Öz: Bu makale, Haziran-Eylül 2008 döneminde Türkiye-Ermenistan iliþkilerindeki geliþmeleri, bu arada özellikle Cumhurbaþkaný Abdullah Gül’ün Ermenistan’ý ziyareti, Amerikan Baþkanlýk Seçimi baðlamýnda Ermeni Sorununu, Ermenistan’a Amerikan Büyükelçisinin atanmasýný, bazý ülkelerdeki Ermeni soykýrým iddialarýyla ilgili faaliyetleri, Washington’da kurulmak istenen Ermeni Soykýrým Müzesini ve Karabað sorununda son yýllarda görülen geliþmeleri incelemektedir.
Anahtar Kelimeler: Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Abdullah Gül, Serge Sarkisyan, Ermeni soykýrým iddialarý, Amerikan Baþkanlýk seçimi, Ermeni Soykýrým Müzesi, Karabað Sorunu.
Abstract: This article study Turkey-Armenia relations during the June-September 2008 and especially President Gül’s visit to Yerevan; Armenian Question and US Presidential Election, nomination of an American ambassador to Armenia, Armenian genocide allegations in some countries, Armenian Genocide Museum in Washington and last years developments on the Karabakh question.
Key Words: Turkey, Armenia, Azerbaijan, A. Gül, S. Sarkisian, American Presidential Election, Armenian Genocide Allegations, Washington’s Armenian Genocide Museum and Karabakh Question.
I - TÜRKÝYE - ERMENÝSTAN ÝLÝÞKÝLERÝ
Dergimizin bir önceki sayýsýnda Cumhurbaþkaný Gül’ün Ermenistan Devlet Baþkaný Serj Sarkisyan’a, Baþbakan Erdoðan’ýn Ermenistan Baþbakaný Tigran Sarkisyan’a ve Dýþiþleri Bakaný Babacan’ýn Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Edvard Nalbatyan’a birer tebrik mesajý gönderdiklerini ve iki ülke arasýndaki sorunlara çözüm bulunmasý çaðrýsýnda bulunduklarýný belirtmiþtik[1]. 24 Nisan münasebetiyle Erivan’da yapýlan gösterilerde Türk Bayraðýnýn yakýlmasý ve Serj Sarkisyan’ýn bu konudaki mesajýnda malum soykýrým iddialarýnda bulunmasý bir süre gerginliðe neden olmuþsa da[2] Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Nalbatyan’ýn Türkiye yetkililerin tebrik mesajlarýnýn gayet olumlu bulduklarýn, kendilerinin de bunlara olumlu cevaplar verdiklerini, samimi ve açýk bir þekilde tüm önemli konularý tartýþmaya hazýr olduklarýný belirtmesi[3] iki ülke arasýnda yeni bir dönem baþlamasý beklentilerinin devam ettiði göstermiþtir.
Ermenistan Cumhuriyeti kurulduðundan bu yana iki ülke üst düzey diplomatlarýnýn ve dýþiþleri bakanlarýnýn birçok kez bir araya geldikleri düþünüldüðünde taraflar arasýnda temas eksikliðinden bahsetmek mümkün deðildir. Eksik olan, mevcut sýnýrlarýn tanýnmasý, soykýrým iddialarýnýn siyasi alanda kullanýlmasýndan vazgeçilmesi ve Karabað sorununun çözümlenmesi olarak özetlenebilecek olan mevcut sorunlarýn hangi ilkeler esas alýnarak çözümlenebileceði konusunda mutabakat olmamasýdýr.
Bu arada ABD Dýþiþleri Bakanlýðýnýn üst düzey yetkililerinin iki ülke arasýndaki sorunlarýn çözümü için bazý ilke veya formüller ortaya atmaya baþladýklarý gözlemlenmiþtir. Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Daniel Fried Temsilciler Meclisinde yaptýðý bir konuþmada, Türkiye’nin sýnýrýný açmasýný, “tarihinin karanlýk bir bölümüyle yüzleþmesini” ve Ermenistan’ýn da mevcut Türk sýnýrýný tanýmasýný ve Türkiye’nin topraklarý üzerinde talepte bulunmaktan vazgeçmesini önermiþtir[4]. Bir diðer Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý olan Matthew Bryza ise, Vaþington’da Yakýn Doðu Politikasý Enstitüsü’nde yaptýðý bir konuþmada bu formülü biraz daha deðiþik bir þekilde dile getirerek iki ülkenin iliþkilerini normalleþtirmelerini ümit ettiklerini belirttikten sonra bu konuda Türkiye’nin Ermenistan’la diplomatik iliþki kurmasýný ve sýnýrýný açmasýný, Ermenistan’ýn ise Türkiye ile olan sýnýrýný tanýmasý gerektiðini söylemiþ ve bu önlemlerin ortak trajik geçmiþin içten bir tartýþmasýna neden olmasýný umduklarýný ifade etmiþtir. Amerikan Dýþiþleri yetkililerinin konuþmalarý üzerinde durmamýzýn nedeni çözüm formülleri hakkýndaki önerilerini kamuoyu önünde dile getirdiklerine göre bunlarý Türk ve Ermeni dýþiþlerine de iletmiþ olduklarýdýr. Diðer yandan Türk devlet adamlarýnýn Ermeni muhataplarýna tebrik mesajlarý göndermelerinin ve bunlara olumlu cevaplar verilmesinin de ABD tarafýndan telkin edilmiþ olmasýný düþünmek yanlýþ deðildir.
Baþkan Serj Sarkisyan Moskova’da bulunduðu bir sýrada yaptýðý bir konuþmada, Türk-Ermeni iliþkilerinin geliþmesi için yeni adýmlar atacaðýný ve bu çerçevede Türkiye- Ermenistan arasýnda yapýlacak milli maça muhtemelen Türkiye Cumhurbaþkaný Abdullah Gül’ü de davet edeceðini, 21. asýrda sýnýrlarýn kapalý olmamasý gerektiðini, bölgesel iþbirliðinin istikrarýn saðlanmasý için iyi bir yol olduðunu, Türkiye’nin soykýrým’ýn tarihi yönlerini incelemek üzere bir uzmanlar komisyonu kurulmasýný önerdiðini, kendilerin herhangi bir incelemeye karþý olmadýklarýný, zira incelemenin gerçeklerden þüphe duymak anlamýna gelmediðini; ancak diplomatik iliþkilerin kurulmasýndan ve sýnýrlarýn açýlmasýndan sonra böyle bir komisyon kurulmasýnýn daha mantýki olacaðýný, aksi halde sorunun sürüp gideceðini söylemiþtir[5].
Sarkisyan’ýn formülü ABD Dýþiþleri yetkililerinin önerilerinden farklýdýr. Türkiye’nin Ermenistan’la diplomatik iliþki kurmasý ve sýnýrýný açmasý, Ermenistan’ýn bundan sonra bir tarihçiler ortak komisyonu kurulmasýna rýza göstermesi þeklindedir. Ancak Sarkisyan bu “gerçeklerden þüphe duymadýklarýný” ifade etmekle daha baþta söz konusu komisyonu iþlevsiz hale getirmiþtir; zira “soykýrým” bir gerçekse komisyon neyi görüþecektir? Diðer yandan Sarkisyan Türkiye’nin sýnýrlarýnýn tanýnmasýndan hiç bahsetmemiþtir.
Sarkisyan’ýn bu ihtiyatlý sözleri dahi Ermenistan’da itirazlara neden olmuþtur. Taþnaklar komisyon fikrine kesinlikle karþý çýkarak böyle bir komisyon kurulmasýnýn Ermenistan’ýn soykýrým gerçeðini sorguladýðý anlamýna geleceðini, böylelikle Türkiye’nin “soykýrým” konusunun çözümlenmesini geciktireceðini ileri sürmüþler[6] ve bu öneriye karþý olduklarýný belirtmiþlerdir. Eski Devlet Baþkaný Levon Ter-Petrosyan yanlýsý olan Halk Hareketi ise soykýrým gerçeðini sorguladýðý için Sarkisyan’ýn sözlerini kýnamýþtýr[7].
Bu arada Dýþiþleri Bakaný Edvard Nalbantyan, Ermenistan söz konusu Komisyonu kabul etse de Ermeni “soykýrýmýnýn” uluslararasýnda tanýnmasý faaliyetlerine devam edeceðini ifade etmekle[8] Sarkisyan’ýn önerisini tamamen anlamsýz hale getirmiþtir. Zira bu durumda Ermenistan, Türkiye’nin sýnýrlarýný (toprak bütünlüðünü) tanýmadan Türkiye ile diplomatik iliþki kuracak, sýnýr açýlacak ve daha sonra bir tarihçiler komisyonu kurulacaktýr. Bu arada Ermenistan soykýrým propagandasý yapmaya ve bazý ülkelerin soykýrým iddialarýný tanýyan kararlar almasý için çalýþmaya devam edecektir.
Sarkisyan yapmýþ olduðu daveti haklý çýkarabilmek amacýyla, Ermeni politikacýlarýn bu güne kadar denemedikleri bir usule baþvurarak Amerikan Wall Street Journal’da bir makale yayýmlamýþtýr[9]. Sarkisyan Türkiye sýnýrýn kapalý olmasýndan ve Baku-Tiflis-Ceyhan boru hattýnýn ve Baku-Tiflis-Kars demiryolu hattýnýn Ermenistan’ý “by-pass” etmesinden þikayet ettikten sonra, bu çýkmaza bir son vermek gerektiðini bu amaçla Ermenistan Cumhurbaþkaný olarak, iliþkilerin normalleþmesi ve sýnýrýn açýlmasý için, Türk Hükümeti ve halkýyla ile yeni bir baþlangýç, diyalog için yeni bir aþama önermek istediðini ifade etmiþ ve normal iliþkiler kurulmasýnýn Türkiye ve Ermenistan’ý ilgilendiren karmaþýk sorunlarýn kapsamlý bir þekilde tartýþýlmasý için bir komisyon kurulmasýna olanak saðlayacaðýný belirtmiþtir. Sarkisyan ayrýca, Cumhurbaþkaný Gül’ü Türkiye-Ermenistan milli maçýna davet ettiðini, bunun iki ülke iliþkilerinde simgesel bir yeni baþlangýç olduðunu, iki ülke arasýndaki farklar ne olursa olsun, kapalý sýnýra raðmen iki halkýn paylaþtýðý kültürel, insani ve spor temaslarý mevcut bulunduðu, Ermenistan ve Türkiye’nin devamlý rakip olmamasý gerektiðini, Türkiye ve Ermenistan için daha müreffeh ve yararlý bir geleceðin ve Doðu-Batý koridoru ile Hazar bölgesinin Avrupa ve dünyaya açýlmasýnýn gerçekleþtirilmesi gereken amaçlar olduðunu ifade etmiþtir.
Bu makalenin özü, Sarkisyan’ýn iliþkilerin normalleþtirilmesi ve sýnýrýn açýlmasý amacýyla Türkiye’ye yeni bir diyalog önermesidir. Ancak resmi temaslar öteden beri mevcut olduðundan bu yeni önerisinin bilinenin dýþýnda neler içerdiði belli deðildir. Sadece “tüm karmaþýk sorunlarýn kapsamlý bir þekilde tartýþýlmasý için” bir komisyon kurulmasý söz konusudur ki esasen bu gibi sorunlarýn komisyon, komite, çalýþma grubu vb organlarda ele alýnmasý usuldendir. Bu dikkate alýndýðýnda Sarkisyan’ýn makalesinin Ermenistan’ýn iyi niyetini Batý kamuoyuna duyurmaktan baþka bir iþlevi olmadýðý düþünülebilir. Ancak daha yakýndan bakýldýðýnda Sarkisyan’ýn 21 Haziran’da Moskova’da yaptýðý konuþmayý bir noktada deðiþtirdiði görülmektedir. O da bu makalede tarihçiler ortak komisyonundan hiç bahsetmemesidir. Bu komisyon yerine tüm sorunlar için tek komisyon önerilmektedir. Bilindiði üzere Baþbakan Erdoðan’ýn tarihçiler ortak komisyonu önerisine karþýlýk Baþkan Koçaryan da tüm sorunlarý ele almak üzere tek komisyon fikrini ortaya atmýþtý. Bu kez Baþkan Sarkisyan, her halde tarihçiler ortak komisyonuna gösterilen tepkileri dikkate alarak, tek komisyon fikrini benimsemiþtir.
Diðer yandan Ermenistan’ýn tutumunda bir deðiþiklik olmadýðý Dýþiþleri Bakaný Edvard Nalbantyan’ýn bir basýn toplantýsýnda önkoþulsuz olarak Türkiye ile iliþkileri normalleþtirmek istedikleri, Baþkan Sarkisyan’ýn Cumhurbaþkaný Gül’e yaptýðý davetin bir iyi niyet jesti olduðu ve asla soykýrým olayýnýn sorgulanmasý anlamýna gelmediðini, Türkiye’nin sýnýrlarýnýn tanýnmasý ve Karabað sorunu için de taviz vermeyeceklerini söylemesinden de belli olmuþtur [10].
Türkiye-Ermenistan Milli Maçýna Türkiye Cumhurbaþkanýnýn davetine gelince buna Taþnaklar kesinlikle karþý çýkmýþ ve bu ziyaret gerçekleþtiði takdirde aleyhte gösteri yapacaklarýný söylemiþlerdir[11]. Bu tutumlarý muhalefetteki Cumhuriyetçi Partinin tepkisini çekmiþ ve bu parti ileri gelenlerinden Suren Surenyants, Türkiye Cumhurbaþkanýn Erivan’a geliþi Taþnaklar için bu kadar önemliyse, hükümetten çekilmeleri ve daha sonra Devlet Baþkanýný eleþtirmeleri gerektiðini ifade etmiþtir[12]. Diðer yandan eski Devlet Baþkaný Robert Koçaryan görevde olsaydý kendisinin Türkiye Cumhurbaþkanýný futbol maçýna davet etmeyeceðini söylemiþtir[13]. Maçtan önceki günlerde bazý Türk televizyonlarýnýn Erivan’da yaptýðý mülakatlar kiþilerin hemen hepsinin Türkiye Cumhurbaþkaný Erivan’a geliþini desteklediklerini göstermiþtir. Bu arada, Ermenistan Baþbakaný Tigran Sarkisyan “Türkiye karþýtý bir anlayýþtan ziyade Ermenistan yanlýsý bir anlayýþ geliþtirmeliyiz” sözleriyle[14], dolaylý bir þekilde Taþnak ve diðer Türkiye karþýtlarýný eleþtirmiþtir.
Türkiye’ye gelince Cumhurbaþkaný Gül’ün Ani’ye yaptýðý ziyaret Ermenistan’a karþý ilgi gösterdiði þeklinde yorumlanmýþtýr. Gül, Baku-Tiflis-Kars Demiryolu’nun Aliev ve Sakaþvili’nin de katýldýðý temel atma töreninde yaptýðý konuþmada “Bu proje, Kafkasya’daki bütün ülkelere de açýktýr. Bölgenin istikrarýna, bölgenin barýþýna katký saðlayan, iyi komþuluk iliþkileri içinde olma arzusunu gösteren herkese açýktýr”[15] demiþ ve bu konuda bir Ermeni gazetesinin sorusuna cevaben sözlerine açýklýk getirerek “ Eðer ülkeler bu projelere katýlmak istiyorlarsa diðer ülkelerin toprak bütünlüðünü tanýmalý” ifadesini kullanmýþtýr[16].
Gül’ün Ermenistan ziyaretinin gerçekleþme olasýlýðý belirince, bölgede aktif bir politika izlemek isteyen Ýran’ýn Dýþiþleri bakaný Manuþehr Mottaki, bir vesileyle görüþtüðü Ermenistan Dýþiþleri bakaný Nalbantyan’a Türkiye-Ermenistan uzlaþmasý için arabuluculuk önerisinde bulunmuþ, , ancak Türk Dýþiþleri Sözcüsü, bu konuda teþekkürlerini belirtmekle beraber, Ermeni yetkililerle doðrudan görüþtüklerini belirtmek suretiyle arabuluculuða ihtiyaç olmadýðýný ifade etmiþtir[17].
Cumhurbaþkaný Gül’ün milli maç için Ermenistan’a gitme hususundaki kati bir karar almadan önce iki tarafta da birbirlerine karþý iyi niyet jestleri yaptýklarý gözlemlenmiþtir. Bu çerçevede Ermenistan milli maça izlemeye gidecek Türk seyircilerden vize alýnmayacaðý açýklanmýþ[18], Türkiye ise Güney Osetya’daki çarpýþmalar nedeniyle Gürcistan’ý terk ederek Ermenistan’a gelen yolcularýn bu ülkeden uçakla ayrýlmalarýný kolaylaþtýrmak üzere Ermenistan’a uyguladýðý uçuþ kotalarýný arttýrmýþtýr[19] . Diðer yandan karþýlýklý iyi niyet beyanlarý da devam etmiþtir. Abdullah Gül’ün Nevþehir’de, Osetya’daki çatýþmalardan sonra Türkiye’nin ortaya attýðý Kafkasya Ýstikrar ve Ýþbirliði Platformu önerisiyle ilgili olarak Türkiye’nin bu bölgede kimsenin düþmaný olmadýðýna iliþkin sözleri[20] Sarkisyan tarafýndan memnuniyetle karþýlanmýþ ve adý geçen bu beyanatýn, taraflarýn iliþkileri için somut adýmlar atýlmasý sonucunu vereceðine inandýðýný söylemiþ ve ayrýca devamlý olarak hasým durumunda olmanýn anlam ve gereði olmadýðýný ifade etmiþtir[21].
Bu iyi niyet jest ve ifadeleri yanýnda Ermenistan’ýn mevcut sorunlar karþýsýndaki tutumunda belirgin bir deðiþiklik olmadýðý Serj Sarkisyan’ýn Radikal Gazetesi yazarý Murat Yetkin’e vermiþ olduðu uzun bir mülakattan da [22] anlaþýlmýþtýr.
Sarkisyan bu mülakatýnda, Türkiye’nin sýnýrlarýnýn tanýnmasý (veya toprak bütünlüðünün tanýnmasý) konusunda hiçbir Ermenistan yetkilisinin Türkiye’den toprak talebinde bulunmadýðýný, Ermenistan’ýn uluslararasý yükümlülüklerine saygýlý olduðunu söylemiþ ve böylece adýný vermeden, iki ülke arasýnda sýnýrý saptayan 1921 Kars antlaþmasýnýn yürürlükte olduðunu imâ etmiþtir. Bu husus, pek sýk olmamakla beraber, daha önce Ermeni devlet adamlarý tarafýndan da ifade edilmiþti. Ancak sorun bu ifadelerin resmiyet kazanmasý, diðer bir deyimle bunlarýn, mesela bir protokol veya nota deðiþimi gibi usullerle kâðýda dökülmesidir. Türkiye’nin yýllardan beri bu konudaki taleplerine raðmen Ermenistan’ýn yazýlý bir teyitte bulunmayý kabul etmemesi, þifahi ifadelerinin samimiyeti hakkýnda daima þüphe uyandýrmýþtýr. Nitekim birkaç yýl önce eski Devlet Baþkaný Koçaryan Batý Ermenistan (Doðu Anadolu) topraklarý hakkýnda ýsrarlý sorulara muhatap olunca günümüz Ermenistan’ýn bu topraklarý alacak gücü bulunmadýðý ve bu konuyla gelecek Ermenistan hükümetlerinin uðraþmasý gerektiðini söylemiþti. Buna dayanýlarak Ermenistan’ýn toprak talebinden vazgeçmeyip, ertelediði ve bu nedenle de bir belge imzalamaktan kaçýndýðý sonucuna varýlmaktadýr.
Sarkisyan anýlan mülakatýnda, soykýrým iddialarý konusunda, dünyada soykýrým olmadýðýna inanan tek bir Ermeni bulunmadýðýný söylemekle yetinmiþtir. Ancak sorun kimin neye inandýðý deðil, soykýrým iddialarýný üçüncü ülke parlamento ve diðer meclislerine kabul ettirmek için Diaspora gibi Ermenistan’ýn da, diplomatik temsilcilileri kanalýyla Türkiye aleyhinde bir kampanya yürütmesidir. Bu tür davranýþlarý, kurulduðu takdirde, normal diplomatik iliþkilerle baðdaþtýrmak mümkün deðildir; en azýndan çok zordur. Bu arada, yukarýda deðindiðimiz gibi, Sarkisyan’ýn kýsa süre önce olumlu baktýðý tarihçiler ortak komisyon önerisine bu mülakatýnda yer vermemiþ olmasý ve önce diplomatik iliþkiler tesis edilmesini, ardýndan hükümetler arasý bir komisyon kurulmasýný, bu komisyonun da alt komisyonlarýnýn olmasýný ve sorunlara buralarda çözüm bulunmasýný düþündükleri yönündeki fikileri Koçaryan döneminin önerilerini benimsediðini göstermektedir.
Karabað konusunda ise Sarkisyan bu soruna kýsa sürede çözüm bulunacaðýný söylemekle Azerbaycan baþkanlýk seçimlerini beklemek gerektiðini ima etmiþtir. Oysa baþta Ýlham Aliev olmak üzere Azeri yetkililerinin bu konudaki beyanlarý hiç de iyimser deðildir ve taraflar arasýnda Karabað’ýn statüsü hakkýndaki anlaþmazlýðýn devam etmekte olduðunu göstermektedir.
