|
Kendi memleketinde aç?klamad??? bir dü?ünceyi, yapmad??? bir ele?tiriyi, gidip yabanc? ülkelerde dile getirenlerden oldum olas? ho?nut de?ilim. Bu hatay? i?leyenler aras?nda sevdi?imiz, be?endi?imiz, Türkiye'deyken söyleyeceklerine de çok önem ve ileti?im araçlar?nda geni? yer verdi?imiz kimseler de oluyor. Vahim bir suç de?il herhalde, benim anlay???ma göre hatad?r.
Hrant Dink, bu yanl??tan kendini sak?nabilen bir meslekta??m?zd?. D??ar?da, yabanc? gazetecilerin suallerine verdi?i cevaplar? okudum; televizyonlarda kula??mla i?itti?im de oldu. Ayr?nt?lara inmeyen bir tav?rla, soyk?r?m iddialar? konsunda hele bugünün Türkiye'sini suçlaman?n anlams?zl???n? i?aret etmekle yetiniyordu.
Agos'ta yazarken, Türkiye'de konu?urken, daha derinine iniyor meselenin ve Osmanl?'dan gayri Cumhuriyet Türkiye'sini de ele?tiriyordu. Böyle bir hakk? elbette vard?, bunu söylemekten bile utan?r?m. Sonu al?namayan bu anlams?z ve faydas?z tart??ma konusunda yer yer ben, Hrant'tan daha ele?tirici dü?üncelere sahibim.
?? âleminde itibar gören emek-yo?un diye bir terim var. Siyaset dünyas?nda da ak?l-yo?un diye bir terim benimsense, ne kadar faydal? olurdu. Hiç ?üphesiz gazetecilikte de.
Bence Hrant Dink'in as?l önemli yan?, duygulara, heyecanlara, sert tart??malara, hatta cinayetlere varan eylemlere fazlaca aç?k bir konuda, ak?l-yo?un tavr? benimseyip koruyabilmi? olmas?yd?.
Türkiye onun bu tavr?n?, ölümü bahas?na oldu demek zorunday?m yaz?k ki, do?ru de?erlendirdi. Etkili kamuoyu bask?s?n?n anlam? budur.
Dün Milliyet'te, Ümran Avc?'n?n haberinden ö?rendim. Bir emekli albay, taziye defterinde (ad?n? da vererek) teklifte bulunmu?: «Hrant Dink ?ehittir» demi?.
Bizim Ermenilerden dostum Edvard Sar?çoban da telefonda bana «Onu bas?n ?ehidi» ilan edelim, diyordu.
Bence de bas?n ?ehididir zaten. Onun dediklerine de kulak vermek istemeyen Bat? halklar?na cevab?m?z ve bas?n ?ehitlerimizden biri olarak, heykelini dikmeyi de dü?ünelim.
Dil Yâresi
Türkçe dostlar?ndan
Serdar Soyoz'un benden ?ikâyeti var. Özetlersek, «Yabanc? kelimeler kullananlar? ele?tirirken, sizin kulland???z Arapça ve Farsça kelimeler, benim gibi nispeten genç olanlar?n, baz? cümlelerinizi dahi anlayamamas?na neden oluyor. Zaman?nda Arapça ve Farsça kelimeler nas?l Türkçe'ye girmi?se ve siz bu kelimeleri bugün nas?l kullan?yorsan?z, günümüz jenerasyonu (Türkçesini bilmiyorum) da bat? dillerinden Türkçe'ye giren kelimeleri ayn? kullanacakt?r. Benim sizden ricam, ?ngilizce ve di?er diller konusunda gösterdi?iniz hassasiyeti, Arapça ve Farsça konusunda da göstermeniz.»
– Atalar?m?z?n yüzy?llarca kulland??? Arapça ve Farsça kelimelere büsbütün yabanc? kalmay?n istiyorum. Atatürk'ün Nutuk'u gibi bügünün Türkçe'sine özenle çevrilmi? kaç kitap bulabilirsiniz? Hepsini yok mu farz edelim?
Ya?ayan dilimizi bugün de ?ngilizce, Frans?zca kelimelerle doldurursak, ?ikâyetçi oldu?unuz hatay? tekrarlam?? oluruz endi?esindeyim.
Notlar.
«... baz? cümlelerinizi dahi» diyorsunuz. Orada dahi ba?lac?n?n bir anlam? yok.
«huzurla» kullanmaktan amac?n?z nedir desem, sizden «gönül rahatl???yla» cevab?n? alabilir miydim, merak ederim.
Türkçesini bilmedi?iniz jenerasyon kavram?n? biz «nesil» kelimesiyle ifade ederdik; siz «ku?ak» diyorsunuz. Bu vesileyle olsun ö?renmenizi istedim.
Sorun Rektöre size söylesin
Biz ö?renciyken ?stanbul Üniversitesi'nin rektörü Prof. S?dd?k Sami Onar'd?. Sonra gazeteci olarak 27 May?s ertesi bir mülakat için de oturdum kar??s?na. Prof. ?ükrü Baban, Prof. Ali Fuat Ba?gil, Prof. Sabri Esat Siyavu?gil, Prof. Ahmet Hamdi Tanp?nar... gibi hoca-talebe ili?kisi d???nda ba? kurabildiklerim oldu. Bir hoca fikri var yani benim zihnimde kök salm??...
Bir önceki rektör Prof. Kemal Alemdaro?lu'ndan söz ederdim burada, hat?rlar m?s?n?z? Yazarken bile?im s?zlayarak.
Balçiçek Pamir'in son rektör Prof. Mesut Parlak'la yapt??? mülakat? okudum (Sabah, 22 ocak).
Gazeteci «Üniversiteler kaynayan kazan gibi» diyecek olmu?; Rektör at?l?yor:
– «Kesinlikle kat?l?yorum. Osmanl?dan beri k?skançl?k var. (Gülüyor) Daha da komi?i sürekli birbirlerini ihbar ediyorlar.
– Koskoca adamlar birbirini savc?l??a m? ihbar ediyor?
– Hangi aç?dan koskoca dediniz? (Gülüyor) Bilim aç?s?ndan geli?memi? diyelim, isterseniz.
Gazeteci soruyor: «Nobelli yazar?m?z Orhan Pamuk'a yabanc? üniversitelerden ders vermesi için teklifler geliyormu?. Sizin de bir teklifiniz oldu mu?»
– «Hay?r olmad?, diyor. Bu ulusun, bu birlikteli?in bölünmez bütünlü?ünü bozmak ad?na, bizi bir tak?m ?eyleri yapm?? gibi gösterip, d??ar?daki insanlara ?irin görünmek ad?na yap?lanlar benim içime sinmiyor. Orhan Pamuk'u üniversitemde bu yüzden istemem, ders veremez.»
– Ya Ya?ar Kemal?
– «Gerilla laf?n? a?z?ndan kaç?rd???n? dü?ünüyorum. Çok severim Ya?ar Kemal'i, ama onun ders vermesi de zor.
?unu da ekliyor:
– «Belki bir akademisyene yak??mayacak sözler bunlar, ama olan biten içime sinmiyor.»
Rektörün, ad?n? and?klar?m?n soyundan gelen bir biliminsan? oldu?u söylenemez.
|