AnasayfaÝletiþim
  
English
Makaleler

FRANSA â??ÇIKMAZ SOKAKâ??TA ISRAR EDERSE...

Can BAYDAROL
11 Ekim 2006 - Zaman

="justify">12 Ekim 2006, Türkiye-Fransa ili?kilerine kara bir leke gibi dü?meye aday tarih. E?er Frans?z politikac?s? neyle oynad???n?n fark?na varmaz, “Ermeni soyk?r?m? yoktur!” iddias?nda olanlar? cezaland?rmay? yasala?t?rma yönünde oyunu kullan?rsa, a??r sonuçlar? olacak bir sürece imzas?n? atm?? olacak.

¦1vetiyeyi engellemek için hâlâ vakit var m?? Bilemiyoruz. Umudumuz sa?duyunun galebe çalmas?…

D?? politikay? iç politikadan ay?ran ince çizgi, “birincisinde ç?karlara, ikincisinde ise duygulara hitap etmekten geçer” dersek, herhalde çok hatal? bir saptama yapmam?? oluruz. Bu ba?lamda da uluslararas? ili?kilerin, “a?k, nefret, gurur, vb.” kavramlarla aç?klanmamas? için verdi?imiz çabalar anlaml? olur. Zira, bu temel varsay?mdan hareket ederek, ne zaman uluslararas? ili?kilerimizde duygular?m?za yenik dü?sek, o duygular? sömürmek için pusuda bekleyenlerin kârl? ç?kt???n? görmekten, aç?kças? b?kt?k!..

Yine politikan?n bütününe yönelik olarak yap?lmas?n?n do?ru olaca??n? sand???m?z bir di?er saptama da, asl?nda bu yönetim sanat?n?n özünde genel hatlar? ile “alg?” yönetiminin yatt???d?r. Burada da sizin ne söyledi?iniz ya da yapt???n?zdan ziyade, “nas?l” alg?land???n?z önem ta??r. Bu yönetimi do?ru yapanlar hedeflerine ula??rlarken, bu yönetimde tökezleyenler, belki hiç öyle dü?ünmeseler, hatta tamamen aksi do?rultuda hayallerin pe?inde ko?salar bile tökezlerler.

Bu iki temel yakla??mdan ç?karabilece?imiz ana fikir ise, yönetilenlerin aksine, yönetenlerin duygular?n?n olmamas? gerekti?idir. Belki çok ac?mas?z ve insanca olmasa dahi, yönetime talip olanlar?n özellikle o göreve geldikten sonra evlerindeki bir odaya kilitleyip, o odan?n da anahtar?n? denizin derinliklerine atmalar?n? gerektiren ?ey, hiç ku?kusuz duygular?d?r.

Fransa’n?n gerçek amac? ne?

Bu siyaset felsefesini and?ran giri?i neden yapt?k? Çok basit bir noktay? belirli bir analitik süzgece oturtmak için. Fransa neden Ermenilere yönelik soyk?r?m yap?ld??? iddias?n?n olmad???n? savunanlar? cezaland?rmak için bunca çaba sarf ediyor? E?er:

?iddete davetiye ç?kartmamak kayd? ile bir dü?ünceyi savunman?n suç olamayaca?? evrensel temel hak ve özgürlüklerin öncelikli, hatta bir numaral? kural? ise;

Bu tür bir kanunun yasala?mas? halinde, 600 y?ll?k geçmi?inden bahsedilen Türk-Frans?z dostlu?u onar?lamayacak derecede yara alacak ve bu yaran?n sonuçlar? Fransa’n?n hem Türkiye’deki, hem de bölgedeki ç?karlar?n? do?rudan olumsuz yönde etkileyecek ise;

Fransa’n?n bu tavr?n?n Ermenistan ile Türkiye aras?ndaki ili?kileri düzeltmek bir yana daha da olumsuz etkileyece?i a?ikâr ise;

Kanunun ç?kmas?ndan tek yararlanacak olanlar, dogmatik bir milliyetçilik içinde her tarafta dü?man arayanlar ise,

Bu sat?r?n yazar? da dahil olmak üzere bu ülkede belirli bir Frans?z kültürünü e?itim hayatlar? süresince alm?? olmaktan art?k yava? yava? pi?man olur hale geldiler ise, yap?lmaya çal???lanlar? bir yarar/ç?kar mant??? süzgecinde tahlil etmeye imkan yoktur.

