[1] Eski Bizans tebasý olan topluluklardaki bu halet-i ruhiye karþýsýnda Fatih Sultan Mehmet’in memleketi devamlý elde tutabilmek için gayet ihtiyatlý davrandýðý yönündeki bir deðerlendirme için bkz., Y.G.Çark, Türk Devleti Hizmetinde Ermeniler (Ýstanbul: 1953), s. 5.
[2] Bizans’ýn tehcir ve katliam uygulamalarý ile Rumlaþtýrma politikasý yüzünden yok olmanýn eþiðine geldiði bir sýrada Türk hakimiyeti altýna girerek her yönden geniþ bir hürriyet ve huzur ortamýna kavuþmasýna raðmen Ermeniler, Haçlý ve Moðol istilâlarý süresince Türklere karþý giriþilen hareketlerin çoðunda bir müþavir, öncü veya vurucu güç olarak yer almýþtýr.[Bu konudaki bir deðerlendirme için bkz., R.fiahin, Tarih Boyunca Türk Ýdarelerinin Ermeni Politikalarý, (Ýstanbul: 1988), ss. 46 vd. ; S.Cöhce, ‘Ermeni Kimliði Üzerine Bir Deðerlendirme’, Yakýn Tarihimizde Kars ve Doðu Anadolu Sempozyumu Kars-Subatan: 17–21 Haziran 1991, (Ankara: 1992), s. 97 vd. Bunun yanýnda, Ýstanbul’un fethi sýrasýnda þehirde bulunan ve daha sonra gördüklerini yazan Osmanlý tebaasý bir Ermeni, gerekli yardýmý yapmadýklarý için Latinleri kýnarken, azýtmýþ, yoldan çýkmýþ kimseler olarak gördüðü Rumlara sevgi duymamasýna raðmen Türkleri, en hafif þekliyle ‘zalimler’ olarak niteler. Daha çok ümmet þuurundan kaynaklansa da bu siyâsî bir tavýrdýr. Bkz.,K.Pamukciyan, ‘Eski Ermeni Kaynaklarýna Göre Ýstanbul’un Fethi; Engürülü Rahip Abraham’ýn Fetihnâmesi’, (Ýstanbul: 1995), ss. 15, 35.
[4] R. fiahin, a.g.e., ss. 76.
[5] Ermeniler, Osmanlý devletinin kuruluþundan ve Ýstanbul’un fethinden önce de bölgeyle çeþitli baðlarý olan yabancý grup, alt grup, kültür ve mihraklarýn çoðuyla geniþ bir münasebet aðýna sahipti. Ama bu münasebetler genellikle siyasî hüviyetten yoksun ve faaliyetleri herhangi bir evrensel güç tarafýndan koruma altýna alýnmamýþ birimlerin düzensiz, kapkaççý veya zoraki münasebetleri þeklinde deðerlendirilebilir. Bkz., R.fiahin, a.g.e., s.79 vd.
[6] Ermenilerin Osmanlý devleti dahilindeki Rum, Yahudi, Slav, Melkit vs. gibi gayrýmüslim ahaliyle Müslümanlardan daha iyi münasebetler geliþtirdiklerini söylemek zordur. Buna karþýlýk, haçlý kalýntýsý Franco-Germanik unsurlar baþta olmak üzere diðer Avrupalýlar ile Müslümanlara nazaran çok daha sýký münasebetler içerisinde bulunduklarý da bir gerçektir.[Bkz., R.fiahin,a.g.e., s.80 vd.] Bu ticaretin boyutlarý ve mahiyeti hakkýnda ayrýca bkz., F.Braudel, Akdeniz ve Akdeniz Dünyasý-I, (nþr. M.A.Kýlýçbay), (Ýstanbul: 1989), ss.368-384, 393, 400.
[7] Bkz., B.Levon Zekiyan, Ermeniler ve Modernite, Gelenek ve Yenileþme/ Özgüllük ve Evrensellik Arasýnda Ermeni Kimliði, (nþr. A. Yýlmaz), (Ýstanbul: 2001), s. 33. Yazar, buradaki kaydýnda Ermeni modernitesinin ana evrelerini, 1520–1620 yýllarý arasýný oluþum; 1630–1700 yýllarý arasýný Ermeni kapitalizminin büyük canlanýþý;1700–1840 yýllarý arasýný Hümanistik veya yeniden doðuþ; 1840–1915 yýllarý arasýný da sekülerleþme dönemi olarak belirlemektedir. Ahcak, baþlangýç olarak aldýðý tarih dikkati çekmektedir.
[8] Ermeniler’e göre, 1375’de Çukurova Ermeni Baronluðu’nun yýkýlýþýndan bir müddet sonra, XV. yüzyýlda, B. Simpat adlý Ermeni asýlzadelerinden birisi kendisini kral ilan etmiþ ve dýþarýdan da destek alarak baþarýlý olmuþtur. Katoligos Aktamarlý Grigor bunun soyundandýr. Bkz., L.Nalbandian, The Armenian Revolitionary Movement; The Devolopment of Armenian Political Parties through the Nineteenth Century, (Los Angeles: 1963), s. 18. Yalnýz, bu kiþinin ne zaman ve kime karþý isyan edip, kimden destek gördüðü ve baþarýlý olarak ne yaptýðý hakkýnda her hangi bir malumat bulunmamaktadýr.
[9] Nalbandian, a.g.e., s. 19.
[10] Bkz., B. Sýtký Baykal, Yeni Zamanda Avrupa Tarihi II/1, Otuz Yýl Savaþý Devri, (Ankara: 1988), s. 8 vd.
[11] Abgar, 1512 yýlýnda Venedik’te ilk Ermenice kitabý basmýþtýr. Bunu daha sonra basýlan dört kitap takip etti ve bunlardan birisi de, 1565’te basýlan Psalter (Saghmosaran)’dýr. Bu matbaa iki yýl sonra Ýstanbul’a nakledilecektir. Bkz., Nalbandian, a.g.e., s. 34 ve s. 192, nu.16; Muallim Cevdet, ‘Ermeni Mesaî-yi Ýlmiyesi’, Muallimler Mecmuasý, S. 23, Eylül 1924, s. 765.
[12] Sultanþah, babasý ile birlikte geri dönmeyerek Ýtalya’da kalmýþ ve vaftiz edilmiþtir. Marcus Antoninus veya Marco Antonino adýný alan bu kiþi ömrünün geriye kalanýný Vatikan’da bir ilim adamý olarak tamamlayacaktýr. Bkz., Nalbandian, a.g.e., s. 192, nu.15.
[13] Abgar, kral olamamýþtýr ama, hemþehrisi Katoligos Mihail’in himayesinde 1567’de Ýstanbul’da matbaa kuran ilk Ermeni olarak toplumuna büyük hizmetler vermiþtir. Bkz., O.Ersoy, Türkiye’ye Matbaanýn Giriþi ve Ýlk Basýlan Eserler, (Ankara: 1959), s. 20; S.Nüzhet Gerçek, Türk Matbaacýlýðý I, (Ýstanbul: 1928), s. 28 vd.
[14] Nalbandian, a.g.e., s. 19.
[15] N.Göyünç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 52 vd.
[16] Göyünç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 95.
[17] Bu heyetlerde yer alan görevliler ile birlikte Osmanlý topraklarýnda, Fransa’nýn himayesinde Papalýk adýna çalýþan Katolik misyonerlere de bu yönde emirler veren Papa’nýn kendisi için “gönül, Fransa kralý için kul kazanmak yolunda seferber ” ettiði hakkýnda bkz.,fiahin, a.g.e., s.91.
[18] Celâlî Ýsyanlarý sýrasýnda Türk ahalinin gayrýmüslimlerden, bilhassa Ermenilerden daha çok zarar gördüðü hakkýnda bkz.,H.D.Andreasyan, ‘Bir Ermeni Kaynaðýna Göre Celâlî Ýsyanlarý’, Ý.Ü.Tarih Dergisi, XIII/17-18, Mart 1962-Eylül1963, s. 27–42.
[19] Bu dönemle ilgili olarak bkz., M. Akdað, Türk Halkýnýn Dirlik ve Düzenlik Kavgasý; Celalî Ýsyanlarý, (Ýstanbul:
1995), s. 253–463.
[20] Romalý tarihçi Tacitus'un (55–120 ?) daima kindar ve kýskanç, acaip bir halk olarak nitelendirdiði Ermeniler hakkýndaki "Bu toplumun tutumu her devrede karýþýk, mertlikten uzak ve gariptir. Buna sebep, bir yandan Ermeni halkýnýn doðuþtan karakteri, diðer yandan da yaþadýðý yörenin coðrafî durumudur" þeklindeki kaydý ilginçtir. Bkz.M. A. Kaþgarlý, Kilikya Tâbi Ermeni Baronluðu Tarihi, (Ankara: 1990), s. 178.
[21] Bkz.,S.Cöhce, ‘Ermeni Kimliði Üzerine Bir Deðerlendirme’, Yakýn Tarihimizde Kars ve Doðu Anadolu Sempozyumu, Kars-Subatan: 17-21 Haziran 1991, (Ankara: 1992), s. 96.
[22] Özellikle, Fransa’nýn tavassutu ile 1583’te Galata’da oturmalarýna müsaade edilen Cizvitler, Osmanlý topraklarýnda yoðun bir faaliyete giriþmiþti. Bkz., D.Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler Arasýndaki Dinî ve Siyasî Mücadeleler, (Ankara: 2000), s. 58. Fransýz tüccarlar ile genellikle Papalýða baðlý ve Fransýz himayesi altýnda bulunan Katolik misyonerler Rumlara karþý þüpheci, bazen de düþmanca davranýrken Yahudi ve Ermeniler ile çok daha iyi ve düzenli münasebetler geliþtirmiþtir. Buna karþýlýk, Anglo-Saxon tüccar ve Protestan misyonerler, biraz da Papalýk ve Katolikliðe karþý birlikte hareket etme düþüncesiyle Rumlara yönelecektir. Bkz., fiahin, a.g.e., s. 85.
