Öz:En genel hatlarýyla bu makale küreselleþme sürecinin Ermenistan üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadýr. Bu çerçevede küreselleþmenin Ermenistan’ýn siyasi, ekonomik ve sosyal hayatýný nasýl etkilediði incelenmeye çalýþýlmýþtýr. Makale Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti (1918-1920) ve Sovyet Ermenistaný (1920-1991) süreçlerini deðerlendirerek Ermenistan’ýn siyasi ve sosyo-ekonomik evrimini ortaya koyan bir bölümle baþlamaktadýr. Ýkinci bölüm ise Ermenistan’ýn baðýmsýzlýðýný kazanmasýnýn ardýndan küreselleþme dinamiklerine uyum sürecinin analizine ayrýlmýþtýr. Bu bölüm, üç alt bölümde ele alýnmýþtýr. Birinci alt bölümde demokratikleþme sürecine odaklanýlarak küreselleþmenin siyasi etkileri, ikinci bölümde özelleþtirme ve merkezi ekonominin liberalleþtirilmesi çerçevesinde küreselleþmenin ekonomik etkileri, üçüncü bölümde ise Ermenistan’a getirileri ve götürüleriyle küreselleþmenin sosyo-kültürel etlileri incelenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Ermenistan, Sovyet Ermenistaný, küreselleþme, demokratikleþme, liberalleþme, özelleþtirme
Abstract:In most general terms, this article aims to analyze the implications of globalization on . In doing that, it tries to demonstrate how the process of globalization have been influencing Armenian political, economic and social life. The article starts with an introductory chapter on political and socio-economic evolution of through the Democratic ArmenianRepublic (1918-1920) and then the Soviet (1920-1991). The second part of the article is devoted to the adaptation of to the dynamics of globalization after its independence. Within this framework, there are three sub-sections examining the political impacts of globalization with a particular emphasis on democratization; the economic impacts of globalization via privatization and liberalization of central economy and the socio-cultural impacts of globalization including the costs and benefits of this process on .
Güney Kafkasya bölgesinin Azerbaycan ve Gürcistan ile beraber üç ülkesinden biri olan Ermenistan, 1991 yýlýnda Sovyetler Birliði’nin daðýlmasýnýn ardýndan baðýmsýzlýðýný kazanmýþ bir ülkedir. Bu tarih aslýnda önemli bir tarihtir; zira 1990’lar Soðuk Savaþ’ýn bitiþini, dolayýsýyla küreselleþme sürecinin dünya çapýnda bir fenomen olmasýný simgeleyen yýllardýr. Ermenistan da elbette bu sürecin dýþýnda kalamamýþ ve küreselleþmenin yarattýðý fýrsatlardan ve sorunlardan büyük ölçüde etkilenmiþtir.
Bu makalenin amacý küreselleþme sürecinin Ermenistan üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu çerçevede Ermenistan’ýn siyasal, ekonomik ve toplumsal hayatýnýn küreselleþme sürecinden nasýl etkilendiði ve bu sürece karþý ne tür tepkiler gösterdiði incelenecektir. Ermenistan’ýn küreselleþme sürecindeki dönüþümü aslýnda pek çok kalkýnmakta olan ülke ile benzerlik gösterse de, gerek ülke dýþýnda yaþayan Ermenilerin ülke içinde yaþayan Ermenilerden daha fazla olmasý, yani Ermeni diasporasýnýn varlýðý, gerekse Ermenistan’ýn içinde bulunduðu siyasi durum – komþularýyla sorunlu siyasi iliþkileri – Ermenistan’ý özel bir ülke konumuna sokmaktadýr. Bu bakýmdan Ermenistan son derece ilginç bir vaka analizi imkaný sunmaktadýr.
Makale temel olarak iki bölümden oluþmaktadýr. Birinci bölümde kýsaca Ermenistan’ýn Sovyet idaresi altýndaki durumu incelenecek ve buradan Ermenistan’ýn baðýmsýzlýk arifesinde nasýl bir siyasi, ekonomik ve toplumsal yapý içerisinde olduðu anlaþýlmaya çalýþýlacaktýr. Bu bölümde küreselleþme sürecinin etkilerinin tarihsel arka planý da göz önünde bulundurularak, 1980’lerden itibaren Sovyetler Birliði’nin zayýflamasýyla küreselleþme hareketinin Ermenistan’da hissedilmeye baþlandýðý vurgulanacaktýr. Ýkinci bölümde ise baðýmsýzlýk sonrasý süreçte Ermenistan’ýn küreselleþmenin getirdiði demokratikleþme hareketlerinden ve ekonomik liberalleþme hamlelerinden nasýl etkilendiði ve kültürel anlamda küresel/evrensel bir kültür anlayýþýnýn Ermenistan’da nasýl algýlandýðý sorularý üzerinde durulacaktýr. Bu baðlamda bu bölüm siyasi, ekonomik ve sosyal yapýlarýn nasýl dönüþtüðünü analiz etmeyi amaçlamaktadýr. Makale, küreselleþme sürecinin Ermenistan üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerinin tartýþýldýðý bir sonuç bölümüyle noktalanacaktýr.
Bu makalenin hazýrlanýþý sýrasýnda konuyla ilgili birçok kitap ve makale analiz edilmiþtir. Ancak bu konudaki Türkçe literatür son derece sýnýrlýdýr. Özellikle Sovyet Ermenistan’ý konusunda Türkçe kaynak bulmak neredeyse imkansýzdýr. Bu nedenle özellikle Ýngilizce literatüre aðýrlýk verilmiþ, bu yapýlýrken bizzat Ermeni yazarlarýn kitap ve makaleleri de dikkatle incelenmiþtir. Ekonomik ve toplumsal dönüþümleri yansýtan sayýsal veriler ve istatistikler için kimi zaman abartýlý rakamlar taþýyan Ermenistan’ýn resmi istatistik kurumu Armstat’ýn yayýnlarýnýn yaný sýra çeþitli uluslararasý örgütlerin analizleri de kullanýlmýþ, böylelikle daha dengeli sonuçlara ulaþýlmaya çalýþýlmýþtýr. Sonuç olarak, bu çalýþma küreselleþme süreci çerçevesinde Ermenistan’ýn baðýmsýzlýk sonrasý yaþadýðý dönüþümün bir panoramasýný verebilirse amacýna ulaþmýþ demektir.
SOVYETLER BÝRLÝÐÝ YÖNETÝMÝ ALTINDA ERMENÝSTAN
Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Çarlýk Rusyasý’nýn 1917 yýlýnda Ekim Devrimi ile yýkýlmasýnýn ardýndan yaþanan siyasi kaos sýrasýnda Ermeniler tarihleri boyunca ilk kez baðýmsýz bir devlet kurmayý baþarabilmiþlerdir. 1918-1921 yýllarý arasýnda varlýðýný sürdüren Ermenistan Cumhuriyeti bu dönemde siyasi çalkantýlar ve ekonomik krizlerle boðuþmak zorunda kalmýþ, bu noktada halký harekete geçirebilmek için saldýrgan bir dýþ politika izleyerek Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan ile çatýþma içerisine girmiþtir. Rusya’da Bolþeviklerin konumlarýný güçlendirmesinin ardýndan Ermenistan Cumhuriyeti Rus ordularýnýn iþgaline uðramýþ ve 2 Aralýk 1920’de Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adýyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliði’ne dahil olmuþtur.
Genel hatlarýyla bu dönemde Ermenistan 1914’ten beri süregelen savaþlar, kýtlýklar, devrimler ve iç savaþlarla uðraþtýðýndan harap bir haldedir. Ronald Grigor Suny’nin de ifade ettiði gibi 1921 yýlýnda Ermenistan halen yarý-feodal bir yapýnýn sürdüðü tarým temelli bir ekonomiye ve geleneksel köylü kökenli bir topluma sahiptir.[1] Bu nedenle Ermenistan’da kurulan ilk Sovyet hükümetinin amacý ekonomiyi yeniden tesis etmek, kýtlýk koþullarýnda yaþayan Ermenileri besleyebilmek ve siyasi düzeni yeniden saðlayabilmek olmuþtur. Bu çevrede ülkenin iki önemli siyasi topluluðu, Komünistler ve Taþnakçýlar, geçici bir iþbirliði içine girmiþler ve Devrimci Komite (Heghkom) adý verilen ve beþ Komünist iki Taþnakçý üyeden oluþan bir idare mekanizmasý kurmuþlardýr.[2] Komünistlerin ilk anda bütün siyasi gücü ellerine alamamalarýnýn nedeni Komünist düþüncenin Ermenistan’da yeteri kadar güçlü olmamasý ve Taþnakçýlarýn halk tarafýndan benimsenmiþ olmasýdýr.
