AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Olaylar ve Yorumlar

Emekli Büyükelçi Ömer Engin LÜTEM*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 6, Yaz 2002

 

1. Dýþiþleri Bakanlarýnýn Ýstanbul Toplantýsý

Türkiye ve Ermenistan Dýþiþleri Bakanlarý, Karadeniz Ekonomik Ýþbirliði Teþkilatýnýn  kuruluþunun onuncu yýldönümü vesilesiyle Ýstanbul’da yapýlan kutlama toplantýsýndan yararlanarak 25 Haziran 2002 tarihinde bir görüþme yaptýlar.

Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan Dýþiþleri Bakanlarýnýn Reykjavik’te yaptýklarý görüþmeden sonra Dýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem’in ayný bakanlarýn Karadeniz Ekonomik Ýþbirliði Teþkilatý çerçevesinde tekrar bir araya gelebileceklerini söylemesi,[1] Ýstanbul toplantýsýnýn da üçlü yapýlacaðý kanýsý vermiþti. Ancak, Azerbaycan, bir gerekçe göstermeden, Ýstanbul toplantýsýna katýlmadý. Bir kaynak[2] Azerbaycan Dýþiþleri Bakaný Vilayet Guliev’in baþka bir toplantýya gittiði için Ýstanbul’a gelemediðini yazdýysa da bu, Aliev Baþkanlýðýnda büyük bir Azeri heyetinin Ýstanbul’da bulunduðu bir sýrada, esas itibariyle Karabað sorununun ele alýndýðý bir toplantýda, bir Azeri yetkilinin  bulunmamasýnýn nedenini açýklamaya yetmedi.

Ýstanbul toplantýsýnda hangi konulara öncelik verileceði hususunda da bir anlaþmazlýk bulunduðu görüldü. Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsü Cunik Agacanyan bu toplantýda ana konunun Karabað sorunu deðil Türkiye-Ermenistan iliþkileri olacaðýný söylerken[3] bir haber ajansý[4] Dýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem’in toplantýda iki ülke arasýnda diplomatik iliþki kurulmasý veya ekonomi gibi ikili konularýn görüþülmeyeceðini söylediðini yazýyor ve Ankara’nýn, Azerbaycan ile Ermenistan arasýndaki sorunlarýn aþýlmasýnda Türkiye’nin nasýl bir rol oynayabileceðinin ele alýnmasýný beklediðini belirtiyordu. Sonuç olarak toplantýda, esas itibariyle, Karabað sorununun ele alýndýðý, Dýþiþleri Bakaný Oskanyan’ýn ülkesinin Türkiye ile önkoþul ileri sürmeden diplomatik iliþki kurma arzusunu tekrar ettiði, Türk tarafýnýn ise bu ifadeleri  dinlemekle yetindiði anlaþýlmaktadýr.[5]

Taraflarýn bu toplantý hakkýndaki deðerlendirmelerine gelince, Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðýnýn bir yetkilisi, Karabað sorunu dahil, görüþmelerin Güney Kafkasya’daki durum üzerinde odaklandýðýný, taraflarýn iliþkilerini normalleþtirme konusunu ayrýntýlý olarak görüþmediklerini, Oskanyan’ýn bu konudaki Ermeni görüþlerini dile getirdiðini ifade etmiþ, bir diðer Türk diplomatý ise toplantýyý olumlu olarak nitelendirdikten sonra, taraflarýn görüþmeye devama karar verdiklerini söylemiþtir.[6] Türk basýnýnda ise Ermenistan’ýn, iliþkilerin geliþtirilmesi için Karabað’ýn iþgaline son verilmesi þartýný kaldýrmasýný Türkiye’den istediðini, ancak Türk tarafýnýn bunun devletin temel politikasý olduðunu belirterek “Önce Karabað, sonra iliþkiler” mesajýný verdiði bildirilmiþtir.[7]

Bu konuda Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan, taraflarýn Türkiye-Ermenistan iliþkilerinin bugünkü durumunu da görüþtüklerini, bu iliþkilerde ani bir düzelme olmasýnýn beklenmemesi gerektiðini ancak bu gibi görüþmelerin iliþkilerin geliþtirilmesi için yararlý olduðunu söylemiþtir. Oskanyan ayrýca, Türkiye’nin Karabað’a iliþkin tutumunda son bir yýl içinde köklü bir deðiþim olduðunu, Türkiye’nin bu konuda, 2001 yýlýnda, arabuluculuk yapmak istediðini, Ermenistan’ýn Minsk Grubunun arabuluculuk yaptýðýný ileri sürerek bunu kabul etmediðini; Türkiye’nin artýk arabuluculuk yapmayý arzulamadýðýný ve “Güney Kafkasya’da uygun bir hava yaratýlmasý için Ermenistan ve Azerbaycan ile görüþme olanaðýna sahip” bir devlet olarak hareket etmek niyetinde olduðunu ifade etmiþ ve Türkiye’nin Karabað sorununun çözümünde yapýcý bir rol oynamak istemesinin bu soruna yaklaþýmýnda daha dengeli davranmasýný gerektirdiðini  belirtmiþtir.[8] 

Ýstanbul toplantýsý Türk ve Ermeni Dýþiþleri Bakanlarý arasýnda bir süreden beri yapýlan görüþmelerden  taraflarýn neler beklediðine ýþýk tutmuþtur.

Ermeniler için esas amaç, hiçbir taviz vermeden, Türkiye ile diplomatik iliþkilerin kurulmasý ve sýnýrlarýn açýlmasýdýr. Ermeniler, Azerbaycan’ýn görüþlerini benimsediði için Türkiye’nin Karabað sorununun çözümü çalýþmalarýnda yer almasýný istememektedir. Ancak bu hususta ýsrar etmenin Türkiye ile ayný masaya oturmalarýný engelleyeceðinin bilinci içinde, ikili iliþkiler konusuna öncelik vermeye çalýþarak, Karabað sorununun görüþülmesini kabul etmektedirler. Ayrýca Türkiye Karabað sorunun çözümünde rol oynamaya baþlayýnca, Azerbaycan görüþlerini çekincesiz desteklemekten vazgeçeceðini ve daha “dengeli” bir tutum alacaðýný ümit etmektedirler.