[23] Bkz., Ý.Beg Münþî, Tarih-i Alem-arayý Abbâsî II, (nþr.M.Ý.Rýzvanî), (Tahran: 1377/1957), ss. 1040–50; A.Hoþengî Mehdivî, Tarih-i Revabet-i Hâricî-i Ýran; ez-Ýbtida-yý Devran-ý Safeviyye ta Payan-ý Duvum-i Cihânî (1500–1945), (Tahran: 1379/1959), s. 75 vd. ; Ý.H.Uzunçarþýlý, Osmanlý Tarihi III/I Ýkinci Selimin Tahta Çýkýþýndan 1609 Karlofça Anlaþmasýna Kadar, (Ankara: 1973), s. 64vd. Ýran, fiah Abbas zamanýnda (1587–1628) en
büyük rakibi olarak gördüðü Osmanlý devletini iktisadî açýdan çökertebilmek için büyük çaba sarf etmiþ, sonuçta Ýran-Osmanlý savaþý gerçek bir iktisadî savaþ, bir karþýlýklý abluka manzarasý göstermeye baþlamýþtýr. Ýran, Osmanlý ülkesine ipeðin giriþini yasaklarken, Osmanlýlar da altýn ve gümüþün bu ülkeye gitmesini yasakladý. Bu arada fiah Abbas’ýn elçisi Ýspanyollara, Osmanlý devletinin Asya topraklarýnýn Ýran’a býrakýlmasý karþýlýðýnda Avrupa yakasýný teklif etmekteydi. Ýran elçilik heyeti Papa tarafýndan da kabul edilmiþtir. Geniþ bilgi için bkz., Hoþengî Mehdivî, a.g.e., s. 72 vd; H.Ýnalcýk, ‘Osmanlý Para ve Ekonomi Tarihine Toplu Bir Bakýþ’, Doðu Batý, IV/17, Kasým-Aralýk-Ocak 2001-02, s. 28vd; fiah Abbas’ýn çabalarýnda Ermeni tüccarlarýn rolü için ayrýca bkz., Braudel, Akdeniz, s. 17.
[24] Bu anlaþmanýn Ermeniler’e çekici gelen maddeleri için bkz.,G.Bozkurt, Alman-Ýngiliz Belgelerinin ve Siyasi Geliþmelerinin Iþýðý Altýnda Gayrimüslim Osmanlý Vatandaþlarýnýn Hukukî Durumu (1839–1914), (Ankara: 1989), s. 33 vd. Bu anlaþmadan sonra, 1606 yýlýnda yirmi iki yýl kaldýðý Ýstanbul’dan ayrýlan Fransa’nýn Ýstanbul
[25] Bkz., Ahmed Cevdet Paþa, Tarih-i Cevdet II, Ýstanbul 1972, s. 125.
[26] fiahin, a.g.e., s. 93.
[27] Bkz., Sir R. Bullard, Britain and the Middle East, from Earliest Times to 1952, (London: 1952), s. 18 vd; R. Mantran, 17. Yüzyýlýn Ýkinci Yarýsýnda Ýstanbul I, (nþr. M.A.Kýlýçbay), (Ankara: 1990), s. 50; F.Braudel, Akdeniz I, s. 18’de bu göçün, Ermeniler arasýndaki Venedik rengini taþýyan bir rönesansý açýkladýðý belirtilmektedir.
[28] Ýngilizlerin 1561 yýlýnda Moskova, Kafkaslar, Hazar denizi ve Hürmüz boðazý üzerinden Hindistanla temas kurmaya çalýþmalarý hakkýnda bkz., H.Dereli, Kraliçe Elizabeth Devrinde Türkler ve Ýngilizler, (Ýstanbul: 1951), ss .36-59; M.S.Kütükoðlu, Osmanlý-Ýngiliz Ýktisadî Münasebetleri I (1580-1838), (Ankara: 1974), s. 7; F. Braudel, Akdeniz. I, s. 371; H.Ýnalcýk, ‘Osmanlý Para ve...’, s. 24.
[29] Kütükoðlu, a.g.e., s. 13; .Braudel, Akdeniz I, s. 423.
[30] Katolik misyonerleri kullanarak Osmanlý devletinin samimiyetini istismar eden Fransa kralý Girit muharebeleri sýrasýnda Venediklere, sonra da Avusturya’ya destek verecek ve iliþkilerin bozulmasýna sebep olacaktýr. Bkz., Uzunçarþýlý, Osmanlý Tarihi III/2, s. 122 ve 136; ayrýca bkz., fiahin, a.g.e., s. 97; B. Eryýlmaz, Osmanlý Yönetiminde Gayrýmüslim Tebaanýn Yönetimi, (Ýstanbul: 1990), s. 65; Ahmet Refik, ‘Türkiye’de Katolik Propagandasý’, Türk Tarih Encümeni Mecmuasý (TTEM), c.V/82, Eylül 1340/1924, s. 257 vd.
[31] Bkz., Nalbandian, a.g.e., s. 20 vd. Kýzlaraðasý Sümbül Aða, azledildikten sonra, 1644 yýlýnda, Mýsýr’a gitmek üzere bindiði gemi Malta’lý korsanlar tarafýndan zapt edilmiþti. Rivayete göre o sýrada yanýnda bulunan Sultan Ýbrahim’in oðullarýndan birisi de esir düþmüþtü. Osman adýný taþýyan bu þehzâde Hýristiyan olarak yetiþtirilmiþ ve Pere Ottoman veya Father Dominique lakâbýyla anýlmaya baþlanmýþtý. Osmanlý kaynaklarý, ayný
[32] R.Mantran, 17. Yüzyýlýn Ýkinci Yarýsýnda Ýstanbul, c.I, s. 53.
[33] Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 87, nu.22.
[34] Matbaanýn eðitimdeki önemini anlayan bu din görevlisi 1666 yýlýnda Amesterdam’a gitmiþ ve orada Ermenice Ýncil’i basmýþtýr. Esasen bu dönemde yurt dýþýnda Ermeniler tarafýndan 126 kitap basýlmýþtý. Bkz., Nalbandian, a.g.e., s. 34.
[35] Rusya ile ilk defa O’nun baþlattýðý görüþmeler ölümünden sonra da devam etmiþ ve Çar Petro’yu bundan böyle Ermenilerden de istifade etmeye yönelterek önemli sonuçlar vermiþtir. Bu arada 1727’de David Beð adlý bir maceracýnýn Karabað’da baþlattýðý isyan da üç yýl içerisinde sona erdirilecektir. Bkz., Nalbandian, a.g.e., s. 21 vd.
[36] Bu devirde Ermenilerin geleneksel ticari faaliyetinin yeni Avrupa ekonomisine hakim olan kapitalist sistemle nasýl bütünleþtiði ve Ermeni sermayesinin Novgrat’tan Haydarabad’a, Isfahan’dan Krakov’a,Basra’dan Astrahan’a, Çin’den Londraya kadar uzanan eski dünyanýn tüm yollarý üzerindeki baþarýsý için bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 54-59.
[37] R.fiahin, a.g.e., s. 93 vd.
[38] Fransa, 1679’da verilen kapitülasyonlarla Cizvit ve Capucin misyonerleri korumasý altýna almýþtý. Onlar da, bu ülkenin çýkarlarý doðrultusunda var güçleriyle çalýþmaya baþladý. Bkz., Ýnalcýk, ‘Osmanlý para ve..’,s. 25. Ayrýca Kudüs Ermeni Patriði, XIV. Louis’e yazdýðý övgü dolu mektubunun bir yerinde ‘Ermenistan Fransýzlarýn en kudretli bir kralý tarafýndan kurtarýlacaktýr’. demekteydi. Bkz., Eryýlmaz, a.g.e., s. 66 : Ahmet Refik, ‘Türkiye’de Katolik Propagandasý’, s. 259.
[39] M. Saray, ‘Ermenistan Yol Ayrýmýnda’, Kafkas Araþtýrmalarý II, (Ýstanbul: 1996), s. 7; Nalbandian, a.g.e., s. 22 vd.
[40] Ghoranatsi’nin tarihi, döneminde Ermeni antik çaðýný bütünüyle içine alan ve canlý bir þekilde gözler önüne seren tek eserdi. Modern çaðýn baþlangýcý, Antik Yunan ve Roma çaðlarýna dair büyük bir yeniden canlanýþýn yaþandýðý bir dönemdir. Avrupa hümanizminin tam ortasýnda yaþayan Ermenilerin de bu referans noktalarýnýn yerini tutabilecek bir þeyin arayýþýna girmeleri çok doðaldý. Onun için Ghoranatsi’nin eserinin basýlmasý, bu tür bir çalýþmanýn Avrupa bilim çevrelerinde dolaþýma girmesini de saðlamýþtýr. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 61.
[41] Millî birliðini 1861 yýlýnda saðlayan Ýtalya, bahse konu tarihlerde henüz bir devlet olarak ortaya çýkmamýþtý. O sebeple Ýtalya tabiri burada siyâsî deðil, coðrafi bir ifade olarak kullanýlmýþtýr.
[42] Yirmi yaþýnda Anadolu’yu dolaþarak Ermenileri irþad etmeye baþlayan Mekhitar, birkaç müridiyle birlikte 1700 yýlýnda Ýstanbul’a gelmiþ ve bir yýl sonra burada, ölümünden sonra adýyla anýlacak bir kongre toplamýþtýr. Bu arada Hazreti Ýsa’nýn Ziyareti adýný taþýyan ilk kitabýný da bastýrmýþtýr. 1703’te Mora yarýmadasýndaki Modon þehrine geçmiþ, ancak burasýnýn Türkler tarafýndan ele geçirilmesi üzerine 1715’te Venedik’e taþýnmýþtýr. Bkz.,.Nalbandian, a.g.e., s. 32 vd.; Muallim Cevdet, ‘Ermeni Mesaî-yi Ýlmiyesi’ s. 765 vd.
