AnasayfaÝletiþim
  
English
Makaleler

D?NK SU?KASTINDAN MEDYANIN ÇIKARACA?I DERS

Ekrem DUMANLI
29 Ocak 2007 - Zaman

="justify">Hrant Dink cinayeti üzerine çok ?ey söylendi, çok ?ey yaz?ld?. Meselenin sosyolojik boyutu ve siyasi yans?mas? üzerinde bir hayli duruldu. Söylenenlerin önemli bir k?sm? sa?duyu kültürüne yönelik dü?üncelere dayan?yordu.

n.Çünkü olay?n s?cakl??? geçmi?, hislerin yerini ak?l alm??, özele?tiri ve iç muhasebe yapma imkân? ortaya ç?km??t?r. Bu f?rsat? iyi de?erlendirmek, sadece medyan?n kalitesini art?rmaz; ayn? zamanda Türkiye'nin sosyal ahengine büyük katk? sa?lar. Çünkü medyan?n duru?u, hemen her alan? etkiliyor. O yüzden tam zaman?d?r ve medya Hrant Dink olay?ndan kendine mahsus dersler ç?karmal?d?r.

Hrant'? gündemin tam göbe?ine yerle?tiren ilk olay? hat?rlayan var m?? Kritik bir sorudur bu. Çünkü s?cak tart??malar?n içinde bo?uluyor, "Biz buraya nas?l geldik?" sorusunu genellikle ihmal ediyoruz. Hat?rlanaca?? üzere, Agos Gazetesi'nde yer alan bir iddia sonras?nda kamuoyu ilk defa Hrank Dink'le kar?? kar??ya gelmi?ti. Ermeni cemaatine yönelik yay?n yapan ve çok az say?da bas?lan Agos'un iddias? ?uydu: Atatürk'ün manevi k?z? ve ilk kad?n pilotumuz Sabiha Gökçen Ermeni as?ll?d?r. Bu bilgi gazetelere büyük haber olunca, Genelkurmay Ba?kanl???'ndan çok sert bir aç?klama gelmi?ti. Bir anda ortal?k kar??m??t?. Meseleyi "Atatürk'e hakaret" çizgisine kadar ta??yanlar, Sabiha Gökçen'in Türk oldu?unu ispat için çok a??r üslup seçenler oldu. Onlarca haber, kö?e yaz?s?, televizyon program? yap?ld?. Sabiha Gökçen, bir anda adeta rejim sembolü oluvermi?ti. O sembolde Türklük, Ermenilik, Cumhuriyet, Atatürk gibi herkesin kendine göre kutsiyet atfetti?i kavramlar irdelendi, sert tart??malar yap?ld?...

Bu arada soyk?r?m tart??malar?n?n tansiyonu sürekli yükseliyordu. D?? dünyada "Ermeni soyk?r?m?" iddialar? gündeme getirildikçe, iç politikada hareketlenmeler ya?and?. Konu s?cak olunca reytingleri de etkiledi. Herkes çapraz ate? (cross fire) format?na öykünüyordu adeta. Daha serinkanl? tart??malara ihtiyaç duyuldu?u halde, çat??t?rma, çarp??t?rma, toku?turma tarz? herkesin ho?una gidiyordu belki de.

Hrant Dink olay?nda yap?lan yanl??lar

Eskiler "çok konu?an?n çok sakatat? olur" derlermi?. Ermeni meselesi gibi tarihî bir olay?n sosyal ve siyasî boyutlar? üzerine çok konu?uldu, çok hata yap?ld?. Çünkü konuya vâk?f olanlar da konu?tu, konuya uzak kalanlar da. Zaten tart??man?n bir ucu yurtd???ndaki güç odaklar?yla ilgiliydi; dolay?s?yla sert tart??malar?n "i?birlikçi" suçlamas?na dayand?r?lmas? kolayd?. Böyle durumlarda daha dikkatli, daha duyarl?, daha sorumlu bir yay?n çizgisine ihtiyaç duyuluyor; ancak...