Türkiye ise Karabað sorunu çözümlenmeden ikili iliþkilerde bir iyileþme saðlanamayacaðý noktasýndan hareketle bu çözüme aktif olarak katýlmayý arzulamakta ve bu nedenle de Ermenilerin diplomatik iliþki kurma taleplerine deðil Karabað sorununun görüþülmesine öncelik vermektedir. Gerçekten de Karabað sorununun çözümlenmesi Türk-Ermeni iliþkilerinin geliþmesinin önündeki engellerden birini ortadan kaldýracaktýr. Bundan sonra Türkiye ile Ermenistan arasýndaki diðer meselelerin, diðer bir deyimle soykýrýmý iddialarý, Türkiye-Ermenistan sýnýrýnýn deðiþmezliði ve Türkiye’nin doðu bölgelerinin Ermenistan olarak adlandýrýlmasý gibi sorunlarýn bir çözüme baðlanmasý gerekecek ve diplomatik iliþki kurulmasý ve sýnýrlarýn açýlmasý ancak bundan sonra mümkün olabilecektir.

Görüldüðü üzere Türk-Ermeni iliþkilerinin yüklü bir gündemi vardýr. Bu sorunlarýn çözümlenebilmesi bu konuda siyasi irade sahibi olmaya baðlýdýr. Ancak o taktirde dahi taraflarýn, þimdiye kadar yapýlanýn aksine, mümkün olduðu kadar bir araya gelerek görüþme yapmalarýna baðlýdýr. Azerbaycan’ýn da bu görüþmelere katýlmasý Karabað sorununa çözüm arayýþlarýna olumlu katký yapacaktýr.

2. Ermenistan Dýþiþleri Bakanýnýn TESEV konuþmasý

Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan, 26 Haziran 2002 tarihinde Ýstanbul’da, TESEV’de, Türk-Ermeni iliþkileri hakkýnda bir konuþma yaptý. Yeni öðeler içermemesine karþýn, bilinen Ermeni görüþlerini topluca ve en yetkili bir aðýzdan açýklamasý bakýmýndan özel bir önem arz eden bir konuþmanýn[9] ana hatlarý þöyle özetlenebilir:

Azerbaycan konusunda Oskanyan, Türkiye’nin bu ülke ile olan dostluðunun deðerlendirilmesini yapmanýn Ermenistan’a ait olmadýðýný, ancak bu dostluk ve ortak deðerlerin diðerlerini (yani Ermenistan’ý) tecrit etmek için kullanýlmamasý veya bunlardan sadece üçüncü bir tarafýn (Azerbaycan’ýn) yararlanmamasý gerektiðini söylemiþ; Türkiye’nin Ermenistan ile iliþki kurmamasýnýn sadece tarihi sorunlardan ileri gelmediðini, Ermenistan’ýn Azerbaycan ile olan anlaþmazlýðýnýn Türkiye-Ermenistan iliþkilerini rehin aldýðýný ifade etmiþtir.

Karabað’ýn hiçbir zaman baðýmsýz Azerbaycan’ýn bir parçasý olmadýðýný, Sovyet dönemi hariç, bu bölgenin Azerbaycan tarafýndan da kontrol edilmediðini, Karabað halkýnýn, anayasa hükümleri çerçevesinde, Azerbaycan’dan ayrýlmýþ olduðunu iddia etmiþtir.

Konuþmasýnda “ambargo” konusuna en geniþ yeri veren Oskanyan, Azerbaycan’ýn Türkiye’yi Ermenistan’a ambargo koymaya ikna ettiðini, bu ülkelerin Ermenistan ile olan sýnýrlarýný kapamakla Ermenistan’a istedikleri bir çözümü empoze edeceklerini düþündüklerini, ancak Ermenistan ekonomisinin çökmediðini, bilakis bölgedeki diðer ülkelerden ileri olduðunu, geçen yýl Ermenistan GSMH’ýn %9,6 büyüdüðünü, 2002 yýlýnýn ilk altý ayýnda bu büyümenin %10 olduðunu ve yýlýn bu büyüme oranýyla sona ermesini ümit ettiklerini ifade etmiþtir.

Diplomatik iliþkiler konusunda Oskanyan, bilinen Ermeni tezini tekrarlayarak, ülkesinin Türkiye ile hiç bir önkoþul olmaksýzýn diplomatik iliþkiler kurmak istediðini belirtmiþtir.

Ermeni Dýþiþleri Bakaný konuþmasýnda soykýrým kelimesini kullanmamýþ ancak bu iddiayý “acýlý anýlar”, “eziyetli geçmiþ”, “kurban olmanýn açtýðý yaralar” gibi kavramlarla dile getirmiþtir. Oskanyan, Türkiye’nin sözde soykýrýmýný tanýmasýný açýkça isteyememiþ ve bunu, inkarcýlýðýn hafýzayý ortadan kaldýrmayacaðý, sorumluluðu gerçek anlamda kabul etmenin yeniden güven duymanýn ön þartý olduðu, geçmiþin önemsiz olduðuna inananlarýn, milletlerin ortak belleðine gömülmüþ yüzyýllýk anlaþmazlýklarý çözümleyemeyeceði gibi sözlerle ifadeye çalýþmýþtýr. Ermenistan Dýþiþleri Bakaný, ayrýca, Türkiye ile diplomatik iliþki kurulmasýnýn “Ermenistan’ýn milli anýlarýndan vazgeçtiði veya uðradýðý tarihi haksýzlýklarý yok saydýðý anlamýna gelmediðini” de vurgulamýþtýr.

Ermenistan Dýþiþleri Bakanýnýn “soykýrým” bahsinde ilginç bir görüþü de Türkiye’de bu konuda tek yönlü ve katý yaklaþýmdan uzak, çoðulcu ve deðiþik bir tartýþmayý öngören bir hareketin mevcudiyetinden bahsetmesidir. Oskanyan bu tartýþmanýn resmi politikayý etkilemediðini, ancak Ermenistan’ýn bu tartýþmanýn var olmasýndan ve bu konunun artýk tabu addedilmekten çýkmýþ bulunmasýndan memnun olduðunu belirtmiþtir.

Ermenistan Dýþiþleri Bakanýnýn bu görüþlerini yakýndan incelediðimizde bazý deðerlendirme yanýlgýlarý içerdiðini görmekteyiz.

Türkiye’nin Ermenistan’a karþý Azerbaycan’ý desteklemesinin temelinde Türkler ve Azeriler arasýndaki etnik ve kültürel ayniyet olduðu kadar Ermenistan’ýn Türkiye’nin toprak bütünlüðünü ve sýnýrlarýnýn dokunulmazlýðýný kabul etmemesi ve sözde soykýrýmýn uluslararasý alanda tanýnmasý için devamlý gayret sarf etmesi bulunmaktadýr. O itibarla,  Azerbaycan ile olan anlaþmazlýðýnýn Türkiye-Ermenistan iliþkilerini rehin aldýðý savý gerçeðin ancak yarýsýný ifade etmektedir. 

