AnasayfaÝletiþim
  
English
Makaleler

KARABA??IN ??KESTES? 3

Cazim GÜRBÜZ
28 Þubat 2007 - Yeni Ça?

!ßé°€="justify">Cazim Gürbüz 15 y?ld?r Ermeni i?gali alt?ndaki soyda?lar?m?z?n dram?n? yazd?.

Ð7Da??’nda Karaba?’? görmek
Önce Adil’i vurdular, sonra Kemal’i... Ormanda Belk?s Kar?’y? da vurduklar?n? duydum, çocuk isabet almam??... Ko?tum ormana. ?ki gün iki gece arad?m Semaye’yi. Sonunda cesedini buldum. Kur?un yaras? yoktu. Donarak ölmü?tü... Yavrum kar içinde emekleye emekleye dola?m??, sonra da donarak ölmü?. Ufac?k elleri dikenler içindeydi...


Azerbaycanl? Yusuf  Vezir Çemenzeminli’nin 27 dile çevrilmi? ünlü roman? Ali Ve Nino’da, 1914-1918 y?llar?n?n Azerbaycan’? ve bir bölümünde de Karaba? anlat?l?r. O y?llara ili?kin, tarih kitaplar?n?n yazmad???; tarihsel ve toplumsal birçok ilginç gerçek ve olguyu, bu romandan ö?renmek mümkündür. Bu roman?n sözü edilen bölümlerini biraz okuyal?m :
   “Ünü dünyay? sarm?? ecdad?m?z, daha da büyük ve ba?kalar?n? deh?ete dü?ürecek bir nam salmak için bu topraklara ayak bast??? zaman ’Kara bak!... Orada kar var!..’diye ba??rm??. Fakat daha sonra balta girmemi? ormanlar? görüp ’Karaba?’ demi?ler ve memleketimizin ismi Karaba? oluvermi?. Daha önceleri bu yerler Sünik, ondan önceki dönemlerde de Agvar diye bilinirmi?. ?imdi a?am, bilesin ki bizim memleketimiz, çok eski ve ünlü bir memlekettir.
(...) ?u?a’ya varal? be? gün olmu?tu. Nino’nun gelmesini bekliyordum. Bu süre içinde yerli halktan, neredeyse gelmi? geçmi? bütün kahramanlar?n ?u?a’l? oldu?u konusunda bir sürü  hikâye dinledim. ?ehrin bahçelerini dola??yor ve camilerin minarelerini seyrediyordum. ?u?a mümin bir ?ehirdir. Buradaki cami ve kiliseler altm?? bin nüfusa  yetecek kadard?. ?ehir kenar?nda say?s?z kutsal mekân vard? ki bunlar?n en me?huru, evliya oldu?u iddia edilen Sar? Bey’in mezar? ve iki a?ac?yd?. Her ?eyle övünüp duran Karaba?l?lar, daha ilk gün beni bu evliyaya da götürmü?lerdi.(...) Kutsal mezar?n üzerindeki a?açlara dokunmak yasakt?. Bu a?açlar?n tek bir yapra??n? dahi koparan insan, an?nda felç olurdu. Sar? Bey, i?te böyle keramet sahibi biriydi!
