert Kocharian, Karekin II.
I - Türkiye-Ermenistan Ýliþkileri
Serj Sarkisyan 19 Þubat 20008 tarihinde Ermenistan Devlet Baþkaný seçildikten kýsa süre sonra, Cumhurbaþkaný Abdullah Gül kendisine 21 Þubat 2008’de þu kutlama mesajýný göndermiþtir[1]:
"Sayýn Devlet Baþkaný,
Ermenistan Cumhurbaþkanlýðýna seçilmeniz dolayýsýyla, Türk milleti ve þahsým adýna Zat-ý Devletlerini kutluyor, baþarýlar diliyorum.
Yeni görevinizin, yüzyýllar boyunca barýþ ve uyum içerisinde birlikte yaþayabildiklerini kanýtlamýþ olan Türk ve Ermeni halklarý arasýndaki iliþkilerin normalleþtirilmesi için gerekli ortamýn yaratýlmasýna imkan tanýyacaðýný umuyorum.
Ortak çabalarýmýzýn, bölgemizde barýþ ve refaha katkýda bulunacak, istikrar, karþýlýklý güven ve iþbirliðine dayalý bir atmosfer oluþturmasýný içtenlikle temenni ediyorum.
Bu vesileyle, saðlýk ve mutluluðunuz ile Ermenistan halkýnýn huzur ve refahý için en samimi dileklerimi iletiyorum."
Seçimlere hile karýþtýrýldýðýna iliþkin yaygýn duyumlarýn alýndýðý ve seçim sonuçlarýný kabul etmeyen Ter Petrosyan’ýn öncülük ettiði büyük gösterilerin yapýldýðý ve bu nedenlerle de bir çok ülkenin Sarkisyan’ýn kutlamak için acele etmediði bir ortamda Türkiye Cumhurbaþkanýn bu mesajý, Türkiye’nin Ermenistan’daki yeni iktidara iyi niyetlw yaklaþtýðýný gösteriyordu.
Ermenistan Hükümeti kurulduktan sonra da Baþbakan Erdoðan Ermenistan Baþbakaný Tigran Sarkisyan’a ve Dýþ Ýþleri Bakaný Ali Babacan’da Ermenistan’ýn yeni Dýþiþleri Bakaný Edvard Nalbantyan’a birer kutlama mesajý gönderdiler.
Dýþiþleri Bakaný Ali Babacan bu konuda gazetecilerin sorularýna verdiði cevapta Türkiye’nin Ermenistan ile iliþkilerini normalleþtirme arzusunda olduðunu ve bu amaçla diyalog yollarýný açýk tuttuðunu söyledi[2].
Ýki gün sonra, 23 Nisan gecesi, Erivan’da yapýlan gösterilerde Türk bayraklarý yakýndý. 24 Nisan’da Soykýrým Anýtýnda ise Türk bayraðý çiðnendi. Bu olay, haklý olarak, Türk kamuoyunda tepkiyle karþýlandý. Dýþiþleri Bakanlýðý ertesi gün þu açýklamayý yaptý[3]:
“Bazý Türk basýn organlarýnda bugün yer alan haberlerde, Ermenistan’ýn baþkenti Erivan’da 24 Nisan 2008 günü düzenlenen resmi törenlerde, alana Türk bayraðýnýn serildiði, bu þekilde tören katýlýmcýlarýnýn bayraðýmýzý çiðneyerek geçtikleri, bundan bir gün önce de yine Erivan’da yapýlan bir gösteride Türk bayraðýnýn yakýldýðý yönünde haberlerin yer aldýðý görülmektedir.
Bu konudaki haberlerde Erivan’daki törende söz konusu uygulamanýn resmi yöneticilerce yapýldýðý yönünde de bilgilere rastlanmaktadýr.
Türk bayraðý taþýdýðý anlam itibariyle, yüce Türk milletinin tarihten bugüne gelen bütün temel deðer ve inançlarýný, özgürlüðünü sembolize etmekte, bu yönüyle de milletimizin bir nevi var oluþuyla eþanlamlý kabul edilmektedir. Türk milletinin bu deðerlerine ve bunlarý yansýtan bayraðýna atfettiði önem bütün herkes tarafýndan da yakinen bilinmektedir. Bu bakýmdan söz konusu haberler toplumumuzda büyük üzüntü, tepki ve infial doðurmuþtur.
Söz konusu davranýþ ve eylemleri þiddetle kýnýyoruz”.
Bu olayýn yanýnda Ermenistan’ýn yeni Devlet Baþkaný Serj Sarkisyan’ýn 24 Nisan münasebetiyle yayýnladýðý bildirinin çok olumsuz öðeler taþýdýðý görüldü[4].
Sarkisyan, Ermeni “soykýrýmýnýn” uluslararasýnda tanýnmasý ve kýnanmasýnýn Ermenistan dýþ politikasý gündemimin vazgeçilmez bir parçasý olduðunu ifade ederek bu konuda Koçaryan hükümetleriyle yeni hükümet arasýnda bir fark olmadýðýný gösterdi. Bildirideki “tarihi adaletin yerine getirilmesi için Ermenistan’ýn gayretlerinin ikiye katlamalýdýr”. Ýfadeleri de olumsuzdur; zira “tarihi adalet”in tanýmlamasý yapýlmamýþsa da bu deyimle genellikle Ermenilerinin Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde adaletsizliðe uðradýðý bu nedenle de soykýrým iddialarýnýn tanýnmasý yanýnda “kaybedilen” topraklarýn geri verilmesi ve tehcir için de tazminat alýnmasý söylenmek istenmektedir.
Sarkisyan mesajýnda Türkiye’ye dolaylý bir atýf yaparak, bir çok ülkenin gerçeði kabul ettiði dikkate alýndýðýnda inkârcýlýðýn bir geleceði olmadýðýný söylemiþ ve böylelikle Türkiye’ye “soykýrýmý” inkâr deðil kabul etmesi imâsýnda bulunmuþtur.
Ermenistan Devlet Baþkaný amaçlarýnýn (soykýrým iddialarýnýn tanýnmasý ve “tarihi adaletin” yerine getirilmesi) düþmanlýk veya intikamla ilgisi olmadýðýný “suçsuz kurbanlarýn anýsýný canlý tutarken, halen, hiçbir önkoþul olmadan, Türkiye ile normal iliþkiler kurmaya hazýr” bulunduklarýný da ifade etmiþtir.
Bildiri yakýndan incelendiðinde bir yandan soykýrým iddialarýnýn kabul edilmesi için çabalarýn arttýrmasýnýn ve imâ yoluyla dahi olsa toprak ve tazminat taleplerinin dile getirilmesinin, diðer yandan Türkiye ile normal iliþki kurmak istenmesinin bir çeliþki oluþturduðu görülmektedir. Diðer yandan üslup ve demagoji bir yana býrakýlýrsa, bildirinin Koçaryan döneminin “önkoþulsuz iliþki kurmak” formülünü de açýkça benimsemiþ olduðu gözlemlenmektedir.
Bilindiði üzere Türkiye Ermenistan ile normal iliþki kurmak için bazý koþullar öne sürmektedir. Bunlarýn baþýnda iki ülkenin birbirlerinin toprak bütünlüðünü tanýmasý gelmektedir. Ermenistan’ýn soykýrým iddialarýnýn kabul edilmesi için gayretlerine son vermesi ve Karabað sorunun bir çözüme baðlanmasý da diðer koþullardýr.. Ermenistan ise bu sorunlarý çözmeden (yani önkoþullara uymadan) Türkiye ile diplomatik iliþki kurmayý ve kara sýnýrýný açtýrmayý amaçlamaktadýr.
Basýn haberlerine göre Baþbakan Erdoðan Ermenistan Baþbakaný Tigran Sarkisyan’a gönderdiði kutlama mesajýnda[5], özetle, diyalog yoluyla mevcut sorunlara kalýcý çözümler bulunmasýnýn ve iyi komþuluðun inþasýnýn öncelik taþýdýðýný, ikili iliþkiler alanýnda bazý spesifik adýmlar atýlabileceðini, bu çerçevede daha önce Ermenistan’a yapýlmýþ olan önerilerin hala gündemde bulunduðunu ifade etmiþtir. Ermenistan Baþbakaný Tigran Sarkisyan verdiði cevapta[6], özetle, kiþisel temaslar yoluyla iki tarafý ilgilendiren sorunlarýn çözümünü teþvik edebileceklerine emin olduðunu, yapýcý bir diyalogun baþlatýlmasý ve iki ülke arasýnda önkoþul olmadan normal iliþkiler kurulmasý hususunda Ermenistan hükümetinin istekli bulunduðunu bildirmiþ ve karþýlýklý bir güven havasýnýn yaratýlmasýnýn önemini vurgulamýþtýr.
Dýþiþleri Bakaný Babacan da Ermenistan Dýþiþleri Bakanýna bir mesaj göndererek kendisini yeni görevi için tebrik etmiþ ve iki ülke iliþkilerinin normalleþmesi amacýyla diyalog çaðrýsýnda bulunmuþtu[7]. Bu mesaja verilen cevabýn da olumlu olduðu ancak ön koþulsuz iliþki kurulmasý isteðinin tekrarlandýðý anlaþýlmaktadýr.
Bu arada Ermenistan’ýn yeni Dýþiþleri Bakaný Edward Nalbantyan’ýn bazý vesilelerle soykýrýmýn Ermenistan tarihinin karanlýk sayfalarýndan biri olduðu bu sayfaya çevirmek ve istikrarlý bir gelecek inþa etmek için Türkiye ile birlikte çalýþýlmasý gerektiði hakkýndaki sözleri[8] ilginçtir. Kanýmýzca “soykýrým” hakkýnda sayfayý çevirmenin en kolay yolu Ermenistan’ýn 1915 sevk ve iskânýný günümüze deðil geçmiþe ait bir olay olarak görmesidir. Bu baðlamda Türkiye’nin 2005 yýlýnda Ermenistan’a önerdiði tarihçiler ortak komisyonu bu olayla ilgili bilimsel araþtýrmalarýn yapýlmasý için en uygun araçtýr.
Bu mesajlar iki ülke arasýnda bir görüþme sürecinin baþlamakta olduðunu göstermektedir. Ancak taraflar, iyi niyet ifadelerinde bulunmakla beraber, þimdiye kadar bilinen tutumlarýnda bir deðiþiklik yapabileceklerine dair açýk bir iþaret vermediklerinden bu görüþme sürecinden ne gibi bir sonuç alýnabileceði hakkýnda tahminde bulunmak zordur.
II - SOYKIRIM ÝDDÝALARINA ÝLÝÞKÝN GELÝÞMELER
1. Arjantin
Arjantin Parlamentosu son zamanlarda her yýl aldýðý kararlarla Ermeni soykýrým iddialarýný en fazla tanýyan ülke olmuþtur. Bu konudaki ilk kez 1994 yýlýnda Arjantin Senatosu bir karar kabul etmiþtir. On yýl kadar aradan sonra, 2003 yýlýndan baþlamak üzere her yýl Arjantin Senatosunun b ir kararý vardýr. 2007 yýlýnda ise bu konuda bir kanun kabul edilerek 24 Nisan “Halklar Arasýnda Hoþgörü ve Saygý Ýçin Eylem Günü ilan edilmiþ ve bu gün için Ermeni asýllý öðrenciler ve kamu kesiminde çalýþan Ermeni asýllý kiþiler izinli sayýlmýþtý. Türkiye Arjantin’de alýnan bu kararlardan sonra gerekli diplomatik giriþimleri yapmýþ ve Dýþiþleri Bakanlýðý ayrýca bu konuda açýklamalar yayýnlamýþtý[9].
Bu yýl Arjantin Senatosu 24 Nisan münasebetiyle yeniden bir karar kabul etmiþtir. Dýþiþleri Bakanlýðýnýn bu konudaki 25 Nisan tarihli açýklamasý aþaðýdadýr[10] :
Arjantin Senatosu asýlsýz Ermeni iddialarýna destek veren yeni bir metin daha kabul etmiþ bulunmaktadýr.
Bu kararýn alýnmasý üzerine, “Medeniyetler Ýttifaký Giriþimi” için 28-29 Nisan 2008 tarihlerinde Buenos Aires’teki bir toplantýya katýlacak Devlet Bakaný Sayýn Mehmet Aydýn’ýn bu seyahati iptal edilmiþtir.
Arjantin Senatosu’nun kararý tarihi gerçeklerle baðdaþmamakta, uluslararasý hukuk ilkelerini ihlal etmektedir.
Þiddetle kýnadýðýmýz ve tümünü reddettiðimiz bu kararla ilgili olarak gerekli giriþimler yapýlmaktadýr.
Bu çerçevede Ankara’daki Arjantin Büyükelçisine bir protesto notasý verilmiþ olduðu da anlaþýlmaktadýr[11]
Arjantin Parlamentosu’nun son kararýna karþýlýk Devlet Bakaný Mehmet Aydýn’ýn bu ülkede yapýlacak bir toplantýya katýlmamasý toplantýnýn ikili düzeyde olmayýp uluslararasý bir toplantý olduðundan fazla bir etki yapmasý beklenmemektedir.
Diðer yandan bu tür kararlarýn alýndýðý birçok ülkede hükümetler, bu konuda kendileri tarafýndan bir telkinde bulunulmadýðý veya kararý tasvip etmediklerini ancak önleyemedikleri gibi gerekçeler göstererek meclis kararlarýyla aralarýna mesafe koymak istemekte ve böylelikle Türkiye ile olan iliþkilerinin zarar görmemesine çalýþmaktadýrlar. Arjantin hükümetinin böyle bir yaklaþýmý olmadýðý görülmekte bu ise iki ülke arasýndaki sorunu daha da vahim hale getirmektedir.
Sonuç olarak, bu konuda Arjantin ile bu safhada bir mutabakat saðlanamadýðýna göre,
Türkiye için, ister istemez, bazý yaptýrýmlarýn gündeme gelmesi kaçýnýlmaz görülmektedir. Bir kaynaða göre[12] Türkiye’nin bu ülkedeki Büyükelçisinin geri çaðrýlmasý ve buna baðlý olarak da Arjantin Büyükelçisinin de ülkesine dönmesi söz konusudur. Ancak, Arjantin’in Parlamento ve Hükümetinin bu güne kadar tutumlarý dikkate alýndýðýnda böyle bir giriþimin etkisinin sýnýrlý olacaktýr. O nedenle ekonomik alanda yaptýrým olanaklarýnýn da incelenmesinde yarar vardýr.
2. Baþkan Bush’un Bildirisi
Baþkan Bush, son sekiz yýldan beri yaptýðý gibi, bu yýl da 24 Nisan’da bir bildiri yayýnladý.
Bu konudaki tüm bildirilerinde olduðu gibi bu kez de “soykýrým” sözcüðünü deðil, yaklaþýk ayný anlama gelen “mass killings” (kitle halinde öldürme ) deyimini kullandý. Ayrýca bu olayý “20. asrýn en büyük trajedilerinden biri” olarak nitelendirildi. Diðer yandan, hiçbir bilimsel veriye dayanmamakla beraber 1,5 milyon çývarýnda Ermeninin yaþamýný yitirdiði iddiasýný yineledi.
Bildiride, iki ülke arasýndaki iliþkilerin normalleþmesi için çalýþan Türkiye ve Ermenistan’daki kiþilerden övgü ile bahsedildi; ancak bu kiþilerin kim olduðu hakkýnda bilgi verilmedi.
