Anasayfaİletişim
  
English
Makaleler

HRANT'LI ANILAR HRANT'LA ANILAR

Cengiz ÇANDAR
29 Ocak 2007 - Hürriyet

.FÀ@="justify">Yak?n dostlar?, Hrant’? ne zaman, nerede, nas?l tan?d?klar?n? bir türlü hat?rlayamazlar. Onunla ne zaman, nas?l çok yak?n dost olduklar?n? da. Hrant Dink’le onu tan?d?ktan sonra yak?n dost olmak adeta verili bir durumdu.
Bir kaç?n?lmazl?k hali. Ve, onu sevmek; hem de çok sevmek. Bu noktada da tercih sahibi de?ildiniz. Olamazd?n?z. O sizi öylesine sever, sevgisini, dostlu?unu öyle gösterirdi ki, mecburdunuz onu sevmeye, hem de çok sevmeye.

Ben, Hrant’la ilk kez ne zaman, nerede, nas?l tan??t???n? hat?rlayanlardan?m. Ne zaman yak?n dost oldu?umuzu hat?rlamasam da. Ona zaten gerek de yok. Çünkü, o verili bir durum. Tan??t?ysan?z, iflah olmaz bir ?rkç?, kalpsiz biri, bir ?arlatan de?ilseniz, zaten tan??m?? olman?z?n kaderi a?lar?n? sizin yak?n dost olaca??n?z ?ekilde örmü?tür.

Bizi Ay?e Önal tan??t?rm??t?. 10 y?l kadar olmal?. Hatta biraz daha fazla. Tan???kl???m?z Agos’un do?um öncesine uzan?yor. Hrant’?n Agos’a hamile oldu?u dönemler olmal?. Mecidiyeköy civar?nda Ortaklar Caddesi’nde, ad? ve kalitesi Intercontinental olamad??? için sanki mahçup biçimde Interconti olan bir otelde Ay?e, beni, ortak bir Arap dostumuz, ünlü El Hayat gazetesinin Lübnanl? kö?e yazar? Haz?m Saghiyeh ile bulu?turmak istemi?ti. Haz?m’dan bir ba?kas? da vard? masada. Bakt???mda, “Bu Kürt’e benziyor; anla??lan Ay?e beni cins cins Ortado?ulularla bir araya getirmeyi tasarlam??” dü?üncesi akl?mdan geçmi?ti.

Kürt sand???m Ermeni ç?kt?. Me?erse o Hrant Dink’mi?... Onu da Haz?m Saghiyeh ile bir saat konu?tuktan ve o ayr?ld?ktan sonra ö?rendim. Kürt sand???m Hrant, söze hiç girmeden bir saat bizi dinlemi?ti. Ben kendisiyle konu?maya kalk??masam, yine de a?z?n? açaca?? yoktu.

O s?ralarda ben de onun ad?n? orada burada duyar ya da görür olmu?tum. Telaffuzu ilginç, sonu “yan”la bitmeyen, pirinç bir çana?a tokmakla vuruldu?unda ç?kan bir ses gibi “Dink” sesi kula??ma geleli beri, belle?imde yer etmi?ti.

Konu?ma, birkaç dakika içinde kar??l?kl? ?akala?maya, birbirimizi tatl? i?nelemelere dönü?tü. Ancak, k?rk y?ll?k dostlara özgü ve onlar?n kolayl?kla cesaret edebilecekleri bir ?ekilde. Sonra, “görü?elim” dilekleriyle ayr?ld?k. Sonra ne zaman görü?tük, i?te onu hiç hat?rlam?yorum. Hrant’a sorsam, eminim o da hat?rlamayacakt?r. Ama, nedense –art?k nedeni gayet aç?k- kendimizi yak?n dost sayma ruh haletine girilmi? oldu?u için, uzun süre görü?mesek de fark etmeyecekti.

Kitap gibi dostluklar vard?r ya; hani roman? okumay? kaç?nc? sayfada b?rakt?ysan?z, tekrar elinize ald???n?zda oradan devam edersiniz, öyle bir ?ey...

