AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

OSMANLI DEVLETÝ’NDE KATOLÝK ERMENÝLER SÝVASLI MÝHÝTAR VE MÝHÝTARÝSTLER (1676-1749)

Yýldýz DEVECÝ BOZKUÞ*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, 29, 2008

 

Yazar: Yrd. Doç. Dr. Gürsoy ÞAHÝN
Ýstanbul, IQ Kültür Sanat Yayýncýlýk, 2008, 272 Sayfa.


Yrd. Doç. Dr. Gürsoy Þahin tarafýndan hazýrlanan “Osmanlý Devleti’nde Katolik Ermeniler, Sivaslý Mihitar ve Mihitaristler (1676-1749)” adlý kitap altý bölümden oluþmaktadýr. Selçuklu ve Osmanlý döneminde Türk-Ermeni iliþkileriyle ilgili genel bir deðerlendirmenin yapýldýðý ilk bölümde, Türklerle Ermenilerin ilk karþýlaþtýklarý dönem üzerinde durulmaktadýr.  

Anadolu’da Bizans yönetiminin baskýsý altýnda yaþayan Ermenilerin dini ve siyasi faaliyetlerini gerçekleþtirmek konusunda ciddi baskýlara maruz kaldýklarý, bölgeye Türklerin gelmesiyle aradýklarý hoþgörü ortamýna kavuþtuklarý bu nedenle Ermenilerin Anadolu’nun fethi sýrasýnda Türk idaresini Bizans’a tercih ettiði ve Türkleri bir kurtarýcý olarak karþýladýklarý, dolayýsýyla önceleri Selçuklu daha sonra ise Osmanlý yönetimi altýnda refah ve güven içinde yaþadýklarý belirtiliyor.

Selçuklu dönemi Türk-Ermeni iliþkilerinin büyük oranda karþýlýklý bir sadakat çerçevesinde geliþtiði üzerinde duran yazar, Ortaçað dönemi boyunca Roma ve Bizans yönetiminin misyonerler aracýlýðýyla baþta Ermeniler olmak üzere Nasturi, Süryani, Keldani ve bazý diðer etnik gruplarý kendi dini öðretilerine inandýrmaya çalýþtýklarýný ve bazý misyonerlerin ikna edemedikleri etnik gruplarý zaman zaman þiddete baþvurarak din deðiþtirmeye zorladýklarýný belirtiyor.

Osmanlý dönemi Türk-Ermeni iliþkilerinin de deðerlendirildiði eserde, Fatih Sultan Mehmet döneminde Ermenilere tanýnan idari ve dini imtiyazlar, Ermenilerin bu dönemde ilk kez ayrý bir cemaat olarak kabul edilmeleri ve yine ayný dönemde ilk kez Süryani, Habeþ ve Kýpti kiliselerinin de Ermeni patrikliðine baðlý olarak faaliyet gösterdikleri belirtiliyor. Ermeniler dýþýndaki bazý etnik gruplarýn devletle olan iliþkilerinin de bu dönemde Ermeni patrikliði tarafýndan yürütülüyor olmasýný Ermeni patrikhanesine tanýnan bir tür ayrýcalýk statüsü olarak deðerlendirmek mümkündür. 

Kitapta deðinilen bir diðer husus da Fatih’in Ýstanbul’daki ticareti arttýrmak için Anadolu’nun çeþitli yerlerinde yaþayan Ermenileri Ýstanbul’a getirdiði ve böylelikle Anadolu’nun yaný sýra Ýran, Gürcistan ve Kýrým gibi bazý yerlerde yaþayan Ermenilerin Ýstanbul’a getirilmesi ile buradaki Ermeni nüfusunun artýrýlmýþ olduðudur. Ýlerleyen dönemlerde Ýstanbul’daki Ermeni nüfusunun Yavuz Sultan Selim döneminde de benzer þekilde Güney Kafkasya ve Doðu Anadolu’nun fethiyle birlikte arttýðý vurgulanmýþtýr.

