“Ermenistan, Rusya’nın Kafkasya’daki İsraili’dir.”
(K. Zatulin, BDT Araştırmaları Enstitüsü Başkanı)[1]
Öz: Ermenistan’ın yer altı kaynaklarına ve transit yollarına sahip olmaması, Ermenistan’ın Kafkasya’daki bütün projelerin dışında kalmasına neden oldu. Ermenistan’ın BDT coğrafyasındaki en eski sorun olan Yukarı Karabağ meselesinin en büyük sorumlusu olması ise Ermenistan’ı bölgede kendi içerisine izole etmiştir. Ermenistan’ın dünya ile tek bağlantısı ise Rusya’dır. Rusya sayesinde ekonomisini ayakta tutan Ermenistan, aynı zamanda güvenliğini de Rus askerleri sayesinde sağlamaktadır. Ancak Rusya’nın “desteği” Ermenistan’a pahalıya mal olmaktadır. Nükleer ve elektrik tesisler, enerji ağ ve sistemleri, havayolu ve bankacılık başta olmak üzere stratejik mahiyetteki bütün alan ve kurumlar artık Moskova’nın elindedir. Kafkasya’da Ermensistan gibi bir “müttefikinin” olması, hiç şüphesiz Moskova’nın işine yaramaktadır. Ermenistan, Kafkasya’daki Rusya’nın tek dayanağı olmakla kalmamakta, Bakü-Tiflis-Ankara Bloku karşısında da Moskova ve Tahran ile birlikte hareket etmektedir. Rusya’nın bütün Kafkasya politikasının Ermenistan üzerinde inşa edildiğinden dolayı bundan sonraki süreçte de Kremlin’in Ermenistan’ı kendi kontrolü altında tutmaya çalışacağını söylemek mümkündür.
Anahtar Kelimeler: Rusya, Ermenistan, Kafkasya, Yukarı Karabağ, Türkiye.
Abstract: Absence of transit routes and subsoil resources resulted in the exclusion of Armenia from all the projects in Caucasia. Being responsible of the oldest question within the territories of Commonwealth of Independent States, namely the Karabagh Question, Armenia has also been isolated in the region. The only connection of Armenia with the outside world is Russia. Armenia has not only preserved its economy through Russian assistance; but also provided its security through Russian military support. However Russian “support” has had a high cost. All nuclear and other power plants, energy networks and systems and all strategic sectors such as airlines and banking have been controlled by Moscow. Having Armenia as an “ally” in Caucasus serves for Russian interests as well. Armenia does not only act as the only supporter of Russian policies in the Caucasus but also sides with Moscow and Teheran against Baku-Tbilisi-Ankara bloc. It can be argued that since Russian Caucasian policy was constructed via Armenia, Kremlin would try to preserve its control over Armenia in the near Future.
Key Words: Russia, Armenia, Caucasia, Nagorno Karabagh, Turkey.
I. RUSYA’NIN KAFKASYA POLİTİKASI
Rusya’nın Kafkasya politikası iç politika, “arka bahçe” politikası ve dış politika kısımlarına ayrılarak ele alınmalı. Çünkü bu üç kısım da birbirini etkilemektedir. Rusya’ya bağlı Kafkasya cumhuriyetlerindeki sorunlar, Güney Kafkasya ülkelerindeki durumla yakından ilgili. Nitekim Rusya’nın “iç sorun” olarak nitelendirdiği Çeçenistan meselesi, Moskova’nın Azerbaycan ve Gürcistan’a karşı izlediği politikayı doğrudan belirlemektedir. Türkiye ve İran gibi bölgesel ve ABD gibi küresel güçlerin Güney Kafkaslar’da kendi çıkarları olduğundan, Rusya’nın Kafkaslar politikası söz konusu ülkelerin Rusya ile ilişkilerinde de önemli bir yere sahiptir.
Rusya’nın Kafkaslar’daki en önemli iki amacını Hazar Havzası ve genel olarak Kafkasları siyasi anlamda kontrol altında tutmak, yani “arka bahçe” olarak kullanmak ve Hazar enerji kaynakları başta olmak üzere bölgedeki enerji kaynaklarının işletilmesinde söz sahibi olarak bu ülkelerin ekonomilerini Rusya’ya bağımlı hale getirmek şeklinde özetleyebiliriz. Her ne kadar enerji kaynakları açısından Azerbaycan ön plana çıksa da, siyasi bağlamda Rusya’nın dikkati Gürcistan üzerinde yoğunlaşmıştır. Ermenistan ise gerek siyasi gerek ekonomik açıdan zaten Moskova’ya bağlanmış durumdadır.