Tansiyonun çok yüksek oldu?u bir noktada o me?hur "Türk'ün zehirli kan?" tart??mas? patlad?. Yaz?n?n tahrik edici bir yönü oldu?unda ?üphe yok. O yüzden tepki de büyük oldu. Ancak yaz?n?n sahibi Dink, yanl?? anla??ld???n?, as?l maksad?n?n Ermeni diasporas? oldu?unu, onlara Türk dü?manl???ndan dolay? kanlar?n?n zehirlendi?ini; bunu söylemek isterken yanl?? bir cümle -daha do?rusu maksad?n? tam anlatamayan bir cümle- kurdu?unu söyledi ve yanl?? anla??lmaya neden oldu?u için Türklerden defalarca özür diledi?ini söyledi. Bu tür durumlarda muhatab?n samimiyet testine tabi tutulmas? do?ru de?il. Evrensel hukukun en temel ilkesi "zahire göre hükmetmek"tir. Yani, bir insan kalk?p "Ben böyle demek istemedim. Yanl?? anlamaya neden oldu?um için özür dilerim" nevinden aç?klama yap?yorsa meseleyi uzatmak do?ru olmaz. Ayr?ca kampla?man?n ?iddeti ve feci sonuçlara neden olabilece?i de dü?ünülmeliydi; maalesef bu tür riskler vaktiyle do?ru hesaplanamad?...

301. madde üzerinden aç?lan davalar, kampla?may? daha da derinle?tirdi. "Türklü?e hakaret" basit bir suçlama de?il. Üstelik sokak tahrikçileri mahkeme salonlar?n? basacak cesareti buluyordu kendinde. Ellerine yumurtay? alan küçük ama ha?in bir zümre soka?a f?rlad?. Manzara ho? de?ildi. Diyelim ki ortada "Türklü?e hakaret" diye bir durum var; buna kar?? ç?kman?n yolu yumurta avc?l??? m?yd?? Mahkeme salonlar?na ta?an bu ta?k?nl?k sadece Türk medyas?nda de?il, dünya medyas?nda da bir hayli yer ald?. Bu manzara Türkiye'nin imaj?na zarar verdi. Bu mudur "yükselen milliyetçilik"in Türkiye tan?t?m?? Dü?ünün, bir yabanc? bu manzaray? aynen ?öyle de?erlendiriyordu: "Türkiye'de birileri yaz? yaz?yor, kitap ne?rediyor; buna tahammül edemeyen baz? ki?iler, 'Adalet Saray?'n? bas?yor."

Siyasî basiretin 301. madde nedeniyle kilitlendi?i yerde hadise teknik detaya indirgendi. "Avrupa'da da bu tür yasalar var" denilerek mesele savu?turulmaya çal???ld?. "Uygulamaya bakal?m" denirken gerginli?in sadece hukukî yönü, hukukun da teknik detay? üzerinde dü?ünüldü. Oysa meselenin sosyal ve siyasi yönüne bakmak gerekiyordu. Bu gerginli?in bir bedeli vard?. Hrant Dink bu bedelin en a??r?n? ödedi. Ke?ke insan hayat?n? törpüleyen, sosyal yap?y? h?rpalayan süreç, önceden görülebilse, sezilebilseydi! Farz edin ki siyaset, çat??man?n, cinayetin ayak seslerini duymad?, medya niçin yakla?an tehlikeyi sez(e)medi? Milliyetçi söylemlerden medet uman siyasi yap?lar olabilir; çünkü milliyetçilik üzerinden dü?man üretmek daha kolay geliyor siyasi yap?lara. O yüzden 301'in ilgas? sadece hükümetin de?il, muhalefetteki partilerin de ad?m atmakta zorland??? bir konudur. Medyan?n duru?unda oy avc?l??? olmad???na göre çat??maya dayal? konularda daha makul bir yol seçilebilirdi. Ne var ki medya da sat??-pazarlama tekniklerine kurban ediyor kendini. Reyting ve tiraj saplant?s? bu tip s?cak gündemlerde itidal çizgisini zorluyor. Toplum, cinnet s?n?rlar?nda dola??rken yang?na körükle gidiliyor. Memleket t?marhaneye dönü?üyor; ancak meselenin vahameti medya merkezlerinde tam anla??lam?yor. Fâsit bir daireye mahkûm medya; öfkeyi kabartacak haber ve yorumlar yap?l?yor; ard?ndan ona verilen tepkiler köpürtüle köpürtüle bir daha haber-yoruma dönü?türülüyor. Ç?k?? yolu var m? bu k?s?r döngüden? Var!