Devrimci Komite ilk olarak ekonomik krizi sosyalist ekonomi modeliyle çözümlemeye çalýþmýþtýr. Bu çerçevede bütün bankalar ve endüstri tesisleri millileþtirilmiþ, tüm yiyecek stoklarýna el konmuþ ve piyasa ekonomisini ortadan kaldýracak sýnýrlamalar getirilmiþtir. Bu önlemlerin ardýndan yerini güçlendiren Komünistler Taþnakçýlarla yaptýklarý geçici ittifaký bozarak, Taþnakçýlarý tasfiye hareketine giriþmiþlerdir. 1921 ve 1922 yýllarý Taþnakçýlar ve Komünistler arasýnda neredeyse bir iç savaþa varan çatýþmalara sahne olmuþ, bu siyasi kriz ancak 1922 yýlýnda daha ýlýmlý bir Komünist iktidarýn yönetimi ele geçirmesiyle kýsmen sona ermiþtir. Bu ýlýmlý idare, bir önceki yönetimin radikal ekonomi politikalarýný Lenin’in tanýmladýðý Yeni Ekonomi Politikasý[3] çerçevesinde yumuþatmýþ ve neredeyse tamamen millileþtirilen ekonomide çiftçilere ürettikleri mallar üzerinde tasarruf hakký saðlayarak kýsmi bir rahatlama saðlamýþtýr.
1920’lerde Ermenistan nüfusunun yaklaþýk %90’ý tarýmla uðraþmaktaydý. Yeni Ekonomi Politikasýnýn getirdiði rahatlama sayesinde köylülerin yaþam koþullarý iyileþtirildi; 1926 yýlýna gelindiðinde tarýmsal üretim savaþ öncesi tarýmsal üretimin %71,5’ine ulaþmýþtý.[4] Bu arada özellikle dýþ ülkelerden Ermenistan’a bir göç akýný baþlamýþ, Erivan’ýn 1913 yýlýnda 30.000 olan nüfusu 1926 yýlýnda 65.000’e ulaþmýþtýr. Ekonominin kýsmi bir rahatlama içerisine girmesi siyasi hayatý da bir nebze yoluna koymuþ, hatta 1920’lerin ilk yarýsýnda Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan ile bir Kafkas Birliði projesine kalkýþmýþtýr. Ancak bu proje ilerleyen dönemlerde sonuçlandýrýlamamýþtýr. Komünistlerin iyice güçlenmesi ile Taþnaksutyun Partisi Kasým 1923’te kapatýlmýþtýr. Böylece Komünist rejim Ermenistan’da tamamen yerleþmiþ ve alternatif bir rejim imkâný sona ermiþtir.
1920’lerde gözlemlenen bir diðer önemli geliþme de diðer Sovyet Cumhuriyetlerinden farklý olarak güçlü Ermeni milliyetçiliði ile uzlaþmaya yönelik adýmlar atýlmasýdýr. Bu dönemde Sovyetler Birliði kültürel anlamda da yerelleþtirme veya kökleþtirme olarak çevrilebilecek olan ‘korenizatsiia’ adlý bir politikaya yönelmiþtir. Bu politikaya göre Ermenistan dýþýnda yaþayan Ermenilerin Ermenistan’a dönmeleri teþvik edilmiþ, Ermeni dili resmi dil olarak ilan edilmiþ ve Ermeni kültürünü araþtýrmak üzere birçok enstitü kurulmuþtur.[5] Kýsacasý 1920’lerde Sovyet yönetiminin amacý milliyetçilik duygularýný halký tahrik edecek þekilde köreltmeden sosyalizmin Ermenistan’da yerleþmesini saðlamaktýr.
1920’lerin bu geçici iyimserlik havasý 1930’larda Stalin’in yönetimi ele almasýyla sona erdi. Stalin Lenin’in ýlýmlý sosyalizm düþüncesini bir tarafa býrakýp ülkenin radikal bir þekilde kalkýnmasýný saðlayabilmek için çok sert tedbirlere baþvurdu. 1929 yýlýndan itibaren bütün tarýmsal üretim yeniden millileþtirildi; kolhoz adý verilen büyük çiftlikler kuruldu ve halk bu çiftliklerde zorunlu hizmete tabi tutuldu. Ermenistan halkýnýn bu tedbirlere tepkisi sert oldu. Özellikle hayvanlarýný merkezi idareye teslim etmek istemeyen Ermeniler bu hayvanlarý itlaf etmeyi tercih ettiler. Suny’ye göre 1928-1933 yýllarý arasýnda 800.000’den fazla büyük ve küçükbaþ hayvan itlaf edildi.[6] Stalin’in bu sivil direniþe tepkisi sert oldu. 1939 yýlýna gelindiðinde bütün Ermeni köylüleri kolektif çiftliklerde çalýþmak zorunda býrakýldý.
Bu radikal tedbirlerin toplumsal maliyeti bir tarafa býrakýlacak olursa, Ermenistan bu dönemde endüstrileþme yolunda önemli adýmlar atmýþtýr. Ermenistan’da bir iþçi sýnýfý oluþmuþ ve 1939 yýlýnda bu sýnýf toplam nüfusun %31,2’sini oluþturmuþtur. 1935 yýlýnda endüstriyel üretim toplam üretimin % 62’sine tekabül etmektedir ki bu rakam daha on yýl önce ekonomisinin tamamý tarýma dayalý bir toplum için muazzam bir atýlým anlamýna gelmektedir.[7]
Ancak Stalin’in sert politikalarý Ermenistan’da Stalin karþýtý bir komünist hareketin oluþmasýný teþvik etmiþtir. Bu hareket biraz güçlenip sesini duyurmayý baþarsa da Stalin 1936–1937 yýllarý arasýnda bu rakip hareketin tasfiyesine giriþmiþ, bu yýllarda neredeyse muhalif hareketin tüm ileri gelenleri öldürülmüþtür. Bunun yaný sýra 1930’larda ‘korenizatsiia’ hareketi de rafa kaldýrýlmýþ, Rusça eðitim zorunlu hale getirilmiþ ve Ermenice birçok isim Rusça isimlerle deðiþtirilmiþtir.[8]
Bütün bu süreç Ýkinci Dünya Savaþý ile daha vahim bir hale gelmiþtir. Ýstatistiklere göre 1941-1945 yýllarý arasýnda Ermeni nüfusunun %12’si, yani yaklaþýk 174.000 kiþi hayatýný kaybetmiþtir. 1952 yýlýna kadar Ermenistan savaþ öncesi nüfusuna ulaþamamýþtýr.[9] Savaþ ayný zamanda yerel milliyetçiliði de sona erdirmiþ, Ermeni halkýnýn kurtuluþunun Stalin’in ellerinde olduðu imajý güçlendirilmiþ, böylece Stalincilik güç kazanmýþtýr.
Ancak Stalincilik bu gücünü Stalin’in ölümüne kadar sürdürebildi. Stalin’den sonra Sovyetler Birliði’nin yönetimini ele alan Nikita Khrushchev, Stalinciliðin yeni koþullara ayak uyduramayacak kadar katý bir sistem olduðunu düþünmekteydi ve 1950’lerin ikinci yarýsýndan itibaren Stalincilik tasfiye edilmeye baþlandý. Bunun için önce büyük bir baský unsuru olan gizli polis teþkilatý ortadan kaldýrýldý, daha sonra kýsmi bir yerel milliyetçilik halkýn tepkilerini azaltmak için teþvik edildi.
Stalin’in sert kalkýnma ekonomisinin yarattýðý hantal ve aðýr endüstriye dayanan ekonomik sistem de yerini daha esnek bir ekonomik yapýlanmaya býraktý. Bu çerçevede Ermenistan’daki büyük çiftlikler daðýtýlarak, daha küçük ancak daha verimli çalýþan çiftlikler kuruldu. Bu arada Stalin zamanýnda konan tahýldan baþka bir ürün üretme yasaðý kaldýrýldý ve Ermenistan’da üzüm, meyve-sebze ve tütün üretilmeye baþlandý. Bütün bu geliþmeler neticesinde sosyo-ekonomik yapý da büyük bir dönüþüm geçirmekteydi. Buna göre 1950’de Ermenistan nüfusunun %46’sý tarým ve ormancýlýkla geçinirken, bu oran 1960’da %39’a, 1975’te de %22’ye düþmüþtü. Buna karþýn endüstri sektöründe çalýþan nüfusun oraný 1950’de %24 iken, bu oran 1960’da %32’ye, 1975’te ise % 38’e ulaþtý. Yine 1950-1978 yýllarý arasýnda endüstriyel üretim yýllýk ortalama %9,9 oranýnda arttý. Kýsacasý 1978 yýlýna gelindiðinde 1913 yýlý ile karþýlaþtýrýldýðýnda Ermenistan’ýn endüstriyel üretimi 335 kat artmýþtý.[10]
Ermenistan ekonomisin bu geliþmesi ayný zamanda Sovyetler Birliði’ne baðýmlýlýðý da beraberinde getirmekteydi. Bilindiði üzere Sovyet sistemi her Sovyet Cumhuriyetinin belli alanlarda uzmanlaþmasýný ve diðer alanlarda diðer Cumhuriyetlere baðýmlý olmasýný gerektiriyordu. Örneðin bazý Cumhuriyetlerde tüm nüfus tarýmsal üretime yönlendirilirken, diðerlerinde endüstri üretimi ön plana alýnýp tarým ihmal ediliyordu. Bu baðýmlý ekonomiden en fazla etkilenen Sovyet Cumhuriyeti ise Ermenistan’dý. Öyle ki 1989 yýlýnda Ermenistan’da yapýlan endüstriyel üretimin %50.8’i, endüstri alanýnda verilen kredilerin ise %71.9’u Sovyetler Birliði’nden gelecek olan teþviklere baðlýydý.[11]
Ekonomideki hýzlý geliþmenin yarattýðý bir diðer sorun da kayýt dýþý ekonomiydi. Halkýn refah seviyesi arttýkça farklý ürünlere talep de artýyordu. Ancak komünist rejimin kýsýtlamalarý rejimin belirlediði ürün grubu dýþýnda ürünün ithalatýný yasakladýðý için Ermenistan’da kayýt dýþý ekonomik yapý son derece güçlü hale gelmiþti. Ekonomik geliþme ayný zamanda daha önce bastýrýlan yerel milliyetçiliði de güçlendirmekteydi. Pek çok Ermeni yazar Ermeni halkýnýn ülkenin ekonomik kaynaklarý üzerinde tek egemen güç olmasý gerektiðini savunmaya baþlamýþtý. Bu aykýrý sesler özellikle 1980’lerin baþýnda Doðu Avrupa’da görülmeye baþlanan Sovyet karþýtý kýpýrdanmalarla paralellik arz etmekteydi. Kýsacasý demokratikleþme, serbest piyasa ekonomisi vb. Batýlý deðerler özellikle 1970’lerin sonundan itibaren önce Doðu Avrupa’da daha sonra da Ermenistan’da yanký bulmaya baþlamýþtý.