Bildiride ki tarihi olaylarýn samimi ve açýk incelenmesi gereðinden ve tarih hakkýnda ortak bir anlayýþa varmak için çalýþanlarýn ABD tarafýndan desteklendiðinden bahseden ifadeler, Türkiye’nin 1915 olaylarýnýn bir ortak tarihçiler komisyonu tarafýndan incelenmesi hakkýndaki önerisinin ABD tarafýndan da desteklendiðini anlamýna gelmektedir. Baþkan Bush 2005 yýlý bildirisinde, Baþbakan Erdoðan’ýn adýný da vermek suretiyle, bu öneriyi açýkça desteklerken, Ermenilerin karþý çýkmasý sonucunda öneriye olan desteðini artýk dolaylý ifadelerle belirtmek yolunu seçmiþtir.
Bildiride ayrýca ABD’nin Karabað sorunun barýþçý bir çözümünden yana olduðu kayýtlýdýr.
Amerika’daki baþlýca Ermeni kuruluþlarý bu bildiriden memnun kalmamýþlar ve Baþkan Bush’u seçilmeden önce Ermeni soykýrým iddialarýný tanýmak konusunda verdiði sözü tutmadýðý için eleþtirmiþlerdir.
3. Ýsrail
Ýsrail Parlamentosu (Knesset) sol kanat partilerinden Meretz’in baþkan Haim Auron’un 26 Mart 2008 tarihinde Parlamentoya sunduðu ve “Ermeni Soykýrýmý” konusun ele alýnmasýný öngören önerisi kabul edildi. Bu konun görüþülmesi sýrasýnda Hükümet adýna parlamento’da bulunan Tarým Bakaný Þalom Simhon da olumlu oy kullandý. Simhon Yahudi halký için bu konun çok hassasa olduðunu, Türkler ve Ermeniler arasýndaki bu soruna Ýsrail’in taraf olmak istemediðini söyledi[13] ve bir kaynaða göre bu konuda soykýrým deðil, trajedi sözcüklerini kullandý[14].
Haim Auron geçen yýllarda da, 24 Nisan vesilesiyle “Ermeni Soykýrýmý”nýn Knesset tarafýndan tanýnmasý için giriþimlerde bulunmuþtur[15].Adý geçen Ermenilerin soykýrýma uðradýklarýný kanýtlamak amacýyla kitaplar yazan Prof.Yair Auron’un[16] kardeþidir. Haim Auron’un önerisi ilgili komisyonda görüþülecek, kabul edilirse Knesset Genel Kuruluna oylama için gelecektir.
Türk Hükümeti bu olaya derhal tepki göstermiþ ve Tel Aviv’deki Türkiye Büyükelçisi Namýk Tan Dýþiþlerine giderek önerinin durdurulmasýný istemiþ kendisine Ýsrail’in tutumunun deðiþmediði yanýtý verilmiþtir[17].
Bu olaydan on gün kadar sonra T.B.M.M. Dýþiþleri Komisyonu Baþkaný Murat Mercan beraberindeki bir heyetle birlikte Ýsrail’e giderek, bölge güvenliði, Ýsrail-Filistin iliþkileri Ýran ve Irak gibi konular yanýnda Knesset’e verilen “Ermeni Soykýrým”ý hakkýndaki öneri konusunda da, baþka Cumhurbaþkaný Þimon Perez olmak üzere görüþ yetkililerle; görüþmüþ ve bu giriþimin sonuçsuz kalacaðý yönünde sinyal aldýklarýný söylemiþtir[18].
Knesset’de Ýsrail-Ermenistan Parlamentolar arasý Birliði Baþkaný Zeev Eklin ise “Ermeni soykýrýmý” konusunun 20 yýldan beri Ýsrail’de görüþülemediðini, konun gündeme alýnmasýnýn bile büyük baþarý olduðunu, her yýl bu konun gündeme getirildiðini ancak bu kez sadece muhalefetten deðil koalisyonuna dahil bir partiden de destek aldýklarýný söylemiþ ve ayrýca bu konuda milletvekillerinin Ýsrail Dýþiþleri Bakanlýðý ve Türk ve Azerbaycan lobisinin baskýsý altýnda bulunduðunu belirtmiþtir[19].
Museviler bilinen nedenlerle soykýrým konusuna ve iddialarýna karþý son derecede duyarlýdýr. Þimdiye kadar Ýsrail’in Türkiye ile olan iliþkilerinin önemi dikkate alýnarak, Ermenilerin gerek ABD’de gerek Ýsrail’deki bazý giriþimlerine raðmen, Ermeni soykýrým iddialarý genelde arka planda kalmýþtý. Ancak, gitgide artan Ermeni propagandasýna ilaveten Türkiye’nin son yýllarda Filistinlilerle kurduðu yakýn iliþkilerin etkisiyle Musevilerin Türkiye’ye karþý tutumunda deðiþiklik görülmeye baþlanmýþtýr. Bunun en iyi örneðini geçen yýl Amerikan Musevi kuruluþlarýnýn, Temsilciler Meclisindeki Ermeni soykýrým iddialarý hakkýndaki 106 sayýlý karar hakkýnda deðiþik tutum almalarý olmuþtur. Bazý kuruluþlar, geleneksel tutumu sürdürerek bu karara karþý çýkarken bazýlarý lehinde tutum almýþ en büyük kuruluþlardan olan ADL ise, ortalama bir yol izleyerek, bir yandan soykýrým iddialarýný kabul etmiþ ancak 106 sayýlý karara karþý çýkmýþtýr[20]. Knesset’deki son oylama bazý Musevi çevrelerinin Türkiye’ye karþý tutum deðiþtirmekte olduðunu göstermektedir. Buna karþýn, normal koþullarda, söz konusu önerinin bu kez reddedileceði sonucuna varýlmaktadýr. Ancak sorun devam edeceði görülen Ermeni soykýrýmý iddialarýný kabul ettirmek giriþimleri karþýsýnda Knesset’in bundan sonra ne yapacaðýdýr.
4. Bulgaristan
Bulgar Millet Meclisinin Ermeni soykýrým iddialarýný kabul etmesini öngören karar tasarýlarý sunulduðunu ve bunlarýn Koalisyon Hükümeti ortaðý Hak ve Özgürlükler Partisinin giriþimleriyle önlendiðini daha açýklamýþtýk[21].
Bu kez Bulgaristan’daki bazý Ermeni kuruluþlarý aþýrý milliyetçi ATAKa Partisi ile birlikte bazý þehir meclislerinden kararlar çýkartmak giriþimlerine[22] baþlamýþlar ve Burgaz, Filibe, Eski Zaðra (Stara Zagora) Rusçuk, Silistre, Dobriç ve Varna þehir meclisleri bu yönde kararlar almýþlardýr.
Sofya þehir Meclisinin de karar almasý için Mart ayý sonunda bir giriþim olmuþ ancak Baþbakan Erdoðan o sýrada Bulgaristan’ý ziyaret ettiðinden, Bulgar Hükümetinin giriþimiyle bu karar önlenmiþtir. ATAKa Partisi gösteriler düzenlemek suretiyle Baþbakan’ýn Bulgaristan içindeki ziyaretlerini engellemeye çalýþmýþtýr. Ýkinci giriþim iki hafta kadar sonra olmuþ ancak yapýlan oylamada Sofya Þehir Meclisi sunulan karar tasarýsýný gündeme almamýþ ancak Meclis Ermeni soykýrýmý kurbanlarý anýsýna bir dakika saygý duruþunda bulunmuþtur Sofya Belediye Baþkaný Boyko Borisov ayrýca Ermeni Cemaati ileri gelenleriyle görüþtüðünü ve onlara taziyelerini bildirdiðini ifade etmiþ, kararýn gündeme alýnmayýþýný ise Türkiye ile sorun çýkartmak istememesine baðlamýþtýr[23].
Bulgar basýnýna göre Rusçuk Þehir Meclis 17 Nisan 2008 tarihinde kabul ettiði bildiride ”Türk Devlet ve Ordusu tarafýndan Ermenilere ve Bulgarlara karþý yapýlan soykýrýmý tanýmýþtýr. Kararda 1903 ve 1913 arasýnda on binlerce Bulgarin, Bulgaristan dýþýndaki Türkler tarafýndan katledildiði ve 1915-1918 arasýnda da 1,5 milyondan fazla Ermeninin öldürüldüðü; bundan önce de 1895-1896’da 100.000 ilâ 200.000 Ermeninin boðazlandýðý gibi ifadeler yer almýþtýr. Bildiride 20. asrýn baþýnda vuku bulan bu çok aþýrý þiddet hareketlerini Türkiye’nin tanýmasý ve bu konuda sorumluluk yüklenmesi, Bulgarlarý beþ asýr boyunca köle yaptýðý için ve 1879 Berlin Antlaþmasý gereðince Türkiye sýnýrlarý içinde kalmýþ tüm Bulgarlara karþý giriþilen kitlesel katliamlar için özür dilemesi ve Türkiye’de kalmýþ bulunan toprak ve mallarýna el konmuþ olduðu ve çektikleri açýlar için mültecilere ve mirasçýlarýna tazminat ödemesi çaðrýsýnda bulunmuþtur. Bu bildirinin Sofya’daki Türkiye Büyükelçiliðine ve Avrupa Parlamentosunun Ýnsan Haklarý Komisyonuna sunulmasý kararlaþtýrýlmýþtýr[24].
Söz konusu bildirinin Burgaz Þehir Meclisinde kabul edileninkiyle ayný olduðu ve Burgaz’da bu kararýn alýnmasý üzerine Edirne’nin bu þehirle olan ortak projeleri sona erdirdiði de haberlerde yer almaktadýr.
Görüldüðü gibi bu bildirinin ana konusu Ermeni soykýrým iddialarý deðil, aþýrý milliyetçi Bulgarlarýn Türkiye’ye karþý suçlamalarý ve talepleridir. Ermeni soykýrýmý iddialarýndan bu taleplerin ileri sürülmesi için yararlanýlmýþtýr.
Nasýl bugün Diaspora Ermenileri soykýrým iddialarýyla kendi kimliklerini muhafaza etmeye çalýnýyorlarsa, 1877-1878 savaþýndan sonra Bulgaristan, Rusya tarafýndan kendisine hediye edilen topraklarý muhafaza edebilmek için, o zamana kadar Bulgar halkýnda hemen hiç mevcut olmayan milliyetçiliði yaratmak durumunda kalmýþ ve bunun içinde Türklerin (Osmanlýlarýn) Bulgarlarý beþ asýr esaret altýnda tuttuðu, geri býraktýðý gibi bazý mitoslar yaratmýþtý. Bir diðer mitos da kurulan Bulgar devletinin Orta Caðdaki Bulgar devletinden çok küçük olduðundan, o devletin sýnýrlarýna ulaþmak, diðer bir deyimle Büyük Bulgaristan’ý kurmaktýr. Bulgaristan bu hayallerle Balkan Savaþlarýna, I. Ve II Dünya Savaþlarýna girmiþ ve hepsinde de maðlup olmuþtur. Bu savaþlardaki kayýplar, zaten kök salmýþ olan Bulgar milliyetçiliðini daha da körüklemiþ ve intikam ve rövanþ arzularýný canlý tutmuþtur. 1944 yýlýnda ülkeye hakim olan Komünist rejim, Sovyetlerin Balkanlarda statükonun korunmasýný öngören politikasý karþýsýnda, komþularýndan toprak istemekten vazgeçmiþ ancak bir süre sonra aþýrý milliyetçi duygularýný Türk azýnlýðýna karþý yöneltmiþtir. Türklere karþý zaman içinde giderek geliþen baskýlar ve asimilasyon politikasý, 1985 yýlý baþlarýnda Türklerin isimlerinin zorla Bulgar isimleriyle deðiþtirilmesi ve Türkçenin, Türk müziðinin, geleneksel kýyafetlerinin yasaklanmasý ile doruk noktasýna ulaþmýþ ancak 1989’da Jivkov’un devrilmesinden sonra zorla asimilasyona son verilmiþti. Komünist rejimin devrilmesinden sonra aþýrý milliyetçilik akýmlarý bu kez Sað’da ortaya çýkmýþ, marjinal olmakla beraber daima varlýðýný korumuþ ve hatta, ATAKA örneðinde olduðu gibi, Bulgaristan AB katýldýktan sonra bu akýmlar güçlenmiþtir. Bugün ATAKA’nýn izlediði politika, Ermeni soykýrým iddialarýna birçok AB ülkesinde sempatiyle bakýldýðýndan, Bulgarlarýn aþýrý milliyetçi taleplerini de bu iddialarla beraber öne sürülmek suretiyle bunlarý da kamu oylarýna duyurmaya çalýþýlmaktýr.
i5. Karekin II’nin Vatikan’ý Ziyareti
Tüm Ermenilerin Katolikos’u (Patriði) Karekin II Mayýs ayý baþýnda Vatikan!a resmi bir ziyarette bulunmuþtur. Adý geçen bu ziyareti sýrasýnda soykýrým iddialarýna ve Karabað sorununa da deðinmiþtir.
Karekin II, 7 Mayýs 2008 tarihinde, Vatikan’da her Çarþamba günü düzenlenen halka açýk toplantý sýrasýnda Papa XVI. Benedikt tarafýndan kabul olunmuþ ve burada yaptýðý uzun konuþmada soykýrým iddialarýna da deðinmiþtir. Karekin II bu çerçevede Ermenilerin, “soykýrýmý yaþamýþ bir halk olarak” aþk, kardeþlik, dostluk, barýþ ve güvenli bir yaþamýn deðerini bildiðini, “Osmanlý Türkiye’si” tarafýndan Ermeni halkýna karþý yapýlmýþ olan soykýrýmýn bugün dünyanýn birçok ülkesi tarafýndan tanýndýðýný ve kýnandýðýný, kendisinin 2000 yýlýnda yaptýðý ziyaret sýrasýnda Papa Jean-Paul II’nin de Ermeni soykýrýmýný tanýdýðýný, tarih boyunca meydana gelen soykýrýmlarý ve günümüzde de devam edenleri kýnamalarý için tüm milletlere çaðrýda bulunduðunu söylemiþtir[25].
Papa ise konuþmasýnda bu konuya dolaylý bir þekilde deðinerek “Hýristiyan Ermenilerin, özellikle geçen asýrda maruz kaldýðý þiddetli zulümlerden bahsetmekle yetinmiþtir[26].
Vatikan’ýn dünyanýn Katolik olmayan Hýristiyanlarýna karþý bir yakýnlaþma politikasý izlediði bilinmektedir. Ortodoks kilisesi gibi büyük kiliselerin, çeþitli nedenlerle, Vatikan ile yakýnlaþmaya pak taraftar olmamasý karþýsýnda Vatikan bu politikayý daha küçük kiliselerde uygulamaya çalýþmaktadýr. Bu çerçevede Ermeni Kilisesiyle de yýllarca müzakereler yapýlmýþtýr. Bu çerçevede ilk önce Karekin II’nin Papa’yý ziyaret etmesi Vatikan tarafýndan istenmiþ Ermeniler de buna karþýlýk Papa’nýn “soykýrýmý” tanýmasýný talep etmiþlerdir. 2000 yýlýnda Karekin II’nin Roma’yý ziyareti sýrasýnda bu tanýma yapýlmýþ ve Jean-Paul II 2001 yýlýnda bu ziyareti iadesi sýrasýnda tanýma teyit edilmiþtir[27]. Türkiye’nin gösterdiði tepkileri dikkate alan Vatikan’ýn artýk, mümkün olduðu kadar, “Ermeni soykýrýmý” konusuna deðinmemek istediði anlaþýlmaktadýr. Buna karþýn Karekin II, resmi konuþmalarda Papa’nýn soykýrým sözcüðünü kullanmayacaðýný kendisine daha önceden bildirilmiþ olmasýna raðmen ýsrar ederek kendi konuþmasýnda bu konuya deðinmiþtir. Karekin II’nin böyle yapmakla Ermenistan’da ve diasporadaki çok sayýdaki aþýrý milliyetçileri memnun etmeyi amaçladýðý anlaþýlmaktadýr.