Murat Yetkin bir gün sonra Cumhurbaþkaný Gül’le de kýsa bir söyleþi yapmýþtýr[23]. Cumhurbaþkaný, Sarkisyan ile yapýlan mülakatý dikkatli bir þekilde okuduðunu ve önemli bulduðunu söylemiþ, Ermenistan’la diplomatik iliþki kurulmasý ve sýnýrýn açýlmasý yönünde bir geliþme beklenebilir mi sorusuna ise son dönemde bölgenin barýþý için yapýlan çabalarý samimiyetle desteklediðini, fýrsatlarýn deðerlendirilmesinin önemli olduðunu düþündüðünü, Türkiye’nin bütün komþularýyla problemlerini çözmek istediðini, diyalog yoluyla çözüme çok önem verdiðini, bölgede problem çözen bir ülke durumunda olduðunu, Kafkaslarda, baþta Yukarý Karabað olmak üzere, donmuþ problemleri cesaretle çözmenin bu bölge insanýna büyük huzur ve refah getireceðine inandýðýný, Temmuz ayý baþýnda Astana’da bu þehrin kuruluþunun onuncu yýldönümü törenleri sýrasýnda karþýlaþtýðý Baþkan Sarkisyan’a bu bölgenin, hepimizin bölgesi olduðunu, hepimizin bu topraklarýn çocuklarý olduðumuzu söylediðini, bir gün bütün bölge ülkelerinin mevcut iþbirliði projelere katýlmasýný arzu ettiðini, kültür ve gelenekler olarak birbirine çok yakýn olan bölge insanýnýn, farklý etnik kökenlerden ve dinlerden olsalar da, güvenli bir ortam oluþtuðunda tahminlerin ötesinde bir istikrar ve refah düzeyini yakalayacaðýna inandýðýný söylemiþtir.
Cumhurbaþkanýnýn milli maçý izlemek için Ermenistan’a gideceði maç tarihinden iki gün önce açýklanmýþtýr. Bu gecikmenin baþlýca nedeni, bir Ermeni yazarýn bildirdiðinin aksine[24], Türkiye’deki tepkilerin önlenmesi deðil, ziyaret sýrasýnda ele alýnacak konular, güvenlik önlemleri ve olasý gösteriler hakkýnda son güne kadar Ermenistan’la yürütülen temaslar olmuþtur. Bu temaslarý yürüten Dýþiþleri Bakanlýðý Müsteþarý Ünal Çeviköz’ ün raporu deðerlendirildikten sonra ziyarete karar verilmiþtir. Bu arada Ermenistan’ýn bu ziyarete verdiði önemin bir göstergesi olarak Çeviköz’ün görüþmelerinin büyük kýsmýný bizzat Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Edvard Nalbantyan ile yaptýðýný ve protokol bakýmýndan gerekli olmamakla beraber, Baþkan Sarkisyan tarafýndan da kabul edildiðini belirtelim[25].
Ermenistan ziyaretinin açýklanmasýndan bir gün önce Cumhurbaþkaný, ABD Baþkaný George W. Bush ile bir telefon görüþmesi yaparak Gürcistan, Ýran ve Kýbrýs ile ilgili sorunlar yanýnda Ermenistan’a yapacaðý ziyaretini de görüþmüþtür [26].
Cumhurbaþkanýnýn Erivan ziyareti bir gün sürmüþtür. Gül Erivan’da önce Türk Milli Takýmý oyuncularý ve Teknik Direktörü ile görüþmüþ, sonra Baþkanlýk Saray’ýnda Sarkisyan ile bir araya gelmiþ, daha sonra milli maçý izleyerek Türkiye’ye dönmüþtür. Erivan’a hareketinden önce Esenboða Havalimanýnda yaptýðý açýklamada, maçýn iki ülke arasýnda ilk kez mili bir karþýlaþma olmanýn ötesinde önemli fýrsatlar sunacaðýný, bu ziyaret çerçevesinde Ermenistan Cumhurbaþkanýyla bölgedeki geliþmelerin deðerlendirileceðini, bu arada Türkiye’nin Kafkaslarda Ýstikrar ve Ýþbirliði Platformu ile inisiyatifinin ele alacaðýný, ayrýca Yukarý Karabað ihtilafý ve ikili iliþkilerin de gündeme geleceðini söylemiþtir[27].
Sarkisyan Gül’e büyük itibar göstererek ilk karþýlaþtýklarýnda “Davetimizi kabul ettiniz. Elimizi havada býrakmadýnýz. Bizi mutlu ettiniz. Size tüm Ermeni halký adýna teþekkür ediyorum” demiþtir[28]. Buna karþýlýk havaalanýndan þehre gelinceye kadar yer yer Gül ve beraberindeki heyet aleyhine Taþnaklar tarafýndan gösteriler yapýlmýþ, pankartlar açýlmýþ ve maç sýrasýnda da bazý kiþiler Türk milli maçýný yuhalamýþtýr. Ancak aleyhteki bu gösteriler sýnýrlý kalmýþ ve Gül ve beraberindekiler için ciddi bir rahatsýzlýk yaratmamýþtýr. Bu arada Ermeni güvenlik güçlerinin olaðan üstüönlemler aldýklarý görülmüþtür. Gül ve Sarkisyan maçý kurþun geçirmez bir cam arkasýndan izlemiþlerdir[29].
Cumhurbaþkaný Türkiye’ye döndükten sonra havaalanýnda yaptýðý açýklamada, özetle, ziyareti çok olumlu duygu ve düþüncelerle tamamlamýþ olduðunu, ziyaret sýrasýnda Ermenistan Baþkaný ile ikili iliþkiler ve baþta Gürcistan’daki geliþmeler olmak üzere bölgesel konular üzerinde yapýcý ve samimi bir görüþme yaptýðýný, Ermenistan’ýn Türkiye’nin Kafkasya Ýstikrar ve Ýþbirliði Platformu nisiyatifini kuvvetle desteklemesinin kendisini memnun ettiðini, diðer yandan bu görüþmede Türkiye-Ermenistan iliþkileri ve Yukarý Karabað ile Azerbaycan-Ermenistan iliþkilerinin de gündeme geldiðini, ikili iliþkilerin geliþmesinin önündeki engellerin karþýlýklý diyalog yoluyla ortadan kaldýrýlmasý hususunda görüþ birliði içinde olunduðunu, kýsaca ziyaretinin verimli geçtiðini, ileriye dönük olarak umut vaat ettiðini söylemiþtir[30].
Cumhurbaþkaný Türkiye’ye dönerken uçakta gazetecilerle yaptýðý sohbet sýrasýnda Sarkisyan ile yapýlan görüþmelerde “sözde soykýrýmý ne aðýzlarýna aldýlar ne de ima ettiler” diyerek bu konunun görüþülmediðini belirtmiþtir. Ayrýca kara sýnýrýnýn da gündeme gelmediðini söylemiþtir. Buna karþýn Karabað konusunu Sarkisyan’ýn açtýðýný ve bu konunun ayrýntýlý bir þekilde konuþulduðunu, bu ziyaretinin anýlan sorunun çözümüne katkýsý olabileceðini vurgulamýþtýr. Ayrýca ziyaretinin Kafkaslardaki psikolojik duvarý kýrdýðýna inandýðýný da eklemiþtir[31].
Bu ziyaretten bir hafta kadar sonra Serj Sarkisyan’ýn bir gazetecinin sorularýna verdiði cevaptan[32] Gül’ün kendisine, gerekirse Azerbaycan ve Ermenistan arasýndaki sorunun çözümü için yardým etmeye hazýr olduðunu söylediðini, bu öneriyi memnuniyetle kabul ettiðini, zira ancak anormal bir kiþinin bunu reddedebileceðini, buna karþýn yardým etmek ile arabuluculuk yapmak arasýnda fark olduðunu ve Minsk Grubu’nun sorunun çözümü faaliyetlerine katkýda bulunacak her adýmý olumlu olarak deðerlendirmesi gerektiðini söylemiþtir.
Cumhurbaþkaný Gül ziyaretinden sonra Serj Sarkisyan'a bir mektup göndererek kendisine ve beraberindeki heyete gösterilen konukseverlik için teþekkür etmiþ, ayrýca, söz konusu ziyaret sýrasýnda yapýlan görüþmelerin verimli geçtiðine inandýðýný ifadeyle Sarkisyan’ý milli takýmlar arasýnda 2009 yýlýnda Türkiye'de yapýlacak rövanþ maçýna davet etmiþtir [33].
Cumhurbaþkanýnýn Erivan’a gitmesi T.B.M.M.’deki en büyük muhalefet partileri olan CHP ve MHP tarafýndan eleþtirilmiþtir.
CHP Genel Baþkaný Deniz Baykal bu konudaki bir soruya cevaben, Ermenistan ile normal iliþki kurulamamasýnýn üç temel gerekçesi olduðunu, bunlardan birincisinin Türkiye’nin ulusal sýnýrlarýnýn, toprak bütünlüðünün Ermenistan tarafýndan kabul edilmemesi, ikincisinin Türkiye'ye karþý soykýrým iddiasýný Ermenistanýn bütün olanaklarýyla desteklemesi üçüncüsünün ise Ermenistan’ýn Azerbaycan topraklarýný ve Yukarý Karabað'ý iþgali olduðunu ve bu iþgalin fiilen devam ettiðini belirttikten sonra “ Bana 'Erivan'a maça gider misiniz' diyorsunuz, Bakü'ye maça gitmeyi tercih ederim.” demiþtir[34].
MHP Genel Baþkaný Devlet Bahçeli ise yazýlý bir açýklama yaparak iki ülke arasýndaki iliþkilerin normalleþmesinin önündeki en büyük engelin Türkiye düþmanlýðý üzerine kurulu Ermeni politikalarý olduðunu, Ermenistan’ýn Türkiye’nin toprak bütünlüðünü ve sýnýrlarýný tanýmadýðýný, Anayasasýnda Türkiye’den toprak taleplerinden vazgeçmediðini, Ermenistan’ýn PKK desteðinin bilindiðini, Azerbaycan topraklarýnýn dörtte biri üzerindeki Ermeni iþgalinin devam ettiðini, Türkiye’nin iliþkilerin düzeltilmesi için ricacý konumuna sokulmasýnýn siyasi, ahlaki, meþru bir izahý ve gerekçesi olamayacaðýný, dýþ dayatmalara boyun eðilerek, içerdeki Erivan lobilerine teslim olunarak Ermenistan’a gidilmesinin tarihi gaflet olacaðýný ve Türkiye’nin onurunu yaralayacaðýný, Ermenistan’ýn ‘Ortak Tarih Komisyonu’ kurulmasýný lafzen kabul etmesi gibi sözde bir jestin, ziyaret için göstermelik bir siyasi rüþvet olarak kullanýlmasýnýn Türkiye’ye itibar kazandýrmayacaðýný, Gül’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin þan ve þerefini korumak için yemin ettiðini, bu þartlarda Erivan’a gitmesinin bulunduðu makamla baðdaþmayacaðýný, Cumhurbaþkaný’nýn Türkiye’nin onurunu zedeleyecek bir davranýþ içine girmeyeceðine olan ümidi korumak istediklerini söylemiþtir[35].
AKP doðal olarak Gül’ün Erivan’ý ziyaretini desteklemiþ; ancak önceleri otuz kadar AKP milletvekilinin Cumhurbaþkanýna refakat etmesi söz konusu iken sonralarý Baþbakan’ýn “Muhalefet Partileri bu konuyu siyasi istismar malzemesi haline getirdi. Milletvekili arkadaþlarýmýz maça gitmesin” sözleri üzerine AKP’li milletvekilleri maça gitmemiþlerdir[36].
Ermenistan’a gelince ülkedeki baþlýca muhalefeti oluþturan Ermeni Milli Kongresi Baþkaný, eski Devlet Baþkaný Levon Ter Petrosyan Gül’ün ziyaretinden memnuniyet duyduðunu belirtmiþ ve milli maçýn ikili iliþkilerin geliþtirilmesi için iyi bir fýrsat oluþturduðunu söylemiþtir [37].
Taþnak Partisinin baþtan beri Gül’ün ziyaretine karþý çýktýðý ve bu ziyaret sýrasýnda gösterileri düzenlediðini yukarýda belirttik. Taþnak Partisinin ileri gelenleri bu ziyaret vesilesiyle pek çok konuþma yaptýlar ve mülakat verdiler. Bu yoðun faaliyetin amacýnýn Cumhurbaþkanlýðý seçimlerinde uðramýþ olduklarý hezimetten (ancak %6 oy almýþlardý) sonra, Türkiye karþýtý davranýþlarla aþýrý milliyetçilerin gözüne girebilmek olduðu anlaþýlmaktadýr.
Kýsaca Taþnak olarak adlandýrýlan Ermeni Devrimci Federasyonu Partisinin Bürosu 10 Eylül 2008 tarihinde Türkiye Ermenistan iliþkileri hakkýnda bir bildiri yayýnlamýþtýr [38]. Bu bildiride, özetle, iki komþu devlet olarak Ermenistan ve Türkiye’nin iliþkilerinin normalleþmesi için çaba harcamasý gerektiði, ancak taraflar arasýnda iyi komþuluðun Türkiye’nin Ermeni soykýrýmýný tanýmasý ve Ermeni Halkýnýn haklarýný iade etmesinden sonra kurulabileceði, Ermenistan’a uygulanan ablukanýn kaldýrýlmasý ve diplomatik iliþkilerin kurulmasýnýn bu konuda atýlacak ilk adýmlar olduðu, Türkiye’nin Karabað sorununa karýþmamasýnýn, Ermenistan’a önkoþullar ileri sürmemesinin, Ermenistan’a abluka uygulamamasý ve izole etmemesinin gerekli olduðu ifade edilmiþtir. Ermenistan 1998’den beri soykýrýmýn evrensel olarak tanýnmasý ve kýnanmasý politikasýný izlemektedir. Bunun, sadece tarihi adaletin yerine getirilmesi için deðil, Kafkaslarda genel durumun düzelmesi karþýlýklý güvenin kurulmasý ve böylelikle gelecek soykýrýmlarýn önlenmesi için de lazým olduðu belirtilmiþtir.
Taþnaklarýn diðer önemli bir eylemi, ABD’de baþlýca Taþnak kuruluþu olan ANCA’nýn Baþkaný olan Ken Hachikian’ýn Temsilciler Meclisi ve Senatörlere bir mektup göndererek benzer görüþ ve talepleri dile getirmesi olmuþtur. Hachikian bunlarýn dýþýnda muhataplarýndan, özetle, Türkiye’nin Ermeni soykýrýmýnýn incelenmesine getirdiði sýnýrlamalarý kaldýrmasýný ve bu suçun tanýnmasýna ve anýlmasýna karþý olmaktan vazgeçmesi, Türkiye’deki Ermeni kültürel ve dini mirasý ile Ermenilerin ilgilenmesine izin vermesi, Azerbaycan silahlý kuvvetlerine yardým etmemesi, Türkiye’deki Ermeni Cemaatinin haklarýna konan kýsýtlamalarýn kaldýrýlmasýný istemiþtir[39]. Ken Hachikian ayrýca Cumhurbaþkanýnýn Erivan’daki soykýrým anýtýný ziyaret etmesini de talep etmiþtir[40].
Görüldüðü üzere Ermenistan Taþnaklarý, koalisyon hükümetinde yer almalarýna raðmen, Türkiye’ye karþý izlenecek politika konusunda Devlet Baþkanýnýn aleyhinde bir tutum izlemiþlerdir. Henüz, iyi niyet beyanlarý dýþýnda Türkiye-Ermenistan iliþkilerinde bir geliþme bulunmadýðýndan, bu tutumlarý Sarkisyan ve Ermeni hükümeti için zararlý deðildir. Ancak ileride Türkiye ve Ermenistan arasýnda bir iþbirliði baþlarsa Taþnaklarýn koalisyondan ayrýlmalarý mantýkî olacaktýr.
Diaspora’daki diðer tepkilere deðinmeye yerimiz müsait deðildir. Ancak Gül’ün ziyaretinin endiþe ile izlendiðini, Serj Sarkisyan’ýn nadiren ve ýlýmlý bir þekilde eleþtirildiðini ve genelde bir “bekle-gör” havasýnýn hâkim olduðunu söylemek mümkündür.
Abdullah Gül’ün Ermenistan ziyaretine karþý en büyük tepki Azerbaycan medyasýndan ve bazý politikacýlarýndan gelmiþtir. Genelde ziyaretin Türkiye’nin kendi inisiyatifi ile deðil de ABD ve AB’nin baskýsýyla yapýldýðý, Türkiye’nin Azerbaycan’a raðmen Ermenistan ile olan sýnýrýný açabileceði ve Ermenistan’ýn Türkiye’nin toprak bütünlüðünü tanýmasýna karþýlýk olarak Türkiye’nin de Karabað konusunda Azerbaycan’ý destekleyen tutumundan vazgeçebileceði gibi[41] daha ziyade spekülasyon niteliðinde bir çok yazý yayýmlanmýþtýr.
Bir fikir verebilmek üzere bazý siyaset adamlarýnýn görüþlerden özet þeklinde örnekler veriyoruz. Vatandaþ Hemreyliði Genel Baþkaný Sabir Rüstemhanlý bu ziyaretin Azerbaycan için sorunlara yol açacaðýný, Türkiye’nin verdiði sözleri tutmasý gerektiðini söylemiþ, baþlýca muhalefet partisi olan Musavat’ýn içinde yer alan Penah Hüseyinov, Gül’ün Erivan ziyaretinin olumlu bir geliþme olmadýðýný belirtmiþ, iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisinden Güler Ahmetova Ankara’nýn, Ermenilerin Türklere yaptýklarýný göz ardý etmemesi ve tarihin verdiði derslerin unutulmamasý gerektiðini ifade etmiþ[42], ayný partiden Ganira Paþayeva hiçbir Azerbaycanlýnýn Türkiye Cumhuriyetinin Ermenistan’ý ziyaretini kabul edemeyeceðini, bunun kendilerini manen yaraladýðýný ileri sürmüþ, tanýnmýþ dýþ siyaset yorumcusu Vefa Gulizade ise Türkiye’nin Azerbaycan’a kötü bir kaynana gibi davrandýðýný iddia etmiþtir[43]. Buna karþýn Musavat Partisi lideri Ýsa Kamber Azerbaycan’ýn Türkiye’ye itimat etmesi gerektiðini, Türkiye’nin, Türk halkýnýn, Türkî milletlerin ve Türkî cumhuriyetlerin kaderinden sorumlu olduðunu ifade etmiþtir[44]. Abdullah Gül’ün Ermenistan ziyaretinden sonra yayýmlanan bir kamuoyu yoklamasýnda “Bu ziyaret hakkýnda düþünceniz nedir ?” sorusuna verilen cevaplarýn % 88 i olumsuz, % 9 u olumlu olmuþ, % 3 fikir beyan etmemiþtir.
Bu olumsuz hava Azerbaycan Hükümetinde görülmemiþtir. Bunun baþlýca nedeni Gül’ün Ermenistan ziyareti hakkýnda Azeri yetkililere en yüksek düzeyde bilgi verilmesidir. Bu çerçevede Gürcistan olaylarý hakkýnda görüþmelerde bulunmak üzere Türkiye’ye gelen Azerbaycan Dýþiþleri Bakaný Elmar Mammadyarov’a bu olasý ziyaret hakkýnda bilgi verilmiþ[45], Kafkasya Ýstikrar ve Ýþbirliði Platformu giriþimini anlatmak üzere Aðustos ayýnda Bakü’ye giden Baþbakan Recep Tayip Erdoðan da 21 Aðustos’ta Azerbaycan’a yaptýðý ziyaret sýrasýnda Cumhurbaþkanýnýn Ermenistan’a muhtemelen yapacaðý ziyaretin nedenlerini Ýlham Aliev’e anlatmak fýrsatýný bulmuþtur. Türk tarafýnýn bu açýklamalarýna raðmen Azeri yetkilileri Gül’ün ziyaretini anlayýþla karþýlayan ve/veya Türkiye’nin Ermenistan politikasýný destekleyen nitelikte konuþmalar yapmamýþlar daha nötr bir tutum benimseyerek bu ziyaretin Türkiye’nin iç iþi olduðu, Azerbaycan’ýn Türkiye’nin kararlarýna karýþamayacaðý[46] veya Türkiye’nin her konuda karar alma hakký olduðu, kendilerinin bu hususta fikir beyan edemeyecekleri [47] gibi formüllerle Türkiye’nin kararýna karþý çýkmayan ancak dolaylý olarak endiþe, hatta kýrgýnlýk ifade eden beyanlar vermiþlerdir.
Azerbaycan’daki bu durum Cumhurbaþkaný Gül’ün Bakü’yü ziyaret etmesini gerekli kýlmýþtýr. Gül, Erivan’dan döndükten dört gün sonra Bakü’ye giderek Ýlham Aliev ile Ermenistan’da yaptýðý temaslar, Gürcistan’da meydana gelen olaylardan sonra bölgede durum, Türkiye’nin Kafkasya Ýstikrar ve Ýþbirliði Platformu önerisi ve iki ülkeyi ilgilendiren diðer konular hakkýnda görüþmüþ[48], Aliev’le birlikte bir basýn toplantýsý düzenledikten sonra Ankara’ya dönmüþtür.