1985 yýlýnda Mikhail Gorbaçov’un Sovyetler Birliði’nin baþýna geçmesi yeni bir dönemin iþaretlerini vermekteydi. Son derece gerçekçi bir politikacý olan Gorbaçov Sovyetler Birliði’nin Batý ile girdiði mücadelede yenik duruma düþtüðünün ve bu düþüþün ancak Sovyetler Birliði’nin Batýlý deðerlere kýsmen uyum saðlamasýyla engellenebileceðinin farkýndaydý. Bu çerçevede Gorbaçov üç temel strateji geliþtirdi. Bunlardan birincisi Sovyet ekonomik ve siyasi sisteminin çaðýn gereklerine ayak uyduracak þekilde yeniden düzenlenmesi anlamýna gelen ‘perestroika’; ikincisi Sovyetler Birliði vatandaþlarýnýn sosyal ve siyasi haklarýnýn, bunlarýn baþýnda da ifade ve eleþtiri özgürlüðünün tanýnmasý amacýný taþýyan ‘glasnost’; üçüncüsü merkezi siyasi sistemin gevþetilerek yönetime demokratik katýlýmýn arttýrýlmasýný amaçlayan ‘demokratizatsiia’ydý.[12]
Aslýnda Sovyetler Birliðine baðlý bütün cumhuriyetleri derinden etkileyen bu politikalar Ermenistan’da beklenen etkiyi yaratamamýþtýr. Bunun iki temel nedeni vardýr. Birincisi 1988 yýlýnda yaþanan büyük Ermenistan depreminin yarattýðý ekonomik kriz ve ikincisi yine 1988 yýlýnda Karabað sorununun ortaya çýkmasýdýr.
7 Aralýk 1988 tarihinde merkez üssü Ermenistan’ýn kuzey batýsýnda bulunan Spitak þehri olan Richter ölçeðine göre 6.9 þiddetindeki deprem yaklaþýk 25.000 kiþinin ölümü ve Spitak þehrinin neredeyse tamamen yerle bir olmasý ile sonuçlanmýþtý. Bununla beraber Gümrü’deki endüstri tesislerinin tamamýna yakýnýnýn, Kiravakan’daki kimya tesislerinin, bu arada da birçok hastane, okul ve diðer kamu binalarýnýn yýkýlmasý Ermenistan ekonomisini derin bir krize sürüklemiþti.[13]
Daha 1980’lerin ortalarýndan itibaren Azerbaycan’a baðlý bir özerk bölge olan Karabað’da bölgenin Ermenistan’a baðlanmasýný amaçlayan bir Ermeni hareketi görülmeye baþlanmýþtý. Bu hareket 18 Þubat 1988’de Ermenilerin çoðunluðu oluþturduðu Karabað Parlamentosu’nda bölgenin Ermenistan’a baðlanmasý kararýnýn alýnmasý ile sonuçlandý. Ancak, Sovyetler Birliði Komünist Partisi Merkez Komitesi, bu kararýn ülkedeki Azeri ve Ermeni toplumlarý arasýndaki iliþkilere zarar verdiðini ve aþýrý milliyetçilerin tahriki olduðunu belirterek kabul etmemiþtir. Buna karþý yapýlan gösteriler Gorbaçov’un 26 Þubat’ta yaptýðý yatýþtýrýcý bir konuþma ve Erivan’da seçilen “Karabað Komitesi” temsilcilerini kabul etmesi sonucunda geçici olarak durmuþ, ancak iki toplum arasýnda çatýþmalar hýz kazanmýþtýr.[14]
Gösterilerin ve çatýþmalarýn hýz kazanmasý üzerine Sovyet Parlamentosu Yüksek Kurulu 28 Kasým 1989 tarihinde Karabað’ýn doðrudan Moskova tarafýndan yönetilmesi sistemine son vermiþtir; ancak Sovyet askerleri bölgeyi terk etmemiþ ve Karabað, kuramsal olarak Azerbaycan idaresine geri dönmüþtür. Sovyet Yüksek Meclisi Azerbaycan’dan iki ay içinde Karabað’a tam ve gerçek özerklik veren kanunlarý çýkarmasýný istemiþtir. Karabað sorunu bu sürecin ardýndan Ermenistan Parlamentosu Karabað konusunda Sovyetler Birliði’nin aldýðý kararlarý veto edebileceðini açýkça dile getirmiþ, böylece Sovyetler Birliði’nden kopuþun ilk adýmlarý atýlmýþtýr.[15]
Çatýþmalarýn iki ülke arasýnda bir savaþa dönüþmesi ise Ocak 1990’da gerçekleþmiþtir. Çatýþmalarýn hýz kazandýðý yýl ortasýnda Ermenistan’da Parlamento seçimleri yapýlmýþ ve Temmuz ayýnda Levon Ter-Petrosyan yeni Ermenistan Parlamentosu’nun baþkaný seçilmiþtir. Nihayet Ermenistan Parlamentosu 23 Aðustos 1990 tarihinde bir Baðýmsýzlýk Bildirgesi kabul etti. Buna göre Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin adý ‘Ermenistan Cumhuriyeti’ olarak deðiþtirildi; Ermenistan Cumhuriyeti’nin kendi kendini idare eden, devlet otoritesine sahip, baðýmsýz, egemen bir devlet olduðu, Ermenistan’da sadece Ermenistan Anayasasý ile kanunlarýnýn geçerli olduðu belirtildi. Bildirgeye göre Ermenistan kendi ordusunu ve güvenlik güçlerini kuracak, baþka ülkelerin Ermenistan topraklarý üzerinde askeri birlikler bulundurmasý ve askeri üstler kurmasý sadece Ermenistan Devleti’nin kararýyla mümkün olabilecekti.Ermenistan Cumhuriyeti baðýmsýz bir dýþ politika güdecek, yabancý ülkelerle ve Sovyetler Birliði’nin diðer cumhuriyetleriyle doðrudan iliþki kurabilecekti. Ermenistan’ýn kendi parasý, milli bankasý, vergi ve gümrük daireleri ve eðitim sistemi olacaktý. Kýsacasý Ermenistan fiilen baðýmsýz bir ülke konumuna gelmiþti ancak halen Sovyetler Birliði’nden ayrýldýðýný açýkça dile getirmemiþti. Bunun nedeni de Karabað meselesinde Sovyet desteðini kaybetmekten çekinmesiydi.[16]
Bütün bu çekiþmelerin neticesinde Ermenistan’da 21 Eylül 1991 tarihinde Sovyetler Birliði’nden baðýmsýzlýk için bir referandum yapýldý ve katýlýmcýlarýn %94’ü baðýmsýzlýk lehine oy kullandý. Ermenistan’ýn baðýmsýzlýðý 23 Eylül’de ilân edildi. Böylece 20. yüzyýlýn baþýnda yaklaþýk üç yýl yaþayabilen baðýmsýz Ermenistan devleti bir istisna olarak kabul edilirse, ilk baðýmsýz Ermeni Cumhuriyeti 1991 yýlýnda kurulmuþ oldu.