Ýsminin de gösterdiði gibi Karabað, tarihi açýdan, bir Azeri topraðýdýr. Bu bölgenin hukuken Azerbaycan devletine baðlý olduðu hususunda ise, Ermeniler hariç, kimsenin kuþkusu yoktur. Karabað’da devlet baþkanlýðý seçimleri sýrasýnda bu husus Avrupa Konseyi, Avrupa Birliði, Rusya, ABD ve diðer bazý ülkeler tarafýndan teyit edilmiþtir.[10] Diðer yandan  Karabað sorunu bölge ülkeleri arasýndaki dengeyi, dolayýsýyla bölgenin güvenliðini ilgilendirmektedir. Son olarak bu sorunun, bir milyon kadar kiþinin zorla sürülmüþ olmasý nedeniyle, göz ardý edilemeyecek bir insani boyutu da bulunmaktadýr.

Türkiye’nin Ermenistan’a karþý almýþ olduðu ekonomik önlemler, kara sýnýr kapýsýnýn kapalý olmasýndan ibaret olduðu için aslýnda bir ambargo sayýlamayacaðýný daha önce açýklamýþtýk.[11] Ermenistan ile, ateþkesin geçici olarak durdurduðu bir savaþ hali içinde olan Azerbaycan’ýn bu ülkeye karþý ambargo veya baþka bir önlem uygulamasý gayet doðaldýr. Hal böyle iken Ermenistan, büyük bir haksýzlýða uðradýðýný iddia ederek “ambargo”yu kaldýrmak için, son zamanlarda özellikle yoðunluk kazandýðý gözlemlenen bir çaba içindedir. Bu çerçevede çeþitli ülkelerden veya uluslararasý kuruluþlardan “ambargo”nun kaldýrýlmasý için yardým istenmektedir. Bunun sonucu olarak Avrupa Parlamentosu, Türkiye’de þiddetli tepkilere neden olmuþ olan Güney Kafkasya ile ilgili kararýnda Türkiye’den Ermenistan’a karþý uyguladýðý ambargoyu kaldýrmasýný istemiþtir.[12] Baþkan Bush “24 Nisan” münasebetiyle yayýnladýðý mesajda Türkiye’den Ermenistan ile ekonomik iliþkileri yeniden kurmasýný beklediðini ifade etmiþtir.[13] Ýsveç Parlamentosu’nun kabul ettiði bir raporda Türkiye ve Azerbaycan’ýn Ermenistan’a karþý uyguladýklarý ambargoya son vermeleri hususu yer almýþtýr.[14] Son olarak da Amerikan Senatosu Tahsisler Komitesi, 2003 mali yýlýnda Ermenistan’a 90 milyon dolar yardým yapýlmasýný kabul eden raporunda[15] Türkiye’nin ambargoyu kaldýrmasýný ve Kars-Gümrü tren hattýný kurmasýný talep etmiþtir. Diðer yandan  Ermenistan’a davet edilen bazý Türk iþadamlarý sýnýrlarýn açýlmasý lehinde beyanlarda bulunmuþlardýr.[16] Kýsaca son zamanlarda Türkiye’nin Ermenistan ile olan kara sýnýrýný açmasý için bir  kampanya yürütülmekte  olduðu görülmektedir.

Bu yoðun çabalar Türkiye ve Azerbaycan’ýn ekonomik alanda uyguladýklarý önlemlerin Ermenistan’ý çok zor durumda býraktýðý kanýsýný vermektedir. Oysa Oskanyan’ýn Ýstanbul konuþmasýnda bu önlemlerin Ermenistan ekonomisini etkilemediðini, bilakis Ermenistan ekonomisinin bölgedeki diðer ülkelerden ileri olduðunu söylediðine ve rakamlarýn da bunu teyit ettiðine göre Türkiye ve Azerbaycan’ýn uyguladýðý önlemlerin Ermenistan ekonomisini etkilememiþ olduðu anlaþýlmaktadýr. Bu durumda Ermenistan’ýn ”ambargo”yu kaldýrmak için neden bu kadar gayret sarf ettiði sorusu akla gelmekte ve Ermenistan’ýn amacýnýn bazý ülkeler ve uluslararasý kuruluþlar nezdinde Türkiye ve Azerbaycan’ý þikayet ederek onlara baský uygulamak amacýnýn ile hareket etmekte olduðu sonucuna varýlmaktadýr.

Ermeni Dýþiþleri Bakanýnýn Türkiye ile hiçbir önkoþul olmadan diplomatik iliþkiler kurmak istediklerine dair sözlerine gelince, Ermenistan Türkiye ve Azerbaycan’a karþý düþmanca denebilecek tutumu dikkate alýndýðýnda, Türkiye’nin bu ülke ile diplomatik iliþki kurmak için bazý ön koþullar ileri sürmesinin gayet doðal olduðu görülmektedir. Zira, Ermenistan ile önkoþulsuz diplomatik iliþki kurmak bu ülkenin Karabað ve diðer Azerbaycan topraklarýný iþgalini zýmnen olarak tanýmak, Türkiye’nin toprak bütünlüðünü ve sýnýrlarýnýn dokunulmazlýðýný þimdiye kadar resmen kabul etmemiþ olduðunu görmezden gelmek ve Türkiye hakkýnda soykýrýmý iddialarý ileri sürmeye devam etmesine rýza göstermek anlamýna gelmektedir. Türkiye diplomatik iliþki kursa dahi Ermenistan’ýn soykýrýmý iddialarýndan vazgeçmeyeceðinin kanýtý, Oskanyan’ýn, kurulduðu taktirde, bu iliþkilerin Ermenistan’ýn milli anýlarýndan vazgeçtiði veya uðradýðý haksýzlýklarý yok saydýðý anlamýna gelmeyeceðine dair sözlerinde mevcuttur. Kýsaca, önkoþulsuz diplomatik iliþki kurmak Türkiye’nin hiçbir karþýlýk almadan Ermenistan’ýn bütün taleplerini kabul etmesi sonucunu vereceðinden Türkiye’nin çýkarýna deðildir.