[43] Hristiyanlar arasýndaki dinî baðlarý güçlendirmeye yönelik bir kardeþlik teþkilâtý olan Fratres Unitores genel olarak doðu ayinlerinde yaygýn olan ve eski Yakubî-Nasturî ayinlerinde yer alan dinî ritüelleri öne çýkaran bir anlayýþa sahiptir. Bunlar zamanla batý kiliselerinde de etkili olmaya baþlamýþtýr. Bkz., A.Fortescue, ‘Orate Fratres’, The Catholic Encylopedia, (Newyork: 1911), c.XI. XII ve XIII. yüzyýllarda etkili olan bu kuruluþlarýn Aziz Benedict tarafýndan kurulduðu söylenir. Bkz., H.Thurston, ‘The Bridge-Building Brotherhood’ The Catholic Encylopedia II, (Newyork: 1907).
[44] Baþlangýçta Mekhitar, Hrýstiyanlýkta batý keþiþliðinin babasý sayýlan ve Monre Cassino’nun ilk keþiþi olan Aziz Benedict’in (480–547) tarikatýna girmiþti. Bunun belirlediði manastýr ve keþiþlik kurallarý sonraki dönemlerde pek çok Hýrýstiyan tarikatýnda, bu arada Mekhitar’ýn kurduðu tarikatta da geçerli kurallar olarak kabul edilmiþtir. Manastýr hayatýyla ilgili yönetim ilkeleri ve sýký bir ruhî hayat disiplinini öngören bu kurallar hakkýnda geniþ bilgi için bkz., fi.Gündüz, Din ve Ýnanç Sözlüðü, (Ankara: 1998), s. 64.
[45] Bu sözlük, Latince (1541–43),Yunanca (1572), Fransýzca (1606), Ýtalyanca (1612) ve Ýspanyolca (1726–39) sözlükten sonra, Ýngilizce (1755) ve Almanca (1774–86) sözlükten öncedir. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 71.
[46] Mekhitar, salgýn hastalýktan dolayý daha önce boþaltýlan St.Lazarus adasýný Venediklilerden alarak buraya yerleþmiþ ve bu küçük adada bir manastýr ile birlikte Ermenilerin en meþhur ilim ocaklarýndan birisi olan geniþ bir külliye meydana getirmiþtir. Onun, otuz beþ yýllýk çalýþmasý semerelerini vermiþ, öðrencileri, 1773’te Trieste’de açtýklarý ikinci bir þubeyi, 1811’de Viyana’ya taþýyarak günümüze kadar gelen bir akademi oluþturmuþtur. Bkz.,.Nalbandian, a.g.e., s. 33.
[47] Bkz. O. Ergin, Türk Maarif Tarihi III-IV, (Ýstanbul: 1977), s. 797 vd; S.J. -E. K. Shaw, Osmanlý Ýmparatorluðu ve Modern Türkiye II, (nþr. M. Harmancý), (Ýstanbul: 1983), s. 163; fiahin, a.g.e., s. 91 vd; A. Çaycý, ‘Türk-Ermeni Ýliþkilerinde Gerçekler’, Tarihi Geliþmeler Ýçinde Türkiye’nin Sorunlarý Sempozyumu (Dün-Bugün-Yarýn), (Ankara 8-9 Mart 1990), (Ankara: 1992), s. 70 vd.
[48] Bkz. R. H. Davison, Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Reform I, 1856–1876, (nþr. O. Akýnhay), (Ýstanbul: 1997), s. 143;. Uras, a.g.e., s. 151.
[49] Bkz. H. J.Sarkiss, ‘The Armenian Renaissance, 1500–1863’, Journal of Modern History, c.IX, December 1937, s. 437 vd.
[50] Mekhitar’ýn ulusal birlik düþüncesine olan baðlýlýðý kendisinden sonrakilere de esin kaynaðý ve yönlendirici bir ideal olmuþtur. Makhitar’ýn dünya görüþünde kendine özgü insani ve ahlâkî bir deðer teþkil eden bu ideali o, “ne inancým için ulusumu, ne ulusum için inancýmý feda ederim”. sözleriyle ifade eder. Mekhitar, bu ifadesiyle Khorenli Moses’in daha önce açýkca formüle etmiþ olduðu millî ideolojiye ve onun mezhebî ayrýmcýlýktan uzak karakterine sýký sýkýya baðlý olduðunu da göstermektedir. Kökleri Mesrop Maþdots’a kadar uzanan bu ideolojinin en açýk þekilde ve hiçbir belirsizlik içermeyecek biçimde Mekhitar tarafýndan yorumlandýðýný söylemek gerekir. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 71.
[51] Zekiyan, a.g.e., s. 70.
[52] Farsça’da Efendi, üstad anlamlarýnda kullanýlan Hoca, Ermeniler’de Ýran ve Osmanlý ülkesinde yaþayan ve kýsa zaman içerisinde yüksek aristokratik mevkileri iþgal eden üst sýnýf tüccarlara verilen bir ünvandý. Dönem olarak kendilerinden biraz önce gelen çelebilere karþý zorlu bir mücadele vererek XVII. yüzyýlda ve XVIII. yüzyýlýn ilk çeyreðinde altýn çaðlarýný yaþamýþlardýr. Amira ise, Arapça “amir” sözcüðünden türemiþtir. Hocalarýn düþüþünün ardýndan Osmanlý devletinde Ermeni aristokrasisinin en üst tabakasý için kullanýlan bir unvan olmuþtur ki, bunlarýn sayýsý iki yüzü bulmamaktadýr. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 84, nu.11.
[53] Zekiyan, a.g.e., s. 73; Osmanlý devleti, 1739 Belgrad anlaþmasýndan sonra sýnýr komþularý olan Avusturya, Rusya ve Ýran ile uzunca sayýlabilecek bir barýþ dönemine girdi. 1768 Osmanlý-Rus savaþýna kadar süren bu barýþ döneminin devlet hayatý kadar kültür ve iktisadi hayatta da derin etkileri olmuþtur. Bu arada Ermenilerin de bu dönemi iyi deðerlendirmesi tabiidir.Bkz., Ý.Ortaylý, Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Ýktisadî ve Sosyal
Deðiþim, Makaleler I, (Ankara: 2000), s. 432.
[54] Büyük ölçüde Latinleþme akýmýnýn bir sonucu olarak neredeyse üç yüz yýldýr gerilemekte ve bozulmakta olan eski Ermenice yeniden en iyi evrelerindeki ve en iyi yazarlarýnýn kalemindeki ihtiþamýna bu dönemde kavuþur. Ama, bu dönemde dil alanýnda kaydedilen en gözle görülür baþarý eski edebi Ermenicenin yeniden keþfedilmesidir. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 73. Ancak dilin modern Ermeniceye doðru evrilmesi de en az onun kadar belirleyici bir geliþme olmuþtur. Modern Ermenicenin XIX. Yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra Tiþis ve Ýstanbul –doðu ve batý- lehçelerine ayrýlmasý önceleri tüccarlarýn saðladýðý birleþtirme iþlevinin, düþünce birliðinin saðladýðý manevi baðlara raðmen ortadan kalkmasý, yani çevresel faktörlerin etkisinin güçlenmesinin sonucudur. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 74 vd.
[55] Zekiyan, a.g.e., s. 77.
[56] Hovsep Emin, 1751’de onsekiz yaþýnda iken Ýngiltere’ye gitmiþ, önce orduda görev alarak kendisini yetiþtirmeye çalýþmýþtýr. Bu arada Camberland dükü ve Edmund Burke’den etkilenmiþtir. 1763 yýlýnda Gürcistan’a geçerek, Tiþis’te Kral I. Heraclius’a tasavvurlarýný anlatma imkaný bulan, [Nalbandian, a.g.e., s.23] bu þahsýn gezi ve faaliyetlerini içeren ve Ýngilizce olarak kaleme aldýðý otobiyografisi 1792’de Londra, 1918’de de Calcutta da basýlmýþtýr. Bkz., J.Emin, The Life and Adventured of Joseph Emin, an Armenia, Written in English by Himself, (Calcutta: 1918).
[57] Zekiyan, a.g.e., s. 78.
[58] Baþlýðý dikkat çeken kitabýn “Ermeni gençliðini içinde bulunduðu uykulu, tembel, uyuþuk halden uyandýrmayý” amaçladýðýný Baðramyan ifade etmektedir. Bkz., Nalbandian, a.g.e., s. 35 vd.
[59] Zekiyan, a.g.e., s. 76 vd.
[60] Zekiyan, a.g.e., s. 75.
[61] Bu dergi, Krikor Kabaracýyan,(1812), Madatya Püskülcüyan (1813–4) ve Manuel Çaðhçaðhyan editörlüðünde (1814–17) beþ yýl kadar çýkarýlmýþ olup, Ermenice ve Armenolojik yayýncýlýðýn atasý sayýlan ve yayýn hayatýný 1843’ten bu yana kesintisiz olarak sürdüren Pazmaveb’in öncüsü olarak görülür. Baþlangýçta popüler nitelikli bir eðitim dergisi olan Pazmaveb, uzun bir süre boyunca böyle devam ettikten sonra bir Armenoloji dergisine dönüþmüþtür. Bu dergi günümüzde Venedik’teki St. Lazarus akademisinin yayýn organýdýr. Bu dergi Ýtalya’nýn en eski, dünyanýn ise dördüncü en eski edebiyat ve düþünce dergisidir.Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 80.
[62] Zekiyan, a.g.e., s. 91.
[63] Önce Ýtalya, sonra da Fransa’da olmak üzere deðiþik ülkelerde eðitim görmüþ, yenilikçi fikirlerle donanmýþaydýnlar, eðitimin önemini anlamýþ ve gerek Ýstanbul, gerekse Anadolu’da modern okullar açarak Ermeni milletini aydýnlatma gayreti içerisine girmiþti. Bkz., A.Yumul,-Rýfat N. Bali, ‘Ermeni ve Yahudi Cemaatlerinde Siyasal Düþünceler”, Modern Türkiye’de Siyasi Düþünce...., s. 361.
[64] Zekiyan, a.g.e., s. 59.