 

***             ***        ***

 

As?l ikimizin de asla unutmayaca?? ortak an?m?z, Amerika’n?n Michigan eyaletinde Ann Arbor’da kar??la?mam?z oldu. Hafta içinde 2002 diye yazm??t?m. 2001 olacak. Yine böyle Ocak ay?yd? galiba. Bir y?l önce, Chicago Üniversitesi’nde ba?lat?lan ve Türk ve Ermeni tarihçileri ile ayd?nlar?n? bir araya getiren Ermeni sorunu, Ermenilerin gözünde soyk?r?m? Türklere kabul ettirme toplant?lar?n?n ikincisi, bu kez, Michigan Üniversitesi’nde yap?lacakt?. Bu toplant? dizisinin üçüncüsü, 2003’te Minnesota Üniversitesi’nde, Minneapolis’te yap?ld?. Tam yola ç?kacak iken, Irak Sava?? patlad?, ona gidemedim.

Hrant’la, Ermeni sorunu ve soyk?r?m tart??malar?na ili?kin, kamuya kapal? atölye çal??malar?n?n yap?laca?? ve hepimizin kald??? üniversitenin otelinde kar??la?t?m. Kab?na s??amayan bir çocuk gibiydi. Ömründe ilk kez yurtd???na ç?km??t?. Çünkü, ilk kez pasaport alabilmi?ti. Bugün bütün dünyan?n tan?d??? adam?n, Türkiye’de, hatta ?stanbul’daki dünyas?n?n d???na, daha geni? dünyaya ilk ad?m at??? 46 ya??na denk gelmi?ti.

Kat?l?mc?lar hayli kalabal?kt?. Diaspora Ermenilerin içinde önemli isimler vard?.  Ermeni as?ll? Amerikal? iki çok ünlü tarihçi Vahakn Dadrian ve Richard Hovenessian isimleri dikkat çekiyordu. Bir de Ararat filmini henüz tamamlam?? olan Ermeni as?ll? Kanadal? tan?nm?? sinema yönetmeni Atom Egoyan’?n filmin ba?rol oyuncusu e?i Arsin Hanc?yan (Arsine Khanjian). Dört gün, sabah-ak?am birlikte olunan insanlar aras?nda mutlaka grupla?malar olur. Biz de üçlü “küçük çetemiz”i olu?turduk. Hrant, Prof. Dr. Bask?n Oran ve ben...

Bask?n benim, üniversite arkada??md?. Ann Arbor’a uçakta Hrant’la birlikte gelmi?lerdi. Hrant’?n ilk yurtd???na ç?k??? ve dolay?s?yla Diaspora Ermeni ?ahsiyetleri ile de ilk kar??la?mas?yd?. Ama, dört gün boyunca, Hrant, Bask?n ve benden olu?an “üçlü kli?imiz” hiç bozulmad?. Kahvalt?da beraberdik. Kahve molalar?nda beraberdik. Yeni evlendi?i e?iyle gelen Bask?n’? oteldeki odas?n?n önünde, Hrant’la birlikte bir sürü muziplik yap?p, odadan d??ar? zorla ç?kart?p, o dönemde bir y?ll???na Michigan Üniversitesi’nde bulunan Ahmet Altan’?n evine hep birlikte giderken beraberdik.

Bask?n, Hrant ve ben birlikteydik. Bir de ayr?ca Hrant ve benden olu?an, Bask?n’a, ancak ha?ar? yat?l? okul ö?rencilerinin yapabilece?i türden hergelelik yapmakla e?lenen “ikili klik” söz konusuydu.