Karekin II, iki gün sonra, 9 Mayýs’ta Papa’yý makamýnda ziyaret etmiþtir. Papa’nýn bu münasebetle yaptýðý konuþmada, dini konular dýþýnda, þu ifadeleri dikkati çekmiþtir[28]. “Yakýn geçmiþte Ermeni Kilisesinin tarihi, zulüm ve þehitlik, karanlýk ve ümit, aþaðýlama ve manen yeniden doðma gibi birbiriyle çeliþkili renklerle yazýlmýþtýr. Ermeni kilisesinin yeniden özgürlüðüne kavuþmasý hepimiz için büyük bir sevinç kaynaðý olmuþtur Papa’nýn bu yakýn geçmiþe iliþkin bu sözleri hayli belirsizdir. Ancak Ermeni Kilisesinden ve bu kilisenin özgürlüðüne kavuþmasýndan bahsetmesi, Osmanlý deðil Sovyetler Birliði dönemini kastettiðini düþündürmektedir.
Karekin II ise konuþmasýnda[29] Papa Jean-Paul II’nin “Aðrý Daðýnýn nazarlarý altýnda” Ermenistan’da aðýrlandýðýný belirttikten sonra bu kez Karabað sorununa deðinerek “Daðlýk Karabað için milli kurtuluþ mücadelesinde Ermeni halkýnýn zaferinden” ve ayrýca özgür ve kendi kaderini kendisi tayin etmiþ olan Daðlýk Karabað Cumhuriyetinin uluslararasýnda tanýnmasýnýn Tanrýnýn iradesi ve insancýl ve adil hükümetlerin yardýmýyla gerçekleþmesinden bahsetmiþtir.
Karabað güncel bir sorundur. Papalýk, dini yönleri de olanlar hariç, ilke olarak, siyasi sorunlara karýþmamayý benimsemiþ olduðundan Karekin II’nin bu konudaki ifadelerinin, en azýndan Azerbaycan’ýn tepkisini çekeceði için, memnuniyetsizlik yaratýnda þüphe yoktur. Ne var ki Karekin II, özellikle diðer ülkeleri ziyaretlerinde bu þekilde hareket etmektedir. Yýlýnda Rum Patriði Bartolomeos’un davetlisi olarak Ýstanbul’a geldiðinde de böyle davrandýðýný malumdur[30]. Bu vesileyle Beyrut’a Antelyas’ta oturan diðer Ermeni Patriði Aram II’nin, Karekin II’den çok daha fazla bir þekilde siyasi konularda konuþtuðunu ve özellikle Türkiye’yi hedef aldýðýný belirtmek isteriz.
6. Avrupa Parlamentosu
Avrupa Parlamentosu Türkiye’nin Avrupa Birliðine üye olmak için ilk baþvurusunu yaptýðý 1987 yýlýndan beri Ermeni sorunuyla ilgilenmektedir. Anýlan yýl kabul edilen ve Ermeni Sorununun Siyasi Çözümü” baþlýðýný taþýyan bir kararýnda Parlamento 1915 olaylarýný soykýrým olarak kabul etmiþ, Türkiye’den de kabul etmesini istemiþ ve kabul etmediði sürece Avrupa Birliði’ne katýlamayacaðýný bildirmiþti. Türkiye’nin adaylýðý kabul edilmeyince söz konusu karar da bir sonuç doðurmamýþtý
Türkiye’nin 1999 yýlýnda yeniden AB’ye baþvurmasý üzerine Ermeni sorunu tekrar gündeme gelmiþtir. Avrupa Parlamentosu her yýl Avrupa Komisyonu tarafýndan hazýrlanan Ýlerleme Raporlarýný inceledikten sonra bu konuda kabul ettiði kararlarda, bir yýl hariç soykýrým iddialarýna yer vermiþtir. Hatta 28 Eylül 2005 tarihli kararýnda Türkiye’nin Ermeni “soykýrýmýn” tanýmasýnýn Avrupa Birliði’ne katýlmasýnýn ön þartý olduðunu ileri sürmüþtür.
Avrupa Parlamentosu’nun bu tutumu 2007 yýlýnda deðiþmeye baþlamýþtýr. 2006 yýlý Ýlerleme Raporu hakkýndaki 24 Ekim 2007 tarihli kararda “soykýrým” konusuna deðinilmemiþtir. Ancak Hrant Dink katledilmesinin kýnandýðý belirtilmiþ ayrýca (Ermenistan kastedilerek) Türkiye’nin her türlü abluka ve sýnýrlarýn kapanmasýndan kaçýnmasý gerektiði bildirilmiþ ve Türkiye ile Ermenistan’dan uzlaþma konusunda bir süreç baþlatmalarý istenmiþtir.
Avrupa Parlamentosu’nun 17 Ocak 2008 tarihinde Avrupa Birliði’nin Güney Kafkasya politikasý hakkýnda kabul ettiði bir baþka karar da soykýrým iddialarý yer almamýþtýr. Kararda “geçmiþ olaylarýn açýkça ve dürüstçe tartýþýlmasý için Türkiye’nin ciddi ve yoðun çaba göstermesine” dair ifadeler bu konuya dolaylý bir atýf olarak görülmüþtür. Diðer yandan kararda Türkiye ve Ermenistan’dan, bu gün ve geçmiþ için, bir uzlaþma süreci baþlatmalarý, Avrupa Komisyonu’nun bu sürece yardýmcý olmasý, ayrýca Avrupa Komisyonu ve Konseyi’nin, Türkiye’nin Ermenistan ile olan sýnýrýnýn açýlmasý konusunu bu iki ülkenin makamlarýyla ele almasý istenmektedir. Kars-Ahalkelek demiryolu projesiyle ilgili olarak ise, dünyanýn bu bölgesinin Avrupa’ya ve uluslararasý ekonomiye, ekonomik ve siyasi alanlarda daha iyi entegre olmasýnýn yolunu açtýðý ve bölgenin ekonomik ve ticari geliþmesine katkýda bulunacaðý bildirilmektedir. Buna karþýlýk bu projenin Ermenistan’da iþler durumdaki demiryolunu “by-pass” ettiði de belirtilmektedir.
Türkiye hakkýndaki 2007 ilerleme raporu hakkýnda Avrupa Parlamentosu Dýþiþleri Komisyonunda 23 Nisan 2008 tarihinde 2 karþý 4 çekimser karþý 53 oyla kabul edilen bir karar tasarýsýnda da Ermeni soykýrým iddialarýna yer verilmemiþtir. 2006 yýlý kararýnda olduðu gibi bu kararda da ekonomik ablukaya son vermesi ve Ermenistan’la olan sýnýrýný açmasý için Türkiye’ye çaðrýda bulunulmuþ Türkiye ile Ermenistan’dan günümüz ve geçmiþ için uzlaþma konusunda bir süreç baþlatmalarý tekrar istenmiþ ve bu amaçla geçmiþ olaylarýn açýk ve samimi bir tartýþmasýnýn yapýlmasý ve Avrupa Komisyonun da buzlaþma sürecine yardýmcý olmasý talep edilmiþtir. rapor Avrupa Parlamentosu tarafýndan 62 olumsuz ve 61 çekimsere karþý 467 oyla kabul edilmiþtir[31]
7. 24 Nisan’ýn Türkiye’de anýlmasý
Ermeni “soykýrýmýnýn” baþladýðý gün olarak lanse edilen 24 Nisan 1915 tarihinde, devlete karþý faaliyetleri olan veya bu þüphe altýnda bulunan Ýstanbul’daki 200 kadar Ermeninin tutuklandýðý ve bu kiþilerin, iddia edildiðinin aksine, öldürülmeyip Çankýrý ve Ayaþ’a yollandýklarý bilinmektedir. Ancak 24 Nisan, çok büyük bir katliama sahne olmuþ gibi, her yýl Ermenilerin bulunduðu her ülkede büyük törenlerle anýlmaya devam edilmektedir.
Bu yýlki törenler geçen yýlkýna benzer nitelikte ve yoðunlukta olmuþtur. Ancak Serj Sarkisyan’ýn bu yýl yayýmladýðý ve bu yazýmýzýn “Türkiye-Ermenistan Ýliþkileri” bölümünde incelediðimiz mesajý, Koçaryan’ýn geçen yýlki mesajýna nazaran daha sert ifadeler içermiþtir.
Türkiye’de þimdiye kadar, geçen yýl bir giriþim hariç, 24 Nisan’ýn anýlmamýþtý. Bu yýl bu “eksiklik” giderilmiþ bulunmaktadýr.
Ýnsan Haklarý Derneði 24 Nisan 2008 tarihinde Bilgi Üniversitesinin Dolapdere kampusunda ”24 Nisan 1915’te ne oldu ?” baþlýðýný taþýyan bir sempozyum düzenlemiþtir. Polisin, katýlýmcýlarý korumak için geniþ güvenlik önlemleri aldýðý bu sempozyumda, açýlýþ konuþmasýný yapan Ýnsan Haklarý Derneði Ýstanbul Þubesi Baþkaný Gülseren Yoleri’den baþka, Londra’daki Gomidas Enstitüsü Direktörü Ara Sarafyan, Avukat Eren Keskin, Yazar Erdoðan Aydýn ve Yayýmcý Ragýp Zarakolu söz almýþlardýr. Tam metinler de yayýmlanmadýðý için bu konuþmalarýn saðlýklý bir özetini yapamýyoruz; ancak gazete haberlerinden[32] bu konuþmalarýn yeni bir bilgi veya bulgu içermediðini anlýyoruz.
Buna karþýlýk, yine gazete haberlerine göre, söz alan herkesin tarihle hesaplaþmak veya geçmiþle yüzleþmek üzerinde durduðunu anlýyoruz. Bu deyimler, günümüz Türkiye’sinde Ermeni sorunu hakkýnda gerçeklerin saklandýðý ve/veya bu konularýn yeterince tartýþýlmadýðý gibi bir anlam taþýmaktadýr. Ayrýca 301. maddenin de bu baðlamda özgür tartýþmayý önlediði iddia edilmektedir.
Önce 301. maddenin tartýþmayla deðil, hakaretle ilgili olduðunu hatýrlatalým. Kanunda
“Eleþtiri amacýyla yapýlan düþünce açýklamalarý suç oluþturmaz” yazýlýdýr. Kanun, eleþtiri veya bilimsel araþtýrma kisvesi altýnda, hakarette bulunulursa uygulanmaktadýr. Ayrýca bildiðimize göre, 1915 olaylarý “soykýrým” olarak nitelendirdiði için bu maddeye göre mahkum olan yoktur.
Tarihle hesaplaþmak ve geçmiþle yüzleþmeye gelince yaklaþýk 2000 yýlýndan bu yana ve gitgide artan bir þekilde Ermeni sorunu ve soykýrým iddialarý Türkiye’de tartýþýlmaktadýr. Bu konuda sayýsýz makale ve birçok kitap vardýr. Diðer yandan Ermeni görüþlerini ve soykýrým iddialarýný savunan kitaplar, çoðunluðu Zarakolu’nun Bilgi Yayýnevi tarafýndan olmak üzere, Türkçe çevrilerek yayýmlanmaktadýr. Bu itibarla Türkiye’de bir tartýþma eksikliði bulunduðunu ileri sürmek mümkün deðildir. Ancak bu iddiaya yakýndan bakýldýðýnda hesaplaþmak ve yüzleþmek sözcükleriyle konunun tartýþýlmasýnýn deðil, Ermeni soykýrýmý iddialarýnýn kabul edilmesinin kastedildiði anlaþýlmakta ve kamuoyunun çok büyük bir bölümü böyle bir düþünceden çok uzak olmasýndan yakýnýlmaktadýr.
Sonuç olarak bu sempozyumun Ermeni sorunun araþtýrmasýna bilimsel bir katký yapmadýðýný ve daha ziyade Ermeni görüþleri doðrultusunda siyasi bir eylem olduðunu söyleyebiliriz.
III - BAÞKAN SECÝMÝ
Ermenistan’daki baþkan seçimi, Robert Koçaryan’ýn tekrar seçilmesi mümkün olmadýðýndan çok önem kazanmýþ, ancak Savunma Bakaný Serj Sarkisyan’ýn baþbakan olmasý ve baþkanlýðýný yaptýðý Ermenistan Cumhuriyetçi Partisinin geçen yýl parlamento seçimleri kazanmasýndan sonra Devlet Baþkanlýðý için çok güçlü bir aday haline gelmesi baþkanlýk seçimlerine duyulan ilgiyi azaltmýþtý. Buna karþýn eski Devlet Baþkaný Levon Ter-Petrosyan’ýn aday olacaðýný açýklamasý üzerine seçimler yeniden gündemin ilk sýrasýný oluþturmuþtu.
A. Adaylar ve görüþleri
Baþkan Seçimi için þu kiþiler aday olmuþlardýr:
Artur Bagdasaryan . Hukuk Devleti Partisi Baþkaný ve Meclis Eski Baþkaný
Artaþes Gegemyan : Ulusal Parti Baþkaný
Aram Harutyunyan : Ulusal Ýttifak Partisi Baþkaný
Vahan Hovhannisyan : Millet Meclis Baþkan Yardýmcýsý, Ermeni Devrimci
Federasyonu (Taþnak Partisi) Bürosu üyesi
Tigran Karapetyan : Ermenistan Halk Partisi Baþkaný
Arman Melikyan : Karabað Bölgesinden
Vazgen Manukyan : Ulusal Demokratik Birlik Baþkaný
Serj Sarkisyan : Cumhuriyetçi Parti Baþkaný ve Baþbakan
Levon Ter-Petrosyan : Eski Cumhurbaþkaný
Bu adaylarýn çoðunluðunun seçilmek için hiç sansý olmadýðý ayrýca gibi kayda deðer oy da alamayacaklarý baþtan beri belli olmuþtur. Biz bu adaylardan seçimlerde en fazla oyu alan Sarkisyan, Ter-Petrosyan, Bagdasaryan ve Hovannisyan üzerinde duracaðýz ve seçim kampanyasýnda ileri sürdükleri fikirlerini, Türkiye ile iliþkiler ve Karabað sorununa aðýrlýk vererek, açýklamaya çalýþacaðýz. Levon Ter-Petrosyan’dan ise, seçimleri kaybetmesine raðmen, diðerlerine daha fazla bahsedeceðiz. Zira seçim aslýnda Sarkisyan ile ter-Petrosyan arasýnda geçmiþ ve Ter-Petrosyan’ýn konuþma ve ve eleþtirileri günümüz Ermenistan’ýnýn iç olduðu kadar dýþ siyasetine de ýþýk tutmuþtur.
1. Serj Sarkisyan
1954 yýlýnda Karabað’ýn Stapanakert (Hankenti) þehrinde doðmuþtur. 1959’da Erivan Üniversitesi Filoloji bölümünden mezun olmuþtur. .Stananakert’in þehri Komünist Partisi daha sonra’da Karabað Bölgesi Komünist Partisinde üst düzeyde bazý görevlerden sonra 1989–1993 yýllarý arasýnda Karabað Savunma Komitesini yöneltmiþtir. Bu sýfatla Azerbaycan’a karþý yürütülen silahlý mücadelenin baþlýca sorumlusu olduðu anlaþýlmaktadýr. Sarkisyan 1993’te Baþbakan olarak atandýðý 2007 yýlýna kadar, yaklaþýk 14 yýl boyunca, , Savunma Bakaný, Milli Güvenlik Bakaný, Ýçiþleri ve Milli Güvenlik Bakaný ve diðer bazý unvanlarla Ermenistan ordusu ve iç güvenlik güçlerini yöneltmiþtir. Sarkisyan bu süre içinde Ermenistan’ýn en güçlü adamý veya perde arkasýndaki gerçek güç olarak bilinmiþtir. Baþbakan Antranik Markaryan’ýn 25 Mart 2007 tarihinde beklenmeyen ölümü üzerine Baþbakan olarak atanmýþtýr. Ayrýca Markaryan’ýn baþkanlýðýný yaptýðý Ermenistan Cumhuriyetçi Partisi baþkanlýðýna da getirilmiþtir. Böylece Sarkisyan, Baþkan Koçaryan’la birlikte, ülkedeki tüm güçleri elinde bulunduran bir konuma sahip olmuþtur. Ermenistan Cumhuriyetçi Partisi 12 Mart 2007 seçimlerinde en fazla oyu alýnca Sarkisyan baþkanlýðýnda bir koalisyon hükümeti kurulmuþ ve yukarýda deðindiðimiz gibi, Koçaryan tekrar seçilemeyeceði için kendisine baþkanlýk yolu açýlmýþtýr. Baþkanlýk seçimleri boyunca yapýlan tüm kamuoyu yoklamalarýnda Sarkisyan diðer adaylarýn çok ötesinde daima birinci olarak gösterilmiþtir.