[65] Bu dönemde Fransýzlarýn bir takým faaliyetleri ve ticari alanda Ýngiltere ve diðer Avrupalý güçler ile giriþtikleri rekabet hakkýnda geniþ bilgi için bkz., Mübahat S.Kütükoðlu, Osmanlý-Ýngiliz Ýktisadî Münasebetleri I, s. 47-56.
[66] Fransa, Ermeniler ile temelleri Haçlý seferleri dönemine kadar giden bir dostluða sahipti. Bunu iyi deðerlendirmek isteyen Fransýzlar, Osmanlý devleti içerisindeki Rum-Rus entrikalarýný dengelemek ve Rusya’nýn yayýlmasýný engelleyebilmek için bir takým çareler aramaktaydý. 1770’li yýllarda Osmanlý nezdinde büyükelçilik
[67] Bu layihanýn devamýnda Katolik Ermenilerin þapka ve diðer Avrupalý elbiselerinden giydikleri, ölenlerin mallarýný Katolik papazlara vasiyet etmesi yüzünden her sene binlerce büyük keselik servetin Avrupa’ya kaçýrýldýðý ifade edilerek bunun önüne geçilmesi gibi sosyal meseleler üzerinde de durulmaktadýr. Bkz., Cevdet Paþa, Tarih-i Cevdet II, s. 126 vd.
[68] fiahin, a.g.e., s. 128 vd.
[69] Mayévsrýy’e göre Ermeni din adamlarý, dinî eðitim konusunda çok cahil olup, bu konuda hiçbir çalýþma yapmazken Ermeni millî bilincinin oluþmasý ve yaygýnlaþmasýnda büyük rol oynamýþtýr. Ayrýca bunlar yüzyýllarca manastýrlarda gizliden gizliye ilahî hizmetlerin yerine Müslümanlara karþý Hýristiyanlarý kýþkýrtmak görevini yerine getirmiþtir. Esasen Doðu Kiliseleri XIX. yüzyýlda Hýristiyanlýk esaslarýný bir tarafa býrakarak milliyetçilik propagandasýný baþlýca meþguliyet haline getirmiþ bulunuyordu. Bkz. V. T. Mayévsrýy, Kürt-Ermeni Ýliþkileri, (nþr. H. Varlý), (Ýstanbul: 1997), s. 111; Ermeniler üzerinde kilisenin rolü için ayrýca bkz., Bkz. H. Yýldýrým, ‘Ermeni Ýhtilalci Hareketlerinin Doðuþ ve Geliþiminde Ermeni Din Adamlarýnýn Rolü”, Yakýn Tarihimizde Kars ve Doðu Anadolu Sempozyumu, ss. 255–262; D.Kýlýç, ‘Ýstanbul Ermeni Patrikhanesi’nin Baðýmsýzlýk Hareketi’ne Yöneliþi 1850–1896’ Osmanlý’dan Günümüze Ermeni Sorunu, (nþr. H. C. Güzel), (Ankara: 2001), s. 145–158.
[70] Aslýnda, Katolik tüccar ve misyonerlerin Ermenileri siyasallaþtýrma ve Katolikleþtirme yönündeki çabalarýna raðmen taraþar arasýndaki münasebetlerde ticarî yön uzun süre aðýrlýðýný devam ettirebilmiþti. Bu husus, yani siyasî yönün belli dönemler için zayýf oluþu Osmanlý devleti nezdinde Ermenilerin itimat kazanmasý ve “teba-i sadýka” olarak görülmelerinde yardýmcý olmuþtu. Bu da onlarýn faaliyetlerini rahatlatarak çeþitli meslek gruplarýnda geliþip yükselmelerini kolaylaþtýrdýðý gibi devletin çözülme döneminde çeþitli tertiplerin içerisine çekilebilirlik yeteneklerini de geliþtirmekteydi.Bkz., fiahin, a.g.e., s. 86
[71] Misyonerlerin etkisi, mezhep deðiþtirenlerin göstereceðinden çok fazla olmuþtur. Bkz. R. H. Davison, Osmanlý Ýmparatorluðunda Reform I, s. 143: S.R. Sonyel, ‘Büyük Devletlerin Osmanlý Ýmparatorluðu’nu Parçalama Çabalarýnda Hýristiyan Azýnlýklarýn Rolü’, Belleten XLIX/195, Aralýk 1988, s. 651. Bu noktada Ermenileri ayrýlýkçý hareketlere sevk eden þartlar ve geliþtirilen stratejiler için bkz. B. Kodaman, ‘Ermeni Meselesi: Tarihi ve Siyasi Bir Deðerlendirme’ Yeni Türkiye, VII/37, Ermeni Sorunu Özel Sayýsý, c. I, Ocak-fiubat 2001, ss.
200-212.
[72] L’angleterre et les Armèniens, (1839-1904), (nþr.B.Kodaman), (S-Gravanghage: 1918), s.3 :Ýngilizler, Protestan Ermenilere sahip çýkarken, Fransýzlar Katolik, Ruslar da Gregoryan Ermenilere destek oluyordu. Bkz. Karal, a.g.e., s. 128 vd.; S.R. Sonyel, ‘Hýristiyan Azýnlýklar ve Osmanlý Ýmparatorluðu’nun Son Dönemi’, Yeni Türkiye, c.VII/38, Ermeni Sorunu Özel Sayýsý II, Mart-Nisan 2001, s. 689.
[73] Ýngiltere, himayeye mevzu olacak bir Protestan topluluðu bulunmadýðý için 1840’da Kudüs’te bir Protestan mabedi inþaatý için müsaade istedi. Bab-ý âli, bunu önce reddetti ise de 1842’de ilk Protestan kilisesi Kudüs’te kapýlarýný açtý. Bundan sonra kiliseye Protestan tedarikine giriþildi. Ýngiltere, Amerika ve Almanya’dan gelen misyonerler, Ýngiliz konsoloslarýnýn desteði sayesinde para ve daha baþka menfaatler temin etmek suretiyle baþka din ve mezheplerde bulunan halký Protestan yapmaya giriþti. 1856’da ilan edilen Islahat Fermaný, vicdan hürriyeti prensibini Ýngiltere’nin ve Fransa’nýn istediði þekilde, yani mezhep deðiþtirme serbestliði suretinde tespit ettiði için Protestan misyonerler, faaliyetlerini daha geniþ ölçüde ve kolay yapma imkâný buldu. Bkz. Karal, Osmanlý Tarihi VI, Islahat Fermaný Devri (1856-1861), (Ankara: 1988), s. 128; White, a.g.e.,s. 25 vd; Sonyel, ‘Büyük Devletlerin Osmanlý Ýmparatorluðu’nu Parçalama...’ s. 652.
[74] Amerikan misyonerleri Suriye, Lübnan, Filistin, Doðu Anadolu, Çukurova, kýsmen de Orta Anadolu’da faaliyette bulundu. Bunlar, Rumlar istisna tutulursa Ortodoks ve Ýslâm ahali üzerinde fazla þanslarý olmadýðýný kýsa sürede anlamýþ ve Rumeli’deki çalýþmalarýný yok denecek seviyeye indirmiþtir. Amerika bu tavrýyla, ayný zamanda Balkanlarda Avrupalý güçler, bu arada Rusya ile muhtemel bir çatýþmadan kaçýnýrken Ermenilerin, Amerikan misyonerlerinin en önemli müþterileri durumuna yükselmesiyle, bkz., Ý.Ortaylý, ‘Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Amerikan Okullarý üzerine Bazý Gözlemler’, Amme Ýdaresi Dergisi, XIV/3, Eylül 1981, s. 89. Ortadoðu’da, Rus-Amerika bir baþka deyiþle Protestan-Ortodoks çekiþmesinin baþ aktörlerinden birisi haline gelmekteydi. Bkz., C.Hamlin, My Life and Times, (Boston: 1893, s. 187 vd.
[75] V. Artinian, The Armenian Constitutional System In The Ottoman Empire 1839–1863, (Ýstanbul: 1988), s. 59.
[76] II. Mahmut döneminden beri yapýlan batýlý anlamda askerî ýslahatlar çerçevesinde açýlan Osmanlý okullarýnda eðitimin kýsmen Fransýzca olduðu, o nedenle Fransýzcanýn zaman içinde Osmanlý okullarýnda aðýrlýklý yabancý dil haline geldiði ve bunun sonucunda, bu dilin Ýstanbul’daki Ermeni eðitim kurumlarýnda da hakim yabancý dil haline geldiði, onun için batýlý eðitim isteyen Ermenilerin daha çok Fransa’ya gittiði ifade edilmektedir. Bkz. Artinian, a.g.e., s. 60.
[77] Nalbandian, a.g.e., s. 46 vd; Aslýnda Paris’ten dönen Ermeniler, cemaatlerinin ikiye bölünmüþ olduðunu görmüþlerdi. Bunlardan bir grup Minas ve Canik adlý iki Ermeni milliyetçisinin yanýnda yer alýrken, diðerleri Agop Gýcýkyan’ýn akýl hocalýðýný yaptýðý Kevork Yeremyan, Bogos Dýdyan, Karabet Balyan, Mýgýrdýç Cezayirliyan’ýn etrafýnda toplanmýþtý. 1839 Gülhane Hatt-ý Hümayunu, bu ikinci grubun geniþlemesini saðlamýþ ve 1847 yýlýnda Rum Patrikhanesi’ne verilen imtiyazlarýn, Ermenileri de kapsayacak þekilde geniþletilmesi isteði, bu iki grubun birleþmesini saðlamýþtý. Bunun sonucudur ki Ermeniler, birisi ruhanî, diðeri cismanî olmak üzere iki meclise sahip olacaklardýr. Bkz. M. Hocaoðlu, Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler, (Ýstanbul: 1976), s. 23; Uzun, a.g.m., s. 167.
[78] M. H.Vahapoðlu, Osmanlý’dan Günümüze Azýnlýk ve Yabancý Okullarý, (Ýstanbul: 1992), s. 69.