?fade özgürlü?üne yeniden iman etmek gerekiyor. Ayk?r? fikirlere tahammül kültürünün olu?turulmas?, çok sesli medyan?n sa?duyulu yay?nlar?na ba?l?. Bir gelenek olu?turmak zorunday?z; ayk?r? dü?üncelerin nezaket içinde ifade edilebildi?i, fikirlerin özgürce yaz?ld??? ancak insanlar?n asla rencide edilmedi?i ve tahammül kültürüyle empati duygusunun kayna?t??? bir gelenek olu?turmak zorunday?z. ?u anki durum vahim. Kalemlerden kan daml?yor, yorumlardan kin s?z?yor. ?nsanlar? yaftalamak cesaret, kitleleri a?a??lamak hamaset zannediliyor. Medya çok sesli yay?nc?l???n nezaketine odaklanmad??? gibi, gazete-TV aras?nda kurulan "grup içi al gülüm ver gülüm" ne?riyat?na devam ediyor; hatta gizli sansürler yoluyla öteki bas?n gruplar? göz ard? ediliyor...

Hrant Dink cinayetine herkes bir ders-i ibret gözüyle bakmak zorunda. ?ktidar?yla, muhalefetiyle siyaset bir aynan?n kar??s?na geçmeli ve "nerede hata yapt?k?" sorusunu yöneltmeli. Sosyal bilimciler, siyasî analizciler bu vahim cinayeti vesile ederek kendi pencerelerine akseden foto?raf? do?ru okumal? ve Türkiye'nin gelece?ine dair tekliflerde bulunmal?. Tabii ki en büyük görev medyaya dü?üyor; çünkü onun hadiselere yakla??m tarz? zaman içinde ortak bir üsluba dönü?üyor.

--------------------------------------------------------------------------------

Bu örne?e dikkat!
Hrant Dink suikast?n?n ard?ndan herkes Etyen Mahçupyan'?n söyleyeceklerini merak etti. Mahçupyan hiçbir gazeteye, hiçbir televizyona demeç vermedi, vermeyece?ini söyledi. Zaman'daki kö?esine "Yüre?imi Kaybetti?im Gün" ba?l???yla bir yaz? gönderdi. Duygu yüklü bir yaz?yd?. Suikast?n elim tesiri yüzünden baz? sat?rlar?nda insan?n içini burkan bölümler de vard?. Hem bu yaz?y? hem de "Türkler" ba?l???yla kaleme ald??? sert yaz?s?n? ne?rettik; üstelik baz? bölümlerinin ac?dan kaynaklanan bir feveranla haks?zl?k içerdi?ine inanarak. Empatinin edebiyat? de?il ac?s?n? duyarak yay?nlad?k bu yaz?lar?.

Alev Alatl?, Etyen Mahçupyan'?n "Türkler" ba?l?kl? yaz?s?n? ?iddetle ele?tiren bir makale gönderdi. Mahçupyan'a kar?? çok a??r tenkitlerde bulunuyordu Alatl?. Onu da yay?nlad?k. Çünkü yaz?ya yaz?yla cevap verilir. Aslolan da budur zaten. Fikire fikirle, makaleye makaleyle, kitaba kitapla cevap vermek; i?te demokratik tahammül kültürü budur.

Yorum sayfalar?m?zda ilk defa rastlad???n?z bir hadiseden bahsetmiyorum; daha önce de birbirine z?t dü?ünceler (üstelik birbirine a??r ele?tiriler yönelterek) bu sayfada yer ald?. Öyle de olmas? gerekiyor. Bütün yazarlar?n koro halinde makale yazd??? gazete, olsa olsa beyin y?kamaya ma'tuf bir propaganda arac?d?r. Oysa siyasi konular?n tek do?rusu yoktur ve okur zekas?, yanl??? do?rudan ay?racak olgunlu?u gösterecektir. Kökleri kültürümüzün en temel referanslar?na kadar uzanan tahammül gelene?ini ayakta tutmak bu ülkenin zenginli?ini ya?atmak demektir. Bu gelenek ihya edilmedi?inde ortaya ç?kacak vahim tablonun ne denli üzücü olaca??n? geçen haftan?n ac? gündemi yeterince gözler önüne serdi maalesef.

    Makaleye Yorum Yaz        Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar


«  »