!áH€ ="justify">
Cumhuriyet'in kurulu? döneminde üretilen resmi söylemin en önemli aya?? muhakkak ki 'geriye do?ru' bir bak?? içinde yaz?lan ve gerçeklikle pek ba?lant?s? olmayan tarih anlat?s?yd?.
Gelinen noktan?n ya?anm??l?ktan kopart?larak idealize edilmesini hedefleyen bu yakla??m, Anadolu halk?n? bir anda Orta Asya'ya ba?lam??, tarih e?itimini hiçbir temeli olmayan bir göç haritas? üzerinde in?a etmi?; bu arada da Osmanl?'dan gelen süreklili?in üzerini olabildi?ince örtmü?tü. Böylece tarih, geçmi?i bir perdenin ard?ndan ancak 'hissetti?imiz', duygusal ba? kurarak içselle?tirdi?imiz bir alan haline getirildi. Milliyetçili?in resmi ideoloji içindeki kritik i?levi nedeniyle de söz konusu duygusall?k bir milli hamaset olarak kal?pla?t?. Sonuç ne tarihin 'ne oldu?unu' ne de kendi tarihini bilen bir toplumdu... Bugün tarihçilerin bile 'tarih' olarak aktard?klar? ço?unlukla bir tür masald?r. Anekdotlara, belirli ki?ilerin karakter gücüne dayanan, emsal al?nmas? beklenen ahlaki hikayeler, bu alandaki alg?n?n özünü olu?turmakta hâlâ...
Toplumun tüketti?i geçmi? böylesine masalla?t?kça, tarihin do?al olarak sahip oldu?u karma??kl?k, çeli?kiler ve tutars?zl?klar da silikle?mekte; kar??m?za her biri son derece tutarl? ?ablon karakterlerin sürükledi?i iradi bir olaylar dizgesi ç?kmakta. Böylece bir yandan karakterlerin iç zenginli?i veya insani zaaflar? ortadan kalkarak tarih iyiler ile kötülerin mücadelesine indirgenmekte. Di?er taraftan toplumsal ve siyasi olaylar da çoklu bir belirlenme halinin uzant?s? olarak de?il, sanki önceden tasarlanm?? iradi bir plan?n hayata geçmesi olarak anla??lmakta. Bu gerçek d??? dünya, gerçek eylemlere izin vermedi?i için bizleri s?kl?kla zora da sokuyor. Örne?in Mustafa Kemal'in kad?n elbisesi giyerek arka kap?dan ç?k?p gitti?inin yaz?lmas? 'hakaret' olarak alg?lanabiliyor, çünkü bizim hayalimizdeki Mustafa Kemal'in böyle bir ?ey yapmas?n? havsalam?z alm?yor. Sonuçta gerçek Mustafa Kemal'i bir yana b?rak?p, resmi ideolojinin bizler için çizdi?i bir ?ablondan hareketle hayali bir Mustafa Kemal üretiyor ve buna da 'tarih' diyoruz... Ayn? ?ekilde toplumsal ve siyasi olaylar? çevreleyen çok aktörlü, de?i?ken ve tesadüfi belirlenme sonucu ortaya ç?kan durumlar? da kavramakta zorlan?yor, sanki gerçekli?in karma?as?ndan rahats?z oluyoruz. Dolay?s?yla her ?eyi 'komplo' olarak görmek i?imize geliyor, gerçekli?in komplolar sayesinde üredi?ini varsaymay? ye?liyoruz. Bu yakla??m?n güçlü olanlar?n iradesini abartt??? ölçüde otoriter zihniyeti peki?tirdi?ini, bizleri vatanda? olma bilincinden uzakla?t?rd???n?, toplumlar? devlete biat eden ki?iliksiz güruhlar olarak alg?larken kendimizi de a?a??lad???m?z? fark edemiyoruz...
Ermeni meselesi gibi Anadolu tarihi aç?s?ndan son derece belirleyici olan ve ancak tarihsel süreklilik içinde kavranabilecek konular? komplo mant??? içinde 'd?? güçlerle' i?birli?i yapan 'iç güçlerin' ihanetine indirgerken, üretilen yapay söylemi de gerçek tarih san?yoruz. Tabii ki o dönemde Avrupal? büyük güçler Osmanl? az?nl?klar?n? korumaya soyunmu?lar ve tabii ki Ermenilerin içinde de bir bölüm insan onlar?n yanda?? olarak siyaset yapm??t?. Ancak e?er bunlar 'niçin' olmu?tu, bu insanlar 'niçin' böyle davranm??t?, böyle davranmayanlar nas?l bir tutum içindeydi ve bütün bunlar olurken devlet ne yap?yordu diye sormazsak, bu meseleyi de gerçek tarihsel ba?lam? içinde anlayamay?z. O zaman devletin tutumunu hakl? ç?karmak u?runa bir söylem üretmek zorunda kal?r, tüm bir cemaati hain yapar, hepsinin isyan etti?ini ve katliam yapt???n? söyler, farkl? tarihlerde olan olaylar? iç içe geçirerek hayali bir 'denge' üretmeye soyunuruz. Ne yaz?k ki buradan da 'tarih' de?il olsa olsa 'masal' veya 'ninni' ç?kar...