[79] Ermenilerin ilk çaðlarda klasik Yunan tiyatrosunu bildikleri kabul edilmekle birlikte, ilk temsil 1668 yýlýnda Lvov’da verilmiþtir. Bundan elli yýl sonra, 1730’da St. Lazarus’daki Mekhitarist Manastýrda tiyatro çalýþmalarý da baþlatýlýr ve gittikçe yoðunlaþan bir faaliyet ortaya konulur. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 73. Haziran 1878’ e kadar azýnlýklarýn Ýstanbul’da, kendi dilerinde temsil verdikleri tiyatrolarý vardý. Berlin antlaþmasýndan sonra Ermeniler beklediklerini bulamadýklarý gibi, özellikle Ýstanbul’da eski konumlarýný da kaybetti. Dolayýsýyla da Ermeni tiyatrosu daðýlmak zorunda kaldý. M.And, Osmanlý Tiyatrosu, Kuruluþu-Geliþimi-Katkýsý, (Ankara: 1999), s. 252.
[80] Belli baþlý Ermenice Tiyatro eseni yazarlarýndandýr. Bkz.,Ýdem ,100 Soruda Türk Tiyatrosu Tarihi, (Ýstanbul: 1970), s. 112.
[81] Zekiyan, a.g.e., s. 76; S. Mýnasyan, Fransýz eðilimli bir yazar ve tiyatro yönecisi idi. 1863’te fiark tiyatrosunun yönetimini eline aldý. Bundan sonra tiyatro düþüþe geçti. Bkz., And, 100 Soruda...., s. 112
[82] Çoðunlukla Avrupa sahnelerinde baþarýlý olmuþ piyesler ya doðrudan, ya da uyarlanmýþ haliyle sahneye konulmakta ve bu yolla Avrupa uygarlýðýnýn nimetleri dile getirilmekte idi. Yine bu piyeslerde Avrupa’dan gelen düþünceler ve hayat biçimi savunulur, ek olarak da yurt sevgisi, þeref ve haysiyet duygusu, hürriyet ve adalet zevki gibi hususlar yüceltilerek verilirdi. Bazen örf ve adetler gülünçleþtirilse de ananevi deðerlere sýký sýkýya baðlýlýk devam ettirilmekteydi. Bkz., P.Dumont, ‘Tanzimat Dönemi 1839-1878’, içinde Osmanlý Ýmparatorluðu Tarihi II, (Ed.,R. Mantran; nþr. S.Tanilli), (Ýstanbul: 1995), s. 66.
[83] 20 Ocak 1878’de Rus Ordularý, Edirne’ye girdikten sonra Ýstanbul’daki bütün tiyatro sanatçýlarý Ruslara temsil vermek üzere bu þehre gitmiþ, Osmanlý Tiyatrosu sanatçýlarýnýn önemli bir kýsmý da bunlara katýlmýþtý. Güllü Agop, Edirne’ye gitmediði için korkaklýk ile suçlanmýþtýr. Bu büyük sanatkâr daha sonra toplumundan iyice kopacaktýr. Bkz., And, Osmanlý Tiyatrosu, s. 202.
[84] Masis 13 Mart 1871’den naklen bkz. And, 100 Soruda...., s. 52.
[85] Bkz., Çark, a.g.e., s. 44.
[86] Batýdaki Ermeni okullarýndan yetiþerek 1846’da “Milletdaþ Cemiyeti”ni ve 1853’te de “Maarif Cemiyeti”nikuracak[Bkz., E,Uras,a.g.e., s.151] olan Ermeni aydýnlarý bazý dýþ güçler ve misyonerlerin yardýmýyla Türkiyedeki Ermeni eðitim müesseselerinin sayý ve seviyelerini yükselmekteydi. Bunlar, 1839’da Ýzmir’de ilk büyük Ermeni gazetesi olan fiafak’ý kurdu.[Bkz.,E.Granville, Çarlýk Rusyasýnýn Türkiyedeki Oyunlarý, (nþr.O.Arýman), Ankara 1967, s.29] Bunu, 1840’ta yine Ýzmir’de ilk günlük yayýn olarak neþredilmeye baþlayan “Ararat” ve Ýstanbul’daki diðer bazý gazete ile çok sayýda kitap takip etti. [Bkz., fiahin, a.g.e., s.153vd.; Muallim Cevdet, Ermeni Mesaî-yi Ýlmiyesi, s. 778. 1871’de Ermeni cemaatinin Ýstanbul’da 48 okulu ve Anadolu’ya daðýlmýþ 469 kuruluþu vardý. Bkz.,.Dumont, Tanzimat Dönemi 1839-187, s. 87.
[87] Osmanlý devletinde yenileþme çabalarýna baðlý olarak kurulan birimlerde ve 1792’den itibaren Avrupa’nýn belli baþlý merkezlerinde açýlmaya baþlayan daimi temsilciliklerde görev alan Rumlar’ýn Yunan isyanýndan sonra tasfiye edilmeleriyle doðan açýk Ermenilerle dolduruldu. Bunun sonucunda Tanzimat döneminde dýþiþleri çalýþanlarýnýn 1/3’ünü Ermeniler teþkil edecektir. Geniþ bilgi için bkz., Çark, a.g.e., ss. 127-156; B.Eryýlmaz, a.g.e., s. 104 vd.
[88] fiahin, a.g.e., s. 122 vd. Yazar, burada ilginç bir deðerlendirme yaparak II.Mahmut döneminde (1808-1839) saray hekimliði, hazine, baruthane, matbuat, cedidci okullar vs. gibi müesseselerde Ermenilerin rolünün arttýðýna dikkat çekilmektedir. Bu arada baþta padiþah olmak üzere yenilikçilerin en yakýnýnda bulunan Kazez Artin, Agop Gýrcýkyan, Kirkor Agaton ve Kevork Stimaracýyan’ýn konumlarý deðerlendirilmekte ve “Ermeniler’in gittikçe artan yabancý tesirler altýnda tedricen Ruslaþtýklarýndan, Fransýzlaþtýklarýndan, Ýngilizleþtiklerinden bahsedilebileceði gibi, Türk devlet politikasýnýn da gittikçe artan yabancý ve Ermeni tesiri altýnda tedricen yabancýlaþmaya ve Ermenileþmeye baþladýðý söylenebilir.” þeklinde ilginç bir deðerlendirme yapmaktadýr.
[89] Bu dönemde, Katolik Gregoryan çekiþmesi ve Osmanlý devletinin aldýðý bir kýsým tedbirler için bkz., Ahmed Lüfî Efendi, Vak’anüvîs Ahmet Lütfî Efendi Tarihi I, (nþr. A.Hezarfen), (Ýstanbul: 1999), ss. 201 vd-276 vd. Tanzimat dönemi yeniliklerinde Fransýz kültürünün aðýrlýðýna baðlý olarak Katolik Ermenilerin Osmanlý cemiyet ve devlet düzeni içerisindeki tesirinin sürekli artmasý ile ilgili olarak bkz., fiahin, a.g.e., s. 160.
[90] Ahýska yöresindeki Ermenilerin Ruslar ile iþbirliði için bkz., Ahmed Lüfî Efendi, Vak’anüvîs Ahmet Lütfî Efendi Tarihi II-III, (nþr.Y.Demirel-T.Erdoðan), (Ýstanbul: 1999), ss. 370-373 vd. Ermeni meselesinde Rusya’nýn rolü için ayrýca bkz.,E. Kuran, ‘Ermeni Meselesinin Milletlerarasý Boyutu (1877-1891)’, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu Ýle Ýliþkileri Sempozyumu, (Erzurum 8-12 Ekim 1984), (Ankara: 1985), s. 19; Göyünç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 56; S.J.-E.K. Shaw, a.g.e. II, s. 251 vd.; S.Koçaþ, Tarih Boyunca Ermeniler ve Türk-Ermeni Ýliþkileri, (Ankara: 1967), s. 257.
[91] Ýran þah’ý, 1827-28 Rus-Ýran harbinde tebasý olan Ermenilerden bir kýsmýnýn Ruslarla birlikte hareket ettiðini bildirerek Osmanlý devletini uyarmýþtý. Bkz., Çark, a.g.e., s. 81 vd.; .fiahin, a.g.e.,s.130. Bunlarýn sayýsýnýn kýrkbine ulaþtýðý yönündeki bilgiler için ayrýca bkz., R.G.Hovannisian, Armenia on the Road to Independence, (Los Angeles: 1967), ss. 24 vd-60 vd; Nalbandian, a.g.e., s .22 vd.
[92] Bkz., Kemal Beydilli, ‘1828-29 Osmanlý-Rus Savaþý’nda Doðu Anadolu’dan Rusya’ya Göçürülen Ermeniler’, Belgeler; Türk Tarih Belgeleri Dergisi, XIII/17, 1988, s.368. Esasen Güney Kafkasya’nýn Ruslar tarafýndan zaptý da, daha sonraki Doðu Anadolu iþgalleri gibi XIX. Yüzyýlýn baþlarýnda Çar’ýn hizmetinde yükselen, genellikle Ýran asýllý Ermeni subay ve idarecilerin öncülüðünde baþarýlacaktýr. Bunlar, bir yandan Ýran’a karþý yapýlan savaþlarda oradaki soydaþlarýnýn gönüllü iþbirliðini saðlarken öte yandan da Osmanlý Devleti’ndeki Ermenilere baþvurarak Rus Çar’ý adýna Osmanlýlara karþý yardýmlarýný istemekte gecikmeyecektir. S.-E. K. Shaw, a.g.e., s. 252.
[93] Hovhan Mirza Vanantetsi’ye (1772–1840) ait çok popüler bir þarký, “Ermenistan, cennet ülke” sözleriyle baþlar. Ermenistan topraklarý ile ilgili “cennet gibi hayat veren topraklar” imgesi ilk kez modern Ermeni tarihçiliðinin babasý sayýlan Mekhitarist keþiþ Rahip Mikhail Çamçýyan tarafýndan kullanýlmýþtýr. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 37, nu.3
[94] Bkz., Granville, a.g.e., s. 26; Ermeni ileri gelenlerinden Dr. Sarkissian’ýn bu dönemle ilgili olarak “Türkiye’de diðer toplumlara nispeten müreffeh bir Hýristiyan azýnlýðý olan Ermeni halký” þeklindeki sözleri için ayrýca bkz. F. Kazemzadeh, The Struggle for Transcaucasia, 1917-1921, (New York: 1951), s. 8.