Osmanlý Devleti’nde Katolik misyonerlerle Ermeniler arasýndaki iliþkilerin de deðerlendirildiði kitapta bölgeye ilk gelen Katolik Fransiskenlerinin St. François manastýrýný ve kilisesini kurarak faaliyetlerine baþladýklarý,  bu misyonerlerin daha çok Hýristiyanlýðý yaymak ve Ýstanbul’daki azýnlýklarýn eðitim faaliyetleriyle ilgilenmek gibi görevler yüklendikleri belirtiliyor. Buradaki Misyonerlerin faaliyetleriyle ilgili olarak dikkat çeken önemli hususlardan biri söz konusu misyonerlerin Osmanlý Devleti’nin tersane, kadýrga veya üst düzey görevlilerin evlerinde çalýþan Hýristiyan esirlerin dinlerine sadýk kalmalarýný saðlamaya yönelik çalýþmalarýnýn olduðudur.

Kitapta genel olarak Fransa’dan gelen misyonerlerin yaný sýra Ýngiltere, Ýsveç, Ýtalya ve Almanya’dan da gelen misyonerlerin gayrimüslimler arasýnda Katolikliði yaymaya çalýþmalarý deðerlendirilmektedir. Bu baðlamda Osmanlý’nýn Fransa ile olan iliþkilerinin geliþmesi ve Kanuni Sultan Süleyman’ýn Fransa’ya bazý kapitülasyonlar tanýmasý ile Fransa’nýn himayesindeki Katolik misyonerlerin faaliyetlerinin yoðunluk kazandýðýnýn altý çiziliyor.

Osmanlý yönetiminin Katolik Ermenileri ilk kez 1758 yýlýnda resmen ayrý bir cemaat olarak tanýdýðýný ve bu tarihten itibaren Ermenilerin kendi ruhani ve dünyevi vekilleri tarafýndan yönetilmeye baþlandýðý, 18. yüzyýlýn sonlarýna doðru ise Katolik Ermenilerin Gregoryen Ermeniler tarafýndan baský altýna alýndýklarý da hususlarýna da deðiniliyor.

1780-1781 yýllarýnda özellikle Ýstanbul Ermenileri arasýnda Katolikliðe geçiþ konusunda ciddi bir artýþýn yaþandýðý ancak bu mezhepler arasý geçiþin daha ziyade bazý iþ gücü Ermenilerin maddi beklentiler nedeniyle bu tür faaliyetlerde bulunduklarý belirtiliyor.

Kitapta deðinilen bir diðer hususta Osmanlý toplumunda diðer etnik gruplara oranla Katolikliðe en çok geçiþin Ermeniler arasýnda  görüldüðü ve Gregoryen Ermenilerle Katolik Ermeniler arasýnda bazý mezhep kavgalarýnýn yaþandýðý konusu olmuþtur. Zamanla bu kavgalarýn farklý Ermeni mezhepleri arasýndaki uçurumu iyice derinleþtirdiði ve iki mezhebin giderek birbirinden nefret eder hale geldiðini belirtmektedir. 

Büyük devletlerin Osmanlý Devleti’nin Katolik Ermenilerle iliþkilerini bahane ederek zaman zaman Osmanlý Devleti’nin iç iþlerine bazý müdahalelerde bulunduðu, bu müdahalelerin daha çok Fransa, Avusturya, Ýspanya gibi ülkeler tarafýndan gerçekleþtirildiði ve Haçlý Seferleri sýrasýnda Ermenilerin Türklere ve Bizanslýlara karþý Haçlýlarla iþbirliði yaptýklarý konularý üzerinde de durulduðu görülmektedir. Söz konusu iþbirliðinin neticesinde Haçlý Ermeni iliþkilerinin bazý yarý baðýmsýz siyasi birimlerin ortaya çýkmasýna katkýda bulunduðu, Haçlý Seferlerinin en önemli sonucunun ise Ermenilerin milli mezhebi olarak bilinen Gregoryenlik dýþýnda Katoliklik mezhebinin de Ermeniler arasýnda yaygýnlýk kazanmasýný saðladýðýna iþaret edilmektedir.

Kitapta deðinilen önemli hususlardan bir diðeri de Batýlý devletlerin ve Katolik misyonerlerin çalýþmalarýnýn neticesinde Sivaslý Mihitar Ermeni rahibin Katolikliðe geçmiþ olduðudur. Sivaslý Mihitar ve Mihitaristlerin bazý fikir ve faaliyetlerinin Ermeni milliyetçiliðinin ortaya çýkmasýndaki etkilerinin de incelendiði kitapta, Sivaslý Mihitarýn çalýþmalarýnýn ve kendisinin yetiþtirdiði öðrencilerin Ermeni ayrýlýkçý faaliyetlerindeki rolleri  üzerinde de duruluyor.