Kafkaslar, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) içinde Rusya açısından en sorunlu bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Gürcistan ile Azerbaycan, BDT’ye en son üye olmakla birlikte BDT ülkeleri arasında en Batı yanlısı ülkeler olarak tanınmaktadır. Nitekim eski Sovyet topraklarında kurulan Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova’nın baş harflerini vererek oluşturduğu GUAM Teşkilatı, Moskova için tehlikeli bir kuruluş niteliği taşımaktadır. Diğer taraftan bölgeyi sorunlu hale getiren bir başka neden, başta Abhazya, Güney Osetya ve Karabağ olmak üzere sorunlu bölgelerde çatışma alanlarının bulunmasıdır.
Güney Kafkasya’daki çatışmalar, Rusya Federasyonu içindeki Kuzey Kafkasya’da da etnik çatışmalara yol açma tehlikesini taşımaktadır. Ayrıca bölgedeki çatışmalar, Rusya’ya yapılan göçlerin sayısını artırmıştır. Sadece 1988–1995 yılları arasında Güney Kafkasya’dan Rusya’ya göç edenlerin sayısı 1,5 milyonu geçmiştir. Çeçenistan Savaşı, Kuzey Kafkasya’dan Rusya’nın iç bölgelerine göç edenlerin sayısına yüzbinlerce göçmeni daha eklemiştir.[2] Yapılan göçler ve Rusya içinde Kafkasya kökenli nüfusun artışı, Rusya’nın Kafkasya ülkelerine karşı politikasını da etkilemiştir. Azeri ve Ermeni diasporasının yanı sıra Gürcülerin Rusya’daki sayısı da bir milyonu aşmıştır.
Diğer taraftan bölgeden geçen boru hatları ve enerji koridorları etnik ve toprak sorunlarıyla örtüşmekte, boru hatlarının yönü ise sorunların çözümünde oluşan bloklaşmalarla paralel bir şekilde gelişmektedir.[3] Bu bağlamda Batı-Doğu (Bakü, Tiflis, Ankara-Washington) ve Kuzey-Güney (Moskova, Yerevan, Tahran) bloklaşmalarının olduğunu söylemek mümkün. Bölgedeki dengeler ve bloklaşmalar, Rusya’nın bölgede tek dayanağının Ermenistan olması, Ermenistan’ın ise bütün projelerden by-pass edilmesi gibi konular Rusya-Ermenistan ilişkilerini yönlendiren etkenlerdir. Nitekim Rusya’nın Güney Kafkasya politikası Ermenistan’ın çıkarlarına uygundur. Ermenistan da Rusya gibi bölgede ABD ve Türkiye’nin etkisinin artmasına karşı çıkmakta, İran ile iyi ilişkilerin kurulmasını desteklemekte, Rusya’nın yer almadığı projelerin geliştirilmesine olumsuz bakmakta, Moskova’nın Çeçenistan politikasını desteklemektedir.[4] Rusya ile Ermenistan arasındaki ilişkileri genel olarak Ermenistan’ın Rusya ile dayanışma politikası çerçevesinde ele almak gerekmektedir. Ermenistan’ın iki komşusu Türkiye ve Azerbaycan ile sorun yaşaması bu “dayanışmanın” nedenlerini açıklamaktadır.
II. RUSYA-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİ
1.Askeri Alandaki İşbirliği
Rusya Federasyonu ile Ermenistan arasındaki ilişkiler 3 Nisan 1992 yılında başlamıştır. O tarihten bugüne kadar taraflar arasında çeşitli alanlarda işbirliğini öngören 160 anlaşma imzalanmıştır. Bunların en önemlisi 29 Ağustos 1997 yılında dostluk, işbirliği ve karşılıklı yardımı öngören anlaşma olup, savaş durumunda taraflar birbirlerine karşılıklı yardımda bulunacaklarını taahhüt etmiştir. Azerbaycan ile Türkiye bu antlaşmayı, Rusya’nın Güney Kafkasya’ya müdahalesi olarak nitelemiş ve kınamıştır. Rus ve Ermeni yetkililer bu anlaşmanın üçüncü ülkelere yönelik olmadığını açıklasa da, siyasi analizciler Ermenistan’ın bu anlaşmayı komşularına karşı bir önlem almak amacıyla imzaladığı görüşündedir.[5] Yine 1997 yılında Rusya’nın Ermenistan’a bir milyar dolarlık silah sattığı ortaya çıkmıştır. Dönemin Ermenistan Savunma Bakanı Sarkisyan, “Ermeni ordusunun Rus askerî kültürünün temelinde kurulduğunu” dile getirmişti.[6]
Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov’un “Güney Kafkaslar’daki barış ve istikrar adası” olarak nitelendirdiği[7] Ermenistan ile Rusya arasında askeri alandaki yakın ilişkiler bugün de devam etmektedir. Ermenistan, Rus üslerinin bulunduğu ve bu üslerin tahliyesini istemeyen tek ülkedir. 16 Mart 1995 yılında taraflar arasında imzalanan anlaşmaya göre, Rusya’nın 102. askeri üssü Yerevan yakınları ile Gümrü’de bulunmaktadır. Bu üssün temelini Sovyetler Birliği dönemindeki Kafkas Ötesi birlikleri oluşturmuştur. Üssün amacı, BDT’nin dış sınırlarını korumak, Rusya’nın çıkarlarına hizmet etmek ve Ermenistan’ın güvenliğini sağlamaktır. 5 binden fazla askerin bulunduğu düşünülen bu üs 74 tank, 30 tane MİG-29 av bombardıman uçağı, S-300 ve S-200 füzeleri ve diğer askeri teknolojilerle donatılmıştır.[8] 2006 yılında ise Ermenistan’daki Rus askeri üssü Gürcistan’dan tahliye edilen Rus üsleri sayesinde gerek nüfus gerekse de teçhizat açısından büyümüştür.