(...)  Sonra da Karaba? atlar?n? methetmeye ba?lad?lar. Onlar?n memleketinde her ?ey güzeldi, fakat en güzel ?ey Karaba? atlar?yd?. ?ran ?ah? A?a Muhammed Kaçar, bir Karaba? at?na kar??l?k bütün haremini verebilece?ini söylemi?mi?.”
Çemenzeminli, Karaba?’daki halk edebiyat?na dair de; ilginç, çarp?c? ve önemli bilgiler veriyor:
“Karaba?’da hemen hemen her köyün yerel ozanlar? vard?r; bunlar k???n yeni ?iirler yazmakla me?gul olur ve baharda halk?n aras?na ç?karak kulübelerden saraylara kadar her yerde kendi na?melerini söylemeye ba?larlar. Fakat  bu köylerden üç tanesi, tamamen â??klar?n oturduklar? köylerdi ve Do?u’da çok eski zamanlardan beri edebiyata kar?? gösterilen büyük ilginin ho? bir tezahürü olarak yerel idareciler buralar? vergiden muaf tutuyorlard?. Ta?köy, i?te bu köylerden biriydi.”
Çemenzeminli’nin Ta?köy’de gördükleri oldukça ilginç. ?ki â??k at??m??lar burada, birbirlerine Aras üzerindeki dolunay?n neye benzedi?ini sormu?lar. Biri sevgilinin cemaline benzetirken, öbürü “hay?r” demi? “?ehit olmu? bir askerin kalkan?na benziyor”. At??ma sonunda birinci ilan edilen â??k, ötekinin saz?n? alm?? elinden, gelgelelim  hiç memnun de?ilmi? bu durumdan, roman kahraman? Ali Han’a,  “Eskiden galip, ma?lubun kellesini bile uçurabilirdi, ?imdi ?iir u?runa kan ak?t?lmas?n? kabul edecek insan nerede?”  diye yak?n?yormu?. Yazar diyor ki son olarak: “Â??k aya?a kalkt? ve çekip gitti. Yapayaln?z, asabi ve suskundu. Karaba?’?n ye?il cenneti içinde, yaln?z bir kurt gibiydi.”
Çemenzeminli’nin roman?ndan son olarak ?sa Bula??’n? okuyal?m:
“?sa P?nar?, kendi ta? yata??nda ??r?lt?yla akmaktayd?. P?nar?n çevresindeki a?açlar, yüzlerini semaya çevirmi? yorgun azizleri and?r?yorlard?. ?u?a, tepelerin arkas?nda saklanm??t?. Do?u’ya gittikçe Karaba?’?n tarlalar? yava? yava? çöle dönü?üyordu. Bu çöllerden, sahran?n yak?c? solu?u ve Zerdü?t’ün ate?i esiyordu. Etraf?m?zdaki ormanda tek bir yaprak bile k?p?rdam?yordu. (...) Yakt???m?z ate? sanki bu kutsal yerde daha önce yak?lm?? olan ate?lerin halefiydi. Ben, ate?in çevresine dö?enmi? renk renk hal?lar?n üzerinde dinlenen Gürcülerle bir arada oturmu?tum.  (...) U?aklar p?nardan su getirdiler. ?nsan bu sudan içtikten sonra, doymak bilmeden istedi?i kadar yemek yiyebilir. Çünkü ?sa P?nar?’n?n suyu da Karaba?’?n bitip tükenmeyen mucizelerinden biridir.” 

