|
Hrant Dink’le 2002 y?l? ba?lar?nda tan??m??t?k. O zaman üniversite son s?n?ftayd?m. 2001’de Fransa Meclisi ’soyk?r?m’ iddialar?n? resmen kabul etmi?ti. Ben de Fransa’n?n ald??? bu karar üzerine üniversitedeki bitirme ödevimi Türk-Ermeni ili?kileri üzerine yapma karar? alm??t?m.
Elbette ki çalaca??m ilk kap?lardan biriydi Hrant Dink. O zamanlar ne 301 tart??malar? vard? ne de Türklü?e hakaret kavgas?... Hrant Dink, Ermeni cemaatine yönelik olarak Türkçe haz?rlanan Agos gazetesini yönetiyordu. Agos, 2002 ba?lar?nda, son y?llardaki kadar bilinmiyor, bu kadar tart??ma yaratm?yordu. Dink, randevu talebimi hemen kabul etti?i gibi, çok da s?cak kar??lam??t?. Sordu?um her soruya içtenlikle cevap vermi?, üstüne üstlük gazetesinin tüm çal??anlar?yla tan??t?rm??t?. Çal??ma arkada?lar?n? tan??t?r?rken, bir yöneticiden çok arkada? havas?nda olduklar? anla??l?yordu. Ar?ivdekilerle ’dinazor’ diye ?akala??yor, genç arkada?lar?ndan övgüyle bahsediyordu. Gazetenin her odas?n?, hatta mutfa??n? bile gezdirdi ve beni mutfak annesi Anna’yla bile tan??t?rd?. Duvarlardaki resimleri anlatt?, Agos’un eski say?lar?n? tek tek ç?kar?p, baz? haberleri okudu. Ard?ndan Türk-Ermeni ili?kilerine dair sorular?m? cevapland?rd?. O gün mesaisinin büyük bölümünü bana ay?rm??t?. Bu mesainin ne kadar k?ymetli oldu?unu, çok sonradan anlad?m. Çünkü profesyonel olarak medyada çal??maya ba?lad???mda, hiçbir gazete yöneticisinin (küçük ya da büyük önemli de?il) bir üniversite ö?rencisinin ödevi için bu kadar vakit ay?rmad???na, ay?ramad???na ?ahit oldum.
Dink’in de katk?lar?yla bitirdi?im ödevden iyi bir not alarak mezun oldum. Sonraki y?llarda Dink’in kar??s?na televizyoncu kimli?imle ç?kt?m. Pek çok toplant?da kar??la?t?k, sohbet etme olana?? bulduk. Görü?lerimiz fakl? da olsa, ona uzatt???m mikrofonlar? hiç geri çevirmedi. Ayn? görü?lere sahip olmak, ayn? ?eyleri hissetmek zorunda de?ildik. Ama konu?abiliyorduk.
Ne yaz?k ki Türkiye bugün konu?am?yor. Fikirler yerine silahlar konu?uyor. ?nsanlar?n dü?ünceleri yüzünden öldürülmelerinin hiçbir gerekçesi olamaz. Adalet ve hukukun hiçe say?ld???, onun yerine silahlar?n konu?tu?u bir Türkiye’de herkes tehdit alt?nda demektir. Türkiye, ?rk ayr?m?n?, silah ve yumruklar?n konu?tu?u kavgalar? hak etmiyor. Son geli?meler, okuyan, yazan, dü?ünen, konu?an bir Türkiye’den gittikçe uzakla?t???m?z izlenimini veriyor. Bu noktaya gelinmesinde sorumlulu?u olan herkes, ?apkay? önüne koyup, kendisiyle hesapla?mal?.
Hesap vermesi gerekenlerden biri de bugünkü siyasi iktidard?r elbette. Orhan Pamuk davas?n?n görüldü?ü ?i?li Adliyesi önünde tan?k olduklar?m? yine bu kö?ede ele?tirmi?tim. Çünkü o gün adliyede, hukukun egemen olmas? gereken bir yerde, küfürler havada uçu?mu?, yumruklar konu?mu?, yumurtalar at?lm??t?. O zaman da belirtti?im gibi ne yaz?k ki sa?l?kl? bir protesto kültürünün örnekleri de?ildi bunlar. Ancak i?in kötüsü, o gün olacaklar?n önceden tahmin edilmesine ra?men, emniyet güçlerinin önlemleri çok yetersizdi. Gerek Pamuk ve Dink, gerek avukatlar?, gerekse benim de aralar?nda bulundu?um bas?n mensuplar?, ç???r?ndan ç?km?? bir protestonun ortas?nda bulmu?tu kendilerini. Benzer manzaralar sonraki davalarda da ya?and?.
Tüm bunlara ve Dink’in tehdit ald???n? ifade etmesine ra?men, devlet onu koruyamad?. Dink’e gönderilen tehdit mektuplar?n?n kayna?? bulunamad?, ’koruma istemedi’ gibi basit gerekçelerle konu geçi?tirildi. Ve Hrant Dink, ?stanbul’un göbe?inde güpegündüz öldürüldü. Dink cinayetinin Türkiye’nin ay?b? olarak kalmamas? için bir an önce ayd?nlat?lmas?n? ve bu cinayetlerin son bulmas?n? diliyorum.
|