KÜRESELLEÞME SÜRECÝNDE ERMENÝSTAN
Siyasi Baðlam: Ermenistan’da Demokratikleþme Hareketleri ve Sorunlar:
Küreselleþme sürecinin siyasi dinamiklerinin baþýnda demokratikleþme hareketleri yer almaktadýr. Özellikle Sovyetler Birliði’nin daðýlmasýnýn ardýndan demokratik deðerler hýzla demokratik olmayan rejimlerle yönetilen ülkelere yayýlmýþ, böylelikle bir çok ülkede demokratikleþme yolunda önemli adýmlar atýlmýþtýr. Ermenistan’da bu sürecin dýþýnda kalmamýþtýr. Ermenistan’ý özel bir duruma getiren nokta ise bir siyasi çatýþmanýn, Karabað sorununun, Ermenistan’daki demokratikleþme hareketlerinin yerleþmesine ve güçlenmesine katký saðlamasýdýr. Peter Rutland’a göre Karabað sorunu Ermenistan’ýn demokratikleþmesi sürecine dolaylý olarak çok önemli bir katký saðlamýþtýr. Öyle ki, Karabað sorununda Sovyetler Birliði’nin kararsýz kalmasý, hatta Azerbaycan’ý destekleyen bir tutum izlemesi, Ermenistan’da komünist rejime karþý duyulan tepkiyi körüklemiþ ve demokratikleþme hareketlerinin toplum nezdinde itibar kazanmasýný saðlamýþtýr.[17]
Rutland Ermenistan’ýn demokratikleþmesi ile ilgili baþka bir ilginç hususu daha dile getirmekte ve Sovyetler Birliði genelinde ve Ermenistan özelinde demokratikleþme hareketinin radikal çevreden hareketli merkeze doðru gerçekleþtiðini ileri sürmektedir. Diðer bir deyiþle demokratikleþmeyi körükleyen geliþmeler hassas ve çatýþmalý çevre bölgelerinde baþlamýþ, daha sonra merkeze yani baþkentlere yayýlmýþtýr. Örneðin Ermenistan’ýn demokratikleþme sürecini körükleyen geliþmeler önce Karabað’da daha sonra da Erivan’da görülmüþtür. Ayný þekilde Ukrayna’daki demokratikleþme hareketi önce Lvov kentinde baþlamýþ daha sonra Kiev’e sýçramýþtýr. Hatta Sovyetler Birliði için bile benzer bir süreç geçerlidir; Sovyetler Birliði’nin çevre bölgesi olarak kabul edilen Baltýk Cumhuriyetleri ve Ermenistan, Gürcistan gibi Kafkas Cumhuriyetlerinde baþlayan demokratikleþme süreci, daha sonra Moskova’ya ulaþmýþtýr.[18]
Ermenistan’ýn demokratikleþme serüvenine dönecek olursak, Ermenistan siyasi sisteminin içinde bulunduðu demokratikleþme krizinin yeni cumhuriyetin daha ilk günlerinden itibaren Ermenistan siyasetine damgasýný vurduðu söylenebilir. Aslýnda yeni Ermenistan’ýn ilk siyasi belgesi olarak nitelendirilebilecek olan ve 2 Aðustos 1990 tarihinde yayýmlanan Baðýmsýzlýk Bildirgesi hukukun üstünlüðü, güçler ayrýlýðý prensibi ve ordunun siyaset dýþýnda býrakýlmasý gibi demokrasilerin olmazsa olmaz koþullarýnýn Ermenistan’da uygulanacaðýný müjdelemekteydi.[19] Ter Petrosyan’ýn en yakýnlarýndan biri olan ve bir dönem Ermenistan Yüksek Sovyeti Genel Sekreterliði görevini yürüten Ara Sahakyan, bu çerçevede baðýmsýzlýðýn ilk yýllarýnda mülkiyet özgürlüðü, tarým alanlarýnýn özelleþtirilmesi, kitle iletiþim araçlarýnýn yaygýnlaþtýrýlmasý, özgür seçimlerin gerçekleþtirilmesi vb. demokratik açýlýmlarýn hayata geçirildiðini vurgulamaktadýr.
Ermenistan Cumhuriyetinin ilk Devlet Baþkanlýðý seçimi de demokratikleþme yönünde özgür seçimlerin yapýldýðý bir süreç olarak görülebilir.Seçim sonucunda baðýmsýzlýk öncesi son Ermenistan Parlamentosu’nun Baþkaný Levon Ter Petrosyan devlet baþkaný olarak seçilmiþtir. Ancak seçim sýrasýnda yaþanan yolsuzluklar, seçim sürecinin kendisinden daha fazla gündeme gelmiþtir. Nitekim seçim sýrasýnda gözlemci olarak görev yapan bazý Amerikalý yetkililer seçimlerin ‘adil olmaktan uzak’ olduðunu vurgulamýþlardýr.[20]
Ermenistan’da sadece parlamento seçimleri deðil yerel seçimlerin de adaletten uzak yapýldýðýna dair birçok veri vardýr. Ýki Ermeni siyaset bilimci, Vahe Sahakyan ve Arthur Atanesyan, yazdýklarý makalede seçimlerde seçmenleri tehdit etme, seçimlerden önce seçmenlere rüþvet daðýtma, seçim sandýklarýný çalma, seçim sonuçlarýyla oynama gibi pek çok yöntemin Ermenistan’da yaygýn bir biçimde kullanýldýðýndan bahsederler. Bu yazarlara göre siyasi parti üyeleri tarafýndan oluþturulan yerel seçim komisyonlarý bu yöntemleri sýklýkla uygulamaktadýrlar.[21] Ýki yazar Ermeni toplumunda seçim yolsuzluklarýnýn ve diðer yolsuzluklarýn yaygýn olmasýný Ermeni toplumunda cemaatçiliðin yaygýn olmasýna baðlamaktadýrlar:[22]
“Ermeni seçmeni rüþvet kabul etmeye hazýrdýr; liderler de seçilebilmek için rüþvet vermeye hazýrdýr. Bu korkunç uyum ülkemizin seçim kampanyalarýnda belirleyicidir. Rüþvet veren her vatandaþ, küçük de olsa bir fayda kazanacaðýnýn farkýndadýr ancak bunun için bireysel siyasi haklarýna mal olacak bir bedel öder.”[23]
Elbette Ermenistan’ýn demokratikleþme çabalarýnýn en önemli sonucu Sovyet totaliterliðine karþý baðýmsýz ve demokratik bir Ermenistan’ýn güçlendirilmesini amaçlayan Ermenistan Anayasasý’nýn 1995 yýlýnda kabul edilmesidir. Ermenistan Anayasasý’nýn birinci maddesi Ermenistan Cumhuriyeti’ni egemen, sosyal adalet ve hukukun üstünlüðü ilkelerine baðlý olan bir demokratik devlet olarak tanýmlamakta; böylece devletin rejiminin demokrasi olduðu açýkça belirtilmektedir.[24] Yine üçüncü maddede özgür seçimler garanti altýna alýnmakta, altýncý maddede hukukun üstünlüðü ilkesine ve yedinci maddede çok partili sistemin iþleyiþine vurgu yapýlmaktadýr. Bütün bu ifadeler, en azýndan Anayasa metni üzerinde Ermenistan’ýn Batýlý demokratik deðerlere sahip bir ülke olduðunu ortaya koymaktadýr.
Anayasanýn taslaðý hazýrlanýrken iki konuda iktidar ve muhalefet partileri arasýnda büyük bir çekiþme yaþanmýþtýr. Bu konular Ermeni ‘soykýrýmý’nýn anayasada vurgulanmasý ve çifte vatandaþlýk hakkýnýn tanýnmasýdýr.[25] Bunlardan ilki Ter-Petrosyan yönetimince reddedilmiþtir. Ýkincisi ise özellikle Ermeni diasporasýný Ermenistan’a çekmek amacýyla düþünülmüþtür. Özellikle krizlerle boðuþan Ermenistan ekonomisini rahatlatmak amacýyla zengin Ermeni diasporasýnýn yatýrýmlarýný ülkeye çekmek için yapýlan bu giriþim de Ter-Petrosyan tarafýndan diasporanýn büyük bir bölümünün Taþnakçý olmasý sebebiyle engellenmiþtir.
