AnasayfaÝletiþim
  
English
Makaleler

ERMEN? TEHC?R? VE ULUSLARARASI HUKUK? DURUM

Levent YILMAZ
31 Ocak 2007 - Radikal

="justify">Paul Ricoeur'ün dedi?i gibi, bir yanda fazla hat?ra, bir yanda fazla unutu? varsa, 'do?ru bir hat?rlama siyaseti icat etmenin de vakti gelmi?tir.' 1915'te meydana gelen 'facia'n?n ismi, hukuksal durumu ne olursa olsun, 'gerçek' tüm a??rl???yla ortada. ?tilâf devletleriyle Osmanl? ?mparatorlu?u aras?nda 10 A?ustos 1920'de imzalanan, ama hiçbir zaman yürürlü?e girmeyen Sevr Antla?mas? ise sava? suçlar? ve insanl?k suçlar?n?n uluslararas? hukuka dahil edilmesi aç?s?ndan önemli bir a?amad?r.

1*n dü?man topraklar?nda i?ledi?i suçlar?n ötesine geçilir ve bir devletin 'kendi egemenlik alan? içerisinde', 'kendi vatanda?lar?na' kar?? i?lenen suçlar?n da yarg?lanaca?? ilkesinden hareket edilir. Elbette gönderme yap?lan husus, Ermeni tehciridir. Sevr'deki bu tan?m, daha sonralar? Nürnberg mahkemelerine temel olu?turacak 'insanl??a kar?? i?lenen suçlar' kategorisinin de ilk nüvesidir. Ancak bilindi?i üzere, Sevr battal kalacak ve yerine 24 Temmuz 1923'de imzalanan Lozan Antla?mas? geçecektir.
Bu hukuksal süreçler içinde dikkati çekmesi gereken, Osmanl? Devleti'nin 1919 tarihli Divan-? Harb-i Örfi yarg?lamalar? ve sonras?ndaki süreçtir. Leipzig mahkemeleriyle benzerlik gösteren bu süreç çok karma??k oldu?undan bunu k?sa bir özetle geçmek durumunday?m:
?lk Divan-? Harp'ler 8 Ocak 1919 tarihinde, irade-i seniye ile kurulur.
30 Ocak 1919 günü 30 kadar ?ttihatç? tutuklan?r. Hüseyin Cahit, ?smail Canbulat, Kara Kemal, ?zmir Valisi Rahmi, Emanuel Karasu, Mithat ?ükrü, Hüseyin Kadri, Tevfik Rü?tü ve Ziya Gökalp tutuklananlardan baz?lar?d?r.
4 Mart 1919'da Damad Ferid Pa?a sadrazaml??a getirildi?inde ise ilk i?i subaylardan olu?an bir Divân-? Harb-i Örfi kurmak olur. Ayn? gün
Meclis-i Vükelâ'n?n ald??? karar ile memleketi sava?a sokanlar?, ?slam,
Ermeni ve Rum 'tehcir' ve 'katliam?n?' düzenleyenleri ve vatanda?? birbirini öldürmeye te?vik edenleri ve ula??m vas?talar?n? vurgun yolunda kullananlar? da muhakeme etme yetkisi verilir.
10 Mart 1919'da Damad Ferid Pa?a Kabinesi sava? sorumlusu ve 'tehcir' olay?na kar??anlardan olu?mak üzere eski bakanlar?, subaylar? ve ?ttihat ve Terakki'nin ileri gelenlerinden 66 ki?iyi tutuklar. Bunlar?n aras?nda Sadrazam Said Halim Pa?a, Musa Kaz?m Efendi, Fethi (Okyar) Bey, Abbas Halim Pa?a, Ahmed Emin (Yalman) gibi isimler vard?r.
15 May?s 1919'da Yunanl?lar ?zmir'e ç?kar, bu durum Türk ileri gelenlerinin 'Ermeni k?r?m? ve tehcirden' mahkûm edilmelerini neredeyse imkâns?z hale getirir. Ancak ?ngilizler ve Damad Ferit Pa?a ?ttihatç?lar? serbest b?rakmay? göze alamad?klar?ndan Malta sürgünü ve olas? bir uluslararas? mahkeme bir çözüm olarak belirir.
Öte yandan yurtta kalanlar için yarg?lamalara devam etmektedir.
Divân-? Harb-i Örfi 13 Temmuz 1919'da önemli bir karar verir. Bu kararda Talat Pa?a'y?, Enver Pa?a'y?, Cemal Pa?a'y?, Doktor Naz?m Efendi'yi idama mahkûm eder. Bunun yan?nda pek çok san??a da 15'er y?l kürek cezas? verilir.
12 Ocak 1920'de daha önce kapat?lan Meclis-i Mebusan'?n 80'i Kuvay? Milliyeci olmak üzere 140 milletvekili ile aç?lmas?n?n ard?ndan, 28 Ocak 1920'de yap?lan gizli toplant?da Misak-? Milli kabul edilir. Bu arada 16 Mart 1920'de ?stanbul resmen i?gal edilmi? ve Meclis ?ngilizler taraf?ndan bas?larak baz? mebuslar Malta'ya sürülmü?tür. Bu olaydan sonra Meclis ilk önce tatil edilir ve 11 Nisan 1920'de resmen kapat?l?r.
23 Nisan 1920'de ise TBMM aç?l?r.
Tam bu s?rada, 'Ermeni k?r?m?ndan san?k' olan sab?k Urfa Mutasarr?f? ve Bayburt Kaymakam? Nusret Bey 20 Temmuz'da idam cezas?na çarpt?r?l?r
ve 5 A?ustos'ta Beyaz?d Meydan?'nda as?l?r. 10 A?ustos 1920'de ise be?inci
defa sadrazaml??a seçilen Damad Ferid Pa?a kabinesi taraf?ndan Sevr Antla?mas? imzalan?r. Padi?ah VI. Mehmed bu antla?may? tasdik etmeyecek ve antla?ma battal kalacakt?r.