Hrant’?n Ermenilerle harcayacak vakti yoktu sanki. Üstelik, toplant?larda Diaspora Ermenilerinin Türkiye’ye yönelttikleri a??r ele?tirileri en etkili gö?üsleyen de o oldu. ?kimizin kamuya kapal?, uzman kat?l?ml? toplant?larda konu?mas? gerekmiyordu. Hrant ve ben, kamuoyuna aç?k, sadece ikimizin konu?aca?? son, kapan?? toplant?s?nda konu?acakt?k. Raportör konumundayd?k. Ama kapal? toplant?lar?n birinde, bir seferinde dayanamad?; Türkiye’deki Ermenileri, Türk devletinin elinde bir tür “tutsak” diye tan?mlayan bir konu?mac?ya seslenerek, “Baksan?za siz” dedi, “Siz, y?l?n sadece bir günü Ermeni oldu?unuzu hat?rl?yorsunuz. 24 Nisan’larda. Geri kalan günlerde, Amerikal?, Kanadal?, Frans?z, ?ngiliz, Arjantinlisiniz. Biz ise her gün Ermeni olarak ya??yoruz Türkiye’de. Sadece 24 Nisan günleri unutmam?z gerekiyor. Biz 364 gün, siz tek bir gün Ermenisiniz bir y?l içinde!”

 

***             ***       ***

 

Michigan’da ikinci gün mü idi, yoksa üçüncü gün mü, Hrant, kocaman kollar?yla sard??? bir genç k?zla ç?ka geldi. Mutluluktan gözleri parl?yor, yüzü ???ld?yordu. “Bak” dedi, “Bu, benim k?z?m. Indiana Üniversitesi’nde kimya mühendisli?i master? yap?yor. Böylece bulu?tuk. Buradan birlikte Kanada’ya gidece?iz!”

Hrant’?n o kadar büyük k?z? olabilece?ini hiç dü?ünmemi?tim, “B?rak numaray?, ilk yurt d??? ç?k???nda çapk?nl?k yapmaya ba?lad?n anla??lan...” Öyle keyifliydi ki, kendinden geçmi?ti. Gerçekten de ilk çocu?u Delal, Indiana’da master?n? yapmakla kalmad?, doktoras?n? tamamlad?. Kimya Mühendisli?i doktoru oldu. Hrant, Delal’le hep övünürdü.

Geçen y?l?n May?s ay?nda, bu kez Paris’te, Türk ve Frans?z ayd?nlar?n? Fransa’n?n Türkiye’nin AB üyeli?ine ili?kin tutumu konusunda bir araya getiren bir paneller dizisinde beraberdik. Quartier Latin, bizim toplant?lar s?ras?nda 1968’den beri ya?ad??? en büyük ö?renci olaylar?yla kayn?yordu. Bir ö?le yeme?i aras?nda, Nilüfer Göle’nin pe?ine tak?ld?k. Bizi, civardaki çok özel bir Frans?z lokantas?na götürmeyi önermi?ti. Nilüfer’in yan? s?ra Asaf Sava? Akat, Binnaz Toprak ve Zafer Toprak’tan olu?an profesörler toplulu?uyla yola koyuldu?umuzda, Hrant, yine kollar? gepgeni? aç?lm??, bir genç k?z? kavram?? halde, bize iltihak etmi?ti. “Bak” dedi, genç k?z? tan??t?r?rken, “Ben bunu çok severim. Bu benim k?z?m...” Dayanamad?m, “Bana bak Hrant” dedim, “Hangi ülkeye gitsek bir genç k?z bulup, benim k?z?m diyorsun!”

Lokantada k?z? yan?ndan ay?rmad?. Yedi?i içti?i her?eyle ilgileniyordu. Üstelik k?z, bir Frans?z Ermenisi idi ve ne yiyece?ini biliyordu. Frans?zcas? olmayan, Frans?z mutfa?? konusunda da derin bir bilgiye sahip bulunmayan Hrant’?n kendisi idi. Hat?rlad???m kadar?yla, k?z?n da pek Ermenicesi yoktu. Ama, Hrant’?n ta?k?n sevgisi, birisiyle anla?mak için dile pek gerek duyurmazd?. O k?z, cenaze günü Agos’ta gördü?ümüz Isabelle idi! Hrant’?n, dünyan?n her kö?esinde bulunan, evlad? gibi sevdi?i k?zlar?ndan biriydi...