Bu anayasa ayný zamanda Ermenistan’da bir yarý-baþkanlýk sistemi oluþturulmuþtur. Bu sistem SSCB’nin daðýlmasýndan sonra kurulan devletler arasýnda yalnýzca Baltýk Devletleri ve Moldova’da uygulanmaktadýr.[26] Yarý-baþkanlýk sisteminin Ermenistan için ilk etapta son derece faydalý olduðunu düþünen Sarakyan, siyasi ve ekonomik yeniden yapýlanmanýn etkili bir liderlik gerektirdiðini vurgulamaktadýr. Ancak Sarakyan’a göre siyasi ve ekonomik düzen oturduðunda yarý-baþkanlýk sistemi yerini tam parlamenter sisteme býrakmalýdýr; zira Ermenistan’da yaþanan geliþmeler bu sistemin kötüye kullanýldýðýnýn sinyallerini vermektedir.[27] Kýsacasý, Sarakyan’a göre Ermenistan’da siyasi gerçekler ve ilan edilen ilkeler arasýnda bir boþluk vardýr. Ermenistan’ýn lider kadrosu ya bu kanuni ilkeleri bu gerçeklere uydurmaya çalýþmakta veya bu gerçekleri göz ardý etmektedir.[28]
Küreselleþme sürecinin en önemli getirilerinden biri de devletlerin uluslararasý hukuk kurallarýna saygýlý davranarak çatýþma ve savaþtan kaçýnmanýn bu saygýnýn bir ifadesi olduðunun bilincine varmalarýdýr. Maalesef Ermenistan’ýn bu konudaki sicilinin baþarýlý olduðu söylenemez. Demokratikleþme hareketinin gayet anti-demokratik bir emrivakiye, yani Karabað sorununa, dayandýðý göz önünde bulundurulacak olursa, Ermenistan’ýn çatýþma sürecinden yararlandýðýný söylemek bile mümkündür. Öyle ki, bu çatýþmayý sona erdirecek uzlaþmacý adýmlarý atan Devlet Baþkaný Ter Petrosyan, artan baskýlar üzerine 1998 yýlýnýn Þubat ayýnda istifa etmek zorunda býrakýlmýþtýr. Bir dönem Ermenistan Devlet Baþkanlýðý Baþdanýþmanlýðý görevinde bulunan Gerard Libaridian bu istifayý þu sözlerle deðerlendirmektedir:
...[B]u istifa, Ermenistan’ýn siyasi kültürü ve halký; ülke içinden ve dýþýndan, bu olayda rol oynayan þahsiyetler – Ter Petrosyan ve muhalifleri -; kurumlarýn ve anayasanýn kuvvetli ve zayýf yönleri; yabancý güçler ve ülke içindeki siyasi güçler arasýndaki karmaþýk iliþkiler hakkýnda çok þey anlatmaktadýr.[29]
Ter Petrosyan’ýn istifasýnýn ardýndan yapýlan Baþkanlýk seçimlerini Robert Koçaryan kazanmýþtýr. Koçaryan halefinin aksine Karabað konusunda çok daha sert ve uzlaþmaz bir politika izlemeye baþlamýþ ve ‘soykýrým’ konusu daha sýklýkla gündeme getirilmeye baþlamýþtýr. Koçaryan dönemi ayný zamanda siyasi kirlenme haberlerinin de sýkça gündeme geldiði bir dönem olmuþtur. Özellikle Koçaryan’ýn siyasi rakiplerini etkisiz hale getirmek için acýmasýz yöntemler izlediði, hatta 1999 yýlýnda yapýlan ve ülkenin en önemli siyasi liderlerinden Baþbakan Vazgen Sarkisian, Parlamento Baþkaný Karen Demirciyan ve Parlamento Baþkan Yardýmcýlarý Yuri Bakshian ve Ruben Miroian’ýn öldürüldüðü Ermenistan Parlamentosu baskýnýnýn arkasýnda Koçaryan’ýn bulunduðu iddia edilmiþtir.[30] Koçaryan ayrýca ünlü iþadamý Gagik Tsarukian’dan sonra ülkenin en zengin kiþisi olarak da bilinmektedir. Bu servetinin kaynaðý ile ilgili þaibeler de eksik deðildir.
Son dönemde Ermenistan’ýn bu iki güçlü þahsiyetinin, Gagik Tsarukian ve Robert Koçaryan’ýn, isimlerinin birlikte anýldýðý bir siyasi tartýþma gündeme oturmuþtur. Gagik Tsarukian’ýn 2006 yýlý baþýnda kurduðu Müreffeh Ermenistan Partisi’nin Koçaryan’ýn gizli desteði ile bir yýldan kýsa bir zamanda yaklaþýk 400.000 üyeye ulaþmasý ülkenin muhalefetini de harekete geçirmiþ ve bu ittifakýn Ermenistan’ýn görünen siyasetinin ardýnda yaþanan iç hesaplaþmalarýn bir neticesi olduðu vurgulanmýþtýr.[31] Öyle ki, Ermenistan’ýn halihazýrdaki Savunma Bakaný Serge Sarkisyan’ýn Tsarukian’ý öldürtmeye çalýþtýðý, bundan haberdar olan Koçaryan’ýn da Tsarukian’ýn tepkisini engellemek için ona parti kurdurup desteklediði iddia edilmiþtir. Kýsacasý, Koçaryan dönemi bu tür haberlerin gündemden düþmediði, siyasi yozlaþma ve yolsuzluk iddialarýnýn birbiri ardýna sýralandýðý bir dönem olmuþtur.
Küreselleþmenin Ermenistan siyasetine bir diðer etkisi de Ermenistan’ýn uluslararasý topluma daha fazla entegre olabilmek için çeþitli bölgesel ve küresel uluslararasý örgütlere üye olmasýdýr. Ermenistan 1992 yýlýnda Birleþmiþ Milletler’e ve Karadeniz Ekonomik Ýþbirliði Örgütü’ne, 2001 yýlýnda Avrupa Konseyi’ne ve 2003 yýlýnda Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olmuþtur. Ermenistan ayrýca Avrupa Birliði’nin Komþuluk Politikasý’na ve NATO’nun Barýþ Ýçin Ortaklýk programýna da dahil edilmiþtir.
Küreselleþme sürecinin Ermenistan’ýn siyasi yapýsý üzerindeki etkileriyle ilgili bu bölümü noktalamadan önce Ermenistan’ý özel bir vaka kategorisine sokan Ermeni diasporasý hakkýnda da bazý açýklamalar yapmak yerinde olacaktýr. Esasen devlet dýþý bir aktörün bizzat devlet politikalarýna etki etmesi küreselleþme sürecinin gündeme getirdiði olgulardan biridir ve bu olgunun en önemli araçlarýndan biri olan ‘diaspora’ kavramý Türkiye’de özellikle Ermeni diasporasý ile özdeþleþtirilmiþtir.
Ermeni diasporasý, Libaridian’ýn ifadesiyle dünyanýn en dayanýklý, en iyi organize olmuþ ve farklý siyasi ve kültürel mekanlara ayak uydurma kapasitesi en yüksek olan diasporadýr.[32] Libaridian, Ermeni diasporasýnýn bulunduklarý ülkede kalýcý olmalarýnýn ve entegrasyona tepki göstermelerinin nedenini diasporanýn oluþumunun son derece köklü bir geçmiþe sahip olmasý ve ‘soykýrým’ýn bütünleþtirici bir kimlik imgesi olarak kullanýlmasýna baðlamaktadýr.[33] Diaspora özellikle Ermenistan’ýn baðýmsýzlýðýnýn ardýndan Ermeni siyasetine dahil olmak istemiþ, bunun için de ekonomik gücünü kullanmaktan çekinmemiþtir. Ancak diasporanýn Ermenistan’da katma deðer üretecek yatýrýmlara girmekten özellikle kaçýnmasý Ermeni halký tarafýndan olumsuz olarak algýlanmasýna yol açmýþtýr.
Ekonomik Baðlam: Ermeni Ekonomisinin Liberalleþmesi
Küreselleþme sürecinin ekonomik dinamikleri arasýnda ticari kýsýtlamalarýn kaldýrýlmasý, mallarýn, hizmetlerin, sermayenin ve iþgücünün dolaþýmýný sýnýrlayan etmenlerin hafifletilmesi, kamu sektörünün ekonomideki payýnýn özelleþtirmeler vasýtasýyla azaltýlmasý ve finans piyasalarýnýn deregülasyonu sayýlabilir. Bütün bu dinamikler elbette baðýmsýzlýk sonrasýnda Ermenistan’ý da etkisi altýna almýþtýr. Bu bölümde Ermenistan ekonomisini baðýmsýzlýk sonrasý serbest piyasa ekonomisine dönüþtürme çabalarý ve bu çabalarýn yarattýðý ekonomik bunalým incelenecektir.
Daha önce de belirtildiði üzere, 1988 Spitak depremi, Karabað Savaþý ve bu savaþ sonrasýnda uygulanan ambargolar Ermenistan ekonomisi üzerinde ciddi bir baský oluþturmaktaydý. Karabað meselesi nedeniyle hem Türkiye hem de Azerbaycan ve buna baðlý olarak Nahçývan Özerk Cumhuriyeti Ermenistan’a ambargo uygulamakta ve sýnýr kapýlarýný kapalý tutmaktadýr. Bu durumda zaten herhangi bir denize sýnýrý bulunmayan Ermenistan’ýn Gürcistan ve Ýran sýnýrlarý dýþýnda açýk sýnýrý bulunmamaktadýr. Ýran sýnýrý son derece daðlýk ve ulaþým imkanlarý kýsýtlý bir bölge olduðundan Ermenistan’ýn dýþ dünyaya açýlan kapýsý Gürcistan’ýn Karadeniz kýyýsýndaki Poti limanýdýr ki, bu durum Ermenistan’ý Gürcistan’a baðýmlý kýlmaktadýr.