Lozan Antla?mas? ve genel af
Bilindi?i gibi, Mustafa Kemal önderli?indeki Kurtulu? Sava?? (ki eski ?ttihatç?lar çe?itli nedenlerle, bu direni?in içindedirler) ba?ar?ya ula??r ve 1923 y?l?nda, Lozan Antla?mas? imzalan?r. Lozan Antla?mas?, zaten hiçbir zaman yürürlü?e girmemi? olan Sevr Antla?mas?'n?n yerine geçmi?, onu iptal etmi?tir. Dolay?s?yla, bu antla?mada sözü edilen Ermeni tehciri yarg?lamalar? da yap?lmaz. Çünkü Lozan Antla?mas?'nda konuyla ilgili düzenleme, Genel Affa ?li?kin Aç?klama ve Protokol (Ek VIII) hükümleridir. Buradaki ilgimizi çekmesi gereken nokta bu VIII. ekin giri? cümlesidir: 'Do?u'da bar??? bozmu? olan olaylar?n (do?rudan 'tehcir'in kastedildi?i aç?kt?r) unutulmas? iste?ini bütün devletler payla?t???ndan' 1914 ile 1922 aras?nda siyasi veya askeri nedenlerle bu devletlerin makamlar?nca tutuklananlar, kovu?turulanlar ve hükümlüler genel aftan yararlanacaklard?r.
Bat?l? devletler, Ermeni tehcirini Lozan ile 'affetmi?lerdir.'