Oskanyan’ýn sözde soykýrým ile ilgili olarak, bu konuda çoðulcu ve deðiþik bir tartýþmayý öngören bir hareketin mevcudiyetine ve bu konunun artýk tabu olmaktan çýktýðýna dair sözlerine gelince adýgeçen, herhalde, Ermeni iddialarýný destekleyen çok az sayýda Türk yazara atýfta bulunsa gerektir. Ancak, esas itibariyle ulusal devlete karþý olduklarý için Ermeni iddialarýný benimseyen bu kiþilerin Türk kamuoyu üzerinde bir etkileri yoktur. Resmi politikayý etkilemediklerini de bizzat Oskanyan ifade etmiþtir. Ermeni Bakanýn bu gibi marjinal tutumlardan medet ummak yerine son iki yýlda Türk kamuoyunda ve siyasi çevrelerinde soykýrýmý iddialarýna karþý büyük bir bilinçlenme vuku bulduðunu dikkate almasýnda, gerçekçilik yönünden, yarar vardýr.

Gerçekten de son iki yýlda, Amerikan Temsilciler Meclisinde sözde soykýrýmýný tanýyan bir karar tasarýsýnýn son anda Baþkan Clinton’un þahsi giriþimi sonucunda ertelenmesi, buna karþýn Ýtalya, Vatikan ve Fransa’da “soykýrýmýný” tanýyan kararlarýn alýnmasý,[17] Avrupa Parlamentosunun da bu yönde kararlar kabul etmesi[18] Türkiye’de büyük tepkilere ve soykýrýmý iddialarýnýn getirebileceði tehlikelerin açýkça anlaþýlmasýna neden olmuþtur. Bu durumun sonucu olarak Büyük Millet Meclisi bu konuda oybirliði ile iki karar kabul etmiþ,[19] Hükümet soykýrýmý iddialarýný þiddetle reddetmiþ ve bu iddialarý kabul eden ülkelerle ve bunlar arasýnda özellikle Fransa ile ikili iliþkilerde olumsuz geliþmeler yaþanmýþtýr.[20] Bir çok sivil toplum örgütü ve üniversiteler Ermeni sorunu hakkýnda, en önemlisi 20–21 Nisan 2002 tarihinde Ankara’da yapýlan Ermeni Araþtýrmalarý Türkiye Kongresi[21] olmak üzere, çeþitli konferans, sempozyum vb toplantýlar düzenlemiþ ve soykýrýmý iddialarýnýn asýlsýzlýðýný ortaya koymuþlardýr. Son olarak, çeþitli resmi kuruluþlarýn faaliyetlerini bir araya getirebilmek amacýyla “Asýlsýz Soykýrým Ýddialarý ile Mücadele Koordinasyon Kurulu” adý altýnda resmi bir kuruluþ vücuda getirilmiþtir. Bu kurulun en önemli icraatlarýndan biri de, 2002–2003 öðrenim yýlýndan itibaren, soykýrým iddialarýnýn okullarýn ders kitaplarýnda yer almasýný saðlamak olmuþtur. Kýsa sayýlabilecek bir zaman sonra bu þekilde eðitilen Türk gençleri, günümüze nazaran daha bilgili ve kararlý bir þekilde, soykýrýmý iddialarýna karþý çýkacaklardýr.

Bu geliþmeler Türkiye’nin soykýrým iddialarýný kabul etmesi olasýlýðýnýn bulunmadýðýný göstermektedir. Bu durumda Ermenistan’ýn Türkiye’ye karþý soykýrým iddialarýna dayalý bir politika gütmesinde artýk bir yarar bulunmadýðýný açýktýr. Aksine bu politikada ýsrarlý olunmasý Türkiye ile mevcut anlaþmazlýðýn giderek büyümesine yol açacak bu da sadece Ermenistan’ýn deðil Güney Kafkasya’da þiddetle ihtiyaç duyulan istikrarýn da saðlanmasýný daha da güçleþtirecektir.  

3. Kanada

Öteden beri Ermeni yanlýsý faaliyetleri ile bilinen Kanadalý Senatör Shirley
Maheu[22] ile Ermeni asýllý[23] Senatör Raymond C. Setlakwe'nin teklifi üzerine
Kanada Senatosu, 13 Haziran 2002 tarihinde, sözde soykýrým hakkýnda bir karar kabul etmiþtir. Bu kararýn iþlem kýsmýnýn çevirisi þöyledir:[24]

“Bu meclis (senato)

a. Ermeni soykýrýmýný tanýmasý ve her türlü inkar giriþimlerini
veya insanlýða karþý suç olan soykýrýmýný önemsiz gibi gösteren tarihi gerçeði saptýrma giriþimlerini kýnamasý ve

b. bundan sonra her yýl 24 Nisaný, tüm Kanada'da, asrýn ilk
soykýrýmýna kurban düþen 1.5 milyon Ermeniyi anma günü olarak tayin etmesi için Kanada hükümetine çaðrýda bulunur."

Kararýn açýklamalarýn bulunduðu birinci kýsmýnda, bir propaganda üslubu
içinde, bilinen Ermeni iddialarý sýralanmakta ve bu arada 24 Nisan 1915'te
Osmanlý Türk makamlarýnýn 2300 kiþiyi katlettiði, bundan sonra Ermenilerin
sistematik katliamýnýn baþladýðý, tarihi kayýtlarýn 1915–1918 arasýnda vuku
bulan olaylarýn, 1948 Soykýrým antlaþmasýnda tarif edildiði þekilde bir
soykýrým olduðunu açýkça gösterdiði, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin tarihi
kayýtlarý saptýrdýðý ve Ermeni soykýrýmýnýn vuku bulduðunu inkar ettiði gibi
hususlar yer almaktadýr. Bu bölümde þimdiye kadar Ermeni "soykýrýmýný"
tanýyan ülkeler sayýlmakta, bunlara gereksiz yere Ýsveç eklenirken, Güney
Kýbrýs ve Vatikan unutulmuþ bulunmaktadýr.

Senato'da karþý oy olmaksýzýn 39 oyla kabul edilmiþ olan bu karar Kanada'daki Ermeni  toplumunun ülke kamuoyu üzerindeki etkinliðini göstermektedir. Ermeni teröristlerin Kanada'da Türk diplomatlarýna karþý iþlemiþ olduklarý cinayetlere[25] raðmen halen Ermeni cemaatinin bu derecede nüfuz sahibi olduðunu anlamak zordur. Bu ancak, Ermeni iddialarýna etkin bir þekilde karþý çýkýlmadýðý için bunlarýn zamanla gerçek gibi algýlanmalarý ve yeterince hatýrlatýlmayan cinayetlerin de  zamanla unutulmasý ile açýklanabilir.