Cumhurbaþkaný Bakü’ye giderken uçakta gazetecilerle yaptýðý sohbette Ermenistan ziyaretinin Azerbaycan’da yarattýðý rahatsýzlýk hakkýnda, bunun olmamasý gerektiðini, öyle düþünenler varsa bunun haksýzlýk olduðunu Türkiye’nin çýkarlarýný feda edip Azerbaycan davasýna en güçlü desteði verdiðini söylemiþtir[49].
Cumhurbaþkanýn Azerbaycan ziyaretinden döndükten sonra havaalanýnda basýna yaptýðý açýklamada dikkati çeken hususlarýn baþýnda iki ülkenin bölgesel geliþmelerle ilgili deðerlendirmelerinin ve mevcut sorunlara çözümler getirilmesine yönelik yaklaþýmlarýnýn her zaman olduðu gibi bugün de büyük ölçüde örtüþtüðü hakkýndaki deðerlendirmedir. Bu sözler esasta ayný þekilde düþünüldüðü ancak ayrýntýda veya uygulamada bazý farklar olduðu þeklinde yorumlanabilir. Ýkinci olarak Cumhurbaþkaný konuþarak, görüþerek çözüme kavuþturulmayacak hiçbir bölgesel sorun ve ihtilafýn bulunmadýðý hususunda Aliev’le mutabakata vardýklarýný, esasen bölge sorunlarýnýn barýþçý yollardan ve diyalogla çözümlenmesinin iki ülkenin her zaman savunduðu temel ilke olduðunu söylemiþtir[50]. Temel ilke bu olmakla beraber, Baþkan Aliev’in Karabað sorununun barýþçý yol ve diyaloglarla çözümlenmediði takdirde Azerbaycan’ýn topraklarýný güç kullanarak geri almak durumunda kalabileceðini birçok kez ifade etmiþ olduðu da bilinmektedir.
Cumhurbaþkanýn Ermenistan ve Azerbaycan’da yaptýðý görüþmelerin ana noktalarý bunlardan ibarettir. Bu arada Ermenistan’la ikili iliþkiler konusunda görüþmeler devam etmektedir. Ayrýca Kafkaslarda durum, Kafkasya Ýstikrar ve Ýþbirliði Platformu ve olasýlýkla Karabað sorunu hakkýnda üç ülkenin dýþiþleri bakanlarýnýn New York’ta Birleþmiþ Milletler Genel Kurul toplantýlarýnda bir araya gelmeleri de gündemdedir.
Ýkili iliþkiler konusundaki ilk toplantý Erivan’da 6 Eylül akþamý, Cumhurbaþkanlarýnýn toplantýsýndan sonra Dýþiþleri Bakaný Ali Babacan ile Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Edvard Nalbatyan arasýnda yapýlmýþtýr. Bu konuda Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý tarafýnda yapýlan açýklamada[51] Ermenistan Dýþiþleri Bakanýnýn önkoþulsuz iliþki kurmak hakkýnda ülkesinin tutumunu tekrarladýðýný ve Ermenistan’ýn Türkiye Cumhurbaþkanýnýn ziyaretini bu yönde ciddi bir teþvik olarak gördüðünü ifade ettiði belirtilmekte, ayrýca iki bakanýn, ikili iliþkilerin kapsamlý bir þekilde normalleþtirilmesi için karar aldýklarý ve bu yönde adýmlar atýlmasýna deðindikleri, diðer yandan Karabað barýþ sürecini inceledikleri ve New York’ta, Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu toplantýlarýnda bir araya gelmeyi kararlaþtýrdýklarý ifade olunmaktadýr. Açýklamada Ermenistan’ýn Türkiye’nin Kafkasya Ýstikrar ve Ýþbirliði Platformu giriþimini memnunlukla karþýladýðý da belirtilmektedir.
Bu açýklamada Ermenistan’ýn önkoþulsuz iliþki hususunda yani Türk sýnýrýnýn açýlmasý ve diplomatik iliþki kurulmasý hakkýnda ýsrar ettiði, buna karþýn Türkiye’yi özellikle ilgilendiren Türkiye’nin toprak bütünlüðünün (veya sýnýrlarýnýn) tanýnmasýnýn ve soykýrým iddialarýnýn gündeme gelmemiþ olduðu gibi bir kaný edinilmektedir. Oysa Dýþiþleri Bakaný Babacan’ýn daha sonraki beyanlarýndan bu konularýn ele alýndýðý anlaþýlmýþtýr. Bir televizyon kanalýna konuþan Babacan, 1915 olaylarýnýn açýklýða kavuþturulmasýnýn çok önemli olduðunu, tarihçiler ortak komisyonu önerisinin masada bulunduðunu, Ermenistan’dan arþivlerini açmasýnýn istendiðini belirttikten sonra “artýk bu konuda belli bir eþik aþmýþ gibi görünüyor “ sözleriyle ilerlemeler olduðunu ima etmiþ[52] ve baþka bir vesileyle de Türkiye’nin tarihiyle yüzleþmeye hazýr olduðunu, tarihçiler ortak komisyonunun incelemeleri sonunda varacaðý bulgularýný da kabul edeceklerini söylemiþtir[53] Ermenistan’ýn Türkiye’den toprak talebi konusuna ise Ermenistan’da çözüm için güçlü bir irade olduðunu, Türkiye’nin hassasiyetlerini gayet iyi anladýklarýný, Türkiye’nin de onlarýnkini anladýðýna dolaylý olarak temas etmiþtir[54]. Bu iki konuda fazla bilgi verilmemesinin nedenini Ermenistan’da, Taþnaklar baþta olmak üzere, milliyetçi çevrelerin ve ayrýca Diaspora Ermenilerinin hassasiyetine baðlamak mümkündür. Nitekim Edvard Nalbantyan Gül’ün ziyareti vesilesiyle görüþtüðü bazý Türk gazetecilerine “sonuç alýnýncaya kadar bazý konularýn kamuoyuyla paylaþýlmayacaðýna iliþkin bir ilke kararýndan”[55] bahsetmiþtir.
Sonuç olarak Cumhurbaþkaný Gül’ün Erivan ziyaretinden ve daha sonra iki ülke Dýþiþleri Bakanlarý arasýnda yapýlan toplantýlardan þu sonuçlarýn alýndýðýný söylemek mümkündür:
- Ermenistan Türkiye’nin Kafkasya Ýstikrar ve Ýþbirliði Platformu giriþimini kabul ettiðini açýklamýþtýr.
- Ermenistan Türkiye’nin Karabað sorununun çözümüne yardýmcý olmasýný kabul
etmiþtir. Ancak Minsk Grubunun arabuluculuk görevi sürecektir.
- Türkiye’nin 1915 olaylarýný (soykýrým iddialarýný) incelemek üzere kurulmasýný
önerdiði tarihçiler ortak komisyonu hakkýnda þu safhada bir karar alýnmamýþ olduðu ancak temaslarýn sürmekte olduðu anlaþýlmaktadýr. Ermenilerin bu komisyonun yaný sýra ekonomi, kültür ve diplomatik iliþkilerin geliþtirilmesi için de komisyonlar kurulmasýný istemesi olasýdýr[56].
- Türkiye’nin toprak bütünlüðünün (veya sýnýrlarýnýn) tanýnmasý konusunda da þu anda bir ilerleme gözlenmemektedir. Ancak Ermeni yetkililerin sýnýrlarýný tanýmaktan kaçýndýklarý bir devlet ile diplomatik iliþki kurmak istemenin açýklanamaz bir çeliþki olacaðýný bilmeleri gerekir.
Bu arada basýn haberlerine göre iki ülkenin üst düzey yetkilileri arasýndaki görüþmeler de Bern de devam etmekte olup bir iyi niyet deklarasyonun hazýrlanmasýna çalýþýlmaktadýr[57].
Son olarak Cumhurbaþkaný Gül’ün Ermenistan ziyaretinin Batýlý ülkeler kamuoylarýnda gayet olumlu izlenimler yaratmýþ olduðunu belirtmemiz gerekir. Bu ülkeler basýnýnda çýkan yazýlarýn hepsi, deðiþik ölçülerde de olsa, lehtedir. Ermeni Diaspora basýnýn dahi ölçülü bir dil kullanmaya çalýþtýðý görülmektedir. Bunun baþlýca nedeninin Türkiye-Ermenistan arasýnda kemikleþmiþ görülen anlaþmazlýklarýn çözümlenme olasýlýðýnýn büyük memnuniyet yaratmasý olduðu düþünülmektedir. Diðer yandan son Gürcistan-Rusya çatýþmalarýnýn ciddi endiþelere neden olduðu bir dönemde Kafkasya’dan iyi bir haber gelmesi de bir rahatlama duygusu yaratmýþtýr.
Kamuoyunun bu durumuna paralel olarak ABD ve AB resmi çevreleri de Cumhurbaþkanýn temaslarýndan duyduklarý memnuniyeti dile getirmiþlerdir. Birkaç örnek vermek gerekirse, genelde Türkiye’ye karþý bir tutum içinde olduðu görülen Fransa Cumhurbaþkaný Nicolas Sarkozy Abdullah Gül ve Serj Sarkisyan’ýn siyasi cesaretini övmüþ ve onlarýn açýklýk, diyalog ve diðerine saygý yoluyla dünyada uzlaþmanýn mümkün olduðunu gösterdiklerini söylemiþtir.[58] AB Konseyi Baþkanlýðýndan yapýlan açýklamada Cumhurbaþkaný Gül’ övülerek ziyaretin tarihi ve simgesel olduðu belirtilmiþ ve iki ülke arasýndaki gergin iliþkilerin normalleþmesinin ilk adýmý olacaðý ümidi dile getirilmiþtir[59]. AB Komisyonunun geniþlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn bu ziyareti “önemli bir ilk adým” olarak yorumlamýþ ve bunu izleyecek diðer adýmlarýn iki ülke iliþkilerinin tam olarak normalleþmesini saðlayacaðýný umduðunu ifade etmiþtir[60]. ABD’nin Avrupa ve Avrasya iþlerinden sorumlu Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Daniel Fried Temsilciler Meclisi Dýþiþleri Komisyonunda yaptýðý bir konuþmada Baþkan Sarkisyan’ýn Cumhurbaþkaný Gül’ü davet etmesinden ve Gül’ün de bu daveti kabul etmesinden son derecede memnun olduklarýný ifade etmiþ, aralarýndaki anlaþmazlýðý çözümlemek üzere ABD’nin Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan’ý teþvik ettiðini belirtmiþ ayný zamanda Ermenistan’ýn sýnýrlarýnýn açýk olmasýný istediklerini de eklemiþtir[61].
Türkiye ve Ermenistan arasýndaki gergin iliþkiler ve Diaspora Ermenilerinin ABD ve AB’de bazý çevrelerle birlikte ýsrarla ortaya attýðý soykýrým iddialarý Türkiye’nin prestijini önemli ölçüde zedelemiþti. Cumhurbaþkaný Gül’ün, beklenenin aksine, Sarkisyan’ýn davetini kabul ederek Erivan’a gitmesi ve bu münasebetle yapýlan görüþmelerin iyi geçmesi AB ve ABD resmi makamlarýnda olduðu kadar Batý ülkeleri kamuoyunda da memnuniyetle karþýlanmýþ ve Türkiye lehinde bir havanýn doðmasýna neden olmuþtur. Kanýmýzca Cumhurbaþkanýn Erivan ziyaretinin en büyük getirisi budur. Þimdi, bir süre için olsun Türkiye, Ermenistan’la olan iliþkileri için tenkit edilemeyecek ve bu arada Batýlý ülke parlamentolarýndan soykýrým iddialarý hakkýnda bir karar çýkartmak imkânsýz denecek þekilde güçleþecektir. Türkiye- Ermenistan arasýnda yeniden baþlayan görüþmelerden olumlu sonuçlar alýnabilmesi Türkiye’nin lehindeki bu havanýn sürmesini saðlayacaktýr. Buna karþýn görüþmelerden bir sonuç alýnamazsa ve özellikle iki ülke arasýnda yeniden gerginlikler yaþanýrsa, Ermeni propagandasý tekrar etkin bir hale gelebilecektir.
II - ABD’de GELÝÞMELER
Ýncelediðimiz süre içinde ABD’de Ermeni Sorununa iliþkin bazý geliþmeler olmuþtur. Bunlarýn baþýnda Demokrat Parti Baþkan adayý Senatör Barak Obama’nýn Ermeni soykýrým iddialarýný benimsediðini her fýrsatta tekrar etmesi ve ayrýca, yine Ermeni yanlýsý tutumuyla tanýnan Senato Dýþiþleri Komisyonu Baþkaný Joe Biden’i Baþkan Yardýmcýsý adayý olarak seçmesidir. Ýkinci bir geliþme, Ermeni çýkarlarýnýn baþlýca savunucularýndan olan Temsilciler Meclisi üyesi Adam Schiff’in bu Meclise Türkiye’nin Ermenistan’la olan sýnýrýný açmasýna iliþkin bir yasa tasarýsý sunmasýdýr. Son olarak da yaklaþýk iki yýldan beri askýda olan A.B.D’nin Ermenistan’a büyükelçi atamasý sorunun çözümlenmesidir.
Baþkan Adayý Barack Obama’nýn Tutumu
Bu yýlýn Kasým ayýnda yapýlacak olan ABD baþkanlýk seçimi için Demokrat Parti adaylarýndan Senatör Barack Obama’nýn, baþkan seçildiði takdirde Ermeni “soykýrýmýný” tanýyacaðýný ve Türkiye ve Azerbaycan tarafýndan Ermenistan’a uygulanan “ambargoyu” sona erdireceðini açýklamýþ olduðunu daha önce bildirmiþtik[62]. Senatör Obama bundan sonra da ayný mealde beyanlarda bulunmaya devam etmiþtir.
Obama, Nisan ayýnda Ermeni “soykýrýmýnýn” anýlmasý vesilesiyle yaptýðý bir açýklamada Osmanlý Ýmparatorluðu’nun 1915-1923 yýllarý arasýnda iki milyon Ermeniyi sürdüðü, bunlardan 1,5 milyon kadarýnýn öldürüldüðü, Ermeni halkýna karþý yapýlan bu dehþet verici olaylarý soykýrým olarak tanýmanýn gerekli olduðu ve Amerika’daki Ermeni toplumu ile beraber bu olayýn soykýrým olarak tanýnmasý için Türkiye Hükümetine çaðrýda bulunmaya devam edeceðini söylemiþtir[63].
Barack Obama veya yardýmcýlarýnýn Ermenilerce hazýrlanan bir metni hemen hiç incelemeden bildiri haline dönüþtürdükleri anlaþýlmaktadýr. Zira hiçbir kanýt gösterilmeden 1,5 milyon Ermeninin öldürüldüðü sýkça iddia edilmekle beraber Ermeni yanlýsý tarihçilerin yapýtlarýnda dahi 2 milyon Ermeninin sürgüne gönderildiðine rastlamak güçtür. Diðer yandan 1923 yýlýnda Osmanlý Ýmparatorluðu’nun artýk mevcut olmadýðý da unutulmuþtur. Diðer yandan Obama’nýn bildirisinde en sakýncalý husus, 1915 olaylarýný soykýrým olarak adlandýrmasý yanýnda Türkiye’den de bu olaylarý ayný þekilde nitelendirmesini isteyeceðine dair sözlerdir.
Obama Marie Yovanovitch’in Ermenistan’a büyükelçi olarak atanmasý münasebetiyle, bir Taþnak Örgütü olan ANCA’nýn (Armenian National Committee of America) baþkanýna gönderdiði mektupta da yukarýdaki hususlar tekrarlanmýþ ve ayrýca Ermeni sürgününe temasla Baþkan Bush idaresinin bu olayý soykýrým olarak tanýmamasýnýn mazur gösterilemeyeceðini ve bu tutumun deðiþtirilmesini istemeye devam edeceðini belirtmiþtir[64].
Obama ayrýca, büyükelçi adayý Marie Yovanovitch’e “soykýrým” konusunda yazýlý olarak þu bazý sorular yöneltmiþtir. Bu sorularý ve cevaplarýný kýsaca aþaðýda göreceðiz.
Araþtýrmalarýmýza göre Barack Obama, þimdiye kadar tüm baþkan adaylarý arasýnda en fazla Ermenilere angaje olmuþ kiþidir. Seçildiði takdirde bu vaatlerini, kýsmen olsun yerine getirmek isteyecek, aksi halde Ermenilerin þiddetli eleþtirine muhatap olacaktýr. Ancak soykýrým iddialarý hakkýnda sözlerini tutarsa da bu kez Türkiye’nin tepkilerini çekecektir. Halen Orta Doðu ve Kafkaslardaki gayet kritik durum nedeniyle Türkiye ABD için vaz geçilemez bir müttefik olduðundan Obama’nýn Ermeniler nedeniyle ülkesini zor bir durumda býrakmak veya býrakmamak ikilemi ile karþýlaþmasý kaçýnýlmazdýr.
Son olarak Barack Obamanýn kendisine Baþkan Yardýmcýsý adayý olarak Senatör Joe (Joseph) Biden’i seçtiðini belirtelim. 1967 yýlýndan beri Kongre’de görev yapan ve halen de Senato’nun Dýþiþleri Komitesi Baþkaný olan Biden, Türkiye karþýtý olarak bilinen ve yýllardan beri soykýrým iddialarýna ait çeþitli metinlerin kabulü için çaba göstermiþ bir kiþidir[65]. Biden’in baþkan yardýmcýlýðý adaylýðýna seçilmesi Amerika’da Ermeni çevrelerinde büyük memnuniyet yaratmýþ olup baþlýca kuruluþlar olan ANCA ile Armenian Assembly of America birer bildiri yayýnlayarak Biden’i övmüþler ve Ermeniler lehine olan çabalarýný dile getirmiþlerdir[66].
Türkiye’nin Ermenistan’la Olan Sýnýrýný Açmasýna Dair Bir Yasa Tasarýsý
Amerikan Temsilciler Meclisinde Ermeni çýkarlarýný savunanlarýn en önde leken isimlerinden olan Adam Schiff 15 Mayýs 2008 tarihinde Meclise bir yasa tasarýsý vererek Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladýðý ambargoyu kaldýrmasýný istemiþtir. Yasa tasarýsýnýn gerekçe kýsmýnda iki ülke sýnýrýnýn kapalý olmasý hakkýnda bilinen iddialar tekrarlanmýþtýr. Bu arada sýnýrýn kapalý olmasýnýn Ermeni mallarý naklinin %30,35 arttýrdýðýný, Ermenistan’a yapýlan Amerikan insani yardýmýný önlediðini, uluslararasý hukukun bir ihlalini oluþturduðunu belirtildikten sonra þu hususlarýn yerine getirilmesi istenmiþtir[67]:
- Amerikan Baþkaný ve Dýþiþleri Bakanýnýn, Ermenistan’la ekonomik, siyasi ve kültürel baðlarýn yeniden kurulabilmesi için, bu ülkeye uygulamakta olduðu ablukayý derhal kaldýrmasýný Türkiye’den talep etmesi,
- Bu kanunun kabulünden otuz gün sonra Dýþiþleri Bakanýnýn, Türkiye’nin Ermenistan’a
uyguladýðý ablukanýn kaldýrýlmasý için ABD tarafýndan alýnan önlemler hakkýnda
Kongre’ye bir rapor vermesi,
Adam Schiff bundan önce de bu konuda kanun tasarýlarý vermiþ ancak bunlar ele alýnmamýþtý. Bu kez, herkesin baþkan seçimi ile Temsilciler Meclisi ve Senato kýsmý seçimleriyle meþgul olduðu ve esasen Kongre’nin tatile gireceði bir sýrada böyle bir tasarý vermesinin, Kaliforniya’daki kendi seçim bölgesinde çok sayýda Ermeni olduðundan tekrar seçilebilmek isteðine baðlý olduðu anlaþýlmaktadýr.
Ermenistan’a Amerikan Büyükelçisi Atanmasý
Yaklaþýk iki yýldýr Erivan’da bir Amerikan büyükelçisi yoktur. Daha öncede bildirdiðimiz gibi[68] Büyükelçi John M. Evans, 2006 yýlý Eylül ayýnda görevinden alýnmýþtý. Bunda, Bush yönetiminin tutumunun aksine, 1915 olaylarýný soykýrým olarak nitelemesinin rol oynadýðý anlaþýlmýþtý. Kendisinin yerine Richard Hoagland büyükelçi olarak atanmak istendi. ABD’de usul gereðince bu atamanýn Senato tarafýndan onaylanmasý gerekiyordu. Hoagland, Senato Dýþiþleri Komitesinde çok sýkýþtýrýlmasýna raðmen, hükümetinin tutumuna sadýk kalarak, soykýrým sözcüðünü telaffuz etmemiþ, Komisyon 8’e karþý 11 oyla atamasýný kabul ederek Senato Genel Kuruluna tasdik için göndermiþ, ancak Senatör Robert Mendez kesin olarak bu atamaya karþý çýkýnca Hoagland’ýn tayini onaylanmamýþtý.