[95] Tanzimattan sonra Ermeni toplumunda meydana gelen deðiþim için bkz., S.R.Sonyel, ‘Tanzimat ve Osmanlý Ýmparatorluðunun Gayri-Müslim Uyruklarý Üzerindeki Etkileri’, Tanzimat’ýn 150. Yýldönümü Uluslararasý Sempozyumu, (Ankara 31 Ekim-3 Kasým1989), (Ankara: 1994), s. 346 vd.
[96] 1849’da Ýstanbullu Ermeni bir sarraf, Cihanbeyli aþireti reisine sekiz yüz kuruþ borç vermiþtir. Borcun ödenememesi üzerine sarraf bunu ilk miktar üstünden beþ yýllýk bileþik faiz alan bir baþka sarrafa devretmiþtir. 1849 sonbaharýnda Cihanbeyli aþireti mensuplarý hayvan sattýklarý kasaplardan paralarýný almak üzere Ýzmir’e gelirler. O sýrada Ýzmir Valisi, Ýstanbul’dan kasaplarýn aþiret mensuplarýna olan borçlarýný kendisine ödemeleri için emir almýþtýr. Kasaplar emre uyar, parayý toplayan Vali, sarrafýn hesabýnýn kapatýlmasý için parayý Ýstanbul’a yollar. Bkz., R.Kasaba, Osmanlý Ýmparatorluðu ve Dünya Ekonomisi,Ondokuzuncu Yüzyýl, (nþr.K. Emiroðlu), (Ýstanbul: 1993), s. 69.
[97] Sultan Abdülmecid ve Abdulaziz’in Ýzmir’i ziyaretlerinde zamanlarýnýn çoðunu Hýrýstiyan kesimde geçirmesinin sebebi de bu para baðlantýsýydý. 1850’de Abdülmecid, Ýzmir’de bir gün kalmýþ, zamanýnýn çoðunu Bornova’da Ermeni bir sarrafý ziyaretle geçirmiþtir. Ayný þekilde, Abdulaziz de, 1863’te Ýzmir’e geldiðinde Müslüman mahallesini ancak beþinci gün ziyaret ederek ahaliyi hayâl kýrýklýðýna uðratmýþtý. Bu süre içinde, Whittal’larý ziyaret ederek Baltazziler ile yemek yemiþtir. Bkz., Kasaba, a.g.e., s. 70.
[98] Davison, Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Reform I, s.140.
[99] fiahin, a.g.e., s. 157; Ermeni camiasýndaki çözülmenin önlenmesi için müracaatlarý üzerine devletin Katolik ve Gregoryan Patriklerini bir araya getirip, iki cemaat arasýndaki hukuku belirlemesi hakkýnda bkz., Ahmed Lüfî Efendi, Vak’anüvîs Ahmet Lütfî Efendi Tarihi IV-V, (nþr.Y.Demirel), (Ýstanbul: 1999), s. 826 vd.
[100] Katolik-Gregoryan çekiþmesinde Fransa’nýn rolü ve Osmanlý devletinin aldýðý bir kýsým tedbirler için bkz., Ahmed Lüfî Efendi, Vak’anüvîs Ahmet Lütfî Efendi Tarihi II-III, (nþr.Y.Demirel-T.Erdoðan), (Ýstanbul: 1999), s. 454 vd. Katolik Ermenilerin millet olarak tescil edilmeleri ile ilgili olarak bkz. Çark, a.g.e., ss. 81-87; Ayrýca bkz. D. Yýlmaz, Fransa’nýn Türkiye Ermenilerini Katolikleþtirme Siyaseti, (Konya: 2001).
[101] Ýngiliz elçisinin Türk idaresi üzerindeki tesirleri için bkz., S.Laane-Poole, Lord Stratford Canning’in Türkiye Anýlarý, (nþr.C.Yücel), (Ankara: 1988), s. 168 vd.
[102] Bkz. Çark, a.g.e., s. 107; H. Metin, Türkiye’nin Siyâsî Tarihinde Ermeniler ve Ermeni Olaylarý, (Ýstanbul 1992), s. 34; G. E. White, Bir Amerikan Misyonerinin Merzifon Amerikan Koleji Hatýralarý (nþr. C. T. Yüksel), (Ýstanbul: 1995), s. 25. Aslýnda Ýngiltere, bir Protestan grup meydana getirmekle hem Çarlýk Rusya ve Fransa’nýn imparatorluk içerisindeki çalýþmalarýný dengelemiþ hem de herhangi bir milletlerarasý paylaþma durumunda aslan payýný alabilmek için aracý bir zümre (Ermeniler) meydana getirme imkanýna kavuþmuþ idi. bkz. E. Ýlter, ‘Ermeni Kilisesi ve Terör’, Yeni Türkiye: Ermeni Sorunu Özel Sayýsý II (Mart-Nisan 2001), ss .859, 854-893.
[103] Millet sistemi hakkýnda daha fazla bilgi için, bkz. P. Wittek, The Rise of The Ottoman Empire, (Londra: 1938), s. 28 vd.; H. A. R. Gibb and H. Bowen, Ýslamic Society and the West, I-2, (Londra: 1959), s. 4; Sir H. Luke, The Making of Modern Turkey, (Londra: 1936); A. S.Tritton, The Caliphs and Their Non-Muslim Subjects, (Oxford: 1930), ss.5-17; C. Küçük, ‘Osmanlý Devleti’nde Millet Sistemi’, Yeni Türkiye VII/38 Ermeni Sorunu Özel Sayýsý II, Mart-Nisan 2001, ss. 692–701.
[104] Bkz. A. Küçük, Ermeni Kilisesi ve Türkler, (Ankara: 1997), s. 95.
[105] R.fiahin, a.g.e., s. 163 : Ý.Ortaylý, ‘Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Amerikan Okullarý...’, s. 88.
[106] Garabet Ütücüyan daha 1840’da Ermeniler arasýnda çaðdaþ fikirleri yaymak için Masis gazetesini çýkarmaya baþlamýþtý. Bkz., Davison, Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Reform I, s. 143. Ermeni etnik kimliðinin özendirilmekle kalmayýp yeniden þekillendirilmesi hakkýnda bkz.,U. Kocabaþoðlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika: XIX. Yüzyýlda Osmanlý Ýmparatorluðu’ndaki Amerikan Misyoner Okullarý, (Ýstanbul: 1989), s. 72 vd; S.J. -E. K. Shaw, Osmanlý Ýmparatorluðu ve Modern Türkiye II, (nþr. M. Harmancý), (Ýstanbul: 1983), s. 163;
White, a.g.e., s. 26.
[107] Esasen bu dönemde Ermeniler arasýnda Avrupa’nýn en ileri akýmlarýnýn günü gününe takip edildiði görülmektedir. Bunun sonucunda Ermeni popüler kültürüne ve folklara olan ilgi büyük ölçüde artacaktýr.Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 101.
[108] Misyonerlere okul için arazi satan, baðýþ yapana ahali ve hükümet iyi gözle bakmýyordu. [Bkz., O.Nuri Ergin, Türk Maarif Tarihi II, (Ýstanbul: 1940), s. 649 vd. Amerikalýlar, okul yanýnda hastahane, dispanser vs. açarak bu yargýyý aþmaya çalýþtý. Okullarda da toplumda bulunmayan nadir zenaatlere özel bir önem verilmekteydi. Bkz., C.Hamlin, My Life and Times, (Boston: 1893), s. 292. Dolayýsýyla, bu misyonerler kýsa süre içerisinde gayrýmüslimler yanýnda Ýslâm ahali üzerinde de etkili olmaya baþladý. Bkz., S. Akgün, ‘Kendi Kaynaklarýnda Amerikalý Misyonerlerin Türk Sosyal Yaþamý’na Etkisi 1820-1914’, X. Türk Tarih Kongresi (Ankara 22-26 Eylül 1986), Kongreye Sunulan Bildiriler V, (Ankara: 1994), ss. 2122–2145.
[109] Bkz.,U. Kocabaþoðlu, ‘Doðu Sorunu Çerçevesinde Amerikan Misyoner Faaliyetleri’ Tarihi Geliþmeler Ýçinde Türkiye’nin Sorunlarý Sempozyumu (Dün-Bugün-Yarýn) (Ankara 8-9 Mart 1990), (Ankara 1992), ss. 65-74 .
[110] Mayèvsriy, Kürt-Ermeni Ýliþkileri, s. 96.
[111] Bkz., E. Z. Karal, Osmanlý Tarihi VIII, Birinci Meþrutiyet ve Ýsbtibdat Devirleri (1876-1907), (Ankara: 1988), s. 127. 1835-1839 yýllarý arasýnda Osmanlý Devleti’nin hizmetinde bulunan ve Mýsýr Valisi Mehmet Ali Paþa kuvvetlerine karþý 29 Haziran 1839’da Nizip Savaþý’ný yapan Osmanlý ordusunda yer alan bir Alman subayý olan Moltke, Türk hakimiyeti altýndaki Ermeniler için “Bu Ermenilere aslýnda Hýristiyan Türkler demek mümkün, bu hakim milletin adetlerinden, hatta lisanýndan o kadar çok þey almýþlardýr.” der. Bkz. H. Y. Moltke, Türkiye Mektuplarý, (nþr. H. Örs), (Ýstanbul: 1969), s. 35; Ayrýca bkz. C. Oskanyan, The Sultan and His People, (New York: 1857), s. 353 vd.
[112] Bkz. Akgün, ‘Kendi Kaynaklarýnda Amerikalý Misyonerlerin ...’ ,s. 2124.
[113] M.A.West’in “The Romance of Missions” adlý hatýratýndan naklen bkz., B.N. fiimþir, ‘Ermeni Propagandasýnýn Amerika Boyutu Üzerine’, Tarih Boyunca Türkler’in Ermeni Toplumu Ýle Ýliþkileri Sempozyumu, s. 95 vd.