Bu karar Kanada'yý sözde soykýrýmý tanýyan ülkeler arasýna sokmayacaktýr.
Zira bu konuda Avam Kamerasýnýn da benzer bir karar almasý ve sonunda Kanada Hükümetinin bu kararý uygulamaya koymasý gerekmektedir. Bizzat Shirley Maheu "Kazanmýþ olduðumuzu düþünmemeliyiz. Avam Kamarasý ile de uðraþmak mecburiyetindeyiz" demiþtir.[26] Ermeniler Kanada'da henüz kazanmamýþ olsalar da bu konuda ilk adýmý baþarý ile attýklarýnda þüphe bulunmamaktadýr.

4. Karabað sorununda geliþmeler
 

Ýncelediðimiz dönemde Karabað konusunda taraflarýn bilinen tutumlarýnda kayda deðer bir deðiþiklik olmadýðý görülmektedir.

Baþkan Koçaryan, resmi bir ziyaret için gitmiþ bulunduðu Arjantin’de Uluslararasý Ýliþkiler Konseyinde yaptýðý ve ülkesinin baþlýca sorunlarýna deðindiði konuþmada, “Karabað halkýnýn kendi kaderini kendi tayin etme hakkýný tanýyoruz ve Karabað hiçbir zaman baðýmsýz Azerbaycan’ýn bir parçasý olmadýðý için, bu hakký tanýmamýzý Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðünün bir ihlali olarak telakki etmiyoruz. Ayrýca Karabað’ý iþgal etmek için yapýlacak giriþimlerini yabancý bir topraðý kanunsuz bir þekilde el koymaya yönelik bir saldýrý hareketi olarak göreceðiz” sözleriyle Ermenistan’ýn uzlaþmaz tutumunu tekrar ettikten sonra Ermenistan’ýn Minsk Grubu çerçevesinde yapýlan müzakereler yoluyla bu konudaki anlaþmazlýða barýþçý bir çözüm bulunmasýndan yana olduðunu ifade etmiþtir.[27]

Ýki ülke baþkanlarýnýn kiþisel temsilcileri olan Araz Azimov ve Tatul Markaryan 15 Mayýs 2002 tarihinde Prag’da bir araya gelmiþler ancak görüþmelerinin yararlý olduðunu ve tekrar toplanacaklarýný belirtmek dýþýnda bir açýklama yapmamýþlardýr.[28]

Adýgeçenler 29 Temmuz 2002 tarihinde tekrar Prag’da toplanmýþlar ve yine görüþmelerin içeriði hakkýnda bir açýklamada bulunmamýþlardýr. Adý geçenlerin Baþkan Aliyev ile Koçaryan’ýn yapacaklarý toplantýnýn hazýrlýklarýný görüþtükleri tahmin olunmuþtur.

Baþkan Aliyev, Minsk Grubunda yeni Fransýz temsilcisi Huges Pernet’yi kabulü sýrasýnda yaptýðý bir konuþmada Ermenistan’ýn, “Paris “ilkelerini”[29] esas alarak müzakerelere baþlamaya hazýr olduðu ancak Baku’nün anlaþmalara riayet etmediðini iddia ederek dünya kamuoyunu kandýrmasý karþýsýnda bazý ayrýntýlarý açýklayacaðýný bildirerek þunlarý söylemiþtir: “Paris’te yapýlan görüþmelerde bir çok hususta anlaþmaya varýlmýþtýr. Bunlarýn arasýnda, Azerbaycan ile Nahcivan arasýnda Megri’de bir koridorun açýlmasýna karþýlýk Ermenistan ile Yukarý Karabað arasýnda bir koridorun oluþturulmasý vardýr. Megri’nin Azerbaycan’ýn egemen bir parçasý olmasý ve Laçin koridoruna da Ermenistan için benzer bir statü verilmesi kararlaþtýrýlmýþtýr. Baþkan Chirac iki koridorun statüsünün ayný olacaðýný bir çok kez tekrarlamýþtýr.”[30] Bu anlaþmanýn Key West[31] toplantýsýnda Ermenistan tarafýndan tanýnmadýðýný ifade eden Aliev, bu ilkelerin tekrar geçerli olmasý halinde müzakerelere baþlayacaklarýný söylemiþ ve Ermenistan Megri’den vazgeçmek istemezken, Azerbaycan’dan Laçin’den feragat etmesini istediðini ifade etmiþtir.[32]

Baþkan Aliev’in bu sözleri Ermeni yetkililerinin tepkilerine neden olmuþtur. Baþkan Koçaryan’ýn sözcüsü Vahe Gabrielyan, Ermenistan’ýn topraklarýndan bir kýsmý üzerindeki egemenliðini terk etmesinin söz konusu olmadýðýný söylemiþ,[33] Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsü Agacanyan ise Ermeni tarafýnýn Azerbaycan’a toprak vermeyi kabul etmediðini, Baþkan Koçaryan ve Dýþiþleri Bakaný Oskanyan’ýn bir çok kez Ermeni topraklarýnýn alýþ-veriþ konusu olmadýðýný belirttiklerini ifade etmiþtir.[34] Baþkan Koçaryan da bu konuda devreye girme gereðini duyarak verdiði bir demeçte Megri’yi Azerbaycan egemenliðine vermenin görüþmelerde söz konusu olmadýðýný, Karabað ile Ermenistan arasýnda egemen bir koridor kurulmasý konusunun tartýþýldýðýný söylemiþtir. Bir soruya cevaben de, Ermenistan’daki muhalefet basýnýna bakýlarak kendisinin zor durumda olduðunun ve bu tür bir haberle durumun patlayýcý hale gelebileceðini ve böylelikle de müzakerelerde güç bir muhataptan kurtulmanýn düþünülmüþ olabileceði cevabýný verdi.[35] Koçaryan, zor durum sözleriyle, Ermenistan Meclisi içinde bir grubun kendisini görevden almak için sürdürdüðü ve ancak baþarýlý olmayan giriþimlerini kastediyordu. Savunma Bakaný Serj Sarkisyan ise, adedi üzere, daha sert bir tutum sergileyerek “Ermenistan hiçbir zaman Megri’den vazgeçmeyecek, ayrýca burasýný Azerbaycan’ýn yarýsý karþýlýðýnda dahi deðiþtirmeyecektir” demiþtir.[36]