Askeri üssün yanı sıra Ermenistan-Türkiye ve Ermenistan-İran sınırlarında Rus muhafız askerleri de görev yapmaktadır. Ermenistan’daki Rus sınır muhafızlarının masraflarının büyük bölümü (yüzde 70) Rusya tarafından karşılanmaktadır. Yine Ermeni birlikleri Rus uzmanlar tarafından eğitildikleri gibi, bine yakın Ermeni askeri de Rusya’da eğitim görmektedir. Askeri alanda iki ülke arasındaki işbirliği hiç şüphesiz iki ülkenin de çıkarlarını gözetmektedir. Özellikle Gürcistan’daki Rus üsler kapandıktan sonra, Ermenistan’ın Rusya açısından önemi artmıştır. Ermenistan ise Azerbaycan ile muhtemel bir sorun yaşadığı takdirde Ermenistan’daki Rus askerlerinin devreye gireceğini düşünmektedir. Askeri alandaki işbirliğinin iki ülkenin de çıkarlarına hizmet etmesine rağmen, aynı şeyi ekonomik alandaki ilişkiler için söylemek mümkün değildir.
2. Ticari İlişkiler
Rusya ile Ermenistan arasındaki ticari ilişkiler 2001 yılında dönemin devlet başkanları Vladimir Putin ile Robert Koçaryan arasında imzalanan “2010 yılında kadar ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi” anlaşması temelinde gelişmektedir. Bununla birlikte Rusya ile Ermenistan arasındaki ticaret hacmi ancak 300 milyon dolar seviyesindedir. Halbuki Rusya’nın arasının kötü olduğu Gürcistan ile bile ticaret hacmi 500 milyon doları geçmiştir.[9] Bu husus hiç şüphesiz Ermenistan’ın dış ticaretinin zayıf olmasıyla açıklanmaktadır. Nitekim Rusya ile Ermenistan arasındaki ticaret hacmi bu kadar düşük olmasına rağmen Rusya, Ermenistan’ın en büyük ticari ortağıdır. Rusya, Ermenistan’a enerji kaynakları, elektrik, askeri silah ve teknolojiler ihraç ederken; Ermenistan da alüminyum olmak üzere işlenmemiş yer altı kaynakları, kıymetli taşlar ve şarap başta olmak üzere çeşitli alkollü içecekler ihraç etmektedir.[10] Ermenistan, Rusya Federasyonu’nun neredeyse bütün bölgeleriyle ticari ilişkiler geliştirmektedir.