Savaþ ekonomisinin yarattýðý baskýnýn üstesinden gelebilmek için Ermenistan Hükümeti’nin yaptýðý ilk önemli çalýþma 1991 tarihli toprak reformudur. Komünist rejimin merkeziyetçi ve kolektif ekonomi anlayýþýnýn aksine, yeni Ermenistan Hükümeti daha liberal bir ekonomi politikasý benimsemiþ, bu çerçevede de devletin elindeki topraklarýn çiftçilere daðýtýlmasýný öngören bir yasa tasarýsýný kabul etmiþtir. Böylelikle 1992 yýlýnýn ortalarýna kadar tarým arazilerinin yaklaþýk %60’ý çiftçilere daðýtýlmýþtýr.[34]
Bu politikanýn mimarý olan ve toprak reformunun kararlaþtýrýldýðý dönemde 33 yaþýnda Baþbakan Yardýmcýsý ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakaný olarak görev yapan Grant Bagratyan’a göre toprak reformu büyük bir baþarýyý yansýtmaktadýr. Zira bir buçuk milyon Ermeni çiftçi kendi topraklarý üzerinde kendileri için üretim yapmaya baþlamýþlardýr. Bu da tarýmsal üretimin artmasýna ve olasý bir kýtlýðýn önüne geçilmesine katkýda bulunmuþtur.[35]
Bagratyan bir yýl sonra Baþbakanlýða getirilmiþ ve merkeziyetçi Ermeni ekonomisinin serbest piyasa ekonomisine dönüþebilmesi için o dönemde eski Sovyet Cumhuriyetlerinde son derece popüler olan hýzlý ve büyük çaplý özelleþtirmeler, ticaret serbestlikler ve finansal sektörlerin deregülasyonu gibi stratejileri içeren þok terapisini uygulamaya koymuþtur. Þok terapisi çerçevesinde 1992 yýlýnda Ýnþaatý Tamamlanmamýþ Tesislerin Özelleþtirilmesi Programý Hakkýnda Kanun yürürlüðe konmuþtur. Bu kanunun uygulanmasýyla kýsa vadede endüstri tesislerinin %30’u, uzun vadede ise geri kalan tesislerin özelleþtirilmesi öngörülmekteydi.[36]
Bu çerçevede alýnan önlemler ise Ermenistan için kýsa vadede son derece yýkýcý sonuçlar doðurmuþtur. Örneðin bu politikalarýn yürürlüðe konmasýndan kýsa bir süre sonra enflasyon oraný %500-900 seviyesine kadar yükselmiþtir.[37] 1992 yýlý ekonominin dibe vurduðu bir yýl olarak da adlandýrýlabilir. Zira bu yýlda ulusal gelir %43, endüstriyel üretim %52 oranýnda azalýrken, fiyatlar %1100 oranýnda artmýþtýr. Ayný yýlýn kýþ aylarýnda Ermenistan’a petrol ulaþtýran tek hat olan Gürcistan’dan gelen petrol boru hattýnýn sabotaj nedeniyle kullanýlamaz hale gelmesi, büyük bir yakýt sýkýntýsýna yol açmýþ, Erivan’a yakýt ulaþmayýnca, Erivan çevresindeki ormanlar kesilerek yakýt ihtiyacý karþýlanmaya çalýþýlmýþtýr.[38]
Bu zor koþullar altýnda Bagratyan’ýn da bizzat ifade ettiði üzere, Ermeni halkýnýn yeni yönetime karþý duyduðu tepki artmýþ ve bunu fýrsat bilen eski Komünistler ve aþýrý milliyetçiler yeniden güçlenmeye baþlamýþlardýr. Bagratyan bu süreçte özellikle Karabað sorunu nedeniyle uygulanan ambargonun bir savaþ ekonomisi oluþturma gereðini ortaya koyduðunu ifade etmiþtir.[39]
1991-1994 döneminin Ermenistan ekonomisi için tam bir krizi yansýttýðýný ve küreselleþme sürecinin gereklerini yerine getirmek için yapýlan fedakarlýklarýn had safhada olduðu bir dönem olduðunu söylemek mümkündür. Bu dönemde gayrýsafi milli hasýla %53 oranýnda azalmýþtýr. Krizin etkileri o kadar büyük olmuþtur ki, 1998 yýlýnda dahi Ermenistan’ýn gayrýsafi milli hasýlasý 1990’daki rakamýn yalnýzca %61’ine ulaþabilmiþtir.[40] Halkýn alým gücü göz önüne alýndýðýnda 1998 yýlýnda 1990 yýlýna göre halkýn alým gücünün 10 kat azaldýðý tespit edilmiþtir.[41] Ýþsizlik oranlarý da son derece yüksektir ve resmi rakamlarla uluslararasý kuruluþlarýn verdiði rakamlar arasýnda derin bir uçurum bulunmaktadýr. Örneðin resmi rakamlar iþsizlik oranýný %10,1 olarak açýklarken, Dünya Bankasý bu oranýn %30,7, Uluslararasý Çalýþma Örgütü ise %25 olarak tespit etmektedir.[42]
Bu büyük ekonomik krize raðmen Ermenistan ekonomisinin kýsmen baþarýlý bir biçimde özelleþtirildiðini söylemek mümkündür. Ermenistan Ýstatistik Kurumu Armstat’ýn verilerine göre 1990 yýlýnda özel sektörün toplam gayrisafi milli hasýladaki payý sadece %11.7 iken, bu oran 1992’de %32.7’ye, 1995’te %51,7’ye ve 1998’de %74,5’e ulaþmýþtýr.[43] 1998 yýlýna gelindiðinde özel sektörün tarýmsal üretimdeki payý %98’e, ticaret sektöründeki payý %97’ye, ve endüstri sektöründeki payý %45’e yükselmiþtir.[44] Ayrýca 2000 yýlýndan itibaren Ermenistan ekonomisi bir toparlanma sürecine girmiþtir. Yýllýk ortalama %10.1’lik bir büyüme oranýyla Ermenistan en hýzlý büyüyen ekonomilerin baþýnda gelmektedir.[45]
Küreselleþme sürecinin olmazsa olmazlarýndan biri olan yabancý yatýrýmlarda da göreli bir artýþ gerçekleþmiþtir. 1994 yýlýnda özellikle inþaat sektörüne (bu sektöre yapýlan yatýrým toplam yatýrýmlarýn 2/3’üne tekabül etmektedir) yapýlan yabancý yatýrým oraný toplam yatýrým oranýnýn sadece %18,7’sine tekabül ederken bu oran 1997 yýlýnda %55,3’e ulaþmýþtýr.[46] Ancak ilginç bir noktayý dile getirmekte yarar vardýr. Bilindiði üzere bir ülkeye yabancý yatýrýmýn gelmesi için þeffaflýk, ülkenin siyasi ve ekonomik durumunun uygunluðu ve hepsinden önemlisi ülkeye duyulan güven ön plandadýr. Ermenistan’da Ter Petrosyan yönetiminin böyle bir güven ortamý saðladýðý yabancý yatýrýmlarýn 1994-1997 döneminde yaklaþýk 3 kat artmasýndan anlaþýlabilir. Oysa 1998 yýlýnda yabancý yatýrýmlar yarý yarýya azalmýþ ve %25,9 seviyesine gerilemiþtir.[47] Bu gerilemede 1997 yýlýnda Uzakdoðu’da yaþanan ve bütün dünyaya yayýlan ekonomik krizin etkisi olduðu kadar, sert politikalarý ve þaibeli arka planý ile Cumhurbaþkanlýðýna seçilen Koçaryan’ýn uluslararasý piyasalara güven telkin edememesi de etkilidir. Öyle ki, 2003 yýlýnda toplam doðrudan yabancý yatýrýmlar gayrýsafi milli hasýlanýn yalnýzca %4’ünü oluþturmaktadýr. Bu oran, Ermenistan’ýn da içinde bulunduðu alt-orta gelir seviyesine sahip ülkelerin ortalamasýndan da (%6) düþüktür.[48]
Kýsacasý Ermenistan ekonomisi 1990’larýn ilk yýllarýnda yaþanan krizi yavaþ yavaþ atlatmaya baþlamýþtýr. Ancak bu krizin sosyal maliyetleri çok büyüktür ve bu çalýþmanýn son bölümünde bu sosyal maliyetler incelenecektir.
Sosyal Baðlam: Ýnsan Haklarý, Fakirlik, Kadýn ve Azýnlýk Haklarý
Küreselleþme sürecinin Ermenistan üzerindeki etkileri analiz edilirken sosyal baðlam konunun dýþýnda býrakýlamaz. Küreselleþme sürecinin en olumlu etkilerinin baþýnda insan haklarýnýn tüm dünyanýn kabul ettiði evrensel deðerler haline getirilmesi yatmaktadýr. Bunun yaný sýra kadýn haklarýnýn korunmasý, kadýn-erkek eþitsizliðinin ortadan kaldýrýlmasý, azýnlýk haklarý gibi hususlar da son derece önemlidir. Bütün bu olumlu özelliklerine raðmen, küreselleþme süreci ayný zamanda bir takým sorunlarý da beraberinde getirmektedir. Zenginler ve fakirler arasýndaki uçurumun artmasý, yani gelir daðýlýmýndaki adaletsizlikler, fakirlik, eðitim ve saðlýk hizmetlerinin yeterince yaygýnlaþamamasý vb. hususlar küreselleþme sürecinin daima olumlu sonuçlar doðuramadýðýný göstermektedir. Ýþte bu bölümde bu sürecin Ermenistan’ýn sosyal yapýsý üzerindeki etkileri incelenecektir.
