AnasayfaÝletiþim
  
English
Makaleler

AKDAMAR?DA TIKANDILAR

Arslan TEKÝN
05 Mart 2007 - Yeni Çağ

="justify">Kültür ve Tturizm Bakanlığının işlerine akıl sır ermiyor, Van Gölü içindeki Akdamar Kilisenin tamir ettirdiler. Çok iyi... Bizim eserimizdir; başkalarının değil...

vana" size="2">Kültür Bakanlığı nedense Taşnakçıları memnun etmek için çaba gösteriyor; Akdamar Kilisesini yeni hâliyle 24 Nisan 2007’de açmaya kalkıştılar. Hem de 24 Nisanı Ermenilerin  “soykırım günü” ilân ettiklerini bildikleri hâlde... Belki inadına, bu tarihte açalım, bizim kimseyle bir alıp veremediğimizin olmadığını gösterelim, diye düşünmüşlerdir.

Kültür Bakanlığı eğer böyle düşünmüşse daha vahim... Kendisini başkalarına endekslemiş demektir; açıkçası iradesizliktir bu...

Sonra açılış gününü 11 Nisan’a aldılar. O tarih de Rumî-Milâdî takvim farkıyla  “soykırım günü” ilân ettikleri günle aynı idi.

Hrant Dirk bunu gazetesinde hatırlatmış ve hatta bizim gazetenin de logosunu koymuştu. (H. Dink’in çıkardığı gazetesinin son sayısıydı ve bütün televizyonlarda bu sayı gösterildiğinde gazetemizin logosunu da görüyordunuz. Gazetemizde Kültür Bakanlığının kararı tenkit ediliyordu.) Öyle olunca Bakanlık 11 Nisan gününden de vazgeçti.

Bu defa 15 Nisanda açılacağı duyuruldu. Nisan inadını bir türlü aşamamışlar, derken yeni bir tarihle karşımıza çıktılar: 29 Mart. Üstelik Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da açılışa geleceğini belirtmişler ama Başbakanlık o tarihte Erdoğan’ın gitmeyeceğini açıkladı. Muhtemelen yine tarih değiştireceklerdir.

***

Niye açılışı bu kadar önemsiyorsunuz? Neyi ispat etmek istiyorsunuz?
Bize ait olan, geçmişte Ermenilerin ibadet ettiği bir kilise restore edilmiştir. Hepsi bu...
Tarihî eserler insanlığın malıdır ama daha önce, bulunduğu ülkeye aittir. Nerede bir tarihî varsa ve bu eserler yıkılmak isteniyorsa karşısına dikilmeliyiz.

Kars’ta Arpaçay kıyısında Ani Harabeleri de yıkılmaya yüz tutmuştur. Kaç sene önce gitmiş, Türkiye’nin bu sayılı harabelerini görmüştüm. İçler acısıydı. Öyle bir yerde ki nehrin öbür tarafı Ermenistan... Mesafe 100-200 metre... Ve hemen karşıda Ermeniler kum ocağı açmışlar, dinamit patlatıyorlar. Üstelik çevre dokusunu da boşmuşlar. Tabiat harabalerle bütünleşmiyordu. Ben yazdım, sonra başkaları da yazdılar.  Yakın zamana kadar bu kum ocağı meselesi yazılıp duruyordu.
Ani Harabelerine el atıldı mı, bilmiyorum. Bir zamanlar yine Hrant Dink bu işte de kendisini göstermiş ve Ani Harabelerinin restorasyonu için Ermenistan’dan uzmanlar getirilmesini istemişti. Ben o zaman yazmıştım: Sana ne oluyor? Bu eserler bizim; birinci derecede bizi alâkadar eder. Ermenistan’la bağlantısını kuramazsın. Eski bir Ermeni şehri diye düşünürseniz, niyetiniz sorgulanır. İçinde Selçukluların Anadolu sahasında kurdukları ilk cami de bulunmaktadır. (Eğer haber doğruysa Kültür Bakanlığı restorasyona bu camiden başlayacakmış. Çünkü Ermenilerin kum ocağına en yakın kısımdadır cami ve her dinamit patlamasında gövde biraz daha titremekte ve yıpranmaktadır.)

Kimse, bakın Ermenilerin eseri Akdamar’ı tamir ettik diye övünmesin. Biz kendi eserimizi gezilecek, görülecek hâle getirdik, ilim adamlarının araştırmalarını kolaylaştırdık... Mesele budur.
Teklifim şu: Akdamar için tören düzenlemeyin... Valilik kendi çapında birşeyler yapsın, sonra hangi ülkeden gelirlerse gelsinler; herkes gezsin, görsün, araştırsın...

Bunları yazarken aklıma geldi: Turizm ve Kültür Bakanlığı, Türkiye sathında eski eserlerin mutlaka envanterini çıkarmıştır. Hangilerinin ihya edileceğini de biliyordur. (Bilmesi lâzım diye düşünüyorum, ama Türk’ü katil ilân edeni  “bizim yazarımız” diye dünyaya tanıtmaya kalkışmaktan hakikaten bizim olan eserlerle ilgileniyor mu acaba?)

Bakanlık tarihî eserlerin ihyâsı için bir öncelik sıralaması yapmış mıdır?

    Makaleye Yorum Yaz        Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar


«  »