Yine Rusya, Ermenistan’a en fazla yatırım yapan ülkelerin başında gelmektedir. 2005 yılında Rusya’nın Ermenistan’a yaptığı yatırımlar 100 milyon Dolar seviyesindeydi. Ermenistan’da çeşitli alanda bine yakın kayıtlı Rus şirketi faaliyet göstermektedir. Son dönemde işbirliğinin geliştiği bir başka alan ise bankacılıktır. Ermenistan bankacılık sisteminin sermayesinin yüzde 25’i Rus sermayesidir. Ermenistan’da faaliyet gösteren 20 bankadan 9’unda Rus sermayesi bulunmaktadır. 2004 yılında ise Rus Vneştorg Bankası, Ermenistan’ın en büyük bankalarından biri olan Armsberbank’ın hisselerinin yüzde 70’ini satın almıştır. O tarihten itibaren Ermenistan’daki Rus şirketleri de Armsberbank ile işbirliği yapmaktadır. Yine Rus İngosstrah Sigorta şirketi de Ermenistan’ın en büyük sigorta şirketi olan Efes Şirketi’nin hisselerinin yüzde 75’ini satın almıştır. Rus Sibir Havayolu şirketi ise Ermenistan’ın Armavia Havayolu şirketinin hisselerinin yüzde 70’ini satın almıştır.[11] 2006 yılında da Rus Telekomunikasyon şirketi Vımpel, ArmenTel şirketinin hisselerinin yüzde 90’ına sahip olmuştur.[12]
2002 yılında Ermenistan’ın Rusya’ya olan borcu 100 milyon Doları aşmıştı. Bu miktarın 37 milyon Doları Rusya’dan alınan gaz ve 32 milyon Doları da Rusya’dan alınan atom enerjisi borçlarıydı. Söz konusu borçları ödeme durumunda olmayan Ermeni yönetimi, bu borçları Rusya’ya Ermenistan Atom İstasyonu ve bütün elektrik sektörü başta olmak üzere ülkenin en stratejik kurumlarını Rusya'ya devrederek kapatmıştır. Söz konusu kurumlar, SSCB döneminde Sovyet sanayi ve enerji yapısının bir parçasıydı. Değeri 93.76 milyon Dolar olarak hesaplanan bu kurumlar artık Rusya’nın mülkiyeti sayılmaktadır. Yine 2005 yılında EES Rossiya adlı Rus elektrik şirketi, Ermenistan’ın bütün elektrik ağlarını 100 yıllığına 73 milyon Dolar karşılığında kiralamıştır.[13] Yani önümüzdeki bir asır boyunca Ermenistan’ın bütün elektrik ağ ve kurumları Rusya’nın elinde bulunacaktır.
Rusya ile Ermenistan’ın işbirliği içerisinde oldukları bir başka alan ise enerjidir. Ermenistan enerji ihtiyaçlarının yüzde 80’nini Rusya’dan karşılamaktadır. 2007 yılında Rusya Ermenistan’a yaklaşık 2 milyar küp gaz ihraç etmiştir. 1997 yılında kurulan ortak Rus-Ermeni gaz şirketi ArmRosgazprom, Ermenistan’ın bütün gaz ihtiyacını karşılamaktadır. ArmRosgazprom’un hisselerinin yüzde 45’i Ermenistan hükümetine, yüzde 45’i Rus enerji devi Gazprom’a, yüzde 10’u da uluslar arası ITERA enerji şirketine aittir. Mart 2005 yılında ArmRosgazprom, İran ile Ermenistan arasında inşa edilecek boru hattının Ermenistan’daki kısmının inşasına başlamıştır. İran’dan gelecek olan gazın tamamının Ermenistan’ın iç ihtiyaçları için kullanılması öngörülmektedir.[14] Rusya ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin iyi olması, diğer ülkelerle kıyaslandığında Rusya’nın Ermenistan’a daha ucuz gaz satmasını sağlamaktadır. 2006 yılında yapılan anlaşmaya göre 1 Ocak 2009 yılında kadar Rusya, Ermenistan’a gazın bin küp metresini 110 Dolar’dan satmaktadır.[15]
Ermenistan’ın komşularıyla sorun yaşaması ve bölgedeki bütün projelerin dışında kalması, Ermenistan’a pahalıya mal olmuştur. Ermenistan’ın söz konusu izolasyondan kurtulmak için kendisini tamamen Rusya’ya “devretmesi”, Ermenistan’ı söz konusu izolasyondan kurtarmadığı gibi, stratejik mahiyetindeki bütün kurumların da Rusların eline geçmesine neden olmuştur. Bu husus ise; bundan sonraki süreçte Ermenistan’ın Rusya’dan bağımsız hareket etmesini engelleyecektir.