Ayrýca inceleyeceðimiz gibi, baþkan seçimi kampanyasý Ter-Petrosyan ile aday olmayan Koçaryan arasýnda sert bir söz düellosu þeklinde geçmiþ, Sarkisyan, mecbur olmadýðý takdirde bu düelloya karýþmamaya gayret etmiþ, böylelikle kampanya sýrasýnda pek yýpranmamýþ ve bu da seçimleri açýk farkla kazanmasýnýn nedenlerinden birini oluþturmuþtur. Diðer ve daha önemli bir neden Ermeni medyasýnýn (basýn, televizyonlar ve radyolar) büyük bir kýsmýnýn, seçim gözlemcisi bazý uluslar arasý kuruluþlarýn da raporlarýnda belirttiði gibi, Ter-Petrosyan’ý olumsuz Sarkisyan’ý da olumlu bir þekilde kamu oyuna takdim etmeleridir. Per-Petrosyan döneminde, Sovyetler Birliðinin daðýlmasý ve Karabað savaþý nedeniyle Ermenistan’da özellikle ekonomik alanda çekilen sýkýntýlarýn halen hatýrlanmasý da Sarkisyan’ýn kazanmasýnýn etkenlerinden biridir.
Serj Sarkisyan’ýn Karabað Sorunu ve Türkiye ile iliþkiler konulardaki tutumu yýllardan beri Koçaryan’la iþbirliði yaptýðý ve adý geçenin baþkanlýk yaptýðý son on yýl içinde tüm hükümetlerde yer aldýðý için, ilke olarak, Koçaryan’dan farklý deðildir. Nitekim Sarkisyan
Türkiye ile iliþkiler söz konusu oldukta, Koçaryan döneminin “Ermenistan’ýn önkoþulsuz iliþki kurmaya” hazýr olduðu formülünü tekrarlamaktadýr. Dergimizin geçen sayýsýnda belirttiðimiz gibi[33], Baþbakan olduktan sonra Türkiye hakkýnda düþüncelerini açýklamýþ ve “önkoþulsuz” iliþki dýþýnda bu konuda Türkiye ile yapýcý bir diyaloga girmek istediklerini, aralarýnda iliþki olmamasýnýn iki ülkeye de zarar verdiðini, Ermenistan’ýn iliþki kurulmasý için soykýrýmýn tanýnmasýný önkoþul olarak ileri sürmediðini, bugünün Türkiye’sini ve hükümetini soykýrýmla itham etmediklerini, sýnýrýn kapalý kalmasýnýn önemi olmadýðýný ve bu günkü durumun Ermenistan’ýn geliþmesini engellemeyenlerin bulunduðunu ancak kendisinin aksine inandýðýný ifade etmiþtir.
Sarkisyan’ýn döneminde Rusya Federasyonun Ermenistan’daki tartýþýlmaz üstünlüðünü koruyacaðý anlaþýlmaktadýr; zira Sarkisyan öteden beri Koçaryan’dan daha fazla “Ruslarýn” adamý” olarak bilinmektedir. Seçimlerden kýsa süre önce, 5 Þubat 2008 tarihinde Rusya Federasyonu Baþbakaný Victor Zubkov’un Ermenistan’ý ziyaret etmesi[34] ve Baþbakan Serj Sarkisyan’la görüþmesi, haklý olarak, Rusya’nýn Sarkisyan’ý desteklediði þekilde yorumlanmýþtýr.
Sarkisyan’ýn seçim programýna gelince, seçilmesinin garanti olmasýnýn etkisi altýnda bu program, birçok sayfadan oluþmakla beraber, bilinenin dýþýnda olabilecek hususlar içermemektedir. Ekonomik alanda Sarkisyan müreffeh Ermenistan’ý kurmayý amaçlamakta ve arada 2012 yýlýna kadar ücretleri ve devlet bütçesini iki kat arttýrmayý ve bu süre sonunda da adam baþýna milli geliri 7.000 dolara çýkartmayý vaat etmektedir.[35]. Son yýllarda Ermenistan’ýn her yýl % 12,13 civarýnda bir büyüme gerçekleþtirdiði düþünülürse, bu tempo devam etmesi koþuluyla, ücretlerin ve bütçenin iki misline çýkmasý mümkün olabilir. Ancak adam baþýna gelirin 7.000 dolara yükselmesi ise, halen bu rakamýn 1.700 dolar kadar olduðu dikkate alýndýðýnda gerçekçi görülmemektedir.
2. Artur Bagdasaryan
Arthur Bagdasaryan 1968 yýlýnda doðmuþ olmakla adaylarýn en gencidir. 1992 yýlýnda Erivan Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuþtur. Daha sonra doktora yapmýþtýr.. 1995’de milletvekili seçilmiþ, 1998 yýlýnda ise Orinats Yerkir (Hukuk Devleti) Partisine baþkan olmuþtur. 2000 yýlýnda Erivan’daki Fransýz Üniversitesi Rektörlüðünü yapmýþ, 2003 yýlýnda Ermenistan Millet Meclisi Baþkanlýðýna seçilmiþ ve bu görevde üç yýl kadar kalmýþtýr. Ayrýlma nedeni Bagdasaryan’ýn hükümete karþý eleþtirici davranýþýdýr. Ayrýca 2005 yýlý Anayasa referandumuna usulsüzlük yapýldýðýný iddia etmiþtir.
Bagdasaryan Meclis Baþkanlýðýndan istifa etmesi, daha doðrusu ettirilmesi, Mecliste geniþ bir çoðunluða dayanan Markaryan hükümetini zora sokmamýþ yerine Ermenistan Cumhuriyetçi Partisinden Tigran Torosyan seçilmiþtir. Hukuk Devleti Partisi 2007 seçimlerinde, 2003 seçimlerine göre sahip olduðu 18 milletvekilinin yarýsýný seçtirememiþtir. Ancak o seçimlerde toplam oylarý % 6,85 ‘ini alabilmiþken baþkanlýk seçimlerindeki oy oraný %16.2 olup Sarkisyan ve Ter-Petrosyan’dan sonra en fazla oy alan kiþidir. Bu durumunu muhafaza ederse gelecek baþkanlý seçimlerinde ( 2012) veya ondan sonraki seçim için þansý mevcuttur. Henüz kýrk yasýnda olan Bagdasaryan’ýn bekleyecek zamaný vardýr.
Bagdasaryan kalbur üssü Ermeni politikacýlar Batýya ve özellikle Fransa’ya en yakýn kiþi olarak bilinir. Nitekim seçim kampanyasý sýrasýnda, Avrupa Birliðine üye olmasýnýn Ermenistan’ýn en önemli amacý olduðunu aynýca NATO ile iþbirliðinin de derinleþtirilmesi gerektirdiðini) söylemiþtir. Bagdasaryan ABD ile iliþkilerin dostluk ve ortaklýk ilkesi üzerine Rusya ile olan iliþkilerin ise hak eþitliði ve karþýlýklý çýkarlar ilkesi üzerine inþa edilmesi gerektiðini belirtmiþtir[36]. Bagdasaryan böylelikle, dolaylý bir þekilde, halen Rusya ile olan iliþkilerde Ermenistan’ýn eþit bir durumda olmadýðýnýn ifade etmiþtir.
3. Vahan Hovannisyan
1956 doðumlu olan Hovannisyan pedagoji tahsil etmiþtir, tarih ve arkeoloji dallarýnda doktorasý vardýr 9 yýl süreyle Erivan’daki Erebuni Müzesi’nde çalýþmýþtýr. Karabað Savaþýna gönüllü olarak katýlmýþtýr. Hovannisyan 1992’de Taþnak Partisinin en üst organ sayýlan Büro üyeliðine getirilmiþtir.2003’de i Ermeni Millet Meclisi Baþkan Yardýmcýsý olmuþtur.
Hovannisyan verdiði bir mülakatta[37] Karabað sorunu, Gürcistan’la iliþkiler ve Türkiye ile barýþ yapýlmasý hakkýnda, özetle, þunlarý söylemiþtir.
Karabað’a ayrý bir konu olarak bakanlarýn ve bu sorunun çözümünün bölgeye istikrar getireceðini düþünenler bulunduðunu, kendileri (Taþnak Partisi) için ise Karabað sorunun “Ermeni Davasý” için devamlý mücadelenin bir parçasý olduðunu bugün varýlacak bir çözümün bir aþama olacaðýný ancak ondan sonra gelecek aþama için hazýrlanýlmasý gerektiðini ve bunun onlarca yýl alabileceðini ifade etmiþ, ayrýca Karabað’ýn 700 yýl önce kaybedildiðini ve bir mucizeyle veya bir darbeyle geri alýnamayacaðýnýn bildiklerini söylemiþtir. Bu hayli belirsiz sözleri þu þekilde çözümleyebiliriz. “Ermeni Davasý” deyimi, özetle, büyük ve müreffeh bir Ermenistan kurulmasý demektir. Büyük Ermenistan’’ýn parçalarý günümüz Ermenistan’ýndan baþka, Doðu Anadolu, Cevaheti, Nahcivan ve Karabað’dýr. Bu çerçevede Karabað sorunun çözümü ancak kýsmi bir çözümdür, bir aþamadýr. Bundan sonra diðer sorunlara (aþamalara) geçilmesi gerekecektir.
Hovannisyan bu çerçevede Minsk Grubun soruna barýþçýl bir çözüm bulma çabalarýný desteklediklerini, barýþçýl bir çözümün karþýlýklý taviz gerektirdiðini ancak Azerbaycan’ýn Karabað için Sovyetler zamanýndaki durumu geri getirmek istediklerini, ancak bunun kendileri için kabul edilebilir olmadýðýný ifade etmiþtir. Bilindiði üzere Sovyetler Birliði zamanýnda Karabað, Azerbaycan’a baðlý özerk bir bölgeydi. Halen de Azerbaycan’ýn bu konuda tezi, çok geniþ özerklik haklarý verilmek suretiyle bu bölgenin Azerbaycan’a baðlý olmasýdýr. Bu açýdan bakýldýðýnda Taþnaklarýn tutumunun yakýn zamanda Karabað sorunun çözümüne yardýmcý olmayacaðý söylenebilir.
Gürcistan’ýn Ermenilerle meskun ve Taþnak görüþüne göre ileride Ermenistan’a katýlmasý gereken Cevaheti bölgesi için ise Hovannisyan, ýlýmlý bir tutum sergileyerek, baþkan olduðu taktirde, Avrupa Birliðinden esinlenerek, Gürcistan ve Ermenistan arasýnda bir gümrük birliði ve ekonomik bölge gerçekleþtirmeye çalýþacaðýný ve zamanla iki ülke arasýndaki sýnýrlarýn öneminin kalmayacaðýný söylemiþtir. Hovannisyan’ýn böylelikle Cevaheti Ermenilerinin fiili bir þekilde Ermenistan’a baðlanacaðýný ümit ettiði anlaþýlmaktadýr. Diðer yandan adý geçen, Türkiye ve Azerbaycan’ýn Kars-Ahalkelek demir yolu ve enerji projeleriyle, araya bir “Türkçe konuþanlar kamasý" sokmak suretiyle, Ermeni ve Gürcü halklarý arasýndaki tarihe dayanan komþuluðu sona erdirmek istediklerini de ifade etmiþtir.
Bu vesileyle normal koþullarda Taþnaklarýn Baþkan Seçimini kazanma þanslarý olmamasý ayrýca iyi iliþkiler içinde olduklarý Sarkisyan’ýn oylarýný bölmemek için de aday göstermemeleri gerekirdi. Ancak Taþnaklar, bir koalisyon içinde de olsalar, ayrý bir kimlik taþýdýklarýný kanýtlamaya özel önem vermiþlerdir. Diðer yandan diasporadaki taraftarlarýndan para toplayabilmek için baþkan seçimine katýlmýþ olmalarý mümkündür.
Hovannisyan Türkiye ile iliþkiler için þu ifadeleri kullanmýþtýr. “On yýllar boyunca þekillenmiþ olan jeopolitik gerçeðin kolayca deðiþtirilemeyeceðini anlýyoruz. Bunun sorunumuz Türkiye’den bir þeyler koparmak deðildir. Sorunumuz haklý olan davamýzýn tanýnmasýdýr. Bu tanýnýnca ve her þeyden önce Türkiye Soykýrýmý tanýyýnca, bu bizi kaçýnýlmaz bir þekilde tazminat fikrine götürür. Türk-Ermeni anlaþmazlýðýnýn adil bir çözümü Türkler kadar Ermenilerin de yararýnadýr. Ermeniler Dünya devletleri ve Türkiye’ye karþý o derecede akýllý bir þekilde hareket etmelidirler ki Türk Halký ve Devleti, Ermenistan Halký ve Devletiyle iyi iliþkiler kurulmasýnýn kendi çýkarýna olduðunu anlamalýdýr Hovannisyan ayrýca tazminat konusunda Taþnak Partisinin programýnýn ne ölçüde gerçekleþeceðini zamanýn göstereceðini söylemiþ ve son yýllarda Ermeni soykýrýmýnýn dünya çapýnda tanýnmasý için çok olumlu sonuçlar alýnmýþ olduðunu da eklemiþtir.
Bu hayli muðlâk sözleri þu þekilde deþifre edebiliriz. Hovannisyan önce jeopolitik gerçek nedeniyle (Türkiye’nin Ermenistan’a göre çok güçlü bir devlet olmasý nedeniyle) Türkiye’den toprak alýnamayacaðýný söylemek istemiþtir. Ancak yukarýda deðindiðimiz, aþamalý bir þekilde hareket etmek fikri dikkate alýndýðýnda Taþnaklarýn Türkiye’den toprak almak fikrinden “þimdilik” vazgeçtikleri sonucuna varýlabilir. Buna karþýn Taþnaklarýn tüm çabalarýný soykýrým iddialarýnýn Türkiye tarafýndan tanýnmasý üzerinde topladýklarý görülmektedir. Türkiye böyle bir tanýmayý yaptýðý takdirde tazminat ödemesinin kaçýnmaz olacaðý da belirtilmektedir. Gerçekten de Türkiye’nin þu veya bu þekilde soykýrým iddialarýný kabul etmesinin mantýki sonucu tazminat ödemek olacaktýr. Çünkü bu tanýma Ermenilere kasten zarar verildiði anlamýna gelecek, genel hukuk ilkesi gereðince de bu zararýn tazmin edilmesi gerekecektir.
Hovannisyan’ýn sözlerinden Türkiye’nin soykýrým iddialarýný tanýmaya nasýl ikna edileceði anlaþýlamamaktadýr. “Akýllýca hareket etmek” formülünün neyi kapsadýðý belli deðildir. Ermenistan’la iliþkilerin normalleþmesinin Türkiye’nin çýkarý olduðu doðrudur. Ancak bunun karþýlýðý olarak soykýrým iddialarýný kabul etmek ve tazminat ödemek bugün olduðu gibi yarýnda Türkiye’de hiçbir hükümet kabul edemeyeceði bir husustur. Taþnaklar, soykýrým iddialarýný kabul eden parlamento kararlarýna karþý Türkiye’de gösterilen çoðu zaman duygusal tepkileri Türkiye’nin dayanma gücünün zayýflamakta olduðu þeklinde aldýklarý ve baskýlar arttýðý takdirde Türkiye’nin “soykýrýmý” tanýyacaðý ve tazminat ödeyeceði fikrine saplandýklarý görülmektedir.