Bu olayda üç hususu dikkate almak gerekmektedir. Birincisi bazý Diaspora Ermeni kuruluþlarýnýn, yandaþlarý senatörler aracýlýðý ile büyükelçi adaylarýna 1915 olaylarýný soykýrým olarak nitelendirmeye zorlamak, böylelikle bu nitelendirmeyi yapmayan Bush hükümetini güç durumda býrakmaktýr. Ýkincisi ise bazý Senatörlerin, Ermenilerin taleplerin haricinde, bu onay sürecini Bush yönetimine karþý kullanmak istemesidir. Üçüncü husus, Ermenistan Hükümetinin ABD ile en üst düzeyde iliþkiler sürdürmek amacýyla bir an önce bir Amerikan büyükelçisinin atanmasýný istemesidir. Bu açýdan bakýldýðýnda Diaspora ile Ermenistan Hükümetinin farklý tutumlara sahip olduklarý ve Diaspora kuruluþlarýnýn soykýrým saplantýlarýný tatmin etmeyi Ermenistan hükümetinin çýkarlarýnýn üstünde tuttuklarý görülmektedir. Bush Yönetimi tarafýndan uzun süre Ermenistan’a büyükelçi atanmamýþtýr. Bu, büyük olasýlýkla, atamaya karþý çýkan senatörleri Ermenistan hükümeti karþýsýnda zor durumda býrakma isteðinin bir sonucudur.
Bu yýlýn Mart ayýnda, halen Kýrgýzistan’da Büyükelçi olan Bayan Marie L. Yovanovitch aday olarak gösterilmiþtir. Adý geçen 19 Haziran’da ayýnda Senato Dýþiþleri Komitesinde senatörlerin sorularýný yanýtlamýþtýr. Özellikle Robert Mendez’in, 1915 olaylarýný soykýrým olarak nitelendirmesi için kendisine yönelttiði sorulara raðmen Yovanovitch, bu sözcüðü kullanmamýþtýr. Buna karþýn, özet olarak, Amerikan Hükümeti gibi kedisinin de Osmanlý Ýmparatorluðunun son günlerinde 1,5 milyondan fazla Ermeniyi mahveden kitle halinde öldürmeleri, etnik temizliði ve zorunlu yer deðiþtirmeyi kabul ettiðini ve yasýný tuttuðunu, ABD’nin, Ermenilerin “Medz Yeghern” veya “Büyük Felaket” olarak tanýmladýklarý bu olayý 20. asrýn en büyük trajedilerinden biri olarak gördüðünü söylemiþtir. Soykýrým sözcüðünün niye kullanýlmadýðý hakkýndaki bir soruya cevaben de eski baþkanlar gibi Baþkan Bush’un da bu deyimi kullanmama politikasý güttüðünü belirtmiþ ve Baþkanýn kendi geçmiþleriyle ve Ermenilerle barýþmalarý için Türk vatandaþlarýný teþvik ettiðini ifade etmiþtir[69].
Yovanovitch’in sorgulanmasý tamamlanamadýðýndan bazý Senatörler kendisine yazýlý sorular sormuþlardýr. Bunlar arasýnda, önemini dikkate alarak, sadece Barack Obama’nýn sorularýnýn bir kýsmýna ve Yovanovitch’in bunlara verdiði cevaplara deðineceðiz.
Obama'nýn, "Ermeni 'soykýrýmýný' çevreleyen olaylarý nasýl tanýmlýyorsunuz?" þeklindeki sorusu üzerine Yovanovitch, þifahen söylediklerini tekrarlayarak, özetle, ABD'nin, Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemindeki "kitle öldürmelerini, etnik temizliði ve zorunlu göçü" kabul ettiðini ifade etmiþtir.
Obama'nýn, "göreve baþlamanýzýn onaylanmasý durumunda 'soykýrým' kurbanlarýný nasýl anacaksýnýz?" sorusuna Yovanovitch, özetle, Erivan'da her yýl Nisan ayýnda düzenlenen resmi anma törenine katýlma geleneðini sürdüreceðini ve Türk Ermeni halklarý ve hükümetleri arasýnda anlayýþ ve uzlaþma saðlanmasý çabalarýna öncelik vereceðini söylemiþtir
Barack Obama'nýn, "Türkiye'de 'soykýrýmýn' daha fazla incelenmesi ve 'tanýnmasý' için ABD Dýþiþleri Bakanlýðý ne adýmlar atýyor?" þeklindeki sorusunu yanýtlayan Yovanovitch, Türk devlet arþivlerindeki arþivcilerin ABD'de tarihi araþtýrmalarýn yapýlýþ biçimini izlemek üzere davet edilmesine iliþkin bir program üzerinde çalýþtýklarý, Ermeni arþivcilerle de temas ettikleri ve sonunda iki ülkeden arþivcilerin ortak bir program üzerinde birlikte çalýþmalarýný umduklarý cevabýný vermiþtir.
Obama’nýn, özetle, "TCK'nýn 301'inci maddesinde yapýlan deðiþiklikten ABD Dýþiþleri Bakanlýðý’nýn tatmin olup olmadýðýný" sormasý üzerine de Yovanovitch, ABD yönetiminin, 301'inci maddenin kaldýrýlmasýný tercih ettiðini, ancak mevcut düzenlemeyle de azami hapis cezasýnýn üç yýldan iki yýla indirildiðini ve dava açma kararýnýn Adalet Bakanýna býrakýldýðýný belirtmiþ ve Adalet Bakanýna verilen yetki nedeniyle dava sayýsýnda önemli azalma meydana gelmesinin beklendiðini söylemiþtir[70].
Yovanovitch’in atanmasý için oylama yapýlacaðý 29 Temmuz günü Hukuk Ýþler için Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Vekili Matthew A. Reynolds Senato Dýþiþleri Komitesi Baþkaný Joseph R. Biden’e bir mektup göndererek Yovanovitch’e sorulan sorulardan bazýlarý hakkýnda tamamlayýcý bilgiler vermiþtir. Yukarýda da deðinildiði gibi ABD Yönetimi mesleki eðitim vermek üzere, Türkiye ve Ermenistan’dan bazý arþivcileri Amerika’ya getirmekle ilgili bir projeyi incelemektedir. Bundan amaç Osmanlý askerleri ve resmi kiþileri tarafýndan gerçekleþtirilmiþ olan Ermenilerin kitle halinde öldürülmesine ve deportasyonuna iliþkin belgelerin gelecek kuþaklarca incelenmesi için arþivcilerin bu kanýtlarý muhafaza etmelerinin saðlanmasýdýr. Reynolds ikinci olarak Yovanovitch’in Amerikan Hükümetinin Osmanlý Ýmparatorluðu’nun son günlerinde 1,5 milyondan fazla Ermeniyi mahveden kitle halinde öldürmeleri, etnik temizliði ve zorunlu yer deðiþtirmeyi kabul ettiðini söylemiþ olduðuna temasla gerçekte Amerikan Hükümetinin bu suçlardan Osmanlý resmi kiþilerini sorumlu tuttuðunu söylemiþtir[71].
Senato Dýþiþleri Komitesi, Barbara Boxer hariç, Yovanovitch’in atamasýný 29 Temmuz 2008 tarihinde onaylamýþ, Senato Genel Kurulu da 1 Aðustos’ta bu kararý kabul etmiþtir. Yeni Amerikan Büyükelçisi Eylül ayý ortalarýnda Erivan’a gelmiþtir.
Yovanovitch’in atama onay süreci yakýndan incelendiðinde Amerikan Hükümetinin büyükelçi adayýna 1915 olaylarý hakkýnda soykýrýma yakýn ancak ayný olmayan kitle halinde öldürme, etnik temizlik gibi deyimler kullandýrdýðý, bu arada soykýrýmýn Ermenicesi olan ayný zamanda büyük felaket anlamýna da gelen “Medz Yegern” sözcüklerinin ilk defa telaffuz edilmesi yoluyla Ermeni Diasporasý ve onlarýn sözcülüðünü yapan bazý senatörlerin tatmin edilmeye çalýþýldýðý görülmektedir.Diðer yandan 1,5 milyon Ermeninin ölmüþ olmasýndan kesin bir dille bahsedilmektedir ki bunun aksinin bilimsel bir þekilde kanýtlanmasý mümkündür.
III - SOYKIRIM ÝDDÝALARINA ÝLÝÞKÝN GELÝÞMELER
Ýncelediðimiz dönem içinde Ermeni soykýrým iddialarýna iliþkin olarak bazý ülkelerde ve AGÝT’te görülen geliþmeleri aþaðýda özetliyoruz.
Kanada
Kanada’da sayýlarý çok olmayan ancak iyi örgütlenmiþ bir Ermeni toplumu bulunmaktadýr. Bu toplumun yaptýðý baskýlar sonucunda Kanada Senatosu 2002, Kanada Parlamentosu ise 2004 yýlýnda Ermeni soykýrým iddialarýný kabul eden kararlar almýþlar; ancak Kanada Hükümetleri, Türkiye ile iliþkileri dikkate alarak, bu kararlarý benimsememiþti. Seçimlerden sonra, yeni Baþbakan Stephen Harper, açýkça Ermeni iddialarý lehinde tutum almýþ ve hatta Ermeni Milli Komitesi’ne gönderdiði bir mektupta “Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasýnýn Kanada Hükümetinin resmi tutumu olduðunu” bildirmiþtir[72]. Baþbakanýn bu alýþýlmamýþ tutumu bazý siyasi mülahazalarla açýklanabilirse de, bir göç ülkesi olan Kanada’da Ermenileri Türklere tercih etmesinin, Türk toplumunun aðýr olmakla beraber, gitgide daha iyi örgütlenmekte olduðu düþünülürse, uzun vadede Baþbakan ve partisi için sýkýntý yaratacaðý muhakkaktýr.
Türklerin örgütlenmeye baþlamasýnýn bir sonucu da Toronto Eyaletinde Ermeni soykýrým iddialarýnýn ders olarak okutulmasýna karþý çýkmalarý ve bu konuda uzun süre mücadele vermeleri olmuþtur. Bu arada söz konusu derste referans olarak verilen, eski Katolik rahibe Barbara Coloroso’nun “Olaðanüstü Kötülük (Extraordinary Evil)” baþlýðýný taþýyan, bilimsellikle uzak kitabýna karþý Türk derneklerinin itirazý ve 1200 imzalý bir dilekçe vermeleri sonucunda bu kitap müfredattan çýkarýlmýþtýr[73].
Konunun esasý ise bu eyaletin Bölge Okul Kurulu (Toronto District School Board) tarafýndan ele alýnmýþ ve Kurul 12 Haziran 2008 tarihinde “Soykýrým ve Ýnsanlýða Karþý Suçlar” baþlýðý altýnda Eylül ayýndan baþlayarak liselerin 11. sýnýfý için seçmeli bir ders konmasýna ve bu derste Yahudi Holokostu yanýnda Ermeni Soykýrýmý ile Ruanda soykýrýmýnýn da okutulmasýna karar vermiþtir[74].
Bu kararýn, soykýrým konusunda bilimsel bir düþünceyi yansýtmaktan ziyade Kanada’daki Ermenilerin propaganda yeteneklerinin sonucunda alýndýðýndan þüphe yoktur. Zira bu karar, BM 1948 Sözleþmesine göre yetkili mahkeme tarafýndan soykýrým olarak kabul edilen üç olaydan sadece ikisini içermekte ve Bosna soykýrýmýný dýþarýda býrakmaktadýr. Buna karþýn hakkýnda bir uluslararasý mahkeme kararý olmayan Ermeni soykýrým iddialarýný müfredata almaktadýr.
Ýsveç
Ýsveç Parlamentosu zaman zaman Ermeni soykýrým iddialarýný tanýmasý için taleplerle karþýlaþmaktadýr. 2000 yýlýnda Parlamentonun Dýþiþleri Komisyonun hazýrladýðý bir raporda 1915 olaylarý soykýrým olarak zikredilmekteydi. Ancak doðrudan doðruya bu “soykýrýma” iliþkin bir karar alýnmamýþ olduðundan Ýsveç’in Ermeni “soykýrýmýný” kabul ettiðini söylemek mümkün deðildi. Ayrýca 2002 yýlýnda Dýþiþleri Komisyonu, 2000 yýlý raporunun esas dayanaðýný teþkil eden, Ermeni “soykýrýmýnýn” Birleþmiþ Milletler tarafýndan tanýndýðý ifadelerinin doðru olmadýðýný, Birleþmiþ Milletlerin Ermeniler hakkýnda böyle bir kararý bulunmadýðýný, ayrýca Süryaniler, Asurîler ve Keldaniler hakkýnda da bir Birleþmiþ Milletler kararý olmadýðýný kabul etti. Böylelikle Dýþiþleri Komisyonu’nun ülkedeki Ermeni kuruluþlarý tarafýndan yalýtýldýðýnýn ortaya çýkmasý üzerine Ýsveç soykýrým iddialarýnýn tanýnmasý giriþimlerini bir süre için durdurdu.
Bu yýlýn Mayýs ayýnda söz konusu iddialarýn tanýnmasý için bazý milletvekillerinin yaptýðý bir giriþim Dýþiþleri Komisyonu’nda görüþüldü. Komisyonun bu konuda kabul ettiði rapor baþlýca dört husus içeriyordu[75].
Birinci husus, yukarýda da deðindiðimiz, Ermenilerin soykýrým iddialarý hakkýnda 1985 yýlýnda veya daha sonra alýnmýþ bir Birleþmiþ Milletler kararý bulunmamasýdýr.
Ýkinci husus, Osmanlý Ýmparatorluðu zamanýnda Ermenilerin, Süryanilerin ve Keldanilerin baþýna gelenlerin, eðer soykýrým hakkýndaki BM 1948 yýlý sözleþmesi o tarihte (1915) yürürlükte olsaydý, muhtemelen soykýrým olarak addedileceðidir. Bu ifadeler, BM Soykýrým Sözleþmesi’nin, yürürlüðe girdiði 1951 yýlýndan sonraki olaylara uygulanabileceðini, diðer bir deyimle 1915 olaylarýna uygulanmayacaðýný belirtmektedir. 1948 Sözleþmesi’nin 1915’te yürürlükte olmasý hâlinde 1915 olaylarýnýn muhtemelen soykýrým olacaðýnýn ileri sürülmesi ise bir varsayým olduðundan hukuken bir anlam ifade etmemektedir. Bu ifadelerle karar tasarýsýný sunan Ermeni ve Süryanilerin bir ölçüde tatmin edilmeye çalýþýldýðý görülmektedir.
Üçüncü husus Osmanlý Ýmparatorluðu’nun yýkýlmasý sýrasýndaki olaylarýn niteliði hakkýnda uzmanlar arasýnda görüþ birliði olmamasýdýr. Bu sözlerle 1915 olaylarýný soykýrým olarak tanýmlamayan uzmanlar da olduðu ifade edilmek istenmiþtir. Karar tasarýsýný sunanlar bu ifadelere þiddetle itiraz etmiþlerdir. Birçok ülkeye mensup 64 yazar ve bilim adamýna imzalatan ve Ermenilerin soykýrýma uðratýldýðýný iddia eden bir metin parlamenterlere daðýtýlmýþ ancak bir etki yapmamýþtýr.
Dördüncü ve son nokta Türkiye ile ilgili olup Türkiye’nin hâlen geçirdiði “nazik milli süreci” olumsuz etkilemekten kaçýnýlmasýna iliþkindir. Bununla Ýsveç Parlamentosu karar tasarýsýný kabul ettiði takdirde bunun Türkiye’de aþýrý akýmlarýn iþine yarayacaðý ifade edilmek istenmektedir. Ancak, þimdiye kadar soykýrým iddialarý konusunda parlamentolarca alýnan kararlarýn Türkiye’de aþýrý akýmlar tarafýndan ele alýndýðýný söylemek güçtür. Buna karþýlýk Türkiye’nin bu ülkeler olan iliþkilerinin söz konusu kararlardan olumsuz etkilendiði bir gerçektir.
Dýþiþleri Komisyonu raporu 11 Haziran’da Ýsveç Parlamentosu Genel Kurulu’nda üç saat süreyle görüþülmüþ ve yapýlan oylamada Ermeni “soykýrýmýný” tanýma önerisi 37 olumlu, 245 olumsuz oyla reddedilmiþtir. 1 çekimser oy verilmiþ, 66 kiþi ise oylamaya katýlmamýþtýr. Ret oyu verenlerin oraný yüzde 70 gibi büyük bir rakamdýr.
Bu oylamanýn, konuyu ortaya atan Ýsveç’teki Ermeni Dernekleri Birliði ve onunla beraber hareket eden Süryani Dernekleri Birliði için bir hezimet olduðundan þüphe yoktur. Bu konunun tekrar Ýsveç Parlamentosu’na getirilmesi zor olacaktýr.
Slovakya
Slovakya Parlamentosu 30 Kasým 2004 tarihinde Ermeni “soykýrýmýný” tanýyan ve bu olayý insanlýða karþý suç olarak kabul eden bir karar almýþtý[76].
Slovakya Baþbakan Yardýmcýsý ve Adalet Bakaný Stefan Harabin Mayýs ayý sonunda Ermenistan’ý ziyaret ederek çeþitli temaslarda bulunmuþ ve “soykýrým” anýtýna bir çelenk koymuþtu. Bu vesileyle yaptýðý konuþmalarda Slovakya’da halen sadece Yahudi Holokostunu inkâr edenleri cezalandýran bir yasa bulunduðunu, Ermeni “soykýrýmý” dâhil, tüm soykýrýmlarýn inkârýný cezalandýran bir yasa tasarýsýnýn parlamentoya sunulduðunu ve bu tasarýnýn 2009 yýlý Ocak veya Þubat aylarýnda parlamento tarafýndan kabul edilmesinin beklendiðini açýkladý. Ayrýca, ifade özgürlüðünün en önemli insan haklarýndan biri olduðunu; ancak bu hakkýn bir sýnýrý bulunduðunu ve Ermenileri kastederek, bazý kiþilerin soykýrýma uðramýþ bir millet için kabul edilemez beyanlarda bulunduklarýný da ifade etmiþtir[77]. Bu tasarý kanunlaþtýðý takdirde Ermeni soykýrýmý olmadýðýný söyleyenlerin beþ yýla kadar hapsedilmesi mümkün olacaktýr[78].
Bu olaydan bir gün sonra Dýþiþleri Bakaný Ali Babacan Slovakya’yý ziyaret etmiþtir. Slovak Dýþiþleri Bakaný Jan Kurbis Anadolu Ajansý’nýn verdiði bir beyanatta Slovak Parlamentosunun 2004 yýlý kararýnýn hükümetin görüþünü yansýtmadýðýný, bu konuyu Slovak Adalet Bakaný ve Hükümet üyeleriyle görüþeceðini, tarihin tarihçilere býrakýlmasý gerektiðine inandýðýný, bu konuda Türk kamuoyunun hassasiyetini bildiðini ve bu sorunun Türkiye ve Slovakya arasýndaki çok iyi olan iliþkilere gölge düþürmesine izin vermeyeceðini söylemiþtir[79].
Dýþiþleri bakaný Jan Kurbis’in Adalet Bakaný Stefan Harabin ile yapacaðýný söylediði görüþmeler bir sonuç vermemiþ olmalý ki Harabin Aðustos ayý sonunda Avrupa Ermeni Cemaatleri Birliði Baþkaný Ashot Grigorian’la yaptýðý bir görüþmede Ermeni soykýrýmýnýn inkârýný da cezalandýran kanunun öngörülen zamanda kabul edileceðini, esasen Parlamentonun 2004 yýlý kararýna hükümetin uymasýnýn zorunlu olduðunu söylemiþtir. Dýþiþleri Bakaný Babacan’ýn arþivlerin açýlmasý hakkýndaki önerisi hakkýnda ise Erivan’da Soykýrým Müzesini ziyaret edenlerin Ermeni arþivlerini göreceðini belirterek Türklerin soykýrým yaptýktan sonra arþivlerin soykýrýmýný da organize ettiklerinden kimsenin þüphe duymadýðýný ifade etmiþtir[80]. Görüleceði üzere Slovakya Baþbakan Yardýmcýsý ve Adalet Bakaný Ermeni soykýrým iddialarýný benimsemenin çok ötesinde bir Ermeni militaný gibi hareket etmekte ve konuþmaktadýr.
Arþivler ve Tarih Araþtýrmalarý Hakkýnda AGÝT Parlamenter Asamblesi Kararý
Baþbakan Erdoðan’ýn 1915 olaylarýnýn iki ülke tarihçileri ve diðer uzmanlarý tarafýndan, gerektiðinde diðer ülkelerin de uzmanlarýnýn katýlýmýyla, incelemesi için 2005 yýlý Nisan ayýnda Baþkan Koçaryan’a yaptýðý öneriye, milliyetçi çevrelerin Ermenistan’da olduðu kadar diasporada da karþý çýkýldýðý bilinmektedir. Bunun nedeni, Ermeni soykýrým iddialarýný gerçek olarak kabul eden bu çevrelerin, 1915 olaylarýnýn incelenmesinin bu gerçeði zedeleyeceði kanýsýdýr. Yukarýda deðindiðimiz gibi, Baþkan Sarkisyan’ýn ilke olarak böyle bir komisyonun kabul edileceðine dair sözleri de çok tepki çekmiþtir. Buna karþýlýk birçok ülke Türkiye’nin komisyon kurulmasý teklifinin lehinde tutum almýþtýr.