Nominalizm ve gerçeklik
Bu noktada söylenmesi gereken ?ey ?udur: Tehcir yarg?lamalar? Nürnberg'e giden yolda, uluslararas? hukuk geçmi?inin önemli ad?mlar?ndand?r. Bir de bu söze e?lik etmesi gereken 'fantastik' bir senaryo vard?r, ki dü?ünmemize yard?m etmesi aç?s?ndan varsay?msal bir soruyu sormay? gerektirir: 2. Dünya Sava?? sonras?nday?z, müttefiklerin askeri Nürnberg yarg?lamalar? bitmi?tir. Ancak, Hitler'e siyasi fikirleri itibar?yla uzak olan bir general, tamamen vatansever ve milliyetçi nedenlerle i?gale kar?? 'direni? harekât?' ba?latm?? ve Nazi partisinin kimi orta s?n?f örgütünü de yan?na alarak (s?rf siyasi ç?kar gözeterek) yeni bir 'Alman Kurtulu? Sava??' ba?latm??t?r. Ve bunun sonucunda, müttefikleri Almanya'n?n sava? öncesi s?n?rlar? d???na itmeyi askeri olarak ba?ar?r ve bu yeni durum sonucunda yeni bir bar?? antla?mas? imzalan?r ve Nürnberg mahkemelerinin kararlar? geçersiz say?l?r. 1939-1945 aras?ndaki tüm sava? suçlar? ve 'insanl??a kar?? i?lenmi? suçlar' genel affa u?rar. Böyle bir senaryo olmu? olsayd?, ne diyecektik? Yahudilere ili?kin katliam 'olmad?' m? diyecektik? Yoksa 'katliam' oldu?u söylenecek, Almanya bunu reddedecek, BM'de de 'Soyk?r?m' sözle?mesi kabul edilmeyece?i için, 'soyk?r?m' diye bir ?ey de bilinmeyecek miydi? Bu senaryo, do?rudan, nominalizm tart??mas?d?r (Einstein ile Tagore, dünyan?n ona dünya ismini vermeyenlerden önce 'gerçek' olup olmad???n? tart???r) ve II. Dünya Sava?? Almanyas? ile I. Dünya Sava?? Türkiyesi aras?ndaki tek fark, Türkiye'nin milliyetçi direni? hareketinin ba?ar?ya ula?mas?, yani 'sava??n' kazan?lm?? olmas?d?r. Almanya ma?lup olmu?tur ve Nürnberg'de suçlular hüküm giymi?tir. Oysa, genç Türkiye Cumhuriyeti sava?? kazanm??t?r ve 1914-1922 aras?ndaki tüm suçlar 'affedilmi?tir'.
Bu noktada, 'soyk?r?m' olmad? demek mümkün müdür? Mantova'daki Gonzaga Saray?'n?n bir odas?n?n tavan?n? bir labirent, labirentin içini de bir yaz? süsler: 'Forse che si forse che no.' Yani 'Belki evet, belki de hay?r'. Ermeni k?taline 'soyk?r?m' demenin anakronizm oldu?u söylenebilir. Ancak, tarihçinin sorumlulu?u i?te bu nominalist tart??may? a?arak, hadiseleri anlama ve yorumlama noktas?nda ba?lar. Daha sonralar? 'soyk?r?m' sözle?mesinde aç?kça tarif edilecek eylemler 1915 y?l?ndaki tehcir s?ras?nda olmu? mudur? Yahudi soyk?r?m? ile Ermeni k?r?m? aras?ndaki farklar nedir? Sorular ço?alt?labilir. Ancak, uluslararas? hukuk aç?s?ndan bir 'gerçek' de ortadad?r. Bu 'k?tal', Lozan'a imza atan tüm devletler taraf?ndan 'affedilmi?tir'. Tarihi hep galipler mi yazar? Bu nokta, jenositolog Vahakn Dadrian'?n da elemle vurgulad??? bir noktad?r: 'Lozan Bar?? Antla?mas?'na sokulan bir genel af ko?uluyla 20'nci yüzy?l?n ilk büyük soyk?r?m? unutulmaya b?rak?lm??t?r' (Dadrian, Türk Kaynaklar?nda Ermeni Soyk?r?m?, Belge Yay., s. 383). Nominalizm tart??mas? sonsuza kadar sürebilir: Evet, 'soyk?r?m' kavram? daha sonra icat edildi, geriye yürütülemez, hem Lozan'da genel af ilan edildi, 'soyk?r?m' için yarg?lama gerekir vs. vs., denebilir, ancak, bunlar?n tarihçi için bir anlam? olmad??? gibi, münevver aç?s?ndan da Walter Benjamin'in sözü
tüm a??rl???yla önümüzde durmaya devam edecektir: 'Ancak geçmi?teki k?y?mlar?n kefaretini ödemi? bir insanl?k bugününe sahip ç?kabilir.' Hrant Dink'in öldürülmesiyle, bugünümüze sahip ç?kma umutlar?m?z büyük bir darbe ald?. Ama 'tarihçi' görevini görmeye, yani soru?turmaya, ara?t?rmaya ve hadiseleri anlay?p yorumunu yapmaya, tam da bu yüzden, devam etmelidir ve in?allah, edecektir de... Tarihçi 'kazananlar?n' yazd??? tarihi de?mek, ara?t?rmak ve do?ruya ula?mak amac? ta??m?yorsa, 'nominalizm'e teslim olmu?sa, zaten ölmü? demektir. 1915'te olanlar sözgelimi 1958'de olsayd?, olanlara ne diyecektik?
Paul Ricoeur'ün de dedi?i gibi, bir yanda fazla hat?ra, bir yanda fazla unutu? varsa, 'do?ru bir hat?rlama siyaseti icat etmenin de vakti gelmi?tir'. 1915'teki 'facia'n?n ismi, hukuksal durumu ne olursa olsun, 'gerçek' tüm a??rl???yla ortadad?r. Ama gerçek, TBMM'nin ç?kard??? yeni ceza kanununun 305. maddesinin gerekçesinde yaz?l? olan 'gerçek' de?ildir. O gerekçedeki gerçe?i teyit etmeye çal??anlara, yani 'ak?llar?n? tutturanlara' biz ne 'tarihçi' ne de 'münevver' diyoruz. Al?n size bir ba?ka 'nominalizm' tart??mas?...

    Makaleye Yorum Yaz        Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar


«  »