Yakýndan bakýldýðýnda zor durumda olanýn Türkiye deðil Taþnaklardýr. Türkiye’ye karþý izlemekte olduklarý toprak ve tazminat politikasýnýn bir yere gitmediðini ve gidemeyeceðini gördükleri, ancak bunu itiraf da edemedikleri, toprak talebini jeopolitik nedenle þimdiden bir yana býraktýklarý, tazminat talebinin ise Türkiye’nin çýkarlarýný görmesi gibi içi boþ bir formüle baðladýklarý anlaþýlmaktadýr. Bu arada Hovannisyan’ýn hiç deðinmediði husus Koalisyon’un büyük ortaðý Ermenistan Cumhuriyet Partisinin, eski baþkan Koçaryan gibi yeni Baþkan Sarkisyan’ýn da Türkiye’nin “soykýrýmý” tanýmasý ve tazminat ödemesinden hiç bahsetmedikleri, nadiren olmak üzere “soykýrýmýn uluslar arasý tanýnmasýnda” söz ettikleri ve bunu da daha ziyade diasporaya ait bir iþ gibi gördükleridir. Esasen Taþnaklarýn bu görüþleri hükümet programýnda da yer almamaktadýr.
Hovannisyan seçimlerde tüm oylarýn %6,2sini almýþtýr. Taþnaklar 2007 seçimlerinde oylarýn 12,2 sini aldýklarýndan baþkanlýk seçimlerinde yüzde elli oranýnda oy kaybetmeli kendileri için bir hezimet olmuþtur. Hovannisyan Meclis Baþkan Yardýmcýsý görevinden istifa etmiþtir. Diðer yandan yaptýðý yazýlý açýklamada seçimlerinde ciddi kusurlar olduðunu, oy satýn alýndýðýný, bazý sandýklarda þiddet kullanýldýðýný ve sahte oy atýldýðýný söylemiþtir[38]. Ancak Taþnak Partisi seçimlerden sonra kurulan hükümete girmekte tereddüt etmemiþtir. Meclis Baþkan yardýmcýlýðýna ayný partiden Hrayr Karapetyan seçilmiþtir[39] Hovannisyan ise partinin Meclisteki Grup Baþkaný olmuþtur.
4. Levon Ter-Petrosyan
Levon Ter-Petrosyan 1945 yýlýnda Suriye’de doðmuþtur. 1915 yýlýnda Ermeni sevk ve iskâný sýrasýnda Suriye’ye gönderilen bir ailenin çocuðudur. Ailesi, Sovyetlerin Diaspora Ermenilerini Ermenistan’da toplamak politikalarý çerçevesinde tüm Ermenilere yaptýklarý çaðrýya uyarak 1946 yýlýnda Ermenistan’a yerleþmiþtir Petrosyan 1972 yýlýnda Erivan Üniversitesi Þarkiyat Bölümünden mezun olmuþ, 1987 yýlýnda Leningrad Üniversitesinde doktorasýný vermiþ ve çeþitli araþtýrma merkezlerinde çalýþmýþtýr; yetmiþ kadar bilimsel yayýný vardýr. Rusça, Fransýzca, Ýngilizce, Almanca, Arapça ve bazý ölü dilleri ve muhtemelen Türkçeyi bilmektedir.
Petrosyan 1965 yýlýnda “soykýrýmýn” 5O. yýlý için yapýlan gösterilerde tutuklanmýþtýr. Ondan sonra da Karabað ile ilgili bazý yasal olmayan örgütlere girmiþtir. 1989 yýlýnda Sovyet Ermenistan’ý Meclisine seçilmiþ, Ertesi yýl bir tür devlet baþkanlýðý anlamýna gelen Sovyet Ermenistan’ý Yüksek Konseyi Baþkanlýðýna getirilmiþtir. Ermenistan’ýn baðýmsýzlýðýný ilan etmesinden sonra ise 1991’de Baþkan seçilmiþ, 1996 yýlýnda yeniden bu makama getirilmiþtir.
Ter- Petrostan’ýn baþkanlýk yýllarý bir yandan Karabað savaþý, diðer yandan gayet kötü ekonomik koþullar ve iç karýþýklýklarla geçmiþtir. Bu arada yasa dýþý faaliyetleri nedeniyle Taþnak Partisini kapatmýþtýr. Ter-Petrosyan savaþ bittikten sonra ise Karabað sorununa, Minsk Grubu dâhilinde barýþçý bir çözüm bulunmasý için uðraþmýþtýr. Karabað sorunu hakkýnda Minsk Grubu tarafýndan önerilen aþamalý bir planý kabul etmiþ, ancak Baþbakan Robert Koçaryan’ýn ve Ermenistan Meclisinin n bu planý benimsememesi üzerine 1998 yýlý Þubat ayýnda istifa etmiþtir. Yerine Robert Koçaryan baþkan olmuþtur.
Ter-Petrosyan baþkanlýktan ayrýldýktan sonra bilimsel çalýþmalarla uðraþmýþ, 2003 seçimleri için adaylýðýný koyacaðýna dair rivayetler çýkmýþsa da bu gerçekleþmemiþtir.
2008 Baþkan Seçimi için aday olan Ter-Petrosyan vaktiyle baþkaný olduðu Ermenistan Milli Hareketi Partisi çok zayýflamýþ olduðu için tüm seçim kampanyasýný kendisi yürütmüþtür. Ermenistan’da medya’nýn büyük çoðunluðu Serj Sarkisyan yandaþý olduðundan, sesini duyurabilmek için meydanlarda büyük mitingler yapmak durumunda kalmýþtýr. Ter-Petrosyan ayrýca Koçaryan-Sarkisyan tandemini þiddetli bir þekilde eleþtirmek yolunu seçmiþtir. Bu eleþtiriler Ermenistan’ýn yakýn geçmiþine ve bu güne ýþýk tutacak bilgiler içermektedir. Bunlardan en önemli gördüklerimizi aþaðýda özetliyoruz [40].
Karabað Sorunu Ve Ermenistan’ýn Komþularýyla Ýliþkileri Hakkýnda
Baþkan seçimi kampanyasý sýrasýnda Ter-Petrosyan, 1997-98 döneminde Karabað sorunun çözümü için kendisinin kabul ettiði ancak Koçaryan ve Sarkisyan’ýn bozguncu olarak niteleyip reddettikleri önerileri þimdi bu ikilinin benimsediðini söylemiþtir. Koçaryan’ýn Karabað konusunda çözümsüzlüðü çözüm saymak politikasýna gönderme yaparak statüko felsefesinden çözüm felsefesine geçilmesi ve uzlaþýdan korkulmamasý gerektiðini söylemiþtir.
Ayrýca Karabað sorunu çözümlenmedikçe, ablukalar kalkmadýkça ( yani sýnýrlar açýlmadýkça) komþularýyla iliþkileri normal hale gelmedikçe, bölge ve uluslararasý sistemlere (iþbirliðine) entegre olmadýkça Ermenistan’ýn, günümüz dünyasýnýn gerektirdiði þekilde geliþemeyeceðini ve güçlenemeyeceðini ifade etmiþtir
Ermenistan’ýn Dýþ Politika Alanýndaki Hatalarý Hakkýnda[41]
Ter-Petrosyan Ermenistan’ýn son on yýlda dýþ politika alanýnda birçok baþarýsýzlýðý olduðunu ve bunlarýn Ermenistan’ýn izole edilmesine yol açtýðýný söylemiþtir. Petrosyan bunlarýn baþýnda soykýrým konusunda Birleþmiþ Milletlerde bir oylama yapýlmamasýnýn geldiðini[42] ve ikinci olarak da Gürcistan’ýn Ahalkelek bölgesindeki Rus üssünün kapatýlmýþ olmasýný saymýþtýr. Bu olay Ermenilerin yoðun olarak yaþadýðý bu bölge ekonomisini olumsuz etkilemiþtir. Üçüncü olarak ise Kars- Ahalkelek demir yolunun inþasýna baþlanmasýný göstermiþtir.
Koçaryan Ve Sarkisyan’ Hakkýnda
Ter-Petrosyan Koçaryan ve Sarkisyan iktidarýnýn güvenlik güçlerinin, adli makamlarýn ve televizyonun sýký bir þekilde kontrol altýnda tutulmasýna ve ayrýca bir korku havasý yayýlmýþ olmasýna dayandýðýný söylemiþtir.
Ayrýca söz konusu ikilinin Ermenistan’ý bir fethedilmiþ toprak ve iþ alaný olarak gördüklerini belirtmiþtir. Ter-Petrosyan bu sözleriyle, Karabað’lý olan Koçaryan ve Sarkisyan’ý idareyi ele geçirdikten sonra Ermenistan’ý fethettikleri bir ülke gibi gördüklerini ve yakýn çevreleri aracýlýðýyla ülkenin en zengin kaynaklarýný kontrol ettiklerini belirtmek istemiþtir. Diðer yandan, isimlerini vermeden Koçaryan’ýn oðlu Sedrak ve Sarkisyan’ýn kardeþi Aleksandr’ýn kýsa zamanda çok zenginleþtiklere ve ülke dýþýna para çýkardýklarýna iþaret etmiþtir. Ter-Petrosyan daha da ileri giderek, son beþ yýl içinde bu “canî “rejimin halktan en aþaðý üç veya dört milyar dolar çaldýðýný, bu meblað Ermenistan’a yatýrýlsaydý ülkenin kalite bakýmýndan daha deðiþik olacaðýný, eðer Karabað’a yatýrýlsaydý bu bölgenin baðýmsýzlýðýný kazanmýþ olacaðýný söylemiþtir.
Ermenistan’ýn Ekonomik Durumu Hakkýnda
Bilindiði üzere Ermenistan ekonomisi Koçaryan idaresi döneminde, özellikle son yýllarda, büyük geliþme göstermiþ yayýmlanan istatistiklere göre GSMH yýlda % 12, 13’ünü geçen oranlarda artmýþtýr. Ter-Petrosyan buna itiraz etmiþ ve resmi istatistiklerin hileli olduðunu söylemiþ, ekonomik kalkýnmanýn aslýnda çok daha aðýr olduðunu ve ülke dýþýnda yaþayan yüz binlerce Ermeninin gönderdiði paralardan ileri geldiðini iddia etmiþtir.
27 Ekim 1999 Suikastý Hakkýnda
Koçaryan’ýn baþkan seçilmesinden bir buçuk yýl kadar sonra 27 Ekim 1999 tarihinde silahlý bir grup Ermenistan Milli Meclisini basarak Meclis Baþkaný Karen Demirciyan, Baþbakan Vazgen Sarkisyan ile bazý milletvekillerini öldürmüþlerdi. Demirciyan ve Sarkisyan’ýn Koçaryan’a rakip olabilecek niteliklere sahip olmalarý bu suikastýn Koçaryan ile ilgisi olabileceðini düþündürmüþ ancak bu konuda herhangi bir kanýt bulunmamýþ, yakalanan saldýrganlar da Koçaryan’ý suçlamamýþtý.
Ter-Petrosyan bu olayý 24 Nisan 1915 tarihinde Ýstanbul’da, “ Ermeni soykýrýmýnýn baþlangýcýný oluþturan Ýstanbul’da yüzlerce Ermeni aydýnýn öldürülmesine” benzetmiþ ve Koçaryan’ýn bu olaydan çok yararlandýðýný ve bu olayý tasarlayanlarýn araþtýrýlmasýný engellediðini söylemiþtir.
f. Koçaryan’ýn cevaplarý
Baþkan Koçaryan 30 Ekim’de Yer Petrosyan’a verdiði cevapta adý geçenin baþkanlýðý dönemindeki yaþam koþullarý üzerinde durmuþ ve Ter-Petrosyan’ýn partisi olan Ermeni Milli Hareketi’nin (1990 Aðustos ayýnda iktidara geldiði zaman Ermenistan’ýn Sovyetler Birliðini oluþturan cumhuriyetlerden endüstri alanýnda en fazla geliþmiþ olanlardan biri olduðunu, ayrýca tarým alanýnda de geliþmiþ bulunduðunu 3-4 yýl içinde Ermenistan’ýn dünyanýn en fakir ülkelerinden biri haline geldiðini belirtmiþ ve Böylece Ermeni Milli Hareketi Partisinin normal durumda bir ülkeyi devraldýðýný, 1996’da ise kendisine ekonomisi tahrip olmuþ bir ülke devrettiðini, 1997 yýlýnda Ermenistan’ýn milli gelirinin günümüz Ermenistan’ýn bütçesinden bile az olduðunu söylemiþtir[43].
Koçaryan’ýn aile fertlerinin zenginleþmesi ve 27 Ekim 1999 suikastýnda oyladýðý rol hakkýndaki Ter-Petrosyan tarafýndan ileri sürülen iddialara cevap vermekten kaçýndýðý dikkatleri çekmiþtir.
Buna karþýn Ter-Petrosyan dönemi baþbakanlarýndan Hrant Bagratyan, Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan’ýn Ermenistan’ýn safi milli hasýlasýnýn % 17’sini ellerinde tuttuklarýný iddia etmiþ, en az iki bankanýn Koçaryan’ýn kiþisel denetimi altýnda olduðunu ayrýca adý geçenin maden endüstrisi ve inþaat sektöründe çýkarlarý bulunduðunu, özelleþtirilmiþ olan Ermeni Hava Yollarýnýn (Armavia) gerçek sahibinin ise Serj Sarkisyan olduðunu söylemiþtir.[44] Sarkisyan, baþkan adayý olduðu için, mal beyanýnda bulunmuþtu. Buna göre adý geçen Karabað’ýn Baþkenti Stepanakert’de (Han Kenti) ortak olarak bir dairesi, 58 milyon (191.000 dolar) nakit parasý ve bazý antikalarý vardýr. [45]
Ter-Petrosyan 16 Kasým 2007 tarihinde düzenlenen bir miting’de yapmýþ olduðu uzun bir konuþmayla[46] Koçaryan’a cevap vermiþ ve esas itibariyle kendi baþkanlýðý dönemindeki ekonomik koþullar ve özellikle enerji bunalýmý (elektrik yetersizliði) üzerinde durmuþ, Karabað savaþý sýrasýnda enerji sýkýntýsý çekildiðini, savaþtan sonra durumun düzeldiðini, þimdi kendisini yeren Koçaryan’ýn vaktiyle ona methiyeler düzdüðünü söylemiþtir. Ter-Petrosyan ayrýca, genel olarak ifade edilenin aksine Ermenistan silahlý kuvvetlerinin de Karabað savaþýna fiilen katýldýklarýný ifade etmiþtir.
Kanýmýzca Ter Petrosyan’ýn bu konuþmasýnýn en ilginç kýsmý vaktiyle Koçaryan ve Sarkisyan’a Karabað’dan çaðýrýp Ermenistan’da görev verdiði için günah iþlediðine ve bu nedenle de özür dilediðine dair olan ifadeleridir. Bu hususta hata iþlediðini, hata deðil bir felakete neden olduðunu belirten Ter-Petrosyan þimdi Ermenistan’ý bu felaketten kurtarmasýna yardým edilmesi sözleriyle kendisine oy verilmesini istemiþtir.