Avrupa Güvenlik ve Ýþbirliði Teþkilatý (AGÝT) Parlamenter Asamblesinin, Astana’da yaptýðý ve 3 Temmuz’da sona eren toplantýsýnda kabul ettiði bir bildirge Türk görüþlerine önemli bir destek saðlamýþtýr.
Astana Deklarasyonu’nun ana konusu AGÝT ülkelerinde saydamlýktýr. Deklarasyonun demokrasi, insan haklarý ve insani konulara ayrýlmýþ bölümünde tarihi incelemelerin saydamlýðýný ve doðruluðunu geliþtirebilmek için arþivlerin tam olarak açýk olmasýnýn önemine deðinilmektedir (madde 62). Ayrýca AGIT üyesi devletlerin tarihi ve siyasi arþivlerle ilgili makamlarýnýn tüm arþivleri araþtýrmacýlara ve diðer ilgili kiþilere imkânlar ölçüsünde açmalarý için çaðrýda bulunulmaktadýr (madde 66). Bu konuda Türkiye’nin tasnifi tamamlanan tüm arþivlerinin herkese açýk olduðunu ve Ermeni sorunu konusunda da baþlýca arþivlerin tasnifinin tamamlandýðýný belirtelim. Ermeni tarafýna gelince, Ermenistan arþivlerinin de açýk olduðu söyleniyorsa da bazý kiþilerin bazý arþivlerden uzak tutulduðunu gösteren asgari bir olay bulunmaktadýr[81]. Diaspora arþivlerine gelince Boston’daki Taþnak, Paris’teki Nubar Paþa arþivleri ile Zoryan Enstitüsü arþivleri özel arþiv niteliðindedir; diðer bir deyimle bu arþivlere girebilmek izin almaya baðlýdýr ve bu nitelikleri itibariyle de söz konusu üç arþiv Astana Deklarasyonundaki “tam olarak açýk olma” ilkesine uygun durumda deðildir.
Astana Deklarasyonu’nun karma tarihi komisyonlarla ilgili 68 inci maddesinin çevirisi ise þöyledir: “ Katýlan devletler arasýnda, bu devletlerin tarihçilerinden ve uzmanlarýndan oluþan, gereken durumlarda üçüncü ülkelere mensup olanlar da dahil edilerek, karma tarih komisyonlarý kurulmasýný teþvik eder, Söz konusu komisyonlar katýlan devletler tarihinin tartýþmalý dönemlerine objektif ve bilimsel bir ýþýk tutmak ve böylece saydamlýða ve karþýlýklý anlayýþa yeni bir katkýda bulunmak amacýyla ilgili tarihi, siyasi ve askeri arþivlerde araþtýrmalar yapmakla görevli olacaklardýr.” Görüldüðü üzere deklarasyonun bu maddesi tarihin tartýþmalý noktalarý hakkýnda ortak tarihçiler komisyonu kurulmasýný teþvik etmekle Türkiye’nin Ermenistan’a yaptýðý öneriyi desteklemektedir.
AGÝT’in yukarýda deðindiðimiz deklarasyonuna, Ermenistan hariç, diðer ülkeler olumlu oy verdiler. Ermenistan bu davranýþýyla tarihi olaylarla ilgili olarak bazý iddialar ileri süren ancak bu iddialarýnýn incelenmesini istemeyen, o nedenle de iddialarý hakkýnda inandýrýcý olmayan bir duruma düþtü.
Bu arada söz konusu deklarasyonun bir emsal oluþturabileceðini, birkaç istisna dýþýnda AGÝT ile ayný üyelere sahip Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’nin hatta NATO Asamblesinin dahi benzer bir metni kabul edebileceðini ve hatta uygun bir gündem maddesi altýnda, Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu da arþivlerin açýk olmasý yanýnda tartýþmalý olaylar için tarihçiler ortak komisyonu kurulmasý fikirlerini içeren bir kararý kabulde zorlanmayabileceðini belirtelim.
Erivan’daki Soykýrým Anýt ve Müzesine Yapýlan Ziyaretler
Ermenistan’a resmi ziyarette bulunan yabancýlarýn Erivan’daki Soykýrým Anýt ve Müzesine de gitmeye ve çelenk konulmaya teþvik edildiðini ve böyle yapýldýðý takdirde de ilgili kiþinin veya temsil ettiði ülkenin Ermeni ”soykýrýmýný” tanýdýðý þeklinde yorumlar yapýldýðýný daha önce bildirmiþtik.[82]Bu nedenle söz konusu Anýt ve Müzeye yapýlan ziyaretler hakkýnda bilgi vermekteyiz.
2008 yýlýnýn Mart-Aðustos aylarýnda yapýlan baþlýca ziyaretler þunlardýr[83]:
3 Mart 2008: Vatikan Devlet Sekreteri (Baþbakaný) Kardinal Tarcisio Bertone. Vatikan Ermeni Soykýrým iddialarýný 2000 yýlýnda tanýmýþtýr. Kardinal Bertone Özel Deftere “Bunun hiçbir zaman olmamasýný isterdim. Kahraman Ermeni milleti çok yaþasýn” yazmýþtýr.
25 Nisan 2008: Macaristan Savunma Bakaný Yardýmcýsý Bayan Agnesh Vadda. Macaristan Ermeni soykýrým iddialarýný tanýmamýþtýr.
21 Mayýs 2008: Belarus Kültür Bakaný Vladimir Feodorovich Matvichuk. Belarus Ermeni soykýrým iddialarýný tanýmamýþtýr.
25 Mayýs 2008: ABD Temsilciler Meclisinden, Adam Schiff’in baþkanlýk ettiði bir heyet.
Adam Schiff ABD Kongresinde Ermeni çýkarlarý için çalýþanlarýn baþýnda gelenlerdendir.
26 Mayýs 2008: Slovakya Baþbakan Yardýmcýsý ve Adalet Bakaný Stefan Harabin. Bu kiþinin özel durumuna yukarýda deðindik.
27 Haziran 2008: Gürcistan’ýn Eðitim ve Bilim Bakaný Giorgi Nodia. Gürcistan Ermeni soykýrým iddialarýný tanýmamýþtýr.
6 Temmuz 2008: Çek Cumhuriyeti Dýþiþleri Bakaný Karel Schwarzenberg. Çek Cumhuriyeti Ermeni soykýrým iddialarýný tanýmamýþtýr.
13 Eylül 2008: Çek Cumhuriyeti Senatosu Baþkaný Prshemisl Sododka. Yukarýda belirttiðimiz gibi Çek Cumhuriyeti Ermeni soykýrým iddialarýný tanýmamýþtýr.
6 Eylül 2008 tarihinde Erivan’da yapýlan Türkiye-Ermenistan Futbol milli maçýný izlemek üzere Türkiye’den Ermenistan’a gidenler olmuþtur. Anýt ve Müze Müdürü Hayk Demoyan’a göre 300 kadar Türk anýt ve müzeyi ziyaret etmiþtir. Milliyet gazetesi yazarlarýndan olup, 1921 yýlýnda Ermeniler tarafýndan katledilen Cemal Paþa’nýn torunu Hasan Cemal de müzeyi ziyaret ederek bir çelenk koymuþtur[84].
IV - AMERÝKA ERMENÝ SOYKIRIMI MÜZESÝ
Birçok müzenin yer aldýðý ABD Baþkenti Vaþington’da 1993 yýlýnda bir Yahudi Soykýrýmý Müzesi açýlmýþ ve büyük raðbet görmüþtü. Bu durumdan esinlenen bazý Diaspora Ermenileri 1996 yýlýnda ayný þehirde bir Ermeni soykýrým müzesi kurulmasý fikrini ortaya atmýþlardý. Bu müzenin gerçekleþmesini Amerika’da en önemli Ermeni kuruluþlarýndan olan Armenian Assembly of America (AAA) ve ona baðlý olup esas itibariyle soykýrým iddialarýnýn yayýlmasý ile görevli Armenian National Institute (ANI) üstlenmiþlerdir.
Zengin bir iþ adamý olan ve 1996 yýlýnda firmasýný satarak elde ettiði 3,4 milyar dolarlýk serveti hayýr ve sanatla ilgili faaliyetler için harcayan ve Erivan’da kendi adýný taþýyan bir modern sanat müzesi kuran Gerard Cafesjian ve Kafesciyan Aile Vakfý bu projeye katýlýnca Vaþington’da uygun bir bina arayýþýna baþlanmýþ ve 2000 yýlý Mart ayýnda, 14. sokakta National Bank of Washington’un 1925 yýlýnda yapýlmýþ olan eski binasý 7, 5 milyon dolara satýn alýnmýþtýr. Bu meblað’ýn 3,5 milyon dolar Kafesciyan Vakfý, 3,5 milyon dolarý Bayan Matyhevossian ve 0,5 milyon dolarý da AAA tarafýndan ödenmiþtir. Binanýn alaný yaklaþýk 2.800 m2’dir
.
Bir süre sonra söz konusu binanýn artýk Ermeni Soykýrým Müzesi ve Anýtý adýný taþýyan bu proje için küçük geleceði düþünülmüþ ve bir köþe baþýnda bulunan binanýn yanýndaki sokakta (G Street) birbirine bitiþik dört bina yaklaþýk 12 milyon dolara Kafesciyan Vakfý tarafýndan satýn alýnmýþtýr. Bu binalar projenin üç misli kadar (yaklaþýk 8.500 m2) büyütülmesine imkân saðlamýþtýr. Müzenin ön projeleri yapýlýrken diðer yandan da The Armenian Genocide Museum and Memorial Inc. ( kýsaca AGM&M,Inc.) adý altýnda bir kuruluþ vücuda getirilmiþtir. Armenian National Institute de bu kuruluþa baðlanmýþtýr.
Aþaðýdaki plandan da görüleceði üzere banka binasý Beyaz Saray’a gayet yakýndýr. Ayrýca
Yahudi Soykýrým Müzesiyle de ayný cadde üzerindedir.
Tanýnmýþ bir mimar olan Edgar Papazian’a müze için bir ön proje çizdirmiþtir. Temsili bir resmi aþaðýda verilen bu projeye göre, anýt deðeri nedeniyle yýkýlamayan ve cephesinde tadilat ta yapýlamayan banka olduðu gibi muhafaza edilmekte yan sokaktaki dört küçük bina yýkýlarak oraya yeni bir bina yapýlmaktadýr. Bu binanýn ana noktasýný büyük bir bombayý andýran bir kubbe oluþturmaktadýr. Bu kubbe yeni binanýn üzerine düþmüþ ve onu çatlatmýþ kanýsýný vermektedir. Yeni binanýn cephesi bir Türkiye haritasýný andýrmaktadýr. Harita üzerinde Ermenice ve Türkçe þehir adlarý yazýlýdýr. Bomba þeklindeki kubbenin sözde Ermeni soykýrýmýný temsil ettiði ve Doðu Anadolu’ya düþerek orasýný harabeye çevirdiðinin anlatýlmak istendiði anlaþýlmaktadýr.
Bu bina yaklaþýk 100 milyon dolara mal olacaktý. Gerard Cafesjian’ýn projeyi desteklemesine karþýn Müze Mütevelli Heyetinin diðer üyeleri (ki bunlar genellikle AAA mensubudur) Müzenin eski banka binasýnda yapýlmasý, yan sokakta satýn alýnan dört binanýn satýlarak gelirinin müzenin düzenlenmesi için kullanýlmasý üzerinde durmuþlardýr. Böylelikle müze için biri çok büyük diðeri daha mütevazý iki kavram ortaya çýkmýþ; ancak bu konuda bir anlaþmaya varýlamayýnca Gerard Cafesjian Mütevelli Heyetinden 2006 yýlýnda ayrýlmýþ fakat oy hakkýný korumuþtur. Mütevelli heyeti ise projeyi gerçekleþtirmek üzere bir Ýnþaat ve Ýþlemler Komitesi kurmuþtur. Daha küçük bir müze için çalýþmalar baþlayýnca Gerard Kafesciyan, AAA ve Mütevelli Heyetinin diðer üyelerine dava açarak, kendisinin ve Kafesciyan Vakfýnýn Mütevelli Heyetinin kararlarýna katýlmasýnýn önlendiðini ileri sürmüþ ve müze için yan sokakta satýn aldýðý dört binanýn kendisine iadesini istemiþtir [85].
Ýnþaat ve Ýþlemler komitesi ise planlarýn tasarýmý ve yapýlmasý için iki ayrý firmayla anlaþmýþtýr. Bunlar Gallager & Associates ve Martrinez ve Johston firmalarýdýr[86]. Yapýlacak binan ön projeleri henüz açýklanmamýþ ancak Müze’nin Internet sitesinde þu taslak yayýmlanmýþtýr.[87]
Bu taslak banka binasýný yan sokaktan göstermektedir. Buna göre banka binansýn yanýndaki küçük arsa inþaata dahil edilerek buraya camdan bir tür kule eklenmiþtir. Bu yapýnýn merdiven ve asansörleri içereceði ve giriþin de buradan yapýlacaðý anlaþýlmaktadýr[88] . Böylelikle banka binasý tamamen müzeye tahsis edilmiþtir.
Bu kule ve banka binasý yaklaþýk 50.000 square feet ( 4.672 m2) alana sahip olacaktýr ki bu Edgar Papazian’a çizdirilen planýn yarýsý kadardýr. Ayrýca bu haliyle müze, Papazian tasarýmýna göre, gösteriþini de kaybetmektedir.
Müzenin 2010 veya 2011 yýlýnda açýlacaðý bildirilmektedir[89]: ancak müzenin içinin düzenlenmesi inþaattan fazla zaman alacaðýndan bu iyimser bir tahmindir.
Gerard Cafesjian bu konuda açtýðý ilk davayý kaybetmiþtir[90] . Ancak AAA ile arasýnda hukuk savaþý devam etmektedir.
Diðer yandan müze ile ilgili hazýrlýklar sürmekte Türkiye’deki Anýtlar Kurulu’na tekabül eden bir kuruluþ olan Historic Preservation Review Board (Tarihi Koruma ve Gözden Geçirme Kurulu) banka binasýnýn müze yapýlmasý için gerekli izni vermiþtir[91]. Ayrýca Zonning Adjustment Board (Ýmar Düzenleme Kurulu)’ dan da izin alýnmýþtýr[92].
Diðer yandan Erivan’daki Ermeni Soykýrýmý Müzesi ve Enstitüsü ile bir iþbirliði sözleþmesi imzalanmýþtýr[93]. Erivan’daki soykýrým anýt 1967 yýlýnda Sovyetler Birliði döneminde açýlmýþtý. Ermenistan baðýmsýzlýðýný kazandýktan sonra, 1995 yýlýnda bu anýtýn yanýnda bir müze ve bir enstitü kurulmuþtu. Söz konusu enstitü soykýrým iddialarýnýn ileri sürülmesi alanýnda gayet aktiftir. Washington’daki müzenin de Erivan’daki müzeden sergilenmek üzere eþya ve belgelerin bir kýsmýný saðlayacaðý anlaþýlmaktadýr.
Ýkinci bir iþbirliði sözleþmesi ise Near East Foundation (Yakýn Doðu Vakfý) ile imzalanmýþtýr[94]. ABD’de 1915 yýlýnda, Ermenilere yardýmda bulunmak üzere, bir “American Committee for Armenian and Syrian Relief” (Ermeni ve Suriyelilere Yardým için Amerikan Komitesi) kurulmuþtu. Osmanlý Hükümeti bu Komite’nin göç ettirilen Ermenilere yardýmýna izin vermiþti. (Sadece bu olayýn dahi Osmanlý Hükümetinin Ermenileri ortadan kaldýrmaya niyeti olmadýðýný ortaya koyduðunu belirtelim). Söz konusu Komite 1919 yýlýnda Kongre kararýyla Near East Relief (Yakýn Doðu Yardýmý) ismini almýþ ve yetimhaneler, hastaneler ve okullar açmak suretiyle Ermenilere yardým etmiþ ve o zamanýn parasýyla 100 milyon dolarýn üzerinde harcama yapmýþtýr. Daha sonra adý Near East Foundation’a dönüþtürülen bu kuruluþ halen Mýsýr gibi bazý ülkelerde faaldir. Yapýlan iþbirliði sözleþmesi bu kuruluþun elinde olan Ermeni tehciriyle ilgili bazý belgelerin sergilenmesiyle ilgilidir.
Böyle bir müzede neler sergilenebilir? Bilindiði gibi müzeler sanat eserlerini, tarihi eþyalarý ve teknolojik ve bilimsel geliþmeleri sergiler. Soykýrým müzeleri ise, ölen insanlardan geriye hemen hiçbir þey kalmadýðý için, sergilenecek materyal bulmakta güçlük çekmekte ve bu eksikliði baþka çarelere baþvurarak doldurmaya çalýþmaktadýrlar.
Mesela, Washington’daki Amerika Holokost Müzesi ve Anýtý normal bir müze binasý gibi deðil Alman Auschwirtz-Birkenau toplama kampýnda esinlenerek inþa edilmiþtir. Bu nedenle bina olarak dahi etkileyicidir. Ýçinde ise pek çok maket ve açýklama içeren panolar yanýnda toplama kamplarýndaki Yahudilerin ve Hitler dâhil pek çok Alman siyasetçisinin ayrýca kamp yöneticilerinin fotoðraflarý vardýr. Müzede sergilenenler arasýnda kamplarda öldürülen on binlerce Yahudi’nin býraktýðý ayakkabýlar ve Yahudi kadýnlarýn kesilen saçlarýnýn oluþturduðu yýðýnlar bulunmaktadýr. Ayrý bir bölümde ise öldürülenlerin fotoðraflarý tüm duvarlarý kaplamaktadýr. Bir baþka bölümde cesetlerinin yakýldýðý fýrýnlar da teþhir edilmektedir. Sonuç olarak bu müze alýþýlmamýþ mimarisinin yanýnda belirli bir mizansen içinde teþhir edilen bu eþyalarýyla da gezenleri gerçekten etkilemektedir.
Hazýrlanmakta olan Ermeni soykýrýmý müzesine gelince, Mimar Papazyan’ýn yukarýda fotoðrafýný verdiðimiz ancak kabul edilmeyen projesi dýþarýdan çok çarpýcýydý. Banka binasý ise gerek hacmi gerek dýþ görünümü itibariyle kiþileri etkilemekten uzaktýr.
Bu binanýn içinde nelerin teþhir edilebileceðine gelince, ortada bir soykýrým deðil bir zorunlu göç olduðundan teþhir edilecek eþya da ona göre azdýr. Bu çerçevede esas itibariyle fotoðraflarýn sergileneceði düþünülmektedir. Birinci Dünya Savaþýnda Osmanlý Ordusunda çalýþmýþ olan Armin T. Wegner’in çektiði ve sefil durumdaki bazý insanlarý gösteren fotoðraflarýn burada da kullanýlmasý olasýdýr. Bu kiþinin meþhur Protestan Papaz Johannes Lepsius ile iþbirliði yapmasý ayrýca savaþtan sonra da Ermeni iddialarý lehinde faaliyette bulunmasý fotoðraflarýn doðruluðu hakkýnda öteden beri þüphe uyandýrmýþtýr. Esasen Birinci Dünya Savaþý içinde Anadolu’daki koþullar o derecede kötüydü ki fotoðraflardaki kiþiler herkes (Türk, Ermeni Kürt ) olabilir. Diaspora’da çýkan bazý yazýlara göre Wagner’in dýþýnda, Victor Pitchman gibi diðer bazý subaylarýn fotoðraflarýnýn sergilenmesinin de düþünüldüðü anlaþýlmaktadýr[95]. Bunun dýþýnda soykýrýmdan kurtulduðu iddia edilen bazý kiþilerin anýlarý da sergilenebilir. Soykýrým kurbanlarýna ait olduðu ileri sürülerek bazý eþyalar teþhir edilebilir. Ancak Yahudi Holokostu Müzesindeki eþyalarýn aksine bunlarýn gerçekliðinin kanýtlanmasý çok zordur; hatta bazen mümkün de deðildir.
Ermeni soykýrým iddialarýnýn kanýtlamak için bu güne kadar birçok kez sahteciliðe baþvurulmuþtur. Mesela üzerinde kartallarýn uçtuðu bir kafatasý yýðýnýný gösteren bir tablonun, Ermenileri simgelediði yýllarca iddia edilmiþtir. Sonra’dan bu tablonun 1871–72 yýllarýnda Rus ressam Vasili Vereshchagin tarafýndan yapýldýðý ve Ermenilerle bir ilgisi olmadýðý ortaya çýkmýþtýr[96]. Aram Andonyan’ýn 1920’de yayýmladýðý “The Memoirs of Naim Bey, Turkish Official Documents relating to the Deportations and Massacres of Armenians” (Naim Bey’in Anýlarý: Ermeni Tehcir ve Katliamýna iliþkin Resmi Türk Belgeleri) baþlýklý kitabýnda yer alan ve Talat Paþa tarafýndan valilere gönderildiði iddia edilen þifre telgraflara benzer bazý metinler de yýllarca soykýrýmýn kanýtý olarak takdim edilmiþti. Sonradan bu metinlerin sahte olduðu meydana çýkmýþtýr[97]. Bu misalleri daha da arttýrmak mümkündür.
Önümüzdeki yýllarda açýldýðý takdirde Ermeni Soykýrým Müzesi’nin soykýrým iddialarýnýn pekiþtirilmesine katkýda bulunacaðýnda ve birçok kiþi için de bu iddialarýn somut bir kanýtý olarak algýlanacaðýnda þüphe bulunmamaktadýr.
