!á½ p="justify">Geçen hafta, Fransa parlamentosunun ilk meclisinde kabul edilen yasa tasar?s?, ba?ka hukuki giri?imleri de tetikleyebilecek gibi görünüyor.
TBMM'de, farkl? milletvekillerince aylar önce verilen baz? yasa tekliflerinin kabulü veya bunlara yenilerinin eklenmesi ya da tümünün birle?tirilmesiyle, benzeri yasalar?n Türkiye'de de kabul görüp görmemesi geçen hafta tart???ld?. Bu, hâlâ tamamen sönmü? görünmese de, en az?ndan hükümetin aç?k bir deste?inden yoksun kald??? anla??ld?. Fakat ba?ka giri?imler de sökün etmeye ba?lad?.
Her ?eyden önce, tarihe yasalarla bakmay? zorunlu hale getiren, Fransa'daki bu saçmal??? benzeri bir tepkiyle kar??lamak akl?n kabul edebilece?i bir ?ey olamazd?. Kald? ki, zaten 20. yüzy?l ba?lar?nda bu topraklarda meydana gelen insani ac?lar?n, güya 'denkle?tirici' (retributive) bir adalet anlay??? ba?lam?nda kotar?lan misilleme yasalar?yla tart???lmas? veya tart???lmas?n?n engellenmesi, sadece trajikomik bir durumdur.
Fransa'da yürütülmesi önerilen 'aktivizm' çabalar?n? da, gerçek insan haklar? aktivizmi ruhuyla ba?da?t?rabilmek mümkün de?il. Çünkü, bir gerilimin taraflar?ndan birine kar??, bunun savundu?unun tamamen z?dd? beyanlarla yüklenmek, asl?nda ayn? ipte oynamaktan farks?z bir durum. Bu tav?rlar?n her ikisinde de, insan? ve onun ac?lar?n? görme çabas?ndan çok, gücün konsolidasyonu belirgin bir hal al?yor. Bu nedenle, Fransa'da, bu yasa yürürlü?e girdikten sonra, oralara gidip veya orada ya?ayan Türkleri ve hatta Frans?zlar? te?vik ederek, 'Hay?r, soyk?r?m olmam??t?r!' nidalar? atmak, böylece kendi haklar?nda bir mahkûmiyet yolunu açarak, bu yasay? sorgulan?r k?lmak bir görü? elbette. Ancak, Türkiye'nin yurtta?lar? olarak, gerçekten istedi?imiz böyle bir halat çekme yar??mas? m??
Ayn? yakla??m biçimi, bu yasa tasar?s?n?n ifade özgürlü?ünü ihlâl etme olas?l???na ba?l? olarak, Avrupa ?nsan Haklar? Mahkemesi önünde Fransa'ya kar?? bireysel davalar aç?lmas? önerisinde de kendini gösteriyor. Bu giri?imi, bireysel ba?vurular yerine, Avrupa ?nsan Haklar? Sözle?mesi'nin, örne?in bir 'devlet ba?vurusu' (m. 33) mekanizmas?yla dü?ünmek belki anla??labilir olabilirdi. Ama bireysel davalar konusunda de?il. Çünkü Türkiye yurtta?lar? olarak, bizim öncelikle ilgilenmemiz gereken hukuk kurallar? ve bunlara ili?kin uygulamalar bu ülkedeki hukuk ve uygulamas?d?r. Tart??t???m?z ve ba?ka ülkeleri dava etmeye giri?ti?imiz konulardaki ifade özgürlü?ünü, bu ülkede savunmakta ve korumakta büyük sorunlar?m?z varken ve benzeri giri?imler bu konuda yeterince dillendirilmekten uzaktayken, Fransa üzerinden ifade özgürlü?ünü tart??mak, biraz kolay bir hak mücadelesi olmaz m??
Üstelik böyle bir giri?im, Türkiye'nin ilk kez bir uluslararas? uyu?mazl???n? hukuk önünde çözme giri?imi olarak da nitelenemez. Türkiye'nin, hukuku kullanma becerisine ba?l? olarak çözümledi?i birçok uluslararas? sorun oldu. Ve bu konulardaki ba?ar?l? sonuçlar hâlâ etkilerini sürdürmekte.
1915 ve sonras?ndaki olaylar ve bunlardan do?an insani ac?lar? dü?ünmek, dü?ündüklerimizi hemen mahkemelerde tescil ettirerek k?vanç duymak yerine, sadece dü?ünmeyi ve kavramay? gerektiriyor. Hukukun, bu çabalar?nda, insanlar? te?vik edici bir düzeni sa?lama bak?m?ndan bir i?levi olabilir, ama bundan öte bir i?levi olamaz. Oysa adalet anlay???n?n olabilir. Çünkü nas?l bir adalet anlay???n? benimsedi?imiz sorusunun cevab?, asl?nda kendimizi nas?l tan?mlad???m?zla ilgilidir. Bugünlerde, Frans?zlar?n nas?l saçmalad?klar?n? hukuken tahlil etmek ve buna cevaplar dö?enmek yerine, kendimizi nas?l tan?mlamak istedi?imiz sorusuna yönelmemiz daha anlaml? olabilir. Bu yönelimde, kendimizinkilerin yan? s?ra ba?kalar?n?n ac?lar?n? görmeye de yer aç?yor muyuz, yoksa buna hiç yerimiz yok mu? K?saca, kendimizi nas?l tan?ml?yoruz? |