Sivaslý Mihitar ve yetiþtirdiði öðrencilerinin zamanla Gregoryen Ermenilerin baskýsý sonucu önce Modon ve ardýndan Venedik’teki St. Lazar adasýna yerleþtiði, buralarda   eðitim öðretim faaliyetlerini yürüten Mihitar Ermenilerin Ermeni tarihi, coðrafyasý, edebiyatý, sosyolojisi vb. konularýnda araþtýrmalar yaptýklarý ve  1991 yýlýnda buradaki akademilerinin kapanmasýnýn ardýndan ise Mihitarist öðrencilerin Mihitaryan birliði adý altýnda bir cemaat kurarak çalýþmalarýnýn bu birlik adý altýnda yürütmeye çalýþtýklarý belirtiliyor.

Ermeni Mihitar ve öðrencilerinin Venedik’teki St. Lazar adasýnda kurduklarý Ermeni akademisinde Ermenilerin Batý kültürünü yakýndan tanýma imkâný elde etmeleri ile Batý siyasetiyle yakýndan tanýþma imkaný elde eden Mihitaristlerin burada Avrupa’daki bir çok klasik eseri Ermeniceye çevirerek Batý medeniyetinin Ermeniler arasýnda tanýtýlmasýnda aktif rol aldýklarý belirtiliyor. St.  Lazar adasýnda Ermenilerin Batý kültürüne aþina olmanýn yaný sýra Batýya Ermenilerin kabul ettirilmesinde de önemli rol oynadýklarý vurgulanarak, Sivaslý Mihitar’ýn milliyetçi fikirlerinin kendisinden sonra yetiþtirdiði öðrenciler tarafýndan devam ettirildiði, bu çalýþmalarýn ise Ermenilerin siyasallaþmasýnda katkýda bulunduklarý belirtiliyor.

Mihitarlarýn yaptýðý bazý çalýþmalarýnýn ileride Osmanlý aleyhinde gerçekleþtirilen bazý faaliyetlere zemin hazýrladýðý ve Mihitaristlerin tehcirden önce özellikle Katolik Ermenilerin Amerika’ya göç etmesinde önemli rol oynadýklarýnýn da belirtildiði kitabýn beklide  en ilginç bölümü Katolik Ermenilerin tehcir süreci içerisinde genel olarak, Ruslarla yada Ermeni terör örgütleri yada Ermeni siyasi partileriyle herhangi bir iþbirliði yapmadýklarý gerekçesiyle tehcirin ilk yýllarýnda Katolik Ermenilerin tehcire tabi tutulmadýðý fakat zamanla bazý siyasi ve terör olaylarýna karýþmalarýnýn neticesinde bu mezhep üyelerinin de tehcir kapsamýna alýndýklarý hususudur.  

Sonuç olarak bu kitap Haçlý Seferlerinden baþlamak üzere Ermenilerin Katolikliðe geçiþ nedenleri ve Gregoryen, Protestan ve Katolik Ermeni toplumlarý arasýndaki mezhep kavgalarý, Osmanlý Devleti’nin Katolik Ermenilere yönelik politikalarý ve Sivaslý Mihitar ve Mihitaristlerin siyasi ve kültürel çalýþmalarýna yönelik önemli bilgiler içerdiðini söylemek mümkündür. Eseri ayrýca Türkiye’de Ermeni toplumunun tarihsel ve dini boyutuyla ilgili ortaçaðda yaþanan geliþmeleri ve bu geliþmelerin tehcir ve Ermeni sorununa etkileri boyutlarýnýn çok fazla incelenmediði bu alandaki önemli bir boþluðu gidermesi açýsýndan da konuyla ilgili araþtýrmacýlarýn ilgisini çekecek bir kaynak niteliði taþýmasý bakýmýndan da dikkat çekici bir çalýþma olarak deðerlendirmek mümkündür.


 

 ----------------------
* ERAREN Uzmaný - ydeveci@iksaren.org
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, 29, 2008
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.