Koçaryan, Ter-Petrosyan’ýn bu sözlerine cevaben, Ter-Petrosyan’ýn az olan doðru kararlarýndan birisinin de kendisini baþbakan olarak atamak olduðunu söylemiþtir[47].
g. Türkiye ve Karabað hakkýnda görüþ ayrýlýklarý
Koçaryan Ter-Petrosyan’ýn baþkaný olduðu Ermenistan Milli Hareketi Partisi’nin milli ideolojiden yoksun olduðunu, soykýrýmý unutmaya hazýr bulunduðunu ve Ermenistan’ý Türkiye’nin bir uzantýsý haline getirmek istediðini ileri sürerek Ter-Petrosyan’a yeni bir suçlama yöneltmiþtir[48]. Ter-Petrosyan’ýn Ermeni Ordusunun küçültülmesi gerektiði hakkýndaki düþüncesine karþýlýk olarak da “Karabað’ý býrakmaya, Ermeni soykýrýmýnýn uluslararasýnda tanýnmasýný reddetmeye ve Azerbaycan’ýn küçük kardeþi olmaya hazýr bir adamýn bir orduya hiç ihtiyacý olmadýðý söylemiþtir.
Ter-Petrosyan, 8 Aralýk 2007 tarihinde düzenlenen bir miting’de yaptýðý konuþmada[49] bu konuya da deðinerek Karabað’ýn Azerbaycan’a baðlý olduðu dönemde Koçaryan ve Sarkisyan’ýn bu bölge Komünist Partisinin üst düzey yöneticileri olduðuna gönderme yaparak “kendisine Türk taraftarý diyenlerin uzun zaman Türklere (Azerilere koyun gibi hizmet ettiklerini” kendi ailesinde üç kuþaðýn þu veya bu þekilde Türklere karþý koyduðunu, Büyükbabasýnýn Musa Daðý savaþýna katýldýðýný, kendisini ise, Koçaryan ve Sarkisyan’ýn soykýrým sözcüðünü dahi duymadýðý bir zamanda, 1966 yýlýnda soykýrýmýn yýldönümü münasebetiyle düzenlenen bir gösteriye katýldýðý için tutuklandýðýný ve bir hafta kadar hapis yattýðýný söylemiþtir.
Ter-Petrosyan ayný konuþmasýnda, 19. asrýn sonu 20. asrýn baþýndaki hatalarý tekrarlamak haklarý olmadýðýný, Türk-Ermeni iliþkileri için üçüncü bir tarafa güvenilmemesi gerektiðini, Ermenilerin kendilerini eski komplekslerden kurtarmalarý, içinde bulunduklarý maðdur psikolojisinin üstesinden gelmeleri, aksi halde modern bir millet olunamayacaðýný Koçaryan’ýn aksine soykýrým konusunun Ermenistan’ýn dýþ politikasýnýn temel taþý yapýlmasýnýn zamansýz olduðuna inandýðýný, , ültimatomlar vererek ve köþeye sýkýþtýrarak kimsenin Türkiye’yi Ermeni soykýrýmýný tanýmaya zorlayamayacaðýný, ancak Diasporanýn bulunduklarý ülkelerde bu konuyu gündeme getirebileceðini, Türkiye’nin Ermenistan ile Diasporayý karýþtýrmamasý gerektiðini, zira diasporanýn soykýrýmýn bir sonucu olduðunu, diðer yandan Türkiye-Ermenistan iliþkilerinde gerçeði dikkate alarak hareket etmek gerektiðini, bu baðlamda kendileri 1915 olaylarýnýn soykýrým olduðuna inandýklarýný, Türkiye’nin ise inanmadýðýný, Türkiye’nin er veya geç soykýrýmý tanýyacaðýndan þüphe duymadýðýný ancak bunun iki ülke arasýnda normal ve iyi komþuluk iliþkileri bulunduðu takdirde mümkün olabileceðini söylemiþtir.
Ter-Petrosyan Türkiye’nin Avrupa Birliðine üye olmasýnýn, ekonomik, siyasi ve güvenlik açýlarýndan Ermenistan’ýn lehine olduðunu ayrýca Ermenistan’ýn Türkiye Avrupa Birliði iliþkilerine müdahale etmesinin yanlýþ olduðunu; zira Ermenistan’ýn Türkiye’nin üyeliðini kolaylaþtýrmayacaðý gibi engelleyemeyeceðini, Avrupa Birliði Türkiye’yi kabul etmeye hazýr olunca, soykýrým dâhil Ermenistan’ýn ileri sürdüðü itirazlarý kolaylýkla bir kenara koyacaðýný, Ermenistan’ýn Türkiye’nin Avrupa Birliðine katýlmasýný önlemeye çalýþmak yerine Brüksel’den Türkiye ile olan iliþkilerinde Ermeni kartýný oynamamasýný istemesi gerektiðini söylemiþtir. Bilindiði üzere Koçaryan Hükümetleri de, ilke olarak, Türkiye’nin AB üyesi olmasýný desteklemiþler ancak üyeliðin Türkiye’nin Ermenistan’la normal iliþkiler kurmak için ileri sürdüðü ön koþullardan vazgeçtikten sonra gerçekleþmesi gerektiðini ileri sürmüþlerdir. Buna karþý Diaspora bu konuda daha sert bir tutum içinde olup soykýrýmý tanýmasýnýn Türkiye’nin AB üyesi olmasýnýn ön koþulu olmasýný ileri sürmektedir.
Diðer yandan Ter-Petrosyan, Türkiye’nin Tarihçiler Ortak komisyonu kurulmasý önerisini kabul edilmez bulduðunu, zira bu Komisyonun görevinin Ermenilerin kitle halinde öldürülmesinin soykýrým olup olmadýðýný araþtýrmak olacaðýný ifade etmiþ ve çeþitli ülkelerde kabul edilen soykýrým kararlarýna þiddetli tepki gösterdiði için Türkiye’yi eleþtirmiþtir.
Ter-Petrosyan’ýn seçim kampanyasý döneminde yaptýðý bu konuþmalar Türkiye’ye karþý izlenen politikalar açýsýndan kendi dönemi ve Koçaryan dönemi hükümetleri arasýndaki farklarý ortaya koymuþtur. Sarkisyan’ýn da, ana hatlarý itibariyle Türkiye’ye karþý Koçaryan’ýn politikasýný izleyeceði anlaþýlmaktadýr. Söz konusu farklar þu þekilde özetlenebilir:
- Ter- Petrosyan’a göre soykýrým iddialarýnýn uluslararasýnda tanýnmasý Ermenistan’ýn deðil Diasporanýn iþidir. Koçaryan hükümetleri ise diðer ülkelerin bu tanýmayý yapmasýný politikanýn temel taþý haline getirmiþtir.
- Ter-Petrosyan Türkiye’nin soykýrýmý tanýmaya zorlanamayacaðýný, bunun ancak iki ülke arasýnda normal iliþkiler kurulduktan sonra gerçekleþebileceðini söylemektedir. Koçaryan hükümetleri de ile normal iliþki kurmak için Türkiye’den soykýrýmýn tanýnmasýný istememiþler ve bunu gelecek kuþaklara býrakmýþlardýr. Diaspora için ise Türkiye’nin bu tanýmayý yapmasý þarttýr; ancak bu þartýn Türkiye ile normal iliþkiler kurulmasý için gerekli görülüp görülmediðinde açýklýk yoktur.
- Ter-Petrosyan Ermenistan’ýn Türkiye ile olan sorunlarýný tek baþýna çözmeye çalýþmasýný istemekte ve Koçaryan hükümetlerinin bu konuda baþka ülkelerden yardým istediðini imâ etmektedir.
- Ter-Petrosyan Ermenistan’ýn Türkiye’nin AB üyeliði sürecine müdahale etmemesi
gerektiðini söylemekte; Koçaryan hükümetleri bu üyeliðin, iki ülke arasýnda normal iliþki kurulduktan sonra gerçekleþmesini istemekte, Diaspora ise bu üyeliði Türkiye’nin “soykýrýmý” tanýmasý koþuluna baðlamaya çalýþmaktadýr.
-Ter-Petrosyan, Koçaryan gibi, tarihçiler ortak komisyonu önerisine karþýdýr.
h. Per-Petrosyan’ýn Seçim Bildirgesi
Ter-Petrosyan yayýnladýðý uzun seçim bildirgesinde[50] seçildiði taktirde kleptokratik ( para çalmaya dayanan) sisteme son vereceðini, özgür seçimlere, insan haklarýna ve yargýnýn baðýmsýzlýðýna dayalý tam bir demokrasi kurulacaðýný, güvenlik güçlerinin ve ordunun hükümetin baskýsýnýn aracý olarak kullanýlamayacaðýný söylemiþtir. Bildirgede ekonomik konulara geniþ yer verilmiþtir Bu arada dürüst bir ekonomik rekabet ve özel mülkiyetin mutlak korunmasý hakkýndaki ifadelerle hükümetle baðlantýlý zengin iþ adamlarýnýn halktan çaldýklarý muazzam paralarýn geri alýnacaðýna dair sözler dikkat çekmektedir. Diðer bir husus vergi kaçakçýlýðýna karþý sýký önlemler alýnmasýdýr. Ter-Petrosyan’a göre bütçe gelirlerinin sadece % 22’si büyük iþ adamlarý tarafýndan ödenmektedir; oysa bu oranýn % 75 olmasý gerekmektedir.
Ter-Petrosyan bu ve diðer önlemlerin önümüzdeki beþ yýl içinde GSMH’I iki misli, ve bütçe gelirlerini üç misli artýracaðýný, Karabað sorunun çözümlenmesi sonucunda ekonomik ambargolar kaldýrýlýr, Türkiye-Ermenistan sýnýrý açýlýrsa daha etkileyici sonuçlar beklenebileceðini de belirtmiþtir.
Bildirgenin dýþ politika bölümü ayrýntýlý deðildir. Burada Ermenistan’ýn Rusya, Gürcistan ve Iran ile olan iliþkilerini güçlendireceði ve Türkiye ile Azerbaycan’la normal iliþkiler kurulmasý için yapýcý çabalar harcanacaðý gibi müphem ifadeler yer almaktadýr.
Ter-Petrosyan’ýn Karabað konusundaki sözleri de belirsizdir. Adý geçen Azerbaycan’la, Karabað’lý Ermenilere kendi kaderini kendi tayin etme hakkýný kullanmalarýna olanak saðlayacak bir uzlaþýya varmak için gerekli siyasi iradeyi göstereceðini söylemiþtir. Buna göre amaç Karabað’ýn statüsünün Karabað’lýlar tarafýndan bir referandumla belirlenmesidir ( Koçaryan idaresi de bunu savunmaktadýr) Ancak Ter-Petrosyan referandum formülünün Azerbaycan’a benimsetmek istemektedir. Halen Karabað’da hiç Azeri kalmadýðýndan bu formülün Azerbaycan tarafýndan kabulünün anlamý yoktur.
Ermenistan’da bazý gazetelerle birçok televizyon kanalý Koçaryan-Sarkisyan ikilisini destekleyen zengin iþ adamlarýnýn elindedir. Bu gazete ve televizyonlar Per-Petrosyan’ýn seçim kampanyasýna mümkün olduðu kadar az yer vermekte, ayrýca eski Cumhurbaþkaný karalamaya çalýþmaktadýrlar. Bu arada Ter-Petrosyan’ýn Türkiye taraftarý gibi gösterilmesine özel özen gösterilmektedir. Mesela bir gazete ( Hayots Aþharh) Ter-Petrosyan’ýn fes giymiþ þeklide gösteren ve ayrýca Türk bayraðýný sallayan fotomontajlar yayýnlamýþlardýr. Bazý gazetelerde ise kendisine “Levon Efendi” diye hitap eden yazýlar çýkmýþtýr. Bazý medyanýn Ter-Petrosyan aleyhindeki bu aþýrý tutumu, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis ve Avrupa Birliðinin Güney Kafkasya için Özel Temsilcisi Peter Semneby tarafýndan eleþtirilmiþtir[51].
Ermenistan seçimlerini gözlemleyen en önemli kuruluþ Avrupa Güvenlik ve Ýþbirliði Teþkilatýnýn (AGÝT=OSCE) merkezi Varþova’da bulunan ve kýsa adý ODIHR olan Demokratik Kuruluþlar ve Ýnsan Haklarý Ofisidir. Bu kuruluþ da Ermeni seçimleri hakkýndaki ilk ara raporunda medyanýn büyük bir kýsmýnýn, dengesiz bir þekilde Ter-Petrosyan’ýn aleyhinde durum aldýðýný belirtmiþ bunun yanýnda ayný medyanýn Serj Sarkisyan’ýn kayrýldýðýný da altýný çizmiþtir[52].
B. Seçim Sonuçlarý ve Gösteriler
Seçimlerden önce Ter-Petrosyan ve taraftarlarýnýn düzenlediði devamlý gösteriler Ermenistan güvenlik güçleri tarafýndan hoþgörüyle karþýlanmamýþtýr. Normalin dýþýna çýkan her hareket takip edilmiþ ve bunlarý yapanlar yakalanarak tutuklanmýþ ve haklarýnda kovuþturma yapýlmýþtýr. Tutuklananlar arasýnda Ter-Petrosyan’ýn seçim kampanyasý koordinatörü eski Dýþiþleri Bakaný Aleksandr Arzumyan da vardýr. Adý geçen halen (Mayýs 2008 sonu) hapistedir. Ancak bu tutuklama olaylarý AGÝT’ýn seçim gözleme kuruluþu ODÝHR’in fazla dikkatini çekmemiþ görülmektedir. Adý geçen kuruluþ, yukarýda da belirttiðimiz gibi, esas itibariyle meydanýn Sarkisyan’a büyük yer vermesi, Ter-Petrosyan baþta olmak üzere diðer adaylarýn ihmal edilmesi üzerinde durmuþtur[53]. Buna karþýn Ter-Petrosyan, kendi seçim kampanyasýna çýkarýlan güçlüklerin bu kampanyanýn devamýný imkansýz kýldýðýný belirterek Ermenistan Anayasa mahkemesinden seçimlerin ertelenmesini istemiþtir. Ancak mahkeme bu talebi kabul etmemiþtir[54].
19 Þubat 2008 tarihinde yapýlan seçimler, birçok usulsüzlük iddialarý hariç tutulursa, nispeten sakin geçmiþtir. Yukarýda incelediðimiz dört aday oylarýn %97’sini toplamýþtýr. Her birinin oy oraný aþaðýdadýr[55] Seçim sonuçlarý þöyledir[56]:
Serj Sarkisyan % 52,8
Levon Ter-Petrosyan % 21,5
Arthur Bagdasaryan % 16,2
Vahan Hovannisyan % 6,12
Seçimler konusunda yapýlan tüm kamuoyu yoklamalarý Serj Sarkisyan’ýn kazanacaðýný göstermiþti. Son yoklamalar ise adý geçenin birinci turda seçileceðini ortaya koymuþtu. Kamuoyu yoklamalarý önce Ter Petrosyan’ýn çok az oy alacaðýný göstermiþ sonralarý adý geçenin oy oraný devamlý artmýþtýr. Bir aralýk Ter-Petrosyan ile Bagdasaryan arasýnda bir ittifaktan söz edilmiþse de bu gerçekleþmemiþtir. Bu ittifak kurulsaydý dahi Sarkisyan’ýn aldýðý oya ulaþýlamayacaðýný yukarýdaki oranlar göstermektedir.