Aliev’in açýklamalarý Azerbaycan’da da yanký yarattý. Musavat Partisi baþkaný Ýsa Gamber, Aliev’in þimdiye kadar reddettiði Paris ilkeleri varlýðýný böylelikle kabul etmiþ olduðunu belirttikten sonra, Azerbaycan topraklarýný deðiþ tokuþ etmenin mümkün olmadýðýný söyledi.[37] Eski Dýþiþleri Bakanlarýndan Tevfik Zülfikarof ise, Laçin Ermenilere verildiði taktirde Karabað’ýn ne olacaðý sorusunun akla geldiðini, diðer yandan Ermenistan’a Azerbaycan topraklarý verilmesinin Anayasa deðiþikliðini bunun da bir referandum yapýlmasýný gerektirdiðini ifade etti.[38]

Azerbaycan muhalefetinin Aliev’i eleþtiren tutumuna karþýn Ermenistan’daki muhalefetin Koçaryan’ý kolladýðý hatta, kýsa zaman önce Koçaryan’ýn görevden alýnmasýný isteyen Cumhuriyet Partisi Baþkaný, Albert Bazeyan’ýn Karabað sorununun Ermeni çýkarlarýna uygun bir çözümü için Koçaryan ile iþbirliðine hazýr olduðunu söylemesi dikkatleri çekti.[39]

Ermeni muhalefetinin bu ýlýmlý tutumu, herhalde, Koçaryan’ýn Paris ilkelerinin, Laçin koridoru Ermenistan egemenliðine verilirken Azerbaycan’ýn Megri’den sadece geçiþ hakkýna sahip olmasýný içerdiðini söylemesinden kaynaklanýyordu. Eðer doðruysa bu, tamamen, Ermenistan lehine bir durum yaratmaktadýr. Ancak Azerbaycan’ýn Ermenistan’a Laçin’de toprak verirken Megri’de sadece geçiþ hakký almakla ile yetinmiþ olmasýný kabul etmek zordur.

Bu uzun tartýþmalara son verebilmek için “Paris ilkeleri”nin gerçekte neler içerdiðinin bilinmesi gerekmektedir. Bunlarýn kaðýda döküldüðü ve ilgili taraflara verildiði de anlaþýlmaktadýr. Nitekim Koçaryan bu belgenin kendilerinde olduðunu teyit etmiþ fakat þimdi yayýnlanmasýna gerek olmadýðýný söylemiþtir.[40]

Sözkonusu belge yayýnlanmadýðý sürece tartýþmalarýn süreceði anlaþýlmaktadýr. Bu konuda yanýltýcý bir husus bu belgenin “ilkeler” içerdiðinden bahsedilmesidir. Taraflar arasýnda tartýþmalar devam ettiðine göre üzerinde mutabýk kalýnan “ilkeler”in mevcut olmadýðý ortadadýr. Bir olasýlýk bu belgenin anlaþma saðlanan konular yanýnda anlaþýlamayan noktalarý da içermesidir. Nitekim Azerbaycan Zerkalo gazetesi koridorlar hakkýnda “Ermeni tercihini” þöyle açýklamýþtýr:[41]

A.     Laçin koridorunun egemenliði Ermenistan’a ait olacaktýr.

B.     Megri koridoru, bir süre, uluslararasý barýþ gücü ve Ermenistan’ýn kontrolü altýnda kalacak, karþýlýklý güven tesis edildikten sonra Ermenistan denetimine geçecektir.

C.     Karabað Ermenistan ile bir ortak devlet oluþturacak ancak iç ve dýþ iliþkilerini kendisi yürütecek ayrýca kendi savunacak kuvvetleri olacaktýr.

          D. Bu konuda anlaþma yapýldýktan sonra Ermeni kuvvetleri aþamalý olarak iþgal 

ettikleri topraklardan çekileceklerdir.

Koridorlar konusunda “Azeri tercihinin” ne olduðu açýklanmamýþtýr. Ancak Azerbaycan’ýn Laçin koridoru karþýlýðýnda Megri koridorunun egemenliðini istediðini düþünmek mümkündür. Aliev’in yukarýda temas edilen beyanlarý da bu merkezdedir.

Baþkan Aliev ve Koçaryan, Nahcivan-Ermenistan sýnýrýndaki Sadarak kasabasýnda, 14 Aðustos 2002 tarihinde buluþmuþlardýr. Bu, iki devlet baþkanýnýn aralarýnda yaptýðý 18. toplantý olmuþtur.[42]

Baþkan Aliev toplantýdan sonra gazetecilere görüþmeleri “yararlý ve gerekli” olarak nitelendirmiþ, çözüm yollarýný incelediklerini, geçmiþ toplantýlarýn sonuçlarýný tahlil ettiklerini, müzakere sürecinin olanaklarýný tüketmediði ve görüþmelere devam etmek gerektiði sonucuna vardýklarýný, Ekim ayýnda Moldavya’nýn baþkenti Kiþinev’de Baðýmsýz Devletler Topluluðu doruk toplantýsýnda tekrar bir araya gelebileceklerini söylemiþtir.[43]

Koçaryan ise bu toplantýda somut sonuçlara varýlamadýðýný ancak görüþmelere devam edileceðini ifade etmiþtir.[44]

Bir Türk gazetesine[45] göre Baþkan Aliev, Avrupa Birliði’ne üyeliði görüþmelerinin hýzlandýðý bir dönemde, Türkiye’ye, Kars-Gümrü sýnýr kapýsýnýn açýlmasý yönünde baskýlar yapýldýðýný ancak Türkiye’yi idare edenlerin bu konuda hiçbir kolaylýk göstermeyeceði  kanaatinde olduðunu söylemiþtir. Bu olaydan birkaç gün sonra Bakü’yü ziyaret eden Devlet Bakaný Reþat Doðu’nun Azerbaycan topraklarý kurtarýlmadýkça Ermenistan’la iliþki kurulmayacaðýna dair sözleri[46] Azerbaycan Devlet baþkanýnýn kanaatinde yanýlmamýþ olduðunu göstermiþtir.