[114] Bkz. B. Kodaman, ‘Ermeni Meselesinin Doðuþ Sebepleri’, Türk Kültürü, c. XIX/219, Mart-Nisan 1981, s. 246 vd. Rumlarýn gözden düþmesi sadece Ermenilerin deðil, Osmanlý tebaasý diðer Hýristiyan azýnlýklarýn hayatlarýnda da belirli bir iyileþmeye sebep olmuþtur. [Bu konudaki yabancý misyon þeþerinin raporlarýnýn bir deðerlendirmesi için bkz. Sonyel, ‘Büyük Devletlerin Osmanlý Ýmparatorluðu’nu.’, s.649 vd. Yunanlýlarýn baðýmsýzlýklarýný kazanmalarý sonrasýnda Ermenilerin Osmanlý Devleti içinde göreceli önemlerinin arttýðý, Babýali’de önemli görevlere getirilmelerinin yanýnda, özellikle azýnlýklarýn kontrolündeki ticarî hayatta kýsmen Rumlarýn yerini alarak maddi seviyelerini yükselttikleri, bunun da giderek daha fazla Ermeni gencinin eðitim için yurtdýþýna gönderilmesini saðladýðý hakkýnda bkz. Nalbandian, a.g.e., s. 46.
[115] Gregoryan Ermenilerin kaðýt üzerinde de olsa bütün idaresi II. Mahmut’un son yýllarýna kadar Ýstanbul Kumkapý Ermeni Patrikliði’nin ve burada görevli yüksek kademedeki din adamlarýnýn elindeydi. Bu konumuyla Patrik, Osmanlý devletinde cematinin sivil idaresinin baðýmsýz baþkanýydý. Zamanla “amira” denilen iki yüz kadar varlýklý þehir aristokratý, ekonomik güçlerinin artýþýna paralel olarak patrikhane yönetimine de hakim olmaya baþladý.. Neticede, 1838’de Cemeran Okulu/Ermeni Yüksek Okulu’nun açýlýþý meselesi yüzünden sarraþar, tefeciler, bankerler, büyük tüccarlar yani zenâatkâr Ermeniler ile saray mimarý, darphane müdürü, baruthane sorumlusu gibi resmi Osmanlý görevlilerinin oluþturduðu gruplar arasýnda ilk çatýþma ve ayrýlýk baþ gösterdi. Geniþ Bilgi için bkz. Davison, Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Reform I, s. 142 vd. T. Uzun, ‘Osmanlý Devleti’nde Milliyetçi Hareketler Ýçerisinde Ermeniler’, içinde H.C. Güzel (ed.), Osmanlý’dan Günümüze Ermeni Sorunu, (Ankara: 2001), s. 167 vd.
[116] Bkz. Çark, a.g.e., s.250-254; S.J. -E. K. Shaw, a.g.e., s.163; Uras, a.g.e.,s.157 vd.
[117] Rumlara verilen imtiyazlarýn Ermenileri de kapsayacak þekilde geniþletilmesiyle ortaya çýkan bu meclis, Patrikhane’de, ondört ruhanî üyeden oluþan Meclis-i Ruhanî ve onu amira, geriye kalaný da zenâatkâr olmak üzere yirmi kiþilik Yüksek Meclis’ten teþekkül etmekteydi. Bkz.,.Uras, a.g.e., s. 159: M.Hocaoðlu, Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler, (Ýstanbul: 1976), s. 23.
[118] Davison, Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Reform I, s. 141; Çark, a.g.e., s. 79 vd.
[119] Bu döneme kadar edebî eserlere hakim olan dinî temalar, artýk yerini daha dünya ile ilgili konulara býrakmýþtýr. XIX. Yüzyýlýn baþlarýndan itibaren romantiklerin etkisinde geliþen Ermeni edebiyatý yüzyýlýn son çeyreðinde realizmin etkisine girecektir. Bu akýmýn temsilcileri fakirlerin sömürülmesinden materyalizme, Ýstanbul’lu zengin Ermenilerin yobazlýðýndan ahlakî yozlaþmaya ve toplumsal yabancýlaþmaya kadar Ermeni toplumu
[120] Davison, Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Reform I, s. 143 vd.
[121] Kýrým harbinde, Batýnýn Türkiye ile birlikte hareket etmesi Ermenileri de devletin yanýnda yer almaya sevketmiþ, hatta bazý Ermeni ileri gelenleri Ermenistan’ý Rusya’dan geri almak için Türkiye ile birlikte bu ülkeye karþý savaþmak istemiþtir. Bkz., fiahin, a.g.e., s. 167
[122] Bu dönemde hürriyetçi fikirlerin merkezi konumunda bulunan Fransa, 1830’lu yýllarda Kudüsteki Kamame kilisesinin istiklalini ortadan kaldýrmak ve burayý kendisine baðlamak için harekete geçmiþti. Bkz., Ahmed Lüfî Efendi, Vak’anüvîs Ahmet Lütfî Efendi Tarihi II-III, (nþr.Y.Demirel-T.Erdoðan), (Ýstanbul: 1999),s. 456.
[123] Bu burjuvaziyi teþkil eden Ermeni aydýnlarý önce milliyetçi oldu. Bu hüviyetlerini açýða vurmadan özerklik veya millî devlet kurma yönünde gizli faaliyetlerini sürdürdü. Görünüþte liberal, demokratik söylemlerle milli hedeþerine dönük istek ve faaliyetlerini liberal ve demokratik haklar elde etme maskesi altýnda yürüttü. Bu konuda bazý Osmanlý aydýnlarýndan destek bile saðladý. Bir çoðu dinî duygu veya camiaya baðlýlýk þuurundan ziyade þahsi tutku veya menfaat içgüdüleriyle hareket eden bu aydýnlarýn büyük bir kýsmý da kendilerini milliyetçi, ihtilalci ideolojilerin akýmlarýna terk etmekte veya kaderlerini Ýngiliz, Fransýz politikalarý ile birleþtirmekte idi
[124] Uras, a.g.e., s. 160.
[125] Doksan dokuz maddeden ibaret olan Ermeni Milleti Nizamnamesi (bkz., Uras, ag.e., ss.165-171), ile Ermeni toplumunun sosyal hayatý ve siyâsî varlýðýnda yeni bir dönem açýlmýþtýr. Bkz. S.J. -E. K. Shaw, a.g.e., s. 164; Çark, a.g.e., s. 254.
[126] Bu meclisler hakkýnda bkz. Uras a.g.e., s. 165 vd; Artinian, a.g.e., s.75 vd. Ayrýca bu meclislere seçilen temsilcilere “milletvekili” sýfatýnýn verilmîþ olmasý dikkat çekicidir. Bkz. D. Yýlmaz, a.g.e., s. 119.
[127] E. Ýlter, Ermeni Kilisesi ve Terör, (Ankara: 1996), s. 32; Çark, a.g.e., s. 251.
[128] Ermeni Milleti Nizamnamesi, Patrikhane’ye cemaati yönetmede geniþ yetkiler tanýrken, Ermenilere de bir Genel Meclis (Millî Meclis-i Umumî) kurma imkâný vermekteydi. Bu meclisin 20 üyesi Ýstanbul kilise mensuplarý arasýndan, 40’ý taþradan, 80’i ise Ýstanbul’da ikamet eden meslek teþekküllerinden seçilecek idi. Daha önce mevcut olan ve 1847 yýlýnda ihdas edilmiþ bulunan Dini Meclis (Meclis-i Ruhani) ile 20 üyeli Siyasi Meclis (Meclis-i Cismani) muhafaza ediliyor, ancak bunlarýn ve Patrik seçiminin Milli Meclisi tarafýndan yapýlmasý hükmü getiriliyordu. Bu nizamname, genel hatlarýyla deðerlendirildiðinde Patrik ile yandaþý asiller arasýnda paylaþýlan iktidarýn mutlak olmaktan çýkarak, Ermeni cemaati ile paylaþýlmaya baþlandýðý sonucuna varýlýr. Bkz. K. Gürün, Ermeni Dosyasý, (Ankara: 1983), s. 61; G.Bozkurt, a.g.e., s. 181 vd.
[129] E. Kuran, ‘Ermeni Meselesinin Milletlerarasý Boyutu (1877–1891)’, içinde. B.Kodaman (ed.), Türkler-Ermeniler ve Avrupa, (Ankara 1994), s. 22.
[130] Bkz. S.J. -E. K. Shaw, a.g.e., s. 164; fiahin, a.g.e., s. 167; Çark, a.g.e., s. 256.
[131] Uras, a.g.e., s. 178 vd., ; Davison, Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Reform I, s. 146.
[132] Ermeni dünyasýnda kilise yetki alanýný geniþletmek gibi bir amaç peþinde koþmamýþ, kendi hizmet alaný içerisinde kalarak, teokratik bir baðlamda da olsa özellikle Ermeni milliyetçiliði için çalýþmýþtýr. Bundan dolayý, Ermenilerin millî þuuru ve müþterek temsillerinde her zaman millî kimliðe iliþkin bir referans noktasý olarak yer almýþtýr. Bu nedenle Ermeni sekülerleþme sürecinde batýdaki gibi þiddetli çatýþmalarýn sonucunda ortaya çýkan kopuþlar ve kiliseye karþý düþmanca tavýrlar söz konusu olmamýþtýr. Zekiyan, a.g.e., s. 89 vd.
[133] Yumul-Bali, ‘Ermeni ve Yahudi Cemaatlerinde Siyasal Düþünceler’, s. 364.
[134] Ermeni halkýnýn, XIX. yüzyýl sonlarýndaki ortalama eðitim düzeyi hakkýnda genel bir fikir verebilmek için Osmanlý Ýmparatorluðundaki Ermeni okullarýnýn iki yüz binden fazla öðrencisi olduðunu belirtmek yeterli olacaktýr. Ermeni nüfusun yaklaþýk yüzde onunu oluþturan bu sayýnýn üçte birine yakýn bir kýsmýný kýz öðrenciler oluþturuyordu. Hatta kýz ve erkek öðrencilerin birlikte eðitim gördüðü karma okullar da vardý. Söz konusu okullar müfredat açýsýndan da son derece ileri bir noktada idiler. Öðrenciler Ermenice ve Türkçe’ye daha ilkokulda hakim oluyorlar ve ilkokul üçüncü sýnýfta yabancý bir dille, çoðunlukla da Fransýzca ile tanýþýyorlardý. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s.92.