3. Rusya’ya Olan Bağımlılığa Karşı Tepkiler
Ermenistan’ın ekonomik ve enerji alanındaki Rusya’ya olan “teslimatı” hiç şüphesiz Ermeni siyaset ve ilim adamlarının da gözünden kaçmamaktadır. Ermenistan’daki hiçbir siyasi parti ve entellektuel grup, Rusya ile ilişkilerin gelişmesine karşı çıkmasa da, Ermenistan’ın Rusya’ya bu kadar sıkı bir şekilde bağımlı olmasının Ermenistan’ın çıkarlarına zarar verdiğini gören çevreler,, bu ilişkilerin her iki tarafın da çıkarlarını gözetmesi gerektiğini savunmaktadır.. Rus-Ermeni Devlet Üniversitesi’nin Rektörü Armen Darbinyan, Rossiyskaya Gazetesi’ne verdiği röportajda, Rusya ile olan ilişkilerde alternatiflerin olduğunu bildirmiştir. Darbinyan, hem Ermenistan'ın hem de Türkiye'nin AB'yi amaçladıklarını ve er geç yollarının kesişeceğini ve iki ülke arasında ilişkilerin düzelmesi yönünde Türkiye'nin Ermenistan'daki Rus üssünün kapatılmasını talep edebileceğini açıklamıştır. Darbinyan, Ermenistan ile Türkiye arasındaki sınırın da bir gün mutlaka açılacağını ve böylece Rusya'nın baskısının azalabileceğini dile getirmiştir.[16]
Darbinyan'ın açıklamalarının tartışmalara açık olmakla birlikte tamamen geçersiz olduğunu söylemek de yanlış olur. Her ne kadar Ermenistan, Rusya'nın etkisi altında olsa da, “Barış Adına İşbirliği” programı çerçevesinde NATO ile işbirliği yapmaktan kaçınmamaktadır. Son zamanlarda Ermenistan Savunma Bakanlığından, 2015 yılına kadar Ermenistan Silahlı Kuvvetleri'nin NATO standartlarına uyacağına dair yapılan açıklamaların sayısı artmıştır. Halkın da NATO'ya karşı görüşü olumlu yönde değişmektedir. 2004 yılında halkın büyük çoğunluğu Ermenistan'ın NATO üyeliğine karşı iken, 2005 yılında halkın yüzde 35'i üyelikten yana görüş bildirmiştir. Bu değişimde, NATO çerçevesinde Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan askerî işbirliğinin oluşması ihtimali etkili olduğu kadar, ülke içinde faaliyet gösteren Amerikan sivil-toplum kuruluşlarının da etkisi büyüktür. Bu bağlamda Rusya, Ermenistan’daki gelişmeleri yakından takip etmekte ve elindeki ekonomik kozlarını kullanarak Ermenistan’da etkisini korumaya çalışmaktadır.
Darbinyan’ın açıklamaları, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün futbol maçı dolayısıyla gerçekleştirdiği Ermenistan ziyaretinden sonra daha anlamlı hale gelmiştir. Gürcistan’daki savaşın ardından Türkiye’nin ortaya attığı Kafkasya İstikrar Paktı’nın da başarısı açısından büyük önem arz eden bu ziyaret, hiç şüphesiz Moskova tarafından da yakından takip edilmiştir. Rus yetkililerin Türkiye ile Ermenistan arasında arabulucu olmaya hazır olduklarına dair açıklamalar ise ilgi çekicidir. Moskova’nın bu adımını, Kafkasya bölgesinde son dönemde meydana gelen gelişmelerle açıklamak mümkündür. Gürcistan’a askeri müdahalede bulunan Moskova, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde arabulucu olarak, Gürcistan’a müdahalenin “zorunlu” olduğunu, normal şartlarda Rusya’nın sorunların barışçıl yollarla çözülmesinden yana olduğunu göstermek istemektedir. Yine Rusya, arabuluculuğu üstlenerek Türkiye ile Ermenistan arasındaki görüşmeleri kontrol altına almış ve gerektiği takdirde yakın müdahalede bulunma şansına sahip olacaktır. Diğer taraftan Türkiye’nın Ermenistan ile ilişkilerini geliştirmesi ve Ermenistan’ı soykırım iddiaları ve diğer taleplerinden vazgeçirmek için Rusya üzerinden hareket etmesinin netice verme ihtimali daha yüksektir. Karadeniz bölgesinde çıkarları uyuşan Rusya ile Türkiye, Kafkasya coğrafyasında da birlikte hareket edebilirler. Rusya’nın Ermenistan’a Türkiye ile yaşadığı sorunlarda geri adım atma konusunda yapacağı baskı karşısında, Türkiye’nin de tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğu Güney Osetya ile Abhazya’yı tanıması, bundan sonraki süreçte Türk-Rus ilişkilerinin gündemini işgal edebilir.
Ermenistan’ın NATO ile bir takım tatbikatlar gerçekleştirmesinin ve Rusya’ya alternatif arayışlarında bulunmasının, yakın zamanda sonuç vereceğini söylemek mümkün değildir. Ermenistan’ın bu konuda sonuç alması için başta Türkiye ile ilişkilerini düzeltmesi, ardından da Azerbaycan ile arasındaki Yukarı Karabağ sorununu çözmesi gerekmektedir. Bu sorunları çözmeden Ermenistan’ın Batı ile entegrasyonu mümkün görünmemektedir. Yukarı Karabağ sorununun çözümü ise büyük ölçüde yine Rusya’ya bağlıdır.