Bazý hukukçularla yaptýðýmýz görüþmeler açýlmadan önce bu müzeye hukuki alanda yapýlacak itirazlarýn bir sonuç vermeyeceðini göstermektedir. Esasen inþaat için gerekli izinler alýnmýþtýr.
Buna karþý açýlmasýndan sonra sergilenen bazý eþya ve belgelere, gerçek olmadýðýný öne sürerek itiraz etmek, ilke olarak, mümkündür. Mesela sergilenen Osmanlý belgeleri arasýnda sahte olanlar varsa Osmanlý arþivlerinde böyle bir belge mevcut olmadýðý ileri sürülerek dava açýlabilir. Diðer yandan Amerikan vatandaþý olmuþ Türklerin kurduðu dernekler de, müzenin kendilerini rencide ettiðini belirterek, dava açabilirler. Özel kiþiler ise müzede sergilenen eþya ve belgeler kendi dedelerini anýsýna zarar veriyorlarsa Müzeyi dava edebilirler. Mesela Müze, büyük bir ihtimalle Talat Paþa’yý ve o dönemin diðer ilgili þahsiyetlerini yerecektir. Onlarýn torunlarýn, dedelerinin kötülendiðini ileri sürerek, dava açmalarý mümkündür.
Bu tür davalar kazanýlýrsa belki tazminat alýnacak ve ilgili eþya veya belge sergiden kaldýrýlacak; ancak müze var olmaya devam edecektir. O itibarla müzenin yaptýðý olumsuz propagandanýn baþka yollarla dengelenmesi önem arz etmektedir. Bu konuda Vaþington’da bir “Anadolu Kültür ve Uygarlýklarý Müzesi” açýlmasý için bir süre önce yapýlmýþ olan bir önerinin[98] ivedilikle deðerlendirilmesi gerekmektedir. Böyle bir müzenin esas amacý Osmanlýlar dâhil, Anadolu’daki tüm uygarlýklarýn tanýtýlmasý olacaktýr. Ayný zamanda bazý tarihi gerçeklere de vurgu yapýlabilecektir. Bunlar arasýnda Osmanlý Ýmparatorluðu’nun Engizisyondan kaçan Yahudilere kucak açmasý, Ýmparatorlukta Müslümanlarýn yanýnda Hýristiyan ve Yahudilerin de kendi kültürel, mesleki ve dinsel gelenek ve inançlarýný sürdürdükleri, Osmanlý Ermenilerin devlete ve Osmanlý kültürüne katkýlarý, ancak sonra bazýlarýnýn dýþ etkiler altýnda tutum deðiþtirmeleri gibi konularýn iþlenmesi Ermeni soykýrým müzesine karþý en anlamlý cevap olacaktýr.
V - KARABAÐ SORUNUNA ÝLÝÞKÝN GELÝÞMELER
Bilindiði gibi Karabað sorununa barýþçý bir çözüm bulma çabalarý yaklaþýk 15 yýldan beri devam etmektedir. AGÝT ülkeleri 1994 yýlýnda toplandýklarý Beyaz Rusya’nýn baþkenti Minsk’te içlerinde ABD, Rusya Federasyonu ve Türkiye’nin de bulunduðu ve sonralarý Minsk Grubu diye anýlan bir ülkeler grubunu soruna çözüm bulunmasýna yardýmcý olmakla görevlendirmiþlerdi. Sonralarý bu görev Grubun eþ baþkaný olan ABD, Rusya Federasyonu ve Fransa tarafýndan yürütülmüþtü. Aradan geçen yýllar içinde, bir konu hariç, Karabað Sorununun ne gibi esaslara dayanýlarak çözümlenebileceði üzerinde bir mutabakat belirmiþti. Buna göre Ermenistan iþgal etmiþ olduðu, Karabað’ý çevreleyen yedi Azerbaycan “rayon”undan (ilinden) çekilecek, Azeri mülteciler bu topraklara dönecekler ve bölgeye bir uluslararasý barýþ gücü yerleþtirilecektir. Karabað bir koridorla Ermenistan’a baðlanacaktýr. Nahcivan’da bir yolla Azerbaycan’a baðlanacaktýr.
Üzerinde mutabakata varýlamayan husus Karabað’ýn statüsünün ne olacaðýdýr. Ermenistan Karabað’ýn baðýmsýz bir devlet olmasýný savunmaktadýr. Azerbaycan ise bu bölgenin Azerbaycan’a baðlý kalmaya devam etmesini, ancak çok geniþ bir özerkliðe sahip olmasýný ileri sürmektedir. Taraflarýn baðdaþtýrýlmasý mümkün görülmeyen bu tutumlarýna karþýlýk Minsk Grubu eþ baþkanlarý son yýllarda Karabað’ýn statüsü sorununun ertelenmesi ve gelecek yýllarda ele alýnmasýný önermeye baþlamýþlardýr. Taraflar, ilke olarak, ertelemeye karþý görünmemekle beraber, erteleme sonunda statünün nasýl belirleneceði sorunu ortaya çýkmýþtýr. Ermenistan’a göre söz konusu süre sonunda Karabað’da bir referandum yapýlarak Karabað halký kendi kaderini kendisi tayin etmelidir. Ancak bu süre de çok uzun olmamalýdýr. Azerbaycan ise önce Karabað’ýn Azeri halkýnýn evlerine geri dönmesinin gerçekleþmesini, bu nedenle sürenin uzun olmasýnýn gerektiðini ileri sürmektedir. Diðer yandan Azerbaycan sadece Karabað’da referandum yapýlmasýna karþýdýr; zira Azeriler bu topraklara geri dönseler dahi nüfusun en çok %30’unu oluþturacaklarýndan referandum sonucu önceden bellidir; zira Karabaðlý Ermeniler Ermenistan’a katýlma yönünde oy kullanacaklardýr veya Ermenistan, bazý taktik nedenlerle istediði takdirde, Karabað’ýn baðýmsýz olmasý için oy vereceklerdir. Buna karþýlýk Azerbaycan Anayasasýnýn 3. maddesine göre, ülke sýnýrlarýnýn deðiþtirilmesi için plebisit (halkoylamasý) yalnýz ülke genelinde yapýlabilir[99]. Buna göre Karabað’ýn statüsünün ne olacaðýna iliþkin bir referandumun tüm Azerbaycan’da yapýlmasý gerekmediktedir. Böyle bir referandumunun Karabað’ýn Azerbaycan’a baðlý kalmaya devam etmesinden baþka bir sonucu olmayacaðý þimdiden bellidir.
Azerbaycan’ýn bu tutumu Karabað bölgesinin Azerbaycan topraklarýnýn bir parçasý olduðu görüþüne dayanmaktadýr. Buna karþýn Ermeni görüþü ise Karabað bölgesinin Azerbaycan’ýn baðýmsýzlýðýný ilan etmeden önce kendi baðýmsýzlýðýný ilan etmiþ olduðu bu nedenle Karabað’ýn hiçbir zaman baðýmsýz Azerbaycan’a ait olmadýðýdýr. Ancak bu görüþ doðru deðildir; zira Azerbaycan gibi Ermenistan (ve Sovyetlerden ayrýlan diðer tüm ülkeler) Sovyetler Birliði Anayasa’sýna göre baðýmsýzlýklarýný ilan etmiþlerdir. Bu anayasa özerk bölgelere baðýmsýzlýðýný ilan etme hakký vermemektedir.
Sorunun Ýleride Kuvvet Kullanarak Çözümlenmesi Olasýlýðý
Azerbaycan yetkilileri, baþta Ýlham Aliev olmak üzere birçok kez, gerektiði takdirde iþgal altýndaki Azerbaycan topraklarýný kuvvet kullanarak kurtarabileceklerini söylemiþlerdir. Azerbaycan ekonomisinin süratle kalkýnmasý buna paralel olarak da milli savunma harcamalarýnýn artmasý, Aliev’in Azerbaycan’ýn savunma harcamalarýnýn Ermenistan bütçesine denk olmasý hedefini koymasý, ileride iki ülke silahlý kuvvetlerinde Azerbaycan lehine büyük fark olacaðýný göstermekte ve bu nedenle de önümüzdeki yýllarda Ermeni iþgalindeki topraklarýn güç kullanýlarak kurtarýlmasý, imkân dâhilinde görülmektedir. Baþkan Aliev, iki ülke arasýnda bir ateþkes olduðunu ancak savaþýn bitmediðini söylemektedir[100]. Geçekten de hukuki anlamda durum böyledir.
Baþkan Aliev bu konuda daha ayrýntýya girerek uluslararasý finans kuruluþlarýnýn Azerbaycan’ýn gelecek yirmi yýl içinde sadece petrolden 140 milyar dolar kazanacaðýný belirttiklerini,[101] Azerbaycan’ýn bu durumdan yararlanarak iþgal edilmiþ topraklarýný geri almak için ordusunu güçlendireceðini söylemiþtir[102]. Gerçekten de 2003 yýlýnda 135 milyon dolar kadar olan Azerbaycan’ýn savunma harcamalarý 2007’de yaklaþýk yedi kat artarak 1 milyar dolara ulaþmýþtýr[103]. Baþkan Aliev’e göre Azerbaycan GSMH’nýn 25–30 milyar dolar olmasý beklenmektedir. Ermenistan’ýnki ise 4-5 miyar civarýndadýr[104]. Bu olanak mahfuz tutulmak kaydýyla Azerbaycan, Minsk Grubu aracýlýðýyla Ermenistan’la müzakerelerde bulunmayý sürdürmüþtür. Azerbaycan’ýn kuvvet kullanmak opsiyonuna karþýlýk Ermeni yetkilileri, doksanlý yýllarýn baþýndaki askeri baþarýlarýnýn etkisi altýnda, Ermenistan’ýn halen askeri üstünlüðünü koruduðunun veya ekonomik gücün mutlaka askeri güç anlamýna gelmediðinin ifade etmiþlerdir.
Diðer yandan Azerbaycan’ýn bu tutumuna karþýn Baþkan Koçaryan taraflar arasýndaki görüþmelerin sonuçsuz kalmaya devam etmesi halinde Ermenistan’ýn Karabað devletini hukuken tanýmak, Karabað’ýn güvenliði hakkýndaki sorumluluðunu resmiyete dökmek ve Karabað’ýn etrafýndaki güvenlik bölgesini güçlendirmek zorunda kalacaðýný ifade etmiþtir[105]. Bu sözler, Ermenistan’ýn Karabað’ý resmen tanýdýktan sonra bu “devlet” ile bir anlaþma yaparak savunmasýný üstleneceði ve “güvenlik bölgesi“ olarak nitelendirilen Karabað’ýn etrafýndaki Azerbaycan’a ait yedi ilden çekilmeyeceði anlamýna gelmektedir. Ancak Ermenistan’ýn böyle bir politika izlemesi Azerbaycan’ýn iþgal altýndaki topraklarý bir an önce kurtarmak için harekete geçmeyse zorlayacak ve sonuçta Karabað savaþý yeniden baþlayacaktýr. O nedenle böyle bir politikanýn izlenmesi zordur, ayrýca ABD ve Rusya Federasyonun böyle bir durumu önlemek için azami çabayý gösterecekleri konusunda þüphe yoktur.
2006 Yýlý Geliþmeleri
2007 yýlýnda Ermenistan’da parlamento seçimi, 2008 yýlýnda ise hem Ermenistan hem de Azerbaycan’da devlet baþkaný seçimi yapýlacak olmasý bu iki yýl içinde bir ilerleme saðlamanýn güç olacaðý, o nedenle de Karabað sorunun 2006 yýlý içinde çözümlenmesine çalýþýlmasý gerektiði, Minsk Grubu eþ baþkanlar dâhil, genel olarak kabul edilen bir görüþ olmuþtur. Bu nedenle 2006 yýlýnda çözüm için yoðun faaliyette bulunulmuþtur. Ýki ülke dýþiþleri bakanlarýnýn birçok kez bir araya gelmeleri yanýnda Aliev ve Koçaryan Þubat ayýnda Fransa’da Rambouillet, Haziran’da Bükreþ ve Aralýk ayýnda da Minsk’te görüþmüþler ancak Karabað’ýn statüsü konusunda bir anlaþmaya varamamýþlardýr.
Bu arada Minsk Grubu eþ baþkanlarý, 33 Haziran 2006 tarihinde Grubun baðlý olduðu AGÝT Daimi Konseyi’ne Karabað sorunun çözümü için öngördükleri ana ilkeleri bildirmiþlerdir[106]. Esasý itibariyle bu yazýmýzýn birinci paragrafýndan verdiðimiz bilgilere uyan söz konusu ilkeler þöyle özetlenebilir:
- Ermeni kuvvetlerinin Karabað’ý çevreleyen topraklardan çekilmesi.
- Kelbecer ve Lâçin illeri için özel hükümler getirilmesi (Ermenistan ile Karabað arasýnda bir koridoru kurulmasý kastedilmektedir).
- Söz konusu topraklarýn silahsýzlandýrýlmasý.
- Karabað’ýn nihai hukuki statüsünü saptamak için bir referandum veya halk oylamasý yapýlmasý. Bu referandumun tarihi ve ne þekilde yapýlacaðý müzakerelerle saptanacaktýr.
- Bu topraklara uluslararasý bir barýþ gücünün yerleþtirilmesi.
- Bu konularý kapsayacak olan anlaþmanýn uygulanmasý için bir ortak komisyonun kurulmasý.
- Mayýnlarýn temizlenmesi, gerekli onarým ve inþaatýn yapýlmasý, kiþilerin iþgal edilmiþ topraklara ve Karabag’ýn savaþtan etkilenmiþ bölgelerine geri dönmeleri için uluslararasý yardým saðlanmasý.
- Taraflarýn kuvvet kullanmaktan veya kuvvet kullanma tahdidinde bulunmaktan vaz geçmeleri.
- Ýki taraflý veya uluslararasý güvenlik garantilerinin verilmesi.
Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý bir bildiri yayýnlayarak[107] bu ilkelerin eksik olduðunu bu arada Ermenistan’ý Karabað’a baðlayacak koridordan ve referandum yapýlýncaya kadar Karabað’a verilecek statüden bahsedilmediðini bildirmiþtir. Ancak bu ilkelerin müzakerelere devam edilmesi için ciddi bir zemin oluþturduðu da belirtilmiþtir. Ayrýca, Azerbaycan müzakerelere engel çýkartmaya devam ettiði takdirde, Azerbaycan’ýn Karabað idaresiyle doðrudan görüþmesi için ýsrar edileceði de ifade edilmiþtir. Azerbaycan Dýþiþleri Bakanlýðý’nýn yayýnladýðý cevabi bildiride[108] Azerbaycan’ýn, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin uluslararasý tanýnmýþ toprak bütünlüðü çerçevesinde ve Azerbaycan Anayasasýna uygun olarak Karabað’a en geniþ özerkliði vermeye hazýr olduðu teyit edilmiþ, Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðünün müzakere konusu olamayacaðý vurgulanmýþ diðer yandan Azerbaycan’ýn devam etmekte olan müzakerelere katýlmaya devam edeceði de belirtilmiþtir.
Yýl sonuna doðru, 10 Aralýk 2006 tarihinde yapýlan bir halk oylamasýyla Yukarý Karabað’da yeni bir Anayasa kabul edilmiþtir. Buna göre Azerbaycan’ýn Yukarý Karabað bölgesinin egemen, demokratik, yasal ve sosyal bir devlet olduðu ve “Yukarý Karabað Cumhuriyeti” þeklinde tanýmlanacaðý bildirilmiþtir.
Azerbaycan’ýn bir parçasý olan Yukarý Karabað bölgesinin kendisini egemen bir devlet olarak ilan etmesinin hukuki temeli mevcut deðildir. Bu olay Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðý tarafýndan, “Azerbaycan’ýn siyasi birliðinin, egemenliðinin ve toprak bütünlüðünün Ermenistan tarafýndan yeni bir ihlali” olduðu belirtilerek, kýnanmýþtýr[109]. Azerbaycan Dýþiþleri Bakanlýðý ise bu hareketin Azerbaycan Anayasasýný ihlal ettiði, hiçbir hukuki sonuç doðurmayacaðý ve uluslararasý camiayý kandýrmayacaðýný belirtmiþtir[110]. Bu vesileyle “Yukarý Karabað Cumhuriyeti”nin ve ondan önce Karabað’daki Ermeni idarelerinin hiçbir ülke tarafýndan tanýnmadýðýný belirtelim.
Görüldüðü gibi, hiçbir sonuca varmamasýna karþýn Azerbaycan ve Ermenistan Minsk Grubu aracýlýðýyla müzakerelerde bulunmaya devam etmiþlerdir. Bu, Rusya ve ABD’nin müzakerelerin sürmesini istemelerinin ve bu hususta taraflara baský yapmalarýnýn bir sonucudur. Ayrýca müzakere süreci mevcut anlaþmazlýðýn silahlý bir çatýþmaya dönmesini de engellemektedir. Ancak Minsk Grubu eþ baþkanlarýnýn anlaþmazlýðý çözümlenmesini saðlayamadýðý da açýktýr. Buna raðmen müzakereler, seçim yýllarý olan 2007 ve 2008’de de sürmüþtür.
2007 Yýlý Geliþmeleri
2007’de iki ülke devlet baþkanlarýnýn St.Petersburg’da Baðýmsýz Devletler Topluluðu Zirve Toplantýsý sýrasýnda yaptýklarý bir görüþmeden de sonuç alýnmamýþtýr. Mink Grubu eþ baþkanlarý bu konuda yayýnladýklarý bir bildiride[111] bir anlaþmaya varabilmek için sýnýrlý sayýda engel bulunduðunu ancak baþkanlarýn geriye kalan bu sorunlarýn üstesinden gelemediklerini ve kendilerinin arabulucu olarak baþkanlarýnýn yerine karar alamayacaklarýný bildirmiþlerdir. Ayný bildiride kuvvet kullanma tehdidinde bulunan ve savaþýn anlaþmazlýðý çözebileceði kanýsýný uyandýran beyanlarýn halklarýn barýþ için hazýrlanmasýna katkýda bulunmadýðý da belirtilmiþtir.
Ayný bildiride Karabað’da yapýlacak olan baþkanlýk seçimlerine atýfla, uluslararasý toplumun diðer bütün üyeleri gibi kendi ülkelerinin de Yukarý Karabað’ý baðýmsýz bir devlet olarak tanýmadýðýný belirtmiþlerdir.
1991 yýlýnda baðýmsýzlýðýný ilân eden Karabað’ýn ilk baþkaný Robert Koçaryan’dýr. Adý geçenin, 1997 yýlýnda Ermenistan’a baþbakan olmasýndan sonra (bir yýl sonra Ermenistan devlet baþkanlýðýna seçilmiþtir) yerine Arkady Gukasyan seçilmiþ, 2002 yýlýnda da tekrar baþkan olmuþtu. Gukasyan üçüncü kez aday olamayacaðý için seçime girmemiþtir. 19 Temmuz 2007 tarihinde yapýlan seçimde oylarýn % 85’ini alan Bako Saakyan baþkan olmuþtur. Adý geçen 1960 doðumlu olup Karabað savaþýna katýlmýþ sonra da bu bölgede içiþleri bakanlýðý dâhil, güvenlikle ilgili makamlarda bulunmuþtur. 2001’de bu yana “Milli Güvenlik Hizmetleri” baþkanlýðýný yürütmüþtür[112].
Karabað’daki “baþkanlýk seçimlerinin” Ermenistan hariç, hiçbir ülke tarafýndan tanýnmadýðýný söylemeye gerek yoktur. Bu arada Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðý bu konuda seçimden önce bir açýklama yayýmlayarak[113] bu seçimlerin “Yukarý Karabað’da hukuka aykýrý mevcut durumu tek yanlý olarak meþrulaþtýrma çabalarýnýn bir parçasý” olarak görüldüðü, ayný zamanda bu seçimlerin “uluslararasý hukuk ilkelerinin, BM Güvenlik Konseyi kararlarýnýn ve AGÝT ilkelerinin açýk ihlali “ niteliðinde olduðu belirtilmiþtir. Diðer yandan bu seçim kýnanýrken bunun uluslararasý hukuk bakýmýndan herhangi bir baðlayýcýlýðý olmayacaðý ve sonuçlarýnýn da tanýnmayacaðý belirtilmiþtir.
Minsk Grubu eþ baþkanlarý, AGÝT Dýþiþleri Bakanlarýnýn 29 Kasým 2007’de Madrid’de yaptýklarý toplantý öncesinde Azerbaycan ve Ermenistan dýþiþleri bakanlarý ile görüþerek kendilerine devlet baþkanlarýna iletilmek üzere “Yukarý Karabað Anlaþmazlýðýnýn Barýþçý Çözümü için Temel Ýlkeler”i içeren bir belge vermiþlerdir. Eþ baþkanlar, kendi aracýlýðýyla üç yýldan beri yürütülen müzakerelerde iki taraf arasýnda çözümlenmesi gereken konularda az sayýda görüþ ayrýlýðýnda kaldýklarýný, ortaklaþa yaptýklarý önerilerin bu görüþ ayrýlýklarýnýn âdil ve yapýcý çözümler getirdiðini ifade etmiþler ayrýca taraflardan söz konusu Temel ilkeleri kabul etmeleri ve kýsa zamanda kapsamlý bir barýþ antlaþmasý kaleme almalarýný istemiþlerdir[114].