[135] Dumont, Tanzimat Dönemi, s. 111.
[136] Deðiþim o kadar hýzlýdýr ki, yüzyýlýn sonuna doðru eðitim için on sekiz yaþýnda Parise gönderilen Zabel Esayan, çocukluk anýlarýný anlattýðý Silihdar’ýn Bahçeleri adlý eserinde büyükannesinin hayatýnda kesitler sunar. Mesela niþan hazýrlýklarý ile ilgili bölümü okuduðumuzda Zabel’in kuþaðý ile büyükannesinin kuþaðý arasýndaki farklýlýklarýn ne kadar büyük olduðu görülür. Deðiþimlerle ilgili olarak örnekleri çoðaltmak mümkündür. Yüzyýlýn ortalarýnda þapka kullanýmý ile çok nadir olarak karþýlanýrken yüzyýlýn sonlarýna doðru bu artýk normal bir durum olmuþtur. Ayný þekilde 1870’li yýllarda hemen hemen hiç rastlanmayan tabut kullanýmý yirmi otuz yýl sonra sýradan bir hal almaya baþlamýþtýr. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 94.
[137] A.T.Minasian, ‘1876–1923 Döneminde Osmanlý Ýmparatorluðunda Sosyalist Hareketin Doðuþunda ve Geliþmesinde Ermeni Topluluðunun Rolü’, içinde M.Tuncay-E.J.Zürcher (ed.), Osmanlý Ýmparatorluðunda Sosyalizm ve Milliyetçilik (1876–1923), (Ýstanbul: 1995), s. 170.
138 Abdülmecit döneminde, 1863 yýlýndan itibaren açýlýp serpilen çeþitli Mason localarý ve buralarda yer alan Ermenilerin Osmanlý siyâsî hayatýnda oynadýklarý rol için bkz., Dumont, ‘Tanzimat Dönemi’, s .73 vd.
[139] Zekiyan, a.g.e., s. 95. Ermeni Masonlar din ve dinin toplumdaki yerini önemsemekte haklýydý. Zira, bu toplumda bütün deðiþme ve geliþmelere raðmen XIX. yüzyýlýn yaklaþýk otuz yýlýna din kavgalarý damgasýný vurmuþtur. Bu yöndeki tartýþmalar, 1867–1880 yýllarý arasýnda Kilikya Ermeni Katolik patriði ve Ýstanbul baþpiskoposu olan Andon Bedros Hasuna atfen Hasunyan ve karþýtlarý çatýþmasý olarak bilinir. Ermeni dini usullerini, özellikle kilise kanununu latinleþtirme yönündeki son büyük çaba olan Hasunyan hareketine karþý, Mekhitar okulundan yetiþmiþ aydýnlarýn öncülüðünde güçlü bir tepki geliþir. fiair ve eðitimci Mýgýrdýç Beþiktaþlýyan, Hasunyan karþýtý hareketin ön saþarýndaki isimlerden birisidir. Bütün Ermenileri dini inançlardan baðýmsýz olarak bazý ortak idealler etrafýnda toplamayý amaçlayan Beþiktaþlýyan okullar kurmak, halkýn ortalama eðitim düzeyini yükseltmek ve Avrupa ile daha yakýn iliþkiler kurmak düþüncesindedir. O, ilk bakýþta dini inançlarý da içine alan millet anlayýþýndan farklý, yeni ve laikleþmiþ bir millet anlayýþýný savunur görünmektedir. Bunun için, dine kayýtsýzlýkla suçlanmýþ, kurduðu topluluk da sert eleþtirilere hedef olmuþtur. Ermeniler arasýnda zaman zaman kanlý mücadelelere sahne olan ve karþýlýklý nefret ve küçümseme duygularýyla sürdürülen bu inanç kavgalarý XX. yüzyýlýn baþýnda sona erse de, bu polemik günümüze kadar gelecektir. Bkz., Zekiyan, a.g.e., s. 98vd; Kýlýç, a.g.e., ss. 157–162.
[140] Zekiyan, a.g.e., s. 97.
[141] Ýngiliz Büyükelçisi Sir H.Elliot’un bu husustaki kaydý için bkz., fiimþir, a.g.e., s. 470 vd.
[142] Uras, a.g.e., s. 186; Halbuki, Ýngiltere’nin Ýstanbul büyükelçisi H. Layard’dan Kont Derby’e gönderilen 18 Mart 1879 tarihli mektuba göre bir yýl önce Ermeni patriði “Ermenilerin Türk idaresinde memnun olduklarýný, Rusya’ya geçmektense Türklerin idaresinde olmayý tercih ettiklerini, üstelik askere alýnarak Türk topraklarýný savunacaklarýný söylemiþti.” Ama ayný patrik mektubun yazýldýðý gün ziyaret ettiði elçiye “ O zamanki þartlar öyleydi. Bugün durum deðiþti. Zira Ruslarýn baþarýlarý ve barýþ antlaþmasýnda Ermenistan’ýn idarî reformu hakkýnda bir madde koymuþ bulunmalarý, önceki durumu kökünden deðiþtirdi.” diyebilecekti. Bkz. B.N. fiimþir, Ýngiliz Belgelerinde Osmanlý Ermenileri (1856–1880), (nþr. fi.Orel), (Ankara: 1986), s. 154. Ayný Patriðin gerekirse ayaklanma çýkarabileceklerine dair sözleri için bkz., fiimþir, a.g.e., s .471.
[143] Bayram Kodaman, Ermeni Macerasý, (Isparta: 2001), s. 46. Bu gayretleri ve kýsmi bir baþarý elde etmiþ olmalarýna raðmen Ermenilerin arzuladýklarý hedefe ulaþamadýklarý bir gerçektir. Nitekim, 21 Temmuz 1878 tarihinde yapýlan Milli Ermeni Konseyi toplantýsýndan sonra yayýnlanan beyannamede “ ....61.maddede acýnacak bir þey varsa, o da bu maddenin bizim meselemizin hallini kýsmen geciktirmesi, milletin ümitlerini temin etmemesi ve gelecek için de bir mükafat vermemesidir. Hangi millet ani bir þekilde arzularýný elde etmiþtir..... Bu gibi iþler ne bir gün içinde, ne de bir adamýn eliyle yapýlmaz. Gelecek için hazýrlanalým. Orada burada kalmayalým. Ermenistan’a gidelim. Milletimizin içinde iþbilirleri, ün sahibi, vatansever eðitimcilerimizi, kilise adamlarýmýzý Ermenistan’a gönderelim. Terbiyecilerimiz, öðretmenlerimiz, o kadar ateþli olan gençlerimiz Ermenistan’a gitsinler...” denilmekteydi. Bkz.,B.Kodaman, ‘Abdulhamid ve Paul Terziyan’, Ondokuz Mayýs Üniversitesi Eðitim Fakültesi Dergisi, S. 2 (1987), s. 44.
[144] XIX. yüzyýlda Ermeniler arasýnda yaygýnlaþan siyasal düþünceler liberalizm, milliyetçilik, sosyalýzm ve bir yerde feminizm olarak düþünülebilir. Liberalizm daha çok batýda eðitim görmüþ aydýnlarýn ve piyasa ekonomisini destekleyen þehirli orta sýnýþarýn benimsediði bir düþünce idi. Bu düþünce liberal demokratik Ramgavar partisi tarafýndan temsil edildi. Bunlar, daha çok ekonomik anlamda bir liberalizmi savunuyordu ve tutucu yönü aðýr basan bir partiydi. Ýdeolojik pragmatizmi ve evrimci ilerlemeyi savunuyor, inkýlâba karþý çýkýyordu. Sosyalist düþünce Rus popülizmi ve Marksizm den etkilenen, devrimci sosyal demokrat Hýnçak partisi tarafýndan temsil edilmekteydi. Bunlar, sosyalist bir dünya düzeni içerisinde baðýmsýz, sosyalist bir Ermeni dev
[145] Zekiyan, a.g.e., s. 103.
[146] fiahin, a.g.e., s. 75.
[147] Genellikle Türk ahalinin sebep olduðu Anadolu Ýsyanlarý, XVI. yüzyýlýn ikinci yarýsýndan itibaren süreklilik kazanmýþ, XVII, yüzyýlda çeþitli safhalar geçirerek 1703’e kadar sürmüþtür. Vilayetler rejiminin deðiþtirildiði bu tarihten itibaren 1839’a kadar geçen süre mütegallibe valiler dönemi olarak anýlacaktýr. Bu valiler zaman zaman merkezi hükümete kafa tutacak, hatta savaþa dahi girecektir. XIX. yüzyýlýn ilk çeyreðinde mütegallibe vali, türedi ayanlar meselesi tam hal yoluna girerken, bu defa da gayrýmüslim topluluklarýn siyasallaþma süreci hýzlanacak ve Osmanlý devleti, Avrupalý sömürgeci güçler yanýnda bir de asgari beþ yüz yýldan beri tebaasý olan bu topluluklarla mücadele etmek zorunda kalacaktýr. Bkz.,M.Akdað, ‘Türkiye’nin Batýlýlaþmasýný Zorunlu Kýlan Tarihsel Koþullar’, Cumhuriyetin 50. Yýldönümü Anma Kitabý, (Ankara: 1974), s. 392 vd.
[148] Georgeon, Son Canlanýþ, s. 194 vd.
[149] Bir Amerikalý misyoner, “Biz, Hýrýstiyanlar ve Hýrýstiyanlýk için okul, hastahane açýyoruz. Ýlaç götürerek, modern týbbý ve eðitimi kuruyoruz. Türk bizi istemeyebilir. Ama oranýn sahibi Türkler deðil ki.” demekteydi. Bkz.,Everett P.Wheeler, The Duty of United States of American Citizens in Turkey, (Newyork: 1896) , s. 35.