III. RUS-ERMENİ İLİŞKİLERİNDE YUKARI KARABAG FAKTÖRÜ
Ermenistan’ın Azerbaycan’a ait toprakları işgaliyle başlayan Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşın sona ermesinde Moskova önemli rol oynamıştır. Kremlin, gerek AGİT Minsk Grubu, gerekse ikili görüşmeler çerçevesinde tarafların sorunu barışçıl yollarla çözmelerini desteklemektedir. Rus yetkililer, dışarıdan bir baskı olmadan tarafların ortak bir karar almalarını savunmakta, söz konusu kararların hayata geçirilmesi konusunda da Rusya’nın garantör olmaya hazır olduğunu ileri sürmektedir.[17] Kremlin böylece bir taraftan bölgedeki en önemli müttefiki Ermenistan’a siyasî ve askeri destek verirken, diğer taraftan da Azerbaycan’ın da kendisinden tamamen uzaklaşmasını engellemiştir. Rusya bugüne kadar Yukarı Karabağ konusunu Azerbaycan ve Ermenistan ile ilişkilerde ustaca kullanmıştır. Ancak son dönemde Azerbaycan ile Ermenistan’ın Yukarı Karabağ konusunu Rusya’ya karşı bir kart olarak kullanmaya başladıklarını söylemek mümkündür. Bu iki ülke, Rusya’dan Yukarı Karabağ konusunda destek istemekte ve Rusya’nın bu isteklerini yerine getirmediği takdirde Batı’ya daha fazla yakınlaşacaklarını ileri sürmektedir. Batı ile sıkı işbirliği içerisinde olan Azerbaycan’ın NATO üyeliği de dâhil olmak üzere tamamen Batı ile entegrasyona gitmesi, Ermenistan’ın da NATO ülkeleri ile ortak askeri tatbikatlar düzenlemesi, Moskova’nın istediği bir durum değildir. Dolayısıyla Moskova, iki ülke arasında bir denge politikası izlemeye çalışmaktadır.
Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırması ardından da Rusya’nın Gürcistan’a girmesi ve Güney Osetya ile Abhazya’yı tanımasıyla Kafkaslar’da başlayan gerginliğin ardından, Yukarı Karabağ’ın statüsünde değişikliklerin olup olmayacağı konusu gündeme gelmektedir. Rusya’nın Gürcistan’a aktif müdahalesi ve bu savaştan galip çıkması BDT coğrafyasındaki bütün sorunların Rusya olmadan çözülemeyeceğini göstermiş oldu. Dolayısıyla Yukarı Karabağ sorununun çözümünün de büyük ölçüde Rusya’ya bağlı olduğunu söylemek mümkündür. Ancak bu sorunun çözümü hiç şüphesiz Rusya’nın işine yaramayacaktır. Yukarı Karabağ sorununun çözümü, Azerbaycan ve Ermenistan’ın NATO üyeliklerini hızlandırabilir. Diğer taraftan bundan sonraki süreçte Moskova’nın bu sorunu görmemezlikten gelmesi de mümkün görünmemektedir. Zira bir taraftan son dönemde Türkiye ile Ermenistan arasında bir takım görüşmeler yapılmakta olup, diğer taraftan ise Batı’nın Gürcistan mağlubiyetinden sonra Yukarı Karabağ konusunda daha aktif bir politika izleme ihtimali mevcuttur. Moskova da bütün bu gelişmelerin dışında kalmamak için muhtemelen taraflara görüşmelerin artırılması konusunda baskıda bulunacaktır. Rusya’nın başta Yukarı Karabağ meselesi olmak üzere Ermenistan ile ilişkilerinde Ermenistan’daki Rus nüfusu ile Rusya’daki Ermeni nüfusu da önemli rol oynamaktadır.
IV. RUS-ERMENİ İLİŞKİLERİNDE DİASPORA FAKTÖRÜ
1.Ermenistan’daki Rus Nüfusu
Bağımsızlıklarını kazanan cumhuriyetlerin hiçbirinde, Rus azınlığının nüfusu Ermenistan’da olduğu kadar az değildir. 1989 nüfus sayımlarında belirlenen rakamlara göre, Rus azınlıklar toplam nüfusun ancak yüzde 1,6’sını oluşturmaktaydı. Bugün bu oran yüzde 1’e kadar inmiş bulunmaktadır.[18] Rusların Ermenistan’dan göç etmeye başlamasında, 1988 yılında meydana gelen deprem sonucu birçok Rus’un evsiz kalması, Azerbaycan ile savaş ve kötü ekonomik şartlar etkili olmuştur.