Aliev-Koçaryan buluþmasý hakkýnda Türkiye’nin görüþlerine gelince Dýþiþleri Bakanlýðý Sözcüsü Büyükelçi Yusuf Buluç, Aliev’in, Ermeni karþýtýyla yapmayý öngördüðü görüþmenin, tabiatýyla olumlu bir geliþme olarak telakki edildiðini, Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðünü ihlal eden bir iþgal durumu mevcut olduðunu, bu iþgalin ortadan kaldýrýlmasýnýn ve Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðünün ihyasýnýn Türkiye politikasýnýn baþlýca amacý olduðunu söylemiþ ve iki lider arasýnda yapýlacak görüþmenin bu doðrultuda adýmlar atýlmasýna vesile teþkil etmesinin temenni edildiðini ifade etmiþtir.[47]

5. Karabað baþkanlýk seçimleri

Karabað’da devlet baþkanlýðý seçiminin yapýlacak olmasý bazý uluslararasý kuruluþlar ve  ülkelerin itirazlarýna neden oldu.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer bu seçimin Karabað sorununa siyasi çözüm bulma çabalarýna ters düþtüðünü söyledi.[48] Avrupa Birliði’nce Brüksel’de yayýnlanman bir bildiride Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðü teyit olundu ve ayrýca ile Yukarý Karabað’ýn baðýmsýzlýðýnýn tanýnmadýðý belirtildi.[49]

Rusya’dan da benzer bir tepki geldi. Dýþiþleri yetkilisi Boris Malakhov, ülkesinin Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðü ilkesini savunduðunu ve  Karabað’ý baðýmsýz bir ülke olarak tanýmadýðýný ifade etti.[50] ABD’de öteden beri ayný görüþte olduðu biliniyordu. Minsk  Grubunun Amerikalý Eþ Baþkan Rudolf Perina seçimden sonra bu tutumu teyit ederek ABD’nin Yukarý Karabað’ýn baðýmsýzlýðýný tanýmadýðýný ve bu bölgeyi Azerbaycan’ýn bir parçasý saydýðýný söyledi.[51] Türkiye, Ýsviçre ve Suudi Arabistan ise bu seçimi tanýmayacaklarýný Azerbaycan’a bildirdiler.[52] Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsü Büyükelçi Yusuf Buluç bu konuda Karabað’daki seçimin uluslararasý hukukun ve AGÝT ilkelerinin açýk bir ihlali olduðunu, bu nedenle seçimleri meþru görmediklerini, diðer yandan seçimlerin anlaþmazlýðýn barýþçý yollarla çözümlenmesi çabalarýný tehlikeye atacaðýný söyledi.[53]

Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý’ndan yapýlan bir açýklamada ise bu gibi beyanlarýn Minsk Grubu ortak baþkanlarý (ABD, Fransa, Rusya) ile temas edilmeden yapýlmasýnýn nihai bir çözüm aranmasý çalýþmalarýný gereksiz yere güçleþtirdiði  ifade edildi.[54] Bu sözler Minsk Grubu baþkanlarýnýn seçimler aleyhindeki beyanlarý tasvip etmediklerini ima ediyordu. Ancak eþ baþkanlarýn ülkeleri Yukarý Karabað’ýn baðýmsýzlýðýný tanýmadýklarýný açýkça belirttiklerinden bu görüþün doðru olmasý mümkün deðildi.

Karabað baþkanlýk seçimlerine bir tür yasallýk kazandýrýlabilmek için Amerikalý Senatör Frank Palonne ve Ýngiliz Lordlar Kamarasý üyesi barones Caroline Fox gibi, her zaman her yerde Ermeni görüþlerini destekleyen bazý kiþiler ile az sayýda bazý sivil toplum örgütleri seçimlere gözlemci olarak çaðrýldýlar. Bunlar seçimlerin serbestce ve bir usulsüzlük olmadan yapýldýðýna dair raporlar verdiler. Oysa sorun seçimin serbestçe yapýlýp yapýlmadýðýnda deðil bu seçimlerin yapýlmamasý gerektiðindeydi. Zira, Karabað’daki Ermeni idaresi, Ermenistan baþta olmak üzere, hiçbir ülke tarafýndan baðýmsýz bir devlet olarak  tanýnmadýðýndan baþkanlýk seçimini meþru olarak görmek mümkün deðildi.

Gukasyan oylarýn %89’unu alarak yeniden seçildi. Bu büyük oran Karabað’da kayda deðer bir muhalefet olmadýðýný veya olamadýðýný göstermektedir. Diðer yandan Taþnaklarýn güçlü olduklarý bu bölgeye Gukasyan’a karþý aday çýkarmamalarý ileride kendilerine bazý bakanlýklarýn verileceði þeklinde izah edilmektedir.[55]

6. ABD Senatosunda yeni bir “soykýrým” tasarýsý

 New Jersey Eyaleti Demokrat Senatörü Robert Toricelli Temmuz ayý sonunda Senatoya Birleþmiþ Milletler 1948 tarihli Soykýrým Sözleþmesinin desteklenmesini ve bu sözleþmenin ABD tarafýndan imzalanmasýnýn 15 yýlýnýn dikkate alýnmasýný öngören ve bir karar tasarýsý sundu.

 Bu tasarýnýn bir paragrafýnda, Yahudi Holokostu, Ermeni Soykýrýmý ve Kamboçya ve Rvanda soykýrýmlarýndan alýnan derslerden gelecek soykýrýmlarýn önlenmesinde yararlanýlmasý” sözleri vardýr.[56] Böylelikle sadece sözde Ermeni soykýrýmý konu alan karar tasarýsý sunulamayýnca, dolaylý bir yolla, yani Yahudi Holokost’unun gölgesine sýðýnmak suretiyle, bu iddianýn ABD Senatosuna benimsetilmesi yolu denenmiþ olmuþtur.

Ancak 307 sayý verilen bu tasarýnýn baþarý þansýnýn az olduðu görülmektedir. Önce, Amerikan Kongresinde 120 kadar üyesi olan Ermeni Caucus’unda[57] iyi isim yapmýþ bir çok üye varken, “hediye” karþýlýðýnda bir kiþinin iþ iliþkileri için aracýlýk ettiði sabit olan ve bu nedenle de Senatonun Ahlak Komitesince resmen uyarýlan[58] Robert Toricelli’nin 307 sayýlý  tasarýyý sunmak üzere seçilmesinin isabetli olduðunu söylemek mümkün deðildir. Uyarma nedeniyle zor duruma düþen Toricelli’nin tasarýya öncülük yapmakla New Jersey’deki Ermenilerin desteðini saðlamaya çalýþtýðý anlaþýlmaktadýr.