Öncelikle olumlu bir etki olarak iletiþim teknolojilerinin geliþmesinin Ermenistan’da nasýl yanký bulduðuna bakmak faydalý olacaktýr. Ýletiþim teknolojilerinin altyapýsý 1995 yýlýndan 2005 yýlýna kadar Ermenistan’da büyük ölçüde geliþme göstermiþtir. Ýstatistiklere göre 2000 yýlýnda her bin kiþiye 17.4 cep telefonu ve 6.5 internet donanýmlý bilgisayar düþerken, bu oran 2005 yýlýnda sýrasýyla 678,8 ve 22,9’a çýkmýþtýr.[49]
Ermenistan’ýn insan haklarý alanýndaki performansý ise tatmin edici olmaktan uzaktýr. Sadece 2002 yýlýnda gözaltýnda iþkence nedeniyle öldüðü tespit edilen kiþi sayýsý beþtir ve bu ölümler nedeniyle yargýlanýp ceza alan polis yoktur.[50] Ayrýca Ermenistan’da pek çok yüksek rütbeli bürokrat ve politikacý son yýllarda faili meçhul cinayetlere kurban gitmiþtir. Sadece 1998 yýlýnda öldürülenlerin arasýnda Ulusal Güvenlik ve Ýçiþleri Bakanlýðý Müsteþarý Artsun Margarian, Ermenistan Demiryollarý direktörü Hambartzum Ghandilian, Savunma Bakanlýðý Müsteþarý Vahram Khorkhoruni, Ermenistan Baþsavcýsý Henrik Kachatrian ve Ashtarak Bölgesi Merkezi Yürütme Komitesi Baþkaný Hovannes Sukiasian sayýlabilir.[51] Yalnýzca en temel insan hakký olan yaþama hakký deðil ayný zamanda ifade özgürlüðü ve basýn hürriyeti de Ermenistan’da sýk sýk ihlal edilmektedir. Bazý gazeteler sansüre uðramakta, gazetelerin genel yayýn yönetmenleri hakkýnda davalar açýlmakta, hatta bazý durumlarda gazete bürolarý basýlarak gazete çalýþanlarý ve yöneticileri darp edilmektedir.[52]
Ýnsan haklarýnýn bir diðer boyutu olan azýnlýk haklarý meselesine gelince Ermenistan bütün eski Sovyet Cumhuriyetleri içerisinde en homojen nüfusa sahip ülke olduðundan azýnlýk sorunu neredeyse yok denecek kadar azdýr. Nüfusun yaklaþýk %98’i Ermenidir ve ona yakýn azýnlýk grubu nüfusun sadece %2’sini oluþturmaktadýr.[53] En büyük azýnlýk grubu Ermeni nüfusunun yaklaþýk %1,5’ini oluþturan (60.000 kiþi) Kürtlerdir ve Kürtlerin %88’i kendilerini Yezidi olarak tanýmlamaktadýrlar. Yezidiler yaþadýklarý bölgelerde kurulan okullarda Yezidi dilinin öðretilmesi gibi bazý haklara sahiptirler. Kürtleri Ukraynalýlar (8300 kiþi) Ruslar (8000 kiþi), Süryaniler (8000 kiþi) ve Rumlar (6000 kiþi) takip etmektedir. Bu azýnlýklarýn çoðu kendi dillerinde gazete çýkarabilme, vakýflar ve sivil toplum kuruluþlarý kurma vb. haklara sahiptirler. Kýsacasý, Ermenistan, azýnlýklarý nüfuslarýnýn azlýðýndan dolayý hiçbir zaman tehdit olarak algýlamamýþ ve genellikle azýnlýk haklarýný koruyan bir tutum izlemiþtir.
Kadýn haklarý meselesinde ise halen daha alýnmasý gereken çok yol vardýr. Her ne kadar kadýn erkek eþitliði anayasa çerçevesinde garanti altýna alýnmýþ ve okuma yazma oranlarý göz önüne alýndýðýnda bu eþitlik gözetilmiþ olsa da, özellikle iþsizlik ve fakirlik sýnýrýnýn altýnda yaþama kriterleri göz önüne alýndýðýnda, kadýnlarýn erkeklerden daha olumsuz koþullarda bulunduklarý gözlemlenebilmektedir. Örneðin 2003 verilerine göre kadýn iþsizlik oraný %14.4 iken erkek iþsizlik oraný bunun neredeyse üçte biri kadardýr. Ýki cinsin iþsizlik oranlarý arasýndaki açýklýk son yýllarda Ermenistan’da yurt dýþýna göç edenlerin büyük çoðunluðunun erkek olmasýna ve diðer ülkelerden gelen baðýþlarýn kadýnlarýn istihdamýnýn arttýrýlmasýna yönelik çalýþmalarda kullanýlmasýna raðmen giderek artmaktadýr.[54]
Ermenistan’ýn sosyal anlamda en kronik problemlerinin baþýnda fakirlik gelmektedir. Birleþmiþ Milletler Kalkýnma Programý (UNDP)’nin hazýrladýðý 2006 tarihli Ýnsani Kalkýnma Endeksi’nin Ermenistan bölümüne göre[55], 1990-2004 yýllarý arasýnda ortalama olarak nüfusun %2’si günde bir dolardan daha az, %31,1’i günde iki dolardan daha az gelire sahiptir. Ayný dönemde devletin belirlediði fakirlik sýnýrýnýn altýnda yaþayan nüfusun oraný ise %50.9’dur, yani nüfusun yarýsýndan fazlasý fakirlik sýnýrýnýn altýnda yaþamaktadýr. Bunun yaný sýra gelir daðýlýmý arasýndaki uçurum da son derece ciddidir. Nüfusun en zengin %20’si toplam gelirin %42.8’ine sahipken, en fakir %20 toplam gelirin sadece %8.5’ine sahiptir. Yine ayný raporda verilen istatistiklere göre nüfusun %8’i temiz içme suyu kaynaklarýndan yoksundur. 5 yaþýn altýndaki çocuklarýn %3’ü ise yetersiz beslenme sorunuyla karþý karþýyadýr. 2001-2003 yýllarý arasýnda nüfusun yaklaþýk %29’u yetersiz beslenmektedir. Her 1000 çocuktan 32’si beþ yaþýna ulaþmadan hayatýný kaybetmektedir. Kýsacasý fakirlik ve buna baðlý sorunlar Ermenistan için kronik bir sorun olarak algýlanabilir.
SONUÇ
Bu makalede en genel hatlarýyla küreselleþme sürecinin Ermenistan üzerindeki etkileri analiz edilmeye çalýþýlmýþtýr. Bu sürecin siyasi, ekonomik ve sosyal dinamikleri nasýl etkilediði, Ermenistan’da ne tür deðiþikliklere yol açtýðý, hangi fýrsatlarý ve sorunlarý beraberinde getirdiði tartýþýlmýþ, bu tartýþma istatistiksel verilerle desteklenerek okuyucuya baðýmsýzlýk sonrasý Ermenistan’ýn bir panoramasýnýn sunulmasý amaçlanmýþtýr. Bu çerçevede, Ermenistan’ýn küreselleþme sürecinin aslýnda baðýmsýzlýktan önce özellikle 1980’lerin baþýndan itibaren baþladýðý belirtilerek, kýsa bir tarihsel arka plan sunulmuþ, böylelikle Ermenistan’ýn siyasi, ekonomik ve toplumsal yapýsýnýn geçirdiði evrim gözler önüne serilmiþtir.
Sovyetler Birliði’nin daðýlmasýnýn ardýndan Ermenistan demokrasisi güçlenerek merkezi ve totaliter rejimin etkilerini ortadan kaldýrmýþtýr. Ancak yine de demokrasinin tam anlamýyla yerleþtiðini söylemek zordur. Özellikle seçimlerin halen yeterince adil yapýlamamasý, Ermenistan’ýn önde gelen siyasetçilerinin adýnýn türlü skandallara karýþmasý ve rüþvet ve yolsuzluðun ciddi olarak varlýðýný sürdürmesi demokratik sistemi zedeleyen unsurlarýn baþýnda yer almaktadýr.
Küreselleþme sürecinin ekonomik etkileri göz önüne alýnacak olursa, küresel sistemin Ermenistan ekonomisi için fýrsattan çok maliyet meydana getirdiðini söylemek yanlýþ olmaz. Özellikle Karabað sorununun sürekli gündemde tutulmasý nedeniyle Ermeni ekonomisinin sürekli bir savaþ ekonomisi modeliyle yürütülmesi, Ermenistan’a uygulanan ambargolar, ve baðýmsýzlýðýn ilk yýllarýnda gerek Spitak depreminin olumsuz etkileri, gerekse uygulanan þok terapisinin neticesinde Ermenistan ekonomisinin büyük bir krize girmesi, ülkenin küreselleþme sürecinin faydalarýndan yeteri kadar yararlanamamasý sonucunu doðurmuþtur. Yine de son yýllarda ekonomide bir düzelme eðilimi baþlamýþ ve Ermeni ekonomisi toparlanma sürecine girmiþtir. Kýsa vadede bu iyileþme trendinin sürmesi Karabað sorununda atýlacak olan olumlu adýmlara baðlýdýr.