Diğer taraftan Ermenistan’da Rusça yaygın oranda kullanılmakta, radyo ve televizyon kanallarında Rusça yayın yapılmaktadır. Ermeni Hükümeti’nin, Rus azınlıkların haklarının kısıtlanmamasında Rusya ile çok yönlü işbirliği içinde olması etkilidir. Bununla birlikte Ermenistan’daki Rus nüfusunun yüzde 32’si Ermenice bilmektedir. Bu husus hiç şüphesiz, Rusların Ermenistan’daki siyasi ve kültürel hayata katılmalarını kolaylaştırmaktadır. Nitekim fazla sorun ile karşılaşmayan Ermenistan’daki Ruslar, sosyo-ekonomik şartların iyileşmesi durumunda Ermenistan’ı terk etmek istemediklerini dile getirmektedirler. Ancak neredeyse bütün komşularıyla sorun yaşayan Ermenistan’ın durumunda en azından yakın gelecekte fazla değişiklik olması beklenmemektedir. Ermenistan’da diğer BDT cumhuriyetlerinden farklı olarak Rus nüfusunun az olması, aslında Moskova’yı Ermenistan’a karşı bir başka önemli baskı aracından mahrum bırakmıştır. Ancak Ermenistan hükümetinin Rus nüfusuna karşı baskı uygulamaması ve Rusça eğitim veren okulları kapatmaması, Moskova’yı memnun ettiği gibi, Ermenistan’ın Rusya’nın en önemli müttefiklerinden biri olduğu görüşünü de pekiştirmektedir. Rusya’daki Ermeni nüfusu ise Rusya-Ermenistan ilişkilerini daha fazla etkilemektedir.
2.Rusya’daki Ermeni Nüfusu
Ermenistan’dan sonra en büyük Ermeni nüfusu, Rusya’da yaşamaktadır. Dolayısıyla Rusya’da Ermeni lobisi çok güçlüdür. Rusya’nın siyasi ve ekonomik hayatında da küçümsenmeyecek derecede rol alan Ermeniler, söz konusu güçlerini kullanarak Rus dış politikasında da önemli rol oynamaya çalışmaktadırlar. Çeşitli sivil toplum örgütleri çerçevesinde örgütlenen Rusya’daki Ermenilerin en önemli amaçları ise uluslararası arenada Rusya’nın Ermenistan’ın da çıkarlarını savunmasını sağlamak ve soykırım meselesinde Rusya’yı kendi tarafına çekmektir. Nitekim Rusya’daki Ermeniler, bu konuyu Rus Parlamentosunun alt kanadı Duma’ya taşımış ve 1995 ve 2000 yıllarında Ermeni soykırım iddialarını benimseyen kararlar alınmasını sağlamıştır.[19] Bununla birlikte Moskova, Türkiye ile de ilişkilerine önem verdiği için Ermenilerin baskısına daha fazla baş eğmeyerek konuyla ilgili farklı kararların alınmasına karşı çıkmaktadır. Böylece her ne kadar Yerevan, özellikle diaspora aracılığıyla Kremlin’in Güney Kafkasya politikasını etkileyebileceğini düşünse de Moskova, Rus-Ermeni ilişkilerinde iplerin kimin elinde olduğunu göstermiştir.
Sonuç
SSCB’nin yıkılışından itibaren Ermenistan, Rusya’nın Güney Kafkasya politikasının temel dayanağını oluşturmaya başlamıştır. Gürcistan’ın, AB ve NATO ile entegrasyona yönelmesi, Azerbaycan’ın komşu ülkeleriyle ve büyük güçlerle dengeleyici politika izlemeye çalışması, adeta bir izolasyon içinde olan Ermenistan’ın “çözümü” şimdilik Rusya’da görmesi, bu ülkelerin Rusya ile olan karşılıklı ilişkilerini doğrudan etkilemektedir. Azerbaycan’ın enerji kaynaklarına sahip olması büyük güçlere karşı daha fazla direnebilmesini sağlamaktadır. Azerbaycan gibi enerji kaynaklarına, Ermenistan gibi de güçlü diasporaya sahip olmayan Gürcistan ise, Rusya’yı emperyalist politika izlemekle suçlayarak, Batı’nın himayesi altına girmeye çalışmaktadır. Azerbaycan ve Gürcistan’ın Türkiye ile enerji ve diğer alanlarda bir takım projeler hayata geçirdikleri ve Batı ile entegrasyona gittikleri bir dönemde Ermenistan, Rusya’nın Kafkasya’daki tek kalesi konumundadır.