Diðer yandan 11 Eylül olayý nedeniyle Amerikalýlarýn gözünde stratejik önemi çok artmýþ bulunan Türkiye’nin þiddetle tepkisini çekecek bir giriþimin þu sýrada baþarý þansý olduðunu düþünmek zordur. Ermeni Causus’u Eþ Baþkaný Frank Pallone, 16 Aðustos’ta, Erivan’da Ermeni gazetecilere Temsilciler Meclisine de Ermeni “soykýrýmýnýn” tanýnmasýný öngören diðer bir tasarý sunulmuþ olduðunu ancak 11 Eylül saldýrýsýnýn durumu zorlaþtýrdýðýný  ve kendilerine muhalif olanlarýn Ermeni “soykýrýmý” konusunu gündeme getirmenin teröre karþý mücadelemin lehine olmayacaðýný ileri sürdüklerini, kendilerinin buna inanmadýklarýný, ancak bu koþullar altýnda bu konuyu ortaya atmanýn  fevkalade zor olduðunu söylemiþtir.[59]

Son olarak, daima Holokost’un bir benzeri olmadýðýný haklý olarak ileri süren Musevilerin, Holokost’un Ermeni iddialarý ile ayný düzeye indiren bir tasarýya taraftar olmamalarý ciddi bir olasýlýktýr.


[1] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý. 5, Cilt. 2, Bahar, 2002, s. 26.
[2] Turkish Daily News, 25 Haziran 2002.
[3] PanArmenian News, 20 Haziran 2002.
[4] ntvmnsbc, 21 Haziran 2002.
[5] Turkish Probe, 30 Haziran 2002.
[6] Asbarez Online 26 Haziran 2002.
[7] Hürriyet, 26 Haziran 2002.
[8] Arminfo, 25 Haziran 2002.
[9] Konuþmanýn tam metni için bkz. Press Release, Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Armenia, 26 Haziran 2002.
[10] Bakýnýz, Asbarez Online, 2 Aðustos 2002, Armenpress, 7 Aðustos 2002, Arminfo, 24 Aðustos 2002.
[11] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý. 4, Aralýk 2001-Ocak-Þubat 2002, s. 28.
[12] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý. 4..., s. 29.
[13] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý. 5, Cilt. 2, Bahar, 2002, s.  21.
[14] Asbarez Online, 6 Haziran 2002.
[15] Armenian Assembly of America Press Release, 18 Temmuz 2002.
[16] “Turkey will not Re open Border With Armenia: Minister”, Agence France Press, 19 Aðustos 2002.
[17] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1, Mart-Nisan-Mayýs, 2001, ss. 10–22
[18] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 3, Eylül-Ekim-Kasým, ss. 25–27; ve Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 4, Aralýk 2001-Ocak-Þubat 2001, ss.  27–31.
[19] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1... ss.  13-14; Sayý 4.. s. 29.
[20]Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1...,, ss. 16,17.
[21] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 5, Cilt: 2, Bahar, ss. 7, 312–324.
[22] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Aðustos, 2002, s. 25
[23] Montreal Gazette, 15 Temmuz 2002.
[24] Bu metnin alýndýðý kaynak: Armenian National Committee of Canada, Press Release, 13 Temmuz 2002
[25] Ermeni teröristlerinin Kanada’da cinayet amaçlý saldýrýlarý þunlardýr: 8 Nisan 1982, Ottava. Türkiye Ticaret Ataþesi Kani Güngör’ün aðýr yaralanmasý 27 Aðustos 1982, Ottava. Türkiye Askeri Ataþesi Albay Atilla Altýkat’ýn öldürülmesi 12 Mart 1985, Ottava. Türkiye Büyükelçiliðinin Kanadalý muhafýzý öldürülmesi Türkiye Büyükelçisi Çoþkun Kýrca’nýn aðýr yaralanmasý 
[26] Asbarez Online, 24 Temmuz 2002
[27] Interfax News Agency,  5 Mayýs 2002
[28] Asbarez Online, 15 Mayýs 2002
[29] Paris ilkeleri deyiminden Baþkan Aliev ve Koçaryan’ýn 4-5 Mart 2001’de Paris’te yaptýklarý görüþmeler sonunda kabul ettikleri Ermeniler tarafýndan iddia edilen bazý ilkeler anlaþýlmaktadýr. Azerbaycan yetkilileri öteden beri ortada prensip olmadýðýný bunlarý Ermenilerin icat ettiðini belirtmiþlerdir. Bkz. Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Aðustos, 2001, s. 12
[30]  Turan News  Agency, 15 Haziran 2002
[31] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1, Mart-Nisan-Mayýs, 2001, ss. 30–31.
[32] Turan News Agency, 14 Haziran 2002
[33] RFE/RL 15 Haziran 2002
[34] Arminfo, 15 Haziran 2002
[35]  Medimax, 18 Haziran 2002
[36] Interfax News Agency, 3 Temmuz 2002
[37] Turan News Agency, 15 Haziran 2002
[38] ibid
[39] California Courier Online, 27 Haziran 2002
[40] Asbarez Online, 19 Haziran 2002
[41] Azg Daily, 9 Temmuz 2002
[42] Associated Press, 14 Aðustos 2002
[43] Agence France Presse, 14 Aðustos 2002
[44] ITAR-TASS News Agency, 14 Aðustos 2002
[45] Zaman, 15 Aðustos 2002
[46] Turan News Agency, 19 Aðustos 2002
[47] Türkiye Cumhuriyeti Dýþiþleri Bakanlýðý Web sayfasý,
www.mfa.gov.tr. (Haftalýk basýn toplantýsý, 14 Aðustos 2002)
[48] Noyan Tapan, 3 Aðustos 2002
[49] Asbarez Online, 2 Aðustos 2002
[50]  Armenpress, 7 Aðustos 2002
[51] Arminfo, 24 Aðustos 2002
[52] Ntvmnsnbc, 12 Aðustos 2002
[53] Turkish Daily News, 29 Temmuz 2002
[54] Arka News Agency, 5 Aðustos 2002
[55] Transitions On line, “A Decisive Victory, But ..”, 19 Aðustos 2002
[56] Tasarýnýn tam metni için bkz. Armenian National Committe of America, Press Release, 29 Temmuz 2002
[57] Caucus, belirli bir grubun çýkarlarýný korumak üzere Amerikan Kongresi üyelerinin meydana getirdiði topluluða verilen isimdir.
[58] Turkish Daily News, 1 Aðustos 2002
[59] Armenpress, 16 Aðustos 2002

 ----------------------
* Avrasya Ýncelemeleri Merkezi Baþkaný - oelutem@avim.org.tr
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 6, Yaz 2002
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.