Yok Frans?z siyasi eliti, art?k kendisini a?t?, mikro ulusal ç?karlar?n? feda etmek u?runa mega idealleri u?runa bu tür bir yasaya oy atacak gibi bir safsataya e?er hâlâ inananlar varsa, o zaman en ba?a dönüp, bir dü?üncenin aç?klanmas?n? suç sayman?n özgürlükler ülkesi(!) Fransa’ya ne kadar yak???p yak??mad???n? sorgulamak da herhalde bizlerin hakk? olur.

Önemli bir soru daha soral?m: “Siyasette önemli olan nedir?” diye… Birinci Dünya Sava??’nda ?ngiliz Savunma Bakanl???’nda görevli bir istihbarat ajan? kimli?indeki bir tarihçinin (ki görevi ?ngilizlerle sava?an devletlerin aleyhine propaganda malzemesi üretmektir) iddialar?n? me?rula?t?rmak, acaba neden Frans?z siyasetçisinin görevidir? Toynbee’ye ve me?hur “Mavi Kitap”?na sahip ç?kmak Frans?zlar?n i?i neden olsun? Herhalde dostumuz demeye art?k dilimiz varmayan Frans?z siyasetçisine aç?kça ?unu hat?rlatmakta yarar var. Siyaset bilgisi ile u?ra?anlar?n i?i, geçmi? ile u?ra?mak. Geçmi?ten günümüze geçerli bir foto?raf çekme becerisini sergilemek için belli verileri olu?turmak. Haydi Frans?zcas?n? yazal?m, kendimi de içinde gördü?üm “politologue” dedi?imiz, yani siyasetin mant??? ile u?ra?anlar?n görevleri, me?guliyetleri ya da hobileri bu. Buna kimisi siyaset bilimi diyor, benim gibi kelimelerle fazla oynamay? sevenlerin ise dili bilime dönmüyor, “bilgi” laf?n? tercih ediyor. Zira e?er bilim derseniz, örne?in yukar?da ad?n? zikretti?imiz Toynbee’yi “ne derse desin bir bilim adam? ve bütün do?rular? vazeden bir referans noktas? olarak” kabullenmek zorunda kal?rs?n?z. Bir istihbarat ajan?n?n “objektif” bilim ile ili?kisi ne kadar olabilir? Siyasal bilgiler, kaç?n?lmaz olarak “sübjektif” unsur ta??r ve o yüzden de pozitif bilimler kategorisine sokulamazlar.

Türkiye-AB ili?kileri üzerine birkaç ders

Neyse, dönelim hat?rlatmam?z?n ikinci noktas?na ve yine Frans?zcas?n? yazal?m. Siyasetin ikinci aktörü niteli?indeki siyasetçiler yani “politicien”lerin görevi ise, mevcut foto?raf karesinden yola ç?karak gelece?in kurgusu ile u?ra?makt?r. Bu durumda da gelelim bu bölümün ba?l???ndaki soruya. Kendisini a?t??? iddias?ndaki Frans?z siyasetçisi, kendi ulusal ç?karlar? pahas?na geçmi?in tart??mal? kulvarlar?nda yüzerken nas?l bir gelecek kurgulamakta oldu?unun ne kadar bilincindedir? Öyle ya, sonunun nereye varaca??n? kestiremedi?i bir nefret tohumunu Türkiye ile ili?kilerine ekmek ve dolay?s? ile kendi ülkesinin ç?karlar?na ayk?r? hizmet etmek, sadece tart??mas?z dogmalardan beslenen ve kendi gayrime?ruiyetini di?erinin gayrime?ruiyeti üzerine me?rula?t?rma çabas? içinde olan fanatik milliyetçili?e davetiye ç?kartmak, acaba ulvi Frans?z elitinin muhte?em gelecek kurgusu mudur? Gerçekten gelecek ulvi anlamda sizi ilgilendiriyor mu? Yoksa küçük seçim hesaplar? içinde birkaç yüz bin fanatik diaspora Ermeni milliyetçisinin oylar?n?n pe?ine mi dü?tünüz? Peki o fanatik diaspora Ermeni milliyetçisi, gerçekten Ermenistan’?n gelece?i ile gerçekçi bir ?ekilde ilgili mi?