AGÝT-ODÝHR, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu seçim gözlemcileri, ilk raporlarýnda baþkan seçiminin büyük ölçüde AGÝT ve Avrupa Konseyi standartlarýna uygun olarak yapýlmýþ olduðunu, resmi makamlarýn geçmiþ seçimlerde görülen eksikliklerin giderilmesi için gerçek çabalar gösterdiklerini ifade etmiþtir [57]. Bu ifadeler Sarkisyan’ýn seçimine meþruiyet kazandýrmýþtýr. Türkiye dâhil bir çok ülke ve uluslararasý kuruluþ Sarkisyan’a kutlama mesajý göndermiþtir. Ancak ABD’nin tutumunda bir duraksama görülmüþtür. Baþkan Bush’tan bir kutlama gelmemiþ buna karþýlýk ABD Dýþiþleri Sözcü Yardýmcýsý, yukarýda deðindiðimiz AGÝT ve Avrupa Konseyi deðerlendirmelerini esas alarak, bu seçimler için Ermeni halkýný kutlamýþtýr[58]. Ancak ter-Petrosyan seçim sonuçlarýný kabul etmemiþ ve oylarýn yeniden sayýlmasý halinde Serj Sarkisyan’ýn birincilikten dördüncülüðe düþeceðini, % 65,66 oyla kendisinin birinci, Bagdasaryan’ýn ikinci. Taþnak adayý Hovannisyan’ýn üçüncü olacaðýný iddia etmiþtir[59]. Daha sonra Anayasa mahkemesine baþvurarak seçim [60]sonucuna itiraz etmiþtir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiði kararda, Ter-Petrosyan ve temsilcilerinin Baþkan Seçiminde Serj Sarkisyan lehine hile yapýldýðýný kanýtlayamadýklarýna ve bazý hileli olaylarýnda seçimlerin sonucunu deðiþtirmeyeceðine karar vermiþ, bu onaylarlarla ilgili bilgileri, soruþturma yapýlmasý için, Baþ Savcýya göndermiþtir[61].
Seçimden hemen sonra Ter-Petrosyan ve taraftarlarý hemen her gün büyük gösteriler düzenleyerek seçim sonuçlarýna itiraz etmiþlerdir. Bu gösterilerin çoðu Erivan’daki Özgürlük Meydanýnda olmuþ burada çadýrlar kurularak gösterilerin kesintisiz sürmesi saðlanmaya çalýþýlmýþtýr. Böylelikle Ter-Petrosyan’ýn Ermenistan’da, Ukrayna’dakine benzer bir “Turuncu Devrim” yapmaya çalýþtýðý kanýsý doðmuþtur. Bu arada Ordudan bazý generaller ile emekli subaylar, dýþiþlerinden bazý büyükelçiler, ayrýca Baþ Savcýnýn yardýmcýlarýndan biri Ter-Petrosyan’a katýlmýþlardýr. Koçaryan ise bu kiþilerden ve göstericilerden bazýlarýný tutuklattýrmýþtýr[62].
1 Mart 2008 günü polis ve diðer güvenlik güçleri göstericileri daðýtmak üzere harekete geçmiþlerdir. Uzun süren ve ertesi güne de sarkan çarpýþmalar sonucunda göstericiler, Ter-Petrosyan’ýn evlerine gitmeleri çaðrýsýnýn[63] da etkisi altýnda, daðýlmýþlardýr. Çarpýþmalarda biri polis 10 kiþi ölmüþ çok sayýda kiþi de yaralanmýþtýr[64]. Aralarýnda milletvekillerinin de bulunduðu70 kadar kiþi tutuklanmýþ, Ermenistan Meclisi milletvekillerinin tutuklanmasýný onaylamýþtýr[65]. Baþkan Koçaryan yirmi gün süreyle olaðanüstü hal ila etmiþtir[66]. Meclis bunu da onaylamýþtýr. Olaðanüstü Hal, her türlü gösteriyi yasaklamanýn yanýnda, basýna da bir tür sansür koymuþtur[67].
Tüm bu olaylarda Sarkisyan’ýn mümkün olduðu kadar arka planda kalmaya özen gösterdiði Koçaryan’ýn ise tamamen ön planda olduðu gözlemlenmiþtir. Bunu, Sarkisyan daha baþkanlýk görevine baþlamadýðý için Koçaryan’ýn önlem almak durumunda kalmasýyla açýklamak mümkündür. Ancak, yasal olmasa bilen sadece gösteri yaptýklarý için kiþilerin öldürülmesinin aðýr bir sorumluluk olduðu da açýktýr.
Ermenistan’daki bu olaylar üzerine ABD, AGÝT, Avrupa Birliði, Avrupa Konseyi yetkilileri ve Birleþmiþ Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon endiþelerini ifade eden mesajlar yayýnlamýþlardýr. Ayrýca AGÝT ve Avrupa Birliði’nin Ermenistan’a gönderdiði temsilciler Koçaryan ve Sarkisyan ile görüþmeler yaparak durumun normale dönmesini Olaðanüstü Hal’in süresinin kýsaltýlmasýný istemiþlerdir[68]. Daha sonra ABD Dýþiþleri Bakaný Rice
Ermenistan’a yapýlan yardýmlardan bazýlarýnýn durdurulabileceðini söylemiþtir[69].
Avrupa Parlamentosu Ermenistan’daki olaylar hakkýnda 13 Mart 2008 tarihinde kabul ettiði bir kararda, bu olaylarda ölenler için üzüntülerini bildirmiþ, ilgili taraflardan sorumlu bir þekilde davranmalarýný, resmi makamlardan ise þiddet hareketlerini soruþturmalarýný ve gerekli önlemleri almalarýný ayrýca Olaðanüstü Hali kaldýrmalarýný, basýn özgürlüðünü saðlamalarýný ve barýþçýl gösteri hakkýný kullanan kiþilerin serbest býrakýlmasýný talep etmiþtir[70].
Ermenistan Miller Meclisi Olaðanüstü Halin kalkmasýndan bir kaç gün önce bazý hallerde gösteri yapýlmasýný önleyen bir kanunu kabul etmiþtir. Buna göre yerel makamlar kamu güvenliðini, kamu düzenini ve anayasal haklarý tehlikeye atabilecek gösterilere izin verilmeyecektir[71].Olaðan Üstü Hal l 21 Mart’ta kalktýktan sonra gösteriler, daha küçük çapta olsa da tekrar baþlamýþtýr. Polis bunlara da müdahale etmiþ ve yaklaþýk 50 kiþi tutuklamýþtýr[72].
Avrupa Konseyi de Ermenistan’daki durumla yakýndan ilgilenmeye baþlamýþtýr. Konseyin Bakanlar Komitesini temsilen yüksek dereceli diplomatlardan oluþan ve Ermenistan’ýn Avrupa Konseyi ile ilgili taahhütlerine riayetini denetleyen AGO Grubu Mart ayý sonunda Ermenistan’a gelerek resmi makamlarla ve Ter-Petrosyan’la bazý görüþmelerde bulunmuþtur. Grubun tavsiyeleri, esas itibariyle Avrupa Parlamentosunun yukarýda deðindiðimiz kararýnkiyle ayný olmuþtur[73].
Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi 17 Nisan 2008 tarihinde “Ermenistan’daki Demokratik Kurumlarýn Ýþleyiþi” baþlýðýný taþýyan uzun bir karar kabul etmiþtir. Kararda, özetle, Ermenistan’da baþkan seçimleri sonrasýnda muhalefete karþý alýnan sert önlemler kýnanmakta, 1 Mart olaylarý hakkýnda baðýmsýz, saydam ve inanýlýr soruþturma yapýlmasý, bu olaylarda siyasi amaçlarla tutuklanmýþ kiþilerin serbest býrakýlmasý, gösterileri kýsýtlayan kanun kaldýrýlmasý istenmektedir. Karada bu önlemlerin alýnmamasýnýn Ermenistan’ýn Avrupa Konseyi üyesi olarak inanýrlýðýna þüphe getireceði ve bu taleplerle ilgili olarak ciddi geliþmeler olmadýðý taktirde Danýþma Meclisinin, Ermenistan Delegasyonun oy hakkýnýn askýya alýnmasýný Haziran 2008’de baþlayacak olan oturumunda inceleyebileceði belirtilmektedir.
Görüldüðü üzere Avrupa Konseyi Danýþma Meclisi Ermenistan makamlarýnýn muhalefete karþý tutumunu sert bir dille kýnamakta ayrýca demokrasiyi amaçlayan bazý önlemler alýnmadýðý takdirde Ermenistan’ýn Danýþma Meclisindeki oy hakkýnýn kaldýrýlabileceðini belirtmektedir.
Avrupa Konseyi ilgilileriyle yapýlan görüþmelerde Ermeni yetkililerin gösterileri kýsýtlayan kanunda deðiþiklik yapýlacaðýný kabul etmeleri Avrupa Konseyi ve AGÝT tarafýndan memnuniyetle karþýlanmýþtýr[74].
IV- YENÝ BAÞKAN VE YENÝ HÜKÜMET
Serj Sarkisyan’ýn 9 Nisan 2008 tarihinde Opera’da düzenlenen milletvekilleri ve davetlilerin hazýr olduðu bir törende yemin ettikten sonra göreve baþlamýþtýr. Opera ve civarý güvenlik güçleri tarafýndan sarýlmýþ ve hiçbir gösteriye müsaade edilmemiþtir. Ancak þehrin baþka bir yerinde bin kadar kiþi Sarkisyan aleyhinde gösteri yapmýþtýr.[75]
Sarkisyan bu münasebetle yaptýðý konuþmada Robert Koçaryan’dan övgü ile bahsetmiþ ve kendisine teþekkür etmiþtir. Bazý genel vaatlerin yer aldýðý bu konuþmada Karabað sorununa adil, barýþçý ve uygun bir çözüm bulmak için her þeyi yapacaklarýný söylemiþ, Ermenistan dýþ politikasýnýn ise “proaktif” olacaðýndan bahsetmiþtir.
Serj Sarkisyan % 52 gibi büyük bir oranla seçimi kazanmasýna raðmen seçimi izleyen kanlý olaylar Ermenistan’da bir tür siyasi bunalým yaratmýþtýr. Bunu aþabilmek için yeni kurulacak Hükümetin mümkün olduðu kadar geniþ bir desteðe sahip olmasýna çalýþýlmýþtýr. Diðer yandan söz konusu geniþ desteðin Ter-Petrosyan ve taraftarlarýný izole etmeye de hizmet edeceði düþünülmüþtür.
Ýþbirliðinin ilk iþaretini Sarkisyan ve Bagdasaryan vermiþlerdir. Adý geçenler 17 Mart 2008 tarihinde Washington Post gazetesine yazdýklarý “Ermenistan’da Ýleriye Doðru Gidiþ” baþlýklý ortak bir makalede Ter-Petrosyan’ýn seçim öncesi ve sonrasýndaki tutumunu þiddetle eleþtirmiþler ve kendilerinin baþkan seçiminde rakip olduklarýný ancak mevcut bunalýmý sona erdirmek ve Ermenistan’ý yeniden rayýna oturtmak için birleþtiklerini ifade etmiþlerdir. Bu amaçla siyasi bir ittifak kurduklarýný, her ikisinin aldýðý oylarýn toplam oylarýn % 70’ine ulaþtýðýný, bunun kendilerine verilmiþ ciddi bir yetki olduðunu ve Ermenistan’da demokrasiyi ve halkýn sosyal ve ekonomik geliþmesini saðlamak üzere büyük ancak gerçekçi reformlar izleyeceklerini bildirmiþler ve ortak bir þekilde Ermenistan’ýn idaresini üstlenmek için anlaþtýklarýný belirtmiþlerdir.
Bu makalede karþýlaþýlan dýþ sorunlarýn birincisinin Karabað, ikincisinin ise Türkiye ile iliþkilerin normalleþtirilmesi olduðu ifade olunmakta ve sadece geniþ halk desteðine sahip bir hükümetin bu sorunlarý baþarýlý bir þekilde çözebileceði belirtilmektedir. Soykýrým iddialarý konusunda ise Koçaryan döneminin söylemi tekrarlanarak “Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasýný uluslararasý topluluktan istemeye devam edeceðiz, ancak bu sorun bizi ilerlemekten alýkoymamalýdýr” denmektedir. “Ýlerlemekten alýkoymamak” sözcükleriyle, herhalde, Türkiye ile diplomatik iliþki kurulmasý kastedilse gerektir.
Dört parti koalisyon hükümeti kurmak için 21 Mart 2008 tarihinde bir belge imzalamýþlardýr[76]. Söz konusu dört parti þunlardýr: Ermenistan Cumhuriyetçi Partisi, Müreffeh Ermenistan Partisi, Hukuk Devleti Partisi ve Ermenistan Devrimci Federasyonu. 12 mayýs 2007 seçimlerine göre bu partilerin toplam sandalye sayýsý 113’dür ve 131 sandalyesi olan Ermenistan Meclisinde %86 gibi büyük bir çoðunluðu bulunmaktadýr. Koalisyon dýþýnda kalan tek Parti, Raffi Hovannisyan’ýn 7 sandalye sahibi Miras Partisi’dir. Ayrýca 11 baðýmsýz milletvekili vardýr; ancak bunlarýn çoðunluðu hükümet yanlýsýdýr. Böylece Ermenistan Meclisinde muhalefet yok gibidir. Ancak, muhalefetin Meclis dýþýnda olduðu, Levon Ter-Petrosyan’ýn oylarýn %21,5’i aldýðý ve adý geçenin taraftarlarýnýn da sokaða dökülebilen ve gerektiðinde polisle de çatýþabilen türden olduðu unutulmamalýdýr.
Yeni baþbakanýn kim olacaðý bir süre anlaþýlmamýþ ve Robert Koçaryan’ýn bu koltuða oturabileceði spekülasyonlarý yapýlmýþtý. Koçaryan’ýn Ter-Petrosyan taraftarlarýný güç kullanarak daðýtmasý ve böylece asayiþi saðlayan bir imaj yaratmasý bu düþünceleri güçlendirmiþti. Ancak Serj Sarkisyan 14 Mart’ta yaptýðý bir konuþmada Koçaryan’ýn baþbakan olarak atamayacaðýný söylemiþ böyle bir durum olsaydý bunu Vladimir Putin ve Dimitri Medvedev’in yaptýðý gibi, seçimlerden önce açýklayacaðýný ifade etmiþtir[77].
Bir sürpriz þeklinde 9 Nisan 2003 tarihinde Ermenistan Baþbakanlýðýna Merkez Bankasý Baþkaný Tigran Sarkisyan atanmýþtýr. Adý geçen 48 yaþýnda olup (1960 doðumlu) Erivan’da ve St. Petersburg’da ekonomi tahsil etmiþ ayrýca Vaþinton’da lisans üstü çalýþma yapmýþtýr. Daha sonra Erivan Üniversitesinde öðretim görevlisi olmuþ, Ermenistan Parlamentosuna seçilmiþ, 1995–98 yýllarýnda Ermeni Bankalar Birliðinin baþýna getirilmiþ ve 1998’de Merkez Bankasý Baþkanlýðýna atanmýþtýr[78].
Tigran Torosyan’ýn beðenilen bir uzman olduðu anlaþýlmaktadýr. Koçaryan (ve Sarkisyan) ile iyi iliþkiler içinde olmuþ olmakla beraber siyasi bir kiþiliði yoktur. Bu makama gelmesini Sarkisyan’a borçludur. Bunun karþýlýðýnda da Sarkisyan hükümeti yakýndan denetlemek olanaðýna kavuþacaktýr.