Söz konusu temel ilkeler açýklanmamýþtýr. Basýn haberlerine göre [115] bu belge üç konu içermektedir: Üzerinde anlaþma saðlanan noktalarý anlaþmaya varýlamayan noktalar ve bunlar için çözüm önerileri.
Anlaþmaya varýlan noktalar þöyle özetlenmektedir.
- Ermeni güçleri, Karabað’ý çevreleyen yedi Azerbaycan ilinden beþinden çekileceklerdir.
- Savaþ sýrasýnda bu bölgeleri terk etmek zorunda kalan Azeriler evlerine dönecektir.
Kelbecer daha ileri bir tarihte Ermeniler tarafýndan boþaltýlacak ve bu bölge Azerileri de evlerine dönecektir. Bu aþama Karabað’ýn statüsünün saptanmasý sürecindeki ilerlemelere baðlý olacaktýr.
- Laçin ili veya bir kýsmý Karabað’ý Ermenistan’a baðlayan bir koridor için
kullanýlacaktýr.
- Güvenlik bir uluslararasý barýþ gücü tarafýndan saðlanacaktýr.
Anlaþma olmayan husus ise, tahmin edilebileceði üzere, Karabað’ýn statüsüdür. Tekrar etmek gerekirse Azerbaycan’ýn, geniþ bir özerkliðe sahip olmakla beraber Karabað’ýn hukuken Azerbaycan’a baðlý olmaya devam etmesi görüþüne karþýlýk Ermenistan bu bölgeye baðýmsýzlýk verilmesinde ýsrar etmektedir.
Minsk Grubu eþ baþkanlarýnýn Karabað’ýn statüsünün tespiti için ne gibi önerilerde bulunduðu belli deðildir. Ancak bunlarýn daha önce ileri sürülmüþ olan referandum fikrinden çok uzak olmamasý olasýdýr.
Bir diðer olasýlýk da Karabað’ý çevreleyen Azerbaycan illerinin boþaltýlmasýyla yetinilmesi Karabað’ýn statüsünün saptanmasýnýn belli olmayan bir tarihe býrakýlmasýdýr. Böyle olduðu takdirde Karabað üzerinde Ermeni hâkimiyeti sürecek Azerbaycan da statüsü belli olmadýðý için bu bölge üzerinde hak iddia etmeye davam edebilecektir [116].
2008 Yýlý Geliþmeleri
2008 yýlýnýn ilk yarýsýna damgasýný vuran olay Ermenistan’da baþkanlýk seçimleri olmuþtur. Bu seçimlerde, bir önceki seçime göre, Karabað konusu yoðun bir þekilde tartýþýlmýþtýr. Bunun nedeni Levon Ter-Petrosyan’ýn 1998 yýlýnda Karabað sorunu nedeniyle baþkanlýktan ayrýlmasýna yol açan konularý gündeme getirmesi ve o zaman baþbakan olan ve Ter-Petrosyan’ýn ayrýlmasýnda baþlýca rolü oynamýþ bulunan Robert Koçaryan’ýn bu eleþtirilere cevap verirken ayrýca suçlamalarda da bulunmasýdýr.
Seçimlerden sonra Ermenistan’da yaþanan kargaþa Karabað sorununu da etkilemiþ ve Azerbaycan’la sýnýr bölgelerinde çarpýþmalar olmaya baþlamýþ ve yeniden savaþ çýkabileceði endiþeleri yaþanmýþtýr[117]. ABD Hükümeti Ermenistan ve Azerbaycan’a ateþkesi ihlal etmemeleri çaðrýsýný yapmýþtýr[118]. Kýsa süre sonra Minsk Grubunun eþ baþkanlarý da benzer
bir talepte bulunmuþlar ve taraflarý görüþmeye çaðýrmýþlardýr[119]. Seçimlerden sonra da önce dýþiþleri bakanlarý düzeyinde sonra da Nisan ayý baþýnda NATO Zirve Toplantýsý sýrasýnda Aliev ile Sarkisyan arasýnda görüþmeler olmuþ ancak bir sonuç alýnmamýþtýr.
Minsk Grubundan ve özellikle bu Gruptaki ABD Temsilcisi Matthew Bryza’dan gelen aþýrý iyimser beyanlara raðmen taraflar arasýnda, Karabað’ýn gelecek statüsünün ne olacaðý hususunda, anlaþmazlýk devam etmekte bu da bir çözüme varýlmasýnýn önündeki en büyük engeli oluþturmaktadýr. Bu durumu gösterebilmek üzere iki taraf yetkililerinin konuya nasýl yanaþtýklarý hakkýnda birer misal verelim.
Ermenistan’ýn yeni Dýþiþleri Bakaný Edvard Nalbantyan Karabað sorununun çözümünün dayanmasý gereken ilkeler hakkýnda basýna verdiði bir demeçte[120] bu ilkelerin baþýnda Karabað’ýn Azerbaycan’ýn otoritesi altýnda olamayacaðýnýn geldiðini belirtmiþtir. Baþkan Aliev ise Aðustos ayý baþýnda yaptýðý bir konuþmada[121] “Azerbaycan Karabað’a hiçbir zaman, kendi toprak bütünlüðü dýþýnda herhangi bir statü vermeyecektir” sözleriyle ülkesinin tutumunu bir kez daha ortaya koymuþtur.
Ekim ayýnda Azerbaycan’da baþkanlýk seçimleri yapýlacaktýr. Bu seçimlerden önce ve Karabað sorunu konusunda bir ilerleme beklememek normaldir. Diðer yandan Minsk Grubunun “motorunu” ABD oluþturmaktadýr. Bu ülkede de Kasým ayýnda seçimler yapýlacak ve yeni hükümet Ocak 2009 sonunda çalýþmaya baþlayacaktýr. Bu durumun da söz konusu soruna barýþçýl çözüm arayýþlarýný bir süre daha gecikmesi olasýdýr.
Uluslararasý Kuruluþlar ve Karabað Sorunu
Tüm çabalara raðmen Minsk Grubu eþ baþkanlarýnýn soruna bir çözüm bulamadýklarý açýktýr. Diðer yandan eþ baþkanlarýn Azerbaycan’ýn özellikle üzerinde durduðu Karabað bölgesinin hukuken Azerbaycan’a ait olmasýný desteklemedikleri de referandum seçeneðini önermelerinden bellidir. Oysa Azerbaycan’ýn bu talebi uluslararasý hukukun ana ilkelerinden olan toprak bütünlüðüne dayanmaktadýr. Ermeniler buna karþýlýk diðer bir ana ilke olan halklarýn kendi kaderini kendisi tayin etmesinde (self-determination) ýsrar etmekte; ancak savaþ sýrasýnda Karabað’lý Azerileri, Hocalý’da olduðu gibi katlederek veya baþka þekillerde kaçýrtýlarak bu bölge tamamen Ermenileþtirildiðinden artýk serf-determinasyon ilkesinin uygulanmasý mümkün deðildir. Bu durum dikkate alýndýðýnda Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðü ilkesinin geçerliðini baþta Birleþmiþ Milletler olmak üzere uluslararasý ilgili kuruluþlara tasdik ettirmesi gayet önemlidir. Nitekim Azerbaycan bu çerçevede bazý baþarýlý giriþimlerde bulunmuþtur.
Ýslam Konferansý Örgütü Kararý
Ýslam Konferansý Örgütü Karabað sorunu konusunda Azerbaycan’ýn görüþleri doðrultusunda öteden beri bazý kararlar almaktadýr. Bu kararlar her yýl yapýlan Dýþiþleri Bakanlarý toplantýlarýnda ve iki veya üç yýlda bir yapýlan doruk konferanslarýnda alýnmakta ayrýca bu toplantýlarla ilgili nihai bildirilerde de bu kararlardan bahsedilmektedir.
Son olarak Dakar’da 13–14 Mart 2008 tarihinde bu konuda alýnan 10/11-P(IS) sayýlý ve “Ermenistan Cumhuriyetinin Azerbaycan Cumhuriyetine Saldýrýsý” baþlýðýný taþýyan kararýn Ýngilizce tam metni Dergimizin “Güncel Belgeler” bölümündedir. Bu kararýn önemli noktalarýný þöyle özetlenebilir.
- Ermenistan’ýn Azerbaycan’a yapmýþ olduðu saldýrý þiddetle kýnanmaktadýr.
- Azerbaycan sivil halkýna karþý yapýlan eylemler insanlýða karþý suç olarak kabul edilmektedir.
- Azerbaycan’ýn iþgal edilmiþ topraklarýndaki arkeolojik, kültürel ve dini anýtlarýn yaðlanmasý ve tahrip edilmesi þiddetle kýnanmaktadýr.
- Birleþmiþ Milletler Güvenlik Konseyi’nin Karabað konusunda doksanlý yýllarda almýþ olduðu 822, 853, 874 ve 884 sayýlý kararlarýn uygulanmasý, Ermeni kuvvetlerinin, Karabað dahil, iþgal edilmiþ Azerbaycan topraklarýndan tamamen ve koþulsuz olarak çekilmesi ve Ermenistan’ýn Azerbaycan’ýn egemenliðine ve toprak bütünlüðüne saygý göstermesi kuvvetle istenmektedir.
- Azerbaycan’a karþý yapýlmýþ bir saldýrýnýn varlýðýný tanýmasý, daha önce kabul ettiði kararlar uyarýnca BM Antlaþmasýnýn VII bölümündeki önlemleri almasý için (diðer bir deyimle Ermeni güçlerinin geri çekilmesini saðlamasý için) Güvenlik Konseyine çaðrýda bulunmaktadýr.
- Tüm devletlerin Ermenistan’a silah ve askeri malzeme saðlamaktan kaçýnmasý, üye ülkelerin topraklarýnýn bu silah ve malzemenin taþýnmasý için kullanýlmamasý istenmektedir.
- Azerbaycan ile Ermenistan arasýndaki anlaþmazlýðýn barýþçýl çözümünün devletlerin toprak bütünlüðü ve uluslararasýnda tanýnmýþ sýnýrlarýn dokunulmazlýðý ilkelerine saygýya dayanmasý gerektiði belirtilmektedir.
- AGIT Minsk Grubunun faaliyetlerinin ve Ermenistan ve Azerbaycan dýþiþleri bakanlarý arasýnda yapýlan istiþarelerin desteklendiði, aþamalý bir çözümün Azerbaycan’a yapýlmýþ olan saldýrýnýn sonuçlarýnýn tedrici bir þekilde ortadan kalkmasýna yardýmcý olacaðý ifade olunmaktadýr.
Yukarýda deðindiðimiz gibi bu karar ve bu konuda ÝKÖ organlarý tarafýndan alýnmýþ diðer tüm kararlar Azerbaycan’ýn görüþlerini yansýtmakta ve bu ülkenin Karabað konusundaki taleplerini kuvvetli bir þekilde desteklemektedir. Söz konusu kararlar, ÝKÖ’ nün diðer konulardaki kararlarý gibi, ne dünya ne de Türkiye medyasýnda fazla bir yer bulmamaktadýr. Bunun baþlýca nedeni kararlarýn tavsiye niteliðinde olmasý ve baðlayýcýlýðýnýn olmamasýdýr. Böyle de olsa elliden fazla üyesi olan ÝKÖ’ nün Karabað sorununda Azerbaycan’ý çekincesiz desteklemesi Müslüman ülkelerin de üye olduðu uluslararasý kuruluþlarda Azerbaycan görüþlerine raðbet edileceði ve Ermeni görüþlerinin kabul edilme þansýnýn bulunmadýðýný göstermektedir. Nitekim aþaðýda açýklayacaðýmýz gibi, Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu’nda da böyle olmuþtur.
Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu Kararý
Azerbaycan Karabað Sorununu konusunu Birleþmiþ Miller Genel Kurulu’na götürerek kendi görüþleri doðrultusunda bir karar aldýrtmayý baþarmýþtýr. Hemen belirtmemiz gerekir ki Genel Kurul kararlarý, aynen Avrupa Parlamentosu veya Avrupa Konseyi Asamblesi veya AGÝT Parlamenter Asamblesi kararlarý gibi, baðlayýcý olmayýp daha ziyade bu kuruluþlarda çoðunluðun görüþünü yansýtan ve tavsiye niteliði taþýyan kararlardýr. Ancak, BM Genel Kurulu’nun kararlarý, bu kurulda hükümetler temsil edildiði için ayrý bir öneme sahiptir. BM Genel Kurulundan kendi görüþleri lehinde karar aldýran taraf müzakere sürecinde önemli bir koza sahip olmaktadýr.
BM Genel Kurulu tarafýndan 14 Mart 2008 tarihinde 62/243 sayý ile kabul edilen ve “Azerbaycan’ýn Ýþgal Altýndaki Topraklarýnda Durum” baþlýðýný taþýyan kararýn Ýngilizce tam metni Dergimizin “Güncel Belgeler” bölümünde verilmiþ olup en önemli noktalarý aþaðýdadýr.
- Uluslararasý tanýnmýþ sýnýrlarý içinde Azerbaycan Cumhuriyetinin egemenlik ve
Toprak bütünlüðüne saygý gösterilmesi ve desteklenmesi teyit edilmektedir. “Uluslararasý tanýnmýþ sýnýrlar” Azerbaycan’ýn Sovyetler Birliðinden ayrýldýðý zamanki sýnýrlardýr. Karabað da bu sýnýrlarýn içindedir.
- Tüm Ermeni güçlerinin Azerbaycan’ýn iþgal edilmiþ topraklarýndan derhal, tamamen ve koþulsuz olarak çekilmesi talep edilmektedir. Buradaki” Tüm Ermeni güçleri” deyimi hem Ermenistan hem de Karabað’daki askeri güçlerini ifade etmektedir.
- Azerbaycan’ýn iþgal edilmiþ topraklarýndan çýkartýlmýþ olan halkýn evlerine dönme hususunda vazgeçilemez hakký olduðu teyit edilmektedir.
- Azerbaycan’ýn Karabað bölgesindeki Ermeni ve Azeri toplumlarýna normal, güvenli ve eþit yaþam koþullarý saðlamanýn gerekli olduðu belirtilmekte ve bunun, Azerbaycan Cumhuriyeti içindeki bu bölgede etkili demokratik, kendini idare sistemi kurulmasýna yol açacaðý belirtilmektedir. Ayrýca, Karabað’da, günümüzün aksine, Ermeni ve Azeri topluluklarýn beraberce yaþayacaðý ve bunlarýn kendini idare edeceði, diðer bir deyimle özerk olacaðý belirtilmekte ve bu bölgenin Azerbaycan içinde kalacaðý da vurgulanmaktadýr. Bu ifadeler Ermenilerin baðýmsýz Karabað hayallerine son vermekte en azýndan baðýmsýz bir Karabað’ýn tanýnmayacaðýný göstermektedir.
- Azerbaycan topraklarýnýn iþgalinden doðan durumun hiçbir devlet tarafýndan yasal olarak tanýnamayacaðý ve bu durumun sürdürülmesi için yardým yapýlamayacaðý teyit edilmektedir. Bu ifadeler de Karabað için olduðu gibi bu bölgeyi çevreleyen Azerbaycan topraklarýnýn, mesela baðýmsýzlýk vermek veya Ermenistan’a ilhak etmek gibi yollarla statülerine bir deðiþiklik yapýlmasýnýn kabul edilmeyeceði anlamýna gelmektedir.
- Anlaþmazlýðýn barýþçýl çözümünü amaçlayan, uluslararasý hukukun ilke ve kurallarýna uygun, arabuluculuk çabalarý ve özellikle Minsk Grubu eþ baþkanlarý çabalarý desteklenmekte ve bunlarýn arttýrýlmasý istenmektedir. Burada önemli olan sadece Minsk Grubundan deðil tüm uluslararasý arabuluculuk çabalarýndan bahsedilmesi ve desteklenmesidir. Diðer yandan çözümün uluslararasý hukukun ilke ve kurallarýna uygun olmasý gerektiði belirtilmek suretiyle egemenlik ve toprak bütünlüðüne da dolaylý atýf yapýlmýþ olmaktadýr.
- BM üye tüm devletlerin ve ayrýca uluslararasý kuruluþlarýn anlaþmazlýðýn çözüm surecine katkýda bulunmalarý istenmektedir.
- Son olarak BM Genel Sekreterinden Genel Kurulun bundan sonraki oturumuna (63. Oturum) sunulmak üzere bu kararýn uygulamasý hakkýnda kapsamlý bir rapor hazýrlamasý istenmekte ve 63. oturumun gündemine “Azerbaycan’ýn Ýþgal Altýndaki Topraklarýnda Durum” maddesinin konacaðý belirtilmektedir. Konunun þimdiden gelecek oturumun gündemine konmasý ve Genel Sekreterin bu konuda Rapor hazýrlanmasý Karabað ve Azerbaycan’ýn iþgal edilmiþ diðer topraklarý konusunun gelecek yýl da görüþüleceðini ve sorun o zamana kadar çözülmediði takdirde bunun Ermenistan üzerinde önemli bir baský oluþturacaðýný göstermektedir.
Karar için yapýlan oylamada 39 ülke lehte, 7 ülke aleyhte oy vermiþ, 97 ülke de çekimser kalmýþtýr. 46 ülke de oylamaya katýlmamýþtýr. Çekimser kalanlarýn oylarý sayýlmadýðýndan karar kabul edilmiþtir.
Lehte oy veren 39 ülkeden 31’i ÝKÖ ülkesi ülkelerdir. Geri kalan sekiz ülke Kamboçya, Kolombiya, Gürcistan, Moldova, Myanmar, Sýrbistan, Tuvalu ve Ukrayna’dýr. Bu ülkeler ne coðrafi ne de siyasi bakýmdan bir bütünlük göstermemektedir. Daha ziyade Türkiye ve/veya Azerbaycan’ýn etkisiyle oy verdikleri düþünülebilir. Hiçbir AB ülkesi ülke lehte oy vermemiþtir.
“Türkî” ülkelerden Azerbaycan dýþýnda sadece Özbekistan lehte oy vermiþtir.
Aleyhte oy veren 7 ülkeden üçü, Minsk Grubu eþ baþkanlarý olan ABD, Rusya Federasyonu ve Fransa’dýr. Ermenistan da, doðal olarak, aleyhte oy kullanmýþtýr. Hindistan’ýn aleyhte oy vermesinin tek nedeni Azerbaycan ile Pakistan arasýndaki iyi iliþkiler olsa gerektir. Afrika’daki Angola ve Pasifiklerdeki Vanuatu’nun aleyhte oy verme nedeni bilinmemektedir. Ancak Genel Kurul oylamalarýnda küçük devletlerin kendilerini hiç ilgilendirmeyen konularda taraf tutar þekilde oy kullandýklarý sýkça görülen bir durumdur ve genelde bilinçsizlik veya sorumsuzluk sonucudur.
Çekimser kalan 97 ülke BM üyelerinin yaklaþýk yarýsýný oluþturmaktadýr. Tüm AB ülkesi ülkeler çekimser kalmýþtýr. Ayrýca çekimseler arasýnda Japonya, Çin, Brezilya, Ýsrail gibi önemli ülkeler de vardýr. Çekimserlerin sayýsýnýn bu derecede fazla olmasýnýn baþlýca nedeni Minsk Grubu eþ baþkaný olan ABD, Rusya Federasyonu ve Fransa’nýn bu yolda tavsiyede bulunmuþ olmalarýdýr. ÝKÖ ülkesi ülkeler yukarýda deðindiðimiz Dakar Zirve Toplantýsý kararýný oy birliði ile aldýklarýndan bu ülkelerin Azerbaycan kararýna da olumlu oy vermeleri gerekirdi ve en azýndan böyle yapmalarý tutarlý olurdu. Oysa 8 ÝKÖ ülkesi ülke çekimser kalmýþtýr. Bunlar Arnavutluk, Cezayir, Kamerun, Mýsýr, Kazakistan, Mozambik, Surinam ve Togo’dur. Bu olgu da Fransa’nýn (Cezayir, Kamerun, Surinam ve Togo için) ve Rusya Federasyonu’nun (Kazakistan) etkisini görmek mümkündür.
BM üyesi bazý ülkeler çok küçüktür. Bunlarýn tüm çalýþmalara katýlmalarý ve oy vermeleri olasý deðildir. Ancak örgütlü bir temsilcilikleri olan ülkelerden olumlu, olumsuz veya çekimser oy kullanmalarý beklenir. Hal böyle iken ÝKÖ ülkelerinden 17’si Azerbaycan kararý için oy kullanmamýþtýr: Bunlarýn arasýnda Ýran ve Suriye gibi önemli ülkeler vardýr. “Türkî” ülkelerden Kýrgýzistan ve Türkmenistan da oy kullanmamýþtýr.
