AnasayfaÝletiþim
  
English
Makaleler

ERMEN? MESâ??ELES?NDE R?SKL? ADIMLAR: III

Durmuþ HOCAOÐLU
27 Kasým 2006 - Yeni Ça?

="justify">Ermeni mes’elesinde kesin bir çözüm aray??? olarak milletleraras? bir mahkemeye gitme te?ebbüsünün riskleri sâdece buraya kadar dercettiklerimizden ibâret olmu? olsayd?, yine de belki göze al?nabilir evsafta say?labilirdi. Ancak daha fazlas? var; öylesine ki, bu - ve benzeri - bir mevzûda milletleraras? bir mahkemeye gitmeyi de?il ki teklîf ve fakat hattâ kabûl bile eden taraf olmadan önce bin kere dü?ünmek gerek. Çünkü bu noktadan îtibâren art?k mes’elenin teknik ve hukukî taraf?na de?il felsefî taraf?na intikal etmi? olmaktay?z.

±ikli olmakla yap?lacak hatâlar?n tevlîd edece?i netîceler ve müte?ebbislerin omuzlar?na yüklenecekleri vebâl de o nisbette a??r olacakt?r. Bu hükûmetin bugüne kadarki birçok politikas?ndan edinmi? oldu?um tecrübe ile, bu mevzûda da felsefî bir derinlikten mahrum, hâdiselerin ak???na göre ?ekillendirilen vaz?yet al??larla kar?? kar??ya bulundu?umuzdan ciddî sûrette ?üphe etmekte oldu?umu söylemeliyim. Hâl böyle ise, bu, bir trajedi ile noktalanabilecek bir mâceraya gözü kara dalmak demektir. Zîra, Bismarck’?n vurgu ile belirtmi? oldu?u gibi, “devlet makinas? ânî geli?melere müsâit de?ildir” [*]. Yâni, devlet, bir sür’at teknesi gibi kolay ve ânî manevra yapabilemez; O, a??r tonajl?  büyük bir gemiye mü?âbihtir, ânî manevralara dayanamaz. Bu sebeple de her devletin her hususta, anî sürpizler kar??s?nda haz?rl?ks?z yakalanmamak için en ince teferruat?na kadar üzerinde tefekkür edilmi? as?l ve yedek projeleri olmal?d?r; günümüzün yayg?n tâbiriyle, A plan? yan?nda ayn? plan?n akamete u?ramas? hâlinde hemen devreye konabilecek bir B, bir C plan? gibi.
Bu sebebe binâen, hakîki siyâset, ta?ra siyâsetinden farkl? olarak, otuzbe? hamle sonras?n? görebilen birinci s?n?f bir satranç oyuncusu gibi oyun kurabilmek demektir.
?mdi bu teklîf ne bir B plan? olabilir ve ne de C ve ilââhir; asla telâffuz dahi edilmemelidir. 
Gayet basit: Böyle bir dâvâ, mâhiyeti gere?i meselâ A?HM’de veya bir ba?kas?nda görülenlerden, usûlden önce esastan farkl?d?r. Vâk?a A?HM’yi kabûl etmek dahi netîceten, bir devletin hükümranl???n?n en temel esaslar?ndan olan kendi hukukunu kendisi tâyin etme prensibine halel getirmesi noktai nazar?ndan tam ba??ms?zl?k prensibini zedelemektedir; ancak, ‘bir yere kadar’, devlet ile vatanda?? aras?nda halledilemeyen hukukî bir uyu?mazl?k durumunda kerhen de olsa tahammül edilebilir bir?ey olarak telâkkî edilebilir, belki. Fakat burada vaz?yet esastan radikal bir farkl?l?k arzetmektedir; çünkü bu mahkemede yarg?lanacak olan, evvelen ve behemâl bilinmelidir ki, bir devlet de?il bir millet ve buna ba?l? olarak, bir milletin haysiyeti, ?erefi, vekar?, gururu, tarihi, istikbâlidir ve vatan?d?r.
Bir milletin “yarg?lanabilir” oldu?ununun kabûl edilmesi, bizzat yarg?lanmas?ndan daha alçalt?c?d?r. Zîra, sâlisen yine behemâl bilinmelidir ki, milletler mahkemelerde yarg?lanamazlar; hiçbir milletin istikbâli ve kaderi mahkeme salonlar?nda tâyin ve tesbît edilemez. Buras?, ba??ms?z ulus-devlet olmakl???n temel prensibi olarak, devletlerin, s?radan ahlâkî kaanunlara tâbî kurumlar olmad???n? ve hiçbir devletin hiçbir sûrette bir ba?ka merci’taraf?ndan muhâkeme edilemeyece?ini - çünkü bu takdirde muhâkeme edilenin devlet olma vasf? sâk?t olur - temel bir prensip olarak vaz’eden Hegel’in dahi t?kand??? noktad?r. Böyle bir fikir, saf bir mücerret fikir olarak dahi gayri me?rû olaca?? gibi, böyle bir mahkeme Nürnberg mahkemesinden dahi daha a?a??lay?c? olacakt?r. 
Bu îtibarla, mahkemenin netîcesinden ba??ms?z olarak - kazan?laca??ndan kesinkes emîn olunulsa dahi - böyle bir mahkemede yarg?lanmay? kabûl etmek, Türk milletinin “yarg?lanabilir” oldu?unu kabûl etmek demektir; i?te bu, asla me?rû addedilemez.
Mükerreren: Milletler mahkemelerde yarg?lanamazlar; hiçbir milletin istikbâli ve kaderi mahkeme salonlar?nda tâyin ve tesbît edilemez.

Onun yeri ba?kad?r.

[*] Otto Von Bismarck., Dü?ünceler ve Hât?ralar., Çeviren: Nijad Akipek., Millî E?itim Bakanl??? Yay?nlar?., C: II., ?stanbul, 1991., s.191

    Makaleye Yorum Yaz        Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar


«  »