Son dönemlerde AB’nin Türkiye’deki temsilcisinin bir laf? üzerinde çokça durduk ve ele?tirdik. Herr Kretschmer, yaz aylar?nda yay?nlanan bir kamuoyu anketinde Türk halk?n?n AB deste?inin yüzde 70’lerden yüzde 43’e dü?mesine anlam veremedi?ini aç?klam??t?. Biz de dilimiz döndü?ünce, AB’nin Türkiye’de nas?l alg?land???na bakmalar?n? ?iddetle önermi?tik. Özellikle “yetkisiz” ve “sorumsuz” Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunun tart???lmas? s?ras?nda, Türk kamuoyunun hassasiyetlerinin AB taraf?ndan dikkate al?nmas? gere?ini, aksi takdirde bu görüntünün Türkiye’de AB = fanatik diaspora Ermeni Milliyetçili?i’nin, fanatik K?br?s Rum Milliyetçili?i’nin, fanatik ayr?l?kç? Kürt Milliyetçili?i’nin destekçisi olarak alg?lanmas?na hizmet etti?ini ifade etmi?tik. Söz konusu raporun ilave unsur olarak Pontus Rum Milliyetçili?i ile Süryani Milliyetçili?i’ni de gündemimize getirmek sureti ile sadece Türkiye’deki AB kar??tlar?n? güçlendirdi?ini her vesile ile anlatmaya çal??m??t?k. Gerek Komisyon’un Geni?lemeden sorumlu üyesi Oli Rehn’in ve gerekse bir sonraki dönem Ba?kan? Almanya’n?n ?ansölyesi Anita Merkel’in ziyaretleri s?ras?nda kulland?klar? üslup, bu görüntüyü tamir etmek aç?s?ndan oldukça takdire ?ayand?. Özellikle de Komiser Rehn’in Fransa’daki yasa giri?imine kar?? tak?nd??? tavr? da bu noktada alk??lamak gerekir.

Bu görünümden ç?karmam?z gereken ilk ders, hiç ku?kusuz, AB içinde sadece Türkiye’nin dü?manlar?n?n ya?amad???, Türkiye’nin AB’ye tam üyeli?i için en az bizler kadar mücadele edenlerin de oldu?udur. Bu mücadele edenlerin ba??nda da 8 y?l sonraki ba?ar? öyküsünü Türkiye’nin tam üyeli?i ile yazacak olan Avrupa Komisyonu ve bu kurumun temsilcileri gelmektedir. ?üphesiz bu kurumla da özellikle teknik müzakereler s?ras?nda çat??aca??z. Ama her AB’li birbirine benzer, yakla??m?ndan art?k lütfen kaç?nal?m.

Say?n Merkel’in Federal Alman ?ansölyesi olma s?fat? ile ahde vefaya sahip ç?kmas? bizleri sevindirdi. Ancak H?ristiyan Demokrat lideri olma s?fat? ile aç?klad??? dü?üncelerine ku?ku ile yakla?maya devam etmekte yarar oldu?unu asla unutmayal?m. Bu süreç içinde Türkiye’yi AB’de görmek istemeyenlerin manevralar? ile s?k s?k kar??la?aca??z. Buna duygusal olarak haz?rl?kl? olmam?z ve mant???m?z? önce kendi ulusal, ard?ndan Dünya’n?n global ç?karlar? ad?na yitirmememiz gerekti?ini sürekli hat?rlayal?m ve hat?rlatal?m. Dilerseniz Frans?z Parlamentosu’nun son giri?imini de bu perspektifte de?erlendirebiliriz. Lütfen tepkilerimizi her f?rsatta ifade edelim ama ölçüyü kaç?rmayal?m.

Geçelim spekülatif sorular?m?za: Acaba Alman dostlar?m?z Fransa’n?n Türkiye’nin Ermeni soyk?r?m?n? üstlenmesi için yapt??? giri?imleri nas?l kar??larlar? Öyle ya, tarihteki ilk tescilli soyk?r?m?n sahibi olma a??rl???ndan kurtulmak herhalde oldukça rahatlat?c? olsa gerek diye insan ister istemez dü?ünmüyor de?il. Ayn? do?rultuda ikinci soruyu Musevi dostlar?m?za soral?m. Onlar ne demek istedi?imizi anlam??lard?r. Uzatmaya gerek yok. Üçüncü sorumuz da umar?z 12 Ekim 2006 günü Nobel’le taçland?r?lacak olan ünlü yazar?m?z Orhan Pamuk’a. H?rant Dink’in gösterdi?i medeni cesareti 11 Ekim’e kadar gösterebilecek misiniz? En az?ndan benim gibi dü?ünenlerin vicdanlar?nda aklanman?z için yapaca??n?z aç?klamalar için 12 Ekim geç olabilir.

    Makaleye Yorum Yaz        Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar


«  »