Ali ve Nino roman?nda anlat?lan ilginç Karaba?
Karaba?’?n  do?as?n? ve bulaklar?n? bir de Azerbaycan Yazarlar Birli?i Ba?kan? Anar R?za’dan dinleyelim. Karaba? kökenli bir aileden geliyor Anar. 1993 y?l?nda bir Türk Üniversitesi’nde ö?retim üyeli?i yapmak üzere Türkiye’ye gelen Kerim’in ba??ndan geçenleri anlat?yor Otel Odas? adl? öyküsünde. Öykünün kahraman? Kerim, Bolu Da?? ile Karaba? aras?nda ba?lar kuruyor (Anar/Seçme Öyküler-Kültür Bakanl??? Yay?n?):
“Bir de ?tr?ndan Mürsel Day?... Allah rahmet eylesin sana. Ihlamurun kokusu, Mürsel Day? elli y?l sonra burada Ankara-?stanbul otoyolunda May?s’?n ortas?nda gelip buldu beni, an?lar?ma can verdi. Kaç y?l oldu rahmete gitti?in Mürsel day?? Senden sonra pek ya?amad? Semaye Teyze... Bir bilsen neler neler geldi ba??m?za.
Büyüdü Kerim. Sonra birkaç kez Laçin’e gitti, Sar?baba Da?lar?’na, K?rkk?z Yaylas?’na, Karagöl’e ç?kt?. Oralar?n yer adlar? ?imdi kula??na f?s?ldan?yor gibi: Ya?l?bulak, K?z?lkaya, Keçili Da??, Peri Ç?ng?l?, A??r Kayas?, ?i? Kaya, Da?l? Yurt, Kotan Kayas?, Eyvazl? Da??, Novlu Bula??... ?imdi hepsi Ermeni i?galinde...
?u?a’yd? buras?...
Saatine bakt?; daha otobüsün kalkmas?na on dakika var. Duvar? caml?, akvaryuma benzeyen lokantadan ç?kt?, gezinmeye ba?lad?. Hava iyice ayd?nlanm??. Namaza gidenler lokantada bir masan?n çevresinde toplanm??lar.
Kerim lokantadan ç?k?nca sa?a sapt?. Dinlence yap?lar?yla mescit aras?ndaki bo? arsada yürüdü. Arsan?n k?y?s?ndan a?a??ya göz att?. S?k a?açlar?n aras?nda, uçurumun dibinde akan dere, bir görünüp, bir yitiyor. Görünmüyor, yitiyor, çünkü uçurumun en derin yerinden yukar?lara dek yol sal?nm?? ve dereden yükselen sis dalga dalga yükselerek yer yer görüntüyü engelliyor. Sis kimi yerlerde durgun, bir dö?eme, bir hal? gibi. Kimi ba?ka yerlerde de bacalardan yükselen duman gibi burula burula gö?e t?rman?yor.
Kerim yan?ndaki a?ac?n yapraklar?n? ok?ad?. Yapraklar ?slakt?. Sabah çiyinden de?il, sisten ?slakt?.
Ankara-?stanbul aras? yolunda ’Varan’ otobüslerinin yolcular?n?n dinlendikleri durak de?ildi buras?, ?u?a’yd? buras?. A?a??da üzerini sisin örttü?ü uçurumun dibinde akan, ?ar?lt?s? buraya ula?mayan Da?alt? Çay?’yd?.  Uçurumun her iki yamac?na yerle?en orman da Tophane orman?yd? ve o, yani Kerim ?imdi ?ahnezer ?lçesi’nin giri?inde durup sa??na Kirs Da??’n?n zirvesine bakt?, sonra, sonra Erimgeldi yönüne ve daha öteye Ba?r?kan Da??’na... Etimolog bir dostundan duymu?tu, bu da??n as?l ad? Ba?r?kan de?il, Po?ra Han’m??...
?imdi ?u top top, didik didik sis de ?u?a’n?n sisiydi. E?er ?u sisi olmasa, o k?y?da sivri yamaçta, ?brahim Han’?n s???na?? da görülebilecekti. Sis çekilirse, K?rkpilleken’i de bulabilecek ve ad?m ad?m uçurumun dibine inip, Da?alt?’n?n köpüren suyundan içecekti. ?sa Bula??’n?n suyundan da içer... ?sa Bula??’n?n suyunun tad? bir ba?ka, Sülemna Bula??’n?nki ba?ka. Bir de Tur?su var ?irlan’da... ?u?a’daki p?narlar? birer birer an?msamaya ba?lad?; adlar?n? ve tadlar?n?. Saks? Bulak, Yast? Bulak, Çar?k Bulak. Sekili Bulak.
Geçmi?e yolculuk...
Kah?rland?. (...) Anas?n? dü?ündü. Be? y?l önce vefat etmi?ti. Belki de iyi bir zamanlama, ?u?a’n?n bugünkü tutsakl???na katlanamazd? çünkü. Kerim’i ?u?a’da do?urmu?tu. ?u?a’ya folklor ara?t?rmas?na gelmi? olan babas? Esger’le orada tan??m??, orada evlenmi?ti. Dü?ün ?u?a’da olmu?, ?sa Bula??’nda çal?p oynam??, han ve Zülfü okumu?tu dü?ününde.