Bu oylamada en fazla dikkat çeken husus Minsk Grubu eþ baþkanlarýnýn aleyhte oy kullanmasýdýr. Normal koþullarda bu ülkelerin, yapmakta olduklarý arabuluculuk rolünü dikkate alarak, çekimser kalmalarý gerekirdi. Bu karara aleyhte oy vermek Azerbaycan’ýn egemenlik ve toprak bütünlüðüne saygý gösterilmesine, Ermeni güçlerinin Azerbaycan’ýn iþgal edilmiþ topraklarýndan derhal, tamamen ve koþulsuz olarak çekilmesine, iþgal edilmiþ topraklarýndan çýkartýlmýþ olan Azerilerin evlerine dönmesine karþý çýkmak demektir. Ancak eþ baþkanlarýn yorumu bu þekilde olmayýp, onlar oylamadan sonra ortaklaþa yaptýklarý bir “oy açýklamasýnda” 2007 Kasým ayýnda AGIT Madrid toplantýsýnda Azerbaycan ve Ermenistan’a Karabað sorununun çözümü için “Temel Ýlkeleri” içeren bir belge verdikleri, bu ilkelerin ancak bazýlarýný içerdiði için Azerbaycan Kararýna oy vermediklerini açýklamýþlardýr[122]. Yakýndan bakýldýðýnda Azerbaycan kararýnda bulunmayan tek ilkenin “self-determination” olduðu görülmektedir. Azeriler haklý olarak, sadece Ermenilerin yaþadýðý Karabað’da bir halk oylamasýna karþý çýkmaktadýrlar. Kanýmýzca eþ baþkanlarýn bu karara karþý çýkmalarýnýn esas nedeni, Karabað sorununun AGÝT dýþýnda uluslararasý kuruluþlarda ve özellikle Müslüman ülkelerin aðýrlýðý olan BM Genel Kurulunda görüþmeye baþlanýrsa halen sahip olduklarý kontrolü elden kaçýracaklarý korkusudur; ancak kararýn alýnmasýný engelleyememiþlerdir. Diðer yandan gelecek yýl da ayný konu Genel Kurul’da görüþülecek ve olasýlýkla benzer bir karar alýnacaktýr.
Karabað sorunu konusundaki son geliþme, Osetya olaylarý nedeniyle Rusya’nýn orantýsýz güç kullanarak, bir süre için olsun, Gürcistan topraklarýný iþgal etmesi ve Avrupa’da bazý ülkelere yerleþtirilen füze savarlar nedeniyle A.B.D ile Rusya iliþkilerinde ciddi bir gerginlik yaþanmasýdýr. Bu durum iki ülkenin Minsk Grubu içindeki iþbirliðini etkilemesi olasýlýðýný gündeme getirmiþtir. Diðer yandan bu grubun yaklaþýk 15 yýldýr sorunun çözümünde bir baþarý saðlayamamasý da bazý yeni formüller denenmesinin yararlý olabileceðini düþündürmüþtür. Bu arada Azerbaycan’da Türkiye’nin Minsk Grubu eþ baþkanlýða getirilmesinden bahsedilmeye baþlanmýþ[123] veya Türkiye’nin Minsk Grubun görevini Kafkasya Ýstikrar ve Ýþbirliði Platformunca istenmesini istediði spekülasyonlarý yapýlmýþtýr[124].
Abdullah Gül ile Serj Sarkisyan arasýnda 6 Eylül’de Erivan’da yapýlan görüþmelerde Karabað sorunu da ele alýnmýþtýr. Sarkisyan bu konuda sonradan bir gazetecinin sorularýna verdiði cevapta Gül’ün gerektiði taktirde Karabað sorunun çözümüne yardýmcý olacaðýný söylediðini, kendisinin bu öneriyi memnuniyetle kabul ettiðini, zira bu yardýmý reddetmenin anormal olacaðýný bununla beraber yardým ve arabuluculuk arasýnda fark bulunduðunu Minsk Grubu ortak baþkanlarýnýn çalýþmalarýna katkýda bulunacak her adýmýn olumlu olarak deðerlendirileceðini söylemiþtir. Buna göre Karabað sorunun Türkiye ve Ermenistan arasýnda, büyük olasýlýkla Azerbaycan’ýn da katýlmasýyla ele alýnacaðý sonucuna varýlmaktadýr. Ancak resmi müzakereler Minsk Grubu eþ baþkanlarýnýn arabuluculuðu ile sürecektir. Kýsaca Türkiye’nin, yardým adý altýnda resmi olmayan bir tür arabuluculuk rolü üstleneceði anlaþýlmaktadýr.
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý Sayý: 30, ss.7-11.
[2] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”…, ss.7-11.
[3] RFE/RL, “Yerevan Sees “Positive” Signals From Ankara”, 1 Mayýs 2008.
[4] “The Caucasus; Frozen Conflicts and Closed Borders” Testimony of Daniel Fried, Assistant Secretary of State for European and Eurasian Affairs before the House Foreign Affairs Committee, 18 Temmuz, 2008.
[5] Interfax News Agency, “Armenian President Plans to Invite Turkish-Leader to Yerevan“, 26 Haziran 2008 ve Panorama. Am, “President Remained Stable to Armenian-Turkish Relationship”, 24 Haziran 2006.
[6] Noyan Tapan, “Serzh Sargsyan Given Bad Advice on Issue Connected with Armenian”, - Turkish Commission, Kiro Manoyan Considers, 1 Temmuz 2008.
[7] RFE/RL, “Sarkisian Signals Support For Turkish Genocide Proposal”, 26 Haziran 2008.
[8] RFE/RL, “Genocide Recognition still on Armenia Foreign Policy Agenda’, 26 Haziran 2008.
[9] Wall Street Journal, “We are Ready to Talk to Turkey by Serzh Sargsyan”, 9 Temmuz 2008.
[10] PanArmenian. Net, “Armenia Will Never Stop Pressing for Armenian Genocide”, 30 Temmuz 2008.
International Recognition
[11] RFE/RL “Dashnaks Worried About Sarkissian Support for Turkish- Armenian Panel”, 30 Haziran 2008.
[12] Arminfo News Agency, “Armenian Opposition Party Critical of Dashnaks’ anti-Turkish Plans”, 29 Aðustos 2008.
[13] RFE/RL, “Kocharian Admits Differences With Sarkissian”,9 Temmuz 2008.
[14] Armenews, “Le Premier Minister Demande de metttre fin aux Sentiments Anti-Turcs”, 23 Temmuz 2008.
[15] http://www.tccb.gov.tr/sayfa/konusma_aciklama_mesajlar/
[16] Zaman, “Gül’den Kapalý Sýnýrýn Sýrý Noktasýndan Ermenistan’a Toprak Bütünlüðü Mesajý”, 24 Temmuz 2008.
[17] PanArmenian.Net, “Turkey Doesn’t Need Iran’s Mediation for Normalization Ties With Armenia”, 2 Aðustos 2008.
[18] RFE/RL, “Armenia Scraps Visas for Turkish Soccer Fans”,14 Aðustos 2008.
[19] Haberler.com, “Erivan’a Havada Kota Esnekliði”,19 Aðustos 2008.
[20] Agence France Presse, “Turkey No Enemy to Armenia:Gül”, 16 Aðustos 2008.
[21] Noyan Tapan, “Serzh Sargsyan: Attempts To Resist With Armed Forces In A Struggle For Right Of Self-Determination Are Fraught With Serious Military And Geopolitical Consequences”, 25 Aðustos 2008.
[22] Murat Yetkin, Radikal, “Gül’ün ziyaretine çok önem veriyoruz.” 28 Aðustos 2008.
[23] Murat Yetkin, Radikal, “Hepimiz ayný topraðýn çocuklarýyýz.” 29 Aðustos 2008.
[24] Associated Pres, “Turkey,Armenia Mend Ties Through Football”, 5 Eylül 2008.
[25] RFE/RL, “Ruben Meloyan. Turkish Envoy Prepares for Gül’s Visit to Armenia”,3 Eylül 2008.
[26] Zaman, 3 Eylül 2008.
[27] http://www.tccb.gov.tr/sayfa/konusma_aciklama_mesajlar/aciklama_mesajlar/
[28] Hürriyet, 7 Eylül 2008.
[29] Hürriyet, 7 Eylül 2008.
[30] http://www.tccb.gov.tr/sayfa/konusma_aciklama_mesajlar/aciklama_mesajlar/
[31] Hürriyet, “Gül’den Soykýrým Açýklamasý”, 7 Eylül 2008.
[32] Armenian Publiv Tv, “Armenian Leader Set to Improve Relations with Turkey”, 13 Eylül 2008.
[33] http://www.tccb.gov.tr/sayfa/konusma_aciklama_mesajlar/aciklama_mesajlar/?id=4571
[34] Hyetert, “Baykal’dan Gül’e Ermeni Taþý!”, 1 Eylül 2008.
[35] Akþam, “Tarihi Gaflet”, 2 Eylül 2008.
[36] Radikal, “AKP’li vekillere Erivan Ýzni Yok”, 3 Eylül 2008.
[37] Today Zaman, “Gul’s Yerevan Visit Welcomed by All But Extremist Opposition”, 4 Eylül 2008.
[38] ARF-Dashnaktsutyun Press Office, 10 Eylül 2008.
[39] Armenian National Committee of America, Pres Release, “ANCA Outlines Concerns About Gul Visit to Armenia”, 4 Eylül 2008.
[40] Panarmenýan.Net ANCA: “Gul Should Attend Armenian Genocide Memorial In Yerevan” ,05.Eylül 2008.
[41] NTV-MSNBC, “Ramin Abdullayev. Azeriler Türk-Ermeni Diyalogundan tedirgin”, 21 Temmuz 2008.
[42] Haberaktuel.com, “Gül’ün kararý Azerbaycan’da yanký buldu”, 5 Eylül 2008.
[43] Armenian Reporter, “Turkey is Treating us like unloving step-mother”, 6 Eylül 2008.
[44] Zerkalo, “Azeri Press offers differing views on Turkish leader’s planned visit to Armenia”,5 Eylül 2008.
[45] Today’s Zaman, 30 Temmuz 2008.
[46] Dýþiþleri Bakaný Elmar Mammadyarov, Azeri Press Agency, Elmar Mammadyarov: “Azerbaijan Cannot Interfere in Turkish President’s Visit To Armenia”, 4 Eylül 2008.
[47] Azeri Press Agency, Novruz Mammadov: Participation of Azerbaijan and Armenia in any Platform is Impossible Unless Nagorno Karabakh Conflict is Solved, 8 Eylül 2008.
[48] Cumhurbaþkanýn Azerbaycan'a Hareketinden önce Havaalanýnda yaptýðý açýklama, 10.09.2008 http://www.tccb.gov.tr/sayfa/konusma_aciklama_mesajlar/aciklama_mesajlar/
[49] Ntvmsnbc.com, “Gül: Azerlerin rahatsýz olmasý haksýzlýk olur.”, 10 Eylül 2008.
[50] “Cumhurbaþkanýn Azerbaycan'dan dönüþünde Havaalanýnda yaptýðý açýklama”, 10.09.2008
http://www.tccb.gov.tr/sayfa/konusma_aciklama_mesajlar/aciklama_mesajlar/
[51] http://www.armeniaforeignministry.com/news/frameset_arch.html
[52] CNNTurk, “Ermenistan ile diyalog sýklaþacak”,10 Eylül 2008.
[53] Today’s Zaman, “Babacan Presses Armenia For Joint Studies of Genocide Claims”, 13 Eylül 2008.
[54] Today’s Zaman, “Babacan Presses Armenia For Joint Studies of Genocide Claims”, 13 Eylül 2008.
[55] Milliyet, Hasan Cemal. “Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Nalbantyan’ýn Açýklamalarý: Yolun Yarýsý geçildi.” 8 Eylül 2008.
[56] Zaman, “Ermeni tarihi adýma yaklaþýyor. Ortak Tarih Komisyonu yolda”,15 Eylül 2008.
[57] Hürriyet, “Ermenistan’la Bern’de 2. Tur Gizli Görüþme”,19 Eylül 2008.
[58] Today’s Zaman, “President Gul’s Yerevan Visit boost Turkey’s credentials in Europe”, 8 Eylül 2008.
[59] EUobserver.com, “EU Hails Turkey’s ‘historic’ Armenia visit”, 5 Eylül 2008.
[60] EUobserver.com, “EU Hails Turkey’s ‘historic’ Armenia visit”, 5 Eylül 2008.
[61] Turkish Daily News, Ümit Enginsoy, “US Urges Turkey To Open Border “,11 Eylül 2008.
[62] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý: 27-28, s.47.
[63] State News Service, “Statement from Senator Barack Obama in Remembrance of Armenian Genocide”, 29 Nisan 2008.
[64] Asbarez, “Obama Reaffirms Commitment to US Genocide Recognition”,17 Haziran 2008.
[65] Milliyet, “Kandemir: Biden Çýbanbaþý Olur.” 24 Aðustos 2008.
[66] ANCA, Pres Release, “Obama/Biden Democratic Presidential Ticket Strong on Genocide Recognition; US-Armenia Relations; Armenian Assembly of America, Press Release, 23 Aðustos 2008. Obama Taps Senate Foreign Relations Chairman Biden as his Vice-Presidential Running Mate”, 23 Aðustos 2008.
[67] Armenian National Committee of America, Press Release, “Rep. Schiff Introduces Bill Calling fort he End of Turkey’s Blockade of Armenia”, 15 Mayýs 2008.
[68] Bkz. Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý:25, ss. 26,27.
[69] PanArmenian.Net, “Pennington Hopes For Confirmation of Marie Yovanovitch as U.S. Envoy in Yerevan”, 23 Haziran 2008.
[70] Haberaktuel.com, “Obama’dean Ermeni soykýrým” baskýsý ve Armradio”, 12 Temmuz 2008, “U.S. Ambassadorial Nominee Responds to Obama Inquires on Armenian Genocide Policy" ,11 Temmuz 2008.
[71] PanArmenian. 30 Temmuz 2008.
[72] PanArmenian.net, “Nearly All Canadian Political Forces Stand for International Recognition of Armenian Genocide”, 29 Nisan 2008.
[73] Toronto Star, “Le débat du génocide. Bir Türk kaynaðý dilekçelerin sayýsýný 11 bin olarak vermektedir (Star, 17 Mayýs 2008. Kanadalý Türkler soykýrýmý müfredattan çýkarttý)” 21 Mayýs 2008.
[74] National Post, “Genocide Course Sparks Controversy in Toronto”, 13 Haziran 2008.
[75] PanArmenian.Net, “Sweden’s Refusal to Recognize Armenian Genocide to Harm Turkey”, 12 Haziran 2008.
[76] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý: 16-17, ss.37-39.
[77] ARKA, “Slovakian Justice Minister: Armenian Genocide Can’t Go Unpunished ve Czech News Agency”, 26 Mayýs 2008. “Slovak Minister on Armenian Genocide on the Eve Turk’s Visit”, 27 Mayýs 2008.
[78] Milliyet, “Slovakya’da ‘Soykýrým Ýnkârý’ Suç Oluyor”, 28 Mayýs 2008.
[79] Turkish Pres, “History Must be Left to Historians”, 29 Mayýs 2008.
[80] Noyan Tapan, “Deputy Prime Minister of Slovak Republic: Nobody Doubts That After Committing Genocide Turks Also Organized “Genocide of Archives””, 29 Aðustos 2008.
[81] Yektan Türkyýlmaz olayý için bkz. Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý,
Sayý: 18, ss.23-25.
[82] Ömer Engin Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý: 27-28, ss 38-40.
[83] Bu bilgiler Armenian Genocide Museum-Institute’a ait Ýnternet Sitesinden alýnmýþtýr.
http://www.genocide-museum.am/eng/delegation.php
[84]AZG Armenian Daily, Over 300 “Turkýsh Cýtýzens Výsýted Genocýde Museum In Yerevan”, 10.09.2008.
[85] Yazýmýzýn buraya kadar olan kýsmý için, Mütevelli Heyeti üyesi ve Kafesciyan Vakfý Temsilcisi John J. Walters, Jr’un Armenian Reporter gazetesine, 27 Ekim 2007 tarihinden itibaren yazdýðý “Commentary: The history of the Armenian Genocide Museum and Memorial in Washington” baþlýklý dört makalede yer alan bilgilerden yararlanýlmýþtýr.
[86] Armenian Genocide Museum and Memorial Inc., Press Release, 31 Aðustos 2008.
[87] http://www.armeniangenocidemuseum.org “Armenian Genocide Museum of America”, 12 Temmuz 2008.
[88] Real Estate Digest of Washington DC,“Armenian Museum to Renovate and Build Near White House”, 1 Nisan 2008.
[89] http://www.armeniangenocidemuseum.org, “Armenian Genocide Museum of
America”,12 Temmuz 2008.
[90] AZG Armenian Daily, “Armenian Genocide Museum of America”,15 Nisan 2008.
[91] Armenian Genocide Museum of America, Press Release, 28 Mart 2008.
[92] Armradio, “Armenian Genocide Museum of America Plans Approved by DC Zonning Board”, 14 Temmuz 2008.
[93] Armenian Genocide Museum of America, Press Release, 28 Nisan 2008.
[94] Armradio, Armenian Genocide Museum of America and Near East Foundation
Enter into Cooperation Agreement, 19 Haziran 2008.
[95] Armradio, “New Documents and Photos on the Armenian Genocide Revealed”, 26 Ekim 2007.
[96] Türkkaya Ataöv, An Armenian Falsification, Ankara, 1985.
[97] Þinasi Orel ve Süreyya Yuca, Ermenilerce Talat Paþa’ya Atfedilen Telgraflarýn Gerçek Yüzü
Ankara, TTK, 1983.
[98] Þükrü Elekdað, T:B.M.M’ de gündem dýþý konuþma, 22 Nisan 2003.
[99] Kamil Aðacan, “Daðlýk Karabað: 2006 Altýn Fýrsat mý?”, Stratejik Analiz, Þubat 2006, Sayý 70,
ss.83-87
[100] Kamil Aðacan, “Daðlýk Karabað: 2006 Altýn Fýrsat mý?...”, ss.83-87.
[101] Azertag, “Azerbaijan to Earn 140 Billion Dollars For 20 Years.” Bakan Aliev bir yýl kadar sonra, Dünya Bankasý hesaplarýna göre bu rakamý 200 milyar dolar olarak vermiþtir. 25 Haziran 2006.
103 Hürriyet, “Aliev’den Ermenistan’a Sert Uyarýlar”, 13 Eylül 2007.
[103] ANS, “Azerbaijani President: The War is not Over Yet”, 26 Haziran 2007.
[104] Azeri Pres Agency, “Azerbaijani President: We Do Not Need To Pretend To Have Talks For Nagorno Karabakh Conflict Solution.”, 13 Eylül 2007.
[105] RFE/RL, “Armenia Report, Kocharian Hopes For Karabagh Deal, Shrugs Off Azeri Oil”,3 Þubat 2006.
[106] AZG, Armenian Daily, “Statement by the Minsk Group Co-Chairs to the OSCE Permanent Council”, 29 Haziran 2006.
[107] Ministry of Foreign Affairs of The Republic of Armenia, Pres Release, 26 Haziran 2006.
[108] Azerbaijan Today, “Azerbaijan Foreign Ministry About Latest Statement of Armenia on NK”, 27 Haziran 2006.
[109] Dýþiþleri Bakanlýðý Bildirisi No. 188, 11 Aralýk 2006.
[110] Armenews, Communýqué du Ministère des Affaires Etrangères azerbaidjanais sur le referendum du 6 décembre, 6 Aralýk 2008.
[111] PanArmenian. “Net.OSCE MG: Preservation of the Status Quo in the Karabakh Conflict May Seem Less Difficult for Sides Than Mutual Compromises”, 13 Temmuz 2007.
[112] Regnum, Russia, “Bako Saakyan Elected as Nagorno Karabakh resident”, 20 Temmuz 2007.
[113] Yukarý Karabað’daki Seçimler Hakkýnda 106 sayýlý açýklama, 16 Temmuz 2007.
[114] http://www.osce.org/item/28515.html OSCE Minsk Group Co-Chairs issue statement on Nagorno- Karabakh, Madrid, 29 November 2007.
[115] Central Asia-Caucasus Institute Analyst. Issue Haroutiun Khachatrian: Karabakh in Madrid: Great Powers Seek Continuity in the Peace Process Turbulent Year Ahead, 9 Ocak 2008.
[116] Eurasia Dily Nonitor, “Emil Danielyan. Karabakh Peace in Question After Armenian Vote” ,3 Nisan 2006.
[117] Armenews, “Vers une nouvelle guerre au Haut Karabakh?”, 8 Mart 2008.
[118] Agence France Pres, “US Urges Azerbaijan, Armenia to avoid Further ceasefire Violation”, 5 mart 2008.
[119] http://www.osce.org/item/30.349.html
[120] Armradio, “Just and Peaceful Resolution of Nagorno Karabakh Conflict Remains a Priority of Armenia’s Foreign Policy”, 23 Haziran 2008.
[121] Itar-Tass, “Azerbaijan Territorial Integrity vital in Karabakh Settlement”, 5 Aðustos 2008.
[122] State News Service, “Explanation of Vote by Ambassador Alejandro D. Wolff, U.S.” 14 Mart 2008.
“Deputy Permanent Representative, on Draft Resolution: Situation in Occupied Territories of Azerbaijan, to the General Assembly.”
[123] PanArmenian.Net, “Azerbaijan Urges Turkey to co-Preside in the OSCE Minsk Group, 9 Eylül 2008.
[124] Azeri Press Agency, “How Do Azerbaijabi Political Scientist Value Turkey Recent Initiatives for Solutions to Nagorno Karabaðh Conflict- Opinion Pool”, 11 Eylül 2008.
|