Rusya’nın Ermenistan’daki askeri üsleri ve Rusya ile Ermenistan arasındaki askeri alanındaki işbirliği, Ermenistan’ın güvenliğini sağlasa da, ekonomik alanda Ermenistan’ın tamamen Rusya’ya bağlı olması ve ülkenin stratejik mahiyetindeki bütün müesseselerin Rusların eline geçmesi, Ermenistan için istenilen durum değildir. Kısa vadede bu husus, Ermenistan ekonomisine katkıda bulunsa da, Rusya ile ekonomik ilişkiler ve Ermenistan’ın bölgedeki izolasyonu, hayat standartlarının çok düşük kalmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla Rusya yanlısı çevreler dahi bundan sonraki süreçte Ermenistan’ın Rusya’nın yanı sıra bölgesel ve diğer küresel güçlerle de ilişkilerini güçlendirmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Ermenistan’ın NATO ile ortak tatbikatlar gerçekleştirmesi, bu arayışlardan biridir. Ermenistan’ın Rusya’ya olan aşırı bağımlılığı ve komşuları olan Türkiye ve Azerbaycan ile sorunlar yaşaması, hiç şüphesiz Ermenistan’ın söz konusu arayışlarını ve Batı ile entegrasyonunu zorlaştırmaktadır. Ancak Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırmasıyla birlikte Kafkasya’da başlayan değişim süreci önümüzdeki dönemde Ermenistan’ı da kapsayabilir. Ermenistan’ın bulunduğu izolasyondan ve Rusya’ya olan zorunlu bağımlılıktan kurtulması ise ancak Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerinde atacağı geri adımlarla mümkün olabilir.
Yakın zamanda Ermenistan’ın NATO üyeliği, hatta Batı ile entegrasyonunu arttırması pek mümkün görülmese de, Ermeni yetkililer Ermenistan’ın bugüne kadar izlediği zorunlu Rusya temelli politikanın sakıncalarını geç de olsa anlamışlardır. Dolayısıyla Yerevan’ın bundan sonraki süreçte Rusya’ya karşı daha temkinli bir politika izlemeye başlayacağını tahmin etmek mümkündür. Bundan dolayı ekonomik açıdan bölgede güçlü bir konumda olan Rusya’nın siyasi anlamda da bölgede uzun vadeli etkisini artırması için belki de bölge ülkelerin siyasal tercihlerini kabullenen ve bölge ülkelerinin de çıkarlarını gözeten bir politika izlemesi gerekmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------
[1] M. Malik, “Determination der Sicherheitspolitik Armeniens“, Berichte des BIOst, XI (2000), s. 14.
[2] Uve Halybah, “Mejdu Goryaçey Voynoy I Zamorojennımi Konfliktami”, Vneşnyaya Politika Rossiyi: Ot Yeltsina k Putinu, ed. Stefan Kroytsberger, Sabine Grabovski, Yütta Unzer, Kiyev 2002, s. 145.
[3] G. Kuliyev, “Geopolitiçeskiye Kolliziyi Kavkaza“, Tsentralynaya Aziya i Kavkaz, IV (1999), s. 23.
[4] Martin Malik, “Determinanten der Sicherheitspolitik Armeniens”, Berichte des BIOst, XI (2000), s. 14.
[5] Martin Malik, s. 16.
[6] Obşaya Gazeta, 3 Aralık 1998.
[7] Andrey Melikyan, “Neplohaya Dinamika Sotrudniçestva”, http://www.russedina.ru/frontend/print.php?id=4844
[8] “Rossiysko-Armyanskiye Otnoşeniya”, 11 Ekim 2007, www.rustrana.ru/article.php?nid=29145
[9] “Rossiya i Gruziya Uveliçivayut Tovarooborot”, 11 Nisan 2006, http://www.apn-nn.ru/event_s/24039.html
[10] “Rossiysko-Armyanskiye Otnoşeniya”, 11 Ekim 2007, www.rustrana.ru/article.php?nid=29145
[11] “Rossiysko-Armyanskiye Otnoşeniya”, 11 Ekim 2007, www.rustrana.ru/article.php?nid=29145
[12] “O Situatsiyi v Zakavkazskoy Provintsiyi”, 30 Aralık 2007, http://www.postsoviet.ru/print.php?pid=86
[13] “Rossiysko-Armyanskiye Otnoşeniya”, 11 Ekim 2007, www.rustrana.ru/article.php?nid=29145
[14] Stepan Grigoryan, “Posledniy Soyuznik”, Nezavisimaya Gazeta, 5 Mart 2007.
[15] Ara Tatevosyan, “Armeniyu Ubedili Orujiyem”, Kommersant, 24 Mart 2006.
[16] İlyas Kamalov, Moskova’nın Rövanşı: Putin Dönemi Rus Dış Politikası, İstanbul: Yeditepe yayınları, 2008, s. 115-1116.
[17] “Moskva Ne Menyayet Pozitsiyu po Karabahu”, 4 Eylül 2008, http://www.interfax.ru/politics/txt.asp?id=30855
[18] İ. Doljenko, “Russkiye v Armeniyi”, 10 Aralık 2004, http://www.rustrana.ru/grom-article.php?nid
[19] İlyas Kamalov, Moskova’nın Rövanşı: Putin Dönemi Rus Dış Politikası, s. 197.
|