‘Dedemin ninemin mezarlar? da ?u?a’da, Mürsel day?’n?n, Semaye teyze’nin de.’
?u?a, damla damla, burcu burcu, Kerim’in gönlünde canland?kça, Kirs Da??’ndan esen serin esinti de sanki saçlar?n?, yüzünü ok?uyordu. Çobanaldatan ya?murunun pat?r pat?r ya?an iri damlalar? ?slat?yordu onu ve kökotlu, karteperli, kadifemsi çay?n?n ahududu reçelinin tad?n? duyumsuyordu dama??nda. Hem de ilkbaharm?? gibi çiçeklenen i?de a?ac?n?n, ?hlamurun, yarpuzun kokular? geliyordu burnuna. Ve kula??na Han K?z? ba??ndan Kadir’in ’mensuriye’ezgisi ula?makta. Yani ?u?a’y? her be? duyusuyla ya??yordu.
Tam bir y?l olmu?tu...
Semaye teyzenin bir o?lu, iki k?z? kalm??t?. Adil, Zarife, ve Latife. Zarife Bakû’da oturuyordu. Latife’yle Adil, Hocal?’da. Bir kez Kerim’in anas?n? görmeye geldiler, ondan sonra da hiç gözükmediler. Birbirlerini yitirdiler ve görü?emediler.
Tam bir y?l önce, gününü bile an?msar, 20 May?s 1992’de Kerim’in Bakû’da Musabekov ?lçesi’ndeki evinin kap?s? çal?nd?. E?ikte tan?mad??? bir kad?n duruyordu. Zay?f, solgun, sanki bo?ulup da kararan yüzünde insan hayaline s??mayan s?k?nt?lar?n, ac?lar?n izleri olan bir kad?n.
’Kerim tan?mad?n m?? Ben Latife! Mürsel Ki?i’nin k?z?.’
Hocal? felaketini duyar duymaz, kerim, Zarife’ye telefon etmi?ti. Kom?ular?, ’Zarife’ye inme indi’ dediler, ’Konu?am?yor, Hocal?’dakilerdense haber yok! Herhalde hepsi helâk olmu?... Ama Latife sa?m??.’
Kerim, Latife’yi içeri ald?. Latife girdi, oturdu, suskundu.
’Zarife nas?l?’
’?imdi biraz iyice. Yava? yava? heceleyerek konu?maya çal???yor.’
Kerim ikircimli birkaç soru daha sordu, sonra ’Adil?’demek istedi. Latife’nin yüzünün çizgileri donukla?m??t?, heyecans?z ve cans?z bir sesle yan?tlad? onu:
’Adil’i Ermeniler vurdu’ dedi. ’Adil ve Kemal’i’ sonra ekledi, ’Çocuklar?n babas?n? diyorum. Çocuk derken, yani tek bir k?z?m vard?, onu da öldürdüler... Üç ya??ndayd?...’
Dipsiz, dertli bir sessizlik çöktü aralar?na.
Kerim, Latife’ye bak?p bak?p dü?ünüyordu. Üzgünün ad? an?tla??rsa, ?u kad?n? heykeli olmal?yd? bu. Daha do?rusu Latife’nin kendisi canl? bir heykeldi. Yok edilmi? olan ailenin, tahtaya, ta?a, pirince dönü?en ’Üzgü An?t?’. Yine de dingin, hiçbir ?ey ifade etmeyen bir sesle konu?maya ba?lad?.
Bizi kand?rd?lar...
‘Hocal?’y? terk etmemiz için Ermeniler dört gün süre tan?d?lar bize. Kand?rd?lar bizi. ?ki üç saat geçmeden üzerimize ate?ler ya?d?rd?lar. Bu yetmezmi? gibi, bizimkiler de aldatt? bizi. Biz kad?nlar olarak, may?n tarlas?na girecek, kendimizi feda edip may?nlar? patlatacakt?k, tanklar?m?za yol açal?m diye. B?rakmad?lar, kand?rd?lar bizi. Kemal, ’Sen Belk?s Kar?’yla köyden ayr?l’ dedi. ’Biz burada kalaca??z. Sonuna dek sava?aca??z.’. Kabul etmedim. Ufakl???, k?z?m Semaye’yi diyorum, Belk?s Kar’?ya b?rakt?m, ona göz-kulak olmas?n? istedim. Kendim kald?m. Önce Adil’i vurdular, sonra Kemal’i... Ormanda Belk?s Kar?’y? da vurduklar?n? duydum, çocuk isabet almam??... Ko?tum ormana. ?ki gün iki gece arad?m Semaye’yi. Sonunda cesedini buldum. Kur?un yaras? yoktu. Donarak ölmü?tü... Yavrum kar içinde emekleye emekleye dola?m??, sonra da donarak ölmü?. Ufac?k elleri dikenler içindeydi. Oturdum dikenlerin hepsini teker teker ç?kard?m. Mezar?n? kaz?p gömdüm yavrucu?umu...’
‘Say?n yolcular, lütfen otobüsteki yerlerinize geçin. Otobüsünüz kalkmak üzeredir.”

    Makaleye Yorum Yaz        Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar


«  »