Ermenistan’ýn yaþadýðý ekonomik kriz, sosyal bir krizi de beraberinde getirmiþtir. Özellikle fakirlik oranýnýn son derece yüksek olmasý ve gelir daðýlýmýndaki adaletsizlik küreselleþme sürecinin Ermenistan üzerindeki olumsuz etkileri olarak dikkat çekmektedir. Özellikle kadýn haklarý ve insan haklarý alanýnda büyük eksiklikler mevcuttur. Her ne kadar eðitim ve saðlýk alanýnda, azýnlýk haklarý ve iletiþim teknolojileri alanlarýnda önemli adýmlar atýldýysa da genel olarak sosyal yapýnýn güçlendirilmesi ve tüm eþitsizliklerin giderilmesi için alýnacak daha çok önlem vardýr.
Sonuç olarak bu çalýþma Ermenistan’ýn evrimini izlemek için ilginç bir deneyimdir. Ülkenin pek çok kendine has özelliðinin olmasý kimi zaman diðer ülkelerden farklý bir süreç izlenmesine neden olmuþtur. Bu çalýþmada bu farklýlýklar da göz önünde tutulmaya çalýþýlmýþ, böylece küreselleþme sürecinin Ermenistan’ý nasýl þekillendirdiði açýklanmýþtýr.
[1] Ronald Grigor Suny, “Soviet Armenia’” Richard Hovanissian Der., Armenian People from Ancient to Modern Times, New York, St. Martin’s Press, 2004, 2 cilt, Cilt 2, s. 348.
[2] Ronald Grigor Suny, “Soviet Armenia”…, s.348.
[3] Yeni Ekonomi Politikasý: 1921 yýlýnda yapýlan Onuncu Komünist Parti Kongresinde açýklanan Yeni Ekonomi Politikasýnýn Mimarý Nikolai Bukharin’e göre Rusya henüz tam manasýyla sosyalist bir ekonomiyi yürütebilecek altyapýya sahip deðildir. Ekonomisinin büyük bir bölümü tarýma dayalý bir toplumda sosyalizmi uygulayabilmek için bir takým özel politikalara ihtiyaç duyulmaktadýr. Ýþte Yeni Ekonomi Politikasý tarýmsal ekonomi modelini sosyalist ekonomi modeliyle birleþtirmeyi amaçlayan bir anlayýþý yansýtmaktadýr. Detaylý bilgi için bkz. Jonathan J. Bean, “Nikolai Bukharin and the New Economic Policy: A Middle Way?”, The Independent Review, Cilt 2, Sayý 1, Yaz 1997, s. 80-81.
[4] Ronald Grigor Suny, “Soviet Armenia”…, s.352.
[5] Ronald Grigor Suny, “Constructing Primordialism: Old Histories for New Nations”, Journal of Modern History, Cilt 73, Sayý 4, 2001, s. 879.
[6] Ronald Grigor Suny, “Soviet Armenia”…, s.359.
[7] Ronald Grigor Suny, “Soviet Armenia”…, s.361.
[8] Ronald Grigor Suny, “Soviet Armenia”…, s.364.
[9] Ronald Grigor Suny, “Soviet Armenia”…, s.367.
[10] Tüm bu istatistikler için bkz, Ronald Grigor Suny, “Soviet Armenia”…, ss. 372-373.
[11] Armand Sarian, “Economic Challenges Faced by the ArmenianState”, Demokratizatsiya, Cilt 14, Sayý 3, Yaz 2006, ss. 194-195.
[12] Bu üç politika ile ilgili detaylý bilgi için bkz., Alisha Leight ve Philip Sashako, “Gorbachev, Perestroika and Glasnost: An Evaluation of Aspirations and Tribulations”, makalenin tam metni için URL: http://www.uwm.edu /Dept/Grad_Sch/McNair/2005/leight.pdf
[13] 1988 depreminin ekonomik etkileri için bkz. “Armenian Earthquake”, Earthquake Engineering Research Institute Newsletter, Cilt 23, Sayý 5, Mayýs 1989, s. 3.
[14] Ömer Engin Lütem, “Karabað Sorunu”, makalenin tam metni için bkz. URL: http://www.eraren.org/ bilgibankasi/tr/ErmeniSorunuBilgiBelgelerCD/dosyalar/3/Tr/OMER_LUTEM_KARABAG_SORUNU.doc
[15] Ömer Engin Lütem, “Karabað Sorunu”…
[16] Ömer Engin Lütem, “Karabað Sorunu”…
[17] Peter Rutland, “Democracy and Nationalism in ”, Europe-Asia Studies, Cilt 46, Sayý 5, 1994, s. 857.
[18] Peter Rutland, “Democracy and Nationalism…, s. 857.
[19] Ara Sahakyan ile yapýlan mülakattan alýnmýþtýr. “The Politics of Independence and Transition”, Demokratizatsiya, Cilt 14, Sayý 3, Yaz 2006, s. 174.
[20] Peter Rutland, “Democracy and Nationalism…, s. 854.
[21] Vahe Sahakyan ve Arthur Atanesyan, “Democratization in : Some Trends of Political Culture and Behavior”, Demokratizatsiya, Cilt 14, Sayý 3, Yaz 2006, s. 350.
[22] Vahe Sahakyan ve Arthur Atanesyan, “Democratization in…
[23] Vahe Sahakyan ve Arthur Atanesyan, “Democratization in…
[24] Ermenistan Anayasasý’nýn tam metni için bkz. Igor S. Oleynik Der., : Foreign Policy and Government Guide, WashingtonD.C., International Business Publications, 2002, ss. 110-135.
[25] Igor S. Oleynik Der., : Foreign…
[26] “The Politics of Independence…, s. 176.
[27] “The Politics of Independence…, s. 177.
[28] “The Politics of Independence…, s. 179.
[29] Gerard Libaridian, Ermenilerin Devletleþme Sýnavý: Baðýmsýzlýktan Bugüne Ermeni Siyasi Düþünüþü, Ankara, Ýletiþim Yayýnlarý, 2001, s. 73.
[30] Araz Arslanlý, “Ermeni Muhalefeti 2007'ye Hazýrlanýyor”, Cumhuriyet, 4 Temmuz 2006.
[31] Ruzanna Stepanian, “Tycoon Rejects Oppositionist's Conspiracy Theory”, RFE/RL, 15 Ocak 2007; “Armenian DM Planned Assassination Attempt On Leader Of Prospering : NU Leader”, Arminfo, 15 Ocak 2007.
[34] Peter Rutland, “Democracy and Nationalism…, s. 855.
[35] Hrant Bagrantyan ile mülakat. “Economic Reform and War”, Demokratizatsiya, Cilt 14, Sayý 3, Yaz 2006, s. 193.
[36] Glenn E. Curtis ve Ronald Grigor Suny, “”, Glenn E. Curtis Der., , and : Country Studies, Washington D. C., Federal Research Division Publications, 1995, s. 50.
[37] Glenn E. Curtis ve Ronald Grigor Suny, “”.
[38] Glenn E. Curtis ve Ronald Grigor Suny, “”.
[39] “Economic Reform and…, s. 192.
[40] Armstat (Ermenistan Ýstatistik Kurumu), “Peculiarities and Stages of Economic Reform in , 1991-2000”, bu raporun tam metni için bkz. URL: www.armstat.am/Publications/1991-2000/tntbar_91_98eng/ index.html
[41] “Peculiarities and Stages of Economic…
[42] Birleþik Devletler Uluslararasý Kalkýnma Ajansý’nýn (USAID) Nisan 2005 tarihli “Economic Performance Assessment: ” baþlýklý raporundan alýnmýþtýr. Raporun tam metni için bkz. URL:http://www.usaid. gov/locations/europe_eurasia/countries/am/docs/economic_performance_assessment.pdf
[43] “Peculiarities and Stages of Economic…
[44] “Peculiarities and Stages of Economic…
[45] “Peculiarities and Stages of Economic…
[46] “Peculiarities and Stages of Economic…
[47] “Peculiarities and Stages of Economic…
[48] “Economic Performance Assessment…
[49] Armstat (Ermenistan Ýstatistik Kurumu), “ in Figures, 2006”, raporun tam metni için bkz. URL: www.armstat.am/Arm/Publications/2006/Armenia_2006/indexen.html
[50] Igor S. Oleynik, Der., : Foreign…, s.83.
[51] Igor S. Oleynik, Der., : Foreign…, s.85.
[52] Igor S. Oleynik, Der., : Foreign…, ss. 93-94.
[53] Ermenistan’da azýnlýklarla ilgili olarak bu makalede kullanýlan veriler Avrupa Güvenlik ve Ýþbirliði Teþkilatý bünyesinde Gomik Asatiryan ve Victoria Arakelova tarafýndan hazýrlanmýþ olan ve 2002 yýlýnda yayýmlanan “Ethnic Minorities of Armenia” baþlýklý rapordan alýntýlanmýþtýr. Raporun tam metni için bkz. URL: http://www.osce.org/documents/oy/2002/01/148_en.pdf
[54] “Economic Performance Assessment…
[55] Birleþmiþ Milletler Kalkýnma Programý (UNDP), “2006 Ýnsani Kalkýnma Raporu”, raporun tam metni için bkz. http://hdr.undp.org/hdr2006/statistics/countries/data_sheets/cty_ds_ARM.html