 

***           ***       ***

 

Ermenistan’a iki kez gittim. ?lki, 1995 y?l?nda, dönemin Esenyurt Belediye Ba?kan? Gürbüz Çapan, Taner Akçam, Oral Çal??lar (Cumhuriyet), Zeynep Atikkan (Hürriyet) ve benden (o dönemde Sabah) olu?an bir ekiptik. Gezimiz çok yank? yapm??t?. Cumhurba?kan? Levon Ter-Petrosyan kabul etti. Cumhurba?kan? Süleyman Demirel ile Ba?bakan Tansu Çiller’in sözlü mesajlar? iletildi. Orada, Rupert Safratsyan ad?nda çok ölçülü, efendi bir insan olan bir tarihçi ile de tan??t?k.

Aradan y?llar geçti, 2000 y?l? olabilir, TESEV’in The Marmara Oteli’nde bir Kafkasya Konferans? düzenledi. Konferans’tan bir gün önce, Ermenistan ile Türkiye aras?nda bir gerginlik olu?mu?tu. D??i?leri Bakan? ?smail Cem (Hrant’tan üç gün sonra onu da topra?a verdik) kat?l?p bir konu?ma yapacak ve Ermenistan konusuna de?inecekti. Bu nedenle Konferans’a ola?an?n ötesinde bir medya ilgisi olu?mu?tu.

Her zaman her yere oldu?u gibi, evim çok yak?n olmas?na ra?men Konferans’a geç gittim. Kahve aras? verilmi?ti. Kameralar birbirine çarp?yor, metal toku?mas?n?n sesleri aras?nda, üzerine y???lan kameralardan bo?ulacak gibi olan bir ki?iden demeç al?nmaya çal???l?yordu. Gazeteci arkada?lardan birine, “Kim o, Bakan Cem mi?” diye sordum. “Hay?r” diye cevaplad?. “Bir Ermeni”...  Me?erse, Ermenistan’dan o Konferans’a ka?lmak üzere gelmi? olan Safrastyan imi?.

“Bir Ermeni” cevab?n? duydu?um anda, gözüm, tek ba??na bir kenarda duran, bir sütuna koca gövdesiyle yaslanm??, kahvesini yudumlayan Hrant’a tak?ld?. “Yahu” dedim, “Bizimkiler hiç mi Ermeni görmediler. Baksan?za, ?urada Hrant duruyor.” Hrant, sakin bir ses tonuyla söze kar??t?: “Ben, sözde Ermeni’yim!”

 

***            ***           ***

 

Hrant’la son kez, geçen ay, Aral?k 2006’da ?nsan Haklar? Derne?i’nin “Kürt Sorununa Çözüm Yollar?” ba?l?kl? panelinde bulu?tuk. Konu?mac?yd?m ve yine geç kalm??t?m. Salona girdi?imde, Oral Çal??lar konu?uyordu. Panel masas?nda yerimi ald?m, benim konu?ma s?ram geldi?inde, bir ba?ka geciken, Hrant Dink geldi ve benim soluma oturdu. Benden ba?ka kimseyi dinleyememi?ti ve benden sonra söz ona verildi. Benim konu?mamda duyduklar? üzerine, irticalen mükemmel bir konu?ma in?a etti. Ard?ndan söz, Oral’?n sa??nda oturan Perihan Ma?den’de idi.

Perihan, kendisine özgü uslubuyla ilgi çekici konu?mas?n? sürdürürken, birden, “Örne?in Türkiye’de Ermeni sorunu da yoktur” deyiverdi ve devam etti, “?nsanlar sinmi?, seslerini ç?kartt?klar?, istedikleri bir ?ey yok. A??zlar?ndan ç?kan bir ?ey yok. Türkiye’de Ermeni sorunu yok. Türkiye’de Hrant Dink sorunu var!”

Dinleyicilerle birlikte biz, kahkahalar? koyuverdik. Hrant, sadece gülümsedi.

Geçen hafta bu sorunu da çözdük. Sorun çözüldü...

    Makaleye Yorum Yaz        Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar


«  »