21 Nisan 2008 tarihinde açýklanan yeni hükümet üyelinin isimler ve mensup olduklar partiler aþaðýda gösterilmiþtir[79].
1. Saðlýk Bakaný : Harutiun Kuþkiyan ( Müreffeh Ermenistan Partisi)
2. Adalet Bakaný : Gevork Danielyan ( Partisiz)
3. Dýþiþleri Bakaný : Edvard Nalbantyan (Partisiz) *
4. Acil Durumlar Bakaný : Mher Þahgeldiyan (Hukuk Devleti Partisi) *
5. Çalýþma ve Sosyal Ýþler Bakaný : Agvan Vardantan (Taþnak Partisi)
6. Çevre Bakaný : Aram Harutiunyan ( Cumhuriyetçi Parti)
7. Tarým Bakaný : David Lokyan ( Taþnak Partisi)
8. Ekonomi Bakaný : Nerses Yeritsiyan (Partisiz)
9. Enerji ve Doðal Kaynaklar Bakaný : Armen Movsissyan (Cumhuriyetçi Parti )
10 .Eðitim ve Bilim Bakaný : Levon Mýgýrdýçyan (Taþnak Partisi)
11. Kültür Bakaný : Hasmik Poghossyan (Partisiz)
12. Savunma Bakaný : Seyran Ohanyan (Partisiz) *
13. Spor ve Gençlik Bakaný : Armen Grigoryan (Müreffeh Ermenistan Partisi)
14. Araziyi Düzenleme Bakaný : Armen Gevorkiyan (Partisiz) *
15 Ulaþtýrna ve Naklýye Bakan : ý Gurgen Sarkissyan ( Hukuk Devleti Partisi) *
16.Þehircilik Bakaný : Vardan Vardanyan ( Müreffeh Ermenistan Partisi)
17.Maliye Bakaný : Tigran Davtiyan ( Partisiz) *
Eski Hükümetin 11 bakaný yerlerini muhafaza etmiþtir. Yeni bakan sayýsý altýdýr (Bu kiþiler * iþaretiyle gösterilmiþtir).
Bakanlarýn partilere bölünüþü þöyledir: 2 Cumhuriyetçi, 3 Ermeni Devrimci Federasyonu (Taþnak), 3 Müreffeh Ermenistan, 2 Hukuk Devleti ve 7 Partisiz. Baþbakan da partisizler arasýndadýr. Partisiz Bakanlarý genel olarak Devlet Baþkanýn bazen de Baþbakanýn seçtiði kiþiler olarak düþünmek doðru olacaktýr.
Serj Sarkisyan seçilmeden önce Cumhuriyetçi Parti Baþkaný olduðu, Müreffeh Ermenistan Partisiyle yakýn iliþkileri bulunduðu ve Baþbakan ve tarafsýz bakanlarý da seçtiðine göre hükümete hâkim durumdadýr.
Ermenistan’ýn yeni Dýþiþleri Bakaný Edvard Nalbantyan’dýr. Adý geçen 1956 doðumlu olup,
Moskova Uluslararasý Enstitüsü’nden mezundur. Lisansa üstü çalýþmasýný Þarkiyat Enstitüsünde yapmýþtýr. 1992 yýlýna kadar Sovyetler Birliði Dýþiþlerinin mensubu olarak önce Libya sonra Mýsýr’daki büyükelçiliklerinde çalýþmýþ sonra Ermenistan Dýþiþlerine geçerek Mýsýr, Fas ve Umman’da görev yapmýþtýr. 1999 yýlýnda Paris’e büyükelçi olarak atanmýþ ve Dýþiþleri bakaný oluncaya kadar bu görevde kalmýþtýr. Nalbantyan Paris’te Ermeni diasporasýyla yakýn iliþkiler içine girmiþ ve özellikle soykýrým iddialarýnda aktif olduðu görülmüþtür.
Eski Dýþiþleri Bakaný Vartan Oskanyan Diasporadan (Suriye’den) gelmiþ Ermeni vatandaþlýðýný ancak bakan olduktan sonra almýþtý. Oskanyan Ermenistan hükümetinde diasporanýn temsilcisi gibi görünürdü. Oskanyan Rusya ile pek ilgilenmemiþ bu ülkeyle temaslar doðrudan Koçaryan tarafýndan yürütülmüþtü. Nalbantyan ise tamamen Sovyetler Birliði’nin ürünüdür. Orada okumuþ, orada çalýþmýþtýr. O itibarla bakanlýðý sýrasýnda Rusya ile yakýn temaslar yürüteceðinde þüphe yoktur. Bu arada Serj Sarkisyan’ýn da Rusya ile yakýn iliþkileri bulunduðunu hatta bunlarýn, belki de Koçaryan’dan daha fazla olduðunu bildirmemizde fayda vardýr.
Oskanyan’ýn bakanlýktan ayrýlmasý bir diaspora bakanlýðý kurulacaðý söylentilerine yol açmýþtýr. Ancak bu olmamýþ Dýþiþleri Bakanlýðý’na baðlý olarak bir “Diasporayla Ýliþkiler Devlet Komitesi” kurulmuþtur[80]
Baþbakan Sarkisyan Hükümet Programýný 28 Nisan 2008 tarihinde Mecliste okumuþ ve iki gün sonra, tahmin edilebileceði gibi rahat bir þekilde (88’e karþý 3) güvenoyu almýþtýr. Bu programda uluslar arasý iliþkilere deðinilmemiþ ve ekonomik ve sosyal konular, genel ifadelerle yer almýþtýr[81].
***********************
--------------------------------------------------------------------------------
[1] http://www.cankaya.gov.tr/tr_html/ACIKLAMALAR/21.02.2008-4244.html
[2] cnnturk.com, 21 Nisan 2008. Ermenistan’a Diyalog Mektubu
[3] http://www.mfa.gov.tr/sc_11---25-nisan-2008_-disisleri-bakanligi-sozcusunun-bir-soruya-cevabi.tr.mfa
[4] PanArmenian.Net, 24 Nisan 2008. RA President: Armenian Genocide bears universal significance
and must receive universal recognition
[5] PanArmenian.Net, 28 Nisan 2008. Erdoðan :Turkey and Armenia Have a Priority to Build Up
Good-Neighborly Relationship
[6] Ayný kaynak
[7] cnnturk.com, 21 Nisan 2008. Ermenistan’a Diyalog Mektubu
[8] PanArmenian. Net 22 Nisan 2008. Turkey makes strange demands of Armenian to establish
relations
[9] Ömer Engin Lütem, Olaylar ve Yorumlar, Ermeni Araþtýrmalarý No.23-24, ss.45-51
[10] http://www.mfa.gov.tr/sc_10---25-nisan-2008_-disisleri-bakanligi-sozcusunun-bir-soruya-
cevabi-_arjantin-senatosunun-kabul-ettigi-metin-hk__.tr.mfa
[11] Today’s Zaman. 15 Mayýs 2008. Argentina Losing Us Over Genocide Row, Warns Ankara
[12] Ayný kaynak
[13] Milliyet, 27 Mart 2008. 1915 Olaylarý Ýsrail Parlamentosunun Gündeminde
[14] PanArmenian.Net, 27 Mart 2008. Israeli Knesset to Debate Armenian Genocide.
[15] Radikal, 28 Mart 2008, Soykýrým’da Sýra Ýsrail’de
[16] Yair Auron’un bu konudaki en bilinen kitabý “ Banality of Indefference: Zionism and the Armenian
Genocide” baþlýðýný taiýmaktadýr.
[17] Cumhuriyet, 28 Mart 2008. Ýsrail ile Ermeni Krizi Kapýda
[18] Milliyet, 8 Nisan 2008. Ermeni Soykýrýmý Ýddiasý Ýsrail’in Gündeminde
[19] PanArmenian.Net, 12 Nisan 2008. The Knesset Goes on Holiday, but Ankara Has Already Started
Putting Pressure On Israel in the Issue of Armenian Genocide
[20] Bu konuda bkz. Ömer Engin Lütem, Olaylar ve Yorumlar, Ermeni Araþtýrmalarý Sayý 26,
ss.32-37
[21] Ömer Engin Lütem, Olaylar ve Yorumlar, Ermeni Araþtýrmalarý Sayý 27-28, ss.35-36
[22] Zaman, 28 Mart 2008. Bulgaristan, Erdoðan'ý Jestle Karþýladý: Ermeni Tasarýsý Ýptal
[23] Sofia News Agency, 24 Nisan 2008. Sofia City Council Fails to Vote on Armenian Genocide
[24] Frontier Times (Bulgaria), 19 Nisan 2008. Recognition of Genocide
[25] Press Release, Mother See of Holy Etchmiadzin, 7 Mayýs 2009. First Message of His Holiness
Karekin II, Catholicos of All Armenians
[26] RFE/RL, 7 Mayýs 2008. Garegin Urges Armenian Genocide Recognition Before Pope
[27] Bu konuda ayrýntýlý bilgi için bkz. Ömer Engin Lütem, Olaylar ve Yorumlar, Ermeni Araþtýrmalarý
Sayý. 3 ss.13-15
[28] [28] RFE/RL, 12 Mayýs 2008. Pope Recalls Armenian Martyrdom
[29] Press Release, Mother See of Holy Etchmiadzin, 9 Mayýs 2009. Second Message of His Holiness
Karekin II, Catholicos of All Armenians to His Holiness Benedict XVI, Pope of the Catholic Church
[30] Ömer Engin Lütem, Olaylar ve Yorumlar, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý: 23-24, ss.51-52
[31] Hürriyet, 21 Mayýs 2008
[32] Sempozyuma iliþkiler bilgiler þu kaynaklardan derlenmiþtir Agos, 2 Mayýs 2008. 1915 Tabusunda bir Gedik; Cumhuriyet, 25 Nisan 2008. Çözüm Ýçin Konuþalým; Bianet, 25 Nisan 2008. 1915’le Hesaplaþmamadan Demokratik, Çoðulcu Bir Yaþam Zor; Armenews 27 Nisan 2008. Pour la première foi le 24 avril a été commémoré à Istanbul lors d’une réunion publique.
[33] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 27-28, ss.14-15
[34] Largir, 4 Þubat 2008. Russian Prime Minister Arrives In Yerevan
[35] Armenpress, 28 Ocak 2008, Prime Minister reiterates his Pledge to Double Wages, pensions and
GDP
[36] Noyan Tapan, 25 Ocak 2008, Artur Baghdasarin Attaches importance to Deepenþng of
NATO-Armenia Cooperation
[37] Armenian Reporter, 26 Ocak 2008, The Candidates: Vahan Hovhannesian seeks to retore chechs
and balances in Armenia’s government
[38] RFE/RL, 22 Þubat 2008. Dashnak Leader Resigns From Parliament Post
[39] armradio.am, 20 Mayýs 2008. Hrayr Karapetyan Elected NA Výce-Speaker
[40] Radio Liberty, 26 Ekim 2008, Ter-Ter-Petrosyan Declares Presidential Bid in Yerevan Rally
[41] Armenews, 12 Aralýk 2007. Ter Petrosian déclare que l’Arménie ne devrait pas s’appuyer sur un
intermédiaire dans ses relations avec la Turquie
[42] BM’in çeþitli organlarýn gündeminde Ermeni “soykýrýmý” bulunmamaktadýr. Ter-Petrosyan bu
sözleriyle, Robert Koçaryan’ýn baþkan seçildikten az bir zaman sonra, 1998 yýlýnda BM Genel
Kurulunda yaptýðý bir konuþmada soykýrým konusuna deðinmesi ancak aradan geçen on yýla
yakýn bi süre içinde bu konudaBirleþmiþ Milletlerde bir karar alýnmamýþ olmasýný kastetmesi
mümkündür.
[43] Arminfo, 31.10.2007 Incumbent President of Armenia About Ex-President
[44] Largir, 21 Aralýk 2007, Two People Hold 17 Percent of the GDP of Armenia
[45] RFE/RL, 12 Aralýk 2008. Armenian Presidential Hopefuls Declare Assets
[46] RFE/RL, 16 Kasým 2007
[47] ArmInfo, 26 Ocak 2008. Robert Kocharyan: One of the few Levon Ter-Petrosyan’s true decisions
was to appoint me Armenian Prime Minister
[48] Armradio.arm, 6 Aralýk 2007. AMM is Ready to Forget the genocide and Turn Armenia into
Turkey’s appendage
[49] Arminfo 12 Aralýk 2008. Levon Ter Petyrosyan: We Must Not Base on A Third Party in Armenian
Turkish Relations ve Radio Liberty, 10 Aralýk 2007, Emil Danielian. Ter Petrosian Reaffirms
Conciliatory Line On Turkey
[50] RFE/RL 7 Ocak 2008. Ter-Ter-Petrosyan Unveils Election Manifesto
[51] Transitions Online, 14 Ocak 2008. Presidential Ambitions
[52] RFE/RL, 30 Ocak, 2008. Emil Danielyan. OSCE Deplores `Excessive' TV Coverage Of Sarkisian
[53] Ayný kaynak
[54] Arminfo, 11 Þubat 2008. Constitutional Court Starts Considering Presidential Candidate Levon
Ter-Petrosian’s Application
[55] Diðer beþ adayýn oy oranlarý þöyledir: Vazgen Manukyan- % 1,2% ; Tigran Karapetyan
% 0,6% ; Artaþes Gegemyan % 0,4 ; Arman Melikyan % 0,2 ve Aram Harutiunyan % 0,2
[56] Armenews, 21 Þubat 2008. Résultats finaux des élections présidentielles en Arménie
[57] RFE/RL, 20 Þubat 2008. Emil Danielyan. Armenian Vote “Largely Democratic”
[58] Armradio, 23 Þubat 2008, US Department of State Congratulates the Armenian People on
Holding Active and Competitive Elections
[59] Arminfo, 24 Þubat 2008. Levon Ter-Petrosyan gives his version of results of past presidential
election in Armenia,
[60] Intedrfax News Agency, Russia. 29 Þubat 2008. Armenian Presidential Candidate Ter-
Petrosian challenges election results in court
[61] RFE/RL, 8 Mart 2008. Armenian Court Rejects Ter-Petrosian Election Appeal
[62] Eurasia Daily Monitor, 26 Þubat 2008. Armenia in Turmoil after presidential election
praised by West
[63] RFE/RL Newsline. Vol.12, No.42, Part I, 3 Mart 2008. Defeated Armenian Presidential
Candidate Tells Supporters to go Home
[64] Ayný kaynak ve RFE/RL, 14 Nisan 2008. Death Toll in Armenia’s Post-election Melee Rises
to Ten
[65] RFE/Rl Newsline Vol.12, No.44, Part I, 5 Mart 2008. Armenian Parliament Gives Green Light
for Deputies’ Arrest
[66] Le Monde, 1 Mart 2008, L’Etat d’urgence en Arménie contre les manifestants de l’opposition
[67] Panorama.am, 2 Mart 2008. Extraordinary Circumstances in Armenia
[68] RFE/RL Newsline. Vol.12, No.42, Part I, 3 Mart 2008. OSCE, Council of Europe, USA condemn
Armenian violence
[69] Medimax, 13 Mart 2008. U.S. Secretary of State stated that the realization of MCA Program in
Armenia may suffer from the State of Emergency
[70] PanArmenian.Net. EU adopts resolution calling on RA authorities to lift emercency rule
[71] Armenews, 19 Mart 2008. Le parlement arménien adopte une loi visant à restreindre
les manifestations
[72] RFE/RL NewslýnE Vol. 12, No. 56, Part I, 25 March 2008. Armenýan Opposýtýon Resumes Protests
After State Of Emergency
[73] RFE/RL, 31, March 2008. Council Of Europe Concerned About Armenian Crackdown
[74] Press Release, Council of Europe Press Division, 22 Nisan 2008
[75] Voice of America News, 9 Nisan 2008. Armenia Inaugurates New President
[76] Armradio.am.21 Mart 2008, Four Parliamentary Forces Sign a Coali,tion Agreement
[77] RFE/RL, 14 Mart 2008. Sarkisian Rules Out Job Swap With Kocharian
[78] RFE/RL NEWSLINE Vol. 12, No. 68, Part I, 10 April 2008. New Armenýan Premýer Appoýnted
[79] ITAR-Tass, 22 Nisan 2008, Elected on February 19 President Sarkisyan Forms New Government
Of Armenia; Armenews, 23 Nisan 2008 . Le Nouveau Gouvernement de la République d’Arménie
[80] Ayný kaynak
[81] RFE/RL, 30 Nisan 2008. New Armenian Cabinet Wins Vote of Confidence
|